.jpg)
Alınan bilgilere göre evli, iki çocuk babası Erol Akçay köyüne yakın bir alanda harabe halinde bulunan askeri binayı ihalede alarak sökmeye başladı.
Çıldır Sağlı Ocağında çalıştığı öğrenilen 49 yaşında ki Erok Akçay harabe binayı söktüğü sırada çöken beton kirişin altında kalarak can verirken olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
**GURBETÇİLER GÖLE’DE ŞARAMPOLE YUVARLANDILAR..
*07/072016 Tarihli Haber
Geçtiğimiz gün yaşanan ve birçok gurbetçinin yaralandığı iki trafik kazası ardından bu kez de Göle’de gurbetçiler trafik kazası geçirdiler.
Alınan bilgilere göre yaz tatillerini geçirmek için Ardahan’ın Göle ilçesine gelen bir minibüs dolusu gurbetçi Göle’ye 5 kilo metre kala bilinmeyen araçlarının bir nedenle yoldan çıkması ardından şarampole yuvarlandılar.
13 Kişinin yaralandığı kazada yaralılar Ardahan’ın da içinde bulunduğu çevre hastanelere sevk edildiği öğrenildi.
Bilindiği gibi geçtiğimiz günde gurbetten Ardahan’a gelirken Erzurum yolunda meydana gelen kazada 15 gurbetçi yaralanmış, bu kazanın hemen akabinde bu kez Hanak’a gelen gurbetçiler trafik kazası geçirmiş, bir kişi ağır yaralı olmak üzere, toplam 4 kişinin yaralanmıştı.

**Düğün iptal edilmedi..
Başta Güneydoğu’da olmak üzere ülke genelin de yaşanan çatışmalar sonucu 8 askerin hayatını kayıp ettiği aynı günde kızını evlendiren Başkan ve o düğüne katılan Genelkurmay başkanı tartışılmaya devam ediyor.
Bize, ‘hayırlı olsun’ demekten başka bir şeyin düşmediği bu gelişmelerin yaşanmaya başladığı günlerde bende çokları gibi bu düğünün ertelenip, ertelenmeyeceğini merak etmiş ve ele aldığım yazımla bu yönde bir soru sormuştum..
Hem de benim davet edilmediğim ama nasıl tek tek seçildiklerini çok merak ettiğimi 6 bin kişinin katıldığı bir düğüne katılamadıysakta, oluşturduğu trafiğine katılmanın mutluluğunu (!) yaşayanlardan oldum..
Evet, ‘hayırlısı olsun’ diyerek, iptal edilmeyen düğün tartışıla dursun, diğer bir önemli gelişme de MHP yakasında yaşanıyordu..
Çünkü 40 gün 40 gece sürmesi de ihtimal düğün yapılmış, bitmiş ama MHP’de kongre bir türlü yapılamadı..
Mahkemelerin karıştığı, bakanlığın karıştığı ileri sürülen, hükümetin parmağının içinde olduğu iddia edilen MHP’nin bir türlü yapılamayan kongresinin de tartışılmaya devam ettiği şu günler de CHP’de de kongre yönünde bazı kıpırdamalar olduğunu da duymaktayız..
Ve bunlar yaşanırken yeni başbakanın kim olacağı tartışmalarının gölgelendiği de dikkatlerden kaçmazken, bunun acaba kasıtlı mı olup olmadığını da merak etmek gerekir..
Çünkü oturduğu koltuğu altında çekilen Davutoğlu’nun bu kadar kısa sürede unutturan yandaş ve havuz medyasının yönlendirdiği kamuoyu sanırım gün geçtikçe daha da oturuyor gibi..
Çünkü düğünü Başkan’a yaptıran, Genelkurmay’ı düğüne gönderen, MHP’den soran CHP’yide karıştırmak isteyen aynı medya ve basının attığı manşetlerden yapılıp, yapılmayacak denen düğün bitmişti..
Çatışmaların aralıksız sürdüğü, her gün yeni şehitlerin geldiği, helikopterlerin kırım’a uğradığı, kentlerin tanklarla dövüldüğü bir ülkenin diğer tarafında hayatın da devam ettiği, 6 bin kişilik düğünlerin yapıldığı bir sırada bir kentin kaderine ivme katıp, katmayacağı merak edilen rektörlük seçimlerinin günü de belli oldu.
Kurulması için büyük mücadele ettiğimiz, bugünkü hava alanı gibi inanılmayan ama kurulduktan sonra bir kentin kaderini nasıl olup, değitiştirilebileceğini ortaya koyan Ardahan Üniversitesinin yeni rektörü sizce kim olacak?
Bilmem ama aynı kentin yolları başta olmak üzere alt yapısını bir türlü bitirtemeyenler, iki gümrük kapısı olmasına karşın vekilleri başka sınır ötesi ülkelerle ilgilendiği bir sırada tarihi belli olan Ardahan Üniversitesi Rektörlük seçimi çok ama çok önemli bir seçim olduğunu birileri anlamazsa da ben iyi anlıyor, iyi biliyor ve bu konuda ki korkumuda buradan söylemek istiyorum..
Çünkü benim de zaman zaman acımasızca eleştirdiğim ama ‘Yiğidi öldür, hakkını ver’ ilkesini unutmadığım bugün kü rektörün ‘aşkım’ dediği üniversitenin akademilerinin oyları ile değilde siyasilerin önerisiyle seçileceğinden korkarım..
Ama yine de umutsuz olmamak, umutla bakmak ve ya Şeref Kılıç, yada bugünlerde İstanbul-Ankara arasında yoğun mekik dokuyan Halim Kazan, belki de yeni başbakan gibi sürpriz bir isim olacak gibi.. Bekleyelim, görelim..
**BAŞKANIN KIZININ DÜĞÜNÜ ERTELENECEK Mİ?..
**BU YAZI; ARDA/FED’İN GECESİNİN ÖNCESİ İÇİNDE ARDAHANLI BİR ŞEHİTİN DE OLDUĞU ONCA ŞEHİDİN OLDUĞU GÜNÜNÜ VE BUGÜN ŞEHİT OLANLARIN ANISINA YAZILMIŞTIR..
Uzundur deyip, okumadan geçmemeniz umuduyla;
* BAŞKANIN KIZININ DÜĞÜNÜ ERTELENECEK Mİ?..
Benim federasyon başkanı olmamı bir türlü içlerine sindiremeyip, önümüzü kesmek için bir bir dalavere çevirenler ile mücadele ettiğim bir sırada düzenlediğimi Ardahan Gecesi öncesi yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum ki bu ülkede ki iki yüzlülük, samimiyetsizlik ve bayrağın, şehidin nasıl olup çıkar ve menfaatlere kurban edildiğini bir kez daha anlatabilelim.. Devamı sayfa 12’de
Evet, ARDA/FED’e başkan olur olmaz yaptığımız çalışmaların başında ilk gelen Ardahan’ın Kurtuluş Gecesini Ardahan’da kutlama programıydı.
Ve ilk kararlarımın arasında bu oldu..
Ve hemen önce Ardahan Valisini, Ardahan’da Ardahan Belediye Başkanını arayıp, az çok aynı fikirde birleştikten sonra Serhat Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanını arayıp, İstanbul’dan gelerek Ardahan’da düzenlemek istediğimiz gecemize paydaş olup, olmayacağını sordum.
Burak Taştan’ın bu teklifimi seve seve kabul edeceğini belirtip, gece için Ardahan ayağını hazırlamaya başlarken, bende bir taraftan İstanbul’da ki hemşehrilerimle diğer taraftan da Ardahan Başkanını sık sık arayıp, valiliği ve belediyeyi dışlamadan ve birlikte nasıl bir gece yapabileceğimiz telefon aracılığıyla konuşuyordum.
Bana, ‘Allah razı olsun.. Zaten birçok işimiz var. Geceyi federasyonların üstlenmesi yükümüz hafifletir, bende sanatçıların masraflarını karşılarım’ diyen başkanın Ankara’ya gidip, orada AKP’li vekilin de bulunduğu bir heyet ile topluca bazı ziyaretler yapmasını ardında Ardahan’a dönerken yine benim aramam üzerine ‘Fakirciğim çok iyi ve hızlı başladın, seni yakından takip ediyor başarılar dilerim. Ama Ardahan gecesini biz belediye olarak yapacağız. İki gecenin anlamı var mı bilmem’ demesiyle ilk şoku yaşamıştım..
Ve Ardahan’da yapmayı düşünüp, bu yöndeki çalışmalarımızı yani konak ayarlayıp, uçak ayarlamayı tam bitirmişken ilk golü Atalay’ın yanında dönen Köksoy’dan yemiştik..
Neyse vazgeçmek yok deyip, bir taraftan bu yönde diğer taraftan da İstanbul’da yapabilirmiyiz diyerek gece hazırlıklarıma ara vermeden arkadaşlarımla birlikte devam ederken Ardahan’da yapmayı düşündüğümüz ve ilk olacak bir etkinliğimiz başkanın bizimle ikili konuşan dili dolaysıyla Ardahan’da yapmanın anlamı olmadığı iyice anlaşıldıktan sonra geceyi İstanbul’da yapma kararı aldık ve bu kararımızı kamuoyuna duyurduk..
İstanbul’da yaptığımız gece öncesi yaşadığımız onca engelin hikayesini bir sonra ki yazılarımda anlatmaya devam edeceğim derken, bu yazımda benim başımda bulunduğum ARDA/FED’in İstanbul’da ki düzenlediği gecenin en önemli bir ayrıntısını ve yaşadığım şoku anlatmadan geçemeyeceğim..
Çünkü saat 4’te uyuyup, 8’de yeniden kalkıp, başına geçtiğim bilgisayarımın sağ köşesinde bulunan ‘Son Dakika’ linki alarm veriyordu..
Tıklayıp, baktığımda dün birçok Ardahanlını yaşadığı, Ardahanlı iki belediye meclis üyesinin bir birine çelme atmak isterken benimde içinde bulunduğu toplumu zorda bıraktığı, kurulan derneğin daha başta birilerinin emri altına girdiği İstanbul/Sancaktepe’de patlayan bomba ardından, şimdilik teyit edilmeyen, genelkurmayca ret edilen Savaş uçakların artık kent ve köyleri bombaladığı yönünde haberlerin geldiği çatışmaların gün geçtikçe büyüdüğü Güneydoğu’da, Hakkari Çukurca’da büyük bir çatışma daha meydana geldiği ve şehit sayınının artacağını belirten haberde şimdilik, 8 şehidin olduğunu duyuruyordu..
Sabah sabah ‘Ne olacak bu işin sonu?’ diyerek, yeniden şok olurken gecemiz öncesi yaşadıklarım ve yarın benim de bir yol ve bir altın alacak kadar para bulmam halinde katılmayı düşündüğüm Cumhurbaşkanının kızının İstanbul’da yapılacak olan düğünü yeniden aklıma geldi.
Çünkü benim çalışmalarımı engellemek için etmedik dalavereleri yapanların o gün de yaşanan bir çatışmada şehit düşen bir Ardahanlı asker nedeniyle ertelediğimiz yönündeki kararımızı burun kıvırarak sözde kutlarken, başta Gunzut köylüleri olmak üzere bir çok Türküz diyen bazı köy dernekleri, içlerinde Ardahanlı şehit olmak üzere bir çok şehidin olduğu o günün gecesinde, ikindi namazında Ardahanlı şehidin toprağa verildiği Pendik’e gidip, ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ naraları atıp, akşam saatlerinde iptal etmedikleri gecelerinde gecenin yarısına kadar süren ve kazların bol bol tüketildiği gecelerini iptal etmeyip, yediklerini eritmek için gecenin geç saatlerine kadar halay çekmiştiler..
Yani, ‘Federasyonun başına Kürt geldi, kendilerine ise bu ülkenin tek başına sahibi safkan Türk’ diyenlerin başında gelenlerin olduklarını unutuveriyordular..
Geceyi yapsaydık, ‘Bakın işte biz dememiş miydik?’ demeye hazırlanan bu yakanın, Şehidimiz var’ diyerek, bir hafta sonra yaptığımız gecenin salonunun boş kalıp, zarar etmesi için ortaya koydukları çabayı da bilen biri olarak yazımın yazıldığı sabah saatlerin de gelen onca şehit haberi ardından Başkan’ın yani Cumhurbaşkanın yarın yani 14 Mayıs Cumartesi günü yapacağı düğününü erteleyip, ertelemeyeceğini de merak etmedim değil..
Bakalım, bol bayraklı mitingler düzenleyen Sayın başkanın kızı ve müstakbel damadı bu kara günde nasıl bir karar alacaklar?
Türkiye’nin profesyonel futbol liginden temsil edilmeyen iller arasında bulunan Ardahan’ın 2016-2017 futbol sezonunda Ardahan’ı Bal Futbol Liginde temsil edecek takımım belli olacağı Serhat Ardahan Spor-Göle Belediye Spor Futbol Takımlarının karşılaşması yarın..
Her iki takımında yok imkanlar çinde büyük mücadele verdiği bir süreçte yarın yapılacak olan bu maçı her Ardahanlı, her Göleli hatta yıllardır Ardahan Amatör Ligine takım çıkaramayan Çıldır, Hanak ve bu yıl Ardahan Amatör Ligine takım çıkaran Posof ve Damal’da önem vermeli diye düşünüyorum..
Çünkü ard arda gelen kala haberle işle dağlarda ki gençlerin ölmeye devam ettiği ülkemde gençleri yeşil sahalarda tutmanın diğer bir yoluda spordur, futboldur..
Bu nedenle yarın yapılacak olan bu maçı bir hakem annesi olarak ‘Haydi maça’ diyerek ben şahsen çok önemsiyorum..
**5 Kişilik, İki Yüzlü BM..
Güney doğu’da devam edeb çatışmalar sırasında 100 İnsanın diri dir yakıldığı yönünde ki iddialarla ilgili aylar sonra bir açıklama yapan BM’nin İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin, Türkiye’yi de bağımsız soruşturma yürütecek ekibin bölgede engellenmeden gezebilmesine izin vermeye çağırdı.
Cenevre’de yapılan yazılı açıklamada Zeyd el Hüseyin, kendilerine Aralık ayı ortalarından Mart ayı başlarına kadar Cizre’de Türk ordusu ve güvenlik güçleri tarafından işlendiği ileri sürülen ihlâllerle ilgili olarak çeşitli güvenilir kaynaklardan giderek artan sayıda bir çok bilgi ulaştığını, ve ortaya çıkan tablonun henüz net olmamakla birlikte “çok endişe verici” olduğunu söyledi.
‘Devletin sorumluluğu’ vurgusu
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri PKK ile bağlantısı olduğu iddia edilen gruplar ve diğer devlet dışı yapıların yasa dışı eylemleri ve şiddetini” de kuvvetle kınadığını, terör eylemleri sonucu meydana gelmiş tüm can kayıplarından üzüntü duyduğunu söyledi, fakat şöyle devam etti:
“Ne var ki kendi halkını şiddet eylemlerinden korumak Türkiye’nin görevidir. Yetkililerin terörizm karşıtı operasyonlar yaparken insan haklarına, işkence, yargısız infaz, orantısız öldürücü şiddet ve keyfi gözaltı eylemlerini yasaklayan uluslararası hukuka daima saygı göstermesi temel önem arzetmektedir.” Cizre’deki üç bodrum
Açıklamada, bu haberlerde geçen iddialar arasında, kadın ve çocuklar da dahil, silahsız sivillere keskin nişancılarca veya tank ve diğer zırhlı araçlardan kasten ateş açılmasının da bulunduğu kaydedildi.’ demiş..
Peki bu aylar sonra yapılan açıklamaya ‘5 Kişilik, iki yüzlü BM denmezde ne denir?
**Bakanları ne zaman atayacaksınız?
Seçimle değil, emirle başbakanı değişen, ama dernek başkanlarının değişmemek için direndiği bir ülkenin Ardahan adını taşıtan derneklerden biri İstanbul’un her mahalle ve sokağına birim başkanı atamış..
Merkezi Şişli’de kendisi Kartal’da olan bu dernek mahalle hatta sokak başına atadığı birim başkanlarına baktığımız da hemen hepsi birer bakan statüsünde kişiler..
İşte başbakan, pardon başkan dediğin böyle olmalı dedirten bu komediyi izlerken birim başkanı diye kamuoyunun dalgaya aldığı bu koskoca adam ve kadınların nasıl olup ta bu komediye figüran olduğunu da merak etmiyor değiliz..
Evet, dernekçiliğin yerlerde süründüğü bir süreçte oynanan ‘Birim Başkanı’ adlı komediye birilerinin dur dememesi de dikkat çeken diğer bir acınacak durum..
Kendilerini atama merkezi görüp, önüne geleni birim başkanı atayanların bir diğer örneği de her gördüğünü muhabir eden, bölge, il, köy, hatta yayla temsilcisi olarak ilan edenleri hatırlıyoruz..
Ve bir çok toplumsal olaya olduğu gibi bu komediye karşı sessiz kalanlara da şaşmıyor değilim..
Başbakan değiştiren Başkanın bile hızlarına yetişemediği bu komediyi oynayanların zaten yerlerde sürünen Ardahan Dernekçiliğin iyiden iyiye batağa saplattığı gibi Ardahan Dernekçiliğini ayağa kaldırmaya çalışanları da zorda bırakmakta..
Kimsenin ses çıkaramadığı ve izlemekle yetindiği bu rezalete figüran olanların şöyle bir oturup, bu ‘Birim başkanı’ tiyatroyu başlarına serenlerin bunu yaparken hangi yasa, hangi kanun hangi yetki ile bunu yaptığını sorması ve ‘Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?’ kardeşim demesi gerekmez mi diyeceğim ama hepsi birer adam, kadın..