Babası Fetocu Diye Çin'e Yarışmaya Gönderilmemiş!..

Ardahan‘da, Robotik Kodlama Atölyesinde tasarladıkları ‘Robothan’ projesiyle önce Ardahan ardından Türkiye birincisi seçilen öğrencilerden birinin babasının Feto davasından yargılandığı ve tutuklu olduğu için Ardahan Valiliğince pasaport almasına izin verilmediği ve Çin’e gidemediği ve bu nedenle yarışmaya giren öğrencilerin moralinin bozulduğu ortaya çıktı.


Yarışmada asıl başarılı olan öğrencinin babasının Feto davasından tutuklandığının ortaya çıkması ardından pasaport almasına izin verilmediği için Çin’e gidemediği ve beklenen başarının sağlanamadığı ileri sürüldü.


Yaşanan bu durum üzerine asıl Robotik Kodlamayı yapan öğrenci arkadaşlarını bırakmak zorunda kalan 23Şubat İlköğretimOkulu Öğrencileri Ayşenur Uslu (12) ile Hayriye Tuana Açıkyıldız (11) Ardahan’ı ve Türkiyeyi temsil etmek üzere Çin‘e gitmiş ancak ilk 10’a girebilmiştiler.



**Ziraat Odası da Ödül Verdi..


Ardahan’da tasarladıkları ‘Robothan’ projesiyle Türkiye birincisi seçilerek  Türkiye’yi temsil etmek üzere gittikleri Çin’de 350 takım arasında ilk 10’a giren ancak babası Feto’dan tutuklu olduğundan pasaport alamayan arkadaşlarınına rağmen başarılı olan Ayşenur Uslu  ile Hayriye Tuana Açıkyıldız  Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latifşah  Sural tarafından ödüllendirildi.


Çin’de 6-9 Aralık tarihleri arasında yapılan ‘MakeX Robotik’ yarışmasına, 16 ülkeden 350 takım katıldı. 20 Şubat Ortaokulu öğrencisi Ayşenur Uslu ile TOKİ Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu öğrencisi Hayriye Tuana Açıkyıldız, Robotik Kodlama Atölyesi’nde tasarladıkları ‘Robothan’ projesiyle Türkiye genelinde içerisinde seçkin eğitim kurumlarının da yer aldığı 44 özel okul ve 2 devlet okulunun katıldığı yarışmada birinci seçilmişti. 


Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latifşah Sural ve yönetimi bu başarının ardından Öğrencileri ve başarıda emeği geçenleri unutmayarak bir program düzenlediler.  Ardahan Ziraat Odası Başkanlığında yapılan programa Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez, Milli Eğitim Müdürü Fikret Çerkezoğlu,  STK temsilcileri, Oda yönetimi, Okul müdürleri,  öğretmenler ve öğrenciler katıldı.


Ardahan Ziraat Odası Başkanı Latifşah Sural, “Bizleri önce Türkiye’de daha sonra Çin’de elde ettikleri başarıyla gururlandıran bu öğrencilerimizle ne kadar gurur duysak azdır. Bu çocuklarımız sadece bizleri değil bütün Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmişlerdir. Öğrencilerimize  destek olan Başta Sayın Valimiz Mehmet Emin Bilmez’e, Milli Eğitim Müdürümüze, Okul Müdürlerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz” dedi.


Öğrencilere destek veren Ziraat Orası Başkanı Latifşah Sural’a  teşekkür eden Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez, “Bizleri gururlandıran öğrencilerimiz bir kez daha tebrik ediyorum. Bu anlamlı  programı düzenleyen Ziraat Odası Başkanı Latifşah Sural’a göstermiş olduğu hassasiyetten dolayı tebrik ediyorum” dedi.  


Ziraat Odası Başkanı Sural,   Başarılı olan öğrencileri çeyrek altın ve çeşitli hediyeler ile ödüllendirirken, projede görev alan  herkesi birer plaket takdim etti. 



**Benim Savcım!


 


Yazıma başlamadan önce yeğenimin bıçaklandığı ve öldürmeye teşebbüs raporu almasına rağmen, bıçaklayanın arka kapıdan girip ön kapıdan çıktığı şu günlerde adaleti temsil edenleri baskı altına alıp, etkileme gibi bir düşünceyi ‘Tam Demokrasi, Tam Adalet, Tam İnsan Hakları’ diyerek reddettiğimi belirtiyorum.


Çünkü adaletin kestiği parmak acımaz!


Şimdi gelelim yazımıza;


Kılıçdaroğlu’nun Gandhi misali kilometrelerce yol yürüyüp Adalet aradığını belirttiği ülkemde savcılarımız ve hakimlerimizin ‘Benim Savcım, Bizim Hakim’ hitabı ile anılması da dikkatlerden kaçmıyor.


 En son, Arabistanlı gazetecinin öldürülüp katilleri gibi cesedinin de hala bulunmadığı ancak üzerinden siyaset yapılmaya devam edildiği ülkemin, Cumhurbaşkanı yani partili Başkanı Erdoğan’ın ‘Arabistan Baş Savcısı geldi bende benim savcıma gerekeni ver’ dediğini hatırlıyorum. Ve son olarak aynı Erdoğan gazeteci meslektaşımız Fatih Portakal’a olduğu gibi sanatçı Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’e hitaben kürsüde ‘mandalina mı, portakal mı, sanatçı mı?’ dedikten sonra savcılara ve hakimlere emir edercesine yaptığı konuşmasına şahit olduk.


Ve tabi bu şahitliğin hemen ardından ‘Benim Savcım’ diyen Erdoğan’ın kürsüde yaptığı konuşmayı ihbar sayıp adı geçen gazeteci ve sanatçılar hakkında hemen soruşturma başlatıldı. 


O ünlü kürsü konuşmalarından sonra nice siyasinin yanı sıra Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan gibi birçok gazetecinin de ‘gizli tanık’ denilen ama savcı ve hakimlerin bile ‘kim bu gizli tanık?’ diyerek merak etmediği soruşturma ve iddiaların ardından içeri tıkıldığı bir ülkedeyiz.


‘Seni Başkan Yaptırmayacağım’ dedikten sonra kendisini hapiste bulan ancak AHİ’nin serbest bırakılması gerektiğine karar verilen ama yine kürsüde yapılan bir konuşmayla ve jet hızıyla başka bir davadan alınan kararla hapis cezası onanan ve serbest bırakılmayan Selahattin Demirtaş’ın yanına birde sanatçı ruhlu siyasetçi Sırrı Süreyya Önder gönderildi, ‘Benim Savcım’ deme cesareti bulunan ülkemde. 


Yani kısacası Adalet ve Hukukun ‘Benim Savcım, benim hakimim’ denilmesiyle bir kişinin yada bir partinin değil ‘Bizim Savcımız, Bizim Hakimimiz’  denilerek ‘Adalet Mülkün Temelidir’ sözünün, gerçek hukukla, gerçek adaletle yerine gelmesi için başta hukukçular olmak üzere herkesin duyarlı olması gerekir, adaletin olmadığı ileri sürülen ülkemde.