Barış Sürecinin Bozulmasına Vesile Olduğu İddia Edilen Şahıstan Başkan'a İftiralar!

Başkan Gültekin’den Göleyi Batıran


eski Başkan’a: HAYDİ ORADAN!


Göle dışında yaşadığı bir sırada çantasını alıp gelen bir çokları gibi Göle’ye gelen ve bir dönem Göle Belediye Başkanlığı yapan şahsın ortaya attığı sözlerin, Göle’deki huzuru bozma niyeti taşıdığı iddia ediliyor.


Mevcut iktidarın yeniden aday göstermediği ve gidip bir başka partiden bir kez daha aday olan ve seçilemeyen bu şahsın durup dururken ortaya attığı iddialara Göle Belediye Başkanından zehir zemberek cevap geldi.

Belediye Başkanı olduğu sırada belediyenin aracını ağaç kesmek için ormana gönderen ve bu nedenle bugün buzlukta olan tarihi barış sürecinin bozulmasına vesile olan kurşunların sıkılmasına neden olduğu iddiaları ile gündeme gelen bu şahsın seçimi kaybettikten sonra yine çantasını alıp gittikten sonra sırf Göle’nin huzurunu bozmak adına bu kez sanalda saldırıya geçmesi dikkatlerden kaçmazken bu suçlamalara muhatap olan Göle’nin şu anki Belediye Başkanı İlhan Gültekin ‘Haydi Oradan’ dercesine kendisi hakkında öne sürülen iddialara sert cevap verdi.


İşte başkanın görev yaptığı dönem bir çok yolsuzluklarla suçlanan şahsa verdiği cevap aynen şöyle;



“Merak eden vatandaşlarımız gelip görmek ister çayımızı içerlerse resmi belgelerle herkese gösterebilirim…”

“Gelen hibe paraları kendi çıkarın için tekrar belediye başkanı olmak için kullandın. “


Bir süre önce eski Belediye başkanı Akın İsmailoğu kendi medya hesabından Belediye Başkanı İlhan Gültekin’i hedef alan açıklamasına karşı Başkan Gültekin açıklama yaparak yanıt verdi..


Kıymetli Göleliler, saygıdeğer hemşehrilerim..

Ülkemizin ve dünyanın çok ciddi bir problemle karşı karşıya olduğu bir dönemde sizlerin affına sığınarak bu yazıyı kaleme almak zorunda kaldım.

Rabbim sizlerin ve bizlerin başını önüne eğdirmesin, sağlık sıhhat versin.

Sizlerin teveccühü ile bir yıl önce belediye başkanı seçildim.

Bu süre içerisinde imkanlar ölçüsünde sizlere hizmet etmeye çalıştım. İçi boşaltılmış kasasında 5 Tl olan 20 milyon borçla, iflasın eşiğinde ,karayip korsanları gibi yağmalanmış, borç batağında, enkaz bir belediye devraldım. Milletvekilimiz Prof. Dr. Orhan Atalay’ın çabalarıyla kalkınma ajansı SERKA’dan geçirilen projeler bitirilememiş, bizden önceki belediye başkanının beceriksizliği neticesinde kredimiz sıfırlanmıştı. SERKA’dan yapılan ÇATOM denilen yer tefrişatı, ısıtması, ışıklandırması, kapı penceresi takılmadan geçici kabulü yapılmış. Adama sorarlar be beceriksiz bir inşaat kullanılabilir durumdaysa geçici kabulü yapılır, eksikleri giderilir daha sonra kesin kabule gidilir. Halen daha kullanır durumda deģil

Ayrıca yine SERKA’dan projelendirilen Hapan Mevkii projesi 540.000 Tl değerinde olup ihalesi yapılmış, 180.000 Tl si mutahitin hesabına geçmiş. Daha sonra bunların beceriksizliklerinden  34 ay sonra zaman aşımından dolayı proje iptal edilmiş, şimdi bunların basiretsizliğinin bedelini ben ve Göle Belediyesi ödüyor. SERKA mütahite ödenen bu parayı bizden geri ödememizi istiyor.para ise mutahite haklı olarak iade etmiyor iş verin yapayım diyor dört yıl önce bu parayla on bin metre kare kilit parke yapılıyordu bu gün üc bin metre kare

Bu beceriksizliğin neticesi bu Göle Belediyesinin kalkınma ajanslarında kredisi malesef sıfırlanmış durumda. Bunuda toparlamaya çalışıyoruz .

Arkadaş alt yapıdan bahsediyor. Adamın başına gülerler. Göle Belediyesi imkanlarıyla çaktığın bir çiviyi göster.

Ben kahvede vatandaşla iç içeyim. Çayda içerim kahvede. Çünkü ben onlardan biriyim. Sen onlara gundi derdin ve uzak dururdun. Erzurum’dan zaman bulursan arada bir Göle’ye uğrar vatandaşla karşılaşmamak için belediyeye arka kapısından yukarı çıkardın. Kendine arka tarafta dizdiğin odada saklanırdın. Milletten kaçardın. Mesaiden sonra belediyeye gelir yedek anahtarla kapıyı açıp imza atardın. Tüm caddenin esnafı bunu en iyi bilir

Borç ödediğin külliyen yalandır. Belediyeye gelen hibe paraları kendi çıkar menfaatlerin için tekrar belediye başkanı olmak için kullandın.

2017’ye ait borçları halen ödüyorum. Geçen 5 yılda hangi makina hangi araç nerde çalışmış bu millet iyi biliyor. Belediyenin kepçeleri kamyonları kimin kestiği ağaçları getirsin diye yol yapmak için dağa çıkarıp çalıştırılan iki kepçenin yaklaşık 100 km yürütülmesinden dolayı ormanda hurdaya dönmüş çekiciye yüklenip Erzurum’a gönderilip Göle Belediyesi 28 milyar zarara uğratılmıştır. Ayrıca bu şahıs rahat gidip gelsin diye Göle’de kullanılması gereken binlik korger borular çıkar menfaatleriniz için götürülüp o orman yolunda kullanılmıştır.

Ben siyaseti temiz yapmaya çalıştım. Sen yol bilmezdin iz bilmezdin. Göle’de ben Ankara’da Orhan hoca elinden tuttu. Sen bakanlıkların, genel müdürlüklerin yolunu bilmezdin. Halen daha da bilmezsin.

Evet kıymetli hemşehrilerim,

Göreve başladığımda 3 çöp arabasını ücüde arızalıydı üçünün kontağını önümüze bıraktılar. Kepçeler çalışmıyor, kamyonların altında lastik yok, Aras elektrik borçtan dolayı haciz başlatacağını söylüyor, İLBANK’tan gelen paramızın %40’ı kesilmeye başladı. Su çamur akıyor, para yok, nefes alamıyorduk, petrol araçlara 20 litreden fazla yakıt vermiyordu. Deniyor ya işleyen bir belediye bıraktık. Sizin döneminizde petrolden yakıt alamıyordunuz. Personel kendi kredi kartıyla belediyenin araçlarıyla yakıt alıyordu. Daha iki gün önce Tekin Tekin belediyeden 60 litre yakıt alacağım var dedi. Kepçe yakıt alamıyordu ben kartımdan çektim.

Kadrolu işçilerin biriken ikramiyelerini ödedim

Su arıtma tesisi takipsizlik ve beceriksizliklerinden dolayı aşırı soğuklarda klor gazı patlamasından kaynaklı yaklaşık 1.5 milyonluk hasara yol açmıştı. Gecemizi gündüzümüze katarak ekibimizle birlikte İLBANK’ında desteğiyle çöken tesisi ayağa kaldırdık. Tam sevindik derken saniyede 40 litre su gelmesi gereken kaynaktan kasım ayında saniyede 5 litre su gelmeye başladı. Şimdi de yeteneksizler siz bu tesisi burda yaparken suyun debi çalışmasını yapmadınız mı? Suyun olmadığı bir tesisin geçici kabulünü nasıl yaptınız.

Bu ilçeyi yarın atıl durumda kalacak suyun olmadığı bir tesis için mi bu kadar borcun altına soktunuz?

Senin döneminde su akmıyor, Göle çöpten geçilmiyordu. Vatandaşın yüzüne bakacak durumda değildin. Hamdolsun emek verdik, çalıştık, dağlarda gezdik, gece 01 de Gedik’e kadar gittik. İnce çayırdaki kaynak sularımızı toparladık. Kuyularımızı faaliyete geçirdik. Göle tarihinde ilk kez yok imkanlara 24 saat arıtılmış suyla vatandaşımızı buluşurduk. Arıtma tesisindeki bir çok işi proje dışında belediye imkanlarıyla biz yaptık ve İLBANK ekibi özellikle yaptığımız işleri bundan sonraki projelerinde kullanacaklarını söyleyip bize teşekkür ettiler. Senin buna aklın yetmez.

Doğalgaz ticari bir projedir. Kargaz’ın her türlü bütçesini karşıladığı ve kendi kontrollerinde olan bir projedir. Sen Enerji Bakanlığının hangi semtte olduğunu bilmezsin çünkü 5 yıl Erzurum’dan çıkmadın.

Yağmur suyu projesi tüm uyarılarımıza rağmen sizin beceriksizliğinizden bir çok baca 10 cm yoldan yüksek durumda onları da işler hale biz getireceğiz.

Atık su projesine sadece resim çektirmeye giderdin işlevi nedir bilmezsin.

Köprüler, taşkın su koruma belediyenin değil DSI’nin rutin işidir. Belediyeyle alakası yok.

Elektrik hatlarının büyük bölümü 2010’da yer altına indi. Sadece Kars caddesinde 500 metrelik bir alan Aras elektrik tarafından yapıldı. Belediye ile ne alaka.

Telekom’un hibeoptik çalışması kendi yeraltı hatları kullanılarak hiçbir yere zarar vermeden yapılan bir işti. Belediye ile ne alaka.

Anayolun asfalt ve kaldırım çalışmasının tamamı Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Belediye ile ne alaka.

Gölelilere soruyorum Kültür Merkezi nerede? Yerini bilen varsa söylesin.

Hayvan pazarının tamamı diğer ilçelerde de olduğu gibi Göle’de de DAP tarafından hibe olarak yapılmıştır. Belediyenin bir çivisi yoktur. Ufak tefek eksiklerden dolayı niye açılmıyor diyorduk. Birde baktık ki koskoca tesisin yolu yok. Arkadaşın yüreği bu yolu yapmaya yetmemiş. Biz imar yolunu tespit edip anayolla mahalleyi buluşturup 12 metre genişliğinde 1.2 km uzunluğunda yaklaşık maliyeti tesisin maliyeti kadar olan yolu bitirdik. Eksikleri giderdik. Açılışa hazır hale getirdik. İlk hayvan satışı pazarımız açıldığında ilk satış burda yapılacaktır. Şimdi ben sana soruyorum. Hangi fatura karşılığı hangi yolu yaptın.

Kum ocağı sizin beceriksizliğinizden, liyakatsizliğinizden dolayı 2.5 milyon ceza kesilmiş. Hangi mutahite nasıl peşkeş çektinizde bu cezayı yediniz. Çıkın millete açıklayın yoksa bunun altında ezilirsiniz. Tesisteki tüm kablolar, elekler, motorlar döneminizde hepsi çalınmıştı. Yeniledik ve hayata geçirdik. Ve geçen yıl ordan ürettiğimiz çakılı kumu kullandık sen uyuyorsun.

Sen bu milleti ne zannediyorsun. Belediyeye bilgisayarlar aldık diyorsun. Hangi kurum kazma kürek çalışıyor.

Otogar Beykoz Belediyesi tarafından tamamı yapıldı. Çaktığın bir çiviyi gösteremezsin.

Tek yaptığın koskoca otogara foseptik çukur kazmıştın ben kapattım.

Fakülte binası, kayak merkezi birleştirip kanalizasyon çektim. Senin döneminde Fakülte binasının kanalizasyonu ovaya akıyordu. 40 defa söylememize rağmen duymamazlıktan geldin.

Gel Beykoz Belediyesine gidelim dedin gittik. Rahmetli Yücel başkandan rica ettik. Bize otogar yaptınız Belediyenin gücü yok çevre düzenlemesini yapamıyor sana 100.000 Tl para aldık. Onuda beceremedin. Oda buharlaştı. Halen daha çevre düzenlemesi yapılacak. İnşallah onu yapmakta bize nasip olacak.

Kilit parkeden bahsediyorsun. Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği hibeyle çamur ve buz üzerine sonbaharda komşular pazarda görsün diye yaptığın göstermelik yola kargalar gülüyor. Onu söküp yeniden yapmak bize nasip olacak. Kars’tan aldığım kilit parke ile Kız Teknik Meslek Lisesi ve Müftülük önüne yaptığım yolları kendine mal edeceksin. Sana kimse yedirmez. Hele senin çöpe atarak yaptığın yolun fiyatin yarısına mal ettim.

Kıymetli Göleliler,

ÇATOM denen kangren olmuş yerin neresinden başlayayım. Bu bina 450.000 Tl SERKA tarafından hibe olarak yapılmıştı. Bitmeden Belediyedeki koltuklar, bilgisayarlar tefrişat diye gösterilmiş, inşaat halinde geçici kabulü yapılmıştı. İhanetin ilk boyutu buydu. Daha sonra 350.000 Tl karşılığı ihalesiz kapalı kapılar ardında görüşülerek hamam sauna bölümü başlatılmış. Nasıl büyük bir iş, nasıl bir ilişki varsa 4 yılda bitirilememiş.

Şimdi hesabı size bırakıyorum. Hepsi resmi rakam.

Mütahite 970.000 Tl ödenmiş.

Muhtelif esnafa 155.000 Tl ödenmiş.

Etti 1.125.000 Tl

İşin en garibi 13 Mart 2019 da 315.000 Tl lik ihale yapılmış. Ne hikmetse 15 gün içinde kar yerde sıcaklık eksilerde inşaat bitmiş Göle’de helal size.

Yine aynı mütahit mart ayında aynı binada 70.000 Tl lik çatı onarımı yapmış. Şimdi size soruyorum inşaat halinde olan teslim alınmamış çatısında kar olan daha bitmemiş binanın çatı onarımı nasıl yapılır bunu anlatacak baba yiğit var mı.

Bitti mi bitmedi. İbrahim Budak 200.000 Tl lik ihalede İbrahim Budak’a yapılmış. Bu çok akıllı arkadaş diyor ya iki kabin iki soyunma odası koyup faaliyete geçirin. Biz eksikleri çıkardık projelendirdik bu arkadaş galiba gidip hiç ömründe oraya gitmemiş. Hamam, sauna ve binanın ısıtılması, kaloifer tesisatının çekilmesi 200.000 Tl. Çünkü binada kalorifer tesisatı da yok. Diğer eksiklerle 300.000 Tl civarı. Şimdi bu nasıl büyük bir yatırımmış. Hesabı beraber yapalım. Göle Belediyesi personelimi tebrik ediyorum. Son iki ihalede de hiçbir personelimin imzası yok sadece Akın Ismailoğlu’nun imzası var. Yani ortada bir komisyon yok. Komisyon üyeler yok hangisine soruyorsam haberim yok diyor

Şu hesaba bi bakalım.

970.000 Tl=Mütahite ödenen

155.000 Tl=Esnafa

315.000=Bir ihale

200.000=Diğer ihale

300.000=Bizim yapacağımız iş.

Toplam 1.940.000

350.000 de KDV

Toplam 2.290.000

Bu parayla kaç tane böyle bina yapılır.

Merak eden vatandaşlarımız gelip görmek ister çayımızı içerlerse resmi belgelerle herkese gösterebilirim.

DSI’nin yapmış olduğu köprüyü biz çevre yoluyla buluşturduk. Bu arkadaşın hayal edemeyeceği bir yol.

Belediye şirketine ait Nissan Navara marka aracı hangi ihaleyle, hangi sözleşmeyle hangi akrabana verdin? Araç nerde? Karşılığında ne aldın Ahbap çavuş ilişkisiyle devlette işler ne zaman yapılmaya başlandı millete anlat.

Göle merkezi çöplüğe çevirmiştin. Vatandaş tazminat davası açmış belediyeyi mahkemeye vermişti. Biz her iki alanı da düzenledik. Ağaçlandırdık. Osman Bağrıyanık abimiz kazandığı tazminattan ve davadan vazgeçti.

Yeni tokiler de sizin döneminizde kokudan geçilmiyordu. Kanalizasyon problemini çözdük, ön tarafa çevre düzenlemesi yaptık, dağ tarafına tahkimat yapıp bir düzene soktuk.

Şehir mezarlığının duvarlarını yapıp ışıklandırdık. Sizin beceriksizliğiniz döneminizde yapılan kaldırımlar da kullanılan taşların kalitesine bakacaksınız rezilliği görürsünüz.

Birde bizim dönemimiz de yapılana bakacaksın orda kaliteyi görürsün.

2018 de resmi rakam 560.000 Tl araç bakım onarımına harcama yapmışsınız. Borçlarınızı ben ödüyorum. Bu israfa son verdim. Kademe aştık. Araçlarımızı ve Belde Belediyesinin araçlarını kendi atölyemizde yapıyoruz.

Sizin Çelik Petrol’ün arkasında çürümeye terk ettiğiniz Suzuki jipi, hurdaya çıkardığınız yükleyiciyi yok denecek bir parayla araç parkımıza kattık. Hurdaya çevirdiğiniz makina parkında yaptığımız bakım onarım karşılığında bugün çalışmayan bir aracımız yok. Sizin hayal edip rüyanızda göremeyeceğiniz şeyleri biz hayata geçiriyoruz ve geçirmeye devam edeceğiz.

Evet 3 dönem İlçe Başkanlığı yaptım. Anlım açık yüzüm ak. 2014 te bana geldiğinde bu işten vazgeç senin işin değil dedim. Bir şekilde geldin. Yol bilmez iz bilmezdin elinden tuttum, hayatım pahasına yanında durdum. Çünkü bende döneklik yok. Siyasi çizgimden sapmadım. Duruşumdan taviz vermedim. Memlekete sahip çıkmazdın. Göle tarihinde senin kadar uzun süreli vekalet bırakan ikinci bir Belediye Başkanı ne geldi ne de bundan sonra gelir. Sana ulaşamazdı millet Göle’de benim telefonum, Ankara’da Millet Vekili’nin telefonu susmazdı. Sana her yanlışını söylediğimizde duymazdan geldin iraden elinde değildi.

Millet Vekilimiz gözünü seveyim yerine kayyummu atayayım dediğinde onuda duymazdan geldin.

Bu hizmetler yapılırken emek Prof. Dr. Orhan Atalay’ındı. Ankara’da Millet Mekili,

sen günlerini Erzurum’ da geçirirken işlerini Orhan Hoca takip ederdi. Göle’ye geldiğinde Belediye Başkanlığı yapardı.

Bizde senin eksiklerine rağmen ilçenin selameti için teşkilat olarak hocanın yanında dururduk.

Bu yatırımlar Orhan Hocanın emeğidir. Bunlara sahip çıkmak emek hırsızlığıdır.

Gölede başında durup bitirdiğin bir proje yokltur.

O kadar Ankara vekil destekli gelen paralarla hangi projeyi belediye imkanlarıyla yaptın bu kaynak ekstra paraları nasıl buharlaştı bu becerksizliğini millete açıkla.

Tek yaptığın makam arabasıyla Türkiye turu

Bizim bir yilda makam arabasına aldiğimiz yakıt senin döneminde bir aya denk değil

Kim nerelerde nasıl kulaniyordu kimsenin babasinin mali değil beytül maldır siz diğerleri gibi onuda. Koruyamadiniz.

Göle belediyesi son beş yılını iki belediye başkanıyla geçirdi

Sahip çıkamadın, beceremedi

Sabah sekizde belediyeye asla gelmedin. 


Bu feraset ,bilgi , yetenek işidir

Kamuoyuna saygılarımla..



Azteklerin Simgesi Orkide..


Başta 90’lı yıllarda Cağaloğlu yokuşunu zevkle çıkıp, bugün yaşanan onca ekonomik sıkıntıda esnafı rahatlatıp, rahatlatmayacağı düşünülen Maliye Defterdarlığının bulunduğu Hamam sokağında bulunan büroma giderek çıkardığım gazetelerimi ulaştırmaya çalıştığım ve son yıllarda memleketimizin adını her tarafına yazdırdığım İstanbul’daki hemşehrilerim olmak üzere tüm ülkenin yanı sıra dünyanın pençesine takılmamak için evlere kapandığı bu saatlerde hayatımın büyük bölümünde adına mücadele verdiğim Kafkaslara  komşu ülkemin sınır kentin de açan kardelenlere dokunurken bu kentte ve ülkeye binlerce kilometre uzaklıkta bulunan bir kıtada bir zamanlar yaşayan Aztekler ne alaka diyebilirsiniz.


Bilmem ama dün fazladan aldıkları ve yiyemedikleri için çöplere attıkları ekmek başta olmak üzere gelen sokağa çıkma yasağı ile  ‘gıdasız kalacağım’ korkusu ile caddelere dökülüp, marketlerin önünde kavga edenlerin görüntülerine bakınca biz insan oğlunun sanki hiç  ölmeyecekmiş gibi sarıldığımız şu dünyada nice çağlar içinde yaşamış, kralllıklar, zenginlikler görmüş halkların gelip geçtiğini araştırmak geldi bugünkü halimize acıyarak..


Daha dün şurada komşu sınırlarında ülkemiz üzerinde geçip, Avrupaya ulaşmak isteyenleri konuşup, izlerken bugün bir virüsün içeri kapattığı evlerimizde taaa diğer bir kıtaya ve o kıtada bir zamanlar hüküm sürmüş, zenginliklerini bugün bir çok ilaca kaynak olan ve Corona için aranan ilacın ham maddesi olabilecek bir bitkiden, çiçekten yani Orkideyi kendilerine simge etmiş olan Aztek uygarlığına beni götürmesi ilginç değil mi?


Yani dün kardeşime adını veren Dicle Nehri ile Fırat Nehri arasında bu bölgede yaşayanların atalarına can veren Mezopotamya’nın adına benzer olan bir alanda Mezoamerika’da bugünkü orta Meksika bölgesinde 14. ve 16. yüzyıllar arasında yaşamış bir Orta Amerika halkı olan zengin Aztekler neden gelip, bugünkü yazıma konu oldu diyecek olursanız belki de şu an bulunduğum topraklar da açan Kardelenler, güller aklıma geldi ve beni bu duygu etkiledi diyebilirsiniz..



Çünkü bugün Mars yüzeyine benzeyen kent içi yolları ve mahalleler süsleyen o türkülere konu olan ‘Ardahan’ın yolları, Güller Açar Bağları’ satırlarını bana söyletiyordu yılın ilk açan kardelenlerine dokunup, okşarken..


Ve Zengin bir mitoloji ve kültürel mirasa sahip Azteklerin başkenti, günümüzde Meksiko’nun bulunduğu Texcoco Gölü’nün ortasında yer alan Tenochtitlan kentini merak ederken  özlemle aranan gül gibi orada da bir çiçeğe rastlanamıyordu..


Çünkü bugün gülleri solmuş bir Ardahan gibi Tenochtitlan kentinin ve o kentte yaşayan Azteklerin kraliyet gücünü simgeleyen Orkidelerin de artık eskisi gibi olmadığını öğreniyordum, bir anda daldığım ve okudukça biz insanların betonlaşma uğruna katlettiği dünyayı ve o dünya üzerinde yaşayan onca canlı arasında bulunan ve insan hayatına, hayat katan Gülerin ve Orkidelerin artık ya yok, ya da suni veya ilaç olamayacak kadar azalmış, tükenmiş, bitmiş bir iki tane denebilecek kadar az olduğunu daha iyi anlıyordum.



Evet bugün içine kapandığımız ve ‘Aman virüs girer’ diye korkup, kapısını bile açmaya korktuğumuz evlerimizin balkonlarında bile olmayan o çiçekler arasında olan Orkide’nin Orkit olduğu, Güllerin ise yaşanan ölümlerle adı Göz yaşına döndüğü dünyada biz şu an panik içinde olan ve yine o bitkilerin içinde olan Arpa, Buğday ile yapılan bir ekmek için marketler önünde kavga eden bizlerin bu sonu olmayan dünyada nice insanların, kraliyetlerin, hükümdarların, zenginlerin gelip, geçtiğini düşünmeden o ‘geldi’ kelimesinin yaşam, ‘gitti’ kelimesinin değişmez olan ölüm olduğunu neden düşünmeyiz ki o ağzımıza taktığımız maskenin arkasına sığınırken..


Bilmem ama ben bugün memleket de açan Kardelenleri incitmeden okşarken, bana kilometrelerce uzakta da olsa Orkidemle olmanın hazzını yaşayarak bugün olmazsa da her an belki yarın olabilecek ölüme kadar bu dünyanın tadını, sıkıntılarını, yaşanacakları Orkide kokusunu alarak yaşamaya hala ısrarlıyım ve şu an bu yazımı okuyan sen dahil, sizin gibi korkmuyorum, diğer adı kader olan bu hayatı kendime, aileme ve çevreme zehir etmemek için..


Çünkü bugün unutulan ve tarihin tozlu sayfalarında yaşayan Aztekler bugün dün hiç yıkamıyormuşuz gibi saniye başı yıkadığımız ellerimizle yapışıp, gitmek istemediğimiz dünyada, büyük bir uygarlık kurmuşlardı. Ve ‘Hernan Cortes’in Meksika’yı toprağa katma sırasında yapılan ve Tenochtitlan kuşatması olarak bilinen savaş sonucunda Aztekler yenilmiş ve güçlerini kaybetmişlerdir. Ayrıca dünyanın en büyük piramidi Meksika’da Cholula de Rivadabia’da bulunur. Yapılma nedeni gök yüzüne erişmek Azteklere ait piramit 182.107 metrekare alan üzerine kurulmuştur ve yüksekliği 54 metredir’ diyerek Azetekleri anlatan tarih bugün bu korku ile biz ölecekleri de anlatacağını da biliyorum..


Ha unutmadan bana mutluluk veren hayatımın içinde olan ‘Orkide’de kim?’ diyenler olacaksa onuda not düşüp, hayatı değil, yazımı bitireyeyim mi?..


Evet, onca hazır binası olmasına karşın, ilansız, ihalesiz yapılacak denilen yeni hastane için bugünkü Saray’dan gelen emir ile fırsat bu fırsat diyerek dozerleri daldırdığımız Atatürk havalimanı ve Sancaktepe Askeri alandaki çoğumuzun acımasızca kopartıp, katlettiğimiz doğada bulunan can veren bitkiler arasında olan Orkide doğal güzelliği ve zarafetiyle dikkatleri üzerine çeken nadir çiçeklerden biridir. Görünüşünün yanı sıra sade, saten kokusuyla da öne çıkan Orkideler Aztekler’den bu yana kraliyetin gücünü simgelemiş bir çiçektir, bugün çoğumuzun kalbine dokundurmayı beceremediği onca gül ve çiçek gibi..


Gültekin Zor Bela Mazbatasını Aldı!Gültekin Zor Bela Mazbatasını Aldı!


arşiv haber 15/04/2015 tarihli haber


HDP başta olmak üzere CHP, Demokrat Parti ve diğer partilerin itirazlarını ya hemen yada sürümcem de bıraktıktan sonra red eden ama AK Parti’nin itirazlarını jet hızıyla kabul edip, AK Parti aleyhine yapılan itirazları aynı hızla red eden YSK Demokrat Parti Göle Adayının yaptığı tüm itirazları red ederek mazbatayı çok az oy ile seçim kazandığı oyların yeniden sayılması halinde kayıp ettiği ortaya çıkacağı ileri sürülen AK Parti Göle Belediye Başkan Adayına verdi.


Göle eski Belediye Başkanı ve AK Parti’nin yenden aday etmemesi ardından Demokrat Parti’den aday olan ve yapılan seçimeleri çok az bir oy ile kayıp eden Akın İsmailoğlu’nun 


31 Mart Seçimleri ardından rakbiyle arasında 32 oy olan Akın İsmailoğlu önce Göle İlçe Seçim kuruluna yaptığı ve oyların tekrar sayılmasını istediği itiraz Göle İlçe Seçim kurulunca ret edildi. Göle İlçe Seçim kurulunun reddi üzerine bu kez İl Seçim Kuruluna başvuran Akın İsmailoğlu’nun Ardahan İl Seçim Kurulun yaptığı itirazı da ret edilince bu kez ve son kapı olan YSK ‘ya itirazda bulundu. Ancak, Akın İsmailoğlu’nun rakibi ile arasında ki 32 oya rağmen yaptığı tüm itirazları son olarak baş vuruda bulunduğu YSK’ca da itirazı ret edilince Göle Belediye Başkanlığı mazbatası AK Partili İlhan Gultekin’e verildi. Zaman kayıp etmeden mazbatasını alarak göreve başlayan AK Parti eski İlçe Başkanı İlhan Gültekin böylece 5 yıllığına Göle Belediye Başkanlığı unvanını resmen kazanmış oldu.



Sosyal Belediyecilik Nedir?..


Bir değil, kurucusu ve hala başkanı olduğum ülkemin sınır kentinin Gazeteciler Cemiyeti ile iki, hatta sahaya girememekle karşı karşıya haldeyken son anda başkanlığını üstlenip, iddia etmeden tüm kamuoyunun bildiğinden dolayı rahatça adeta baştan aşağı yeniden oluşturduğum dediğim futbol takımını yeniden sahaya koyup, 3 ay sonra başka kadroya bırakmamla birlikte ve hala başkanlığını yaptığım federasyonun kurucu üyesi olduğu konfederasyonla birlikte 4 stk ve onca sivil toplum kuruluşu içinde olan biri olarak 31 Mart Mahalli İdareler seçimleri ardından seçilen Belediye Başkanlarını da ziyaret edip, kutlarken gördüğüm ve yaşadığım duyguları anlatmak isterim.


Öncelikle sosyal belediyecilik nedir diye baktığımız da karşımıza; Günümüzde birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede, sosyal politikaların uygulanmasında merkezi yönetim yanında yerel yönetimler de önemli sorumluluklar üstlenmektedirler. Devlet “sosyal devlet” anlayışını sağlayabilmede vatandaşa en yakın birimlerinden destek görmektedir. Doğal olarak yerel yönetimlerin sosyal politika sistemi içerisindeki ağırlığı ülkenin siyasal, kültürel ve tarihi birikimine bağlı olarak farklılık göstermekte ve bu durum ülke mevzuatına yansımaktadır. Yerel yönetimlerin sosyal politika uygulamaları sosyal belediyecilik kapsamına girmekte ve sosyal belediyeler, sosyal devletin yereldeki temsilcileri olmaktadırlar. Türkiye’de son yıllarda belediyelerin sosyal politika uygulamalarıyla önemli bir aktör durumuna geldiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı belediyeler tarafından özenle yürütülen sosyal belediyecilik faaliyetlerinin, sınırlı imkanlara ve kıt kaynaklara sahip ülkemizde, gelişip yoğunlaşması yönünde akademik desteğin sağlanması ve sürekli kılınmasına yardımcı olmaktır. Çalışmada sosyal belediyeciliğin teorik temelleri verildikten sonra, başarılı örnekler üzerinden sosyal belediyecilik hizmetlerine yönelik algı ve faydalanma düzeyine dair ipuçları aranmaktadır.


Sosyal Belediyeciliği böyle tarif eden satırlara baktığımızda bizim gördüğümüz karşımıza çıkmakta ve nasıl bir sosyal belediye bekleyip, istediğimiz bir bakalım.


Öncelikle 17 yıllık iktidarlığın getirdiği şımarıklıkla başta İstanbul’da olmak üzere yurt genelinde bir çok yerde seçimleri kayıp etmesine karşın başta HDP’li kazananlara olmak üzere CHP’liler mazbatalarını verdirmek istemeyen AK Partili Belediyeler ile Sosyal Demokratları temsil eden CHP’li Belediyeler arasında ki farkı anlatmak isterim.


İktidara geldiği ilk yıllarda ki sosyal yöneticiliği kısa sürede unutan ve ‘devlet dediğin benim’ moduna giren ve Askeri vesayetin etkisini kırıp, kendisi ve kadroları Askeri vesayet gibi el kaldır, indir, hazır ol, rahat olma dedirtmeye başlan Ak Parti’nin belediyecilik anlayışına baktığımızda başta okuduğum başkent Ankara’nın nefes almayan havası olmak üzere bir çok alanda yaptığı hizmetleri inkar etmemek gerekir.


Ve aynı belediyelerin kent ve yerele bakışlarına da baktığımız da yerelde özellikle Özel İnsanlar dediğim engellilere, yaşılara yönelik bakışlarını da inkar etmemek gerekir.


Ancak bu olumlu onca şeyin yanında çok az sayda olanları tenzih ederek her bir belediye başkanının kendisini Albay bilemediniz Tugay Komutanı edasına girip, etrafında onlarca koruma, zabıta yetmezmiş gibi polis korumalarını etraflarına sardırmaları ve bugün yaşanan kayıp üzerine kapılarını kırıp, açtıklarını öne sürdükleri makamlarını halka kapatmalarının yanında HDP’li ve CHP’li yani Sosyal Belediyeciliği savunan anlayışa baktığımızda halkla gerçek anlamda bir olan ve  halkı kendileri gibi gören bir anlayışı görmek mümkün.


Çünkü halkın içinde geldiklerini unutan 17 yılın şımarıklığı ile ‘Ulaşılmaz birer Hint kumaşı edası’ na girip, gün ve yıllar geçtikçe içine kapanmışlığı yaşayan AK Partili Başkanlar ile halkın içinde geldiklerini unutmayan bir HDP ve CHP anlayışıyla karşılaştığımız bir 31 Mart yerel seçim sonuçlarını görmekte ve yaşamaktayız. 


Bunu görmek ve sosyal belediyeciliğin ne olduğuna bakmak için dün kapıları kapatmanın hata olduğunu anlayıp, bugün ellerine aldıkları keserlerle kapıları kıran AK Partili Belediye Başkanlarının yerine gelen yeni anlayış ile CHP ve seçimleri kazandıkları halde çeşitli bahaneler ile mazbataları verilmeyen HDP’li Başkanları ziyaretiniz yeter ve artar diye düşünüyorum.