Başkan sen hele önce şu adayı temizlet!

Altında tarihi bir kent yatan ve bu yönde yapılan araştırmanında unutulduğu Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan’a komşu ilçesi Çıldır ilçesi sınırları içinde bulunan ve son 17 yıldır üzerinde festival yapılan Ağça Kale Adasını çöp ve hayvan gübresi götürüyor.


Ardahan, Doğu Anadolu Bölgesi ve Trans Kafkasya bölgesinin en önemli arkeolojik alanlarından biri olan Akçakale Adası’nın içler acısı halini görmeyen Çıldır Belediyesi ve bu adadan sorumlu Ağça Kale Köyü Muhtarlığı Gazeteci Ümit Kılıç’ın muhtar olduğu dönemde ekilen çamlarada sahip çıkamadığı görülmekte.



Çıldır Gölü sınırlarında bulunan Akçakale Ada Şehrinin doğal güzelliklerinin yanı sıra 5 bin yıllık tarihin de izlerini taşırken, bölge turizmine büyük katkı sunması beklenen ancak yaşanan ilgisilik dolaysıyla adete kefş edilmeyi bekleyen bir hazine olan Antik kent olma özelliğine sahip Akçakale Ada Şehri’nde, Neolitik dönemden günümüze pek çok mimari yapının kalıntılarını görmek mümkünken adanın üzerinde çöp ve hayvan gübrelerini görmekte.


Trans Kafkasya bölgesinin en önemli arkeolojik alanlarından birisi olan Akçakale Adası’nın tarihi en erken orta tunç çağına kadar gitmektedir. Bölgede 1940’lı yıllardan bu yanı çeşitli araştırmacılar tarafından kısa soluklu araştırmalar yapıldı. İlk kez 1940’lı yıllarda İsmail Kılıç Kökden tarafından araştırma yapıldı. Daha sonra Bakiye Yükmen, Hamza Gündoğdu, Kemalettin Köroğlu ve son olarak Alparslan Ceylan tarafından araştırmalarda bulunuldu. Fakat günümüze kadar herhangi bir arkeolojik kazı gerçekleştirilmedi. Orta Tunç çağına ait kültür varlıkları adada kuzey bölümünde kurgan ve kromnik dediğimiz mezar yapıları var. Kurgan yapıları üzerinde taşlı dam olarak adlandırılan bir kurgan yapısı 2004-2005 yılında çalışıldı ve Kars Müzesi Müdürlüğü tarafından ufak çaplı bir restorasyon yapıldı. Bu yapılar Orta Tunç çağına yani günümüzden ortalama 4 bin yıl evveline ait yapılar ve dolayısıyla önemli yapılar. Bu kurganlara benzer kültür varlıkları yine Çıldır ilçesinin Kurtkale yerleşim alanında bulunmakta. Onun dışında Gürcistan’da Triyalite ve Meşeti dediğimiz bölgede de bu Orta Tunç çağı kurganlarına benzer kurganlar var. Bunların dışında adada üzerinde durduğumuz alanda bir kale bulunmakta. Kalenin herhangi bir arkeolojik kazı yapılmadığı ve küçük buluntu tespit edemediğimiz için kalenin ilk yapım tarihini bilmiyoruz. Ancak Urartu krallığı dönemine ait olmalı diye tahmin ediyoruz. Üçgen formlu bir kale, kuru duvar tekniğinde inşa edilmiş. Adanın merkezinde yerleşim alanlarına ait kalıntılar var. Bu kalıntılar’da Urartu dönemine ait olmalı, fakat yine kazı yapılmadığı için tarihini bilinememekte.


Dikdörtgen planlı, kare planlı yapılara ait kalıntılar bunlar. Adanın Orta Çağ’da da kullanımda olduğunu bilinmekte.


Orta Çağ kalıntılarına ilişkin içinde bulunduğumuz bir Gürcü şapeli var. Bu şapel 10 ila 12’nci yüzyıllar arasına ait olmalı. Tipik bir Gürcü Şapeli ve Ardahan’da 100’den fazla bu tarz şapel bulunmakta. Ardahan’ın Orta Çağ dini yapıları ilk olarak 1980’li yıllarda Mine Kadiroğlu, daha sonra da onu takiben Prof. Dr. Fahriye Bayram tarafından araştırıldı. Bu yapılar dolgu duvar tekniğinde inşa ediliyor ve düzgün kesme taşlarla dış cepheleri kaplanıyor. Adada bir de kuleye benzer bir yapı daha var. Fakat işlevini henüz bilinmiyor. Bu yapı da akitlopik taşlarla inşa edilmiş olduğu için tahminen erken demir çağından itibaren kullanım görmüş olması lazım. Üzerinde görülen haç kalıntıları sebebiyle orta çağda da kullanıldığını tahmin ediliyor.



“BİLİMSEL ÇALIŞMA VE ARKEOLOJİK KAZI ÇALIŞMASI YAPILMALI”

Adada yeterince bakım ve koruma yapılmadığı gibi bilimsel çalışmalarda yapılmadığını belirten bölge halkı, bu önemli tarihi hazinenin bulunduğu alanda  mutlaka arkeolojik kazı çalışması yapılmasının gerekli olduğunu söyleyerek,  “Bu bölgede mutlaka arkeolojik kazı çalışması yapılmalı ve bu çok önemli. Sadece bilim adamlarının akademik açıdan değerlendirmesi yeterli değil. Ardahan’ın turizmi açısından da bu tarz yerlerin hem ülkemize hem dünyaya tanıtılması gerekiyor. Çünkü hakikaten Akçakale adası gibi kültür varlıkların benzerlerini bulmak çok zor. Bu görülen şapelin ya da yukarıdaki Akçakale’nin yapısının kazısının yapıldıktan sonra aynı zamanda restorasyonu, konservasyonu yapılmalı ki bizim gelecek nesillere bu yapıları olduğu gibi bozulmadan aktarabilmemiz sağlansın. Çünkü günden güne Ardahan’daki bu arkeolojik yapıların bozulduğuna, yıprandıklarına, yok olduklarına şahit oluyoruz. Aynı zamanda Ardahan ve çevresinde maalesef defineciler tarafından yapılan kaçak kazılar var ve bu kazıların önlenmesi lazım. Ardahan’ın sadece Akçakale Adası değil merkez ilçenin de arkeolojik açıdan önemli olduğunu biliyoruz. Pek çok Tunç Çağı yerleşimleri var. Yani Ardahan sınırları içerisine tarihte ilk yerleşimler erken Tunç Çağı’nda yapıldı desek kabaca, Kalkolitik dönem izleri de olmasına rağmen Ardahan’ın 5 bin yıllık bir tarihi var.”



“KÜLTÜR VARLIKLARININ KORUNMAYA İHTİYACI VAR”

Vatandaşlar, 23 yıldan fazladır Kültür ve Turizm Müdürünün olmadığı Ardhan’ın sınırlkarı içinde bulunan bu kültür varlıklarının korunmaya ihtiyacı olduğunu söyleyerek, “Hem kazısının yapılması, hem korunması, hem arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmesi gerekiyor. Şu ana kadar yapılan çalışmalar yeterli değil. Sadece bir yüzey araştırması var. 2013 yılından itibaren düzenlenen ve Ankara’daki Kültür Varlıkları Genel Müdürlüğü izni ile düzenlenlenen bir yüzey araştırması. Bunlar yeterli değil, bizim kültür varlıklarımıza daha çok sahip çıkmamız gerekiyor. Aynı zamanda Ardahanlıların, Ardahan çevresinin, Karslıların kendi kültür varlıklarını, arkeolojik değerlerine daha çok sahip çıkması gerekiyor ki bu mirası gelecek nesillere taşıyabilelim” ifadelerine yer verdi.

Akçakale Ada Şehri, Ardahan’a 70, Kars’a ise 86 kilometre uzaklıkta, doğal güzelliklerinin yanı sıra 5 bin yıllık tarihin de izlerini taşıyor. Karayla bağlantısı bulunmayan Ada Şehri’nde, sonradan eklenen köprü ile giriş çıkışlar sağlanmakta.



**İstanbul Bal’a Doyacak..


İstanbul’da ki Ardahan Derneklerinin bir araya geldiği ve Ardahanlıların İstanbul’da ki en büyük sivil toplum örgütü olan Ardahan Dernekler Federasyonu tarafından 4-8 Temmuz’da Bakırköy Botanik Park’ta düzenlenecek olan Bal Festivali belki de bir ilk olacak. 

Öncelikle bal üretiminde dünya da Çin’den sonra gelen ülkemizin bal üreticilerini İstanbul’a toplamayı hedefleyen kısa adı ARDAFED olan Ardahan Dernekler Federasyonu, 7.4 mm uzunluğunda ki iğneli Kafkas Arısının çiçeklerde aldığı nektarı ile oluşturduğu Ardahan’ın balının İstanbul’da tadılıp, tanıtılmasını hedefliyor. 

Bakırköy Belediyesinin katkıları ile gerçekleşecek olan bu önemli etkinlik Ardahan Balının yanı sıra diğer 80 vilayetin ballarının etkinliğe uyumlu olan İstanbul’un gizli cennet bahçelerinden olan Bakırköy Botanik Park’ta sergilenecek, damak tatlarını tatadacağı Yaklaşık 100 standın açılması hedeflenen bu önemli etkinlikte yer almak isteyen balcıların yanı sıra diğer esnafların, Bal Güzelinin seçileceği, Sokak sanatçılarının hünerlerini sergilediği ve diğer önemli birçok etkinliğin içinde bir olacağı Bal Festivalinde yer almak için 0 532 706 68 75 arayarak ARDAFED Başkan Yardımcısı Name hanımla görüşebilirler.



**Trafo Kedisi Gibi Kablo Kemiren Farelere de Dikkat!


Başkan olmak isteyen ama iki kez HDP’nin engelline takılan Erdoğan’ın seçimlerin 24 Haziran’da yapılacağını ilan ettiği gün bir şey demişti.

Ki; O dediği bir şeyi dün Erdoğan’ı doğuran Saadet Partisi hayata geçirip, sosyal medya üzerinde e-miting gerçekleştiren ilk parti oldu.

Evet, artık herkesin yatağını içinde bile olan sosyal medyanın gücünü inkâr etmek sanırım en büyük yanılgı olur.

Çünkü şu an bulunduğum Ardahan’da ben dâhil dağda ki çoban da sosyal medya ile dünyayı takip ediyor, gelişen her konuda hemen saniyeler geçmeden haberdar oluyoruz.

Ve çok kısa bir süre tanınan seçim çalışmalarının büyük yoğunlukta bu medya üzerinde gerçekleşeceğini anlayan siyasilerde gerek kendiler, gerekse çalışanları aracılığı ile bu imkân vasıtasıyla seçmene ulaşmaya çalıştıklarını görmekteyiz.

Ama benim bir kokum var ki; O da Fetocuların uzman olduğu, Saadetlilerin çok iyi kullandığı, SP’nin tabanından gelen Erdoğan’ın etkisini 15 Temmuz’da iyice his ettiği bu sosyal medyanın seçimlere kısa bir süre kala ya bilerek ağırlaştırılacağı yada bir kazaya gidip, kablo kemiren farelere yem edilmesidir..

Çünkü iktidarını devam ettirmek isteyenlerin elinde bulunan bu sistemin ana karargâhının da YSK’nın önünde avukatları çağıran CHP’li İnce ve HDP’lilerce sağlama alınmalı.

Alınmalı ki; O namus denen oyların teslim edildiği ve sayılmaya başlandığında kazaya uğrayıp, renk değiştirmemesi gerekir..

Peki, bu nasıl engellenecek ve hangi imkânlarla trafolara giren kedilerin yanı sıra sosyal medyanın kablolarını kemireceğini düşündüğümüz fareler engellenecek?

Bilmem ama ABD’nin seçimlerini bile etkilediği ileri sürülen kablo farelerinin bu seçime damga vuracak en büyük etken olacağını düşünenlerdenim..


**Herkes oyunu başka partiye verecek!..


Milletvekili adaylarının belirlenmesi ile birlikte birçok kişinin saf değişip, kendilerinin istediği adayları göstermeyen partilerine olan kızgınlıklarını kustuğu şu günlerde oylarını başka partilere vereceğini belirtmeleri dikkat çekmekte.

Yani AK Partilin İyi Parti’ye, CHP’linin HDP’ye, BBP’linin ise MHP’ye ya da bunların tersine oy vereceklerini belirttikleri şu günlerde ideoloji, inancı değişik olan bir seçmen profilosu da karşımıza çıkmakta.

‘Yani benim dediği olmazsa ben yokum’ diyen bir seçmenin olduğu ülkede yapılan anketlerin ne kadar sağlıklı olduğunu da anlamak zor memlekette..