Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de




Damal ve Göle Belediyesi’nin kendi imkanları ile açıp, hizmete sunduğu otogarlara benzer yeni otogar yaptıran Ardahan Belediyesi, Posoflu bir iş insanının yaptırdığı ve iş insanlarına sözleşme karşılığunda verip, açtırıdığı tekstil atolyesi gibi garajıda rusatsız açmaya hazılanıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yaptırıdığı Ardahan’ın yeni otogarının ruhsatsız olduğu ileri sürülüyor.
7 Ağustos Pazar günü görkemli bir törenle hizmete açılan yeni şehirlerarası Ardahan Terminal’inde ilk seferler hafta sonu yapılmaya başlancağı bildirilirken otogarın açılış ruhsatı dahil resmi kurumlarda alınması gereken resmi evrakların hala alınamadığı iddia edildi.

BASINA BAŞÖRTÜ!
Bugün, ‘Havaalanına ne gerek var, önce yollar sonra havaalanı’ denen ama 20 Yıldan fazladır bir türlü bölünüp, yapılamayan Ardahan-Göle yolu gibi ülkede ithalatın, ihracatın yanında giriş, çıkışların sıfır derecede olduğu kör, pardon Türkgözü (Badele) adlı gümrüğünü yazacaktım.
Sonra Kafkaslara açılan, lobisi diye geçinenlerin birbirlerini yediği şu günlerde sınır ötesinde bulunan Ahıska’lıların akrabalarının yaşadığı Posof’ta yapılacak denilip, sürekli yardım toplanan ama bir türlü ortaya çıkmayan Caminin neden bitmediğini soracaktım.
Kısacası, bu yönde bir memleket yazısı yazmayı düşünürken CHP lideri, 6’li masanın kurucu aktörü Kılıçdaroğlu’nun twiterda açıklama yapacağını ilan ediyordu.
Aldığı ceza dolayısıyla siyaset yapma yasağı getirilmesine karşın partinin kapanmasına vesile olacak bir davranış içinde bulunup, CHP İstanbul İl Başkanlığına devam eden Kaftancıoğlu’nun da aralarında olduğu kadına özgürlük denip, bir türlü yasallaşmayan başörtüsü meselesini çözeceklerini iddia ederek, bu yönde meclise önerge getireceklerini belirten Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı tüm kamuoyunu olduğu gibi bugünkü yazımı da bu yöne çekti.
Çünkü son yerel seçimlerle HDP’nin desteği ile birçok belediyeyi alan ve bu belediyelerin verdiği tam gaz destekle gündem oluşturmayı Erdoğan’ın elinden bir nebze de olsa alan KIlıçdaroğlu bu çıkışı ile ülkenin gündemine bir anda farklı taraftan yön vermişti, hem de meclisin açıldığı ilk gün.
Evet, Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışla 80 yıldır dini siyasetle bulaştırıp, bunun üzerinden siyasi kazanç elde edenlerin olduğu söylenen siyasi arenada birilerinin elindeki bu kozu alacağını iddia edilse de bende bu meselenin de adeta İmam Hatiplerin kurulmasına verilen onaya benzettim.
Çünkü aynı Kılıçdaroğlu’nun içinde bulunduğu siyasi dünyanın diğer dünya ile yani muhafazakâr seçmenle çokta bir araya gelemeyeceği, hele hele camide yatıp, kalksa da solcuyum, Atatürkçüyüm, laikim diyenlerin işi biraz değil,oldukça zor..
Yani özgürlük adı altında tüm samimiyetle Menderes ve MSP dönemlerinde başlanan, destek verilen İmam Hatip meselesinde olduğu gibi Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu partinin ve benimde içinde bulunduğum solun, başörtüsü, din, dil gibi laiklik özgürlüğünün de içinde olduğu tam demokrasiyi, özgürlük, insan haklarını savunan zihniyetine o yakadan oy alamayacağını bilirim.
Ha bu arada yeni yasama dönemine açılan meclisin ilk işinin basın ve düşünce özgürlüğüne ek olacak olan yasayı tartışacağını da unutmamak gerekir.
Çünkü bu işlerin öyle hemen değil, İmam Hatiplere karşı çıkılmasını önleyen Menderesten beri verilen mücadele ile olduğunu da bilenlerdenim…
Yani Baykal’ın ‘bir ay dayanmaz’ deyip, önündeki yasal ve siyasal engelin kaldırılmasına katkı sunduğu Erdoğan’ın da başörtüsünün artık yasallaşması gerektiğini ama başta laikler, ulusalcılar olmak üzere birilerinin ‘Aha rejimi değişti şimdi de İran’da Arabistan’da olduğu gibi ülkeyi de buraya götürecek’ eleştirilerinin geleceğini düşündüğünden bu işi bugüne kadar kararnamelerle idare ettiğini de ve durup dururken Demirtaş’ın başını çektiği milletvekillerinin hapsedilmesine neden olan adımı da da aynı CHP atmıştı.
Evet, ‘Dokunulmazlıkları kaldıralım’ diyen aynı CHP’nin bu yönde getireceği yasaya balıklama atlayıp, destek verdireceğini ve çıkacağı alenen görünen Sosyal Medya ve İnternet Haberciliğine Dönük Düzenlemeler İçeren Kanun Teklifi ile daha çok dolacak olan havuz denen basın ve medya ile ‘başörtü meselesini yasallaştırdım’ deyip, bunu da kendi lehine çevireceğini buraya not etmek gerekir.
Burada durup, ortaya koyduğu siyasi kişilik ve kimliği ile ‘Türkiye partisi olacağız’ diyerek Kayseri’den, Edirne’den, Rize’den, Çanakkale’den bile oy alıp, %3 ile %5 arasında dolaşan partisini bir anda %16’lara taşıyan Demirtaş’ın ülkede aranan solun lideri olma ihtimalinin bir hayli arttığı sürece de bir bakalım derim.
Çünkü başörtüsü meselesi gibi hiç gündemde yokken durup dururken ‘Haydi gelin dokunulmazlıkları kaldıralım’ dedirtilen ve Demirtaş’ın hapsine ön ayak olan aynı Kılıçdaroğlu şimdi de ‘gelin başörtüsünü yasallaştıralım’ diyor.
Aynı Kılıçdaroğlu ve CHP değil miydi MHP’li, milliyetçiler dahil tüm toplum fertleri tarafından sevilen Demiritaş’ın içeri gireceğini bile bile başına geçtiği ama hala yenemediği partinin ulusalcı kozmik odasını aşamayan.
Ve direndiğine inandığım, bildiğim aynı Kılıçdaroğlu o gün dokunulmazlıkların kaldırılmasına dirense de son anda istemeyerekte olsa onay verilmesinin önünü açandır.
Çünkü Demirtaş’ın Atatürk, Laiklik, Ulusalcılık dışında politika üretemeyen, %25’i 25.5 yapamayan CHP’yi tarihe gömerek, kendisi ülkenin en güçlü sol lideri, partisi HDP’nin iktidar olacak korkusu CHP’ye dokunulmazlıkları kaldırttığı gibi Baykallı CHP Erdoğan’ın siyasi yolunun önünü açmış, 9 kez yenilen Kılıçdaroğlu’nun da ortaya koyamadığı siyasetle Erdoğan’ı 21 yıldır iktidarda tuttuğunu da göz ardı etmemek gerekir.
Ve son söz.
AK Parti iktidarı gitse de başörtüsü konusu da İmam Hatipler gibi yasallaşacak ve buna en büyük katkıyı yine sağ olsun büyük devrimci CHP katkı sunarken siyasi kaymağını yine dini siyasete bulaştıranlar yiyecek.
Yaşasın basın özgürlüğü, sağ olasın CHP..
.jpg)
arşiv haberler 18/04/2018 tarihli haberler/yorum/reklamlar
Ruhsatı veren de açılmamasını isteyende kendisi!
Ülkenin 80 vilayetinde tartışma konusu olan büyük marketler ve AVM’lerin küçük esnafı boğduğunu belirten ve bu duruma yasal bir zemin yaratılmasını isteyen Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy şaşırttı.
Çünkü büyük marketlerin açılma izn, verenin belediyeden başkası olmadığını en iyi bilen sayın başkan..
Ardahan‘da Ekonomi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kadir Bal, başkanlığında “Ardahan da ekonomi” programı düzenlendi. Programda konuşan Belediye Başkanı Faruk Köksoy
Toplantı da, Ardahanlı esnaf ve iş adamlarının yatırım teşvikleri hakkında soru ve önerileri dinlendi, devletin sağladığı teşvikler hakkında da bilgilendirmelerde bulunuldu.
Başkan Köksoy, toplantıda yaptığı değerlendirmede küçük esnafı zor duruma sokan, büyük market zincirlerinin haddinden fazla mağaza sayısına ulaşması ile internet üzerinden alışverişin oluşturduğu olumsuzlukları sıraladı.
Başkan Köksoy, “Günlük hayat devam ederken Anadolu da ve bizde ulusal marketler şube açmaya devam ediyor, esnafımız bitiş sürecinde. Malumunuz, esnafımız Şehirlerimizin, tapusu, ruhu ve geleceği her anlamda şehri temsil eden sektördür. Esnafımız ulusal marketlerin tekelleşmesinden ve hakim olmasından çok muzdarip, dükkanlarını ve işyerlerini kapatıyorlar. Yeni gençlikte de tekrar iş yeri açma imkanı ortadan kalkıyor, çünkü böyle bir güç ile rekabet etmeleri mümkün değil. Bu hususta gerekli yasal düzenlemeyi yaparak, marketlerin açılışının sınırlandırılmasını talep ediyoruz. Diğeri ise Elektronik Alışveriş; 10 binlere fabrika fiyatıyla satış yapan bir malı, günde 2-3 parça satan esnafımızın rekabet etmesi mümkün değildir” diye konuştu.
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var | |
fakiryilmaz323@hotmail.com
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlık ettiği bir toplantıda söz alan federasyon ve dernek başkanlarını dinlerken dikkatimi en çok başkanların ‘Falan yerde bizimkiler daha çok bizden bir aday edilirse iyi olur’ diyerek kendilerine yakın isimleri üstü kapalı şekilde Kılıçdaroğlu’na pazarlamaya çalışmalarıydı.
Aynı kişilerin Kılıçdaroğlu’nun yeterince muhalefet yapmadığından da yakınırken, sanki partinin birer MHK Üyesiylermiş gibi CHP’yi de eleştirmekten geri kalmıyordular. Ve bir çoğu da iktidar partisi AK Partili yada AK Partinin arka bahçesi olma çabası içinde olduklarını bildiklerimdiler.. O toplantıda söz alan ve ‘Benim haddim değil, CHP’yi ya da üyesi olmadığım bir başka partiyi eleştirmek, asıl mesele CHP gibi muhalefette olan MHP, HDP ve diğerlerini eleştirenlerin üye olunmadan, oy vermeden, yanlarında yer almadan eleştirmek kolay. Ve en kötüsü iktidarın nimetlerinden yararlanmak için her yeni iktidarda parti değiştiren olmamak gerekir’ dediğim de ağzımda sözümü alan Kılılçdaroğlu birazda sert bir üslupla, ‘Yok öyle bir şey, arkadaşın dediği gibi sen önce partili olacaksın, üye olacak, üye yapacaksın, sonra ortaya çıkıp benim senin partinden daha çok hemşehrim var diyeceksin ve o zaman falanı aday et, filanı etme diyeceksin. Öyle biz çoğuz, bizde birini aday et diyenler bana ve partime gelmesin’ diyordu. Hatta bir madde ile bunu tüzüğe de eklediklerini hatta partiye üye olmayı internet kanalıyla kolay hale getirdiklerini belirten CHp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 2019 seçimlerinde ‘Biz çoğuz, bizden birini aday et döneminin kendi partisinde geçerli olmadığının altını önemle çiziyordu. Haklıydı da.. Çünkü kendisini ve partisini eleştirenlerin çoğunun CHP’li olmadığını, CHP yetmez her hangi bir partinin resmi üyesi de değildi bu toplumun büyük bölümü.. Yani kim güçlüyse ondan görünmenin dışında partilere olduğu gibi derneklere, sendikalara, stk’lara üye olmadığı bilinen bu toplumun %85’nin.. Evet kabilelerden oluşan Libya’da bile insanların parti üyesi olma konusunda hassas olduğu şu dünyada Türkiye’nin 80 Milyonu geçen nüfusunun %10’u gidip, parti üyesi olmuş gerisi iste bırakın üyeliği siyasetle ilgilenmediği gibi siyasette, siyasetçiden çok şey bekler bu yetmez ‘Bizim sülale daha çok’ diyerek partileri kendilerine yakın isimleri aday etmesini ister bir durumdadır.. Bunun en açık örneği de biz Ardahanlıların en çok yaşadığı Esenyurt’ta her seçimde ortaya çıkıp, ‘Biz daha çoğuz, bizim adamımızı, köylümüzü aday et’ deyip her seçimde de gümbürtüye gitmesinden görmek mümkün.. Çünkü parti ve siyaset yapanlar biliyor ki partide aday olmak için önce o partinin üyesi, emektarı ve çalışanı olmak önde gelir, sülale değil.. Evet, şimdi soralım bu yazıyı okuyanlara da Sizde resmi olarak her hangi bir partiye üye misiniz?!.
![]()
|
|