Bir Kitap'ta Senden Olsun..

Bir çok Ardahanlının yaşadığı Beykoz ilçesinde ortaya konulan çalışmalara imza atan Beykoz Ardahanlılar Derneği İnan Aktürk başkanlığında ki yönetimi ile yeni bir çalışma başlattı.


‘Bir Kitapta Senden Olsun’ başlığı ile kitap kampanyası başlatan İstanbul Beykoz Ardahanlılar Derneğinin Kampanyasına başta bölgede ki Ardahanlılardan olmak üzere herkesten büyük destek var.


Konu hakkında bir açıklama yapan ve başlatıkları kitap kampanyasına destek isteyen Beykoz Ardahalılar Derneğinin açıklaması şöyle;


**BEYKOZUMUZUN KÖY OKULLARINA KİTAP KAMPANYASI


Çok değerli Ardahanlı hemşehrilerimiz,kıymetli Beykozlular..


Bizlerin dedeleri ve babaları memleketimiz Ardahan’ı terk edip, iş, aş, ekmek bulabilmek için uzun zaman önce Beykoz’a yerleşmiş. Bu sadece Ardahanlılara özel bir durum değil..


Türkiye Cumhuriyetinin 81 vilayetine özgü bir durumdur. Beykozumuz da tüm illerden insanlar yaşamaktadır. Bizler her şeyden önce bir Beykozlu olmanın gururunu yaşıyoruz. Biz öncelikle doğduğumuz yerlerden ziyade şuan doyduğumuz yaşadığımız çalıştığımız nefes aldığımız ve çocuklarımızın eğitimlerini Beykoz da devam ettirdiğimiz için Kitap kampanyamızı önce memleketimiz Ardahan’dan ziyade çocuklarımızın eğitim gördüğü Beykoz okullarında kitap ve kütüphane eksiklerini fark ettiğimizden dolayı bu kampanyayı başlatmış bulunuyoruz.


Evet çok değerli Beykozlu hemşehrilerimiz sizlerde başlatmış olduğumuz “Fazla Kitabın Var mı?” Kampanyamıza destek olmak isterseniz bizlerle iletişime geçebilirsiniz…


Adres: Fevzi paşa caddesi No: 26 kat 1 daire 4 Beykoz/Merkez İstanbul


İletişim: 05415754275- 05352680781


BEYKOZ ARDAHANLILAR DERNEĞİ


**ARDAHANLI BEYKOZ’U İSTİYOR..


*5/04/2016 Tarihli Haber


Ardahanlı CHP Beykoz İlçe Başkanı Mahir Taştan’ın performansı köşe yazarları tarafından tam not aldı. Sorulan her soruya içtenlikle cevap veren Taştan’ın özellikle iki konuda yaptığı açıklama geceye damgasını vurdu. “Belediye başkanlığına aday olmayı düşünmüyorum. 


Ardahan Göleli CHP Beykoz İlçe Başkanı Mahir  Taştan sözlerine şöyle devamn etti. ‘Hedefim belediye başkanlığını kazanan ilçe başkanı olmak” diyen Taştan, 2019 yerel seçimlerinde aday olacak kişiyi de  “Beykoz doğumlu yada en azından çocukluğunu Beykoz’da yaşamış bir belediye başkan adayı olmalı” sözleri ile tanımladı.


**Dün MHK, Bugün KHK!






  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


‘Hak aramak için caddeye çıkanın,

Derdini anlatmak için 10 kişiyle bir araya gelenin,

Yada sokakta düğün hazırlıkları yapan kalabalığın, 

vb. savunmalar ile;

Darbe yapacaklarını düşündüm’

Diye rahatça tarana bileceğine yol açacağından korkulan son Kanun Hükmünden Kararname de ki darbe dönemlerini aratmayan anlayış, yoğun şekilde tartışılmaya devam ediyor..

Ve başta siyasiler olmak üzere kıytırıktan suçlamalarla zindanlarda tutulan insanların aylarca, hatta yıllarca çıkarılmayı bekledikleri mahkeme salonlarına getirilirken tek tip elbise giydirilecekleri yönünde ki maddede aynı şekilde tartışılıyor..

Peki Türkiye bu tür karar ve tartışmalara çok yabancı bir ülke mi?

Bilmem ama Menderesten bu yana çoğunlukla sağ görüş partilerin ellerinde tuttukları iktidar gücü ile çıkardıkları maddeleri aratmadığını düşündüğüm son KHK kararları, dün MHK denilen bol rütbeli postalcı komisyonca çıkarılmıyor muydu?

Ve Avrupa Kriterlerini uyguladıklarını ileri sürüp, Fi tarihinden kalma, İnsan Haklarına aykırı onca kanun ve kararname ile bugüne kadar ayakta ve iktidarda kalabilenlere başta o kriterleri yazan, üyelik karşılığında uygulatmaya çalışan ve sözde demokrasinin beşiği Avrupa..

Ve Ortadoğu başta olmak üzere ‘Özgürlük getiriyorum’ diyerek dünyayı kanla dizayn etmek isteyen Amerika bu ülkede yaşananlara hiç karşı çıkıyor mu?

Yani ülkenin en çok oy alan muhalefet partisinin liderleri yakalarından tutulup, hapse atıldığı ve buna neden olan bir muhalefet anlayışının olduğu ülke içinde olduğu gibi dünya bu yaşananlara ses çıkaran var mı ki?

Olmadığı için değil mi ki dün MHK’nın, bugün KHK’nın iktidar olduğu bir ülkedir Türkiye..

Peki ne yapılmalı bu yaşananlara karşın?

Öncelikle kendisine sol diyen tüm kanatların kesinlikle bir araya gelip, birleşmeli ve ülkenin demokrasi isteğini yüksek sesle haykırmalı..

İnsan Hakları konusun da duyarlı tüm kesimlerin kendilerinin de hakkı olan hakları almak için hiç bir ayrım yapmadan el ele verip, güzelim ülkeyi taçlandıracak olan demokrasinin şart olduğunu sanal sayfalarda değil, alanlarda anlatmalı..

AB ve ABD’nin yavşak ve çıkarcı timsah göz yaşlarının sahtekarlığını yüzlerine tükürmeli..

İktidarın yanlış yolda olduğunu bugün gerek yok dense de yarın; herkese lazım olan Demokrasinin kendilerine de, İnsan Haklarının torunlarına lazım olacağını her kez seslendirmeli..

Muhalefetin tüm kanatları ile her şeyden önce İnsan Hakları, Adalet ve Demokrasi geldiğini algılamalı ve birlikte bir yol haritası çizmeli..

Yani dün MHK’ya ses çıkarmayanların bugün kızdıkları KHK’nın bu ülkeye bir şey kazandırmadığı gibi gün geçtikçe toplumu gerdiği ve bu gerilmenin sonun hayra alamet olmadığını yüreklice seslendirmeliyiz.

Ve herkesin Erdoğan’ın, hükumetin, iktidar güçleri kadar bu ülkeyi düşündüğünü hissettirilmeli..

Peki bunlar yapacak yürek, samimiyet, dik duruş var mı?

Onu bilmem önce HDP’lilerin içeri atılmasına imkan veren imzaları atan, basının, medyanın susturulmasına göz yumanlara , bu yetmez yerini sağlamlaştırmak için parti örgütlerini kendisine yakın olanlarla dolduran Kılıçdaroğlu’na, bir iki bekçi ve partililerine ihale almak için iktidarların arka bahçesi olmayı tercih eden Bahçeli’ye, her dönem ayrı bir yalaka politika izleyen Perinçek’e, bunlardan biraz daha samimi olduğuna inandığım Saadet Partisi ve onun bakışıyla dünyaya bakan İslamcı kesime ve nerede olduklarını çokta görmediğimiz Komünist ve onun yolunda yol almayı seçenlerin ve en son İYİ Parti ile yol almaya devam eden ama kendisi gibi eski faşoları kadrolarına dolduran Akşener’in, Ulusalcıların, Dincilerin, Solcuların, Sağcıların ve susmayı tercih edip, kendi yazdıkları Sarı Öküz hikayesini unutan aydınlar, hukukçuların samimiyetine bakmak yeter de artar diye düşünüyorum..

Yani umut yok desem umudu kırarım derken umutsuz bir sürecin yeni umutlar ve liderler yaratacağını da unutmamak gerekir diyerek dün direnemediğimiz bugün teslim olduğumuz KHK’lara karşı yine de susmamak gerek.

Çünkü gün geçtikçe bu tür kararlarla teslim alınmak istenen bir toplum, bir ülkede yaşam adeta paranoyak hale geliyor biline..