Birileri hep kazanıyor.. Diğerleri hep kayıp ediyor..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


 


Asgari ücretle cebe giriyor

Zamla cepten çıkıyor!


2023’te uygulanacak asgari ücret tek taraflı olarak iktidarı temsilen Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayip Erdoğan tarafından Saray’da açıklandığı sırada büyük firmaların tekelleştiği saha da yeni zam gelmeyen ürün grubu neredeyse kalmazken zar, zor ayakta kalma mücadelesi veren küçük esnaflar da başta kiralar, vergiler olmak üzere kepenk kapatıyor.


Hükûmetin fiyatları düşürmek üzere aldığı tedbirlerin boşa gittiğini de söyleyen vatandaşla ise kayıp eden en büyük kesimin ise kendilerinin olduğuna dikkat çekerken, asgari ücrete gelen zammın daha ceplerine girmeden çıktığını belirtmeleri dikkat çekti.

Vatandaşlar hiçbir üründe indirim yok. Zam yapıp sonra göstermelik indirim yapıyorlar. Bu sistem acilen değişmeli” diyorlar.


YA SEV YA TERK ET!..


Azeri ve Solcu olmakla övünen gazeteci bir ablamla telefonla konuşuyorum. Ablam benden daha çok dolu, daha çok isyankâr ve daha çok dertli. Ve bugün yaşananların suçlusunun, mevcut gücü ellerinde tutanlardan çok, onların oralarda olmasına bilmeden veya bilerek omuz veren sözde solcular olduğuna yanıyor.

Başta ikimiz olmak üzere hepimizin bugün yaşananların suç ortağı olduğunu kabul ediyoruz yaptığımız uzun sohbette..

Sanal sayfasında torunum Dağhan’ın adını görüp kendisini bir gece yarısında aradığım ve önce sağlık durumunu sorduğumda benim sesimden daha gür ve güçlü bir ses duyunca cevabını beklemeden benden de sağlıklı olduğunu söylediğim gazeteci ablamın, benimle yaptığı sohbette kullandığı bir kelimenin bugünki köşeme başlık olacağını ve bunun, gündem için en doğru başlık olduğunu söylüyordu, solcu geçinip, sağcı yakanın değirmenine su taşıyanları tek tek bana anlatırken.

Evet, “bugün gelinen yani ‘Ya sev ya tek et’ demeye getirilen sürecin suçlularının sağcı, muhafazakâr hatta faşist diye bildiklerimizden ziyade onların karşısında görünüp ama onları aratan asıl sahte ve solun içine sızmış sağcı, muhafazakâr sözde solcular yüzündendir bugün yaşananlar” diyen gazeteci ablam, benim ve kendisi gibilerinin de bunları fark edemeyip, gerçek yüzlerini ortaya dökmemesinin sonucudur, dün gibi bugün yaşananlar diyordu..




Gazeteci ablamla sohbetimi bitirdikten sonra uzun uzun düşündüm, kim bu solculuğun içine sızan asıl faşistler, yani nazik adıyla asıl sağcılar diye..

Önce Behice Boran’ın partisi İşçi Partinin içine sızıp bugün Vatan Partisi adı altında sağcı ve muhafazakarların değirmenine Çin Seddini örüp korumaya aldığını görürken orta sol geçinenlerin, Erdoğan’ında içinde olduğu kimlik ve düşüncenin önce yerelde sonra genelde iktidara taşıyanlar olduğunu hatırlıyorum..

Necdet Calp gibi Ekmelettin’lere oy verdirenlerin Özal döneminde de “ne sağcıyız ne solcuyuz cunta gitsin diye birleşenleriz” diyenler olduğunu da hatırlatan bu sohbette genelden yerele inildiğinde hemşerim rahmetli Haşim Avşar’a Menderes’ci, Demirel’ci deyip ama onlarla hiç arayı bozmayan, ailece birbirlerine gidip gelen 12 Eylül ve öncesi cuntaların darbeleri sonucu onca ezilen, yıllarca hapishanede tutulan işkencelerde hayatlarına son verilenlerin tam tersi kendileri gibi aile ferdlerinin hiçbirisinin tutuklanmadığı, çocuklarının batı yakalarında okuyup sefa sürdüklerini doktor, hakim, savcı, ilahiyatçı olduklarını görüyordum.

Ve biz solcuyuz, yetmedi devrimciyiz “Vatan-Millet-Sakarya” diyerek ülkücü, din, Allah, kuran diyerek muhafazakar olanlar ise bu modern ağa ve şeyhlerin aslında hiç birbirlerine karşı olmadıkları gibi kendilerini iktidarda tutmak için danışıklı dövüş yaptığını bugünki sözde solcu CHP’nin içine baktığımızda daha iyi görüyoruz..

Deniz Gezmiş’in asılmasına onay verenin torununun sözcü, bu partinin içine sızıp Ankara’da gökdelenler diken yetmedi oda başkanı hatta aday belirlemede tam yetkililer olduğunu görürken, asıl matruşka oyunun perde arkasında sağcı, ulusalcı ve “Ya sev, ya terk et” zihniyeti taşıyan faşistleri görememektir asıl suçumuz..



arşiv haber 23/11/2019 tarihli haber/yorum/reklamlar


10’a Kadar Say Sakin Ol!..


Aralarında da Ardahan Dernekler Federasyonunun da bulunduğu bir çok sivil toplum örgütünün bir araya gelerek, düzenlediği etkinlikle ‘Kadına Şiddeti’ masaya yatıracaklar. ARDAFED Kadın Komisyonu yöneticilerinden Fatma Öktem Çınar’ın da konuşmacı olarak katılacağı etkinlikle ilgili yapışan yazılı açıklama şöyle;




“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” kapsamında 14 STK bir araya gelerek sesimizi duyurmak için çözüm odaklı bir farkındalık etkinliği düzenledik. 


24 Kasım 2019 Pazar günü saat 12.00-16.00 arası Carousel AVM’deyiz. Etkinliğimize katılan bütün STK’lar olarak her türlü şiddetin karşısındayız. Ve işler şiddete varmadan neler yapılabilir ve şiddet nasıl önlenebilir? sorularına cevap bulmaya çalışacağımız bu önemli günde sizleri de aramızda görmek isteriz.’



**Çöp Olmak!..


 

Yeni bir seçimin tartışmaya açılmak istendiği şu günlerde mevcut hükumetten ziyade onun adeta basın sözcüsü ve savunucusu olmayı kendine düstur edinen MHP den açıklama var;”Bu süreçte seçim olmaz” diye.


Seçilen Belediye Başkanlarının önce görevden el çektirilmesi, ardından genel başkanları, milletvekilleri gibi tutuklanan HDP’nin yeni bir seçim istemesi, büyük kurultayı öncesi için için kaynayan ama bunu saklamak ve gözleri başka yöne çevirmek için bir gazetecinin aracılığı ile ‘Hangi CHP’li Başkan Erdoğan ile Saray’da gizlice görüştü?’ tartışmasını ortaya attıran CHP’nin, ‘olabilir mi?’ dediği, İYİ Partinin kıvırtmadan, “Hadi seçime gidelim” açıklaması, MHP’nin “gerek yok” dediği, iktidarın ise adeta ortamı yokladığı ama söylenenleri anketler aracılığı ile sessizce izlediği şu günlerde asıl konu, “Parti kuracağız” diyerek ortaya çıkanların sessizliği ve çöp oluşları dikkatlerden kaçıyor..


Öncelikle çöp olmanın sözlük anlamına baktığımızda kullanım süresi dolan, artık işe yaramayan bir eşyanın kullanılmayıp, kenara atılması ya da ‘belki ilerde lazım olur’ denilerek bir köşeye tıkılması anlamına geldiğini görüyoruz.. 


Yani bunun açık anlamı miadı dolmuş veya daha kullanılmadan defolu mal gibi kullanımdan kaldırılan nesne için,  “ÇÖP OLDU” tabiri kullanılır. 


Bu kelimeyi insanlar  için en çok kullanan kesim de gazeteciler, basın ve medya, diğer adıyla kamuoyudur..


Siyasette tartışmaya açılmak istenen, muhalefetin yarım ağızla, iktidarın ise nabız yoklayarak, “İstemem yan cebime koy” gözüyle baktığı seçim tartışmalarının yanı sıra normal hayatta devam eden çöpleşme, çöp olmalar da sürer..


Bu süreç içinde yok olanların diğerleri de birilerinin, birileri aracılığı ile öne çıkıp, ama bir anda kendilerini bir şey saymasının hatasıyla kısa sürede kaybolan aynılarının sadece siyasiler olmadığı ve siyasette olduğu gibi özel hayatta da ÇÖP olduklarını  görmekteyiz.


Ve bunlar her ne kadar zaman zaman arada bir esen rüzgarın savurmasıyla gelip gözümüze girseler de, bir zamanlar çıktıkları üzerimize düştüklerinden dolayı bu kez çamur olarak tutunmak isteseler de ağaçtan düşen yaprak misali yerlerde sürüklenmeye mahkumdurlar.


‘Parti kuracağız’ deyip, iktidar ve  muhalefetten kopanlar gibi özel hayatta, “Sensiz de olur”diyerek kendilerini dev aynasında görenler ikili yaşamlarda kendilerine verilen değeri unutarak, özelden uzaklaşıp, ÇÖP olanları sıkça gördüğümüz şu hayatta tüm engellemelere rağmen yaptıklarıyla, ortaya koydukları eserleri, samimiyetleri, inançları ve idealleriyle  ömür boyu bu şekilde yaşayanlar altından öte Elmaslaşırlar. 


Kısacası; Dün adam sanılanlar yani ÇÖP olanlar ise tarihin karanlık ve lekeli sayfalarına gömülüp giderler..


Ardahan'da Cinayet.. 1 Ölü 2 Yaralı!


Bir kadın ağır yaralı.. HOÇVAN’DA ÇATIŞMA!


*Arşiv Haber 28/05/2015 Tarihli Haber


Ardahan Merkeze bağlı Bayramoğlu (Gora) köyünde yaşanan tartışmada silahlar konuştu.


Alınan ilk bilgilere göre dün gece yaşanan ve iki aile arasında meydana gelen tartışma kavgaya dönüştü. Yaşanan kavgada silahlar konuşunca bir kadın ağır yaralı olarak Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı.


Y.G isimi kadının ağır yaralandığı kavgada Hacıali köy muhtarının da göz altına alındığı öğrenildi.



**HANAK’TA DOĞAN BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ:


“NECATİ ÜNAL”


Ardahan Üniversitesi (ARÜ) gençlere mesleki hayatında örnek olacak birbirinden başarılı akademisyenler, girişimciler, iş adamları ve bürokratları sırayla ağırlamaya devam ediyor. ARÜ’lü öğrencilerin daha sağlam temellere kurulu bir kariyer planlamasına yardımcı olmak için düzenlenen “Kariyer Günleri”nin konuğu Ardahan’ın Hanak İlçesi’nden yola çıkıp başarılarla dolu bir hayat yaşayan Ünal Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Necati Ünal oldu. Necati Ünal, zorluklarla geçen hayat hikâyesi ve sıfırdan başlayarak şirketler grubu yönetim kurulu başkanlığına uzanan iş hayatı ile ilgili bilgi ve tecrübelerini gençlerle paylaştı. 




İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Konferans Salonu’nda 25 Mayıs 2015 Pazartesi günü yapılan söyleşiye Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Ardahan’ın çeşitli ilçelerinden belediye başkanları, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Gürkan Doğan ile Prof. Dr. M. Hanefi Palabıyık, Genel Sekreter Ercan Gültürk, akademik-idari personeller ve öğrenciler katıldı. Etkinlik, saat 14.00’dan itibaren Necati Ünal’ın öz geçmişi hakkında bilgiler verilmesi ile başladı. 

“Okula 77 Kilometreyi Yürüyerek Gider Gelirdim”

Eğitimci babasının katkılarıyla çocukluk zamanında temel eğitimini daha kolay bir şekilde aldığını, ancak hayatının daha sonraki sürecinde maddi imkânsızlıklar yüzünden çok zor günler yaşadığını ifade eden Ünal, “Hanak ile Susuz arasındaki 77 kilometreyi yürüyerek gider gelirdim. O süreçlerden çok sonra üniversite sınavlarına girerek İstanbul ve Ankara’daki çeşitli bölümleri kazandım.” şeklinde bilgi verdi. 

Üniversite mezuniyetinin ardından ortalama altı (6) yıl devlet memur olarak kamuya hizmet ettiğini bildiren Ünal, “Kars ve Erzurum’da ‘Bayındırlık İl Müdürlüğü’ yaptım. Ayrıca bir zamanlar Erzurum’a valilik yapmış olan, sonraysa Meclis Başkanlığını yürüten Necmettin Karaduman’la 1970 yılında beraber çalıştım.” diye konuştu. 


Gençlere Altın Tavsiyeler

Ünal, memuriyet görevinin ardından kendi şirketlerini kurarak özel sektörde önemli projeler ve işlere imza attığını belirtti. Trabzon, Artvin, Erzurum, Ardahan ve başka birçok şehirde baraj inşaatları, fabrikalar ve yollar yaptıklarını ifade eden Ünal, konuşmasının sonunda öğrencilere, “Kıymetli öğrenciler… Öğrendiklerinizi ailenize intikal ettiriniz. Ailenize yardımcı olunuz… Çünkü esas olarak ayrıcalıklı olanlar sizi okutanlardır. Öte yandan hayatta lider durumuna geldiğiniz zaman peşinizden gelenleri çok dikkatli seçmelisiniz. Tavsiye ve tecrübelerinizi paylaşınız. Hata yapmaktan korkmayınız. Nitekim iş yapan herkes hata yapar.” şeklinde önerilerde bulundu. 

Programın sonunda ARÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz tarafından Ünal’a çiçek ve teşekkür belgesi takdim edildi.