BİRLİKTEN HANAK VE DAMAL'A KEPÇE ANAHTARI!..


Hanak’ta Uyuşturucu ile Mücadele..


  İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 29.02.2020 tarih ve 4060 sayılı yazısı gereği; Hanak Kaymakamı Mehmet Naim AKGÜL Başkanlığında Uyuşturucu İle Mücadele Mart Ayı Etkinlikleri planlanması ve uygulanması amacıyla Cumhuriyet Savcısı Mustafa Hilmi DÖĞEN, ilgili  kurum amirleri ve mahalle muhtarlarının katılımıyla Kaymakamlık Toplantı Salonunda toplantı yapıldı. 


Posof ve Damal’da Kurtuldu..


Ardahan’dan sonra Çıldır, Hanak’ytan sonra Posof ve Damal’ında vatan topraklarına katılışının 99. yıl dönümü etkinlikleri yapıldı. Damal’da ki program; İstiklal Marşı ve Saygı duruşu akabinde Atatürk Anıtına çelenk sunulmasıyla başladı ve bittti.  Çünkü etkinlikler,  ‘27.02.2020 Perşembe günü Suriye’nin İdlip kentide Şehit düşen Askerlerimizden dolayı kutlama programı iptal edilmiş olup Şehitlerimizi Saygı ile Anıyoruz.’denilerek iptal edildi.



**Posof Etkinikleri de Suriye Gölgesinde Kaldı..


2 Mart Posof’un Vayan Topraklarına Katılışının 99’ncu yıl dönümü kutlama ve Şehitleri Anma Programı, Kaymakam Murat Mete, Garnizon Komutan V. Teğmen Ahmet Karademir, Belediye Başkanı Cahit Ulgar’ın Hükümet Konağı önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunmasıyla başladı.


Atatürk Anıtı’nda ki Çelenk Töreni bitimine müteakip Posof Kaymakamı Murat Mete, kurum amirleri ve vatandaşların katılımı ile Hükümet Konağı önünden Efsel Bey Şehitliğine yapılan yürüyüş ve Şehitlikteki program sonrasında Posof’un düşman işgalinden kurtuluşunun 99’ncu yıl dönümü kutlama ve Şehitleri Anma münasebeti ile düzenlenen tören sona erdi.


Program da konuşanKaymakam Murat Mete, “Farklı etkinlikler düzenleyerek Posof’un kurtuluşunun 99’ncu yılını coşkulu bir şekilde kutlamayı planlamıştık, fakat İdlip’de vermiş olduğumuz şehitlerimizden dolayı etkinliklerin büyük bir bölümünü iptal ettik. Programımızı Çelenk Töreni ve Şehitlerimizi Anma Yürüyüşü ile tamamladık. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Posof’umuzun düşman işgalinden kurtuluşunuz 99’ncu yıl dönümünü kutluyorum.” dedi.



Hanak’ta Sıfır Atık Projesi..


Güçlü Ekonomi ve Yeşil Bir Doğa için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın eşi Emine ERDOĞAN tarafından başlatılan Sıfır Atık Projesi kapsamında Hanak Kaymakamlığı temin edilen atık kutuları Kamu Kurum ve Kuruluşlarına teslim edilerek, Sıfır Atık Projesi hayata geçirildi.


 


SIFIR ATIK NEDİR?


“Sıfır Atık”; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan bir hedeftir.


Atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına neden olmaktadır. Dünya üzerindeki nüfus ve yaşam standartları artarken tüketimde de kaçınılmaz şekilde bir artış yaşanmakta ve bu durum doğal kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırarak dünyanın dengesini bozmakta, sınırlı kaynaklarımız artan ihtiyaçlara yetişememektedir. Bu durum göz önüne alındığında, doğal kaynakların verimli kullanılmasının önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki son yıllarda tüm dünyada sıfır atık uygulama çalışmaları hem bireysel hem kurumlarımız genelinde yaygınlaşmaktadır.


Sıfır atık yaklaşımının esas alınması ile sağlanacak avantajlar;


❖ Verimliliğin artması,

❖ Temiz ortam kaynaklı olarak performansın artması,

❖ İsrafın önüne geçildiğinden maliyetlerin azaltılması,

❖ Çevresel risklerin azalmasının sağlanması,

❖ Çevre koruma bilincinin kurum bünyesinde gelişmesine katkı sağlandığından çalışanların “duyarlı tüketici” duygusuna sahip olmasının sağlanması,

❖ Ulusal ve uluslararası pazarlarda kurumun “Çevreci” sıfatına sahip olmasının sağlanması, bu sayede saygınlığının arttırılmasıdır.



ASIL SUÇLU SEN NE YAPIYORSUN?


Corona virüsünün ülkemize geldiği şu günlerde Akdeniz, Libya hatta Suriye gibi diğer bir çok gerçek gündem yeniden gölgede kalmış oldu.


Ve ilk Coruna virüsüne yakalanan Türk’ün İstanbul Çapa’da olduğu haberlerini alırken asıl gündemlerin arasında kalanların başında gelen diğer asıl bir konu da çeper dibinde dedikodular yaratıp, onun bunun hakkında konuşanların kendilerinin ne yaptığı konusudur.


Aslında nezlenin bir başka kolu olan ve bana soracak olursanız abartılmaması gereken ve asıl meselenin birilerinin ürettiği yeni cihazları başta gümrük kapılarını, hastanelere ve o çok konuşan ama konuştuğunu sorgulamayan ağızlara taktığımız maskeleri satmak olan bir konu olduğunu anlamak yeterken bizim asıl gündemimizle yani ülkenin  olduğu gibi başta çok kültürlüler olmak üzere bizlerin ne yaptığıdır..


Evet, hemen hemen her Ardahan’lının kapısına gittiği, insanlığını gördüğü ama onun yaşadığı sorun karşında olduğu gibi her yaşanan sorun karşısında sus-pus olup, üç maymunu oynayanlar gibi davranan bizlerin Ardahan’lı İşadamı Yakup Süt’ün kardeşleri ile birlikte tutuklanıp, içeri alınmasını normal bir durum olarak görmek gibi onca sorunların olduğu şu günlerde, son günlerde ele aldığım ve anlatmaya çalıştığım Kültür Evi seçimleri ve bu seçimlerde aday olanların, aday olanların listesinde yer alanların ve bu adaylara oy verecek olanların ne yaptıklarıdır.


Bu seçimler ardından yapılamayanaları yaparak ortaya koyan ve bu yaptıkları ile birilerinin iştahını kabartan federasyonumuzun da seçimlerinin olduğu bir süreçte İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’ta kültürden, sosyal hayattan uzak bir yapının seçiminin de bu kadar büyütülmemesi gerekir derken asıl konunun bu kurumun yanı sıra diğer oluşumların ne yaptığını sorgulayıp, kendilerinin ne yaptığını sorgulamayan tiplerdir..


CHP Genel Başkanının son bir yıldır katıldığı her toplantıda, mitinglerde yaptığı onca konuşması ardından ‘Tamam Erdoğan’dan şikayetçisiniz, ekonomi yerlerde, emekliler zorda, iş adamları sıkıntıda kısacası durum iyi değil diyorsunuz da ey millet, halkım siz ne yapıyorsunuz, gelene ağam, gidene paşam deyip alkışlayan da siz değil misiniz?’ derken bunu kime diyor diye bile düşünmeyen şu an sen bu yazıyı okuyan başta sen olmak üzere benden, çok kültürlülerden yakınanlara önemli bir soru sormuyor mu?


Ve bu soruya cevap vermeyenlerin yine bizler olduğunu yani, ‘Asıl suçlu olan sen ne yapıyorsun?’ derken bunu kime, kimlere diyor?


Bilmem ama gerek çok kültürlülerin seçimi, gerek federasyonun gerekse her an ilan edileceği söylenen genel bir seçimin beklendiği ülkede asıl tartışılması gerekenin corona virüsü değil, Akdeniz ne oldu, Libyada ne yaptık, Suriye’de son durum nedir gibi konuları sorarken kendimizin de ne yaptığını neden sormaz, sorgulamayız acaba?!.


arşiv haber 15/07/2019 tarihli haber


Son günlerde mevsim normallerinin üzerinde yağan yağmur köylerde çeşitli zararlara neden oldu.


Ardahan‘ın Çıldır ilçesine bağlı Aşağı Canbaz köyünden Çetin Bildik’e ait ev aşırı yağan yağmur yüzünden çöktü. Gece geç saatlerde evin damının çatısız olması ve fazla yağmur yağması ile dayanamayıp çöken odada kimsenin olmaması faciayı önledi.


Konuyla ilgili konuşan Çetin Bildik, “Maddi durumum iyi olmadığından dolayı evlerim çatısız ve kiracı olarak oturuyorum. Fazla yağan yağmur evimize girişi olan odanın üst döşemesinin dayanamaması dolayısı ile çöktü.Bununla birlikte kaldığımız odanın bir kısmında dış duvarı çöktü. Bizler içerideydik. Sesi duyunca korktuk. Ses kesilince baktın ki evimizin bir kısmı çökmüş. Şükür can kaybı yaşamadık. Şimdi yetkilerden destek bekliyorum. 3 çocuk ve ailemle kışın dışarıda kalmak istemiyoruz” dedi. 



DARBE’YE HAYIR, DEMOKRASİYE EVET!


 


1913 Bab-ı Ali Baskını … 27 Mayıs 1960 İhtilali. … 22 Şubat Ayaklanması … 12 Mart 1971 Muhtırası …, 1980 Askeri Müdahalesi. …, 28 Şubat Süreci. …, 27 Nisan e-muhtırası … ve son olarak 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi…


 


Ardahan Darbeye Karşı Çıkan İlk Kentlerdendir..


 


Saat akşam 21 ila 22 arasındaydı..


Haberlerde İstanbul boğaz köprüsünün br tarafının askerlerce kapatıldığını haber olarak veriyor ama olayın ne olduğuna isim veremiyordu..


İlk şoku atlatanlar arasında olan ve darbelerden çok çekmiş bir ailenin ferdi olarak bunun bir trafik kilitlenmesi değil, alenen darbe girişimi olduğunu anlıyor ve giyinerek arabamın anahtarını istediğim ailemde ‘Ya çıkma dışarı ne alaka’ tepkileri ile karşılaşıyordum..


Ama ben yaşanan açık bir darbe girişimi olduğunu hem darbelerden ağzı yanmış bir ailenin ferdi olarak hemde gazetecilik güdümle kendimi arabada buluyordum.


Bir elimin direksiyonda diğerinin kamerasını açıp, canlı yayına geçtiğim telefonumda ilk olarak evime komşu olan Milli İstihbarat Teşkilatında bir hareket olup olmadığına bakıp yanında geçerken karşıdan evlerine doğru hızla gelen onca yayanın ters istikametinde kendimi çarşıda buluyordum.


Canlı yayında, ‘Darbeye Hayır’ başlığı ile tüm kötü siyasilere ve iktidarlara rağmen Askeri yönetimin ülkeye, insanlara bir hayır getirmediğini anlatarak, halen etrafı yeterince ışıklandırılmadığından geceleri karanlıklar içinde olan valiliği geçip, ülkenin kurtuluş savaşı öncesi ilk kongrenin yapıldığı ve ilk meclisinin kurulduğu, bayrağının çekildiği bu nedenle Kongre adını alan cadde de rampaya doğru yol alırken ilk olarak o dönemim belediye başkanı olan 31 Mart’ya yeniden aday gösterilmeyen Faruk Köksoy’u, AK Parti Ardahan İl yöneticilerini telefonla arayıp, ‘Darbe var, neredesiniz, çıkın direnelim’ diyordum..


Başkanın ‘Köydeyim, geliyorum’ demesi ile kapattığım telefonda yeniden canlı yayına geçerek iş hanımızın da bulunduğu belediye binasının üzerinde olduğu İnönü caddesinde ilk olarak sağa sola dizilmeye çalışan bir Askeri birliği görüyor, hızla hala kent merkezinden dışarı taşınamayan Tugay’ın yeni yerleşkesine doğru yol alıyordum.


Ve yeni bir askeri hareketin olup olmadığına bakıp, oradan Göle, Hanak, Posof, Damal ve Çıldır yolları gibi bölünmesi hala bitmeyen Ardahan Çevre Yolu üzerinde bulunan Jandarmaya doğru gidip, oraya da göz atıp yeniden merkeze dönüyordum..


Ve geçerken gördüğüm askerlerin Kongre caddesinden sağlı sollu olarak aşağı doğru gittiklerini görüyor, polis nerede diye merak edip, emniyete doğru inerken şu an hala aynı yerde olan AK Partinin bulunduğu cadde başında insanların toplandığına da şahit olup zamanın valisinin ve emniyetin polislerinin nerede olduğunu araştırırken, Emniyet ve yanı başında bulunan Ardahanlılarca ‘Küçük Beyaz Ev’ dediği ve zamanın sınır ticaretinde sağlanan paralarla yapılan Valilik konut evinin de Tugay gibi karanlıkta olduğunu ama şu an Ardahan cezaevinin Spor Salonunda tutuklu tutulan zamanın Tugay Komutanı ile darbe girişim ardından merkeze çekilen valinin telefonla bir birleriyle üstünlük savaşı içinde olduğunu haber alıyordum.


Geri döndüğümde Kongre caddesinden kente doğru başkanında içinde olduğu bir çok insanın ‘Asker Kışlaya, Allahuekber’ sloganı atarak Valiliği geçip, Valilik evine ve polisi ortalıkta görünmeyen emniyete doğru geldiğini görüp, rahatlarken inip ne yapacaklarını şaşırmış, çoğu daha yeni ve acemi oldukları belli olan asker erlerin geri toplanıp, kışlaya doğru gitmeye çalıştıklarına şahit oluyordum.


Ve bu kez fotoğraf çekmeye başlıyor, bir taraftan da o gün kahraman olan bugün baskı altında tutulan medya ve basının Ankara’dan, İstanbul’dan verdiği haberleri ve uzun süre ortada olmayan ama bugün baskı altında olan medyanın kanalı ile halkı direniş için caddelere, meydanlara davet eden Erdoğan’ın açıklamalarını takip edip, birazda rahatlamış halde yeniden evime geçip, bastırıldığına inandığım 15 Temmuz Darbesinin bir an önce sonuçlanması dileğiyle sabaha kadar gelişmeleri medya, internet ve diğer tüm ulaşım araçları ile takip ediyordum.


Geceden hazırlığına başladığım, sabahleyin baskıya verdiğim ve darbe girişiminin hemen arından çıkardığım gazetemin manşetine, ‘Darbeye’ Hayır’ manşetini çekiyor, okurumu, Ardahan’ı, ülkeyi bugün hala aranan, istenen adaleti, demokrasiyi hapis eden siyasilere, askeri darbelere karşı direnmesi için..


Ve 34 yıldır olduğu gibi ve bugünkü gibi 3 yıl önce yaşanan ama bu kez halkın direnişi ile gerçekleşmeyen ama iktidarın bunu fırsat bilip, mana edip o günden bugüne muhalifleri susturma yoluna gidip, dersini de 31 Mart’ta aldığı o günkü yani siyasi hayatımızda kara gün ilan edilen 15 Temmuz 2016 gecesi ve de sabahı halkımı baskılara, demokrasi dışı uygulamalara karşı cesaretlendirmeye çalışıyordum..