Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
İnternet üzerinden yayın yapan ve Doğu ve Güneydoğulu gazetecileri bir araya getiren bulten tv isimli haber sitesinin programına katılan yerel ve ulusal gazeteciler kendi ilerindeki seçim gündemiyle ilgili görüş belirtirlerken hala adayını belirleyemeyen 6’lı masa başta olmak üzere iktidarın karşında olan muhalefetin aynı iktidardan şikayetçi olan ama oy vereceği ciddi bir parti ve adayı göremediği için umutsuz olduğunu belirtirlerken kendilerinin de aynı umutsuzluğu yaşadıklarını ve mevcut iktidarın yeniden kazanacağına işaret ettiler.
Bülten TV Genel Yayın Yönetmeni Selma Kara’nın operatörlüğünü yaptığı ‘Doğu Bülteni’ adlı programa katılan ve yaklaşık 3 saat süren programa Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fakir Yılmaz, Şırnak Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Halil Azizoğlu, Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül, İhlas Haber Ajansı Bölge Müdürü Ayhan Türkez, Anadolu Basın Yayın Birliği Malatya Şube Başkan Yardımcısı Sait Yalçın ve Elazığlı Gazeteci Faik Akgün katıldılar.
Gazetecilerin yanı sıra Yenilik Partisi Genel Başkanı, Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın da katıldığı programda Yılmaz’ında gazeteciler gibi kendisinin de aralarında olduğu muhalefetin mevcut iktidara karşı alternatif üretemediğini belirtirken, kendisinin davet edilmesi halinde 6’lı masaya gidebileceğini ancak 6’lı masanın kendisine ve diğerlerine böyle bir daveti, niyeti olmadığını söylerken kendisinin 100 bin imza bulup, cumhurbaşkanı adayı olacağını da belirtti.
.jpg)
AŞKLA YAŞAMAK, YAZMAK..
‘Yazıyorsam Sebebi Var’ adlı köşemde her gün yazarken, 25 yıldır yaptığım haberlerimi de gerek yazılı gerekse sanalda toplamaya çalışıyor, kimi yazının adeta bugünü anlattığını görüp, bir iki güncellemeyle yeniden yayınlarken bu enerjiyi nerden aldığımı soran bir arkadaşın sorusuna yine yazarak cevap aradım.
Ve son günlerdeki takıntım, 7 kat denen uzayın içinde dolaşırken diğer bir takıntımın da yapılanın, yaşananın, yaşatılanların da en güzel ve mükemmel olması için aşkın şart olduğunu yeniden anlıyor ve kendimce onaylıyordum. Çünkü hep derler aşksız hiçbir şey güzel olmaz, istenmez, yaşanmaz… Doğrudur da.
Evet aşk denildiğinde başımı kaldırıp, baktığımız uzayda hep olan ve bugüne kadar ancak bir ayak izi bırakılıp, bir iki parça taşın getirilebildiği Ay’a bakıyorum. Ve o Ay’dan bile göründüğü ileri sürülen Çin seddine yöneliyorum.
Tüm dünya benim olsun aşkıyla insanları keserek, korkutarak doğrayan Moğolların atlarını sürdüğü o Çin seddini düşünürken işgal edilemez, aşılamaz denen surların nasıl olup, zayıf bir tarafının bulunup, içindekilerini yani bu dönemlerdeki gibi Ezidi Kürt kadınları başta olmak üzere bölgede bulunan insanları vahşice öldüren İŞ-İD ‘e benzetiyorum.
Çünkü aşkla yapılan ama acımasızlıkla yakılıp, yıkılan ve hazineleri talan edilen onca kale, kulenin yapıldığı gibi kalmadığını anlıyorum.
Aşkın simgesi gülün renginin neden kırmızı olduğunu da düşünürken aşkın yaşadığı kalpte kırmızı kanla beslendiğini ve o kanı kalbe taşıyan damarların birinin kopması gibi onca kale, kulenin muhteşemliğine son verenin de kırmızı, yani kan olduğunuda düşünürüm.
Ve aşkın ana kaynağı olan kanın aslında revan olmak için onca hücreyi içinde dolaştırırken, uzayın hücreleri denecek olan yıldızları, gezegenleri yutan kara delikleri bir kez daha inceliyor, hızla ama çok büyük bir döngüyle dönüp, durmalarını anlayamıyorum. Ve adeta bir uzay bilimcisi kesilip, daldığım o atmosferden nefes almaya çalışırken ‘acaba’ demekten kendimi alamıyorum.
Çünkü milyonların, milyarların yeterli gelmediği o uzayın neye kime hizmet ettiğini düşünüp, beynimin sigortalarının atmaması için artık yorulmaya başlayan gözlerimi kaçırmaya çalışırken bir şey takılıyor aklıma…
Ve aşkı yaşatan, tattıran ve yakıp, yıkıp, çekip giden insanların yani çok sevdiklerimizin orada olabileceğini ve her yıldızın, gezegenin hatta kara deliğin biz insanların ruhumu acaba demekten kendimi alamıyorum…
Kim bilir belki de ağacın dibinde pineklemiş, uyumaya çalışan ama kafasına düşen elma ile yer çekimini ‘buldum’ diye haykırarak, yerinden kalkan Newton’a özenip yerde aranan aşkı uzayda aramaya kalkmış uçuk biri olmaya başlamış da olabilirim..
Ama şu bir gerçek ki aşkla uzandığı güneşe ulaşamayıp, kararan Ayçiçeğini de hatırlarken; evet aşkın öyle yakınında, yanında değil, o bir anda kalbimizi sızlatıp, çekip gidenlerin olduğunu düşündüğüm uzayı, araştıranlar gibi herkesin yani her insanın yaptığı işi aşkla, sevgiyle yapması halinde geriye eser bırakmasıydı.
Tabi bu eser Çin seddini, Alamut kalesini yerle bir eden, Ezidi kadınlara, çocuklara saldıran katleden İş-İT’in bıraktığı eserler gibi değil, insanlığın aşkla yaşayabileceğini anlatan o güzel kokan dikenli gülün kanattığı, kırımızı kanın verdiği enerjiyle yaşamak ve yaşama renk katmaktır diğer adıyla o çok aranan, bulunduğunda da hemen kaybedilen Aşk denen o kara delik…
Ve aşkı anlatmaya, yazmaya çalışıp, uzaya kadar gidip, kıvrandığım bir sırada şair ruhlu yazar Rodi Baz’dan gelen şiir anlatmak istediğimi anlatamadığımı hissetmişcesine anlatır gibiydi..
İşte o başlıksız ve Aşkı en güzel şekilde anlatan Rodi Baz’ın dizelerinden dökülen aşk’ın diğer bir tarifini yapan şiiri..
Bir intikam ateşi gibi öfke nöbetleriyle düşüyorsun aklıma
Belki diyorum;
Ben karanlık yüzü olurum hayatın
Belki de hayatın ikiyüzlülüğüne dönüşür unuturum seni
Çünkü daima herkesten sakladığım kuytulara alışıktır gözlerimin feri
Sen yokken Simurglar öldü
Memeli birer yağmacıya dönüştü kuşlar…
Bir çağlayanın sesine asılı kaldı Şahmeran’ın hikayesi
Ve şimdi masal bitti Deniz Kızı
Cep telefonuma bir mesaj düştü
Google tanrıyla yarışırken yanlışlıkla bana fıkır fıkır danseden bir kadın bıraktı.
Senin kadar unutkan
Senin kadar güzel
Senin kadar davetkar
Yoksa biz öldük mü Deniz Kızı?
Rodi Baz
arşiv haber/yorumlar 04.12.2015 tarihli haber/yorum/reklamlar





Twittirda Paylas Ardahan’in sorun ve sikintilarindan ziyade disislei bakanlariymis gibi biri Araplar ile digeri Irak’la yakindan ilgilenen iki milletvekilimizden bir olan eski Konsolos ve hala
Baskolons rütbeli olan CHP’nin Ardahan Milletvekili dün yine ekranlar ve ulusal basinin gündemindeydi.. İs-İt tarafindan kaçirilip, 101 gün esir (!) kaldigi süre içinde gündemde düsürmedigimiz ve gerek kurtarilip, ülkeye buradan da Ardahan’a kadar gelmesinden azda olsa katkimiz olan CHP’nin simdi ki Ardahan Milletvekili son olarak bizim de kizdigimiz Türk Askerinin Irak’ta olmasi konusunu meclis kürsüsünde dile getirdi.. Çok kizgin oldugunu ima eden hal ve hareketlerle hararetli bir konusma yapan eski Konsolos’a burada bir soruda ben sorayim.. Gerçi o büyük basin e medya disinda kimseyle konusmaz ya neyse.. Yinede biz sorumuzu sorup, merak ettigimiz konuyu belki yine ya meclis kürsünde yada ulusal basinda ögreniriz.. Sorum: Sayin Konsolos sen oradaydin ve sen oradayken orada ne gibi filmler çevrildigini en iyi sen biliyorsun, lütfen hele anlat.. Çogu senin bilgilerin oldugundan süphe ettigim Eren Erdem’e hain diyen Baskan ve Hükümet sana neden bir sey diyemiyor.. Olmaya ki ortakli bildikleriniz mi var?!..
**Bati Susmuyor, Homurdaniyor.. Geçtigimiz gün Ardahanlilarin yogun bir sekilde yasadigi İstanbul’un Esenyurt İlçesinde ki siyasi parti ziyaretimiz de görüstügümüz siyasi parti temsilcileri ile yaptigimiz görüsme e fikir/alis verisinde gündemin Güneydogu oldugunu ARDA/FED olarak ziyaretimizle ilgili haberler de azda olsa degindik. Bu ziyaretlerin ardindan döndügüm İstanbul Şisli’de bulunan Ardahan Dernekler Federasyonuna yakin kapali garaja çektigim aracimdan inip, fisi almak için yöneldigim garaj görevlisinin hükümete yakin bir tv kanalinda haberleri izledigini ekranlarda ise Diyarbakir’da yapilan operasyon ve eylem görüntüleri vardi.. Esenyurt’ta oldugu gibi burada da bir homurdanma oldugunu his edip, ne oluyor diye soru ile merhaba dedigim otopark görevlisi benden gergin bir halde, ‘Abi bende anlamis degilim ya.. Ne oluyor, ne olacak bu memleketin hali, nereye dogru gidiyoruz’ diyerek oda benim soruma ard arda siraladigi sorular ile cevap eriyordu.. Yani birilerinin dedigi gibi Güney yanarken, Bati susmuyor, homurdaniyordu..
**Yerde sürünen dernekçilik.. Yillarca elestirdigim bölge dernekçiligin ‘Nasil olur ayaga kalkar?’ diye mücadele ederken bir anda kucagimda buldugum Ardahan Dernekler Federasyon Baskanligimda verdigim mücadelemin basta bu isten kaymaklananlarca olmak üzere her kesim tarafindan yakin takibe alindiginin farkindayim.. Adeta bir gelenek haline gelen, ‘Birak batsin, imkan varsa sende bir tekme koy’ misali izleyenlerin çoklugunu da bildigim bir süreçte dernekçiligin yani sira dernekleri çatisi altinda toplayan bir kurumun nasil çalismasi gerektigini gösteren çikislarimla bunlara direndigimi de fark eder ederken bir hayli zorlandigimi da yorulan vücudumdan anliyorum.. Ancak 27 yila yaklasan gazetecilik hayatimda bir gün bikkinlik içine girmeyen ve her türlü saldirilara direnen bir kimlikle baskanligini serefle üstlendigim Ardahan Dernekler Federasyonu Baskanligini en güzel sekilde yapmaya ve yerlerde sürünen dernekçiligi de yok imkan ve tüm engellemelere karsin en iyi sekilde yapmaya kararli oldugumu herkes iyi bilmelidir.. Bunu yaparken de benim gibi yürekli yönetici arkadaslarimin varligi da bana yetmektedir..
**Aldiz, Aldiz Birde Vapur Alsaniz.. Ardahan Belediyelerinin araç parklari eski ama yinede iyi diye bilecegizim araçlarla doldugu su günlerde bende daha önce bir kaç kez gündeme getirdigim önerimi yeniden hatirlatacagim.. Çünkü basta Çildir Belediyesi olmak üzere Posof, Damal, Göle, Hanak ve Ardahan Belediyelerinin İstanbul’da ziyaret ettikleri ve kardes ilan ettikleri belediyelerde eskide olsa boyanip, süslenen araçlar aldiklarini hepimiz yakindan iyi biliyoruz.. Evet, önerimi simdi burada yeniden hatirlatip, önerecegim konu bugünlerde bir hayli gündemde olan ama bir sandali bile olmayan yüzeyi donmaya baslayan Çildir Gölüne bir vapurun getirilmesi konusudur.. Daha öncesi de belirttigim ve Çildir ölünün ortasina konulup, adina da ‘Göl Restoran’ denecek eski bir vapurun İstanbul Büyüksehir Belediyesine ait İDO’da alinabilir.. Ve Ardahan’a getirilip, Çildir Gölünde yüzmese de demir atilip, ‘Göl Restoranti’ adi altinda ya belediyelerce, ya kaymakamlikça yada özel bir tesebbüscü kanali ile isletilebilir.. Ve en önemlisi Çildir Gölü daha güzel gündeme gelebilir..
**Halk Desteklemiyor, Israr Etmeyin.. Baris içinde yasamanin israrinda olan halkin ‘simdilik’ izlemekle yetindigi Güneydogu’da ki çatismalarin daha nereye kadar sürecegini merak ederken, her iki tarafinda savasta israr etmesini de onaylamadigini ortaya koymakta.. Tank ve toplarla baslatilan operasyonlara aliskin olan bölge halkinin kendisini çatismalara davet edenleri de onaylamadigini gördügümüz su günlere neden savastan israr edildigi de anlasilmis degil.. İllaki savas deyip, insanlarin ölümüne, ticaretin durmasina, bölge gibi ülkenin gerilmesine ve en önemlisi, ‘Ne olacak bu gidisat?’ dedirten gelismelerin karsilikli oturulacak olan bir masada çözülecek kadar kolay oldugunu bilen halk taraflari desteklemedikçe taraflarin savas yanlisi israri da her iki tarafinda zararina.. Psikolojik savasi kazanmak derdinde olduklari görülen taraflarin artik bu önemli sorunun yani Kürt sorunun kan dökerek degil, konusarak çözmesi gerektigini yasananlari izleyerek anlatmaya çalisan halkin sabrini zorlamanin iki tarafinda üzerinde oldugu gemiyi batirma oldugunda bilinmelidir..
**Allah Askina Ardahan’i Sorun.. Yazima baslamadan önce örgütlenmeden yana olan biri olarak yanlis anlasilmak istemedigimi bastan belirteyeyim.. Çünkü Kars-Ardahan-Igdir Vakif ve Derneklerine karsi oldugumu yüksek sesle söyleyen biri olarak ‘Ya bu fakir birliktelikten yana degil’ falan denebilir.. Evet, ben KAI denen olusumlara karsiyim ve birliktelik degil birlerinin egolarini tatmin etmekten öteye geçmedigine inananlardanim.. Çünkü KAI diye geçinenlerin Ardahan’in nerede oldugunu, Hoçvan’in, Goreveng, Büyük Nakala, Suhara bilmediklerini bilen bir gazeteciyim.. Yalandan ögrencilere burs veriyoruz diyen ama ‘Bu ögrenciler kim, nerede, hele ikisinin adini verin’ dedigimiz KAI Vakfi gibi diger kahvehane KAI derneklerinin seçimden seçime ortaya çikip, kaz gecelerinde bir iki Karsli hemsehrimizi siyasetten bir yerlere tasimaktan öteye gitmediklerini en iyi bilenler arasinda basta gelen biri olarak bunu yüksek sesle söylemeye devam edecegim.. Benim gibi düsünen Ardahanlinin sayisinin da hiç az olmadigini ve ‘Ardahan çatimizdir’ diyorum..
**Esenyurt Bunlardan Kurtulmali.. Dikkat ediyor musunuz bilmem ama hepimizin bildigi ama nedense, belki de küçük çikarlar ve günü birlik menfaatler dolaysiyla ses çikarmadigi ciddi bir sorunda topluma kendini adam diye yutturup, topluma degil, hep kendisine yontan küçük bir grubun bu güzelim ilçede ki insanlarin önünde hep engel ve birer takos gibiler.. Yani, ‘Kral Çiplak’ diyemedigimiz bir ilçede yasadigimizin fakindayiz, farkinda degilmisiz oyununu oynarken.. Evet, Esenyurt’un diger önemli bir sorunu da budur.. Yani küçük bir grubun büyük toplunu sömürüp, sögüsledigini kimse kimseye demiyor.. Yada cafe sohbetlerinde dedikodu yaparak azda olsa sarj oluyoruz.. Ancak birilerinin ortaya çikip, hem de yüksek ses ile ‘Kral Çiplak’ demesi gerektigini saga sola, arkaya, öne bakmadan kendimize sorup, ‘Evet, Kral Çiplak’ demesi gerekenin ben, sen, o.. Kimi belediyenin adini, makamini, kimi içi bos stk’larin, kimi mafyacik oyunu oynayarak, kimileri ise gerçekleri görmezden gelip, bir iki resmi gün ilani için agzini, gözünü, kulagini tikarken Esenyurt’u adeta esir alanlarda rantlarina rant katmaya devam ediyorlar.. Aslinda su an baskan olan Necmi Kadioglu’dan, besikteki bebege kadar herkesin iyi tanidigi bu grubun dagitilmasini tek yolu da sadece üç kelimeden geçiyor.. Yani birileri yüreklice ortaya çikip, ‘Esenyurt Bunlardan Kurtulmali’ demeli.. Bakin ben dedim.. Ya sen bu yaziyi okuyan?..
**Kirli Havuz.. İç savas görüntüsünün yasandigi Güneydogu’da devam eden çatismalar ve ölümler devam ederken havuz medyasi denen takim da attiklari mansetler ile kor olan atese benzinle gitmeye devam ediyor.. Hayatta görmedikleri, sorunlarini yazmadiklari kent ve köylerin ‘Yasakli Bölge’ adi altinda ablukaya alinip, camiler dahil her yerin tarandigini görmezden gelirken, orada ki insanlarin dramindan bir satir söz etmezler.. Bu kirli havuz tayfasi emir üzerine çikardiklari gazeteleri toplum tarafindan alinip, okunmayinca saray ve hükümetin beslemesinden yalanmak için tüm çirkin, fasist, ayrimci ve de kirici mansetleri atmaya devam ediyorlar.. Kan üzerinde kurulu mansetleri ile rantlarina rant katan bu kirli havuza artik AK Partilinin de inanmadigini görmek moral verirken Güney’de süren ve her geçen gün alevlenip, her an ülkeyi Suriyelestirecek bir alana siçramasindan da çekinmiyor.. Çünkü onlar kirli havuzda yikayip, çikardiklari gazetelerinin yani sira toma ve panzerleri yapan firmalarinda sahipleri.. Ama unutulmasin ki bugün olmazsa da yarin o havuz çamura dönecek ve o çamur bataginda ilk bogulanlarda o havuzlari besleyenler olacaktir..
**Farkinda misiniz? Türkiye’nin Rusya savas uçagini düsürdükten sonra ülkenin savas uçaklarinin günlerdir havalanmadiginin farkinda misiniz? 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarini begenmeyen ve havuz medayasinca olusturulan korku atmosferi ile kazanilan 1 Kasim seçimleri ardindan yeniden iktidar olan AKP’nin savas konseptli yönetiminin gün geçtikçe onarilmasi zor bir sürecin baslattiginin farkinda misiniz? AKP’nin bu savas konseptli politikasi yüzünden bankalarin Güney’de alinan, satilan çeklere dikkat etmesi için müsterilerini uyardiginin farkinda misiniz? Devam eden ve her an ülke geneline siçramasindan korkulan ve bugüne kadar 10 binlerce insanin bölgeden göçüne neden olan çatismalarin sürdügünün farkinda misiniz? Cumhurbaskaninin, basbakanin, ‘hendekler kapatilana kadar sokaga çikmalarin devam edecegini’ müjdelerken bir iki silik çikisla siyaset yaptigini sanan HDP gibi CHP ve MHP’nin ortalikta görünmediginin farkinda misiniz? Ve bu ülkede bunca tatsizlik yasanirken sizinde içinde bulundugu uz toplumun günlerini AVM’lerde geçirip, her gün bir iki insanin öldügünü izlediginin farkinda misiniz?
**Haydi bakalim gidelim.. ‘Ardahan’dan gelmis, İstanbul’da baskan olmus’ diyenlerin ve ‘Yazik ettin hocam’ deyip, hocanin üzerinden dönerek sözde elestiri yapanlar yillardir İstanbul ve diger kentlerden cebine bes kurus koyup, Ardahan’a önce is adami sonra da siyasetçi olup vekil seçilenlere ses çikarmazken benim onlara yaman batan baskanligimi dert ettikleri bir sirada buradan bir çagri yapacagim.. Ve diyorum ki; Gelin hep birlikte Ardahan’in kurtulus etkinliklerini Ardahan’da yapalim.. Haydi gelin benim geldigim ve baskan oldugum İstanbul’dan Ardahan’a giderek 23 Şubat etkinligini Ardahan’da yapalim.. Var misiniz? Ay ben kisa etekle üsürüm, vay ben gelemem demek yok.. Haydi bakalim gidelim o güzelim memlekete.. Çünkü midenize oturan baskanligim da alacagim kararlarla saka etmedigimi görecek ve dernekçiligin nasil yapildigini basta size olmak üzere ayak direten herkese göstermek için Ardahan Dernekler Federasyonu ile Serhat Ardahan Dernekler Federasyonu olarak böyle bir karar aldik, uygulayacagizda.. Haydi bakalim gidelim..
**Siz olmasaniz da.. Rahmetli babamin tüm Ardahanlilara oldugu gibi bizlere de biraktigi miraslarindan olan ünlü sözlerinin hayat dedigimiz bu yolda karsimiza çikacagini hesaba katmadigimiz yillar da sik sik kullandigi bir sözü vardi.. Onca ünlü sözleri arasinda bulunan ve çalismayanlarin dün kulak küpesi etmedigi ama bugün her an karsilarina çiktigi o sözlerinden biri de, ‘Sen olmasan da bu isi biri elbet yapar, yani dünya denen sistemi kuran Allah her seyin yedegini yaratmis. Siz olmasaniz da biri yapmadiginiz isi yapar’ sözüydü.. İsten kaçan bizlere sik sik kizip, bu sözü diyen babami rahmetle anarken bugünde ayni durumun hala geçerli oldugunu da görmüyor degilim.. Çünkü su günlerde sik sik o sözü söylemeye basladigimi fark ederken buna neden olanlarin benim basina geçtigim ARDA/FED’in çalismalarini teklemesini bekledigini görmekteyim. Yani Fakir bu isi götüremez deyip, kenarda durup, çalismalarimi izleyenler sanirlar ki ben bu isi götüremeyecegim.. Bilmezler ki; bugün benim yaptigim isi dün onlar yapamadiklari için isi yapan yedegin ben oldugunu..
**CHP İktidar mi ki? Bilemiyorum ama sanirim sizlerde benim gibi saskin ve sok-tasiniz.. Çünkü gerek 7 Haziran’da, gerekse 1 Kasim’da ortaya konulamayan heyecan yasayan CHP Ardahan İl ve İlçe Örgütlerinde olaganüstü bir hareketlilik yasaniyor.. Sanki AKP’ degil de CHP iktidarmis gibi bir birini yiyecek bir heyecanla mücadele eren CHP’liler önce İlçe Kongrelerinde, ardindan İl Kongresi için olaganüstü bir performansla kongrelerini yapmaya çalisiyor.. Beni sasirtan bu durumun nedenine bakinca asil meselenin parti yada bu partiye oy verenler degil, birilerinin yaklasan büyük kongre öncesi büyük kongre delegesi olmak ve yaklasan genel seçimler öncesi İl Baskani olmak oldugunu anlamiyor degiliz.. Gerçi 67 delege için 10 adayin meydana ortaya çiktigi bir zaman da bu kadar heyecanli bir sekilde bir birini yiyenler kongresi olarak algilanacak tarihe geçecek olan CHP İl ve İlçe Kongrelerini ben dahil hemen herkes umursayip, takip etse de onlarin sirtina binip vekil olanlarin tinina degil..
**Bugün İnsan Haklari Günü.. Güney’de Filistin manzaralarini yasandigi, insan olan polis, asker, gençlerin hayat haklarinin ellerinde alindigi, onlarca gazetecinin sadece düsündüklerini ortaya koyduklari için hapishaneleri doldurdugu bugün Dünya İnsan Haklari Günü.. Ve bugün saglik, egitim, sosyal imkanlarin saglanamadigi, her geçen gün biraz daha artan issizlik dolaysiyla kisin ortasinda göç göç olup bati kentlerine gittigi bir, Dünya İnsan Haklari Günü.. Ülke de hiç bir sorun yokmus gibi çal, oynasin diyerek, kazlarin içinde yogruldugu pilavlarin pisirildigi bir günde Dünya İnsan Haklari Günü oldugunu hatirlayacak mi insanim deyip, insanlik disi manzaralar karsisinda kör, sagir, dilsiz kesilen onca aydin, ileri, geri gidenler?!. Çünkü bugün Dünya İnsan Haklari olan 10 Aralik Günün 67. Yil Dönümü.. Gerçi 6 milyon önce olustugu ileri sürülen dünyanin üzerinde ki insanlarin insan haklarini bizzat ihlal ettigi bir gün bugün.. Yani bugün sizin, ‘ben insanim, insanca yasamak istiyorum..’ diyenlerin biricik günü..
**Görev herkesin.. Türkiye’nin en stratejik sinir kenti olan Ardahan’in akabinde bölgenin ve ülkenin kalkinmasi için verilen mücadele de ‘benim ne kadar tuzum var?’ diye kendi kendimiz soru sordugumuz da acaba ne gibi bir cevap aliyoruz? Bilmem ama dün telefonla görüstügüm ve benim kendini aramam kadar nazik bir davranisla bana dönen AK Parti Ardahan İl Baskani Av. Yusuf Demirci ile yaptigim sohbette ben dahil hepimizin Ardahan’a ve bu güzelim ülkeye katkilarinin ne kadar oldugunu sorgulatti.. Çünkü İl Baskani Demirci’nin, ‘Toplum önderleri olarak görülen İl Baskani, Belediye Baskani Milletvekili, Gazeteci, İsadami, STK, Ögretmen, Doktor gibilerinin birinci görevlerinin kendilerini sorgulamak ve toplum için ne gibi katkilarinin oldugunu aynaya bakarak kendi kendilerin sormasi gereköez mi?’ demesi kadar hakli olan bu sorunun herkes tarafindan kendisine sorulmasi gerektigini düsündüm.. Evet siz bu yaziyi okuyan sayin sen! ‘Demirci İl Baskani, Fakir federasyon baskani onlar yapsin’ diyen siz! Siz bu toplum için ne yapiyorsunuz?.
**Samimi bir çalisma içindeyim.. 1980 Yilindan bu yana gazete çikaran bir ailenin ferdi olarak 26 yildir kesintisiz yazan Ardahanli bir gazeteci olarak Ardahan’in gelismesi, büyümesi için verdigimiz mücadele ortada oldugunu her Ardahanli iyi biliyor.. Ardahan’in yeniden vilayet olmasi, Ardahan’in gümrük kapilarinin açilmasi, Ardahan Üniversitesinin kurulmasi gibi önemli gelismelerin içinde tuzu olan bir gazeteci olarak bugün o çok dert yandigimiz, hayal ettigimiz lobicilgi yapamadiklariyla elestirdigimiz Ardahan Derneklerinin çatisi altinda bir araya geldigi Ardahan Federasyonun basinda olan bir gazeteci olarak burada ne yapabiliri, federasyonu nasil bir adim daha ileriye götürebilecegimizi düsünüyor ve bu yönde tüm gücümüzü ortaya koymus bir konumdayim.. Yani samimi bir çalisma içinde oldugumu her Ardahanliyim diyen bilmeli e bana yardimci olmali diye düsünüyorum.. Bunun içinde diyorum ki; Gelin o hep özlemini çektigimiz birlikteligi birlikte olusturalim..
**Batakliga dogru adim adim.. Rusya ile yasanan sorunu daha asamadan Irak’a asker gönderen anlayisin ülkeyi nereye götürdügünü anlamayan ve yasananlari AVM’leri doldurup, kredi kartlarini bosaltarak dolduran halkimiz adim adim ciddi bir savasa girdigimizin farkinda degil bile.. İran ve Irak’in yani sira Suriye ve dünya silah devi Rusya’yi karsisina alan ama arkasinda sadece sözlerle duran Avrupa ve ABD’nin bir taraftan Güneydogu’ya gaz verdigini anlamayan anlayisin ülkeyi adim adim Ortadogu batakligina götürdügünü görmeyen bir toplumun iplerin tümünü iktidar ve onun üzerindekine verdigini de anlamaz.. Adim adim girilen Ortadogu batakligindan yarin nasil içinde çikacagimizi düsünme zahmetinde bile bulunmyan bir toplumun bu kadar duyarsiz olusu karsisinda iktidari elinde tutanlar bile sasirirken, ülke içinde yasananlarda gün geçtikçe Filistin manzaralarini ortaya çikarmaya basladi. Bilmem ama sanirim adim adim gidilen bu bataklikta hepimiz birlikte batip, kalmayiz..
**Diaspora ile savas.. İstanbul’da bulunan Ardahan Derneklerinin yani sira Ardahan ve diger illerde ki Ardahan derneklerini çatisi altinda bir araya toplama iddiasinin basina gelisimin yankilari devam ediyor. Kimilerinin hala ayak direttigi, kimilerinin çok sevindigi bu gelisme ardindan beni kutlayanlar arasinda bulunan ve kendisi de KÜNİB gibi önemli bir kurulusun basinda olan Ardahan Üniversitesi Rektörü Sayin Ramazan Korkmaz gibi benden beklentileri de çok olanlarda var. Bu beklentileri bosa çikarmama çabasi içinde olacagimi buradan bir kez daha belirtirken karsimda ki diasporanin varligini da unutmamam gerektigini de biliyorum.. Çünkü asil mücadelemin Ardahan Diasporasi dedigimiz grubun benim ARDA/FED’in basina gelisimle dönemlerinin kapandigini saklamak için ayak diretmeye devam ettigini görmekteyim. Ama Rektör gibi benden bir çok sey bekleyenler bilsinler ki bir taraftan bu diaspora ile savasacagim ve geri adim atmadan Ardahan için çalisacagim..
**O Çocuklar sahipsiz degil.. Birilerinin kendi görüslerinde diye Ardahan Üniversitesine topladigi kisiler araciligiyla basta Güneydogu’dan olmak üzere Ardahan’a gelen ögrencileri baski altina almak istedigini gördügümüz su günlerde fakülte tatil ettiren olaylar yasanmaya baslandi.. Ve en önemlisi bu fasist baskiya kilif uydurmak için de ‘Vayy birileri disaridan gelmiste, Ardahanlilari dövmüste’ falan, fiskan diyerek tahrik yoluna gittiklerini ve tehlikeli bir oyun oynayarak isi Türk/Kürt meselesine getiip, bunlar yetmez gibi Kürt ögrencilerin üzerine Kürt Ardahanli çocuklari ve polisi saldigini da görmüyor degiliz.. Bugün Güneydogu’da devam eden ve ülkeyi diken üzerinde tutmaya devam ettigi bir süreçte en küçük bir olayi Kürt/Türk meselesine döküp, insanlari karsi karsiya getirme çabalarini da anlamiyor degiliz.. ‘Bizlerin yasananlari uzaktan takip etmemiz sadece o memleketin huzur içindir’ diyen sagduyulu Ardahanlilar ise diyor ki; ‘birileri bilinmeli ki o memleket, o çocuklar sahipsiz degildirler.’ biline..
**Bir özür bu isi bitirir.. Ardahan’a komsu olan Gürcistan ve Ermenistan’in müttefiki oldugu Rusya ile yasanan sorunun güm geçtikçe bunaltmaya basladigi su günlerde karsilikli restler de çekilmeye devam ediliyor.. Öyle ki Türkiye’nin savas uçaklarini kaldirmaktan tereddüt ettigi ve meshur Kandil uçuslari dahil havalanamadigi su günlerde basta Baskan Erdogan ve Basbakan olmak üzere herkes bir seyler söylemeye devam ediyor.. Bunlar yetmez gibi sanal ortam ve yabanci basinin gaz verisi ile her gün yeni bir kriz’in yasandigi su günlerde adeta dislerini sikip, füzeleri ile pusuya yattigi görülen Rusya’nin baskani Putin ve diger ilgilileri de art arda sert açiklamalarda bulunarak her iki ülkenin toplumlarini oldugu gibi ekonomilerini de sikmaya vede germeye devam ediyorlar.. Diyarbakir’da basta olmak üzere ülkenin güneyinde yasananlar yetmez gibi yeni bir sorun daha istemeyen her iki ülkenin sagduyulu kesimi ve savas karsitlari bu isin artik büyütülmemesi ve yasananlarin bir özürle sonuç bulacagina isaret etmekteler..
**Herkes sikayetçi ama.. Bir pilot’un attigi füzenin yarattigi sorunun Türkiye ile Rusya arasinda ki gerilimi arttirdigi su günlerde ziyaret ederek mutlak is birliginin sart oldugunu anlatmaya çalistigimiz dernek ve is adamlarimizi dinlerken anladigim tek sey herkesin bir birini sikayet ettigi ama suçlunun kim oldugunu kimsenin bilmedigini görüyorum.. Son olarak Diyarbakir Baro Baskani Tahir Elçi’nin katleden kursun gibi faali meçhul kalan bu sikayetin suçlusunun aslinda kendimiz oldugunu saklama telasi içinde olundugunu da anladigim bu ziyaretler esnasinda bir baska sorunun da suçu kabul etmemek oldugunu da fark ediyorum.. Çünkü aslinda bu tür sikayetlere neden olan suçun baskalarini suçlayarak saklanmak istendigi ve o suçlunun da hepimiz oldugunu da anlamiyor degilim.. Evet olusturulmaya çalisilan birlikteligimizin önünde ki en büyük engel vede suçlunun yine bizler oldugunu ve bunu kimsenin bir birine demedigini de görüyorum, derken ve is adamlarini ziyaret edip, birakin suçlu aramayi, el ele verin..
**Baris Elçileri Yere Düser.. Beyaz Toroslarla korkutulan ve ardindan sehirleri ambargo altina alinarak bastirilmaya çalisilan bir halk inadina baris derken, onun elçileri de arkadan sikilan kursunlarla öldürülüyor.. Son olarak kimin, hangi karanlik planla nasil oraya getirip, basin açiklamasi yaptirdigi bilinmeyen Diyabakir Baro Baskani Avukat Tahir Elçi öldürüldü.. Ölümlerin polis, asker, sivil demeden devam ettigi bölgede gelen tüm kötü haberlere ragmen israrla, Edi Bese, Artik Baris’ diyen halk adeta kiskirtilmak istenirken siyasilerde her ölümün ardindan yaptiklari açiklamalar ile adeta benzinle her geçen gün biraz daha korlanan atese su serpiyorlar. Birilerinin oluk oluk kan akacak diyenler ile poz verdigi, bir digerlerinin basinda bulunduklari ülkede hiç bir sey yokmuscasina rutin islerle, ihalelerle ugrasiyor, hatta Rusya ile kafa tutup, ‘biz gögüs gögüse çarpisiriz’ der ama yüzlerce koruma ile gezer, baris elçleri, polisler, askerler de ard arda yere düser..
**İsadamlarina çagrimdir.. Hala devam eden göçü bosalttigi Ardahan’dan kalkip, basta İstanbul’a olmak üzer bir çok bati kentine yerlesen ve buralarda alinlarinin teri ile bugün is alaninda az çok bir yerlere gelmis olan Ardahanli İsadami ve Sanayicileri birlesin.. Birlesin ki el ele vererek birlikte güçlü bir lobi olarak artik sahaya inin ve basta İstanbul Ticaret Odasi, Sanayi Odasi olmak üzere ülkeye yön veren bu tür kurumlarda bizde varin deyin.. Bunun ilk yolu da ARSİAD’in çatisi altinda bir araya gelmek ve kurulacak olan Ardahan ve Sanayiciler Dernegi çatisi altinda bizde ariz demekten geçer.. Biliyorum hepiniz kendi alaninizda bir çok basariya imza atmis, devlerin cirit attigi İstanbul ve bati kentlerinde alin terinizle ayakta kalip, basarilara imza attiniz.. Şimdi yapacaginiz tek sey bir araya gelmek ve güçlerinizi birlestirmektir.. Bunun içinde bu çagrimi degerlendirip, önümüzdeki günlerde ki toplantilara katilmanizdir.. 0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com

Twittirda PaylasKendisinin de bizim kadar KAI denen sözde kurumlardan rahatsiz
oldugunu bildigimiz Ardahan Belediye Baskanina buradan bir çagri davetimiz var.. Aslina bu çagrimiz, Ardahan’in Kars’in gölgesinde kurtulma çabasi içinde olan herkesedir.. Çünkü çok iyi biliyoruz ki; bizim kadar Ardahan Belediye Baskani da, Ardahan’da ki stk’lar da, resmi kurum yöneticileri de Ardahan’in tek basina bir vilayet oldugunu ve ülkenin 5 ilçesi 234 köyü, Üniversitesi, Yüksek Okullari, Kafkasya’ya açilan iki gümrük kapisi, yerel gazeteleri, güzel dogasi, sinir, serhat kenti oldugunu tüm ülkeye, hatta dünyaya anlatma çabasindadir.. Ancak bu çabalarin birilerinin gerek siyasi, gerek ise rantsal olarak kullanmaktan öteye götürmedigi KAI denen sözde olusumlarin gölgesinde bir türlü kurtulamadigidir.. Bu nedenle; Buradan tüm Ardahanlilara yönelik yaptigimiz bu çagriyi önce Ardahan Belediye Baskanina, sonrada tüm Ardahanlilara tekrarliyoruz.. Gelin Ardahan’i KAI gölgesinden kurtaralim..
**Karantinayi kim yaydi? Aylar önce gündeme getirip, defalarca yazmamiza karsin konuya ilgisiz kalanlar tamda kisin baslangincin da uygulamaya koyduklari karantina karari ile hayvan yetistiricilerini oldugu gibi bu kanalda evlerine ekmek götüren insanlari perisan etti. Biz yazarken sitemizin mesaj kutusuna ‘Masa üstü haber yapiyorsunuz, kulaktan dolma bilgiler ile haber yapiyorsunuz’ diyerek sözde bizi suçlayanlarin simdi neredeler? Kisin ortasinda Ardahan İl genelini karantinaya alip, hayvan hareketine izin vermeyenler bunca hayanin bakimi ve saglikli olan hayvanlarin korumasi için ne yapiyorlar? Karantina karari alip, isi Allaha’a havale edenler ne tür bir çalisma yapiyorlar? Şap hastaliginin yani sira diger hastalik ve sorunlar için ne gibi bir plan ve planlar var? Kisacasi dondurucu havalarin soguklarin hüküm sürdügü Ardahan’da hayvan yetistircilerini perisan edenler kim? Yani, ‘Karantinayi kim yaydi?’ bu zaten perisan olan Ardahan’da..
**Ardahanlilarin Bulustugu Merkez.. Gazeteci Fakir Yilmaz’in baskanligina gelmesiyle hareketli günlerin yasandigi Ardahan Dernekler Federasyonunun çalismalari diger dernekleri de harekete geçirmis durumda.. Dernegi olmayan köylerin dernek kurma çalismalarina hiz ermesi, yeni Ardahan İl Derneklerinin kurulma çalismalarininda basladigini gözlemledigimiz su günlerde Ardahan Dernekler Federasyonun ziyaret edip, adeta dernekçiligin ne kadar önemli oldugunu anlatmaya çalisan belediye baskani gibi hepimizi bu olumlu çalismalara destek vermeliyiz diye düsünüyorum.. Dün Güven Dogruyol, ertesi gün Yasar Geler simdide Fakir Yilmaz’in basinda bulundugu Ardahan dernekler Federasyonunun Ardahanlilarin bulusma noktasi olmasi için ortaya konula çabanin gerekliligine ihtiyaç duyuldugu bir İstanbul’da oldugu gibi diger kentlerde de ayni çalismalarin yapilmasini bekliyor, izliyoruz.. Kisacasi; İçi bos Büyük Ardahan bulusmalari degil dop dlu güçlü bir lobi demek istiyoruz..
**Kar’i Kar’a Çevirmek.. Dondurucu soguklarin devam ettigi bölgede hayatin adeta durdugu su günlerde beyinler de adeta durmus halde.. Gerçi bu donma 100 yil yakindir donmus desek daha dogru olur. Çünkü kar, kis ve -40’lari bulan dondurucu soguklarin gündeminde düsmedigi bölgede kardan para kazanmak basta deletin olmak üzere kimsenin aklina gelmiyor.. En basitin de marangozlarin bile çocuk kizagi yapmada geri kaldigi bölgede kisi basta iç turizme olmak üzer ülke e dünya turizmine kazandiracak çalismalar yapilmaz, her kis tekrarlanan, ‘Falan idareci filan yerde aç kalan hayvanlarina yem birakti’ haberleri ile bölgede ki kisin sözüm ona güzel yönü verilir.. Kar’i kar’a çevirmek için kimsenin beyin yormadigi, plan yapmadigi, proje hazirlamadigi Ardahan’a ancak donduk, üsüdük demekten öte ileriye gidilemiyor.. Sizce neden Kar kar’a çevrilemez? Bilmem ama bugünlerde gerginlik yasadigimiz Rusya, adini anmadigimiz İsviçre, İzlanda kardan para kazanir ya..
**Göle’de Dolandirci, Çildir’da Mülteci.. Ardahan’da yasananlardan bi haber gazetecilige devam edildigi su günlerde vali, rektör, belediye baskanlarinin demeçleri ile resmi dairelerin hazir al yapistirli haberleri gölgesinde kalan sorunlar ve yasananlari buradan anlatmaya devam edecegim.. Çünkü Göle’de bir dolandiricinin 6o Bin TL. sahte para ile köylüleri kandirdigindan, Çildir’da ise 9 Mültecinin siniri geçerken yakalandigindan haberdar degil, ‘Göl dondu, agaçlar pustan dondu’ haberleri disinda haber bilmeyenler.. Aktas açildi diye haber yapip adini getiremeyenler, tirlarin gelip geçtigini fotografla-yamanlar, İs*Kur’un, AK-Kur oldugunu yazamayanlarin haberci olarak geçindigi Ardahan’da gençlerin cep harçliklari ile kurduklari ve Bölgesel Amatör Futbol Liginde oldugu gibi Ardahan 1. Amatör Futbol Liginde çabaladigini görmezden gelip, onlari tesvik edecek habere gerek görmeyenler Göle’de dolandirici, Çildir’da mülteci haberinden bi habersizler.. Ne yapalim bizde buradan, bu köseden yazarak duyuralim dedik.. Yanlis mi yapti?!.
**Terk-i Alem.. Atilan bir mesajla bavullarini alip, ögrencilerini terk eden ögretmelerin görüntüler gerçekten iç aciticiydi. Bu ülkenin güneyinde ciddi olaylarin yasandigini da ortaya koyan o fotograf ve görüntülere neden olan olaylarin aslinda taraflarin bir masaya oturmasi ve bir birinden özür dileyip, yillardir yorduklari, biktirdiklari halkin önünde diz çökmekle bes dakikaya çözülecegini düsünmeyenlerin bos ve anlamsiz, bir o kadar da can acitici inatlari degil mi bizleri acitan?.. Bilmem ama okullarin kapandigi, camilerin kursunlandigi, ev ve is yerlerinin duvarlarina nefret dolu sloganlarin yazilarak bir ülkeyi dinamitlmeye çalisan kan döken anlayisin nereye varacagi artik kestirilemiyor.. Buzdolabina konuldugu söylenen Baris Sürecinin o dolaptan çikarilip, yeniden masanin üzerine konulmasi halinde barisin yeniden yeserecegini anlamamazliktan gelip, kendi baskanlik hirslarina kurban edenler bu ülkeye, bu insanlara çok ama çok yazik ediyor bu içine girilip, çikilmasi zor bir süreçte..
**Göl Dondu.. Ardahan ve Ardahan adini tasitan derneklerde yasanan gelismeleri görmezden gelip, ortalikta gazeteci geçinenler; -Bir haftadir Ardahan’da ŞAP karantinasi uygulandigindan haberdarlar mi? (Ki biz bu hastaligin oldugunu bir ay önce israrla yazmamiza karsin valilik basta olmak üzere gazeteci geçinenler bir çok sorun gibi bu önemli sorunu da görmezden gelmistiler) -Peki Ardahan’da meydana gelen son trafik kazasinda bir kisini öldügünden haber veremeyenler Kars garaji yakinlarinda bir otelde bir kisinin öldügünden haberdarlar mi? Yok belkide her geçen gün sayilari artan bonzai içen gençlerden birinin komalik olup, Erzurum’a sevk edildiginden haberdarlar gazeteci geçinip, bizim yaptigimiz boru haberinin açiklamasi üzerine atlayanlar.. Evet Güneydogu’da yasanan Filistin görüntülerini görmeyenler Ardahan’da yasanan onca olayi ve sorunlari görmelerini istemekte bir baska sorun!.. Çünkü Göl dondu haberleri önemli..
**Bir yil geride kalirken.. İki genel seçimin sigdirildigi 2015 yilinin bitmesine 15 gün kaldi.. Yani ömürden giden uzun ama çogumuzun nasil geçtigini anlamadigi bir yil daha gelip, geçerken buda 2015 yilinda Ardahan’a kazandirilan dev proje diyebilecegimiz ne yaptik? Yillardir kagit üzerinde açik görülen ama 65 yil sonra ancak açilabilen Çildir Aktas Gümrük Kapisini açtik ya diyeceklerin sayisinin bir hayli fazla oldugu bir Ardahan’da issizligi önleyecek, göçü durduracak ne yaptik? Daha yeni açilan ama hala oturmayan Ardahan Üniversitesine gelen ögrencileri eger yatirim olarak sayacaksak bir sey diyemem.. Ama bir gerçek var ki hala o ögrencilerin sorunlarinin da çözülmedigini basta üniversite yönetimi olmak üzere her Ardahanli ve yonulacak kaz olarak görülen ögrenciler de iyi biliyor.. Evet ya gerçekten 15 gün sonra bitecek olan 2015 yilinda yollari yaptik mi?..
**Ardahan Birlikteligi.. Dogu’nun Karadeniz’e, Türkiye’nin Kafkaslara açilan önemli bir lojistik merkezi konumunda olmasina karsin hak ettigi yeri bulamayan Ardahan’in bugün içinde bulundugu çikmazin diger bir nedeni de güçlü bir lobisi olmamasidir. Evet, Bakü-Tiflis-Ceyhan Dogalgaz ve Petrol Hatlarinin geçtigi, Kars-Tiftis-Bakü Demiryolunun görüldügü Ardahan’in güçlü bir konuma ulasmasinda büyük rol oynacagina inandigmiz bir sirada İstanbul’da bulunan Ardahan Dernekler Federasyonu’nunda yasanan heyecani yakindan takip edip ve çok önemsiyoruz. Kafkasya ve Ortadogu’da ki üniversiteleri KÜNİB etrafindan toplamaya çalisan Ardahan Üniversitesi gibi Ardahan Dernekler Federasyonu da Ardahan adina kurulmus irili, ufakli dernekleri çatisi altinda toplayip, basta İstanbul’da olmak üzere ülke genelinde güçlü bir lobi olmak istiyor. Haydi sizde durmayin, omuz verin..
**Ögrenciler de dinlemeyi bilmeli.. Son günlerde yasanan ve hemen herkesi rahatsiz eden ögrenci olaylarin sulh ile sonuçlanmasindan yana olanlarin çabalari azda olsa etkili olmaya basladir gibi.. Konun altinda ne oldugunu çogumuzun bildigi ama çokta üzerine gitmeyip, daha çok gerginlige neden olmak istemedigimiz bu tür olaylarin getirilip, toplumsal olay haline sokmanin kimseye fayda getirmeyecegini basta o ögrencilerin önderi olarak kabul görenler olmak üzere herkes iyi bilmeli.. Dinlemyi de, karsi görüse de saygi göstermesi gerekenlerin basinda gelen ögrenci önderlerinin bu kentte herkesin bir birine saygi duymasi ve bu yasam sekli ile hareket etmesi gerektigini hatirlatirken, kanli, biçakli da olsa taraflarin barisi için gayret gösterenlerin de dinlenilmesi gerektigine inananlardanim.. Çünkü barisin sadece taraflar için degil herkes için oldugu bilinmeli..
**KAI’ler Ardahan’a Ne Vermistir? İçlerinde dogru dürüst Ardahanlinin olmadigi, Igdirlinin kapisina ugramadigi, bir iki Karslinin adi üzerinde sov yaptigi Kars-Ardahan-Igdir yani KAI Dernekleri Ardahan’a katkilari nedir diye sormanin zamani gelmedi mi? Bilmem ama bize sorulacak olursa Türkiye’nin Kafkaslara açilan iki gümrük kapisi olan, Bakü-Tiflis Dogalgaz ve Petrol Hatlarinin geçtigi, İpek yolu diye adlandirilan demir yolunun yol aldigi, kendi üniversitenin oldugu, 5 İlçesi, bir beldesi, 340 köyü bulunan 75 plakali Ardahan’in kendi ayaklari üzerinde durmasi ve olacaksa güçlü bir Ardahanlilar lobisiyle yol almasi gerekir deriz.. Yani Ardahan-Kars-Igdir vakif ve derneklerinin Ardahan adini kullanmaktan öteye bir sek yapmadigi bir süreçte bugüne kadar Ardahan’a gözle görülür bir katkisi olmayan KAI’lerle degil, Ardahanlilarla yol alinmali ve bu yönde KAI’nin birilerine özer lobisinin defterini kapatmaliyiz derim.
**Yine Kaz Geceleri.. Ciddi anlamda bir türlü lobi olmayi basaramayip, bir kaç kisinin gölgesinde kalan Ardahan Dernekçiligi yine kaz geceleri ile gündeme gelmeye basladi. Bizlerin elestirileri karsisinda azalsa da dipte kösede devam ettigini gördügümüz kaz gecelerinde cirtik atmaya devam edenler Ardahan’da ki karin, kisin, kiyametin altinda ezilen basta kendi akrabalarini olmak üzere herkesi unutmuslar gibi.. Ögretmenler günü adi altinda çok kültürlü (!) merkeze Ardahan adini verenler bu Ardahan’da oldugu gibi ülkede hiç sorun yokmus gibi çal oymasin, kazdan büyüyen göbekler erisin geceleri yapmaya devam ediyorlar. ‘Efendim siz yaziyorsunuz diye kaz tüketimi azaliyor, bölge ekonomisi darbe yiyor’ diyenlerin yine ortaya çikip, bize sitem edeceklerini bile bile zamanin kaz gecesi yapmak degil Güneydogu’da ki abluka altina alinan sehirler, Irak’a giren askerler, Rusya ve Suriye’dir diyoruz..
**Karsit görüs olmak kavgaya neden olmamali.. Son günlerde art arda yasanan gelismelere üniversiteler de eklenmek istendigini görürken, aslinda bu durumun sadece üniversitelerde degil, toplumun bir çok kesiminde yasandigini ama baski alinda bulunan basin e medyanin bu yasananlari çokta mansetlere çekmekten çekindigini de belirtmek gerekir.. Burada ki diger bir amaç zaten her yerde bir dumanin çiktigi ülkemizde ki atese benzin serpmekmemek, hatta söndürmek için ortaya konulan sagduyu çabalari olarakta degerlendirebiliriz.. Evet son olarak Gürcistan tarafindan fahri diploma ile ödüllendirilen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’in basinda bulundugu Ardahan Üniversitesinde ve İstanbul Üniversitesinde meydana gelen kavgalar ile devam eden olaylara baktigimizda Rusya’dan sonra birilerinin zaten bin bin bir sorunla ugrasan ülke de üniversitelere yöneldigi ve gençleri karsi karsiya getirmeye çalistigini da görmekteyiz.. Toplumsal olaylarin acimasizca bastirilmaya çalisildigi bir ülke de iki kisinin yan yana gelmesi terörist faaliyet olarak degerlendirildigi bir esnada bin bir zorluklar ile okutulmak istenen ögrencileri karsi karsiya getirme çabasi içinde olanlari disarida durup, izlemekte suçtur.. Çünkü onca olay karsisinda duyarsiz davranmanin bugün yasanan onca soruna neden oldugunu anlamayanlarin her an çikabilecek büyük bir yangininda çikacak kivilcimlarina saginda solunda kendilerine bulasacagini da anlamak istemiyorlar. Bu nedenle buradan bir kez uyariyor ve diyoruz ki; Karsi görüs olmak demek kava etmek degil, aksine konusarak, tartisarak konulari, sorunlari çözebilecegimizi artik anlamak gerekir e en önemlisi onun bunun oyununa gelmemek gerekmez mi?
**Hangimiz özürlü degiliz.. Bugün Dünya Engelliler Günü.. Bugün saglam bildiklerimizin aslinda birer özürlü oldugunu hatirlamasi gereken bir gün.. Ve bugün her an, hatta bu yaziyi yazarken, bu yorumu okurken sakat kalabilecegimiz bir gün.. Ve bugün etrafimizda ona engele takilan ama bizim görmekten aciz oldugumuz insanlarin ne kadar çok oldugunu görmemiz gereken birgün.. Yani bugün Dünya Engeliler Günü.. Aslinda hepimizin birer engelli oldugunu hatirlamasi gereken bir gün olmasina karsin sözde mesajlarla, bir iki fotograf karesiyle geçistirilmeyecek bir gün olan bugün Suriye’de, Irak’ta, hatta Amerika’da patlayan silahlarin milyonlarca engelliye yeni engelliler katacak birgün.. Ve bugün 3 Aralik Dünya Engelliler Günü.. Yani sizinde engelli oldugunuzu hatirlatan bir gün bugün..
**Unutulan Yol.. Gerçi kar yagdiktan sonra beyaz asfaltla kapanan bozuk yollarla sarili Ardahan’i Karadeniz’e baglayan Ardahan-Ardanuç yolundan bahsetmek simdi ne kadar anlamli olur bilinmez ama yine de yazip, ‘Havaalani degil, yol’ diyenlerin kulagina kar suyu kaçirmaya devam edelim.. Çünkü muhalefetsiz belediyenin bütçesini açikladigi Ardahan Yanlizçam Ugurludag Kayak Tesisine de giden bu yolun iki gümrük kapisi olan Ardahan için çok önemli oldugunu bir türlü anlatamadik.. Anlatabilseydik 30 yildir insasi süren ama bir türlü bitirilemeyen Ardahan-Ardanuç yolu bugüne kadar bitmis, hatta Şavsat/Posof/Sahara, Ulgar ve levhasina fasistçe yazilar yazilan ‘e yapilacak denilen ama bugüne kadar T’sini göremedigimiz tünellerden biride Bülbilan Dagina vurulmustu.. Evet bir çok konunun vede sorunun kar altinda kaldigi su günlerde yeni açilan Çildir Aktas Gümrük Kapisina giden yol gibi Posof Türkgözü (Badele) Gümrük kapisina giden Hanak, Damal, Posof yolu gibi üç dönemdir vekil olan Atalay’in ilçesi Göle yolu da 2015 yilinda yapilip, bitmeyen yollarin basinda kaldi.. Onca köyün oldugu gibi yayla yollarinin da sarilan sari kumlar disinda onarim bekledigi Ardahan’da kent içi, mahalle aralarinda ki yollardan bahsetmek gerekir mi bilinmez ama yagan karla birlikte bu yollarda beyaz asfalt ile kapandi.. Belediyenin 2016 Bütçesini yaparken bu bütçede ki en büyük kalemi fen islerin, en azin da mahalleleri temsil eden muhtarliklara ayirdigini görünce bu bütçenin açiklandigi Ardahan Ugurludag Kayak Merkezinin yolununda diger bozuk yollardan farksiz, hatta bir fabrikanin olmadigi Ardahan Organize Sanayi Sitesinin yolu gibi yolsuz oldugunu da hatirliyoruz..
**Ardahanli Avukatlar.. Basta Ardahan’in olmak üzere bölgede ve ülkede yasanan onca sorun karsisinda gigini çikarmayan sayin Ardahan Barosunu kuramayan Ardahanli Avukatlar! Haberiniz Var mi, Diyarbakir Baro Baskani, Avukat Tahir Elçi öldürüldü.. Yani bir meslektasiniz katledildi.. Bilmem onca televziyon ve gazete, hatta sanal ortama karsin belki de duymadiniz.. Ve ondan tüm barolar, avukatlarin ayaga kalktigi su günlerde sizden hiç bir açiklama yada bir eylem olmadi da ondan dedim.. Bu ülkede onca insan haklari ihlal edilirken, onca inan her gün birer fidan gibi yere düserken, en son bir meslektasiniz öldürülürken siz neden susmayi seçersiniz.. Yoksa bu izledikleriniz, duyduklariniz, gördükleriniz gerçek degil mi?
**Ne kadar güvendeyiz? İç çatismalar ile yillardir ugrasan ve bu yönde aldigi önlemler disinda İsrail, İran, Pakistan, Kuzey Kore gibi çokta etkili olmayan silahlari olmayan ülkem ABD’nin ve AB ülkelerinin de gaziyla da attigi bir füzeyle dünyanin 2. büyük silah deposu olan Rusya’nin uçagini düsürdü. Yani yilardir komsu oldugumuz, bazen savasip, bazen de birlikte baskalariyla savastigimiz, bazen de önemli destekler gördügümüz Rusya bugün sinir olmadigi Ardahan’i yillarca kendi sinirlari içinde tuttugunu bilen bizlerin atilan bir füze ile yeniden iliskilerimizi bozdugumuz bu ülke ile yapacagi bir savasta ne kadar karli çikacagimizda tartismak gerekme mi? Bugün Posof’tan baslayip, Akdeniz’e kadar uzanan dogalgaz boru hatlari dahil bir çok konuda bagli oldugumuz Rusya ile çikacak bir savasta karli çikmayacagimizi ard arda alinan ekonomi engellemelerle simdiden görüyoruz.. Ki bunun sadece ekonomik alanda kalmayacagini o füzenin atilmasi emrini verenlerde çok iyi biliyorlar.. Bu nedenle açkama üzerine açiklamalar yaparak durumu toparlamaya çalisan hükümet ve saray da biliyor ki Rusya ile kafa kafaya gelmenin Suriye, Irak, Misir, Libya , Tunus’la dansa benzemez.. Çünkü basta Ardahan olmak üzere ülkenin bir çok yerinin bir dügme ile firlatilacak olan Rus füzeleri karsisinda korumasiz ve kalkansizdir.. Ve en önemlisi bu islerin hiçte öyle Kasimpasa kabadayligiyla olmayacagi, zaten dost bir komsunun kalmadigi bir sirada Ruz ayisi ile güresin çok ama çok agir bedelleri olacagi gibi karli tarafin biz degil, bize gaz verenlerin oynadigi oyunla Rusya olacagidir..



Twittirda PaylasArdahanlilarin bir araya gelip, gerek sosyal, gerek siyasal, gerek ise ekonomik olarak bir araya gelmesi için çabalarin yogunlastigi su günlerde ülkenin baskenti Ankara’da sevindirici bir haber geldi. İstanbul gibi dünya devi bir kentte oldugu gibi Ankara’da, Bursa’da, İzmir e diger bati kentlerinde sosyal, siyasal vede ekonomik anlamda var olma mücadelesi veren Ardahanlilarin basarisina bir basarida Ankara’nin Etimesgut İlçesinde geldi. Ardahan Hoçvan Hasköylü Ayhan Yilmaz yapilan kongerede CHP Etimesgut İlçe Baskanligini kazandi. **YAZILAN DEGİL, YAZANLAR OLMALIYIZ.. Aldigi oylar ile iki rakibini geçerek, ülkenin Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisinin Ankara/Etimesgut İlçesinin CHP İlçe Baskani olan Ayhan Yilmaz yaptigi ilk açiklamada bu yönde mücadele eren Ardahanli hemsehrilerine önemli bir mesaj da bulundu. Ardahanlilarin artik yazilmayi bekleyen degil, tarih yazanlar olmasi gerektigine dikkat çeken CHP Etimesgut İlçe Baskani Ayhan Yilmaz mert, yürekli, barisçil kimlikleri ile bilinen Ardahanlilar yeter ki istesin. Olmayacak bir sey yoktur. Bunun bir çok örnegi var. İstenirse demek oluyormus. Bunun içinde siyasi partiler de, stk’larda mutlak isbirligi sarttir. Kisacasi artik yazilan degil, yazanlar olmaliyiz’ dedi. **ARDA/FED YILMAZ’I KUTLADI.. Hemsehrimiz Ayhan Yilmaz’in içinde mücadele erdigi partide baskentin önemli ilçelerinden olan Etimegut’ta İlçe Baskani olmasi İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonun İstanbul basta olmak üzere Ardahan’dan diger 80 vilayete olusturmaya çalistigi Ardahan, Ardahanli birlikteligi için önemli bir mesaj oldugunu belirten ARDA/FED Genel Baskani/Gazeteci Fakir Yilmaz Etimesgut İlçe Baskani olan Hoçvan Hasköylü hemsehrimiz arayarak bu önemli basarisindan dolayi kutladi. Haberi ekleme saati: 23.55-04 Aralik 2015 Haber/Fotolar: www.kuzeyanadolugazetes.com


Twittirda PaylasArdahan’da bulunan onca issiz dururken AKP’li siyasilerin yakinlarinin İs-Kur araciligi ile ise alindigi ileri sürülen Ardahan’da adeta isyan var. Gazetemizi arayan bir çok issiz ve yoksul aile Ardahan’da İs-Kur araciligiyla gerçek issizlerin degil, zengin ve AK Parti’ye yakin isimlerin ise alindigini ileri sürerek Ardahan’da ki İs_Kur’un adeta AK-Kur oldugunu iddia ederek, bu haksizliga göz yuman ve yakinlarini da ise koyduran AK Partilileri kinadiklarini belirttiler. **YOKSULUN KÖMÜRÜ DE ZENGİNE.. Son partide İs-Kur’a alinanlarin AKP’li ve zengin çocuklari oldugunun ileri sürüldügü Ardahan’da Sosyal Yardimlasma ve Dayanisma Fonlari tarafindan dagitilan yardim kömürlerinin de gerçek yoksul ve fakirlere degil zengin aileler dagitildigi da ileri sürülmekte. Basta Göle’de olmak üzere diger ilçelerde de durumun Ardahan merkezden farkli olmadigini iddia eden yoksul ve fakir vatandaslar İs-Kur’un Ak-Kur oldugu Ardahan’da yoksul ve gerçek fakirlerin iktidar partisi mensuplarinca dislandigini ileri sürerek basta AK Parti Milletvekili olmak üzere yetkililerin bu iki önemli konuda vicdanli davranmalarini istemekteler. Haberi ekleme saati: 09.44-04 Aralik 2015 Haber/Fotolar: www.kuzeyanadolugazetes.com