BÖLGEDE BÜYÜK BİR OPERASYON BAŞLATILDI!..

“Bölücü terör örgütünü tamamen ülke gündeminden çıkarmak ve bölgede barındığı değerlendirilen teröristleri etkisiz hale getirmek maksadıyla Ağrı-Iğdır-Kars ve Ardahan illerinde ‘EREN-15 Ağrı Dağı-Çemçe Madur’ Operasyonu başlatılmıştır.”  


Paylaşımda, operasyona; 2 bin 65 personelin 135 operasyonel timin katıldığı belirtildi.


HIRSIZLAR DRONE İLE TAKİP EDİLECEK!..


Havaların ısınması ile birlikte vatandaşların alın teri ile kazandıkları hayvanlar araziye çıkmaya ve hayvan hareketleri yoğunlaşmaya başlaması üzerine Ardahan İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgesinde harekete geçti. Yapılan açıklamada şöyle dendi.


Vatandaşlarımızın hayvanlarının çalınmaması ve başta hayvan hırsızlıkları olmak üzere suç ve suçlulukla mücadele faaliyetleri kapsamında; İl Jandarma Komutanlığı ekiplerimizce sorumluluk bölgemiz önleyici kolluk devriyeleri, yol kontrol ve aramaları ile yoğun olarak drone ile kontrol altında tutulmaktadır.


Alınan tedbirler ve icra edilen faaliyetler ile İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgemizde suç ve suçlulukla mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir.



GAMBİYA DİKTATÖRÜ GİTMEK İSTEMEYİNCE…


 


Aslında bugün size, nereden estiyse, gece yarısı uyanıp internetten, vikipedi de bulduğum ve uzun uzun okuyup, incelediğim, 24 Milyonluk Kuzey Kore’nin Diktatörünü anlatacaktım…


Babadan oğula intikal eden bir dikta rejimi ile yönetilen, 24 Milyon insanın nasıl ve hangi şartlar altında yaşadığını ve bu insanların nasıl olup da bu rejimin önüne geçemediğini inceledim.


Ve bir dikta rejimi altında nasıl yaşanacağını merak ederek, uykudan anında fırlayıp, böyle bir rejim ile idare edilen ülkeler arasında ilk aklıma gelen Kuzey Kore’yi ve orada yaşananları inceleme, kendimce bir kez daha tanımlama imkânı yakaladım. 


Hem de ülkemde yaşanan, “diktatör, tek adam, dikta rejimine gidiyoruz” tartışmalarını düşünürken…


Darbecilerin hazırlayıp, tartışılmasına bile müsaade etmeden, bir çok önemli konu gibi unutulan bedavadan bir başka ülkenin şirketine devir edildiği iddia edilen tank paletlerini göstererek, alelacele onaylattığı 12 Eylül’den bu yana bir türlü değişmeyen ve sağcı, muhafazakâr iktidarlarca korunan, kullanılan, ama artık tıkanma noktasına gelen Darbe Anayasa’nın değişmesi gerektiği yeniden tartışılmaya başlandı.


Ve darbecilerin hazırlattığı Anayasa’nın değişimi için taslaklar hazırlayan bir iktidarın ve “Bizde bakan olacağız” hayalleri kurup, ülkeyi dikta rejimine doğru götürdükleri ileri sürülenlere, dün demediklerini bırakmayan, bugün koltuk değneği olanlarında, benim gibi bir gece yarısı kâbus görmüşçesine uyanıp, böyle bir araştırma yapıp, yapmadıklarını da merak etmiyor değildim.


Çünkü halkında yaşananlardan bihaber olduğunu ve benim gibi ekmek derdine düşüp, kendisinin değil, çocuklarının geleceği için çırpınırlarken, yapılan, yapılacak olan bir anayasa değişikliğine gözünü, kulağını ve ağzını kapattığını anlıyordum. Bir adamın her an, her yerde nefesini hissettirdiği Kuzey Kore halkının durumunu bir kez daha görüp, okurken…


Ve birinin diktatör olmak için çabalarken, birilerinin nasıl olup da Vatan-Millet-Sakarya edebiyatı ile uyutulup, “Böyle olmazsa ülke bölünür” kandırmacısını yuttuğunu da anlıyordum, babadan oğula kalan bir dikta ile yönetilmeye devam eden, herkesi düşman ilân edip, milli gelirinin büyük bölümünü silaha yatıran Kuzey Kore’yi incelerken…


Evet, bugün Kuzey Kore’yi ve oradaki dikta rejimini anlatmak isterken, radyoda dinlediğim bir haber dikkati mi çekti.  Dünyayı, yine soydaşımız denen Türkmenistan’da olduğu gibi, diktatörlerce idare edilen ve bugün darmadağın olan Suriye, Libya, Irak ve Ortadoğu’daki çadır ülkelerle bir tutan bizim basının, nasıl olup da dünyanın diğer ucunda bulunan ve bölgesinin en küçük ülkesi olan Gambiya ile ilgilendiğini de merak ettim.


Ve gün boyu aklımda kalan bu haberi unutmayıp, bu kez uyanır uyanmaz, Kuzey Kore gibi Gambiya’yı da inceleme fırsatı buldum…


Ve karşıma çıkan ilk şey, bu ülkenin yönetim şekli oldu…


Diktatörlük!..


Peki ne olmuştu; bir çoğumuzun, hangi kıtada olduğunu, ne yiyip ne içtiğini çokta bilmediğimiz Gambiya’da…


Evet orada da bir diktatör varmış ve yapılan seçimlerde yenilmesine karşın, iktidardan gitmek istemiyormuş.


Ve çok ilginçtir, onun da yönetim rejimi, İran ve ülkemizdeki gibi cumhuriyetmiş!!!


2 Milyonluk nüfus ve 2 bin 500 kişilik bir orduya sahip bu ülkede yaşananlar da Kuzey Kore’de yaşananlardan farklı değilmiş…


Yani 12 Mart muhtırası,12 Eylül 1980 darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimi  yapılan bizde olduğu gibi, 30 yıl önce yapılan ihtilâlle başa gelip, 30 yıl gitmeyen, giderken de anayasaları başta olmak üzere, yönetim anlayışları ile yeni diktaları halka hediye edenlerin ülkesi konumundaki Gambiya, yapılan gerçek bir seçim ile yenilen diktatörün gitmek istememesi üzerine, çoğu diktalarla yönetilen komşu ülkelerin müdahalesiyle karşı karşıya gelmiş…


Ve bu yazıyı bitirirken Gambiya diktatörü olan ve sandıktaki yenilgiyi kabul etmeyerek koltuğunu bırakmayan Diktatör Jammeh’e karşı, Afrika ülkeleri düğmeye basmış, Gambiya topraklarına girmişler…


Yalnızca 2.500 askeri bulunan Gambiya’nın, bir dış müdahaleye direnmesi imkânsız görünürken, burada da ABD’nin elinin olduğunu görüyordum. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan, kritik bir son dakika açıklaması geldi. Bakanlık, Gambiya’daki krizle ilgili olarak, “Senegal’in askeri müdahalesini destekliyoruz dedi,” haberini okurken…


Yani işin özüne dönecek olursak; “Siz kim oluyorsunuz, ben istediğimi yaparım” demekle işlerin yürümediğini, “Ben iktidarda kalayım da ne olursa olsun” anlayışının çözüm olmadığını ve bu durumun halka zarar verdiğini görüyoruz.