CELİL TOPRAK’TAN CHP’YE VER YANSIN!.. CHP İL BAŞKANI BİZİ ANKETE KOYMADI!

Değerli Ardahan halkinin bilgisene


Önümuzdeki 31 mart 2019 yerel seçimlerinin ülkemize ve ardahanimiza baris ve huzur getirmesini temenni ederek hayırlara vesile olmasını diliyorim.

Bilindiği üzere CHP ardahan belediye başkanlığı adaylığı suresince sözlü ve kişisel olarak veya sosyal medyada yanimda bulunan destegini esirgemeyen kıymetli dostlarıma teşekkür ediyorum.

Bu süreçte yapılan etik olmayan aday belirmesi konusunda tüm ardahanlilarin bilmesi gerektiğine inandığım hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.

26.11.2018 tarihinde anket şirketi tarafından ardahan da CHP Belediye başkanı kim olmasını istersiniz diye ardahan halkına soruldu 

Bizler 6 adaydık sn faruk Demir sn yunus dündar sn cemalettin ayvazoğlu sn mete özdemir sn şükrü bozyiğit ve bendim resmi olarak başvuruda da bulunduk yapılan ankette sadece 3 adayin ismi yer aldı diğer adaylar hic halka sorulmadı niye sorulmadı ben bizzat anket şirketini aradim sayin mete özdemir sn yunus dündar ve celil toprak isimleri niye yok dedim onlar genel merkezin bizlere bu 3 aday sn faruk Demir sn şükrü bozyiğit sn cemalettin ayvazoğlu isimlerinin üzerinde anket yapılmasını istedi dediler bende genel merkezi aradim genel merkezde bu 3 isim il yönetiminden bize verildi dediler bende buna mahsuben Ardahan il.baskanini aradim niye böyle birşey olduğunu sordum kendisi bana bu konu hakkında bilgisinin olmadığını söyledi


Sormak istiyorum benim ve diğer 2 adayimizin ismini niye ankete koyulmadi sahsim olarak il yönetimine soruyorum ismimi ankete bile koymuyorsan niye başvuru dosyamı aldin ozman diyebilirsin sen yeterli Degilsin adayımız olamassin diye bu şekilde yaparak bizleri görmezden gelmenizi doğru bulmuyorum


Tarafsız bi anket yapılsaydı 6 adayda ankette olsaydı ardahan halkı hangi adayı isteseydi onunla seçime chp olarak gitseydik daha etik daha demokratik olmazmiydi?

Sonuç olarak kendimin yaşamış olduğu haksızlıkların ve DAYATMA politokasinin genel merkezle alakasi olmadigi tamamen il yonetiminin değişmeyen zihniyetinin kaynaklandığını ardahan halkının bilinmesini isterim bu anti demokratik tavır sergileyen sozde yurtdaslarla bu secimde aynı safda olmayacagimi değerli ardahan halkının bilgisine ve takdirine sunarim …

SEVGI VE SAYGILARIMLA 

Celil TOPRAK



**BAYATLANMAYAN YAZILARIM


**Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlara..


 


Hoçvan’ın Kürt olduğunu, başta dili, kültürü, Kısır dağını suyu olmak üzere onca sorunu 86 yıllık Cumhuriyet tarihin de görmezden gelindiğini söylemekten korkan, düzenledikleri geceler de, ‘Ser Çeva Hattın’ şeklinde bir Kürtçe pankart asmaktan korkan, Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar geçtiğimiz günlerde yapılan Hoç/Fed gecesi ile ilgili yaptığımız haber ve yorumlara bir hayli içerlenmişler..


Hoçvanlının  yoksul bir halktan oluştuğunu görmezden gelip, gecenin biletlerini bin liraya satan bu Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme Lordlar, Hoçvanlıyla alakası olmayanların davet edildiği, Hoçvan kelimesini bile Kürt bölücülüğü sayanların baş tacı edildiğinin üzerini kapatmak, onca bölge sanatçısı olmasına karşın Hoçvan’ın değil Ardahan’ın nerede olduğunu bilmeyen Alişan bol bir para karşılığında davet ettiklerini saklamak için yine kolay bir yola başvurup, o bol Alpagonlu karanlık gecede neleri hesabının yapıldığını saklamak için bizlere ve meslektaşlara saldırmayı tercih ettiklerini görüyoruz..



Zaten Güven Yılmaz’ın döneminde ‘Vallahi talihin gözü kör olsun biz şanssızlığımıza bağışlayın Kürt isek te sistemin yanındayız’ deyip, Hoçvan Festivaline TRT 6’yı getirtenler de bunlar değil miydi?


Hoç-Fed’i kuruluş amacında uzaklaştırmak için adete da birilerince görevlendirilen bu Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar, Güven Yılmaz’ı olduğu gibi şimdi de Yakup Mavzer’i, ardından Hoç/Fed’i bitirmek için yola çıktıklarını da görüyoruz.. 


Bunu açık örneği de Mavzer ve Hoç-Fed yönetimine, üyelerine danışılmadan yayınlandığına inandığım bu kıytırıktan açıklamanın facede yapılmasında anlamakta mümkün..


Çünkü bu kıytırıktan açıklamanın Faceden yapılmasını diğer bir nedeni de o koskoca Hoç-Fed için kurulan sitenin yine bunların elinde yok edilmesi, işlevsiz bırakılmasıdır..


Gelelim buları bize içerlenmelerine;


Öncelikle bizim gazeteci olduğumuzu ve yaşananları halka anlatma gibi bir zorunluluğumuzun olduğunu unutan bu tipler soy isimleri gibi ZORBAlık ayakları ile bizlere aba altında sopa göstermeye çalıştıklarını da görüyor, gözlemliyoruz.. 


Gerçi bu tiplerin buna da yüreklerinin olmadığını iyi biliyorum.. 


Ama sanırım son gece de kendilerine destek veren ağabeylerinin gölgesi bunları biraz cesaretlendirdi..


Çünkü ben bunların yüreksiz olduğunu geçen yıl yapılan festivalde önce yaşanan talisiz kaza daha hayatlarını kayıp edenlerin cenazelerinde karşılaştığım Bu ZORBAların bizzat yüzlerine demediğimi bırakmama karşın, bunların çeperin dibine saklanıp, susmaların da tanırım.. 


Asıl kuyruk acılarının  da o olduğunu da bir Allah, bir de ben bilirim.


Ama bu, Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlarını asıl amaçlarının diğer bir amaçlarının da, o gecenin yükünü üstlenen ağabeylerine daha çok yaranmak, onun sayesinde birkaç iş adamına kartvizit basmak olduğunu da ben değil, o yıllar öncesi Hoçvan’dan çıkıp, sistemin tüm engellerini yüreği ve bileğiyle bir yerlere gelen ağabeyleri bilse daha iyi olur..


Çünkü  bu, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ı Süt’ü de diğer bir çok iş adamı gibi tüyleri yonanacak kaz sanıyorlar..  


Yani hepte böyle yapmış, geçinmiş olan bunlara en çokta Yakup Süt dikkat etmelidir..


Neyse biz asıl konumuza gelelim, beni ilgilendiren tarafa bakalım.


Bu, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ o kıytırıktan açıklamalarında birçok meslektaşımız gibi bana yönelikte; ‘Efendim Fakir Yılmaz bize lord demiş!’ diye içerlendiklerini görüyoruz, o altında imzası da bulunsa da, okumadığına inanmadığım Yakup Mavzer’in adı sonuna eklenen kıytırıktan açıklamaya..


O açıklamayı okurken  bunlara bir özrümüz var (!) olduğuna da inandım..


Çünkü bunların o gece öncesi yaptığımız haber ve yorumlarda bahsettiğimiz gerçek lordun anlamının ne olduğunu da bilmediklerini anlıyorum o kıytırıktan faceli açıklamalarında ..


Bu özrün nedeni de bunların lord kelimesinin başta dünyayı idare eden İngiltere Kamerasında olmak üzer saygın insanlara yönelik bir kelime olduğunu bile bilmeyecek kadar cahil oluşlarıdır..


Bu nedenle; o tamamen iyi niyetle ele alınan haber ve yorumlarımıza bir hayli içerlenenlere lord demiyor, bundan sonra ki adlarının, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ olduğunu başta Hoçvan kamuoyuna olmak üzere herkese ilan ediyorum..


Bu, ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ın o yaptıkları kıytırıktan açıklamada dikkatimi çeken en önemli nokta ise; Bu yemekli toplantı Hoçvan halkına yönelik değildi, ayrıca bir şenlikte değildi.’ Kelimesi ve Hoç-Fed’;i önemseyen insanları aşağılayan, bu kuruma üye olanları çulsuzlukla suçlayan, ‘Bütün bunları yapmak için mevcut 87 delegeden %20 sinin ödediği aidatla mı olacak?  Elbette değil.’ Şeklinde ki talihsiz satırlarıdır..


Benim bu geceye destek vermemi Hoçvan ve Hoçvanlı hatırı için sık sık bana hatırlatan Rodi Baz ağabeyimizin A Takımı diyerek cevapladığı bunların değil A takımı, Z harfi bile olmayacakları da zaten burada da belli değil mi?


Neyse Hoçvanlının, Hoç-Fed’in birlikteliği ve kendisinde beklenen devrimci duruşu, Kürt kimliğinin hatırı için sözümü daha çok uzatmadan o kıytırıktan açıklamayı yapanlar ve bunların yazdıklarına katıldığına inanmadığım Yakup Mavzer’in asıl yapacağı; o bol lordlu gecede, ‘ne kadar paranın toplandığını, nasıl kayıt altına alındığını ve nasıl, kimleri elinde harcanacağını açıklamaları en iyiyisi değil mi?’ derim..


Çünkü bu ‘Sarıyer balıkçı lokantası devrimcileri, sonradan görme lordlar’ ın başta Yakup Süt’ün olmak üzere birilerinin masasına yaklaşıp, pığaslara bol bol fotoğraflar çektirdikleri gece de  Bir Milyondan çok para toplandığı ve o kadarının da vaat edildiğini herkes iyi biliyor..


 


**Mehmet Ağar’a Otel Cezaevi …


 


Benim Kocaeli’nde bulunduğum sırada ‘İstanbul-İzmit-Adapazarı Üçgeni’ olarak bilinen alanda birçok Kürt İş adamının öldürüldüğü dönemler de gündemde düşmeyen ve Susurluk kazası sonucu ortaya pislikleri aktığı dönem de işlediği öne sürülen suçlardan sadece birinde ceza alan ve hapis yatacağı kesinleşen Ağar’a lüks, korumalı bir ceza evi arandığını okuyor duyuyoruz..


Bu yazımı yazdığım sırada aranan güvenilir, otel cezaevinin Ardahan’da değil, Aydın’da bulunduğunu da öğreniyorum..


Böylece suçluya özel cezaevinin arandığı bir ülkede, ‘Yakalandığı yerde tutuklanması’ ibaresinin de böylece çöpe atıldığını da görmüş olduk..


Çünkü Susurluk Kamyonun ortaya döktüğü pis ve kanlı ilişkiler ardından küçükte olsa bir suçla yıllarca yargılanan ve aldığı komik ceza ile cezalandırılan Ağar Efendi kabadayılığına leke sürmemek için kaçmamış, o çok söylediği ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatı ile ‘Devletimizde ne gelirse başımız üzerine’ demek zorunda kalmıştır.


Gerçi bunu da demeye ne gerek ki aldığı ceza gözü kapatıp açmakla bitecek kadar zaten..


Şimdi benim asıl merak ettiğim Ağar efendinin aldığı bu ceza ardından bundan sonra ki yasal haklarından men edilip, edilmeyeceğidir..


Örnek olarak bakanlık yaparken elde ettiği haklardan, korumalardan mahrum bırakılacak mı?


Yoksa korumasız, iyi olmadığı yapılan araştırma ile ortaya çıkan Ardahan Cezaevi’nde değil de polislik ve bakanlık yaptığı sıra da beraber görev yaptığı paşalarla birlikte kaldığı Bodrum’da ki evine yakın Aydın’ın Yenipazar  ceza evinde bir süre kalıp, iyi vatan çocuğu halinden yararlanıp, cezasını yarısını evinde mi geçirecek?..


Bilmiyorum ama Ağar efendi gitmeden kadrosunu büyük bölümü değiştirilen, başta aşağıya yenilip, 5 yıldızlı otele ceza-evinde kalmak ne kadar ceza olur onu da siz düşünün…