İl Başkanlığı öncesi İlçe kongrelerini yapmaya devan eden Ardahan Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan İl Örgütü İlçe kongrelerini yapmaya devam ediyor.
.jpg)
Bu yasal ve zorunlu bir durumdur..
Ama birilerinin veya ‘Benim adamım’ denilenlerin ise gayri resmi ve yasal bir zorunluluğu olmadığı halde bunu kendilerine görev saydıklarından halk arasında böylelerine yalaka, lüzumsuz hatta yavşak bile denir..
Yani dün İstanbul’da olanların, palyaçoların yanında padişahtan sonra ikinci adam olan Vezirler gibi bu günde ‘Benim adamım’ denilenler var..
Ve bu adamların veya bazı kişilerin yani bu rolü oynayanların bu gün lider dediklerimize olduğu gibi dünkü padişahlardan daha önemli bir mevkide ve zengin olduklarını da görürüz..
Çünkü bu gün lider, geçmişde padişahın Veziri diye anılan bu tipler lider veya padişah gitse de ‘Giden ağam, gelen paşam’ zihniyetinde oldukları için gidene olduğu gibi gelene de hizmete devam ediyordular.. Ediyorlar da..
Gelelim gerçek Vezirlere..
Yani adı gibi dost bildiklerine yol gösterenlere..
Ve yukarıda örnek verdiğimiz şahsiyetlerden uzak gerçek dost Vezirlere..
Adı Vezir, Soyadı Aslan..
Kendisi Göleli..
Benim gibi doğal ve sosyal sorunlarla dolu topraklardan çıkıp, kendisi gibi ‘bir çok samimi veziri bulurum’ umuduyla uzun yıllar önce İstanbul’a yerleşen gerçek dost denilebilecek samimi bir insan..
Manevi olarak ihtiyaç duyduğunuzda canı gönülden yanınızda bulursunuz. Adı gibi içten Vezir, Soyadı gibi Aslan yürekli..
Bir insana ismi ve soyadı bu kadar mı yakışır..
Teşekkürler Vezir abi. Can dostum değerli ağabeyim.
Atilla amcam gibi baba ruhlu, nice ablamlar gibi ana duygulusun.
İyi ki varsınız, sizleri çok seviyorum..
Gürsel Tekin: ‘Erken seçime gidilmeli!’
*Arşiv Haber 04/03/2016 Tarihli Haber
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği tahliye kararını eleştirerek ‘Uymuyorum, saygı duymuyorum’ sözlerini değerlendiren Tekin, “Eğer bir ülkenin Cumhurbaşkanı, Anayasa’yı tanımıyorsa 78 milyon insan neden tanısın? Anayasa Mahkemesi, Tayyip Erdoğan’ın kardeşlerinden dahi oluşsaydı bu kararı almak durumundaydı” şeklinde konuştu.
Ülkenin içinde bulunduğu çatışma ve kaos ortamından kurtulmak için seçime gitmesi gerektiğini belirten Tekin, “7 Haziran seçimlerinin sonuçları tehditle nasıl değiştiyse, halk korku duvarını aşar ve herkese hakkettiği cevabı verir” dedi.
Tekin Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesine ilişkin sözleri, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerisonrası oluşan tablo, yeni anayasa ve başkanlık sistemi, olası erken seçim, konularında sorularımızı yanıtladı.
İşte Gürsel Tekin ile gerçekleştirdiğimiz söyleyişinin 1. bölümü:
Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanıp, serbest bırakılması süreciyle ve Erdoğan’ın 28 Şubat’ın yıldönümünde kurduğu önemli cümleyle başlayalım: ‘AYM’nin kararını tanımıyorum, yerel mahkeme karara direnebilirdi…’ Nasıl yorumluyorsunuz siz bu cümleyi?
Bu durum bana Temel’in fıkralarından birini hatırlatıyor. Temel’in Dursun’dan alacağı var. 40 yıllık da arkadaşlar. Davalık oluyorlar. Hakim “Kalk” diyor; “Sen Dursun’u tanıyor musun?” diye soruyor. O da “Hayır, tanımıyorum” diyor, kızmış ya arkadaşına. Dursun da“Hakim Bey, o beni tanımıyorsa ben onu hiç tanımıyorum” diyor.
“AYM ÜYELERİ ERDOĞAN’IN KARDEŞLERİNDEN OLUŞSAYDI DA BU KARARI ALMAK ZORUNDALARDI”
Eğer bir ülkenin Cumhurbaşkanı, Anayasa’yı tanımıyorsa 78 milyon insan neden tanısın? Böyle bir cümleyi herhangi başka bir ülkenin Cumhurbaşkanı ya da milletvekili kurabilir miydi? Kaldı ki, bu mevcut Anayasa onların eseri. Ne Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri ne de herhangi bir siyasi partinin katkısıyla oluşmuş değil. Tamamen AKP nin ‘samimi’ katkılarıyla oluşmuş bir kurul.
Anayasa Mahkemesi, Tayyip Erdoğan’ın kardeşlerinden dahi oluşsaydı bu kararı almak durumundaydı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti olarak evrensel hukuk değerlerine ve gerekliliklerine uymak zorundayız. Diyelim ki ulusal hukuk mekanizmalarının ellerini kollarını bağladnız, kendinizi evrensel hukuk mekanizmalarına nasıl anlatacaksınız? Unutulmamalıdır, ekomik gelişmeden, insani gelişmeye, kalkınmadan, eğitime her şeyin temeli adil bir hukuk sisteminden geçer. Eğer bu hukuk sistemini komaya sokarsanız, 2023’te sizi büyük Türkiye değil, Kayıp bir Türkiye bekliyor olacak.
“ERDOĞAN BU ÜLKEYİ BİR PATRON GİBİ YÖNETMEK İSTİYOR”
7 Haziran öncesi mevcut olan fiili başkanlık süreci, koalisyonun kurulamamasıyla yeniden devam ediyor. Erdoğan’ın bu çıkışlarını; “Ben Başkan olduğum zaman, benim üstümde yargı da olmayacak, yürütme de olmayacak, en tepede ben olacağım ve ben ne istersem o olacak” mesajı gibi mi algılıyorsunuz?
Sayın Erdoğan daha önce de defalarca bu düşüncesini ifade etti. Yasama, yürütme, yargı ayak bağıdır, ‘Ben istemiyorum’ dedi. Hatta daha ileriye giderek ‘Türkiye bir şirket gibi yönetilmeli. İstediğim zaman arsalarını verebilmem, kupon arsaların imar durumunu bile görebilmem lazım, istediğim mütaahite iş veririm, istediğime vermem. Gazetelerin en yapıp yapmayacağına ben karar veririm’ diyor. Niyeti çok açık ve net değil mi?
“SİSTEM BİR KİŞİ İÇİN KENDİSİNİ SIFIRLAMAZ”
-Maden ruhsatları bile onun imzasıyla çıkıyordu.
Tabii. Üstelik sadece madenlere değil, kamuya ait bir dönüm yer dahi alsanız, imza o makamdan çıkıyor, süreç o makam üzerinden devam ediyor. Lakin Sayın Erdoğan’ın sıklıkla unuttuğu bir nokta var; paraları sıfırlanabilir, arsalar sıfırlanabilir İhaleler manupule edilir, Ancak, bir sistem bir kişi için kendisini sıfırlamaz. Kimse kusuruma bakmasın.
-Erdoğan Başkanlık meselesini referanduma götürelim ve millete soralım diyor. Sizce referandum gerçekleşir mi? Bu ihtimal karşısında CHP’nin nasıl bir tavır izleyecektir?
Referanduma gitmenin anayasal koşulları çok açık ve net. 330 milletvekilini bulacaklarsa biz karşı çıksak bile bir şey ifade etmez. Bu sayısı nasıl bulacaklar peki? AKP’nin milletvekili sayısı belli. Referandumda ısrar etmek, biz satın alacak milletvekili buluruz demektir.
-Satın alacakları milletvekilleri var mı?
Hangi parti grubuna dahil olursa olsun milletin vekili olarak seçilmiş hiç kimse onurunu, namusunu, haysiyetini satışa çıkarmaz diye düşünüyorum. Doğal olarak da 330 sayısını yakalama ve referanduma gitme ihtimalleri bence yok. Bu tabloya rağmen, sayın Erdoğan’ın Kasım öncesinde de bugün de niyetini çok açık ifade ediyor; dediğim olmazsa, kaos olur, terör olur, ölüm gelir.
“ERKEN SEÇİME GİDİLMELİDİR”
-Referanduma gidilememesi erken seçimi doğurur mu?
Bir erken seçim ihtimali var, biliyorsunuz. Sayın Davutoğlu ‘erken seçim vatana ihanettir’dedi. Sayın Erdoğan da ‘millete gidilir’ dedi. Şimdi hangisine inanacağız?
-Neden sizce erken seçim olmalı?
Türkiye içeride ve dışarıda ev hapsine mahkûm edilmiş. Bu mahkûmiyetten kurtulmanın tek yolu erken seçimdir. AKP Hükümeti’nin ülkeyi yönetebilecek kabiliyette değildir. Ama altını da çizmek isterim; başkanlık sistemi dayatması ile gidilecek bir erken seçim, ülkeyi derin dehlizlere iter.
-Peki ama bunun halka yansımasına bakarsak, yeni bir erken seçim 1 Kasım’daki sonucu değişebilir mi?
Elbette. 7 Haziran seçimlerinin sonuçları tehditle nasıl değiştiyse, halk korku duvarını aşar ve herkese hakkettiği cevabı verir.
-Koalisyon hükümeti kurulmadı ama.
7 Haziran’da ne oldu? 17-25 Aralık yolsuzluklarından, haksız ihalelerden, hak ihlallerinden ve AKP’nin gidişatından rahatsız olan insanlar, farklı siyasi partileri tercih etti. Sürecin sağlıklı yürüyebilmesi için üç tane muhalefet partisine yetki verdi. Ama ne yazık ki bizim dışımızdaki partiler gerekli duyarlılık içerisinde davranamadı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin tutumundan dolayı hükümet oluşmadı.
“İKTİDAR İNSANLARI KAOSLA KORKUTTU”
Bu durumda istifade eden iktidar yöneticileri ve medyası halkı kaosla korkuttu. Tek başımıza iktidar olsaydık kaos olmazdı; şehitler gelmezdi ve insanlar ölmezdi gibi yaygın bir kara kampanya ile 1 Kasım’da tabiri caizse halkın iradesine el koydu.