New York‘ta ‘Cumhuriyet Buluşması’ gerçekleştirildi
Nafiz Albayrak New York, 20 Mart (DHA) –Türkiye‘nin kaderini belirleyecekreferandum a birkaç hafta kala, New York Üniversitesi‘nde CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, CHP’nin ABD temsilcisi Yurter Özcan’ın da katıldığı ‘Cumhuriyet Buluşması’ gerçekleştirildi.
New York Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yapılan ‘Cumhuriyet Buluşması’nda konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, referandum da yapılacak tercihlerin, mutlakiyetçi rejim ile demokrasi arasında olacağını söyledi. Yılmaz, ABD‘ye geliş amaçlarının yeni yönetimle yeni bir diyalog kanalı açmak ve CHP olarak ne düşündüklerini, ayrıca Türkiye ile ilgili olarak ABD‘de neler planlandığını anlayabilmek olduğunu söyledi. Çeşitli kuruluşlarla görüştüklerini, kongrede temaslarda bulunduklarını, çeşitli düşünce kuruluşları ile bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, ‘Gördüğümüz tabloda çok da iç açıcı bir durum yok. Bu, Türkiye için de tedirginlik verici bir durum.’ dedi.
REFERANDUM PARTİLERİN ÖTESİNDE BİR KONU
Referandum konusunda New York ve çevresinde yaşayan Türklere seslenen Yılmaz, ‘Bizim bir yurttaş olarak, vatansever olarak sorumluluklarımız var. Türkiye‘ye şu anda dayatılan bir rejim değişikliği ile karşı karşıyayız. Bununla ilgili gerekli çalışmaları bütün partiler kendi açılarından yapıyorlar. Ancak bu bir parti olayının üstüne çıkmış bir konu, partilerin ötesinde bir konu. Ülke meselesi haline gelmiş, vatan, millet meselesi haline gelmiş bir konu. Bizim bu coğrafyadaki varlığımız, bizim demokrasiye olan inancımız, demokrasiyi o topraklarda yeşertmemizden, laik bir sistem oluşturmamızdan gelir. Özellikle son dönemde demokrasi ile ilgili, Türkiye‘nin gidişatı ile ilgili ciddi kaygılar ve sapmalar oluştu Batı’da. Türkiye‘yi hep Batı ittifakının bir parçası olarak gören anlayış bugün artık Türkiye‘yi Batı’dan uzaklaşmış ama nereye yanaşacağını bilmeyen bir devlet olarak görüyor. Türkiye‘nin önü hiçbir zaman bu dönemdeki kadar belirsizliklerle dolu olmamıştı. Bu referandumTürkiye‘ye esasen bir şans olacak. Çünkü biz 14 yıldır bizi aşağılayan, sürekli tepeden bakan, Türkiye‘de sen, ben, biz ve ötekiler ayırımı yapan, Alevi’sini, Kürt’ünü, Türkünü, Sünni’sinin, Çerkez ini birbirine düşüren bir anlayışla karşılaştık. Bizim topraklarımızda hiçbir zaman Mevlana‘dan, Yunus Emre’den okunan şiirler, mesneviler kardeşliğimize dönük oluşurken, şu an onu yıkmaya dönük bir dil kullanılmakta. Daha önce hiçbir dönemde Türkiye Cumhuriyeti içerisinde yaşayan insanlara karşı bölücü, yıkıcı, onları küçültücü, tahkir edici, aşağılayıcı bir dil kullanılmamıştı. Bir nefret suçu işleniyor Türkiye‘de, ciddi manada bir nefret suçu işleniyor. Türkiye‘de bir taraftan demokrasi olduğundan övünenler var, diğer tarafta demokrasinin gereği, demokratik tercihini kullananlara ‘terörist’ damgası vuranlar var ve yazık ki bunlar aynı kişiler. Övünenler de aynı kişiler, demokrasiyi ayaklar altına alıp çiğneyenler de aynı kişiler. Bir ikiyüzlülük, riyakarlık almış başını gidiyor? dedi.
‘REFERANDUM DAYATMASI DEMOKRASİDEN GERİ ADIMDIR.’
Referandum dayatmasının demokrasiden geri adımın bir yansıması olduğunu,Türkiye‘de mutlakiyetçi bir tek adam rejiminin kurulmasına dönük bir çalışma olduğunu belirten Öztürk Yılmaz, ‘Bu bir güç hastalığıdır, Sayın Cumhurbaşkanı‘nın şahsi bir gündemidir ve güç hastalığıdır. Sayın Cumhurbaşkanı esasen bütün güçleri fiili olarak kullanıyor. Ama bunlar yetmiyor, hem bunu bir yasal zemine oturtmak istiyor hem de bunları daha fazla artırmak istiyor’ dedi.
Referandumla öngörülen değişiklerle Cumhurbaşkanı‘na yasama ve yargı üzerinde ciddi bir güç verildiğini söyleyen Yılmaz, ‘Hem yasama baskı altına alınıyor, çökertiliyor, hem de yargı denetim altına alınıyor. Cumhurbaşkanı‘na parlamentoyu hiçbir gerekçe göstermeden, tek başına feshetme yetkisi veriliyor’ diye konuştu.
SALICI, ‘REFERANDUM KAMPANYALARI EŞİT ŞARTLARDA YAPILMIYOR.’
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da konuşmasında referandumkampanyalarının eşit koşullarda yapılmadığını, ‘Hayır’ oyu vereceklerin seslerinin yasaklarla engellendiğini söyledi. Salıcı, millet karar versin diye referandum a gidilmesinin şart koşulduğunu ancak milletin ağzının zorla kapatılmaya çalışıldığını belirtti. Referandumda ‘evet’ diyeceklerin neye ‘evet’ dediklerini bilmediklerini söyleyen Salıcı, ‘Reis öyle istedi’ diyorlar, ama Türkiye‘nin çıkarına olacak bir örnek gösteremiyorlar? dedi.
Bütün güçlerin tek bir kişinin elinde toplanmasının Türkiye ve demokrasi açısından sakıncalarını sıralayan Salıcı, bu duruma başkanlık sistemi ile yönetilen AzerbaycanCumhurbaşkanı İlham Aliyev‘in eşini Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevine atamasını örnek gösterdi ve ‘Hani derler ya bir musibet bin nasihatten iyidir. Türkiye‘de birçok insan getirilen rejim değişikliğinin içinde bir yandan bir hesaplaşma olduğunu, öbür taraftan her şeyi tek bir kişiye bağlama merakı olduğunu ve bunu yaparken bile üzerinde yeterince düşünülmeden, hızlı pazarlıklarla sonuçlandırılan, bir sürü kriz noktasını da içinde barındırdığını bu örnekten sonra biraz daha açık olarak anlamaya başladı.’ dedi.
‘GÜLEN’İN İADESİ KONUSUNDA BİR GELİŞME OLMAYACAĞINI ANLIYORUZ’
New York’taki ‘Cumhuriyet Buluşması’nın ardından gazetecilere bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Başkan Donald Trump yönetiminin kurmaylarıyla yaptıkları görüşmelerde temel olarak üç konunun gündeme geldiğini söyledi. Yılmaz, ‘Bunlardan bir tanesi Fethullah Gülen‘in iadesinin yapılıp yapılmayacağı konusuydu. Obama yönetimi döneminde Fethullah Gülen‘in iadesi konusu hep hukuki bir konu olarak gündeme getiriliyordu. Siyasi bir konu olmadığı belirtiliyordu. Bu defa bir farklılık var mı diye sorgulamaya çalıştık. Çünkü Türkiye‘dehükümet temsilcileri sanki olumlu bir hava estiriyorlar, bir gelişme olacakmış gibi sunuyorlar bunu. Ancak gördük ki, Donald Trump yönetimi bu konuda Obamayönetiminden farklı bir çizgide değil. Bunu yine hukuki bir çerçevede değerlendiriyorlar, siyasi bir konu olmadığını ısrarla belirtiyorlar. Dolayısı ile bu konuda bir gelişmenin olmayacağını anlıyoruz’ dedi.
‘ABD PYD‘DEN VAZGEÇMEYECEK.’
ABD’li yetkililer ile yaptıkları görüşmelerde gündeme gelen ikinci konunun Suriye,PYD ile ABD‘nin işbirliği olduğunu aktaran Yılmaz, ‘Terör örgütü PYD ile ABD‘ninSuriye‘de işbirliği yapmasını, NATO müttefiki Türkiye‘yi bir kenara bırakmasını yanlış bulduğumuzu belirttik. ABD‘deki bürokrasinin önemli bir kısmı, Obama döneminden kalan ve PYD ile ilişkileri ön plana çıkarmaya yönelik. Bazı insanlar Obamayönetiminin Türkiye‘yi idrak edemediğini, yeni yönetimle daha iyi anlaşılacağını, kendilerinin bu önemi bildiklerini belirtiyorlar. Ama PYD konusuna gelince çok farklı bir çizgide olmadıklarını, yeni yönetimin de PYD ile çalışmaktan vazgeçmeyeceğini anlamış olduk’ diye konuştu.
‘ABD, TÜRKİYE‘NİN TEK ADAM REJİMİNE GEÇECEĞİNDEN ENDİŞELİ’
ABD’nin Türkiye‘nin iç işlerine karışmasına karşı olduklarını, ancak ABD‘li yetkililerdenreferandum konusunda kendilerine yöneltilen sorulardan Türkiye‘deki demokratik sistemin kaybolacağını düşündükleri izlenimi edindiklerini belirten Yılmaz, ‘Tek adam rejimine geçileceğini düşünüyorlar, Türkiye‘nin ekseninin kayacağını düşünüyorlar.Türkiye‘nin bu yüzden Batı’dan uzaklaşacağından endişe duyuyorlar’ dedi.
MERAL AKŞENER TOPLANTIYA VİDEO MESAJI İLE KATILDI
New York’taki toplantıya video mesajı ile katılan Meral Akşener de ‘Hayır’ konusunda tercihlerini ortaya koyan her kişiye bir baskı uygulandığını savundu. Akşener mesajında ‘Baskı uygulanarak hayır tercihinde bulunanlara baskı uygulanmakta, hayır tercihinde bulunacaklarla buluşmaların önüne geçilmektedir. Tahammülsüz bir dille, terörist, hain, FETÖ’cü, dikili ağaçları yok gibi en üst perdeden ve en üst yöneticiler tarafından, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan gibi kişiler tarafından suçlanılan bir iklimde biz referandum çalışması yapıyoruz. Anket de yaptırıyorum, hayır tercihleri çok önde. Bütün bu baskılar ters tepmiştir’ dedi.
**YILMAZ: BAŞKANLIK SİSTEMİ KONTROLSÜZ GÜÇTÜR..
-15/12/2016 Tarihli Haber
Ardahan’a giderek, Ardahan Devlet Hastanesi ziyareti gibi bir dizi görüşmelerde bulunan CHP Ardahan Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz toplumun tüm kesimlerinin getirilmek istenen Başkanlık sistemine karşı durması gerektiğine dikkat çekti.A
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, sosyal medya hesabından başlattığı, ‘Ardahanlı Çocuklar Üşümesin’ kampanyasında toplanan yardımları dağıtmak üzere Ardahan‘a geldi
Kendisinin Ardahan‘da okurken yaşadığı sıkıntı ve mağduriyeti çok iyi bildiğini belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, parti binasında yaptığı açıklamada, “Sosyal medya hesabımdan başlattığım yardım kampanyasında toplanan bu yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için buradayız. Çocuklarımızın bir nebze de olsa bu kış şartlarında, daha konforlu bir şekilde okula gidip gelmelerini sağlamak için bu kampanyayı başlattık.Ardahan‘la hiç alakası olmayan insanlar bize ulaşarak bu kampanyaya katıldı. Bu yardımları yarından itibaren hızlı bir şekilde ihtiyacı olanlara ulaştıracağız” diye konuştu
Ülke gündemi ile ilgili açıklamalarda da bulunan Öztürk, Başkanlık sisteminin bir insanı Tanrısallaştıran bir taslak olduğunu söyledi. AKP Hükümetinin, Türkiye‘yi yönetme konusunda artık bütün beceriksizliğini sergilemiş durumda olduğunu ifade eden CHP Genel Başkan yardımcısı Öztürk Yılmaz şöyle konuştu:
“Bizim tartışılan adına Başkanlık Sistemi dedikleri ama, bizim için Tek adam rejimi esasen bir Cumhurbaşkanlığını icracı başkanlığına dönüştürücü bir taslak değil. Esasen bir insanı Tanrısallaştıran bir taslak. İnsan ötesi güçler veren, Cumhurbaşkanına kraldan daha fazla güç veren, Tanrısal güç veren bir yasa. Çünkü mecliste soru soramıyorsunuz. Cumhurbaşkanın yardımcılarına soru soramıyorsunuz. Bakanlara soru soramıyorsunuz. Hem icranın başı diyorlar, icra ondan sorulur diyorlar. Ama ona mecliste soru dahi soramıyorsunuz. Ayrıca Cumhurbaşkanın soruşturması ile ilgili ve Yüce Divana sevki ile ilgili getirdikleri oylama oranı hiç kimse, hiçbir koşulda onu sağlayamaz. Dolayısıyla orda da sayın Cumhurbaşkanımız yargısal denetimden kaçışına, kurtulmasına imkan sağlayan bir tasarı. Bir başka konu meclisin fonksiyonu zayıflıyor. Meclis yasa yapma yetkisini elinden kaybediyor. Eğer bu taslak geçirse Cumhurbaşkanlığı kararnameleri artık en kritik konular ve devletin şekillenmesi artık meclisin çıkaracağı kararlarla değil, Cumhurbaşkanlığının kararnameleri ile belirlenecek. Daha da önemlisi hiçbir denetim yok. Bir kişiye bu kadar yetkiyi vermek, kontrolsüz bir güç yığılması yapar. Bu Türkiye‘de sıkıntı yaratabilir. Biz toplumda bir duyarlılık yaratmaya çalışıyoruz. Bu duyarlılığı yaratırken de olabildiğince gerçeğe nüfuz etmek, halkı aydınlatmak istiyoruz. Bu taslakla Parlamenter sistem çöpe atılıyor. Güçler ayrılığından değil, güçlerin bireyleştirilmesinden bahsediliyor. İnanılmaz yetkiler veriliyor. Bu taslağı ne yapıp edip toplumun gündeminden düşürmek gerekiyor. Yoksa hepimiz son demokratik parlamenter sistem deyip bu meclisi anmak zorunda kalacağız. Bundan sonra Başbakanlık kalmayacak, Bakanlar kurulu kalmayacak. Mecliste güvenoyu yoklaması olmayacak. Gensoru olmayacak.”CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, sosyal medya hesabından başlattığı, ‘Ardahanlı Çocuklar Üşümesin’ kampanyasında toplanan yardımları dağıtmak üzere Ardahan‘a geldi
Kendisinin Ardahan‘da okurken yaşadığı sıkıntı ve mağduriyeti çok iyi bildiğini belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, parti binasında yaptığı açıklamada, “Sosyal medya hesabımdan başlattığım yardım kampanyasında toplanan bu yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için buradayız. Çocuklarımızın bir nebze de olsa bu kış şartlarında, daha konforlu bir şekilde okula gidip gelmelerini sağlamak için bu kampanyayı başlattık.Ardahan‘la hiç alakası olmayan insanlar bize ulaşarak bu kampanyaya katıldı. Bu yardımları yarından itibaren hızlı bir şekilde ihtiyacı olanlara ulaştıracağız” diye konuştu
Ülke gündemi ile ilgili açıklamalarda da bulunan Öztürk, Başkanlık sisteminin bir insanı Tanrısallaştıran bir taslak olduğunu söyledi. AKP Hükümetinin, Türkiye‘yi yönetme konusunda artık bütün beceriksizliğini sergilemiş durumda olduğunu ifade eden CHP Genel Başkan yardımcısı Öztürk Yılmaz şöyle konuştu:
“Bizim tartışılan adına Başkanlık Sistemi dedikleri ama, bizim için Tek adam rejimi esasen bir Cumhurbaşkanlığını icracı başkanlığına dönüştürücü bir taslak değil. Esasen bir insanı Tanrısallaştıran bir taslak. İnsan ötesi güçler veren, Cumhurbaşkanına kraldan daha fazla güç veren, Tanrısal güç veren bir yasa. Çünkü mecliste soru soramıyorsunuz. Cumhurbaşkanın yardımcılarına soru soramıyorsunuz. Bakanlara soru soramıyorsunuz. Hem icranın başı diyorlar, icra ondan sorulur diyorlar. Ama ona mecliste soru dahi soramıyorsunuz. Ayrıca Cumhurbaşkanın soruşturması ile ilgili ve Yüce Divana sevki ile ilgili getirdikleri oylama oranı hiç kimse, hiçbir koşulda onu sağlayamaz. Dolayısıyla orda da sayın Cumhurbaşkanımız yargısal denetimden kaçışına, kurtulmasına imkan sağlayan bir tasarı. Bir başka konu meclisin fonksiyonu zayıflıyor. Meclis yasa yapma yetkisini elinden kaybediyor. Eğer bu taslak geçirse Cumhurbaşkanlığı kararnameleri artık en kritik konular ve devletin şekillenmesi artık meclisin çıkaracağı kararlarla değil, Cumhurbaşkanlığının kararnameleri ile belirlenecek. Daha da önemlisi hiçbir denetim yok. Bir kişiye bu kadar yetkiyi vermek, kontrolsüz bir güç yığılması yapar. Bu Türkiye‘de sıkıntı yaratabilir. Biz toplumda bir duyarlılık yaratmaya çalışıyoruz. Bu duyarlılığı yaratırken de olabildiğince gerçeğe nüfuz etmek, halkı aydınlatmak istiyoruz. Bu taslakla Parlamenter sistem çöpe atılıyor. Güçler ayrılığından değil, güçlerin bireyleştirilmesinden bahsediliyor. İnanılmaz yetkiler veriliyor. Bu taslağı ne yapıp edip toplumun gündeminden düşürmek gerekiyor. Yoksa hepimiz son demokratik parlamenter sistem deyip bu meclisi anmak zorunda kalacağız. Bundan sonra Başbakanlık kalmayacak, Bakanlar kurulu kalmayacak. Mecliste güvenoyu yoklaması olmayacak. Gensoru olmayacak.”
BİR DUAYENLE GÖRÜŞMEK..
|
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
|
|
Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanılığı üstlenmeden önce ve sonrası verdiğim mücadelenin başında gelen beni sevsin veya sevmesin, benim dünya görüşüme katılsın yada katılmasın her Ardahanlı ile bir araya gelmek, onların da bir birleri ile bir araya gelmesi ve ülke genelinde güçlü bir lobi oluşturmalarını sağlamalarına yardımcı olmaktır.
İşte 48’ine dayanan yaşamımın büyük bölümünü bu yolda harcayan biri olarak geçtiğimiz günlerde, ‘Babama söz verdim’ adlı kitabında yazarı olan Türkiye’nin değil Dünya’nın dev şirketleri arasında bulunan Nurol Holding’in kurucusu, Ardahanlı hemşehrimiz olduğunu çoğu insanın bilmediği Sayın Nurettin Çarmıklı’yı Nurol Holding’in Genel Merkezinde ziyaret etme imkanı buldum.
Okumaya devam ettiği son kitaplarımın arasında olan ‘Babama söz verdim’ adlı kitabın satır aralarında adına rastladığım ve hemen telefonuna sarılıp, Nurol ile beni görüştür’ diye rica ettiğim babamın yakın arkadaşı, ellerinden öptüğüm Asım Avşar amcamızın aracılığı ile ulaşabildiğimiz iş dünyasının duayenlerinden Nurettin Çarmıklı’ya giderken yaşadığım heyecanı anlatmak kadar Ardahan’ın Göle ilçesinin üniversite öğrencisi yetiştiren Okulu yaptıran Çarmıklı’nın bizi bir baba sıcaklığında karşılamasını anlatmak kadar zor..
Çünkü bir dünya devi olan Nurol Holding’in kurucusu olan Sayın Çarmıklı ile görüşmek için ARDA/FED Başkan Vekili Mahmut Şenel ile İstanbul’dan Ankara’ya giderken yaşadığımız heyecanı en aza indirmek için büyük çaba sarf ettiğimizi, Ankara’ya nasıl girdiğimizi anlamadığımızda anlıyorduk.
Benim Ardahanlıların Ankara datası olarak sevip, saydığım İlke Dershanesinin sahibi, eğitimci Metin Demir’i de yanımıza alıp, yanına gittiğimiz Çarmıklı’nın, onca büyük bir şirketin sahibi olmasına karşın bir bakkalı olupta, iş piyasasında iş adamı olarak bilinen ama burnundan kıl aldırmayan, aradığınızda ya hiç gitmediği ‘havaalanındayım’ yada yalandan ‘Toplantıdayım’ diyenleri utandıracak bir olgunlukla bizleri karşılaması gerçekten ders alınması gereken bir davranıştı.
Bir iş adamlığından kapısına gelen misafir hemşehrilerini bir baba sıcaklığında karşılayan ve yoğun gündemine karşın zaman ayıran, ailesi ve yöneticileri ile yemek yediği masada konuk etmesi Nurol’un başarısının altında yatan en önemli sermaye olduğunu da anlıyorduk.
Çünkü duayen bir insanın nazikliğini, güzel kalpliliğini geçte olsa bizzat yerinde yanında his etmiştik.
Ardahanlıları bir araya getirme, onların ülke genelinde güçlü bir lobi olması için verdiğim mücadelemi kendisine anlatırken, gözlerini gözümden ayırmayan ve kendisininde bir dönem bu yönde büyük bir çaba sarf ettiğini ancak bugün benim yaşadığım olumsuzluklar ile sık sık kendisini de karşılaştığından bahsedip, işi zor olan bana başarılar dileyen ve en önemlisi kendisine düşeni yapacağına söz veren, ülkenin duayeni, Nurol Holdıng’in kurucusu, duayen işadamı Sayın Nurettin Çarmıklı’dan kısa süre içinde büyük dersler alıp kendisinden ve bizimle birlikte aynı masada buluşup, yemeklerini paylaşan tüm Nurol ailesine teşekkür edip, Ankara’da ayrılırken Nurol gibi iş adamlarımızın Ardahanlıların en büyük hazineleri olduğunu ama bizlerin bu hazinelerde habersiz olduğumuzu da anlıyorduk..
fakiryilmaz323@hotmail.com-05322678015
.jpg)
|
**CHP ADAYI DİPLOMAT ÖZTÜRK YILMAZ:
Damarlarımızı harekete geçirmeliyiz..
28/09/2015 Tarihili Haberler
1 Kasım’da yenilenecek olan genel seçimleri öncesi Ardahanlı basın mensupları ile bir araya gelen Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan Milletvekili Adayları Büyükelçi/Diplomat Öztük Yılmaz ile CHP 2. Sıra adayı Ardahan’ın gelişiminin sınır kapılarının aktifleştirilmesinden geçtiğine işaret ettiler.
Özel bir lokanta da basın mensupları ile bir araya gelen CHP Ardahan Adayı Öztürk Yılmaz Ardahan’ın ekonomik damarları olan ancak bugüne kadar gerekli ilgi ve alakanın gösterilmediği Posof Türkgözü (Badele) Gümrük kapısı ile açılmak üzere olmasına karşın hala yolu olmayan Çıldır Aktaş Gümrük kapısının gerekli gibi çalıştırılması halinde Ardahan’ın olduğu gibi bölge ekonomisinin olağanüstü bir şekilde kazançlı hal alacağını söyledi.
Bu iki gümrük kapısının alt yapılarının tamamlanması ve yine bölgede geçen Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun bu kapılara kadar uzaması halinde dünya ticaretinin bölge de etkisini göstereceğine dikkat çeken CHP Ardahan 1. Sıra Adayı Öztürk Yılmaz bölgenin damarları olan bu yolları açacak projelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Gümrükleme ve Anterolpol merkezlerinin istenmesi ve bu yönde hazırlanacak olan projelere kaynak bulunması gerektiğine dikkat çeken Büyükelçi Öztürk Yılmaz bölgenin birinci gelir kaynağı hayvancılığında gerekli kadar ilgi görmemesinin bu önemli sektörün gelişimini etkilediğini gördüklerini de sözlerine ekledi.
CHP Ardahan İl Başkan Vekili Yaşar Daşdemir ile CHP Ardahan Merkez İlçe Başkanı Sinan Onay’ın da eşlik ettiği CHP 1. Sıra Milletvekili Adayı Büyükelçi/Diplomat Öztürk Yılmaz’dan sonra söz alan Göleli CHP 2. Sıra Adayı Erdem Uygur’da hedeflerinin bir değil, iki milletvekili olduğunu söyledi.
|
**Yaptıkları yolda kaza geçirdiler..
.jpg)
Ardahan da yol şantiyesinde çalışan Ali Kızıltepe ve Ozan Kızıltepe 36 EP 09 Plakalı aracının lastiği patlaması sonucu yeni yapılan köprü iskeletinin üzerinden yaklaşık 20 metre uçarak şans eseri köprünün uç tarafında Aracın askıda kalması sonucu çeşitli yerlerinden yaralı olarak kurtarıldıkları bildirildi.
Olay yerine gelen Sağlık ekiplerince yaralılar Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.
Karayolunda yapımı devam eden köprüde herhangi bir uyarı işareti olmadığı dikkat çekti.
Kadınlar Ne Diyorlar?..
|
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com

16 Nisan’da başına gideceğimiz Anayasa Referandumu sandığında ne çıkacağı konusunda tartışmaların aralıksız devam ettiği şu günlerde 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladığımız kadınların ne diyeceği de merak edilen diğer bir konu..
Seçmen olarak 15 yıldır iktidar da bulunan AK Parti’nin yanında durdukları artık saklanılmayan kadınların büyük bölümünün bu referandumda da atacakları oylar 16 Nisan’da çıkacak sonucun rengini de belirleyecek gibi..
AKP’nin Kadınlar ile daha yakın bir temas içinde olduğunu gören ve bu yönde çalışmalarını arttıran CHP’nin, HDP’nin kadın seçmeninin de bir hayli yoğunlaştığı şu günlerde kadın oyunun önemi her gelen seçimde daha da önemli daha da etkili olmakta..
Benim yaptığım araştırmada, görüştüğüm kadınlarla 16 Nisan’da sandık başına giden erkeklerin çoğunun ‘Hayır’ cı özellikle de ev hanımları başta olmak üzere kadınların ‘Evet’ ten yana olduklarını görmekteyim..
Anayasa değişikliğinin en çok kimi yani kadını mı, erkeği mi etkileyeceği çokta anlatılamayan şu günlerde başta ev hanımları olmak üzere kadınların çoğunluğunun ‘Evet’ çi olduğunu belirtmek sanırım bir yönlendirme olmaz..
Çünkü görünen köyün kılavuz istemediği bir süreci yaşadığımız bir ortamda başta sanalda olmak üzere evlerde , iş yerlerinde ki kadınların AKP’den ziyade Erdoğan hayranı olduklarında diğer bir gerçek olarak karşımızda durmakta..
Bilemiyorum ama erkeklerin çoğunluğunun ‘Hayır’ kadınların çoğunluğunun ‘Evet’ çi oldukları görünen şu günlerde başta Ardahan’da olmak üzere ülke genelinde ‘Hayır’ ların bir adım önde olduğu da diğer görünen durum..
Erdoğan’ın Almanya çıkışı ile yurt dışında ki oylar ile bu açığı kapatmak istediği de diğer bir durum olarak karşımızda olduğu şu günlerde hemen hemen tüm televizyonları, gazeteleri elinde tutan AKP’den çok CHP’nin çalıştığı da diğer bir gerçek..
.jpg)
Mihriban Hanım..
|
Selmi Yılmaz Kadınca |
selminazo@hotmai.com

Azerbaycan’da 26 Eylül 2016’da yapılan referandumla anayasada bazı değişiklikler yapılan kardeş ülke Azerbaycan’da yapılan bir atama tamda referanduma giden diğer kardeş ülke yani Türkiye’de cuk diye gündeme oturdu.
Çünkü Nisan ayında referanduma gidecek olan Türkiye’de tek adam döneminin yaşanacağı tartışmaları sürerken Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, eşi Mihriban Aliyeva’yı cumhurbaşkanı birinci yardımcılığı görevine getirmişti.
Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Aliyev’in, Mihriban Aliyeva’yı anayasanın ilgili maddeleri gereği “cumhurbaşkanı birinci yardımcısı” görevine atadığı bildirildi.
Seçmenlerin yüzde 86,6’sının “evet” oyu kullandığı referandumla, “cumhurbaşkanı birinci yardımcılığı” ve “cumhurbaşkanı yardımcıları” makamlarının oluşturulmasını karar verilmişti.
Azerbaycan’da yaşanan bu duruma baktığımız da Nisan ayında yapılacak olan Anayasa Referandumun da ‘Evet’ çıkması halinde nelerin yaşanabileceğini de ortaya koyduğunu belirten kesimi haklı çıkmakta.
Çünkü adam babasından sonra kendisinin cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasıyla yetinmiyor güzel eşinide kendisine vekil olarak atıyor..
Yarın bu durumun ülkemizde de yaşanmayacağına kim garanti verebilir ki?
Gerçi yarını beklemeye gerek var mı bilinmez ama 96 yıldır siyasete, kamuda ki memurluğun babadan oğula, kıza kaldığı bir ülkede yaşadığımızı da ununtmadan Azerbaycan’da yaşanan bu duruma çokta kızamıyoruz..
Çünkü kan kardeşliği olan iki ülkenin siyaseti ve kamu yönetiminin çokta farklı olmasını beklemekte doğru değil..
Sonuçta Osmanlı torunlarıyız..
‘Evet’ diyecem, ‘Hayır’da..
|
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
Ardahan Dernekler Federasyonunun önerisi olan ama CHP İl Başkanlığında ve İstanbul’da ki CHP Belediye ve Teşkilatlarında ki Ardahanlı Baronların devreye girmesiyle birlikte anlamı aynı yöntemi ayrı olan Kılıçdaroğlu’nun Ardahan, Kars ve Iğdır Federasyon ve Dernek yöneticileri ile bir araya geldiği toplantı ardından hala karar veremeyen bir seçmen olduğumu bir kez daha anladım.
Çünkü fikrimiz, çalıp, Ardahanlı olduklarını belirtip, Ardahanlılara bir faydası olduğuna şahit olmadığımız CHP’li siyasi baronların eline vermeye kalkan ama daha sonra bunu ağızlarına, gözlerine bulaştıracaklarını anlayıp, Ardahan eski Milletvekillerinden olan ve dernekler, stk’lara yakınlığı ile bilinen Ensar Öğüt’ü imdatlarına çağıran CHP İstanbul’un İl’in organize ettiği toplantıya katılan CHP Genel Başkanının tüm ikna çabalarına karşın toplantıya katılanların kafalarının hala karışık olduğuna şahit oldum.
Buna neden ise başta Bakırköy, Kartal, Kadıköy Belediyelerinde ki CHP’lilelerden memnuniyetsizliklerini dile getirenlerin çoğunluğu oluşturduğu o toplantıda AKP gibi CHP’nin de federasyonlara, derneklere ve bu önemli kurumları sahiplenenlere yakın olmadığını anlıyor ve bunun sonucunda yerel derneklerin ne CHP’nin dediğine nede AKP’nin bol baskılı vet kampanyasına inanmadığını da görüyordum.
Onca federasyon, dernek ve vakıf temsilcisinin bir dosya hazırlamadan geldiği ve ARDA/FED’in 8 sayfalık dosyası ile CHP’nin federasyon, dernek ve stk’lara bakışını anlatan, CHPli Ardahanlı siyasi baronları alenen tek tek, isim, isim şikayet ettiğimiz o toplantıda gördüğüm tek şey Kılıçdaroğlu’nun samimi bir insan, devrimci bir duruş sergileyen ama benim gibi çevresinden yani ekibinden yoksun olduğunu üzülerek görüyordum.
Kısacası İstanbul/Bostancı’da düzenlenen toplantıda Kılıçdaroğlu’nun yanında oturup,yalandan eline kalem alıp, boş kağıtları bir çocuk edasıyla çizip, duranları görünce Evte’te, Hayır’da diyemedim..
|
|
|