Konu hakkında kendisiyle yaptığımız telefon görüşmesi de Başkan adayı olduğunu doğrulayan CHP Ardahan Milletvekili, Dışişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardım Öztürk Yılmaz aday olmadan önce Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun teyidini aldığı söyledi.
**Kılıçdaroğlu Aay Olmazsa Adayım..
Erken seçimin 24 Haziran olarak belirlenmesi sonrasında CHP‘nin cumhurbaşkanlığı için adayı henüz belli olmadı. CHP’den sürpriz bir isim ise adaylık açıklaması yaptı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, 24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu açıkladı. Yılmaz, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun aday olmaması halinde Cumurbaşkanlığına adayım” dedi.
“KİMSEDEN KORKUM YOK ADAYIM”
Öztürk Yılmaz, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında “Milli iradeye komplo kurulmasına izin vermeyiz, genel başkanımıza da düşüncelerimi açtım. Genel başkan aday olmadığı taktirde adayım.” dedi.
Yılmaz, “Kenardan aday olmaz, tavşan aday olmaz, kimseden korkum yok, adayım” diye konuştu.
Seçim, Fenerbahçe-Beşiktaş, Karsspor-Sarıkamışspor Ne Alaka?
Ardahanlı Gazeteci Meslektaşım Levent Gültekin’den sonra CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın da Başkanlığa aday olduğunu açıkladığı 24 Haziran 2018 tarihinde yapılmasına karar verilen Başkanlık ve milletvekili seçimlerinin yoğun bir şekilde tartışıldığı bir zamanda milyonların gündemini ikinci kez sarsan Fenerbahçe-Beşiktaş maçında yaşananlar sizce normal mi ?
Bana sorarsanız bu durumun hiç de normal olmadığı ve hatta hiç de hayra yorumlanacak bir durum olmadığını söyleyeceğim .
Çünkü bu karşılaşmadan önce Başkanlığı kafasına koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir hafta önce Galatasaray ile karşılaşan Başakşehirspor maçı öncesi durup dururken Başakşehir taraftarlarına ‘Tribünleri doldurun’ demesinin ardından yaşanan gerginliğin devamı dün gerçekleşen karşılaşmada ortaya çıktı gibi..
Nasıl mı?
Öncelikle yazımı okuyacakların dikkatini çekmek isterim ki ; zaman zaman sert bir dille eleştiriyor olsam da Başkan Erdoğan’ın ve AK Partinin düşmanlığını yapmayan sade bir vatandaş gibi Fenerbahçe taraftarı olan biri olarak benim dün yaşananlara taraflı baktığım anlaşılmasın lütfen..
Çünkü birincisi siyasetin içindeyim ama hiçbir partili değilim, Fenerbahçe taraftarıyım fakat koyu ve de fanatik ya da holigan derecesinde değilim.
İkincisi futboldan çok siyaseti, satranç, kayak ve bisiklet yarışlarını izlemekten zevk alırım.
Ancak milyonların olduğu gibi benimde dünkü Fenerbahçe- Beşiktaş maçları gibi önemli derbi karşılaşmalarının önemine göre takip edip, sonucunu da merak edenlerdenim.
Gelelim maça;
Takımı yenildiğinde adeta kanı kuruyan yaşı 80’e dayamış olan fanatik bir Galatasaray taraftarı ile izlediğim dün akşamki Fenerbahçe-Beşiktaş maçının daha ilk dakikalarında bir şeyler olacağı belli gibiydi..
Çünkü maçın ilk on dakikasının ardından gerek saha da gerekse tribünlerde yolunda gitmeyen bir şeyler var gibi ilk sinyalleri verilse de biz, “ Yok canım derbi maçının heyecanıdır’ diyip , çaylarımızı içerek maçın koptuğu dakikalara kadar sakince izlemeye devam ettik.
Galatasaraylı arkadaşımın Fenerbahçe’yi çok fazla sevmediğini bildiğimden dolayı sessizce izlediğim karşılaşmanın bir anda gerilmesi ile ikimiz de iyiden iyiye pür dikkat kesilip, olacakları beklemeye başladık..
Ve sonuç sizlerin de bildiği gibi maçın tatil edilmesi ile son buldu.
Başta sanal ortamda olmak üzere tv kanallarında , özel konuşmalar ve sohbetlerde, ‘Ne oldu şimdi, bu gerginlik, bu istenmeyen olaylar niye çıktı?’ tartışmalarının hızla başladığı bir sırada dikkatimi çok çeken gelişmeler oluyordu.
Başta birlikte maçı izlediğim Galatasaraylı arkadaşım olmak üzere bir çok kişinin bir taraftan sporda yaşanan bu tür olaylara tepki koyanlar , diğer yandan bıyık altı kıs kıs sevinen Galatasaraylılar gibi adeta ‘Fenerbahçe’ye iyi oldu’ diye aklından geçirenler ve birileri de seçim kararı öncesi olaylar büyüyecek diye el ovuşturanlar.
Ben ise korkuyordum, tedirginlikle gelişmeleri bekliyorum
Çünkü yaşananlara biraz da komplo teorisi gözü ile bakıp, ‘bu iş seçim öncesi bir dalavereye ve karanlık bir oyuna benzer gibi’ oldu diyordum.
Çünkü maçı izlerken erken gelen sarı ve kırmızı kartlar, kartı gören futbolcunun seyirciyi tahriki ardından alakasız bir anda bir futbolcunun gidip tribünle muhatabı, sonra Şenol hocanın kafasının yarıldığı haberi ve son olarak kafasındaki dikişlerin fotoğraflarının jet hızıyla basında yayınlanması bu işin sanki önceden planlanmış karanlık bir oyun olduğu kanısına varmama sebep oldu .. Bu olaylar sonucunda komplo teorisi olduğunu düşünürken aynı gün İstanbul’dan çok uzaklarda olan Kars’ta da yine bir futbol karşılaşması ardından yaşananlar aklıma geldi.
Aynı zamanda arkadaşım olan Muharrem Yıldız’ın başkanlığını yaptığı Karsspor’un Sarıkamışspor’a yenilip, BAL ligine veda etmesi ardından, futbolcularının Karsspor yöneticileri tarafından sopalarla dövülmesi olayı ile Fenebahçe-Beşiktaş maçında yaşananları bir birine bağlayıp, ‘Seçim öncesi yine mi acaba?’ sorusunu sorup, kendi kendime cevap aramaya başladım.
Bu komplo teorime neden gerek duyduğumu soracaklara 7 Haziran seçimleri sonrası yaşanan ve 1 Kasım seçim sürecini başlatan gelişme ve olayları hatırlatmak istemesem de seçimler öncesi bu yaşananların ‘yahu kardeşim bir maç karşılaşmasında yaşanan normal şeyler’ deyip geçilmemesi gerekir diye düşünüyorum ..
Çünkü zaten iyiden iyiye gerilmiş olan ortam sanki bir kıvılcım bekler gibi.
Kısacası ve işin özeti;
Umarım sizlerin de anlatmak istediğimi anladığı ama benim gibi korkup, dillendirmediği seçimler öncesi yaşanması muhtemel olayların hazırlığı değildir bu yaşananlar..
Ve aklıma getirmek istemediklerim benim paniklenip, kendi kendime kurduğu komplo teorisi olarak kalır..