.jpg)
SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Cuma Günü Saat: 20.00-22.00’de ‘de TEMPO TV’de
Her Cumartesi günü saat:20.00-22.00’de ekranlarınızda..
Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..
Ardahan Valisi ve Vali Yardımcılarının sıkça yaptığı denetimlerin hiç birisinin olmadığı görünen Ardahan Belediyesi bünyesinde bulunan Ardahan Hayvan Pazarında bugün çekilen bir fotoğrafta maskesiz, mesafesiz insanların ve hayvanların yoğunluğu dikkat çekti.
Yazasım gelmiyor…
Ayasofya’da, Taksim’de namaz kıldıracağına aba altında sopa olmazsa da, kuşandıkları sahte kılıçla kubbe ve tekke altında siyaset yaptıklarını sanıp, karşılarında kendilerini, dinleyenlere yalakalık, yağcılık yapayım derken, toplumun değerlerine hakareti sevap sayanların, günah ama rakipleri, yani gavur dediklerinin “tatil ve kilise günü” olarak ilan ettikleri pazarı kendime ayırıp, yoldan çıkmaya karar verdim dün…
Ve yoldan çıkıp, kendimi kırmızı kirazların, sarı üzümlerin ve kurumaya yüz tutup, sararmış otların biçilip, mazot almaktan zorlanan traktörlerin ardına bağlanmış, tek dişi kalmış canavar gibi mırıldayan makinanın demir tellelerinin prangasına alınan balyalarının bulunduğu dağlara vurup, ovaları yükseklerde izlerken, mavi denizin içinde ki demir atmış beyaz gemiyi gördüm…
Ve fotoğraflarken o bana benzeyen gemiyi tesedüf mü bilmem ama kareye giren hava hattı kablosunun adeta yol gözterir gibi gemiye yön, bana yoluna bak dercesine..
Ve yine bir gün önce, yani pazara bağlanan cumartesi akşamı şimdi dağlarda, uzaklarda izlediğim denizi daha dün, hem de çok yakından izlerken, koktuğunu ve bu kokunun nedenini merak edip, araştırdığımda kıyı şeritlerini etkisi altına alan deniz salyası denen müsilaj diye bir kelimeyi daha öğreniyor, içeriğini, yani açılımını araştırıyordum.
Musilaj, yani deniz salyasının adına onca şiirlerin yazıldığı, benim gibilerinin yazılarıyla anlattığı Kız kulesinin bulunduğu, benim gibi çok geminin demir attığı Marmara ve daha açılmadığı okyanuslar ötesinde ki Adriyatik gibi daha kapalı denizlerde doğal süreçte oluşması normal sayılsa da şu an yaşandığı gibi yoğun, çok ve kalıcı olmasının doğal olmadığını, böyle giderse mavi denizin fosseptik çukuru olabileceğinin bir sinyali verdiğini de öğreniyordum.
Yani benim anladığım, denizinde sanki bir ayağı çukura düşmüş bir insan gibi adım atamaz halde, yaşadıklarının, yaşatılanların getirdiği yorgunluk, bıkkınlık ve lanetlik duygulara esir düşmüş, dalgalanmadıkça, coşmadıkça gün geçtikçe etrafını saran bir pranga ile adeta hapis olup yerinde kala kala koktuğunu anlıyordum.
Ve “her sıkıldığında dağlara bak, onlara koş ve sesin çıktığı kadar orada bağır, boşalt içini yüreğini, kalbini dolduranları kus, bırak orada ve geri gel” diye bana yön verenlerle, “Zirvesine göz koyduğum dağlara bak.. Koşup takıldığım çitlere bak…” diyen Cahit Zarifoğlu’nun sözlerini bana hissettiren bir duygu ile aslında bugün hiçbir şey yazayım istemiyorum..
Çünkü, “Sanki ekonomik kriz, Kıbrıs harekâtı, seksen ihtilali, Marmara depremi
İkiz kuleler, kurtlar vadisi, beşik kertmesi, Gezi, 15 Temmuz var senle benim aramda, evet hepsi bir an, bir aşk uğruna oldu biliyorum..” diye haykıran Melek Arslanbenzer adlı tanımadığım şairin anlattığı gibi, bende bir pazar günü anlatamadığım, anlayıp ta, anlamak istemeyip, anlamadığım duygu ile geride bıraktım, dolu dolu yaşamak isteyip, aslında sadece benden giden, bedenimden, canımdan geride bıraktığım bir günü daha fark etmeden…

ki…




MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..
.jpg)
Demirci seçilememe korkusuyla
150 delegeyi sildi..
arşiv haber 18/09/2017 tarihli habrler/yorum
Bu ayın sonunda yapılacak olan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığı seçimi öncesi ATSO’nun mevcut yönetime hazırlıklarına kendilerine oy vermeyeceklerini düşündüğü üyelerin üyeliklerini silmekle başladı.
Çetin Demirci başkanlığında üç yıl önce göreve gelen ATSO’nun mevcut yönetimi yeniden seçilmek için işginç yöntemlere başvurmaya başladı.
Göreve gelir gelmez odaya ait milyonluk binayı kendi yönetiminde ki üyelere yok pahasına satan mevcut binanın altında ki restorandın ve diğer işyerlerini yüksek fiyatlarla kiraya veren ve üyelerden toplanan aidatların başta Yunanistan olmak üzere yurt içi ve yurt dışı gezilere harcayan ATSO’nun mevcut yönetimi yeniden seçilmeme korkusuyla 6 ay önce üye olanlara ve odaya borcu olanlara oy kullandırmama yoluna gittiği öğrenildi.
Ardahan esnafını ve sanayisini yeterli şekilde temsil etmemekle eleştirilen ATSO’nun mevcut yönetimini ay sonunda yapılacak olan seçimler önce seçilememe korkusuyla 150 ye yakın üyeyi silip oy kullandırmamak istemesi dikkatlerden kaçmazken bu durumun yasal olup olmadığı tartışılmaya başlandı.

**ARDAHAN ATSO BAŞKANINA DAYAK!
*21/01/2017 Tarihli Haber
Aynı zamanda kuyumcu olan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci saldırıya uğradı.
Alınan bilgilere göre kimliği öğrenilemeyen üç kişinin saldırısına uğradığı öğrenilen ATSO Başkanı Çetin Demirci’nin başına aldığı darbe sonucu hastanelik olduğu öğrenildi.

**Ardahan’da 21 Bin 109 Öğrenci Karne Aldı..
Türkiye genelinde olduğu gibi Ardahan’da da öğrenciler 2016-2017 eğitim-öğretim yılının ilk dönemini tamamlayarak karnelerini aldı.
2016-2017 eğitim-öğretim yılının ilk yarısının tamamlanmasının ardından Ardahan’da da öğrenciler karne sevinci yaşadı. Bin 282 öğretmenin görev yaptığı Ardahan’da 202 okulda 21 bin 109 öğrenci sabah erken saatlerde okullarına giderek karnelerini aldı.
Merkez 23 Şubat İlk Okulu’ndaki karne dağıtım törenine katılan İl Milli Eğitim Müdür Vekili Fikret Çerkezoğlu, öğrencilere karnelerini teslim etti.
Çerkezoğlu, sorunsuz bir şekilde yarı dönemi kapattıklarını söyleyerek, “Nitelikli bir eğitimin toplumumuzun her bir bireyine en üst seviyede ulaştırılması amacıyla milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif yönleri gelişmiş bireyler olarak da yetiştirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Okullarımızda gerçekleştirilen eğitim ve öğretim faaliyetlerinin etkili, kalıcı ve verimli olabilmesi; öğrenci, öğretmen ve
Tatilde öğrenciye, tek alana yönlendiren ev ödevleri verilmemesi gerektiğinin altını çizen Çerkezoğlu, “Öğrencinin kendini tanıması geliştirilmesi ve sosyalleşmesine katkı sağlayacak faaliyetlere katılması teşvik edilmeli” dedi.
.jpg)
**GAMBİYA DİKTATÖRÜ GİTMEK İSTEMEYİNCE..
Aslında bugün size, nereden estiyse, gece yarısı uyanıp internetten, vikipedi de bulduğum ve uzun uzun okuyup, incelediğim, 24 Milyonluk Kuzey Kore’nin Diktatörünü anlatacaktım…
Babadan oğula intikal eden bir dikta rejimi ile yönetilen, 24 Milyon insanın nasıl ve hangi şartlar altında yaşadığını ve bu insanların nasıl olup da bu rejimin önüne geçemediğini inceledim.
Ve bir dikta rejimi altında nasıl yaşanacağını merak ederek, uykudan anında fırlayıp, böyle bir rejim ile idare edilen ülkeler arasında ilk aklıma gelen Kuzey Kore’yi ve orada yaşananları inceleme, kendimce bir kez daha tanımlama imkânı yakaladım.
Hem de ülkemde yaşanan, “diktatör, tek adam, dikta rejimine gidiyoruz” tartışmalarını düşünürken…
Darbecilerin hazırlayıp, tartışılmasına bile müsaade etmeden, bir çok önemli konu gibi unutulan bedavadan bir başka ülkenin şirketine devir edildiği iddia edilen tank paletlerini göstererek, alelacele onaylattığı 12 Eylül’den bu yana bir türlü değişmeyen ve sağcı, muhafazakâr iktidarlarca korunan, kullanılan, ama artık tıkanma noktasına gelen Darbe Anayasa’nın değişmesi gerektiği yeniden tartışılmaya başlandı.
Ve darbecilerin hazırlattığı Anayasa’nın değişimi için taslaklar hazırlayan bir iktidarın ve “Bizde bakan olacağız” hayalleri kurup, ülkeyi dikta rejimine doğru götürdükleri ileri sürülenlere, dün demediklerini bırakmayan, bugün koltuk değneği olanlarında, benim gibi bir gece yarısı kâbus görmüşçesine uyanıp, böyle bir araştırma yapıp, yapmadıklarını da merak etmiyor değildim.
Çünkü halkında yaşananlardan bihaber olduğunu ve benim gibi ekmek derdine düşüp, kendisinin değil, çocuklarının geleceği için çırpınırlarken, yapılan, yapılacak olan bir anayasa değişikliğine gözünü, kulağını ve ağzını kapattığını anlıyordum. Bir adamın her an, her yerde nefesini hissettirdiği Kuzey Kore halkının durumunu bir kez daha görüp, okurken…
Ve birinin diktatör olmak için çabalarken, birilerinin nasıl olup da Vatan-Millet-Sakarya edebiyatı ile uyutulup, “Böyle olmazsa ülke bölünür” kandırmacısını yuttuğunu da anlıyordum, babadan oğula kalan bir dikta ile yönetilmeye devam eden, herkesi düşman ilân edip, milli gelirinin büyük bölümünü silaha yatıran Kuzey Kore’yi incelerken…
Evet, bugün Kuzey Kore’yi ve oradaki dikta rejimini anlatmak isterken, radyoda dinlediğim bir haber dikkati mi çekti. Dünyayı, yine soydaşımız denen Türkmenistan’da olduğu gibi, diktatörlerce idare edilen ve bugün darmadağın olan Suriye, Libya, Irak ve Ortadoğu’daki çadır ülkelerle bir tutan bizim basının, nasıl olup da dünyanın diğer ucunda bulunan ve bölgesinin en küçük ülkesi olan Gambiya ile ilgilendiğini de merak ettim.
Ve gün boyu aklımda kalan bu haberi unutmayıp, bu kez uyanır uyanmaz, Kuzey Kore gibi Gambiya’yı da inceleme fırsatı buldum…
Ve karşıma çıkan ilk şey, bu ülkenin yönetim şekli oldu…
Diktatörlük!..
Peki ne olmuştu; bir çoğumuzun, hangi kıtada olduğunu, ne yiyip ne içtiğini çokta bilmediğimiz Gambiya’da…
Evet orada da bir diktatör varmış ve yapılan seçimlerde yenilmesine karşın, iktidardan gitmek istemiyormuş.
Ve çok ilginçtir, onun da yönetim rejimi, İran ve ülkemizdeki gibi cumhuriyetmiş!!!
2 Milyonluk nüfus ve 2 bin 500 kişilik bir orduya sahip bu ülkede yaşananlar da Kuzey Kore’de yaşananlardan farklı değilmiş…
Yani 12 Mart muhtırası,12 Eylül 1980 darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimi yapılan bizde olduğu gibi, 30 yıl önce yapılan ihtilâlle başa gelip, 30 yıl gitmeyen, giderken de anayasaları başta olmak üzere, yönetim anlayışları ile yeni diktaları halka hediye edenlerin ülkesi konumundaki Gambiya, yapılan gerçek bir seçim ile yenilen diktatörün gitmek istememesi üzerine, çoğu diktalarla yönetilen komşu ülkelerin müdahalesiyle karşı karşıya gelmiş…
Ve bu yazıyı bitirirken Gambiya diktatörü olan ve sandıktaki yenilgiyi kabul etmeyerek koltuğunu bırakmayan Diktatör Jammeh’e karşı, Afrika ülkeleri düğmeye basmış, Gambiya topraklarına girmişler…
Yalnızca 2.500 askeri bulunan Gambiya’nın, bir dış müdahaleye direnmesi imkânsız görünürken, burada da ABD’nin elinin olduğunu görüyordum. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan, kritik bir son dakika açıklaması geldi. Bakanlık, Gambiya’daki krizle ilgili olarak, “Senegal’in askeri müdahalesini destekliyoruz dedi,” haberini okurken…
Yani işin özüne dönecek olursak; “Siz kim oluyorsunuz, ben istediğimi yaparım” demekle işlerin yürümediğini, “Ben iktidarda kalayım da ne olursa olsun” anlayışının çözüm olmadığını ve bu durumun halka zarar verdiğini görüyoruz.

**ATSO’NUN PARALARI YEMEK VE GEZİLERE..
**Sırıtmayacaksınız, Hesap Vereceksiniz!..
*29/03/2015 Tarihli Haber
Merkezi nerede olduğu bilinmeyen, tezgah altında kurulu şirketi ile iş adamı statüsünde olan Çetin Demirci’nin başında olduğu Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasının gelirlerinin büyük bölümünün gezi ve yemek adı altında yüksek kabarık faturalara kesildiği ileri sürülüyor.
Son olarak AKP’ye oy kullanırken fotoğreflanan ve bu suçunu gölgelemek için al acele ‘Moral Yemeği’ adı altında Serhat Ardahan Spor’a yemek veren ATSO Başkanı ÖÇetin Demirci başlkanlığında ki ATSO’nun ggelirlerinin büyük kısmının Başkanın e yönetim kurulu üyelerünin yemek ve gezi masraflarına gittiği ielri sürülüyor.
**AÇIKLAYIN. KAÇ LİRA YEMEK VE GEZİLERE GİDİYOR..
BUGÜNE KAÇ TL. OTURUM PARASI CEBİNİZE KOYDUNUZ?:.
Yoksul esnafın zengin başkanı ve yönetiminin göreve geldiklerinden bu yana kaç liralık yemek ve ‘çeşitli geziler’ adı altında yemek faturası kestirdikleri, başkan ve yönetiminin göree geldiklerinden bugüne kadar kaç liralık oturum parası adı altında ATSO’dan ceplerine para koydukları merak edilirken ATSO Başkanı ve Yönetiminin bu soruları ceaplayacak bir açıklama yapmaları beklenmektedir.