CUMHURİYET KADINI KAYMAKAM..



SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




İl genelinde olduğu gibi Göle, Damal, Posof, Çıldır ve Hanak İlçelerinde de kutlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kadın kaymakamın başkanlık ettiği Hanak’ta da coşkuyla Kutlandı.


Cumhuriyetimizin 98. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Hanak’ta ki kutlamalar Atatürk Anıtına çelenk sunulmasıyla başladı. Atatürk Anıtına Kaymakamlık ve Belediye Başkanlığı çelenginin sunulmasının akabinde saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.



Gün boyu devam eden kutlamalara protokolün bayram kutlaması, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Hanak Kaymakamı Fatma Turhan Keser günün anlam ve önemine dair bir konuşma yaptı. 



Kadın kaymakamı ilk kez çarşıda gören Hanaklıları cumhuriyetin önemini bir kez daha hatırlatırlarken kadın kaymakama büyük ilgi gösterdikleri dikkatlerden kaçmadı.


Hanak’ta ki etkinlikler öğrencilerin tarafından okunan şiirler, halk oyunları ve tiyatro gösterisi düzenlendi. Cumhuriyet Bayramı nedeniyle düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin protokol üyeleri tarafından verilmesinin ardından tören geçişi ile birlikte kutlamalar sona erdi.


Ardahan’da da Vali Ev Sahipliği Yaptı..


Cumhuriyetin98’nci yıl dönümü dolayısıyla Ardahan kent merkezinde düzenlenen etkinliklere ev sahipliği yapan Vali Hüseyin bayramı kutlamak için gelenleri alilik makamında tebrikleri kabul etti.


Vali Hüseyin Öner’in tebrikleri kabulünün ardından Kongre Caddesinde düzenlenen tören programına geçildi. Burada ki programda, halkın, askerlerin ve öğrencilerin bayramını kutlandı.


BAYRAKLARI ASIN YÜRÜYÜŞE KATILIN!


Cumhuriyet’in 98. Yıl Dönümü dolayısıyla tüm yurt genelinde başlayan etkinlikler ülkenin Gürcistan ve Ermenistan’a sınır kenti Ardahan’da da başladı. Etkinlikler kapsamında bir duyuru yapan Ardahan Valiliği tüm Ardahan’lıları yapılacak yürüyüşe çağırdı. Kapı, pencerelerine bayrak asmalarını istedi. Valiliğin yaptığı açıklama şöyle;


Değerli Ardahan’lılar, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 98. Yıl Dönümünü kutlayacağımız 29 Ekim Cuma günü Kongre Caddesi’nde Saat:10.00’da yapılacak olan kutlama törenlerine ve akşam 20.30’da yapılacak Cumhuriyet yürüyüşüne tüm halkımız davetlidir.

Ardahan’lı hemşerilerimizin ev ve işyerlerini bayraklarla donatmaları ve programlarımıza iştirak etmeleri ricasıyla tüm hemşerilerimizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarız.


ARDAHAN VALİLİĞİ



ÇILDIR’DA CUMHURİYET..


Cumhuriyetimizin kuruluşunun 98. Yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen törenlerde ilk olarak Gürcistan ve Ermenistan’a sınır olan Çıldır ilçesi Kaymakamı Fatih Bayram, kaymakamlık makamında tebrikleri kabul etti.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda, Kaymakam günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yaptı. Ardından ilçe de bulunan okulları tarafından hazırlanan içerikler sunuldu. Bayram dolaysıyla düzenlenen yarışmalar da dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Tören geçiş töreniyle sona erdi.



Cumhuriyet bugün de yarın da lazım..


Ülkenin en büyük millet bahçesini açacaklarını ilan edip, bu yönde havuz medyasına çarşaf çarşaf reklamlar veren anlayış bahçe yapma işinin yerel yönetimler olduğunu bilmesine rağmen belediye kendilerinde değil diye paralel denilen bir anlayışla hareket edip, cumhuriyetin ilan edildiği başkentte açılışa hazırlanırlarken başta ulusalcılar olmak üzere ülke genelinde birileri de ‘biz daha cumhuriyetçiyiz’ deyip, her tarafı doğayı kirletip, katleden afişler, pankartlar asa dursun ben de cumhuriyetin anladığım halini anlatayım…

Öncelikle kafaların giyotinle kesildiği Fransız İhtilali öncesi bugünkü burnumuzun dibinde adaları olan deniz ve kara komşumuz Yunanistan ve Hitlerin, Musolininin faşist yönetimlerinden arınıp, bugün demokrasinin beşiği denilen Avrupa’yı oluşturan ülkelerin hemen hepsinin cemresinden geçtiği baskıcı faşist yönetimleri değil, halkın yönetimi olan cumhuriyeti bizlere armağan eden Atatürk’ü saygıyla anarak yazıma başlamak isterim.

Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Ajansı, fosil yakıtların insanlar ve çevreye yönelik etkilerine dikkati çekmek için “Yok Oluşu Seçme” kampanyasını başlattığı kampanya kapsamında yayınlanan videoda, uzaydan geldiği öne sürülen bir göktaşını yok ettiği dinozorun insanlığa seslendiği gibi Cumhuriyetinde aynı insanlığa ‘Bir yanınınız zengin, diğer büyük bir yanınızın yoksul’ dediği tüm dünyaya haykırıyor önemimi bilin diyerek…

Nesli tükenen “Frankie The Dino”, adlı dinozor’un Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yapıp, iklim felaketine doğru gidildiğini belirterek, “yok oluşu seçmeyin” çağrısı yaptığı bir sırada cumhuriyeti bahane edip, rantlarına rant katma uğruna matbaalara, afişçilere ödedikleri milyonları yoksul halka çok gören sözde cumhuriyetçilerin yanından cumhuriyet düşmanlarının da değerini bilmediği bir anlayıştır cumhuriyet..

BM Kürsüsünden tüm dünyaya seslenen Dinozor’un yaptığı çağrıda, “İklim felaketine doğru gidiyoruz. Buna rağmen hükümetler her yıl halkın parasından yüz milyarlarca doları fosil yakıtları desteklemek için harcıyor” ifadeleri kullanılırken ulusalcılar başta olmak üzere sözde cumhuriyetçilerin milyonlar ödedikleri afiş ve pankartlarla donattıkları doğayı katleden bir anlayış içinde olan insanlardan ne farkı var sorusunu da sordururken cumhuriyetin sözde değil özde yaşatılmadığı da gözler önüne serilmektedir.




Çünkü İngiltere’nin demokrasi adına Amerika dahil birçok ülkede hala devam ettirdiği sömürgeciliğin adına takılan insan haklarını, eşitliği, özgürlüğü içinde barındıran yani kısa adı demokrasi olan cumhuriyetin öneminin her geçen gün biraz daha anlaşıldığı Afganistanlı, İranlı, Kuzey Kore ve darbe yapılan Sudanlı bir dünyada tek adam, diktatörlük özleminin kimseye yaramadığı daha iyi anlaşılmakta.

Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi olan Cumhuriyetin getirilen başkanlık sistemi ile allak-bullak olmasının ana nedenlerinden olan milletin seçtiği vekillerinin değil de, atanmış bakanların, vekillere ”sus konuşma” diyen seçilmiş olan başkanın atadığı başkan yardımcıları olsa da Cumhurbaşkanı olanın tüm cumhuru eşitçe, ötelemeden, terörist demeden temsil etmesini emreder.

Ülkemiz için daha genç olan ve olgunlaşan bir insanın yaşına ulaşan Cumhuriyeti, cumhuru oluşturan milleti, yani insan gibi hayatı bir yaşa gelmiş ve sona ermeyecek, geleceğe ışık tutacak ve kendisini tamamlayan demokrasinin tam yerleşmesine en büyük katkıyı sunacak olan tek ama tek rejim ve de faktördür.

Bu nedenle; 2023’te 100 yaşına girecek olan Cumhuriyet Rejiminin kendilerine sağladığı imkanlar ile ülke yönetiminde bulunan, birkaç kişiye ya da şirkete, cemaate, canana, havuza değil, halka gerçek cumhura hizmet etmek zorunluluğu bulunan herkesin ama herkesin başlıca görevidir.

Bu nedenle herkese bugünkü gibi yarında lazım olacak olan nice Cumhuriyetlere…



Öte yandan genç il Başkanı, Mühendis Kaan Koç’un yeniden derlemeye ve toplamaya çalıştığı Ardahan İl ve İlçe Teşkilatları da dolduramadıkları salonları bayrakla doldurmaya çalıştıkları görüldü.

Ak Parti Genel Merkez Ar-Ge ve Eğitim Birim Başkanlığı tarafından hazırlanan Teşkilat Akademisi Programı Ardahan Üniversitesi Aşık Şenlik Kültür Merkezinde sona erdi.

İki gün süren programın açılış konuşmasını AK Parti İl Başkanı Kaan Koç yaptı. 

AK Parti Teşkilat Akademisi Derslerini, Genel Merkez Ar-Ge Eğitim Konuşmacıları Ankara Milletvekili Orhan Yeğin, İdris Kardaş, Tarkan Zengin, İhsan Aktaş, Nurullah Genç’in AK Parti Ardahan teşkilatlarına yönelik konuşmasını gerçekleştirdiği toplantıda Covid-19 kurallarına uygun bir şekilde gerçekleşen Verimli Teşkilat Akademisi Derslerinden sonra, önceki dönem teşkilat başkanı Mustafa Ataş’ın Ak Parti Demokrasi Yolculuğu ve Lider Eğitimi Seminerinin ardından Teşkilat Akademisi sona erdi.




Her sezon gittikçe azalan bir öğrenci sayısı ile gündemde düşmeyen ve rektörlük dahil 9 görevi kendisinin yürüttüğü belirtilen ama bu 9 görev için maaş alıp almadığı konusunda sorulan soruların cevap bulmadığı ve son olarak aylık 22 bin liraya bir makam aracı kiraladığı iddia edilen Üniversitenin ilk kez bir siyasi partiye salon açtığı Ardahan’da gerçekleşen AK Parti Teşkilat Akademisi Programı sırasında dolmayan salonun koltuklarının dev bayraklarla donatılması dikkatlerden kaçmadı.




Toplantı ardından bir teşekkür açıklaması yapan AK Parti Ardahan İl Başkanı İnşaat Mühendisi Kaan Koç, ‘İki gün süren toplantılarının tamamında özenle katılım sağlayarak emek veren, İl Teşkilatımız, Merkez İlçe Teşkilatımız, Kadın Kolları, Gençlik Kolları, İlçe Teşkilatlarımız, İlçe Belediye Başkanlarımız, Belde Teşkilatımız ve Partimizin her kademisinde görev alan bütün parti mensuplarımıza teşekkür ediyoruz.’ dedi.




BİR FOTOĞRAF, 1 HABER İKİ MESAJ..


BİR FOTOĞRAF, BİR HABER İKİ MESAJ..


Tezkereyi çıkarmak için günlerdir oluşturulan ortamın son bulup, ‘kaldır, indir’ demekten öte bir vasıfları kalmadıkları ileri sürülen birleştirilmiş halde meclise getirilip, onaylamasının öncesine baktığımızda Amerika’nın da destek verdiği AB Büyükelçiler, Bıden’li Amerika ve İsrail’in hatta Rusya’nın daha önceleri olduğu gibi yaklaşan seçimler öncesin de ‘BOP’un eş başkanıyım’ diyen Erdoğan’ın yeniden seçilmesine katkı sunacaklarını düşünüyorum.


Sol muhalefetin, seçim isteyip, kazanacağını sandığı seçimlerin ilan edilmesi ile geçici ve anlık çıkarları dışında sol ile asla hareket etmeyeceklerini kendim gibi bildiğim ve bir kez daha acı acı gülümseyip, gördüğüm sağ tarafta bulunan partilerin tezkerede olduğu gibi son anda sağda yer alıp, Erdoğan’lı yada sola hiç bir zaman sıcak bakmayan kapitalistlerin yani ABD, Amerika’nın sağ görüşlü bir hükümete onay vereceğini bir kez daha gördüğümüz 2 yıllık tezkerenin kabulü öncesi yaptığım bir haber ardından bana gelen bir mesaj dikkat çekiciydi.

Seçim olsa kazanacaklarını saf saf düşünen sol cenahın bu rüyasına şahsen inanmadığımı belirtirken Erdoğan’ın adıyla vekil, il, ilçe hatta üye olanların burunlarından kıl aldırmamaları ve vekil olurken, il, ilçe başkanı olurken kimsenin desteği ile değil, tırnakları ile oralarda olduğunu anlatmaya çalışan mesajı okurken bu alışkanlığın sadece sağda değil, Şişli’nin ak saçlı Ardahan’lı Belediye Başkanı gibilerinin geldikleri yeri unuttuklarını bir kez daha anladım.




Evet, İBB’nin çalışmalarını sanal sayfalarında çarşaf çarşaf yayınlayıp, iş yaptıklarını sanan ulusalcı ak saçlılar gibi sanal sayfalarında başkanları ve genel merkezlerinin enformasyonundan başka bir şey görünmeyen AK Partililerden farklı olan ve en azından görüşlerini twittirında paylaşabilen Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın bana yönelik yazdığı mesajını okurken gazetecilikte bir fotoğrafa bakışın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyordum.

Çünkü gazeteciliği bitiren ve birlikte tv programı yaptığım kızım Özlem Şeyma’ya başta olmak üzere her gazeteciye gözlerin gördüklerinin hepsinin bir haber olduğunu ortaya koyan bir fotoğraf, bir haberin nasıl iki ayrı yorum olduğunu aşağıdaki mesajlardan sizde anlayacaksınız.

‘Mevcut uzakta, eski çok yakında’ başlıklı haberim ardından bana whatsaptan mesaj atan ve adeta dedelerinin de belediye başkanlığı yaptığı ve bu sürede yüklendikleri torbaları ile batıya göç edenler kervanına katılanların başında gelenler arasında da olan ak saçlılar gibi memleketim Ardahan’lı da kim deyip, ‘ben tırnaklarımla buralara geldim’ diyen Orhan Atalay’ın mesajına ve benim ona verdiğim cevaba yer bırakıyor, yorumuda siz okurlarımın yapmasını istiyorum..




Fakir Bey iyi akşamlar

Haberini gördüm

Şunu ifade edeyim benim kimsenin yanında bulunmak, oturmak, poz vermek için çırpındığımı herhalde hiç görmemişsindir.

2- O anda Ahmet Aslan neredeydi?

Muhtemelen koltuğuna oturmak için Aslan’ın kürsüye çıkmasını ‘altın’ fırsata çevirenler fotoğrafın yarısını sana göndermemişlerdir.

Öyle ise ki, yüzlerce tanığı vardır, o zaman bu sahtekaralığı da haber yapmanız gazetecilik etiği açısından göreviniz olmaz gerek. Siz yapmazsanız yapan biri çıkar o zaman sizin üzerinizde bir şaibe kalır.

3- ‘Zaman zaman Ak Parti’nin Orhan Atalay’ı bir daha aday düşünmüyor’ kabilinden maksatlı haberler yapıyorsunuz ama ben de sadece gülümsüyorum.

Hayatımda başvurduğum hiçbir sınavı ikilemiş değilim hamdolsun.

Bilesiniz ki, siyasete kendim geldim kendim giderim. Selamlar

Orhan Atakay AK Parti Ardahan Milletvekili


**Orhan Bey Merhaba..

Sayın Milletvekilim.. Öncelikle şunu hemen söyleyeyim..

Gazeteciliği ve işimi bana öğretmeye kalkma.. Çünkü ben değil tüm toplum biliyor ki ben haklının, haksızın kim olduğunu bilirim. Gazetecilik yaparken şahsi emellerini değil, haberlerimi yazarken, yorumlarımı yaparken hep toplumsal düşünür, halkın yanında olan bir anlayışla alnımın, aklımın katkısıyla ekmeğimi kazandığım işim gazeteciliği yaparım..

Gelelim konumuza..

Sayın Milletvekilim..

İnanmasan da aşağıda yazdıklarımı tüm samimiyetimle ve kalbimle söylediğimi, söyleyeceklerimi ve yazacaklarıma kıldığın namazın hayrına inan ve iyi bil..

O da şudur; Sen ve dayı dediğin danışmanın yani asıl seni toplumdan koparan şahıs dahil etrafın inanmasa da BEN SENİN TIRNAĞINI bin Şavşat’lıya vermem, vermedim de.. Vermediğimi de son seçimde aday olamıyorsun diye İstanbul 3. Bölgeden olur mu diye dolaşırken sen, ben ile Özkan birlikte attığımız manşetle senin epey rahatladığını ve son dakikada yeniden Ardahan’dan aday olduğunu sen de bilirsin bende iyi bilirim..

İnanmazsan Ardahan’daki birçok ihaleleyi alan Gölede’ki yeğenine sor..

Ama sen bu içten samimiyetimi hiç anlamadın ve karşılığını madden sen bile diyemezsin ama manen dahi vermedin.. Feto ile ilgili yaptığın açıklamanın Taraf Gazetesinin manşetinde verilmesi haberi dahil birçok sana yarayan haber, yorumlarımla ilgili bugüne kadar yapmadığın teşekkürü de bize çok gördün..

Ve bunlar olurken bana olduğu gibi çoğuna alo demek için bile açmadığın telefonla ya da şahsen gelip senden şahsi, kişisel bir kürdan dahi isteğimin olmadığını sen de biliyorsun.

Ki önümüzdeki seçim öncesi bile içinde olmaktan onur duyduğum Kürt oluşum dolayısıyla sana dediği gibi bana da terörist diyen Baykal’ın temizlikçisi, servisçisi, kızıyla senden daha çok mücadele ettiğimi  hatta telefonda küfürleştiğimizi de bilemezsin..




Neyse hayatları boyunca ‘Bakan olacam’ deyip, hiçbir şey olamayanların o bir anlık boş kalan koltuğa koşarak yanındaymış gibi poz verdikleri  haberi yaparken gülümseyerek yaptığımı bilmeni isterim.. Amacım, düştüğü durumu ortaya koymaktı..

Evet, bugün siz vekillerin ve başkanlık sisteminin birer memuru olan ama sizden, meclisten, halkın seçtiklerinden kendilerini daha büyük görenlerin yanına oturanlar bugün istedikleri yerde olamamalarının nedeni de bu tür haber ve yorumlarımızın olduğunu sende bende iyi biliyouz.

 Ve bu habere benzer yorum ve haberlerimizin senin önünü açtığını da anlamadığını ve seninde Ak saçlı ulusalcı, Şişli Belediye başkanının dediği gibi ‘Ardahan, Ardahan’ lı kimdir, ben kendi mücadelemle tırnağımla buralara geldim..’ dersin tabi..

Öyle olsun..

Ama başta seni rahatsız eden bizim bu tür haberlerimiz, yorumlarımız gibi onca haber ve yorumlar ardından hakkını yediğin Cengiz Çapan’ın, Nusret Koyuncu hatta deli kotto dediğiniz Zafer Tahiroğulları’nın ve benzerlerinin yani seni Erzurum’dan sade öğretim üyeliğinden alıp, Ardahan’a getirdikleri gün hala gözümün önündedir..

Ve yine de dediğin gibi senin vekil olmanda Ardahan’lıların, dayı dediğin Hoçvanlıların, sağcısı, solcusu ‘hemşehrimiz’ diyerek sahiplendiği Göleli’nin, Kürt olmana karşın partin hatırı için sana değil başkanına 7 bin oy veren Posof’luların, terekeme Çıldır’lıların, sünni, alevi Hanak’lıların, %99’u Alevi kültürü ile yoğrulan Damal’lıların, stk’ların, biz gazetecilerin hatta ‘bu kez son’ deyip, 2. sıraya aldıkların yani hiç kimsenin senin 4 dönem vekil olmanda emeği olmadı diyelim..

Ama etme derim..




Ve yine de ben sana hala dost diyor, Şavşat’ın, dahası, Baykal’ın kızı hatta Amerika Ajanı, servisçiler olacağına yine senin olmanı isteyenlerin başında geleceğimi alenen de, haberimle, yorumlarımla açıkça diyeceğimi bil ve ‘dğer fotoğraf’ dediğin fotoyoda bana da at onuda yayınlayayım’ diyor ve sen yinede onlara karşı gel, tv de konuğum ol da gör dostluğu ve onların çatlamasını derim..

Not: Cevabımı onaylarsan senin bana yazdığın ve benim cevabımı aynen köşem de vermek isterim. İzin istememin nedeni özelimden yazdığın ve cevapladığım içindir…

Selamlar/Fakir Yılmaz/Gazeteci


Okumayı sevmeyen topluma rağmen bugünkü köşem yine uzun olduysada mecburen yazımın anlaşılması için bu yazıya konu olan haberi de buradan yeniden vereyim diyerek selamlar..



MEVCUT UZAKTA, ESKİ ÇOK YAKINDA!


arşiv haber 22/10/2021 tarihli haber/yorum/reklamlar


Yapılacak ilk seçimde yenden aday gösterilmeyeceği ileri sürülen Ardahan’ın AK Partili Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Ardahan Valisi Hüseyin Öner’in de katıldığı bir toplantıda uzağında kaldığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu eski Milletvekili Saffet Kaya’yı yanına çağırıp, bir süre sohbet ettiği dikkatlerden kaçmadı.


Mevcut Milletvekili Atalay’dan ziyade Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi / AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı, Ardahanlı Korkmaz ile sık sık bir arada olduğu görülen Soylu’nun Ardahan ziyaretinde de Atalay’dan uzak durduğu dikkatlerden kaçmamıştı. 22/10/2021 tarihli haber



arşiv haber 11/04/2015 tarihli haber/yorum/reklamlar


Ardahanlıların Değil, Küçük Bir Grubun Evi!..


Kültür Evi Değil, Cırtık Evi..


İstanbul Esenyurt’ta bulunan ve gerçek adı İstanbul Ardahan Derneği olan Kültür Evi’nin Ardahanlıların değil, Kadıoğlu destekli küçük bir zümrenin olmaya başladığı görülüyor..


Binlerce Ardahanlının yaşadığı Esenyurt’t bulunan Ardahan Kültür Evi’nin Ardahanlıların değil küçük bir zümrenin olmya başlaması dikktlerden kaçmıyor.


Kadıoğlu destekli bu grubun her geçen gün Ardahan ve Ardahanlılardan kopmaya başladığı ve beleidyenin yaptırdığı binayı kendi egolarını tatmin eder hale çeirdikleri ileri sürülüyor.


**ACİLEN KONGREYE GİTMELİ..


Binlerce Ardahanlının yaşadığı ama yerini bile bilmediği Kültür Evi’nin şu anki yöneticilerinin Ardahan adını kullanıp, kendi özel iş ve ilişkileri dışında bir şey yapmadığından yakınan Ardahanlılar geçici olan bu yönetimin bir an önce kongreye gitmesi gerektiğine dikkat çekerlerken, Kadıoğlu destekli yönetimin bu yönde ki çağrıları dikkate almadığı görülüyor.


REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ


VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..





REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..













ki…











 



arşiv haber/yorum/reklamlar 01/02/2007 tarihlş haber/yorumlar


 



 


 



RADYOMUZU DİNLİYORMUSUNUZ?


RESİMLER BÖLÜMÜNE 80 YENİ FOTO EKLENDİ

Görmek için sitemizin solunda bulunan RESİMLER GALERİSİ’nin 31. ve 

32. sayfalarını tıklayın..www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


01/31/30/29/28/2007 Günlerinin haberleri için DEVAMI tıklayın

ve Diğer Haberler için DEVAMLARI tıklayın




LAÇİNEL: KAI SADECE BURS VEREN 


BİR VAKIF OLMAKTAN KURTARILACAK 




 



KAI Kalkınma Vakfı Başkanı Yıldız Laçinel, KAI’nin sadece Burs veren bir kuruluş olmaktan çıkarılarak, her yönüyle aktif ve her kesime yararlı olan bir vakıf haline getirmek için harekete geçtiklerini söyledi. Laçinel, Vakıf bünyesindeki Eğitim ve Kültür, Sağlık, Gençlik ve Kadın Konseylerini amacına uygun olarak çalıştırarak, hemşerilerimizin sorunları için çözüm üreten birer kuruluş haline getirileceklerdir. Amaçlarının Kars, Ardahan ve Iğdır’a daha çok hizmet vermek için yoğun bir çalışma başlatmak olduğunu söyledi.


Türkiye Yardım Sevenler İstanbul Merkez Şubesi Başkanlığını yaparken, başarılı çalışmalarından dolayı Haziran Ayında yapılan seçimde KAI Başkanlığına seçilen Bahçeşehir’de bulunan Yıldızlar Koleji’nin sahibi Yıldız Laçinel, Kars-Ardahan-Iğdır Vakfı kurulduğu 1992 yılından beri sadece öğrencilere Burs vermenin ötesine gidememiştir. Amacımız, Vakfı bu görüntüsünden kurtararak. Yöre insanına daha iyi hizmet için çağdaş bir kurum haline getirmek olacaktır. Bu nedenle ilk işimiz, daha önceleri Vakıf bünyesinde kurulmuş, ancak bu güne kadar atıl kalmış, Eğitim Konseyi, Gençlik Konseyi, Sağlık Konseyi’nin faaliyetlerini yeniden başlatmak, Eğitim ve Kültür Konseyinin faaliyetlerini daha etkili hale getirmek ve yeni kurduğumuz Kadın Konseyini amacına uygun olarak çalıştıarak, İstanbul’da yaşayan kadınlarımızı Vakıf Çatısı altında örgütleyip, sosyal faaliyetlerini arttırmak ve bir birleriyle olan dayanışmalarını arttırarak bölgemize daha yararlı çalışmalar yapmalarını sağlamak olacaktır. 


Haber ekleme saati: 11.48/02/02/2007


Haber/Foto:Ümit KILIÇ / İSTANBUL   


Üç kişiden ikisi göç’ü düşünüyor ..




 



Ardahan’da yaşanan olumsuz şartlar yıllardan beri devam eden göç sorunun körüklüyor. 


Özellikle kış aylarında sorunların hat safhaya ulaştığı Ardahan’da yaşam mücadelesi veren herkes farklı bölgelerde yaşamayı istediklerini dile getiriyor. 


Her kesim Ardahan’dan kaçmanın yollarını arakken göçe sürükleyen başlıca sebepler arasında ekonomik sorunlar geliyor.  Metropollerin  yoğun göç almasına rağmen göçü önlemek amacı ile gelmiş geçmiş hükümetler tarafından bir çalışma yapılmazken AKP hükümeti de bu kanayan yaraya el atmadığı için Ardahan ve Ardahan gibi bir çok ilde göç yine devam ediyor. 


 


***Memur Durmuyor. 


 


Ardahan’da doğup büyüyen yüzlerce insan doğdukları topraklarda bekledikleri imkanları bulmayınca göç rüzgarlarına kapılıp büyük şehirlerin yolunu tuttular. Bir çoğu başarılı olurken yüzlercesi de  buradaki durumlarından daha kötü halelere düştüler. Ardahan ekonomisin ayakta tutan memurlara ise Ardahan’da kalmaktan taraftar değiller. Zorunlu görev süreleri bittikten sonra hemen Ardahan’dan ayrılmak isteyen memurların haklılık sebepleri kalma sebeplerinden deha fazla. Ardahan’la batıdaki bir memur aynı haklara tabi ikisi de aynı maaşı alıyor. Ardahan’da yaşayanın dezavantajı aynı maaşla yüksek kira yıllık 3 bin YTL yi bulan ısınma gideri ve %100 daha pahalı gıda ve giyim giderleri. Memurun Ardahan’a kalmasına sağlayacak fazla bir artı ise yok denecek kadar az.


 


***Köylerde durum aynı. 


 


Ekonomisi tarıma ve hayvancılığı dayalı olan Ardahan’da  köylü sayısı her geçen gün azalırken bunun başlıca sebepleri arasında yine yanlış politikalar geliyor. Yıllarca sosyal güvenceden uzak çalışan çiftçi  birde emeğinin karşılığını alamayınca göçe zorlandı. 


Ekip biçtiği tarlalardan 1-5 den fazla ürün alamayan çiftçi devlet desteği alamadığı gibi birde karşısına ithal ürünlerin girmesiyle işinden el çekmeye başladı. Tarla çayırda kazma kürek ile çalışan milyonlarca çiftçi göç edip aynı kazma kürek ile inşatlarda şantiyelerde çalışmayı tercih etti.  Kaçak hayvan girişleri etin, sütün belli bir taban fiyatı olamaması her geçen gün çiftçiyi göçe zorladı ve köyler boşalarak viraneye döndü.


 


***Esnaf  bitme noktasında 


 


Her dalda yaşanan durgunluk otomatik olarak esnafı da etkiliyor. Köklü ve güçlü esnafların farklı bölgelere göçe ettiği Ardahan’da küçük imkanlarla ayakta durmaya çalışan esnaf ay sonunu zor getiriyor. 


Kış aylarında siftah yapmadan işyeri kapatan bir çok esnaf yakacak giderlerini bile zor karşılarken diğer taraftan da zorunlu yaptırımları yerine getirmeye çalışıyor. Bakkallara bile sigortalı işçi mecburiyetinin getirildiği bir dönemde birçok esnaf Bağ-Kur pirimi ödeyemezken birde sigorta ödeme zorunluluğu ile karşı karşıya kalıyor. birikimin yok denecek kadar az olan esnaf zor şartlar altında iş yaparken borçlanma ile ayakta duruyor. 


Ardahan’da ve Ardahan gibi yerlerde ekonominin canlanması ve metropollerin göçlerden dolayı yaşanmaz hale gelmesini önlemek için bir an önce ciddi girişimler yapılması bekleniyor. Bu girişmelerin başında da bölgesel ekonomi geçilmesi geliyor.          


Haber ekleme saati: 11.21-02/02/2007


Haber/Foto: Bülent Kılıç


 


60 köye ulaşılmıyor




 



Kış şartlarının ağır seçtiği Ardahan’da  kar yağışı ve fırtınadan dolayı yollar sürekli kapanıyor ..


Karayolları ve Köy hizmetleri ekipleri kısıtlı imkanlarla yolları açık tutmak için mücadele ederken açılan yollara ardan kısa süre geçmeden tekrar kapanıyor. 


Geçtiğimiz günlerde  60 yakın köy yolunun kapalı olduğu Ardahan’da bir hafta süren çalışmalar sonucu yollara ulaşıma açılırken iki gündür etkili olan yağış ve Fırtına yolları tekrar ulaşıma kapattı. İki gündür etkili olan yağışlardan dolayı Ardahan merkez’de 10, Göle’de 7, Damal’da 5, Hanak’ta 11, Posof’ta 20 olmak üzere toplam 53 köy ile ulaşım sağlanamıyor. Yol açma çalışmaları aralıksız devam etmesine rağmen yollar açık tutulamazken havanın düzelmesi halinde 3-4 gün içerisinde bütün yolların ulaşıma açılacağı belirtiliyor.   


Haber ekleme saati: 11.05-02/02/2007


Haber: bülent Kılıç Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


Her şey; HABER ve SAĞLIK UĞRUNA!


 




 



Yukarıda ki fotoğraf, geçtiğimiz gün İstanbul/Şişli’de vurularak öldürülen Gazeteci Hrant Dink’in cenaze töreni sırasında meslektaşımız Ümit Kılıç tarafından çekildi.


Gazetecinin haber uğruna hayatına tehlikeye attığının fotoğrafı olan bu önemli kareyi çeken arkadaşımızın tatilde olmasına karşın yine haber için çalıştığı gün çektiği bu fotoğraf bize iki önemli şeyi gösteriyor.


Birincisi, gazeteciliğin ne kadar zor ve de meşagatli bir iş olduğunu, 


ikincisi ise; Ki bu çok önemli bir ayrıntı olmalıdır..


Görevlerini yapmak uğruna hayatlarını tehlikeye atıp, bir Diş Hekimi’nin bürosunun penceresinden tutunup görevlerini yapan gazetecilerin bu görevlerini yaparken Diş hekiminin titizliğide dikkat çekiyor. Ardahan’da ki Devlet Hastanesi ve diğer sağlık kuruluşlarında dikkate alınmayan bu önemli titizlik görevlerini yapmak için diş hekiminin bürosunun kapısını çalan bu iki gazetecinin ayaklarına bakıldığın anlaşılıyor.


Çünkü; Ardahan’da ki resmi ve de özel sağlık kuruluşlarında akıllara getirilmeyen önemli bir ayrıntı, batıda ki sağlık görevlisinin özel muayenesinde bile galoş kullandırdığı görülecektir.


Gazetecilerin bir an önce haberlerini yapmak için daldığı özel diş hekimi muayenesinde ki bu titizliği görmeyen Ardahan’da ki yetkililerin başta Ardahan Devlet Hastanesi’nde olmak üzere diğer sağlık kuruluşlarında ki kontrolsüz giriş çıkışlara izin verirlerken, sağlık kuruluşlarımızda ki görevlilerin bu fotoğrafı kendilerini hatıra edip, çerçeve yaptırarak sağlık kuruluşlarında ki görevlilere ders vermesi gerektiğine inanıyoruz.


Haber: Fakir Yılmaz Foto: Ümit Kılıç/İst.


 


Hemşehrimiz Mikail Polat Akhisar Müftülüğü’ne atandı




 



Diyanet-Sen Akhisar İlçe Başkanı ve Hergelen Cami Müezzini Sebahattin Umutlu ile Akhisar Din Görevlileri Derneği Başkanı ve Yüncüoğlu Cami İmamı Aziz Turan, Manisa Müftülüğü’nden Akhisar’a atanan Müftü Mikail Polat’ı makamında ziyaret edip yeni görevinin hayırlı olmasını dilediler. 


1957 Ardahan doğumlu olan Mikail Polat, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra ilk kez Sinop’ta Müftü Yardımcılığı görevine atandı, bu görevde iken 1985 tarihinde askerlik görevini kısa dönem olarak yapmış, dönüşünde Almanya’da din görevlisi olarak görev yapmıştı. Çankırı ili Korgun İlçe Müftülüğü, İzmir Merkez Vaizliği, Sarıkamış İlçe Müftülüğü görevlerinde bulunan, son olarak da Manisa’da Müftü Yardımcısı olarak görev yapan evli ve 3 çocuk babası Mikail Polat, Akhisar’da bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.


Haber ekleme saati: 09.09/02/02/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


Azerbaycan’ı tanıtmak amacıyla Iğdır’a geldiler


 




 



Azerbaycan’ın başarılı gazetecilerinden oluşan 23 kişilik bir grup, Iğdır’a yönelik bilgi almak ve Azerbaycan’da tanıtmak amacıyla 3 günlüğüneIAğdır’a geldiler. Program çerçevesinde Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı’nın verdiği yemek davetine katılan gazeteciler burada Vali’ye çeşitli sorular yöneltti. Ermenistan-Türkiye ilişkileri ve son dönemlerde meydana gelen gelişmeler hakkında gazetecilerin sorularını cevaplayan Vali Karahisarlı, “Biz komşularımızla iyi geçinmek istiyoruz. Ermenistan bizimle iyi geçinmek istiyorsa, öncelikle ilk adımı attıklarını göstermeleri gerekir. Bizim ülkemizde kararlar TBMM’de alınır. Ben kişisel görüşümü söylemek istiyorum. Bizimle ilişkilerini geliştirmek isteyen Ermenistan, sözde soykırım iddialarından vazgeçmelidir. İşgal ettiği Azerbaycan topraklarını terk etmelidir. Aksi takdirde kapının açılması hayalcilik olur” dedi. 


Iğdır ile Nahçıvan’ın kardeş şehir ilan edilip edilmeyeceğine yönelik soruya, “Zaten Iğdır Nahçıvan’la kardeş şehirdir. Nahçıvan’la ilişkilerimizde hiçbir sorun olmadığı gibi onlar bizim kardeşlerimizdir. 24 saat beraberiz” şeklinde cevap veren Karahisarlı, Bakü-Tiflis-Kars-Iğdır-Nahçıvan demiryolu projesiyle ilgili olarak da, “Bunu devlet büyüklerimiz söylüyor ve benimsiyorlar. Proje aşamasındadır. İnşallah bu proje gerçekleşecek ve hep birlikte göreceğiz” diye konuştu. 


3 gün boyunca Iğdır’da çeşitli ziyaretlerde bulunan olan gazetecileri, Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı dışında, Belediye Başkanı Nurettin Aras, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Küçük, Sürgünde Bulunan İravan Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyeleri kabul edecek. Gazetecilerden oluşan grup, Ermeniler tarafından şehit edilen vatandaşlarımız adına yaptırılan anıt ve müze ile Hakmehmet Köyü’nde bulunun Soykırım Anıtı’nı gezecek. 


Haber ekleme saati: 09.06/02/02/2007


Haber/Foto:SUAT DENİZ/Iğdır


KARAYOLLARI BURADA, KÖY HİZMETLERİ NEREDE?


 




 



Başta Göle ilçesi olmak üzere bir çok köyün yolunun kapalı olduğu gözlenirken, Köylere Hizmet Birliği olan birime bağlı bulunan Köy Hizmetlerinin nerede olduğu merak edilmektedir.


 


***ARACIMIZ ARZALI, GELEMEYİZ!


 


Köy hizmetlerinin açması gereken köy yollarının günlerce kapalı bulunduğunu belirten Göle Muntarlar Derneği Başkanı Yunus Yılmaz, yazın yol yapamayan, kışın yol açamayan Köy Hizmetlerinin ne iş yaptığını merak ettiklerini belirtti.


Göle’nin bir çok köyünün yolunun kardan kapalı olduğuna da dikkat çeken Muhtarlar Derneği Başkanı Yunus Yılmaz, yolları açmakla görevli olan Köy hizmetlerini aradıklarında sürekli olarak araçlarının arızalı olduğunu belirtmeleri köylüyü adeta köyünde esir ettiğine dikkat çekerken, siyasilerin bu konuda ne yaptığınıda merak ettiklerini dile getirdi.


 


***Birim garajı hurda araçlarla dolu!


 


Köylere hizmet götürmesi amacıyla kurulan Köylere Hizmet Birimi’nin içler acısı halini görmek için Ardahan Halilefendi Mahallesinde bulunan birimin garajına gitmek gerektiğine dikkat çeken Göle Muhtarlar Derneği Başkanı Yunus Yılmaz, hurda araçlarla dolu Köy Hizzmetleri garajında çürüyen araçlarla yolların açılamayacağını itiraf eden yetkililerin siyasilerin yardımına ihtiyaç duyduklarını belirtirken, siyasilerin bu durumu görmemezlikten geldiğinide belirtti.


 


***Karayolları ekipleri 24 saat görevde ..


 


Bir çok köy yolunun kapalı olduğu bölgede şehirler arası yollardan sorumlu olan karayolları ekiplerinin gözle görülür çalışması takdir alıyor.


Kapanan yolları 24 saat geçmeden açmayı başaran ve sürekli olarak yollarda olan Karayolları ekiplerinin Köy Hizmetleri gibi az  ve eski araç sahibi olmasına karşın görevinin bilinciyle günün 24 saati yolları açık tutması vatandaş tarafından takdirle karşılanırken, Köy Hizmetleri yetkililerinin yaz boyunca bozuk ve tamirlik araçlara değil, kendilerini ısıtmak için milyarlar harcayıp, birimin kalorifer tesisatını baştan aşagı yenilediğini, bunu yaparkende köyleri unuttuklarını ileri sürdüler.


Haber ekleme saati: 11.09-01/02/2007


Haber/Fotolar: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


BAĞIMSIZLIK REVAÇTA!..


 




 



Yaklaşan seçimlerle birlikte iyiden iyiye ısınmaya başlayan siyaset arenasında en çok revaçta olan bağımsız milletvekili adayı tartışmaları dikkat çekiyor.


Mevcut iktidarın şansını Ardahan’da iyi kullanmaması bağımsız aday sayısını bir hayli artırdığı gözlenen Ardahan’da bu yöndeki izlemeler devam ederken, özelikle kent dışında bulunanların bağımsız aday olma konusunda kolları sıvadıkları gözlenmektedir.


Yoğun bir kulis çalışması içinde oldukları gözlenen kimliklerin kendi isimlerinin öne çıkarılması için Ardahan’da ki dost, yakın ve akrabalarını harekete geçirdikleri izlenirken, Ardahan’da yaşayıp, siyaset yapanların bu durumu şimdilik uzaktan izlemekle yetindiği de görülen diğer bir durum.


Mevcut milletvekillerinin yeniden aday olacağının da tartışıldığı bir süreçte yerel politikacılarında yaklaşan seçimler üzerine yavaş yavaş kulis çalışmaları içinde oldukları görülmektedir.


Haber ekleme saati: 00.02/01/02/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Fakir Yilmaz


Bende milletvekili adayıyım!..




 



Evet, ülke’de genel seçimler yaklaştıkça, Ardahan’da en çok söylenen kelimedir, ‘Bende milletvekili adayım’ kelimesi ..


‘Kim aday?’ sorusunun sorulduğu bir süreçte cevap arayanların ilk aldığı yanıtlarının başında gelenin, ‘bende milletvekili adayıyım’ demeleri, soruyu soranları düşündürmüyor değil.


Çünkü; Demokrasi denen kavramda herkes vekil, başkan, muhtar, il genel, meclis üyesi adayıyım demesi gayet normaldir.


Peki, ‘bende milletvekili adayım’ demek, ‘o kadar kolay mı?’ diye soracak olursanız, bunu en iyi şu an ‘Bende milletvekili adayıyım’ diyemeyen ancak, ‘Düşünmüyor değilim’ diye bilen bir ben anlarım.


Çünkü milletin vekili olmak o kadar kolay iş olmadığını, gazeteciyim deyip üstümüze aldığımız yükün ağırlığını hissettikçe ..


Ancak, ‘Bende milletvekili adayıyım’ demenin şartlarının ne olduğuna bakarken, bunun benim gibi düşünenler için hiçte o kadar zor bir durum olmadığını da görmüyor da değilim ..


Çünkü, ‘Bende milletvekili adayıyım’ derken gereken şartların başında gelenin halkla olmak, vekili olmaya aday olduğunuz milletle beraber ve de iç içe olmanızın geldiğini görürsüzün.


Halkın, milletin sorun ve sıkıntılarını onlarla paylaşanların rahatça ortaya çıkıp, ‘Bende milletvekili adayıyım’ demelidir diye düşünmüyor da değilim.


Efendim para gerekiyor, adam gerekiyor ..


Buda doğru! Ancak, bana göre, ‘bende milletvekili adayıyım’ demenin çokta paraya bağlı olmadığını, adam denenlerin ise bu parayla alınanlar olduğunu da bilmenin faydası var.


Yani parası olanın tuttuğu adamların yönlendirmesiyle vekil olanların milletin, halkın sorunlarıyla ne kadar ilgilendiğini, 5 yılda bir anasında emdiği süt gibi ak olan bir oyu ile kendisine vekil arayan yine o milletin bildiğini de unutmamak gerek.


Vekil olmanın zorluklarının yanında işin bilinciyle hareket edilmesi halinde bu işin onurlu ve de şerefli olduğunu da görmekte gerekir..


Efendim, sen kazanamazsın?!.


Peki kim kazanır, bir değil, iki kez seçilmesine karşın, halka bir şey vermeyenler mi?


Tesadüfen seçilip, bulundukları yerin anlam ve önemini bilmeyen ve bir güne bir gün kürsüye çıkmayanlar mı?


Yoksa okumuş adı altında seçimlere kadar halkı yontanlar mı?


Ya da halkın içinde olup, onlarla nefes alıp, onlarla ölenler mi?


Bana göre bu ciddi işi düşünenlerin,  ikinci şıkkın daha geçerli olduğunu düşünüp, ‘Bende milletvekili adayıyım’ demelidir..  


Ardahan’ın öyle eline çanta alıp gelenlerin ‘bende milletvekili adayıyım’ dediği bir kimlikten çıkıp, içinde, kendisinden birinin ortaya çıkıp, ‘Bende milletvekili adayıyım’ demeyi beklediğini, gittiğim, gezdiğim her yerde görüyorum.


Buna cesaret edecek bir Ardahanlı yoksa eğer ve en önemlisi birilerine kuyruk olacam hesabını yapanlar varsa eğer ben, Fakir Yılmaz olarak, ‘bende milletvekili adayıyım’ demek üzere olduğumu ve bunu buradan haykırarak demek için kendimi zor zapt ettiğimi belirtmek isterim. 


Evet, seçimler geliyor, ‘Bende Ardahan’dan Milletvekili adayıyım’ diyecek yiğitler aranıyor… 


Eğer yoksa ..


fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58


 


“GELİN-KIZ OLMAM”


 




 



Dr. Gürbüz Çapan, siyasette rol kayması olduğunu belirterek, “Siyaset bize Cumhuriyet’in armağanıdır. Cumhuriyet bu toplumu kulluktan çıkarıp, yurttaş yaptı. Ama bugün ters giden bir şey var. Seçen ve seçilen eşit iken, seçimden sonra seçilen kendini efendi sayıyor, seçene karşı umursamaz davranıyor. Bu anlayışın kırılması gerek.” dedi.


Karslılar isterse Kars’tan bağımsız milletvekili adayı olabileceğini ifade eden Dr. Çapan, seçildiğinde Kars-Ardahan ve Iğdır’ın sesi olacağını kaydetti.


Türkiye’de adaletsizlik ve eşitsizlik olduğunu, bunun da en çok Kars bölgesine yansıdığını ifade eden Çapan, şunları söyledi:


“Ne yazık ki, bugüne kadar seçilenler, seçime kadar seçmen karşısında gelin-kız gibi görünmüş. Seçildikten sonra da unutmuş, tanımamış, umursamamış. Seçim öncesi seçmen karşısında gelin-kız gibi davrananların bilinçaltında, yöremizdeki yaygın ifadeyle ‘hele bir kırkı çıksın’ hesabı var. Gerçekten, kırkı çıksındaki gibi, seçildikten sonra ulaşılması güç birileriyle karşılaşıyor seçmenimiz. Bu doğru değil. Seçilen seçildikten sonra gidip, iki müdür ataması, 5 memur tayiniyle görevini yerine getirmiş oluyor. Bu da vekilin kırılma noktasıdır. Bu kadar sorun varken, sen enerjini ne diye iki müdür, beş memur tayiniyle tüketiyorsun kardeşim? Böyle davrandıkları için, başka sorunlar konusunda bir talepte bulunamıyorlar, kırılıyorlar. Ben böyle olmam. Ben, ne müdürle uğraşırım, ne de memurla. Onların daha verimli çalışmasını sağlarım. Bu tür tayin ve atamalar için ayıracağım zaman ve hakkımı da bölge halkının genel çıkarı için kullanırım. Bunlar, tayin ve atamayla ilgilendikleri için kırılıyorlar ve adaletsizliği, eşitsizliği dile getiremiyorlar. Sonuçta geldiğimiz nokta da bu oluyor. İyi bir nokta mı bugün Kars’ın, Ardahan’ın, Iğdır’ın geldiği nokta? Açık söylüyorum; eğer aday olursam, ne seçime kadar kimsenin karşısında gelin-kız gibi dururum, ne de seçildikten sonra efendi. Seçimden önce şappur şuppur, seçimden sonra yarabbi şükürcü olmam. Kimse benden böyle davranmamı beklemesin. Biz, seçimden önce de, seçimden sonra da ahbap olmak istiyoruz, arkadaş olmak istiyoruz, hal daş, yoldaş olmak istiyoruz.”


Artık Kars’ın doğru duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Gürbüz Çapan, “Peki, başka yol var mı? Rol kaymış işte. Bunu düzeltmek gerek. Bu nasıl düzelir? Bu, düzgün duruşla düzelir. Seçmen, seçtiğinin arkasında olmalı. Seçilen, seçildikten sonra hafıza kaybına uğramamalı. Halkımızı bilinçli hale getirmek lazım. Bunun yolu da, etkili, yetkili; adaletsizliği, eşitsizliği, kırılmadan, dökülmeden, utanmadan, sıkılmadan cesurca dile getiren vekil seçmekle olur. Bırakın artık genel başkana vekil seçmeyi, kendinize kendinizden vekil seçin.” diye konuştu.


Dr. Gürbüz Çapan, Kars’taki izlenimlerinin de olumlu olduğunu dile getirerek, “Artık hemşerilerimin daha duyarlı, kendini cesurca, yüreklice savunacak vekil arayışı içerisinde olduklarını gözlemliyorum. Ben olurum, olmam; ama hemşerilerimin bu yöndeki değişimini, gelecek açısından umut olarak görüyorum.” dedi.                              


Haber ekleme sati:10.06-01/02/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


AKSOY’DAN, “HIRSIZLIK” UYARISI


 




 



Kars İl Genel Meclisi Üyesi Çiğdem Perihan Aksoy, Kars’taki köy meralarının dışarıdan gelen sürüler için kiraya verilmesinin Kars’ta sıkıntı yarattığını belirtti. 


Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’e mektup gönderen Aksoy, yaşanan sıkıntıya dikkat çekti. Aksoy, mektubunda, Kars’taki meraların başka illerden gelen sürülere kiraya verilmesi sonucu bir yandan hırsızlık olaylarının arttığını, diğer yandan da salgın hayvan hastalıklarının yayıldığını vurguladı.


Kars’ta ekili alanların zarara uğradığığının da altını çizen İl Genel Meclisi Üyesi Çiğdem Perihan Aksoy, mektubunda şu görüşleri dile getirdi:


“Kars’ta yıllar öncesinden devam eden, köy tüzel kişiliklerine ait mera ve yaylalar köye gelir olsun diye, il mera kurulu tarafından, il dışından gelen koyun sürülerine kiraya verilmektedir. Gelinen noktada aşırı otlatılmaktan bitki popülasyonu yok olmaktadır. Mera ve yaylalar tahrip edilmiştir. Beyan edilen sayıların çok üzerinde hayvan yayılmakta,  kontrolü mümkün olmamaktadır. Belirlenen süreden çok daha fazla kalabilmektedir. Salgın hayvan hastalıklarına sebep olmaktadırlar. Hayvan hırsızlığının kaynağı olmaktadırlar. Sınır boylarındaki yaylalardan hayvan kaçakçılığını organize ediyorlar. Köylülerle aşırı ihtilaftan her yıl bir çok ölümlü adli vaka olmaktadır. Çok yıllık yem bitkilerini kökünden çıkarılmaktadır. Ekili alanlara  zarar vermektedirler. Köylüler meralarının satılmasını istememektedir. Bir taraftan mera ıslah projeleri uygulanırken bir taraftan meralarını tahrip edilmesi çelişki yaratmaktadır. İhale bedelinden farklı ücret alındığından muhtar ve köylüler tartışma yaşıyorlar. İl mera kurulu olayın farkında değildir. Durumu anlattığımızda başka illerden gelen yaylacıların hayvancılık yapma hakları yok mu? Gibi absürd bir yanıtla karşılaşmaktayım. Bu yanıt, Karslıların hayvancılık yapma hakkının elinden alınması anlamına geliyor. Kars coğrafyasında meralar küçükbaş hayvancılığına uygun değildir. Büyükbaş hayvan olan yerlere küçükbaş hayvan sokulmamalıdır.”


Aksoy, mektubunda ayrıca, durumu Kars gezisi sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a da ilettiğini ifade etti. 


Haber ekleme saati: 10.01-01/02/2007


Haber: Gümüşpala Kortağ Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


Kanalizasyon ve Hayvan leşleri akarsulara ..


 




 



Çevre bilincinden yoksun insanların bölgede bulunan su kaynaklarına attıkları leşler dikkat çekerken, bu yönde yapılan uyarılar başta Çevre Müdürlüğü yetkililerinin olmak üzere kimsenin dikkatini çekmiyor.


Dere yataklarının kanalizasyon çukurlarına dönüştürüldüğü Ardahan’da olduğu gibi ilçelerinde du durum farklı değil. Kış ayları boyunca dere ve akar su yataklarına atılan kanalizasyon atıkları, hayvan leşleri bahar aylarından itibaren bir yaz boyunca adeta birer mikrop yuvası halini aldığı bölgede geçen kura nehri de bu olumsuz koşullar dolaysıyla adeta bataklığa dönmüş durumda.


 


***Çevre cezaları yüzde 7.8 artırıldı 


 


Çevre ve Orman Bakanlığının konuya ilişkin tebliği, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Tebliğde, 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, Kanun’a aykırılık halinde uygulanacak idari para cezalarının belirlendiği anımsatıldı.


İdari para cezalarının her yıl bir önceki yıla göre yeniden değerleme oranında arttırıldığı anımsatılan tebliğde, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2006 yılı yeniden değerleme oranının yüzde 7.8 olarak tespit edildiği belirtildi.


Buna göre, 2872 sayılı Çevre Yasası’nın 20. maddesinde yer alan para cezası miktarlarının 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren bu oranda artırıldığı kaydedildi. Yeni cezalar, 31 Aralık 2007 tarihine kadar geçerli olacak.


Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermenin cezası 500 YTL’den 539 YTL’ye yükseltildi. Diğer cezalar da aynı oranda artırıldı. 


Haber ekleme saati: 00.09-02/01/2007


Esnafın borçları yeniden yapılandırılmalı


 




 



Ardahan Esnaf Kefalet Kooperatifi banka kredilerinden yararlanamıyor. Kooperatif Başkanı Erol Kayatürk, “Ana borcun tahsil edilebilmesi için, devlet faizleri silmeli” dedi. Ardahan Kefaret Kooperatifi Ardahan başkanlığı için geçtiğimiz günlerde yapılan seçim sonucunda başkanlığa gelen Erol Kayatürk,Kooperatifin sorunları hakkında bilgi verdi.  Başkan Erol Kayatürk, Ardahan Esnaf Kefalet Kooperatifine  üye olan yaklaşık 100 esnafa ait, 400 bin YTL’lik borcun, faizi ile birlikte bir milyon 500 bin YTL’ye ulaştığını söyledi. 


Türkiye’de 81 ilden tek kredi kullanamayan kooperatif olduklarını ifade eden Kayatürk, borcun tahsil edilebilmesi için, faizlerin devlet tarafından yapılandırılması  gerektiğini söyledi. 


Kayatürk, “Ardahan’da bize üye olan yaklaşık 100 esnafın bankaya kredi borcu var. Ortalama 400 bin YTL’lik borç, şuan faizi ile birlikte bir milyon 500 bin YTL’ye ulaşmış. Bu nedenle kredi verilmiyor. Biz ise üyelerden tahsilat edemiyoruz. Böyle devam ederse kimsenin ödeyeceği de yok. Devlet, ana borcun tahsilatı için yapılandırılmaya gidilmeli faiz oranları çok yüksek faizlerin bir kısmı af edilerek ödeme kolaylığı getirilmeli aksi taktirde kooperatifin faal hale gelmesi imkansız. Arda arda kriz geçiren bir ülkede insanlarda bir borç birikimi oldu, esnaf büyük faizlerin altına girdi, şu an piyasalarda bir canlılık var ama bu ancak işletmeleri ticari dönüşümünü sağlıyor. Eski borçları ödemek şu an çok zor. 


Türkiye’de tek kredi kullanamayan kooperatif olduklarını ifade eden Kayatürk, borcun tahsil edilmeyişi yüzünden kendi üyesi olan esnaflara kredi verilmediğini söyledi.


Haber ekleme saati:00.06/01/02/2007


Haber/Foto: Bülent Kılıç/Ardahan


ÇOCUK POLİSİ’NDEN BROŞÜRLE UYARI


 




 



Kars Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü, anne-baba ve gençleri broşürle uyarıyor.


“Çocuk Polisi” armasıyla dağıtılan broşürde, “çocuklarımızın geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimiz” olduğu ve bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmenin hepimizin insanlık görevidir” arasında yer aldığı vurgulanarak, iyi bir çocuk yetiştirmek konusunda anne ve babalara büyük görevler düştüğü anımsatıldı.


Broşürde, anne ve babalara şu önerilerde bulunuldu:


“Eğer bir  çocuk eleştiri ortamında yaşarsa suçlamayı, düşmanlık ortamında yaşarsa dövüşmeyi, alaya alınırsa utangaç olmayı, utandırılırsa suçluluk duygusunu, hoşgörü ortamında yaşarsa sabırlı olmayı, teşvik edilirse kendine güvenmeyi, övgü ortamında yaşarsa takdir edilmeyi, adil bir ortamda yaşarsa adaleti, emniyet içinde yaşarsa güvenmeyi, tasvip görürse kendisini sevmeyi, dostluk ve benimseme ortamında yaşarsa dünyada sevmeyi öğrenir.”


Broşürde, çocukları sokağa ve suça iten nedenler ise şöyle sıralandı:


“Bölünmüş ve parçalanmış aile, anne ve babaların ilgisizliği, sevgi yoksunluğu, anne ve babaların ihmali, anne ve babaların istismarı (şiddet ve aşağılama), ailenin ekonomik yoksunluğu, aile baskısı ile çocuğun çalışmaya zorlanması, ailede alkol ve madde kullanan kişilerin varlığı, kentlere göç, macera düşkünlüğü, sokağın aldatıcı serbestliği ve özgürlüğü, sürekli başarısızlık ve reddedilme, seçilen arkadaş grubu ve sosyal çevre.”


Broşürde, sokağa ve suça itilen çocukları bekleyen tehlikeler ise şöyle sıralandı:


“Fiziksel ve cinsel istismar, suç işlemeye zorlama ve şiddet, yaralama, kaçırılma, tehlikeli ve bulaşıcı hastalıklar, madde bağımlılığı, yasadışı organ nakli, suç örgütleri tarafından kullanılma, eğitimsiz kalma, fiziksel ve psikolojik gelişim bozuklukları ile kimlik çatışması.”


Gençlere de seslenilen broşürde, “arkadaşlarınızı iyi seçin” uyarısında bulunuldu. Broşürde, daha sonra gençlere şu uyarılarda bulunuldu: 


“Sorununuz ne olursa olsun bunu mutlaka ailenizle paylaşınız, onların tecrübesine güveniniz ve tecrübelerinden faydalanınız. Zararlı alışkanlıklar (sigara, alkol, uyuşturucu gibi) edinmiş arkadaşlarınızın sizi peşinizden sürüklemesine izin vermeyiniz. Ergenliğin vermiş olduğu heyecan ve değişen arkadaş çevresi nedeniyle kabul görmek adına farklı arayışlara girmeyiniz.”


Haber ekleme saati: 09.56-02/01/2007


Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars


 


IŞILDAK/Gümüşpala Kortağ/AYDINLIK…


 




 



Ziya Paşa’nın ünlü gazelinin iki dizesini az çok mürekkep yalamış çoğu kişi bilir:


Diyarı küfrü gezdim, beldeler kaşaneler gördüm.


Dolaştım mülkü İslamı, bütün viraneler gördüm.


17 Mayıs 1867’de Namık Kemal’le birlikte Avrupa’ya kaçan Ziya Paşa’nın bu gözlemi, bir çelişkiyi vurguluyor. 


Osmanlı aydını Batı-Doğu çelişkisinin ürünüdür. Avrupa’yı gören çoğu “okumuşumuz”un aydınlaşması, kafasına yerleşen soru işaretlerinden türemiştir:


“Onlar neden ileri, biz neden geri kalmışız?”


Yeryüzünde iki büyük devrim yaşanmıştır: Birincisi; tarım devrimidir. İnsan göçebelikten kurtulup toprağa yerleşmiş, uygarlık yolunda büyük adım atmıştır. 


İkincisi, sanayi devrimidir. İnsan makineli yaşama geçmiştir. 


Osmanlı daha tarım çağını yaşarken, Avrupa’ya gidip sanayi devrimiyle karşılaşan Namık Kemaller, Ziya Paşalar elbet bu derin çelişkiyle çarpılacaklardı, ülkelerine dönüp çağdaşlaşmayı kendi toplumlarına önerdiklerinde dirençle karşılaşmaları da doğaldır. 


Toplumlarda, ister evrimle olsun, ister devrimle olsun, değişim kolay değildir. 


Tutuculuktan örülmüş gericilik duvarları kolay yıkılmıyor.


***


Olay yalnız bize özgü sayılamaz, bizim gibi geri bıraktırılmış ülke  aydınlarının ortak dramıdır.


Afrika’da kabile yaşamı düzeyinde bir ülkeden çıkıp Sorbon’da okuyan karaderili, iki dünya arasında kalır. 


Ne yapsın? 


Eğer çağdaş ve bilimsel dünya görüşünü benimsemişse, aydınlanmıştır. Ama, ülkesine döndükten sonra toplumunu değiştirmeye kalkıştığında, sorunların büyüklüğünü anlayacaktır.


Ne var ki, Osmanlı aydını yalnız Batı-Doğu, ya da Avrupa-Türkiye çelişkisini görmekle kalmıyordu. Ülkemizdeki derin adaletsizlik çelişkisi aydınımızın benliğini sarsıyordu. 


Mehmet Emin Yurdakul’un “Bırakın Beni Haykırayım” manzumesinde, bu acı dile getiriliyor:


Ben en hakir bir insanı kardeş duyan bir ruhum


Bende esir yaratmayan bir Tanrıya iman var


Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar


 


Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum Volkan söner, lakin benim alevlerim eksilmez Bora geçer, lakin benim köpüklerim kesilmez


 


Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et 


Unutma ki sairleri haykırmayan bir millet Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir


 


Zaman ona kan damlayan dişlerini gösterir 


Bu zavallı sürü için ne merhamet ne hukuk 


Yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk


Ziya Paşa, Namık Kemal, Mehmet Emin ve benzerleri yaşadıkları dönemlerin aydınlarıydılar. 


Osmanlı tutucuları kuşkusuz aydın şairlerini dışlıyordu. Doğal görmek gerekir bu tepkileri. 


Çünkü aydın, halk için çağdaş uygarlığın sağladığı her türlü özgürlüğü ister, kurulu düzendeki her türlü sömürüye karşı çıkar, amacına ulaşmak için çalışır.                       


Bu kural, “aydın” ile “okumuş” arasındaki ayrımı da vurgular.


***


Okumuş olmak, daha da ötede bir meslek ya da bilim dalında uzmanlaşmış bulunmak, aydınlık için yeterli değildir. 


Bir avukat, doktor, mühendis, doçent, profesör, genel müdür, aydın olmayabilir, ama bir diplomasız işçi, köylü, şoför, bakkal, kahveci, aydın olabilir.


Bir ülkenin aydınlığı, halktan aydınlarının çoğalmasıyla doğru orantılıdır.


yazarcizer@hotmail.com