GÖL ŞOW SÜRÜYOR..
Yüzeyi buzla kaplanan Çıldır Gölü’nü ziyarete gelen turistler, yoğunluk oluşturdu.
Ardahan-Kars sınırında yer alan, Doğu Anadolu Bölgesi‘nin Van Gölü‘nden sonra ikinci büyük gölü olan Çıldır’da göl yüzeyindeki buz tabakası, kıyı kesiminde 30 santimetreye kadar ulaştı.
Hafta sonunu fırsat bilen turistler, soğuk hava ve sert esen rüzgara rağmen göl üstünde atlı kızak keyfini yaşadı.
Gölün Ardahan tarafında Atalayın Yeri ve Kuzey Yıldızı mevkisine gelenler, burada atlı kızağa bindi, atlarla fotoğraf çektirdi.
İstanbul’dan gelen Güneş Özkan, Çıldır Gölü’nün donmuş halini herkesin görmesi gerektiğini dile getirerek, “Bu nedenle ben şanslıyım. Buraya gelmemize değdi. Ortam çok güzel. Buz tutan göl ise insana heyecan veriyor. Buraları iyi ki gördük.” dedi.
Atlı kızak sahibi Selçuk Kara da yoğunluk yaşadıklarını belirterek, “Çıldır Gölü’nün sembolü olan atlı kızaklar bugün yoğunluk yaşadı. Turistlerimiz genellikle İstanbul, İzmir ve Antalya’dan geldi.” ifadesini kullandı.
.jpg)
Nokta değil, Virgül..
Ne yazacağımı düşünürken birden aklıma sizlerle daha önce paylaştığım ‘Kırmızı Orospu’ adlı yazımda geçen kelimeler aklıma geliverdi. ”Her şey mide bulandırıcı, Bir sokaktan kendiminkine nasıl geçmeliyim, hangi yanlışın gururuna gitmeliyim? Bu neyin intikamı? gibi…
Orospu kelimesini bile içine sindirenlerin “Benim saten vücudum hiç bir kadında” yok diyen Kırmızı Orospu adlı kitaptaki gibi Ardahan için çalışan Ardahan Dernekler Federasyonunun ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ adına yapılan çalışmalarını, “Ben olmadan nasıl yaparlar?!!” düşüncesiyle engellemek adına, ipliğinin pazara çıkarılacağından Bi haber küçük beyinlerinin akıl edemediğinden kendileri değil, başkalarının yani buldukları yeni danışmanlarının ağzıyla yazılmış mesajlarla kudurmuş bir köpek misali sağa sola saldırıyor.
Hakkımda kimin ne konuştuğu pek de dert değil aslında. Neticede insan hazmedemediğini kusar.. Aynı Kırmızı Orospunun kitabına konu olan kustuğu gibi. Ama sabır da bir yere kadardır.. İnsan biraz haddini bilmeli. Bilmeyene de bildirirler zira..
Oysa herkes benim Ardahan sevdalısı olduğumu bilir. Hatta bu uğurda neredeyse canımdan oluyordum.. Bizi engellemek isteyenlere inat ARDAFED adıyla Ardahan adına çok önemli çalışmalara imza attık.
Namus insana ait bir kavramdır. Neden duyunca aklımıza ‘KADIN’ gelir? Üstelik de çevremizde namusunu kaybetmiş onca ‘ERKEK’ varken!. Aynı, geceleri içki şişesine sarılıp mesaj çekenler gibi..
Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı olarak Olağanüstü Genel Kurul Kararı dahil bir çok kez toplantıya çağırmama rağmen bir, iki kişi dışında hiç kimse gelmedi. O kadar yüreksizler ki; ‘Gelin ben aday olmayacağım, toplanalım biriniz aday olup, devralın’ dememe rağmen kimse gelmedi. Bu sizce normal bir davranış mı?.
Kırmızı Orospuya göre Ben, kişisel egomu tatmin ediyormuşum. Sizler boş işlerle uğraşıp çalışıyor görünmek için orda burda abuk subuk pozlar verirken biz ARDAFED olarak başta, 4 Ardahan Tanıtım Günleri, Bal Festivali, İstanbul, Kocaeli, İzmir, Ankara, Ardahan’da toplantılar yapma, Ardahan’a Baro kurulmasına katkı sunma, futbol turnuvaları gibi onca etkinlikler, ziyaretler, federasyona üye dernek sayısını arttırmak, Ardahanlı üniversite öğrencilerimize burs verip, diğer bir çok işimizde ki gibi bu etkinlikte de belge, bilgi ve makbuzlarını da kamuoyuna ibra ettik..
Ve ben hala iki kongre gerçekleştirmiş ve KANUNEN ARDAHAN DERNEKLER FEDERASYONU GENEL BAŞKANIYIM..
Kişi karşısındakini kendisi gibi bilir. Kendileri oyuncu oldukları için herkesi oyuncu olmakla suçluyorlar.
Mükemmellik Vicdandadır. Çünkü vicdanı eksik olan KIRMIZI OROSPU ve diğer iki ayaklı çakallar gibi başkalarına zarar verirler.
Yazımı değerli devlet adamı İsmet İnönü’nün konumuza uygun bir sözüyle bitirmek istiyorum.
‘Bir memlekette Namus erbabı en az Namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memleket için kurtuluş yoktur!’
Nokta değil, Virgül..

Damal’dan İBB’ye Oy Kullanmaya Gittiler..
arşiv haber 26/06/2019 tarihli haber
Pazar günü 2. kez yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Başkanlık seçimi tüm yurtta olduğu gibi Ardahan ve İlçelerinde de yakından takip ediliyor. Bir çok siyasinin partilerinin İstanbul İBB seçimleri için yaptıkları çalışmalara katılmak için gittiği İstanbul’a bu kez tatil için Ardahan ve İlçelerine gelmiş olanlar gidiyor. Ardahan’ın Damal İlçesinde 2 otobüsün dolu seçmenin oylarını kullanmak için topluca İstanbul’a hareket ettikleri görüldü.
.jpg)
Sarmaşık Ayçiçeğini Öldürüyor….
Neredeyse 6 aylık bir sürecin sonuçlanmasını beklediğimiz 23 Haziran 2019 Pazar günü yapılacak olan İBB seçimleri öncesi dün “ terörist”, bugün ise “sayın” diye hitap edilen Öcalan dahil herkesi güneş olarak gören iktidarın 17 yıl önceki ve bugünkü halini anlatan bir masalın, beni olduğu kadar sizi de etkileyeceğini ve mevcut iktidar başta olmak üzere her okuyanın kendisine bir pay çıkaracağını düşünüyorum.
Çünkü aşağıdaki hikayeyi okurken, hem özel hayatınızda hem de siyasette nelerin değerini bilmediğimizi ve nasıl hatalar içinde olduğumuzu anlayamadığımız , dün ayçiçeğine pardon “demokrasi”ye sarılan ve 17 yıl boyunca bugünkü iktidar gibi büyüdükçe büyüyen sarmaşık gibi, milleti boğduğunu farketmediği, bizlerin de değerini bilmediklerimizi unutup, illaki daha yüksekte olan güneşe uzanmak istemekle bittiğimizi anlayamadığımızı en güzel şekilde anlatır..
İşte o bugünkü yaşananları ve çoğumuzun yaşadığı ama anlamadığı Ayçiçeği ile Sarmaşığın hikayesi..
“Güzel bir köyün sıradan bir bahçesinde ayçiçeği ile sarmaşık yaşarmış. Küçük sarmaşık ilk doğduğu günden beri ayçiçeğini görmüş, onu tanımış, onu bilmiş.
İlk zamanlar ayçiçeğine tutunmuş hayatta dik durabilmek için. Ona tutundukça onu sardıkça ayçiçeğine tutkuyla bağlanmaya başlamış. Ayçiçeği de bu arada neredeyse sarmaşık yok gibi davranıyormuş. Her sabah güneşle bir kafasını kaldırıp güneş batıncaya kadar hep ona bakıyormuş.
Sarmaşık bu duruma çok bozuluyor bir taraftan da güneşi kıskanıyormuş. Sevgisini daha çok belli etmek için ayçiçeğine biraz daha dolanıyor ve daha sıkı sarıyormuş.
Bir gün sabah uyandıklarında ayçiçeği güneşe bakmıyor kafasını eğmiş öylece duruyormuş. Sarmaşık o an anlamış ki ayçiçeğine sevdiğini hissettirmek için fazla sıktığından ayçiçeği ölmüş.. “
Bu hikayeden herkesin kendine göre çıkaracağı bir ders vardır elbet. Ben yaşadıklarımla ve anlayıp algılayamadıklarımla kendi hisseme düşeni aldım…
Peki ya siz?!.