Deniz’de Ölü Bulundu!


Ardahan Merkeze bağlı Değirmenli köylü Öğretmen Ali Kaya’nın oğlu olduğu öğrenilen Mustafa Kaya (16) Kocaeli Darıca’da denizde boğulmuş olarak bulundu.

Aynı zaman da Değirmenli Köyü Derneği Başkanı olan Sebahat Kaya’nın da yeğeni olduğu öğrenilen Mustafa Kaya’nın bir kaç gün öncesi ortadan kayıp olduğu ve geçtiğimiz haftasonu denizde boğulmuş olarak bölgede ki balıkçılar tarafından ölü olarak bulunduğu öğrenildi.


**Ardahan’ın geleneksel bebeği gençlerden ilgi görmüyor..


Damal bebeğinin son ustası, bu zanaatın kendisiyle beraber yok olmasından endişe duyuyor. Ardahan’ın Damal ilçesinin adıyla anılan bebeklerin son ustası 70 yaşındaki Fidan Atmaca, gençlerin ilgisizliğinden şikayet ediyor.

Oluşturduğu renk cümbüşü ile doğayı temsil eden Damal bebeğin son ustası , zanaatın kendisiyle beraber yok olmasından endişeli. 


Ardahan’ın Damal ilçesinin adıyla anılan geleneksel Damal bebeklerinin ustası 70 yaşındaki Fidan Atmaca, bebek yapımına genç neslin ilgi göstermemesinden yakındı.


İlçenin adını dünyaya duyuran Damal bebeklerinin en yaşlı ustası Atmaca, 70 yaşına gelmesine rağmen, yörenin simgesi bebekleri yapmaya devam ediyor.


Japonya’da 1996’da yapılan “yöresel folklorik bebekler” yarışmasında “el emeği” kategorisinde dünya birincisi olan Damal bebeği, yöredeki Türkmen kadınlarının hala kullandığı geleneksel kıyafetlerinin birebir kopyasını taşıması nedeniyle ilgi çekiyor. 


Damal bebeğinin en önemli unsuru olan kıyafeti; Üç etek, önlük, gömlek, şalvar, yelek, cepken-göğüslük, tor, fes, take ve kolçak gibi 37 parçadan oluşuyor. Kumaş, bez ve boncuk kullanılarak yapılan ve farklı renkleri bir arada barındıran Damal bebeği, oluşturduğu renk cümbüşü ile doğayı da temsil ediyor.



**Canımız yansa da şaşırmamalıyız..


Kürt sorununa yönelik yeni bir çıkışın olduğu aynı gün Gaziantep’te patlayan bomba yine yüreklerimizi yaktı..

Başkan Erdoğan’ın söylemine göre bu kahpe eylemi yapan şerefsizlerin Ardahan’ın da başına bela ettikleri birini yaratan İŞ-İT’miş..

Evet, ülkemizde yıllardır devam eden iç çatışmaların Türkün, Kürdün sağduyusu ile bir türlü iç savaşa dönderilemediğini görenlerin yeni oyunu dinler arası bir savaşın peşinde olduğu bunun içinde b ir zamanlar birilerinin destekleyip, silah bile gönderdikleri İŞ-İT denen örgütü devreye sokup, Türk-Kürt oyunu ardından Sunni-Alevi-Kürt oyununu sahnelemeye çalıştıkları dikkat 

çekiyor..

Toplumu geren bu tür kahpe eylemlerden sonuç alacaklarını sananların yok ettikleri onca cana karşın dişini sıkarak, yaşananlara sağduyulu yaklaşıp, şaşırmadan değerlendirdiği bir gerçek olduğunu 15 Temmuz’da gördük..

Halkın daha çok demokrasi diyerek darbe kalkışmasını ötelemeyi başarıp, geri itmesi karşısında şaşıran karanlık güçlerin şimdi ki oyunu ise toplu ölümler ile insanları galyana getirip, geniş çaplı kargaşa yaratmaktır..

Ancak buradan bir kez daha yazmak gerekirse bu ülkenin Ortadoğu’da ki bir ülke olmadığı ve yüzünün hep batıya, demokrasiye dönük olduğunu herkes bilmeli..

Ve en önemlisi bu ülke de yaşayanların renk, dil, din demeksizin bir birini eleştirse de kardeş olduğunu bilmeli..

Bu nedenle kardeş acılarının en kısa sürede sarıldığı bir ülke de canımız yansa da şaşırmamalıyız..



**Resmi kurumları da satamaz mıyız?..


15 Temmuz Darbe Kalkışmasını dahil bir çok konuda sınıfta kalan resmi kurumların başında gelen MİT, Genelkurmay, Başbakanlık, Emniyet ve diğerleri..

Biride bizim Ardahanlı olan yüzün üstünde bol maaşlı danışmanların kendilerine iş bulduğu Saray..

Ve bunlar ile onca bakanlığın çatısı olduğu diğer resmi kurumlar..

Yani 657’nin korumasında olup, bu ülkede iş yaptıklarını sanan ama bu ülkenin önünde ki engellerin başını çeken onca hatta sayarsanız yüzü bulan resmi kurumlar..

Acaba bunları da özelleştirme adı altında satamaz mıyız?..

Satamaz mıyız?

Peki o zaman son yıllarda çok tartışılan ve bir çok ülkede hayatta olan başkanlık, eyalet, yerel yönetim adı altında artık hantallaşan çalışma anlayışlarını değiştirecek bir yöntem, yönetim bulamaz mıyız?..

Evet şaka yaptığımı sanmayın..

Çok ciddiyim..

Gelin Atatürk Kültür Merkezi,

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü,

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü,

Spor Toto Teşkilat Başkanlığı,

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı,

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü,

Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü,

GAP Başkanlığı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü,

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü,

Türkiye Bilimler Akademisi,

Türkiye Adalet Akademisi,

Spor Genel Müdürlüğü gibi diğer onca kurumu da satalım..

Yada valilik, kaymakamlıkları, iş yapmaz, göbek büyütülen müdürlükleri de belediyeleri de özelleştirip, hantallaşan Ankara’dan kurtaralım..



**Bakan ne dedi anlayan oldu mu?


Meclisin tatile girmesiyle birlikte dinlenmek için yol arayan milletvekilleri ve bakanların bugünlerde memleket, memleket gezmeye çıktıklarını gördüğümüz şu günlerde Ardahan’a da bakan geldi..

O Bakan ki iki gümrük kapısı olan ama yıllardır beklenen sınır ticaretinin yapılmadığı, becerilemediği ülkenin sınır kenti olan Ardahan’a gelen Gümrük Bakanıydı..

Ve bu bakanımız Şavşat’ta kendisine yer ayırttıktan sonra önce Kars’a ardından da Ardahan üzerinden geçmek zorunda kalan bir bakandı..

Gelmişken yol üzerinde ki Çıldır Aktaş Gümrük Kapısına da bir uğrayalım dercesine Aktaş’ı ziyaret edip, Posof Türkgözünü unutan bu bakanımızın Çıldır’ı ziyaretinde neler söylediğine baktığımız da Ardahan’a, Posof’a, Çıldır’a yönelik bir şey demediği gibi sınır ticareti konusunda da ‘Ardahan yeterli değil’ deyip, Şavşat’a geçtiğini görmekteyiz..

Ve en önemlisi bu bakanın bir şeyler demesi için kendisine bir rapor verilmediği de diğer bir bilgi oldu.


**Eylemler gözyaşlarını durdurur mu?.


Başta Güneydoğu’da olmak üzere ülkenin hemen her yerinde kan ve gözyaşının aktığı şu günlerde başta 15 Temmuz Darbe Kalkışması ardından başlatılan  ‘Demokrasi Nöbetleri’  ve ondan sonra ki üst ve alt idarecilerin bir araya gelmesi ile başlatılan eylemlerin bundan sonra yaşa nabilecek kanlı eylemleri durdurur mu?

Bilmem ama bu eylemlerin içi boş eylemler olmaması ve etkisiz kalmaması için ‘daha çok demokrasi’ denilerek hazırlanacak olan yasa ve kanunlar istediği de bir gerçek olarak değerlendirilmelidir. 

Yoksa 7 Haziran’da 11 milyon, 1 Kasım’da 6 milyon oy alan bir partisini kenara iterek milliyetçi ve ulusalcılar ile poz vermenin ne kadar güzel bir sonuç vereceğini de merak edilir.. 

Bu nedenle; Önemli bir süreci yaşayan ülkemde adına üst akıl denenlerin ülke üzerinde ki oyununun da ne olduğu da açıkça tüm kesimlere anlatılıp, o kesimlerin istemlerin de dikkate alarak hareket edilmesi gerektiği ve gözyaşlarına neden olan eylemleri ancak durdurabiliriz..