Diyanete Sahip Çıkan Erdoğan Yaşlılara İzin Vermedi..

foto: Türkan Deli


Aynı Erdoğan’ın tüm dünyanın ‘Nasıl çözeriz?’ diyerek toplumsal birliktelikle çare aradığı şu günlerde adeta mitingdeymiş gibi 18 yıllık iktidarının yaptıklarını sıraladıktan sonra Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Ramazan ayının ilk Cuma günü verdiği hutbede eşcinsellik ve evlilik dışı ilişkiyle ilgili sarf ettiği sözleri eleştirenlere ‘Haddiniz Bileceksiniz’ diyerek yüklenmeyi tercih ettiği görüldü. 



** Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan saldırı devlete yapılmış sayılır..


“Ülkemizde İslam adına konuşacak bir kurum varsa bu Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Ankara Barosu’nun açıklaması direkt İslam’a yönelik bir saldırıdır ve Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan saldırı devlete yapılmış sayılır. Herkes haddini bilecek. Diyanet İşleri Başkanımız ilminin, yürüttüğü görevin gereğini yerine getirmiştir. Her sözü doğrudur.” diyen ve desteklerini ret ettiklerini, hatta kendilerinin üzerine para vermekle ima ettikleri IMF’nin Türkiye’ye 100 Milyon dolarlık desteğinden bahsetmeye gerek görmeyen Başkan Erdoğan kendilerinin ABD’ye yardım malzemesi göndereceklerini belirttikten sonra dışarı çıkmamanın devam edeceğini, ve bu yasakların 1 Mayıs’ın da içinde olduğu 3 günlük yasağın Ramazan Bayramına kadar süreceğini de ima etti.



**Kadrosunda Bulunan İletişim Başkanına da Sahip Çıkıp, 


Görüntülü Video İle CHP’ye Yüklendi..


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülke ve millet olarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı yürütülen mücadelenin somut neticelerinin alınmaya başlandığı bir döneme girildiğini belirterek, “Küresel bir felaket haline alan Kovid-19 hastalığının üstesinden gelerek, inşallah ramazanın sonunda çifte bayram yapmayı niyaz ediyoruz.” dedi.

Erdoğan, Tarabya’daki Huber Köşkü’nde video konferans yöntemiyle düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Kabine’nin 29. toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:


“İlk orucunu cuma günü tuttuğumuz ramazanın milletimize, İslam dünyasına ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabb’imden niyaz ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayının birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı güçlendirmesini diliyorum. Bu mübarek ayın, dünyanın dört bir yanında zulüm altında inleyen mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Küresel bir felaket halini alan Kovid-19 hastalığının üstesinden gelerek, inşallah ramazanın sonunda çifte bayram yapmayı niyaz ediyoruz.”


 

– “59 ayrı ülkeden 25 bin vatandaşımızı daha ülkemize getiriyoruz”


Ülke ve millet olarak, koronavirüs salgınına karşı yürütülen mücadelenin somut neticelerinin alınmaya başlandığı bir döneme girildiğini dile getiren Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:


“Hamdolsun toplam test sayısında 1 milyona doğru gitmemize rağmen, yeni hasta ve ölüm sayımız günden güne azalıyor. İyileşen hasta sayımızın, yeni hasta sayısını geçmesi olumlu yönde önemli bir kırılma noktasıdır. Türkiye, toplam hasta sayısına göre ölüm oranı bakımından da Avrupa’daki en iyi ülke durumundadır. Salgını çok rahatlıkla göğüsleyebilen sağlık sistemimiz, diğer hizmetlerde de herhangi bir aksamaya meydan vermeden faaliyetlerini sürdürmüştür. Sadece ülkemizdeki vatandaşlarımızın sağlığını korumakla ve tedavisiyle yetinmedik. Dünyanın her yerindeki kardeşlerimize de sahip çıktık. Yurt dışında yerleşik olmayan eğitim, umre veya kısa süreli seyahat için gitmiş bulunan 40 bine yakın vatandaşımızı ülkemize getirdik.


Vatanına kavuşan her vatandaşımızı önce yurtlarda karantinaya aldık, sağlıklarından emin olduktan sonra da evlerine yolcu ettik. Şimdi de 59 ayrı ülkeden 25 bin vatandaşımızı daha ülkemize getiriyoruz. Bu vatandaşlarımızı da yurtlardaki karantina sürelerini doldurduktan sonra evlerine göndereceğiz.”


 

– “Hiçbir insanımız sahipsiz bırakılmamıştır”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynı şekilde yurt dışında yaşayıp da ağır hastalık geçiren ve bulundukları yerlerde tedavileri yapılmayan veya yapılamayan vatandaşları da sahipsiz bırakmadıklarını anlattı.


Son olarak İsveç’te salgın hastalığa maruz kalmasına rağmen tedavi edilmeyen Emrullah Gülüşken’i, kızının çağrısına kulak vererek Türkiey’ye getirdiklerini hatırlatan Erdoğan, “Dün sabah İsveç’e gönderdiğimiz ambulans uçağımız hasta vatandaşımızı alıp ülkemize getirdi. Şu anda Ankara Şehir Hastanesi’nde tedavisi yapılıyor. Bu kardeşimizi sağlıklı bir şekilde inşallah evine göndereceğiz. ” diye konuştu.


Avrupa ve Amerika’da durumları ağır pek çok hastanın sigortası olmadığı veya hastanelerin kapasitesi yetmediği için kendi hallerine terk edildiğinin bilinen bir gerçek olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Türkiye’de hamdolsun hiçbir vatandaşımız hastane kapısından geri çevrilmemiş, hiçbir hastanın tedavisi ihmal edilmemiş, hiçbir insanımız sahipsiz bırakılmamıştır. Gerek mevcut hastanelerimizle gerek yeni açtığımız hastanelerimizle gerekse salgına karşı yeniden düzenlediğimiz sağlık kuruluşlarımızla tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyoruz.


Yıllarca ülkemizin sağlık sistemini ve altyapısını eleştirenler, ortaya çıkan bu tablo karşısında umarız biraz mahcup olmuşlardır. Salgın döneminde sağlık hizmetlerinden, maske, tulum, ilaç, dezenfektan, gıda gibi temel ihtiyaç ürünlerine kadar her alanda ülkemizin altyapısını ve üretim kapasitesini test etme imkanı bulduk. Rabb’imize binlerce şükürler olsun ki bu zorlu süreçten alnımızın akıyla çıkmayı başardık.”


Türkiye’nin bugüne kadar 55 farklı ülkeye salgınla mücadele amaçlı malzeme desteği verdiğini kaydeden Erdoğan, “Dünyanın dört bir yanındaki dost ve kardeş toplumlara umut olduk, mücadele azimlerini kamçıladık. Gelişmiş ülkelerin dahi Türkiye’den destek istedikleri bir dönemde elimizdeki imkanları Balkanlar’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyadaki dostlarımıza açmakta tereddüt etmedik. Son olarak ABD‘ye maske, yüz koruyucu, siperlik, göz koruyucu, N95 maske, tulum ve dezenfektandan oluşan tıbbi yardım malzemelerini de yarın gönderiyoruz. Bu malzemeleri taşıyan Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait askeri nakliye uçakları yarın Amerika’ya hareket ediyor.” diye konuştu.


Erdoğan, Türkiye’nin sıkıntılı dönemi, istikbaline daha güvenle ve umutla baktığı bir motivasyonla geride bıraktığını belirterek, “Gücünü inancımızdan alan sabrımızla, milli birliğimizle, gelişmiş yerli üretim altyapımızla, örnek dayanışmamızla gösterdiğimiz fedakarlığın neticelerini almaya başlıyoruz. Kriz sonrası yeni yapılanacak dünyada ülkemizin 2023 hedeflerinin ötesinde bir konuma ulaşabileceğine yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.


Geçen hafta perşembe-cuma-cumartesi ve pazar günleri 31 ilde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasına gösterilen hassasiyet için vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, “Kabinemiz gerçekten bu fedakarlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır.” dedi.


 

– “Türkiye için tünelin ucundaki ışık gözükmüştür”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kovid-19’un insandan insana bulaşarak yayıldığına değinirken, şöyle devam etti:


“İnsan hareketliliğini ne kadar azaltırsak, salgının yayılma zincirini o derece hızlı ve etkin kırabiliriz. Salgının kontrol altına alınmasında insanların kalabalık şekilde bir arada bulunduğu okullar, kimi işletmeler, spor tesisleri gibi yerlerdeki faaliyetlere ara verilmesinin büyük katkısı olmuştur. Ülkemizdeki bu güzel gidişi devam ettirmek için hafta sonları sokağa çıkma sınırlandırmasını bayram sonrasına kadar sürdürmeyi düşünüyoruz. Bu hafta sonu da yine 31 ilimizde 3 gün süreyle 1 Mayıs sebebiyle sokağa çıkma sınırlandırması uygulayacağız. Vatandaşlarımızın 1 Mayıs gece 00.00’dan başlayıp 3 Mayıs gece 24.00’e kadar devam edecek şekilde uygulanacak sokağa çıkma sınırlandırmasına hassasiyetle riayet etmesini bekliyoruz. Cuma günü marketler yine 09.00 ile 14.00 arası açık olacak.”


“Türkiye için tünelin ucundaki ışık gözükmüş, verdiğimiz emeklerin, yaptığımız fedakarlıkların karşılığını alma vakti yaklaşmıştır.” diyen Erdoğan, şu bilgileri verdi:


“Bu anlayışla önümüzdeki olumlu tablonun sürmesi halinde ülke genelinde hayatı normale döndürmeye yönelik kapsamlı bir program hazırlıyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın koordinasyonunda hazırlanan hangi alanda, hangi tarihte, hangi adımların atılacağını gösteren bu ayrıntılı programı yakında sizlerle paylaşacağız. Salgın nedeniyle adliyelerdeki dava, icra, şikayet, itiraz, bildirim süreleriyle ilgili ertelemenin 30 Nisan’da dolan tarihini, 15 Haziran’a kadar uzatıyoruz. Çiftçilerimizin mayıs ve haziran aylarında vadesi gelecek Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan Hazine destekli kredi geri ödemelerini de faizsiz olarak 6 ay erteliyoruz. Ar-Ge merkezleri ve teknoparklarda uygulanan evden çalışma sürelerini de 27 Mayıs’a kadar uzatıyoruz. Attığımız her adımı, sağlıkla ilgili önceliklerimizden asla taviz vermeden ve bilim insanlarımızın tavsiyeleri doğrultusunda hayata geçireceğiz. Tüm bakanlıklarımız, kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili planlarını ve hazırlıklarını sürdürüyor.”


 

– “Üçüncü bir destek paketini devreye aldık”


 

Erdoğan, salgınla mücadele için aşama aşama hayata geçirilen tedbirlerin tüm kesimler üzerindeki olumsuz etkilerinin önüne geçmek için pek çok paketin devreye sokulduğunu hatırlatarak, Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında verilen desteklerin toplamının 200 milyar lirayı bulduğunu kaydetti.


Temel ihtiyaç desteği ile yaklaşık 4 milyon vatandaşa 22,3 milyar liralık kaynak tahsis edildiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:


“Yaklaşık 450 bin esnafımıza da 8,4 milyar liralık finansman tahsisi yapıldı. Ayrıca 303 binin üzerinde esnafımız 8,5 milyar liralık Paraf Kart finansmanından yararlandı. Kredi Garanti Fonu kefaletiyle çoğunluğu KOBİ olmak üzere 120 bin firmamız 108 milyar liraya yakın finansman desteği aldı. İstihdamı özellikle korumak için maaşların asgari ücrete kadar olan bölümünü kısa çalışma ödeneğinden karşılamaya başladık. Bugüne kadar 3 milyon 190 bin çalışanımızla ilgili başvuru alınmış, 1 milyon 360 bin çalışanımıza ödemeleri yapılmıştır. İşten çıkarmayı 3 ay süreyle kısıtlandırarak istihdamı koruma altına aldık. Telafi çalışma süresini de 2 aydan 4 aya çıkartarak istihdamda devamlılığın sürmesini temin ettik. Ücretsiz izne çıkartılan veya sözleşmesi feshedilen çalışanlara 1.177 lira gelir desteği sağlamaya başladık. Mücbir sebep kararı alınan iş yerlerinin nisan-mayıs ve haziran aylarındaki 40 milyar liralık sigorta prim ödemelerini 6 süreyle erteledik. Önce 2 milyon 100 bin haneye, ardından 2 milyon 300 bin haneye olmak üzere 4 milyon 400 bin haneye biner lira nakdi destek verdik. Şimdi de herhangi bir ön şart aramaksızın başvuran ve ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen herkese biner lira yardım yapacağımız üçüncü bir destek paketini devreye aldık. Üçüncü faz salgın sosyal destek programına başvurular 4,5 milyonu bulmuştur. Amacımız hiçbir vatandaşımızın salgın hastalıkla mücadele sürecinde temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düşmesine meydan vermemektir.”


 

– “Biz Bize Yeteriz Türkiyem””


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasında toplanan bağışların destek programları için kullanıldığını belirterek, “Kampanyamızda şu ana kadar 1 milyar 850 milyon lira meblağ toplanmıştır. Hayırseverlerimizi devam eden kampanyamıza destek vermeye davet ediyorum. Sosyal yardım programlarımızın bütçelerini de artırdık.” diye konuştu.


Erdoğan, ramazanda hayır yapmaya, zekatını ve fitresini vermeye hazırlanan vatandaşlara da “Her hayırseverimiz köyündeki, mahallesindeki, ilçesindeki, ilindeki en yakın akrabalarından, komşularından başlayarak ihtiyaç sahibi tüm kardeşlerine sahip çıkmalıdır. Bu güçlü dayanışma ve yardımlaşma ile hem Ramazan-ı Şerif’i değerlendirmiş hem de salgın sürecinin sıkıntılarını paylaşmış olacağımıza inanıyorum.” çağrısı yaptı.


Yıllarca eser inşa etmeye, hizmet getirmeye, yatırım yapmaya çalıştıkça karşılarına çıkan “istemezükçü” siyaset anlayışının ne kadar içi boş olduğunu bu süreçte hep birlikte bir kez daha gördüklerini anlatan Erdoğan, “Eğer bugün Türkiye salgın dönemine 15 bine yakın birinci basamak, 4 bine yakın tedavi kurumu, 1526 modern hastane ile girmemiş olsaydı hep birlikte perişan olurduk. Avrupa’daki toplam yoğun bakım yatak kapasitesine ve toplam bilgisayarlı tomografi cihazı sayısına tek başımıza sahip olmamış olsaydık, salgını bu derece soğukkanlılıkla karşılayamazdık.” diye konuştu.


Erdoğan, 700 binden fazlasını son 18 yılda istihdam ettikleri bir milyonu aşkın sağlık çalışanının gayreti ve fedakarlığı olmasaydı sokaklarda, bakım evlerinde, evlerde diğer ülkelerdekine benzer acı görüntülerin yaşanacağını dile getirdi.


Talep eden her vatandaşın dahil olabildiği bir sosyal güvenlik şemsiyesi kurmamış olsalardı insanların hastane kapılarından geri dönmek zorunda kalacağını ifade eden Erdoğan, “Organize sanayi bölgelerimizin sayısını 122 ilave ile 315’e, buralardaki istihdamı 1 milyondan fazla ilave ile 1,5 milyona, teknoparkların sayısını 53 ilave ile 56’ya çıkarmamış olsaydık tıbbi malzeme ve cihaz üretiminde bu seviyeye ulaşamazdık. Bu örnekleri eğitimden ulaşıma, enerjiden tarıma her alanda teşmil etmek mümkündür.” değerlendirmesini yaptı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada dikkati çekmek istediği hususun, tüm bu başarıları, attıkları her adımda yapılan işlere katkı vermek yerine takoz olmayı kendine misyon edinmiş bir muhalefet anlayışına rağmen elde etmeleri olduğunu vurguladı.


 

– “Siyasi kokuşmuşluğun en bariz örneği”


CHP‘nin başı çekmiş olduğu bu muhalefet anlayışının hep uzlaşma yerine çatışmayı, birlik ve beraberlik yerine bölücülüğü, müsamaha yerine kin ve nefreti körüklemeyi esas aldığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:



“Son dönemde belediyelerin yardımlarını engellediğimiz yalanındaki ısrarında, İletişim Başkanımızın ev ve aile mahremiyetine yönelik fütursuz saldırının da gerisinde işte bu hastalıklı zihniyet var. Esasen İletişim Başkanımızın görevi gereği istediği yerde ikamet etme hakkı vardır. Kendisi ailesi ile birlikte İstanbul‘un eski bir semtindeki 45 metrekare taban oturumu olan mütevazi bir evde yaşamayı seçmiştir. Hukuken evini kendi arsası içinde büyütme imkanı olduğu halde bunu da yapmamıştır. Evinin ve bahçesinin hemen yanında bulunan, tüm mahallenin de bizar olduğu 200 küsur metrekarelik mezbelelik bir alanı ise Vakıflar Genel Müdürlüğünden kiralayarak bakımını üstlenmiştir. Bu takdir edilmesi gereken çaba, il ve ilçe başkanından medyasına kadar CHP zihniyeti tarafından topyekun bir iftira kampanyasına dönüştürülmeye kalkışmıştır. Bu zihniyetin arkadaşımıza ve ailesine karşı sürdürdüğü çirkin saldırıdaki tutarsızlıklar siyasi kokuşmuşluğun en bariz örneğidir. “


Erdoğan, CHP Üsküdar ilçe başkanının “Ben gittim evin yanındaki arazinin fotoğrafını çektim, İl Başkanıma rapor ettim” dediğini, CHP İl Başkanının da kendi sosyal medya hesabında “Partinin talimatı ile gitmiştir, yine gidecektir” diyerek bu durumu açıkça kabul ettiğine işaret ederek, şöyle devam etti:


“CHP Genel Başkanı ise çıkıyor hiç utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan, ‘ilçe başkanımız oradan geçiyormuş, fotoğraf çekme diye bir şey yok’ diyerek bu açık gerçeği inkar ediyor. Aynı şekilde bu zat, Vakıflar Genel Müdürlüğünün söz konusu mezbelelik arazinin tamamen usullere uygun kira ihalesi konusunda da fütursuzca yalan söylüyor. Belediyelerin yardımları ile ilgili meselede de biz valiliklerle koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söylerken onlar işi bambaşka yerlere getirmeye çalışıyorlar. Gerçi yardım paketlerinin içine Alevi, Bektaşi kardeşlerimizi İslam dışı gösteren, kanun dışı eylemleri öven kitaplar koymak suretiyle kirli yüzlerini, sinsi niyetlerini bir kez daha göstermeyi de ihmal etmediler. Ve çok açık, net, dağıttıkları kitapçıklarla Aleviliği din olarak takdim eden bu anlayışı özellikle milletimin huzurunda telin ediyorum, kınıyorum. Fuar alanı ve içindeki stand malzemelerini ‘Sahra Hastanesi’ diye anlatan bu zihniyetin her şeyi gibi bu konudaki hassasiyetinin de sahte ve içi boş olması şaşırtıcı değildir.”


 

– “Yalanlar silsilesi devam ediyor”


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun farklı tarihlerde çeşitli konularda yaptığı açıklamaların yer aldığı videonun yayınlanmasının ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, şunları söyledi:


“Gördüğünüz gibi yalanlar silsilesi devam ediyor. Bir taraftan ‘talimat vermedim’ diyor ama ilçe başkanı da aldığı talimatın gereği orada fotoğrafı çektiğini ve ondan sonra da burada böyle bir inşaatın olmadığını söylüyor. Aynı şekilde (Kılıçdaroğlu) Adana‘da ‘Cumhurbaşkanlığının böyle bir dev hastane yapmadığından’ bahsediyor. Adana’da hastane falan söz konusu değil ki… Adana’da fuar merkezinin, Belediye Başkanı gelmiş oradaki standları panellerle bölmek suretiyle ortaya ‘hastane çıkardım’ diye, girişine de ‘sahra hastanesi’ diye bir yazı yerleştiriyorlar. Ama tabii yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor, hemen yan tarafında da ‘kongre merkezi’ yazıyor, böyle bir durum var.”


Erdoğan, Adana’nın şu anda hastane, yatak kapasitesi itibarıyla doygun şehirlerden biri olduğunu belirterek, “Çok lüks modern bir şehir hastanesi başta olmak üzere oradaki diğer hastanelerimizle zaten Adana’nın bu sıkıntılarını biz çoktan yerine getirdik. Demek ki bunun, Adana’da ne var, ne yok, bundan da haberi yok. ‘Sahra hastanesi’ dediler gidin bakın bakalım şu anda böyle bir şey orada var mı? Yok. Her şeyi yalan. ” ifadelerini kullandı.


Başakşehir Şehir Hastanesi’nin 2 bin 500’ü aşkın yatak kapasitesine sahip dünyada sayılı modern hastanelerden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:


“Yol itibarıyla bütün altyapı hazır. İnşallah şu anda metro yapımıyla ilgili talimatları da verdim ve metro konusundaki çalışma daha da hızlanacak. Dolayısıyla Başakşehir Şehir Hastanesi’ne hem yol hem metro gelmiş olacak. Zira burayı Büyükşehir Belediyesi daha önce AK Parti‘de olduğu için AK Parti Büyükşehir Belediyesi yolunu ve metrosunu yapacaktı. Tabii bu beyefendi, yeni gelen ne yazık ki ‘Ne yolu ne metroyu yapamam.’ deyince, biz de iyi ki iktidardayız hemen talimatı verdik ve yolunu da metrosunu da biz yapmak suretiyle inşallah Başakşehir Şehir Hastanesi’nin o ihtiyacını da gidermiş oluyoruz.”


 

– “(Erbaş) Söyledikleri de sonuna kadar doğrudur”


“Bu zihniyetle iş bitmiyor.” ifadelerini kullanan Erdoğan, bu zihniyetin bir başka yansımasının da Diyanet İşleri Bakanı Ali Erbaş’ın İslam’a ve Kuran’a göre yaptığı değerlendirmelere gösterilen tepkilerde görüldüğünü belirtti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşeri Başkanlığının devletin bir kurumu olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:


“Başkanımız biliyorsunuz, bir açıklama yaptı. Bu açıklamasıyla sadece inancının, ilminin ve yürüttüğü görevinin gereğini yerine getirmiştir. Söyledikleri de sonuna kadar doğrudur. Elbette Diyanet İşleri Başkanımızın sözleri sadece kendini Müslüman olarak tanımlayan, İslam dairesinde gören kişiler için bağlayıcıdır. Kendini bu sıfatlarla tanımlamayanlar için söz konusu ifadeler sadece bir görüşten ibarettir. Bir defa burada şu gerçeği çok net görmemiz lazım, ülkemizde eğer İslam adına konuşması gereken birisi varsa, bir kurum varsa Diyanet İşleri Başkanlığıdır ve buranın Din İşleri Yüksek Kurulu vardır.”


Diyanet İşleri Başkanı’nın herhangi bir dini konuyu gerek hutbelerinde gerek vaaz ve nasihatlerinde gerekse kendilerini ziyarete gelenlere anlatmakla yetkili olduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Kalkıp da bu Ankara Barosunun yetkisinde olan bir konu değildir. Herkes yerini bilecek, haddini bilecek. Ankara Barosunun açıklaması başta olmak üzere Diyanet İşleri Başkanı’mızın görüşlerine karşı kullanılan üslup, konu ve şahıs boyutunu aşıp doğrudan İslam’a yönelen kasıtlı bir saldırı halini almıştır. Zira Diyanet İşleri Başkanı’mıza yapılan saldırı devlete yapılan saldırıdır. Diyanet İşleri Başkanı’mıza ve açıklamalarına karşı kullanılan her kavram, yapılan her gönderme karşımızdaki zihniyetin ilkelliğini ve içindeki nefret bataklığının birer yansımasıdır. Milletimizin inancına, değerlerine ve onları temsil eden kavramlara böylesine kin duyulabildiğini, bu husumetin böylesine pervasızca ifade edilebildiğini görmekten üzüntülüyüz. Faşizmin en ilkel halini yansıtan bu yaklaşımların ülkemizdeki varlığı, demokrasi, çoğulculuk, inançlara saygı gibi ilkelerin hala yerli yerine oturmadığına işaret ediyor.”


Demokratlık adına faşizmi, halkçılık adına millet düşmanlığını, yargı adına hukuksuzluğu, eşitlik adına sapkınlığı yücelten bu mankurtların gerçek yüzleri birer birer ifşa olmaktadır. Türkiye, geçmişleri darbe ve cunta çığırtkanlığından vesayetin sözcülüğüne kadar pek çok kara lekeyle dolu olan bu zihniyetten arınma aşamasına gelmiştir.”


 

– “Türkiye’yi kısır döngüden çıkarttık”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti iktidarının 18 yıldan beri ısrarla ve bilinçli olarak bu ilkel siyaset tarzının ülkeyi sürüklemeye çalıştığı mecraya kaymayı reddettiğini vurgulayarak, şunları aktardı:


“Şayet eğer bizler bu oyuna gelmiş olsaydık, böyle davranmasaydık yani icraat yerine sadece polemik yapsaydık bugün hep birlikte halimiz haraptı. Cumhuriyetin tamamında yapılanların kimi alanlarda 3-5 katı, kimi alanlarda 10 katı hizmetleri, eserleri, yatırımları ülkemize kazandırarak, Türkiye’yi geçmişte uzunca bir süre içine sıkıştırıldığı büyük kısır döngüden çıkarttık.”


 

– “Artık tünelin ucu Allah’ın izniyle göründü”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın sonrası Türkiye’nin en büyük kazançlarından birinin de ülkeye ve millete hiçbir faydası ve katkısı bulunmayan, hiçbir eser ortaya koymamış bu yalancı, iftiracı siyaset anlayışının tamamen tasfiyesi olacağına inandıklarını söyledi.


Tüm dünyayla Türkiye’de de özellikle siyaset alanında yeni bir dönemin kapılarının aralanacağını dile getiren Erdoğan, şunları konuştu:


“Aziz milletim artık tünelin ucu Allah’ın izniyle göründü. İnanıyorum ki Ramazan Bayramı’nı iki bayram olarak Rabb’im bizlere kutlamayı nasip etsin. Bu duygularla bir kez daha Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Tuttuğunuz oruçların, eda ettiğiniz ibadetlerin Rabb’im katında kabul olmasını diliyorum ve milletimin özellikle de bu hafta sonu kısıtlamalarına göstermiş olduğu ilgiyi, alakayı ve onlara göstermiş olduğu riayete şahsım, özellikle Kabinem adına teşekkür ediyorum, kendilerini kutluyorum. İşte dayanışma budur, birlik beraberlik budur ve bu kardeşlik anlayışı içerisinde inşallah biz bu koronavirüsü yeneceğiz. Salgında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı temenni ediyorum. Bütün sağlık çalışanlarımıza, bütün sağlık mensuplarımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı özellikle bildirmek istiyorum. Bu süreçte onların içerisinde de ölenler oldu, onlara da Allah’tan rahmet diliyorum.”



Ne Yazacaktım?..


Gün geçtikçe eski güzel günlerimize dönmeye başladığımız şu günlerde insanların kapatıldığı evlerde medya işkencesi ile baş başa kalan toplumun ağızlarına kapatılan maskeler ile  mırıldadığını fark edemeyen iktidarın bir taraftan en az 10 TL. olmak üzere yardım toplarken diğer taraftan da Bin lira ve üstünü dağıtarak yaşanabilecek bir gerginliğin önüne geçmeye çalışıyor.


Aynı iktidarın havuz medyası denen kanallar aracılığıyla fırsata çevirmeye gayret ettiği corona belası da gündemi meşgul etmeye devam ediyor.


Tabi başta şu günlerde unuttuğumuz uluslararası, enternational (!) terör uzmanlarının yerini alan çok bilmiş, ama bilim, ilim, tıp adına bir eserleri, buluşları olmayan sözüm ona sağlık profesörleri olmak üzere ‘Corona oldum’ deyip, kendisini hatırlatmak, bir kaç mesaj almak isteyenler gibi bu fırsatı değerlendirmeyenlerde yok değil..


Bunun en son örneği Başkan Erdoğan’a yağ çekerek memleketi Rize’de belki vekil olurum umuduyla  sanatçılığıyla değil, ‘Şu dönemde Allah’tan başımızda CHP gibi bir iktidar yok. Yoksa size yemin ediyorum bu milletin yarısı ölürdü. İsyan, kaos çıkardı. İçimde kalmasın’ diyerek unutulmuş adını gündeme taşıma adına sözde CHP’yi eleştiren sözleri ile kendilerini gündeme taşımaya çalışan dürüt, pardon Türüt oldu..


Ve Corona tam tamları ardından adeta zorla ve Anayasal olmayan yöntemler ile mecburi olarak kapatılmış evlerimizde adeta Çin işkencesi çeker gibi zorunlu olarak bunları görüyor, izliyor, okuyor, dinliyoruz..


Yani günün 24 saatini Coronayı duymaktan bozulan psikolojimizi yüksek tutmaya  uğraşıp, Nazım Hikmet ve onca şairin kaleme döktüğü şiirlerinin eşliğinde söylenen şarkıları, türküleri dinleyerek moral bulmaya çalışırken benim gibileri de düşüncelerinde, yüreklerinde olanları yazıya döker.


Yazarken de köprü altı gazinolara kadar düşmüş olan Türütleri değil Mavi gözlü Nazım’ın yazdığı onun şiirlerini şarkıya çevirenleri dinleriz..


Ona yoğun gündem içinde ve Corona ile yıkılmaya çalışılan psikolojik direnme adına Nazım’ın yazdığı şiirin şarkısında dediği gibi bakarız dünyaya..



Ama bir zamanlar ve halen kadınlarımızın ayıp diyerek ağızlarına kapattığı leçekleri diğer adıyla peçeleri hatırlatan maskeli birinin karşınıza çıkmasıyla yeniden moral kalmaz ve daldığınız o güzel dünyadan ayrılıp, ne yapacağınızı, yazacağınızı da şaşırır kala kalırsınız..


Ve ‘Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir, ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak’ satırlarını anlamayan bir psikoloji içinde ‘Ne yazacağını’ unutan benim gibi sallanırız, içi, beyni, duyguları boşalmış birer zombi gibi..


DİYANETİN KANATSIZ MELEKLERİNE VALİDEN PLAKET!DİYANETİN KANATSIZ


MELEKLERİNE VALİDEN PLAKET!


arşiv haber 11/03/2020 tarihli haberler/yorumlar


Başta üniversite öğrencilerine burs desteği olmak üzere yoksul ve fakir insanlara el atılmasını emir eden dinimizin ‘Komşun açken sen yatamazsın’ sözünün ne kadar yerine getirildiği bilinmeyen bir zamanda devletin en büyük bütçe paylarından ayırdığı Diyanet Vakfına bağışta bulunanlara Ardahan Valisi plaket verdi. Ardahan İl Müftülüğünün düzenlediği iyilik ödülleri programında katılan Ardahan Valisi Mustafa Diyanet Vakfına yaptıkları katkı ve bağışlarla ödüle layık görülenler plaket verdi.


Türkiye Diyanet Vakfı’nın  “Yeryüzünde İyilik Egemen Oluncaya Kadar” sloganıyla düzenlediği “2020 Yılı 6. Uluslararası İyilik Ödülleri” kapsamında Ardahan İl Müftülüğü ve Türkiye Diyanet Vakfı Ardahan Şubesi tarafından Ardahan’da bulunan hayırsever vatandaşlara yönelik ödül töreni düzenlendi.


İl Müftülüğü ve Türkiye Diyanet Vakfı Ardahan Şubesi tarafından düzenlenen program, Merkez Yatılı Hafızlık Kız Kur’an Kursumuzda gerçekleşti.


Program, Ardahan Valisi Mustafa MASATLI, Ardahan Vali Yardımcısı Mehmet Naim AKGÜL, İl Müftüsü Remzi PEHLİVAN, Din görevlileri ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirilmiştir.


Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. İl Müftüsü Remzi PEHLİVAN açılış konuşmalarını yaptı. Ardından Vali Mustafa MASATLI günün anlam ve önemine binaen konuşmalarını yaptı. 2020 Yılı İyilik Ödülleri münasebetiyle Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlanan sinevizyon gösterisi izlenildi. Ardından  hayırseverlerinden olan Ahmet BALLI, Cafer AYDIN, Turan YILDIZ, Kadir AYDEMİR, Halis AKPINAR ve Efrail GÜRBULAK’a plaket takdim edildi. Hayırseverler, yapılan bu programdan memnun olduklarını dile getirerek emeği geçenlere teşekkür ettiler. Hatıra fotoğrafının çekilmesinin ardından program sona erdi.


DAVUTOĞLU İLE TELEFONLA GÖRÜŞÜP, VALİYE KOŞTULAR!


İktidar Partisi AK Parti’den ayrılıp, Gelecek Partisi adlı partiyi kuran eski başbakanlardan olan Ahmet Davutoğlu ile telefonla görüşen Ardahan Merkez Muhtarları bu haberin basına yansımasının hemen ardından Ardahan Valisini ziyaret etmeleri dikkat çekti.


Daha önceki ziyaretlerine hizmet isteyen ama sorumluluğun kendisinde değil, sınırları içinde oldukları belediyeden olduğunu kendilerine hatırlatan Ardahan Valisini ziyaret eden Ardahan merkez muhtarları Vali Mustafa Masatlı’ya yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ettikleri öğrenilirken, aynı muhtarların CHP’li Belediye Başkanı ile araları olmadığı da biliniyor.



ASIL SUÇLU SEN NE YAPIYORSUN?

Corona virüsünün ülkemize geldiği şu günlerde Akdeniz, Libya hatta Suriye gibi diğer bir çok gerçek gündem yeniden gölgede kalmış oldu.


Ve ilk Coruna virüsüne yakalanan Türk’ün İstanbul Çapa’da olduğu haberlerini alırken asıl gündemlerin arasında kalanların başında gelen diğer asıl bir konu da çeper dibinde dedikodular yaratıp, onun bunun hakkında konuşanların kendilerinin ne yaptığı konusudur.


Aslında nezlenin bir başka kolu olan ve bana soracak olursanız abartılmaması gereken ve asıl meselenin birilerinin ürettiği yeni cihazları başta gümrük kapılarını, hastanelere ve o çok konuşan ama konuştuğunu sorgulamayan ağızlara taktığımız maskeleri satmak olan bir konu olduğunu anlamak yeterken bizim asıl gündemimizle yani ülkenin  olduğu gibi başta çok kültürlüler olmak üzere bizlerin ne yaptığıdır..


Evet, hemen hemen her Ardahan’lının kapısına gittiği, insanlığını gördüğü ama onun yaşadığı sorun karşında olduğu gibi her yaşanan sorun karşısında sus-pus olup, üç maymunu oynayanlar gibi davranan bizlerin Ardahan’lı İşadamı Yakup Süt’ün kardeşleri ile birlikte tutuklanıp, içeri alınmasını normal bir durum olarak görmek gibi onca sorunların olduğu şu günlerde, son günlerde ele aldığım ve anlatmaya çalıştığım Kültür Evi seçimleri ve bu seçimlerde aday olanların, aday olanların listesinde yer alanların ve bu adaylara oy verecek olanların ne yaptıklarıdır.


Bu seçimler ardından yapılamayanaları yaparak ortaya koyan ve bu yaptıkları ile birilerinin iştahını kabartan federasyonumuzun da seçimlerinin olduğu bir süreçte İstanbul’un en büyük ilçesi olan Esenyurt’ta kültürden, sosyal hayattan uzak bir yapının seçiminin de bu kadar büyütülmemesi gerekir derken asıl konunun bu kurumun yanı sıra diğer oluşumların ne yaptığını sorgulayıp, kendilerinin ne yaptığını sorgulamayan tiplerdir..


CHP Genel Başkanının son bir yıldır katıldığı her toplantıda, mitinglerde yaptığı onca konuşması ardından ‘Tamam Erdoğan’dan şikayetçisiniz, ekonomi yerlerde, emekliler zorda, iş adamları sıkıntıda kısacası durum iyi değil diyorsunuz da ey millet, halkım siz ne yapıyorsunuz, gelene ağam, gidene paşam deyip alkışlayan da siz değil misiniz?’ derken bunu kime diyor diye bile düşünmeyen şu an sen bu yazıyı okuyan başta sen olmak üzere benden, çok kültürlülerden yakınanlara önemli bir soru sormuyor mu?


Ve bu soruya cevap vermeyenlerin yine bizler olduğunu yani, ‘Asıl suçlu olan sen ne yapıyorsun?’ derken bunu kime, kimlere diyor?


Bilmem ama gerek çok kültürlülerin seçimi, gerek federasyonun gerekse her an ilan edileceği söylenen genel bir seçimin beklendiği ülkede asıl tartışılması gerekenin corona virüsü değil, Akdeniz ne oldu, Libyada ne yaptık, Suriye’de son durum nedir gibi konuları sorarken kendimizin de ne yaptığını neden sormaz, sorgulamayız acaba?!.


Destekçilerin plaketi yerinde teslim edildi..


ARŞİV HABER 10/03/2016 TARİHLİ HABER


Başta İstanbul’da olmak üzere ülkenin her yerinde güçlü bir Ardahan Lobisi oluşturma çabalarını yoğunlaştıran Ardahan Dernekler Federasyonu destekçilerini de unutmuyor.


Her Ardahanlının özlemi içinde olduğu ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çabalarına son bir kaç aydır olağanüstü bir ilme katan Ardahan Dernekler Federasyonu bu süreç içinde ARDA/FED ekibine verdikleri desteklerden dolayı hazırladığı plaketleri destekçilerine teslim etmeyi de ihmal etmiyor.


Başta, maddi, manevi desteklerini esirgemeyen Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy olmak üzere bölgenin önemli iş adamlarından olan Hoçvanlı Yakup Süt’e, İSTOÇ Başkanı Nahit Kemal Bay’a olmak üzere yeniden teşekkür eden Ardahan Dernekler Federasyonu Yönetimi Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un plaketini gazetelerimiz sahabi Selmi Yılmaz aracılığı ile kendisine takdim ederken, Yakup Süt’ün plaketinde ARDA/FED Genel Başkanı Gzeteci Fakir Yılmaz ile aynı zaman da İstanbul Güngören Ardahanlılar Dernek Başkanı olan ARDA/FED Başkan Yardımcısı Yener Bayrakçı ile birlikte Sütün kardeşi Ardahanlı İş adamı Volkan Süt aracılığı ile teslim etti.


Geçtiğimiz günlerde yaptığı gece de İstanbul Sancaktepe Belediye Meclis Başkan Vekili Turgay Akpınar, İstanbul Esenyurt Belediye Meclis Üyesi Togay Çoban, Tay Sürücü Kursları Sahibi Veysel Karatay, Tatkar Şirketler Grubu adına İmdat Tatar gibi Ardahanlıların maddi, manevi desteklerini esirgemediği Ardahan Dernekler Federasyonu aldığı bu destekle İstanbul’da ki güç birliğini iş adamları, siyasetçileri desteği ile devam edeceğini belirterek herkese teşekkür olacak.