DON VAR, SOĞUK VAR AMA KAYACAK KAR YOK!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw



Türkiye’nin dört bir yanındaki kayak merkezlerinde hem kar yağışı hem de yılbaşı için gün sayılıyor. 




Başta Ardahan Yalanızçam, Kars Sarıkamış ve Erzurum Palandöken Kayak Merkezi’nde kar gecikince ‘suni karlama’ yapılırken, Uludağ Kayak Merkezi’nde beklenen kar henüz gerçekleşmedi.



BU ANLAYIŞLA MI SEÇİM KAZANACAKSINIZ?


Son bir yıldır bir türlü sonu gelmeyen gaz müjdelerinin en sonuncusunu dinlediğimiz sırada doğalgaza gelen yeni zam ile eve, iş yerine, matbaaya gelecek faturayı düşünerek, TEMPO TV’de canlı olarak sunduğum programıma yetişme telaşı içinde yol aldığım bir sırada ‘abi baskıya girecek olan gazete günlük köşe yazını bekliyor, senden ricam köşe yazını bir an önce atarsan seviniriz. Çünkü tasarruf edelim diye az yaktığımız matbaanın kaloriferleri gibi bizde donacağız..’ mesajını okuyordum.




Günlük gazetemizin emektarı Baran’ın whatsaptan yazdığı bu mesajını okuyup, panik içinde telefonla aradığım kızım Yaprak’a rica edip, gazete yazıyı bekliyor, bende trafikteyim söyleyeceklerimi yazıya dök’ diyerek yeni bir köşe yazısı için başlıyorum anlatmaya, Yaprak kızıma, ‘Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.’ başlıklı dünkü köşe yazımı yazdırıyorum. 

Kızıma söylediklerimi yazıya döküp yine whatsaptan bana göndermesini beklerken gelmişken şurada çoktandır ziyaret edemediğim aile büyüklerini ziyaret edip, hal hatır sorma derdine düşünce telefonla kızıma yazdırdığım yazıyı ve gazeteyi baskıya verecek Baran’ı unuttuğumu fark edip, arabamı kenara çekerek Yaprak kızımın dediklerimi yazıp gönderdiği yazımı düzeltmeye çalışıyorum.

Ve yazımızı düzeltirken bir yandan da yoğunlaşan trafiğin yarattığı stresi atmak adına sigaramı yakmak için başımı kaldırdığımda karşımdaki binayı süsleyen ve Erdoğan’ın dev fotoğrafı ile süslenmiş olan pankarta gözüm takılıyor ve diğer telefonumla bu manzarayı fotoğraflayıp, ‘Adeta Allah yaz diyor’ diyerek ‘Bu manzara yazımı anlatan en güzel fotoğraf’ diyerek kendi kendime gülümsüyorum.




Çünkü karşımdaki manzara benim alelacele yazdırdığım yazımı ve anlatmak istediklerimi anlatan bir manzaraydı… 

Yani karşımda ki manzarada olduğu gibi dün ve bugünkü yazımda yer alan o fotoğrafın bile beni anladığını ama anlatmak istediklerimi anlamayanların anlamayı bir kenara bırakın, kazanmaktansa kaybetmeyi çoktan kabullendiklerini kara kara üzülerek ve of çekerek düşünüyordum.

Neyse 40 dakikayı bulan bir gecikme ile önümdeki trafiğin iyiden iyiye yoğunlaşmasının yarattığı stresle gecikebileceğimizi düşünüp, zar zor düzeltmeye çalıştığım yazımı toparlayıp, Baran’a attıktan sonra çıktığım yolda yeniden yol alırken bu kez telefonum çalıyor.

Ellerim direksiyonda, gözlerim gittikçe iyiden iyiye tıkanan yolda seyrederken manuel debriyaj ve frene basıp, çekmekten yorulan dizimin üzerinde bulunan telefondan gelen sesi duymak için mikrofonu açıyor, camlarımı iyice kapatıyorum.

Arayan bir bayandı ve geçtiğimiz yerel seçimlerde kendisi gibi birçok Ardahanlının yaşadığı İstanbul’un Esentyurt ilçesinde Demokratik Sol Parti’den belediye başkanı adayı olmuş, kazanamasa da kendisi gibi hemşerim olan şimdiki Esenyurt Belediye Başkanını ve diğer partileri bir hayli terletmişti.

Belkide hiç terletmemiş ama 13 bin oy ile geri dönen bir seçimde 5 oy bilemediniz 50, belki de bin 500 oy almıştı.

Sonuçta HDP, İYİ Parti ve diğerleri gibi CHP’nin ve adayının yanında durmamış, karşısında kalıp, her aldığı oy ile İBB’nin de içinde olduğu belediye seçimlerinde alınan oyların bir ikisine engel olmuş onların alacağı oyların önüne geçmiş bir siyasetçi, bir bayan ve başka bir partili İpek Süt idi.

Alo deyip hal hatırdan sonra kendisinin CHP’ye geçmek istediğini ve benim kendisine nasıl yardımcı olabileceğimi ve böyle bir geçişte benim ve meslektaşlarım gazetecilerinde orda olmasını isterim deyince ‘olur tabi sizin bu aldığınız karar önemli bir karar ve habere değer bir karar’ dedim kendisine.

O da bana, CHP Esenyurt İlçe Başkanını tanıyorsan telefonu varsa bu önerimi kendisine benim iletmemi ve müsait olduklarında birlikte gidip katılım sağlarım deyince ‘bende niye olmasın ama ben önce ilçe başkanının telefonunu bulayım, arayayım, sizin teklifinizi kendisine sunar sonra sana dönerim’ diyerek telefonu kapattık.




Tabi sizi de konuk olarak beklediğimiz TEMPO TV’de sunduğumuz GAZETECİLERLE GÜNDEM programıma yetişme telaşı içinde ve geç saatte biten programı yapıp gece yarısı eve dönüp, yorgunluktan bitap şekilde uyuyunca meslektaşım Hakan Hazar’dan telefon numarasını aldığım CHP Esenyurt İlçe Başkanına dönmeyi de unutmuştum sabah İpek Süt hanımdan gelen ikinci telefona kadar.

Ve CHP’ye geçmek isteyen DSP’li, DSP’den Belediye Başkan adayı gösterilecek kadar önemsenen bir siyasetçi, bir işçi, bir insan, bir kadını bir kez daha dinledikten sonra Hazar’ın verdiği rakamları telefonumun tuşlarıma yazdırırken ‘Esnyurt CHP Bşk. Hüseyin Ergin’ diye kayıtla meğer numarası bende varmış diyerek gördüğüm CHP Esenyurt İlçe başkanını aradım.

Telefonu bende olsa de niye olduğunu düşündüğüm ve ne zaman aradığımı ve ne zaman telefonuma kayıt ettiğimi düşünüyordum. Yani sokakta görsem tanımam.. O da beni tanımaz diye düşünüp, kendimi kendisine tanıtırken beni bizzat görüp tanımasa da verdiği kem kümlü ve önden hazır cevaplarla yanı ‘hım, ey, işte’ şeklinde ki mırıldamasıyla sanki beni az çok tanıdığını sezmiyor değildim…

Çünkü bölgede birçok gazetede yazı yazan, onca dost, akraba, başında bulunduğu partilisinin belediye başkanı gibi onca hemşerimin ilçesinde adımı duymuş gibi davransa da tanımamazlıktan gelip, memleketim Ardahan kışından daha soğuk bir cevapla ‘buyurun’ diyordu.

Neyse sayın başkan merhaba ben falan, filan dedikten sonra konuya geçip, ‘Başkanım bölgenizde İpek Süt vardı. Geçen seçimlerde sizin partiniz ve diğerleri karşısında DSP’den aday olmuş bir kadın siyasetçi beni aradı. Partinize katılmak istiyor ulaşmamı istedi. Eğer uygunsanız sizin de olduğunuz bir zamanda bu katılımı sağlamak ve biz gazeteciler de ‘DSP’den Başkan adayı olmuş İpek Süt CHP’ye katıldı’ başlıklı haberi yapmamız için İpek hanıma ve biz gazetecilere bir randevu verme imkânınız var mı bilmem ama şunu da bilin bir rica üzerine sizi aradım ben sadece bir elçiyim, elçiye zeval olmaz’ dedim.

Demez olaydım.. Çünkü başkanın bana verdiği cevabın her satırında şekerimizi arttıran liyakatsizlik, samimiyetsizlik ve kerhen cevaplarla karşılaşıyor kendisini zorda olsa dinliyor cevabını bitirmesini bekliyordum.

Başkanın verdiği cevap aynen şöyle;

‘Evet evet arkadaşlara söyleyin partiyi arasınlar orada arkadaşlar gelirler üye yaparlar beni aramaya da gerek yok .. Kimseyi arayıp randevu almaya da gerek yok, partimizin kapısı herkese açık arkadaşlara söyleyin arasınlar, gitsinler üye olsunlar’ diyordu..

Yani bir başka partiden belediye başkanı adayı olmuş bir insan partisinden istifa ediyor, kendisi ve arkadaşlarıyla birlikte başka partiye yani 6’lı masayı kurduk Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini kazanacağız. Sistemi değiştireceğiz, Hak, hukuk yetmedi adaleti de sağlayacağız’ iddiasında bulunan bir parti ilçe başkanının bu önemli teklife bakışı ve samimiyetsizliği aynen böyle idi..

Meğer AK Parti, MHP İlçe Başkanı olsaydı ve bu teklifi alsaydı aynısını mı söylerdi bilmem ama benim bir önceki ‘Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.’ başlıklı yazımda anlattığımın aynısı CHP’nin ilçe başkanı ve teşkilatlarında da varmış da yazıma eklememişim..

Evet, bu görüşmenin ardından kapattığım telefonuma acı acı bakarken tesadüf mü bilmem ama 9 bine yakın isim ve noyun olduğu telefonumun rehberimde CHP’nin üst yöneticilerinden olan ama inanın yerel yönetimlerden yani ‘ dün ele aldığım ‘Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.’ yazımda geçenlerden sorumlu oluğu aklıma gelmeyen bir isimle karşılaşıp, onu arıyorum.

Ne tesadüftür ki O da eski bir DSP’li ve iki dönem DSP’den Ordu Belediye Başkanlığı yapmış sonrada CHP’ye geçmiş ve MYK Üyeliği dahil CHP Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ve bir siyasetçiydi. 

Ve ne görevde olduğunu hatırlamadığım ama CHP’li bir milletvekili diye kendisini arayıp, kendimi tanıttıktan sonra CHP Esenyurt İlçe başkanına anlattıklarımı anlatıp, eşimin de şahit olduğu konuyu yani sabah sabah yaşadıklarımı da ekleyince bir iki çalan telefonumu hemen açıp beni sakince dinleyen ve bir hayli mütevazi konuşmasıyla beni sakinleştirip, bana hak veren Torun’un da benden daha çok şekeri arttığı ve bir o kadar teşkilatlardan yakındığını dinliyordum.

Çünkü daha bir iki kelimemden sonra ne yaşandığını hemen anlayan ve ‘Kusura bakmayın ya ne kadar üzüldüğünüzü anlıyorum. Örgütlerimiz bu işi sahiplenirlerse bugün yaşadıklarımızı yaşamayacağız zaten’ deyip diğer yakınmaları bende kalmak üzere İlçe Başkanını arayacağını ve uyaracağını söyleyerek azda olsa beni rahatlatıyordu.

Ama şu bir gerçek ki bu tutum ve davranışlarla seçim kazanacaklarını ve pusuya girip, İl Başkanının milletvekilliği için istifa etmesini bekleyip, her önüne gelene rakılı masalarda türküler söyleyerek, vekillik satmayı düşünenler, çöpçünün topladığı çöplerle övünüp, başkasının yaptırdığı tahta bir köprü ile övünüp, sanalda şov yapmakla iş yaptıklarını sananlar sadece iyi bir rüya gördüklerini bilsinler…



arşiv haber 16/08/2015 tarihli haber/yorum/reklamlar


BALIK TUTABİLİRSİNİZ!


Sadece birileri yemesin..


15 Mayıs 2015 tarihinde başlayan av yasağı, yaklaşık 3 aylık aradan sonra; yeniden açıldı. Çıldır, Aktaş, Arpaçay Baraj Gölü ve akarsularda balıkçılar oltalarını suya atmaya başladılar.


Sadece birileri yemesin..


Amatör balıkçılar, 3 aylık yasağın sona ermesiyle Çıldır, Aktaş, Arpaçay Baraj Gölü, Aygır Gölü ve Kars Çayı´nda oltayla avlanmanın zevkini çıkardılar.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü yetkilileri, ise hayvanların korunması için çeşitli tedbirler aldıklarını hatırlatarak 3 aylık olta ile avlanma yasağının sona erdiğini bildirdiler.

Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü Yetkilileri, “Göletlerde bayıltıcı, uyuşturucu ve öldürücü aletler ile balık tutmak yasaktır. Bu yasağa uymayan balıkçılar hakkında gerekli müeyyideler uygulanacak” dediler.

 Öte yandan Amatör balıkçılık belgesi olmayanların kesinlikle avlanamayacağını kaydeden yetkililer, vatandaşların kendilerine yardımcı olmalarını isteyerek, bu tedbirlerin balık neslinin tükenmemesi için olduğuna dikkat çektiler.