SÎZDE KONUGUMUZ OLUN..
Gazeteci Fakir Yilmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
Sizde Tempo TV ekranina konuksunuz..
MERHABA Ardahan’daki gelismeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalimiza abone olmaniz umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..
Bu haber asagida ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..
HANAK’TA KAZA!
Ardahan’in Hanak ilçesinden yolda meydana gelen kazada can kaybi olmazken iki araç kullanilmaz hale geldi.
Alinan bilgilere göre Ardahan’in Hanak ilçesine Börk köyü muhtarina ait minibüs tali yoldan bekleye süt toplama araci bir anda yola çikinca iki araç çarpisarak yoldan sarampole firladilar.
Sabah saatlerinde meydana gelen kazada bir kadin yaralanirken diger yolcular yara almadan kazayi can kaybi olmadan atlattilar.
***KÜÇÜK MECLİSTEN, BÜYÜK MECLİSE..
**ATA DEDE YURDUNA GELMEYEN AHISKALILAR?..
14 Ay kalan 2023 seçimlerine kisa bir süre kaldigi ve geçtigimiz hafta basinda ziyaret edip, keyifli bir sohbette bulundugum is insani, siyasetçi Talat Osmanoglullari ile masaya yatirdigim siyasi tabloya baktigimda gözlerin iç siyaseten ziyade disarida oldugunu görüyoruz.
Halbuki son seçim yasasi ardindan illere göre milletvekili sayisinin da belirlendigi yönünde haberlerde yayinlanmisti bile.
İl olmak isteyen Gebze’de ziyaret ettigim eski İl Genel Meclis Üyesi, İs insani Talat Osmanoglu ile yerel ve genel siyaseti konusurken kendi içimizde ki duyarsizligi, deger bilmemeyi, küçük menfaatler karsiliginda harcandigi sanilan ama aslinda ‘altin her zaman altindir’ sözünün özelliklede kendi toplumuzca anlasilmadigini uzun uzun konusurken göçün devam ettigi Ardahan’in yine 2’de, Ardahanlilar basta olmak üzere göç alan illerin basinda gelen Kocaeli’nin ise 13 milletvekili seçecegini ögreniyorum.
Ve benim sikça dikkat çektigim ve adina ‘Yerel Parlamento’ diye adlandirdigim ama toplumun büyük kesiminin çokta ilgilenmedigi hatta bilmedigi Belediye ve hemserim Talat Osmanoglu’nun da bir dönem yaptigi İl Genel Meclis Üyeligi gibi ‘baskanlik sistemi ile çokta degeri kalmadi’ diye küçümsenen ama bana göre siyasetin ve sosyal hayatin olmazsa olmazi olan milletvekilleriyle olusturulan meclislerde bulunmanin önemini bu kez hala aktif siyasette olan Talat beyle uzun uzun konustuk.
Talat Osmanoglu ile yaptigim sohbette kendisinin partisinin basini çektigi ve iktidara talip oldugunu muhalefetin Kocaeli basta olmak üzere yurt genelinde gösterecegi milletvekillerinin önemine deginirken bunun belirlenmesinde rol oynayan diger bir tarafinda yerel siyasetçilerin, gazetecilerin, stk’larin oldugunu anlatirken Osmanoglu’nun kendi partisinin ve diger muhalefet partilerin yerel teskilatlarina düsen bu görevi en iyi sekilde yapacaklarina inandigini ancak bu inançlarinin anlatilamadigi, anlasilamadigi için -bugüne kadar istenen o birlikteliginde saglanamadigina da dikkat çekiyordu.
Ayni dertte olan benim ‘yine de vaz geçmemek ve altinin altin oldugunu anlamayanlara israrla anlatmak gerekir’ diyerek destekledigim is insani, siyasetçi Talat Osmanoglu’nun kendi partisinin ve birlikte hareket eden diger siyasilerin yerel yöneticilerinin de genel merkez ve genel baskanlari gibi sikça bir araya gelip, bu yönde mesajlar vermesi ve halki milletvekilligini hak edenlerle temsil edeceklerine ikna etmeliler diyordu.
Evet seçmenin de son yerel seçimlerde yani küçük meclislerde oldugu gibi büyük mecliste de kendisini en iyi temsil edecek olanlarin adlarinin önüne gelmesi halinde gerekli sekilde davranip, bu yönde oylarini kullanacaklarini söyledigini siyasi alandaki yerel il, ilçe idarecilerinde görüyordur umarim..
**ATA DEDE YURDUNA GELMEYEN
AHISKALILAR ?..
Kimi yurduna gelmek, ondan ayrilmamak için ugrasirken kimi dogdugu topraklarla övünüp, yillarca sila hasreti içinde oldugunu belirtip, aglayip, gözyasi dökerek sonra da ‘gel hadi git topraklarina’ denildiginde gelmez, begenmez..
Evet anladiniz..
Senden, benden daha çok Türk kesilip, Türkiye’nin hem de ata dedesinin dogdugu topraklara gelmeyen Ahiskalilardan bahsediyorum..
Bulgar göçmeni diye adlandirilanlar Bulgaristan’in zulmünde kaçip, gelirlerken Ankara’ya ya da Antalya’ya gitmeyip, Bulgaristan’a yakin ata dede topraklarini seçerlerken Ahiskalilar niye Ahiska’ya sinir olan ve devam eden göç ile her yil biraz daha bosalan Posof’a, Ardahan’a gelmezler diye sormak gerekmez mi?
Bilmem ama bu yönden bakildiginda sanal ortamlarda hing minglarin havada uçustugunu, hatta art niyetli, yetmedi Ahiskali düsmani ilan edildigini de bilenlerdeniz..
Halbuki;’Vatan-Millet-Sakarya’ hatta ‘Osmanli Aslani’ diye kendini yutturanlarin vatan sevgilerinin de ne kadar oldugunu ortaya koyan bu davranis ve tutumunda masaya yatirilmasi gerekir diye düsünürken bu yönde çabalayanlarin da çabalarinin bosa çiktigina sahit olmaktayiz..
Çünkü Ahiskalilarin sürgün edildigi topraklarin Ardahan ve Ardahan’a yakin, sinir Ahiska oldugunu buralari begenmeyen Ahiskalilara birileri bu durumu anlatip, ‘bu nasil bir sey demeli?’ degil mi?
arsiv haber 29/12/2018 tarihli haber
HANAK’TA İNTİHAR!
Kars Havaalaninda çalistigi ögrenilen 32 yasinda ki bekar genç girdigi bunalim sonucu kendisini asarak hayatina son verdi
Alinan bilgilere göre Ardahan’in Hanak ilçesinde oturdugu ögrenilen Sezgin Polat’in Kars’tan annesine ait eve geldikten bir süre iple kendisini asarak intihar ettigi ögrenilirken olayla ilgili sorusturma baslatilan Polat’in Hanak’ta topraga verilecegi alinan bilgiler arasinda oldu.
**Kars Birinci!..
Erciyes Üniversitesi’nden Mustafa Atak, Türkiye’de artan intihar vakalarina dikkat çekerek ”Türkiye, dünyada 3,94 orani ile 79’uncu sirada yer aliyor” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise intihar oraninin en yüksek oldugu il Kars, en az oldugu il ise Çankiri oldugu ortaya çikti.
NTİHARIN NEDENLERİ
Genetik yatkinligin intihar riskini yüzde 42 oraninda artirdigini ifade eden Mustafa Atak, “Bu yüzden aile anamnezi alinirken bireyle ilgili gerekli bilgiler titizlikle incelenmeli ve özellikle ebeveynlerden birisi intihar etmisse riskin arttigi bilinmelidir. İntiharlarin yaklasik yüzde 90’inin psikolojik rahatsizliklarla iliskisi vardir. Ayrica tüm bagimliliklarda, bazi ekonomik darliklarda ve daha önce geçirilmis kafa travmasi sonrasinda intihar görülebilir. Mizaç rahatsizliklarinda yüzde 30, madde bagimliliklarinda yüzde 18, sizofrenilerde yüzde 14, kisilik rahatsizliklarinda yüzde 13 oranlarinda intihar vakalarina rastlanir. Tüm kronik rahatsizliklar, intihar riskini arttirabilir. İntiharlarin yaklasik yüzde 50’si alkol ve diger madde bagimliliklarinda görülür. Hele de ergenlerde hem alkol, hem de madde bagimliligi birlikte mevcutsa intihar orani yüzde 70’lere kadar yükselebilir. Diger bir ilginç arastirma ise nikotin bagimliligi ile intihar arasindaki irtibata isaret eder. Sigara içenlerde sigara içmeyenlere göre dört kat daha fazla intihar vakasi görülmektedir. Escinsel hayat tarzini benimseyenlerde, escinsel olmayanlara göre intihar riski on dört kat daha fazladir” seklinde konustu.
İNTİHARIN TEMEL NEDENİ DUYGUSAL ZEKA EKSİKLİGİ
İntihar ve siddet vakalarinin temel nedenlerinden birinin de duygusal zeka ve merhamet duygusunun eksikligi oldugunu kaydeden Mustafa Atak, “Burada zekanin akil ve hikmetle desteklenmesi ve üstün yetenekli kisilerin duygusal zeka ile ilgili yönlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Aksi durumda sosyal uyumsuzluk nedeniyle üstün zekali bireylerde intihar riski yüksek olacaktir. Okullardaki egitim programlarinin duygusal zekâyi destekleyici etkinliklerle yeniden sekillendirilmesi ve merhamet egitiminin bebeklikten baslayarak hayatin her asamasinda verilmesi gerekir” dedi.
İntiharlari önlemenin en önemli yolu iman duygusunun güçlü olmasindan geçtigini belirten Mustafa Atak, “Bati’da yapilan arastirmalarda en az intihar eden din mensuplari sirasiyla Müslümanlar, Yahudiler, Güney Amerika Katolikleri, Avrupali Katolikler, Ortodokslar ve Protestanlardir. Müslüman ülkelerde intihar oranlarinin düsük olmasinin en önemli nedeni din tarafindan intiharin kesin bir sekilde yasaklanmasidir” diye konustu.
**Roboski ve Suriye..
Türkiye’nin Suriye’ye yeniden girecegini ima etmesi ardindan ABD’nin bölgede çekilecegini ilan etmesi ile yeniden hareketlenen Ortadogu yani ülkemizin sinir ötesinde yasananlar bölgenin oldugu gibi dünyanin birinci gündem maddesi durumunda olmaya devam ediyor.
Tabi ülkenin olmazsa da basta Kürtlerin olmak üzere birilerinin de diger bir gündemi de 7 yil önce 28 Aralik 2011 gecesi, Şirnak’in Uludere ilçesine bagli Ortasu köyünde F-16 savas uçaklarinin yaptigi bombardiman sonucunda 34 Kürt kökenli vatandasin hayatini kaybetmesi olayidir..
Ve 31 Mart 2018 Yerel Seçimleri öncesi adaylarini açiklayacak olan Baskan Erdogan’in ve digerlerinin Roboski olay basta olmak üzere ülken içinde ki bu gündemle ilgili bir sey deyip demeyecekler ide merak edilmektedir.
Irak’tan sonra Suriye’de ki Kürtlerin ‘Bizde variz’ deyip bölgede söz sahibi olmak istemesinin kabul etmeyenlerin ellerinde bulundurduklari askeri ve silahli güçler ile saldiri hazirliklari yaptiklari bir sirada Suriye’nin resmi ordusunun yeniden bölge de görülmesini içine sindiremeyenlerin dünyanin resmi bir ordusunu kendi topraklarinda yeniden söz sahibi olmasini terörist bir hareketmis gibi kendilerine yakin havuz medyasi kanaliyla kamuoyuna duyurmalari da ne kadar inandirici olur bilmeyiz.
Irak ve Suriye’de yasanan bugünkü gelismeler öncesinde her iki ülke tarafindan taninmayan, kimlikleri verilemeyen ama bugün artik tüm dünyanin kabul ettigi bir halkin yani Kürtlerin kendi ülkeleri ve topraklari olan bölgelerde yasama hak sahipligini kabul etmeyi kendi yarattiklari İs İT’i mana edip, bölgeye girmek istemeleri de yeni Roboskileri yaratmaktan öte bir sey degildir.
Yapilacak hareketin Türkiye’ye de bir hayi getirmeyecegini bilmek ve en önemlisi ABD, Rusya, İsrail ve Arabistan gibilerinin asil amacinin da Türk Ordusu ile Suriye Ordusunu karsi karsiya getirip, silah satmak, Türkiyeyi ekonomik olarak zayiflatmak ve en önemlisi Türkiyeli Kürtleri rahatsiz etmek oldugunu ve bu duruma kendisine sira gelecekten korkan İran’in gaz verecegini unutmadan hareket etmek gerekir.
Bu nedenle;Yeni Robiskilerin önüne geçmek için dün birlikte oldugumuz ve Esad dedigimiz ardindan öyle , böyle yasanan gelismeler sonrasi Esed dedigimiz komsu Suriye ile temasi yeniden kurup bölgede oynan oyunu bozar, bitiremesekte en az 50 yil öteleriz diye düsünüyorum..
Bunun en açik örnegi de baris sürecinde bir olup ‘Negri, Negri’ türküsünü birlikte söyledigimiz o güzel günlerdi ve o günlerin bozulmasinda sonra dag, tasi bombalayan silah ve bombalara giden paralarimiz dolaysiyla ekonomizm de yasanan su anki sikintilardir..
Ve atacagimiz barisçil bir adimla bunu ülke içinde ve sinir ötesinde yeniden saglamak için hiç bir engel olmadigi gibi ‘Bizim yerimize DEAŞ’i Türkiye yener’ diyen ABD’nin oyununa gelmemek gerek..