Bu hafta sonu başkanlık ve milletvekilliği başvuru süreçlerinin tamamlanması beklenen partilerde aday adayı bolluğu yaşanırken bu aday aday adayların aday olmak için bütün imkânlarını seferber ettikleri de dikkatlerden kaçmıyor.
Ardahan’da aktif olan 3 partinin adaylarının kimler olacağı büyük bir merakla beklendiği şu günlerde en çok aday adayın iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisinde olduğu görülmekte.
Mevcut Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Veteriner Hekim Yunus Baydar, Prof. Ramazan Korkmaz, Halil İbrahim Dursunoğlu, Hamza Bektemür, Muhsin Koca ve Cavit Çetin AK Parti’den Ardahan Milletvekili aday olmak için aday adaylık başvurularını yaptıkları öğrenildi.
CHP’de halen resmi bir başvurunun olmadığı ancak konuşulan isimlerin başında aynı zamanda Cumhurbaşkanı Aday Adayı olan CHP’nin mevcut Milletvekili Büyükelçi Öztürk Yılmaz, Mutlu Kerimoğlu, Ensar Öğüt’ün isimleri konuşulmaktadır.
Ardahan’da iyi bir isim ile seçime gitmesi halinde bir milletvekilliği zorlayacağı iddia edilen HDP’de de şimdiye kadar resmi bir başvurunun olmadığı ancak Av. Yaşar Kaya başta olmak üzere ‘Ben adayım’ diyenlerin sayısının şimdiye kadar 3’ü geçmediği gözlenmekte.
MHP’nin yanı sıra İYİ Parti, İşçi Partisi, Saadet Partisi, Komünist Partisinin aday çıkarması beklenmeyen Ardahan’da 24 Haziran seçimlerinin AK Parti, CHP ve HDP arasında geçmesi beklenmektedir.
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
Seçimlerin yeniden gündeme gelmesiyle bu aralar bir hayli akıllara gelen, omuzlarda taşınan biz gazetecilerin yaptıkları haberleri beğenmeyip, gazetecilerin para karşılığında haber yaptıklarını, paragöz olduklarını ve ‘Satılık Basın’ diyerek gazetecilere yönelik alçakça bir tanım yapıldığını, biz gazeteciler gibi zaman zaman sizlerde görüyorsunuzdur.
Ve belkide zaman zaman sizlerde aynı şeyleri düşünüyorsunuzdur.. Ama bizlere ve meslektaşlarıma bu tür alçakça tanımlar yapanların öncelikle gazetecilerden kuyruk acıları olduğunu herkes iyi bilmelidir. Çünkü bu tür tanımları yapan alçakların çoğunu yine biz gazeteciler iyi tanır ve biliriz.. Ama ben bu alçakların kimler olduğunu sıralayıp, yazmaktansa bu alçakların başını çektiği gazeteci düşmanlarına bir kaç soru soracağım.. 1- Siz gazeteciyi suçlarken nasıl geçindiğini hiç düşündünüz mü? 2- Alçakça bir suikast sonucu öldürülürken ayakkabısının altını delik olduğu ortaya çıkan Hrant Dink başta olmak üzere yerel gazetecilerin başını çektiği gazeteci tayfasının yüzde kaçının sizin gibi villada, lüks arabalarda, barlarda, ihale salonlarında, siyasette olduğunu söyleyebilir misiniz? 3- Gazeteciyi ‘Satılık Basın’ diyerek suçlayan siz bugün dahil gazete bayisine gidip, bir gazete alıyor musunuz? Ve bu ülkede bir milyonu at yarışı, bir milyonu magazin, bir milyonu spor olmak üzere neden 3 milyon 700 bin gazete satıldığını hiç düşündünüz mü? 4- Her hangi bir haksızlığa uğradığınızda ancak aklınıza gelen gazetecinin yazdığı haber ve yorumları dolaysıyla mahkeme kapılarında dolaşırken, hapishanelere atılırken hanginiz gazetecinin arkasından gittiniz? 5 Sanal ortamı fırsat bilip, ‘Gazeteci’de kim?’ diyerek es geçtiğiniz gazeteciyi seçimden seçime hatırlayan hatta aday sıralamasına girmek için akıllara getirdiğiniz seçmenler gibi gazetecilerde unutulmuyor mu? Kısacası bugünlerde bir hayli hatırı sayılır olan gazetecilere yönelik alçakça tanımlar yapanlar size soruyorum; Tek sermayesi düşünce olan gazetecileri, ‘Satılık Basın, Paragöz Gazeteci!’ diyerek suçlarken hiç mi vicdanınız sızlamaz? Neyse anlayan anlamış, ‘alçaklar gerekli cevabı yine bir gazeteciden almıştır diyerek, bu ülkede gazetecinin de içinde bulunduğu birini suçlamak için ucuz yolların artık terk edilmesini ve gazetecilerin demokrasinin olmazsa olmazları olduğunu bilmek ve hatırlatmak en güzelidir derim..
|
|