Alınan bilgiler göre geçtiğimiz günlerde meydana gelen olay Okçu Yaylası yolunda meydana geldi.

**Ardahan’da Şuhpeli Ölüm!
*25/07/2017 Tarihli Haber
Geçtiğimiz gün yaşanan ve AK Parti eski İl Genel Meclis Üyesi Dilaver Ahçı’nın hala ölümü ile sonuçlanan olayın ardından Ardahan Karagöl Mahallesinde bir kişi şuhpeli şekilde ölü bulundu.
Ayrıntılar geliyor..
**3 BAYAN KAZA KURBANI..
BAYANLAR ÖLÜMDEN DÖNDÜLER!..
*06/06/2015 Tarihli Haber
Engelli Merkezi Müdiresi, ATSO Başkanının Eşi ve Bir Öğretmen Hastanelik Oldu..
Alınan bilgilere göre Ardahan Ticaret Odası Başkanı Çetin Demirci Meltem Demirci, Ardahan Engelsiz Yaşam Merkezi Müdürü Helen Diğer ve Serhat Aslangörür’ün eşi Öğretmen Nesrin Aslangörür yemek için gittikleri Laşte’ten Ardahan’a dönerlerken aracın şarampole yuvarlanması sonucu ağır yaralandılar.
Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılan yaralı bayanların ikisinin ağır yaralı olduğu bilgisi alındı.
İktidarın Ardahan İl ve İlçeler yakasına baktığınız da Başkan Erdoğan’ın yeniden başına geçtiğinde söylediği metal yorgunluğu meselesini tam olarak algılayabilirsiniz..
Çünkü AK Parti Ardahan İl ve İlçe Teşkilatların da yaşanan bu yorgunluğun metalin yorulmaktan öteye delindiğini, teknenin su almasına kadar gittiğini görmek o kadar mümkün.
Buna neden olan en büyük sorun da başta Ardahan İl Teşkilatın da olmak üzere AK Partinin İlçe teşkilatlarında görev alan birinin kendisi dahil, yeddi sülalesini İŞ-KUR vasıtasıyla devletin resmi kurumlarına yerleştiren zihniyettir..
Bunu da görmek için başta İl Spor Müdürlüğüne olmak üzere Hastaneye, Belediyeye, Sağlık Müdürlüğüne ve ilçe belediyeleri ile kaymakamlıklarına doldurulan AKP’li yöneticilerin, siyasilerin dost ve yakınlarına bakmak yeterli..
Öyle ki bir evde en az bir değil, 3-4 kişinin fakirin, fukaranın çocuğunun girmesi gereken işe girdiğini ve bu kanalla yine AKP’li olan bir eve ayda 10 ila 12 bin TL: bankamatik kartı ile maş girdiğini görmek mümkün..
Bu yetmezmiş gibi iktidarın nimetlerinden faydalanma hırsı ile devletin verdiği krediler, teşvikler yani tüm imkanlarda çel, çocuklarını, eş ve gelinlerini İŞKUR aracılığı ile maaşa bağlayan AKP’li büyük yöneticilere gitmesi de adeta normal ve olması gerek bir durum haline gelmiş..
Bu da Ardahan’da ki metali daha çok yormuş, delmiş, teknenin de su almasına neden olmuş halde..
Demirel dönemini, Özal sürecini aşan bu durum gün geçtikçe toplumu rahatsız ederken birileri de Başkan Erdoğan’a olan sevgi ve güvenden dolayı gelen oyları kendiler alıyormuş gibi pazarlayarak rantlarına rant katmanın şımarıklığıyla, gezişleri, tavırları değişmeye başlamış durumda..
Yaşanan bu şımarıklıkla Milletvekili ile Belediye Başkanını bile takmamaya başladıkları görünen metali yıpratıp, delen, teknenin su almasına vesile olan bu haramiler 15 yıldır iktidar olan partinin çarkını Ardahan’dan ters döndürmeye başlamış durumda olduğu da diğer bir gerçektir..
Peki bunun önüne geçmek mümkün mü?
Bana sorarsanız mümkün..
Onuda yapacak olan yorgun metalin başına geçen Başkan Erdoğan’ın olaya el atıp, önümüzde ki aydan itibaren başlayacak olan kongreler de şu an gerek ülke genelinde gerekse Ardahan’da ki AK Parti İl ve İlçe Teşkilatlarında bulunan mevcutların bulunmaz Hint kumaşı olmadığını ve hemen hepsini hurdalığa kaldırmasıdır..
Çünkü benim gördüklerimi, anlatmaya çalıştıklarımı bir ben değil, tüm Ardahan gibi AK Partinin Genel Merkezi de rapor haline getirdiğini duymakta, öğrenmekteyiz..
**Dikta değil, İktidar olun..
Bir çok gazetecinin tutuklu olduğu bir ülke de 24 Temmuz Basın Bayramını kutlamak ne kadar mantıklı bir durum bilmem ama yine de ‘bayram işte’ diyerek, ‘kutlamak gerekir’ diyerek gazetecilik mesleğini tüm baskılara karşın yapmaya çalışan gazeteci meslektaşlarımı tek tek kutlarım..
Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve 30 yıldır her gün yazan bir gazeteci olarak bu kentte gazeteciliği yaparken yaşananları yazarken ‘Acaba başımıza bir şey gelir mi?’ diye düşünüp, beynimizde ki düşünceleri özgürce kamuoyuna aktarma çabası içinde verdiğimiz mücadelede karşımıza hep dikta özlemi çeken siyasilerin çıktığını da biliyoruz.
Yerelde olduğu gibi ulusalda da bin bir soruna karşın inadına gazetecilik mesleğini yerine getirip, basın bayramı denen günlerde hatırlanan gazetecilerin diğer bir istem ve arzusu da iktidarım deyip, kendi yeddi sülalelerini kamu dairelerine yerleştirenlere dikta olmayın, iktidar olup, sizden hizmet bekleyen halka hizmet edilmesini sağlama çabasıdır..
Bu nedenle;
Birilerinin dikta olma hevesini bir kenara itip, iktidar olduğun hatırlayarak başta şu an kaz, tavuk, hindi bırakmayan yalancı veba sorununa çare araması ve merkezlerinde doğru dürüst bir wc’si bulunmayan bu kentin sorunlarına el atmasıdır..
**Cürümünüz kimi yaktı?
Başta İstanbul’da olmak üzere ülke genelinde güçlü bir Ardahan birlikteliği için verilen çabaları baltalamak için ellerinden geleni yapanların ve Ardahan merkez de iktidarın gücünü arkalarına alıp şımaranların şu bir kaç festival ve şölende kendilerin bir pay çıkarıp, çıkarmadıklarını düşünüyorum.
Çünkü herkesin ayrı telden harekete edip, yalnız kaldığını bir kez daha gördüğüm Göle, Damal, Çıldır ve Posof Festivallerinde en dikkat çekici durum bir birini yiyenlerin hemen hepsinin moralsiz ve yalnız oluşlarıydı..
Çünkü sırt sırta vermeyi, el ele tutmayı beceremeyenler gerek etkinlik sahalarında gerekirse yaz tatili için geldikleri memleketlerinde yalnızdılar..
Göleli sözüm ona federasyon, dernek başkanı, hatta iş adamının Damal’a, Çıldırlı sözüm ona ileri geleninin Posof’a davet edilip, gidemediği, gidenlerin ise tanınıp, selam alamadığı görülen bölgede ki etkinliklerde onlar kadar yalnızdı..
Çünkü bölgede yani yerelde söz sahibi olduklarını sanıp, federasyon, dernek hatta iş adamı da kim dercesine kendi başlarına hareket edenlerde alanlarda yalnız ve tek başlarına kalmıştırlar..
Vali yada Kaymakamlar alana geldiğinde zorraki bir araya gelenlerin beş dakka sonra hepsi bir köşe de birer yetim gibi dolaştığı şenlik, şölen, ve festivallerde çıkarılacak tek ders herkesin bir yana çektiği Ardahan değil, herkesin el ele verdiği bir Ardahan birlikteliği için eteklerinde ki taşları dökmeleridir..
Çünkü hiç bir belediye başkanın resmi davet çıkarmadığı, yer vermeyi düşünmediği federasyon, dernek başkanı ile dernekçilik olmayacağı gibi başında bulunduğu kenti, ‘Tek başıma kalkındıracağım’ deyip, kendisinden başkasını dikkate almayan bir anlayışla bu kentte o istenen birliktelik olmaz..
Yani bir birimiz yemektense önce bir birimizi sevmeli, samimi olmalıyı..
Aksine mi, ‘Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın’ sözünü hatırlar ve bu sözün ne kadar yerinde ve de doğru söylendiğini anlarsın.
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
|
|
|