.jpg)
Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte azırlayıp, Canlı Olarak TEMPO TV’de Canlı Olarak Yayınlanan Programa Siz
Her Pazar Günü, Saat: 14.00’da ekranlarınızda..
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw



İl olmak için çabalayan ve ilçe nüfusu 850 bine yaklaşan Gebze’de gelişigüzel yapılaşma ve mevcut binaların bakımsızlığı dikkatlerden kaçmıyor.
1999 Gölcük depremi sonrası mevcut yapılarda kentsel dönüşümün ve onarım çalışmalarının çokta yapılmadığı Gebze ilçesinde özellikle E-5 ve otoban üzerinde bulunan birçok binanın adeta harabe halinde olduğu dikkat çekerken bu durum çirkin görüntülere sebep oluyor.

.jpg)



Başta Çamlıca tepesine doğru çıkılan ve eski adıyla Boğaz Köprüsü olan 15 Temmuz köprüsüne giden yol üzerinde olmak üzere birçok araçlı ve direkler üzerine konulmuş vericilerle bu sorunu gidermeye çalıştıkları görülürken, onca tv ve radyo kuruluşlarının yanı sıra bölgedeki telefon vericilerinin çokluğu ile boğaz manzaralı alan eskisi gibi görsel kirliliğe neden olduğu görülmekte.

Kanal İstanbul’u yapacağını iddia eden ve bunu ortaya koymak için daha yolları olmayan bir alanda İstanbul Sazlıdere’de temelini attığı köprü gibi Sabiha Gökçen Havalimanının da bulunduğu Pendik-Kurtköy mevkiinde yapılan yolun üzerindeki köprünün giriş ve çıkış yollarının yapılmadığı görülmekte.
Yol üzerinde taç gibi duran ve yollarının neden yapılmadığı bilinmeyen Kurtköy’deki köprüyü görenler bir çıkışı olmayan köprü yollarının kâğıt üzerinde yapıldı gösterilip parasının ödenip ödenmediği de merak edilmekte.
.jpg)
.jpg)
Hızla devam eden ve daha bitmeden dairelerinin satışları yapılan bu bina ile ilgili diğer ilginç bir durumda belediyenin binaya zabıta göndermesinin nedeni, binanın yol ortasına yapılmasını durdurmak değil, binayı yolun ortasına yapan firmanın sahiplerinin belediyeden alacakları akaryakıt parası olan paralarını tahsil etmek için olduğu bu duruma kızan başkanın, “Sizin yüzünüzden basın beni yazıyor, birde akaryakıt parası mı istersiniz” diyerek kızıp, zabıtaları ondan binayı mühürlemeye, göz dağı vermeye gönderdiği de iddia edildi.
Kayyumlar Kaç Maaş Alıyor?
HDP’nin desteğiyle yerelde iktidar olup kendi medyasının güçlenmesini sağlayan ve bu medyanın gücüyle gündemi muhalefete kaptıran Ak Parti ve MHP koalisyonu bürokratlarının çifter değil beşer hatta 10’dan fazla maaşlar aldığı konuşula dursun HDP’li seçilenlerin yerlerine atanan kayyumlar unutulmuş gibi..
Demokrasinin gereği olan, halkın oylarıyla iktidar olduklarını belirtip halktan büyük kimse yoktur edasıyla siyaset yapanların, yine halkın seçtiklerini çeşitli bahanelerle görevden alıp hapse atarken bir başka şey daha yaptılar..
O da ikinci hata denecek şeyi, yani muhalefetin rahat hareket etmesini sağlayan CHP’yi destekleyen HDP’li meclis üyelerini tek tek görevden el çektirip batıdaki CHP’li Belediyelerin elini daha da rahatlattılar..
Yani doğu ve güneydoğuda halkın seçtiği HDP’li belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine memur kayyumlar atayarak başta kürt seçmeninden olmak üzere tüm dünyada tepki alırken İstanbul başta olmak üzere Batı kentlerindeki belediyeleri elinden alıp yerelde iktidar olan CHP’yi destekleme adına birer ikişer HDP’liyi CHP Belediyelerinin meclisine sokan HDP’lileri de görevden alarak belediyelerin yönetiminin tümünü CHP anlayışına hediye etti.
Ve bugün “dürüst ol, demokrasiye, adalete, hak ve hukuka uy ve bu yoldan uzaklaşma” diyen elçileri neredeyse terörist ilan edip, içeri olamasa da dışarıya kovacağım diyen aynı anlayışın hata üzerine hata yaptığını görüyor, hallerine üzülmüyor değiliz..
Çünkü iktidara gelmeden önce kendilerinin bizzat karşılaştığı zulümlerin mağduriyetiyle iktidar olduğunu unutanlar aynı mağduriyeti yaşattıkları HDP’nin ahıyla başkalarını önce yerelde şimdide genelde iktidar edeceklerinin farkında değiller..
Ha unutmadan ekmek elden su gölden olmasa da devletin özel idare bütçesinden ve halkın vergisi üzerinden geçinen memur kayyumlar kaç maaş alıyor? Sorusunuda merak etmiyor değilim..
Çünkü görevlendirme vekâlet, köy ziyaretleri, toplantı katılımı, mesai, adı altında birçok ödenek alan memur kayyumların valilik, kaymakamlık maaşlarının yanı sıra kanunen değil adaletli hiç değil zorla oturturdukları belediye başkan makamlarınlarının maaşlarını da aldıkları hiç konuşulmaz..
Şu benim demokraside, eşitlikte, adalette dünya birincisi değil, sonun bir tık üstünde olan ülkemde..
.jpg)

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün toplumsal olaylarda emniyet personelinin ses ve görüntülerinin alınmasının engellenmesine ilişkin genelgesinin ardından Ardahan’da bir gazetecinin çektiği fotoğraflar polis tarafından sildirildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, personelin ses ve görüntüsünün kayda alınmasının engellenmesine ilişkin genelgesine ilişkin tartışma sürüyor.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, dün, bir televizyon kanalında, genelge ile ilgili olarak; “Ama diyorsanız ki herkes polisin karşısına geçsin, polis bir işlemi yaparken veya tapucu bir işlemi yaparken veya bir memur bir işlemi yaparken, hatta siz yolda yürürken. Hanımefendi siz yolda yürürken birisi gelip sizi telefonla taciz ederse. Buradaki arkadaşlarımız aynı yorumu yaparlar mı acaba? Peki siz bundan mutlu mu olursunuz? Memnun mu olursunuz? Bu doğru bir şey değil. Beni bağışlayın ama bu normal bir insan davranışlı değil. Anlaşılıyor ki dünyada cep telefonları olmadan adalet tecelli etmemiş bu zamana kadar. Yani hiçbir zaman tecelli etmemiş” değerlendirmesini yaptı. Soylu, genelgenin anayasaya aykırı olmadığını söyledi.
Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Başkanı Mehmet Ali Dim, sosyal medya hesabında, Soylu’nun canlı yayına telefonla bağlandığı görüntüyü paylaşarak, bir gazetecinin yaşadıklarını aktardı. Dim, şunları söyledi:
“Sayın Bakanım Süleyman Soylu, bugün Ardahan Kazım Karabekir Caddesi’nde uygulama noktasında fotoğraf çeken gazeteci Özkan Karakaya’ya polis müdahale etti ve fotoğraflarını sildirdi. Polis, ‘Yeni genelge var, resim çekemezsin resim çekmek yasaktır’ dedi. Bilginize.”

İki emekli öğretmenin ve bazı derneklerin katkısı ile, başta güneydoğuda şehit olan iki yakınını olmak üzere, Dumlupınar şehitleri anısına Adapazarı Karasu’ya giden yol üzerinde bulunan eski belde Darıçayır köyü yolu ortasında yaptırılan sembolik şehitlik abidesinin yanında iki adet sembolik şehitlerin adını taşıyan mezarlıklar bulunuyor.
Adapazarı Karasu ilçesi yolu üzerinde bulunan ve Darıçayır ile birçok köye giden yolun ortasına yapılan “Şehitler Anıtı” adı verilen, yol ortasında bulunan alana da Şehit Veysel Saygılı Bulvarı adı verilmiş.

Üç yıl önce yaptırılan sembolik şehitliğin açılışına zamanın Valisinin, ilçe kaymakam ve belediye başkanlarının katıldığı da öğrenildi.

Evet her insan gemi misali onca hafif, çalkantılı, zaman, zamanda tsunamiye dönüşen dalgalar arasında bilinmeze yol alırken, zaman, zaman da Titanik misali buzlara, kayalıklara ya da kanalı kapatıp, tüm dünyanın gidişatını olumsuz etkileyen korona virüsü ile karşılaşır…
Ve bir umut diyerek Karadeniz’de, Akdeniz, Ege’de yer altı kaynakları arıyoruz deyip taaa Libyalara kadar uzanıp, durduk yerde uluslararası sorun ve sıkıntılara neden olan gemiler gibi yeniden yanaştığı limanlarda da karşılaşır yeni sorun ve sıkıntılarla, hatta çek git diye tepkilerle karşılaşır, sevinçle yeni attığını düşündüğü çapanın elinde kaldığını anlayıp, kala kaldığı yerde göğüste bulunan çatlağın verdiği ağrıyı hissederken.
İşte duyguların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığı bir anda o büyük bir umutla yanaşıp, ama beklenmedik bir anda gelen fırtına ile yıkıldığı limana attığı çıpayı çekmeye çalışan kolların koptuğunu, şiirleri yazan parmakların ağrıdığını ve “haydi diren, kalk, yürü, git yeni bilinmeyen bir limana” demek isteyip, gidemeyen ayakların adım atamaz halde kala kaldığı bir andır basitçe, “yaşandı bitti” denen o anlar…
Ve o dağları delip, tüm gücü ile homurdayıp, içindekileri ateşe çevirip hem kendisini hem de limanı, çevresini yakıp, yıkıp, geçtiği andır lav adını alan limanın dirençsizliği, zavallılığı oraya çıkar sarı ışıkların açtığı yoldan kendisine çektiği gemiyi param parça edip, kenara attığını düşünüp, kendisini kandırır, kanattığı yaraların nasıl kapanacağını bilmeden…
Evetle başlayıp, hayırla biten anların insanı şairleştirip, şiirler yazdırdığını bir kez daha anlarken, en güzeli olanın limanın ve gemiyi ona çeken fenerin değil, severek çıktığın bu yolda kendi bildiğinden vazgeçmemek ve tüm tsusinamilere, hatta köpek balıklarına karşın yazmaya, yaşamaya ve şairleşmeye devam demeli insan attığı çıpanın o kadar basit olmadığını ve kopmayacağını hissettirmektir asıl yaşam ve şiirler…
İşte, “benden de bir şiir” diyerek bugünü sakin, yarını fırtınalarla karşılamak adına mücadeleye devam duygularlada son bir yıldır koronanın bagane edilip getirilen tüm yasaklara karşın o yasakları, saçma duyguların esiri olup, “olmaz, buraya kadarmış,” denenleri, yani ufukta da ola, serapta görsen o limanı, adayı ya da volkanlar gibi yanan içini soğutacak suya ulaşmak için umut, sevgi, saygı ve arzu deyip yeniden çıktığın yolda adım atmaya devam etmeli insan…
Hem de yelkenleri yırtılmış, kürekleri kırılmış olsa da, devam diyerek aşağıdaki şiirin yazdırdığı bu yazı gibi yazmaya, yaşamaya, yaşanılması gerekenleri görmeye kalbin bulunduğu göğsü gererek vazgeçmedim demektir, ‘limanı terk etmeyen insanın kendi kıyısında acı çekmeye mecburdur’ densede yaşamın diğer bir adıda limandır…
Limandan Ayrılmak…
Hiç görmediği Zonguldak’ın
hep o ısıtan kara kömürle
anarken umudun diğer adı olan
mavi denizin yanı başında
bulunan limana ışık veren
ve güneş sarılığı ile
geniye
-Yorgunsun yaklaş şu limana
derken aslında zaten birçok
yara almış, yüreği, kalbi
çatlamış durumda olan
gemiyi karaya oturtup, parçalamak
ve köpek balıklarına yem yapmak
olduğunu nereden bilecekti ki
kendisini usta Kaptan sanan
ve limandan ayrılmak zorunda
bırakılan yara, bere içinde
olan limanı çok seven GEMİ..
.jpg)
arşiv haberler 01/09/2019 tarihli haberler/yorum
Fakülte Değil, Turistik Tesisi Olacak!


**Eski Haber.. 10/08/2019 TARİHİ HABER
Ardahan Merkeze bağlı 21 köyün bulunduğu alanın adı olan Hoçvan bölgesinde bulunan köyleri İstanbul’da ki derneklerini bir çatı altında toplama iddiasıyla kurulan Hoçvan Federasyonun Başkanı Yakup Mavzer HDP’den Milletvekili Aday Adayı oldu.
İstanbul 1. Bölgede HDP’den Milletvekili Aday Adayı olduğu öğrenilen Hoç/Fed’in Başkanı Yakup Mavzer’in yanı sıra Göleli İsmet Koç’un da aynı bölgede HDP’den Milletvekili aday adayı olduğu alınan bilgiler arasında oldu.
**İSTİFA EDECEK Mİ?
Daha önce BDP İstanbul Esenyurt Belediyesinde Belediye Meclis Üyelği de yapan Yakup Mavzer’in siyasete atılması ardından Merkezi Esenyurt’ta bulunan Hoç/Fed’in başkanlığında istifa edip, etmeyeceği merakla bekleniyor.
.jpg)

















ki…
arşiv haber 05/04/03/02/2007 Gününün Haberleri

GSM sıralamasında Türkiye’nin birinci yoksul ilçesi olan Ardahan’ın Damal İlçesi, Atatürk’ün yılın belli tarihlerinde Y. Gündeş Dağlarına yansıyan Silueti ile tanınmasının yanı sıra 1996’da Japonya’daki ‘El emeği, göz nuru yarışması’nda birinci seçilen Damal Bebekleriyle de biliniyor.1995’te dönemin Başbakanı Tansu Çiller’e hediye edilmesiyle Türkiye çapında tanınan ve bu gelişme ardından açılan kurslarda yöre halkına eğitim verildi ve bebeklerin seri üretimine geçildi. Damal Bebekleri, şimdi yoksul ilçenin umudu durumunda olurken ilçenin CHP’li, Öğretmen Belediye Başkanı Gülcemal Fidan bebeklere oyuncak bebek olarak bakılmasına karşı çıkıyor. “Damal Bebekleri bir oyuncak değildir. Damal Bebekleri bir inanç bebeğidir. Damal Bebekleri bir kültür bebeğidir. 1000 yıl ömrü vardır. Desenleri, burada yaşayan insanların acısını taşımaktadır. Buradaki zor hayat şartlarını ifade etmektedir. Damal Bebekleri, bizim acı çeken yanlarımızdır.” diyor.
Damal’ın, unutulmuş ve yoksul halinin, her yılın 15 Haziran ve 15 Temmuz tarihleri arasında görülebilen Atatürk’ün siluetinin ortaya çıktığı günlerde ancak sorulup, tartışıldığını ve kısa bir süre sonra yeniden unutulduğuna dikkat çeken Belediye Başkanı Gülcemal Fidan, “Bölge 1876 -1920 tarihlerinde Rusların istilasına uğrayıp, halen halk arasında 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı Rus savaşında 44 yıl istila ve Rus zulmü yaşamasına rağmen Türklük onur ve töresinden taviz vermemiştir. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Ordusu Rus Ordusunu yenilgiye uğratıp 3 Mart 1921 yılında bölge ile birlikte Damal Türk hâkimiyetine kavuşmuştur. İşte bu acı ve kederlerin biriki ve bugün yaşadığı fakir ve yoksulluğun yansımasıdır Damal bebeklerini ortaya çıkaran. Çünkü, o bebekler oyuncak olarak değil, bölge insanının acısını yansıtır, güzelliğini yansıtır, ağlamasını ve de sahipsizliğini belirten renklerle süslenir. Bu nedenle Damal Bebekleri oyuncak değil, âdete birer inanç bebeğidir’ dedi.
Haber ekleme saati: 05.02/04/02/2007
Haber: Fakir Yılmaz Kaynak: www.siyasalbirikim.com.tr
KAI’de sadece Ardahan’ın adı var ..
Özkan Karakaya Geçtiğimiz günlerde Ardahan’da yayın yapan Kuzey Doğu Anadolu isimli yerel gazetede, ilimizde mevcut olan sorun ve sıkıntıların çözümü adlı haber, bana göre tüm duyarlı Ardahan’lıların tekrar tekrar okuyup irdelemesi gerektiğini düşünüyorum. Ardahan ilinde mevcut sorunların deklare edilmesi konusunda Ardahanlı iş adamı Cavit Çetin kaleme aldığı yazı dizisi, bölgemiz ve ilimizde son yılların birikmiş sorunların çözümü noktasında objektif bir bakış sergilemektedir. Çetin ele aldığı yazı dizisinde gerek çözüm gerekse çözümsüzlüklerin nedenini en ince ayrıntısına kadar dikkate almış. İlimizin sorun ve sıkıntılarını 5 ana temelde masaya yatırılması gerektiğine değinen Çetin, geri kalmışlığın aslında kaderimizin olmadığı ve yılların vermiş olduğu talihsizlik ve ilgisizlikten kaynaklanan sorunlar olduğunu açıklıyor. İlimizde sorunlarımızı meclise taşıyacak Milletvekilinin olmadığından da yakınan iş adamı Cavit Çetin, “Bizim sorunumuz aslında bir takip sorunudur. Her seçim döneminde meclise gönderdiğimiz değerli vekillerimiz de bu sorunları biliyor ve buraya geldiklerinde bizlerle paylaşıyorlar fakat bu sorunları mecliste hangi sıklıkta dile getirip takibini yapıyorlar. Açıkçası yeterli derecede gayret sarf edip takibini yaptıkları konusunda emin değilim değerli dostlarım. Hükümetimiz, sayın valimiz, değerli kaymakamımız, milli eğitim müdürümüz ve diğer kamu görevlilerimiz elinde gelen çabaları gösterseler de sonuçta bir yere kadar, bundan sonrasını götürebilecek vizyon sahibi memleketi için her şeyini feda edebilecek kadar cesur ve vatanperver siyasetçilere ihtiyaç vardır” derken ilimiz sorun ve sıkıntılarını 5 ana temelde masaya yatırıp çözüm üretmeliyiz diyerek yapmış olduğu çalışma sonucunda ortaya çıkan fikirlerini kendi köşemde okuyucularımla yeniden paylaşmak istiyorum. İşte iş adamı Cavit Çetin’in Ardahan ili için kaleme aldığı 5 ana temel sorun ve çözümü,
***Hayvancılık ve Tarım
“İlimizin en önemli ekonomik faaliyet alanını oluşturan hayvancılık, özellikle son 15-20 yıllık süreç içersinde oldukça geriye gitmiştir. Gelişmiş ülkelerin bir çoğunda sanayi önemli bir ekonomik kaynak olmakla birlikte tarım alanlarındaki gelişmelere verdikleri önem ise hiç de az değildir. Batılı ülkeler gelişmişliklerini tarımla ilgili sorunlarını çözdükten sonra yüzlerini sanayi toplumuna dönmeleri sonucuna borçludurlar. Bizde ise politikacılarımızın sorunları yerinde değil de, masa başında işi çözme kabiliyetleri ( ! ) sebebiyle sorunlarımız daha da çıkılmaz hale gelmiştir. Açık açık belirtiyorum arkadaşılar; Başlangıçta biz tarım toplumuyduk. Doğa bize bu hakkı vermişti. Demişti ki: Size ben tarım ve hayvancılıktan ekmek yemenizi nasip edeceğim. İlk önce bu konuda uzmanlaşın, bu konuyla ilgili sorunlarınızı çözün. Daha sonra sanayi toplumu olmanız için alt yapınız kuvvetli olur demiştir. Biz ne yaptık tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunlarımızı çözmeden, sanayi toplumu olma sevdasına düştük. Geldiğimiz nokta ise belli; Ne tarım toplumu olabildik, ne de sanayi toplumu olmayı becerebildik. Ama hiç bir şey geç değildir. Gerekli alt yapı çalışmasıyla özellikle hayvancılık konusunda gerekli gelişmeleri gösterebilir, yeni iş alanları yaratabiliriz. İlimizin ekonomisini canlandırmada öncelikli sektör olan hayvancılığın, hayvansal üretime dayalı sanayi ile desteklenmesi gerekmektedir. Böylece hem hayvansal üretimde zamanın şartlarına uygun üretim yöntem ve teknikleriyle üründe verim, kalite artırılacak hem de sanayi alanında gelişmemiş olan yörede sanayi canlanacaktır.Türkiye büyükbaş hayvan varlığının % 2.56’sının Ardahan’da bulunduğu düşünülürse, yörenin et, süt ve deri işleme gibi hayvansal üretime dayalı sanayi tesislerine hammadde sağlayacak potansiyele sahip olduğu görülecektir”
***Sanayi
“Bir bölgenin kalkınmasında en önemli faktörlerden birisi de sanayileşmedir. işletmenin verimli ve kârlı olabilmesi için kuruluş yerinin önemi büyüktür. Her şeyden önce mal üretebilmek için gereken hammaddeyi ucuz ve kolaylıkla sağlayabilecekleri bölgeleri tercih ederler. Üretilen malın kolaylıkla pazarlanabilmesi için kuruluş yerinin pazar merkezlerine yakın ve ulaşımın kolay olması gerekmektedir. Çalışacak insan gücünün de bol ve ucuz olması, özellikle kalifiye elemanın kolaylıkla sağlanabilmesi önemlidir. İşletmelerin kuruluş yeri seçiminde dikkat ettikleri bir diğer husus da Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Sitesi gibi altyapı yatırımları götürülmüş özel sanayi alanlarının bulunmasıdır. Bütün bu koşullar göz önüne alındığında memleketimizin bir işletme olarak gerek ekonomik gerekse doğal faktörler açısından çekici bir merkez olmadığını görmekteyiz. Bu nedenle Ardahan, bugüne kadar sanayi alanında yeterli gelişimi gösterememiştir. Ülke genelinde belli avantajlara sahip bölgelerin sanayileşme açısından hızla gelişmesi, bu bölgelerle diğer bölgeler arasında gelişmişlik farkını açmaktadır. Bu durum, ülke içerisinde sosyal ve ekonomik anlamda çeşitli sorunların doğmasına yol açmaktadır. Ardahan gibi sanayileşme konusunda birtakım dezavantajlara sahip bölgeler için özel projeler geliştirilerek uygulamaya konulması, hem bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldıracak hem de bahsedilen sosyo-ekonomik sorunların çözümüne katkı sağlayacaktır. Ardahan’daki üretim potansiyeli dikkate alındığında, özellikle tarımsal üretime dayalı sanayi tesislerini besleyebilecek bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. İlde sanayinin gelişmesi için tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin iptidai usullerden kurtarılarak modern ve verimli işletmecilik yöntemleriyle üretimde miktar ve verimin artırılması, Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Sitelerinin kurularak ildeki sanayi altyapısının tamamlanması gerekmektedir”
***Posof Türkgözü ve Çıldır Aktaş sınır kapısı
“Bir serhat şehri olan Ardahan, doğu komşularımızdan Gürcistan ve Ermenistan ile sınırdır. 1990’lı yıllarda bu ülkelerde meydana gelen rejim değişiklikleri ilimiz için yeni bir imkan doğurmuş, bu dönemde Gürcistan ile Ardahan arasında ticari ve sosyal ilişkiler gelişmiştir. Ardahan ile Gürcistan arasında biri Posof Türkgözü diğeri Çıldır Aktaş olmak üzere iki sınır kapısı bulunmaktadır. Posof ilçemiz sınırında bulunan Türkgözü Gümrük Kapısı 1995 yılında faaliyete geçmiştir. Çıldır İlçemiz sınırında bulunan Aktaş Gümrük Kapısı ise Gürcistan tarafında bulunan eksiklikler nedeni ile henüz faaliyete geçmemiştir. Gürcistan sınırında bulunan bu kapılar bu ülke ile sınır ticaretini gündeme getirmiştir. Sınır ticareti sınır illeri ile bunlara komşu olan illerin ihtiyaçlarını karşılanması amacıyla karşılıklı olarak yapılan ticari işlemlerdir. Bu ticaretin amacı; bölge halkının ihtiyaçlarını sınır bölgelerinde kısa sürede ve daha ucuza temin etmesi, istihdamın arttırılması, bölge halkının refah düzeyinin yükseltilmesi ve bölge ekonomisine canlılık getirilmesidir. Özellikle 1997yılından sonra ilimizin ticari hayatında büyük bir canlılık meydana gelmiştir. Özellikle ilimize sınırsız miktarda motorin ithal etme izninin verilmesi esnafımızın büyük çoğunluğunu bu işle uğraşmasını sağlamıştır. 1998 yılının ortalarına kadar yoğun şekilde devam eden ve ilimizin ekonomisine önemli miktarda para girişi sağlayan motorin ithalatı il genelinde diğer sektörlerde de canlılık getirmiştir. Özellikle inşaat sektöründe gözle görülür bir kıpırdanma olmuştur. Ancak önceleri vergiden muaf olarak yapılan motorin ithalatına Bakanlar Kurulu’nun kararı ile vergi ve fonların % 80’e çıkarılması, ayrıca ithal edilen motorinin il ihtiyacı fazlasının il dışına çıkarılmasının yasaklanması ile motorin ticareti durmuş ve ilimizde meydana gelen canlılık azalmıştır”
***Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolu
“Diğer önemli konu ise İlimizin komşu ülkelere ve yurtiçi ulaşımını ilgilendiren, bölgemize hem ekonomik hem de turizm açısından canlılık getireceğine inandığımız Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolu bağlantılarından birisinin de ilimiz sınırları içersinde olmasıdır. Bu istek bölge halkımızın şimdiye kadarki kötü talihini bir nebze olsun değiştirecek bir istektir”
***Avrupa Birliği ve Hükümetin başarılı icraatları
“Bilindiği gibi ülkemiz Avrupa Birliğine girebilmek için bir çok alanda önemli adımlar atmaktadır. Hükümetimizin azimli ve kararlı politikası neticesinde gerek günlük yaşamda, gerek kamusal alanda ve özellikle üretim kademelerinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Avrupa Birliği uyum sürecinde tanına bir çok krediler mevcuttur. Ama çoğumuz bilmediği için kullanılmamaktadır. Çoğu hibe ve uzun vadeli düşük faizli kredi olan bu kaynaklar özellikle tarım sektöründe büyük yatırımlara olanak verecek düzeydedir. İlimizin bu kaynaklardan faydalanmasını sağlayacak her türlü olanakları seferber edip bize tanınan bu hakkı halkımıza sunmayı bir görev bilmekteyim. Böylece uyum sürecine katkıda sadece hükümetimizden değil kendi çabamızla da bir şeyler yapmış olacağız”
balcesme75@hotmail.com-karakayaardahan@mynet.com
Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Yayınlanan raporlarda en huzurlu il olarak ilan edilen Ardahan’a Çevik Kuvvet müdürlüğü kurulacak!..
Av. Mahmut Alınak Demokratik Toplum Partisi Kars İl Başkanı Av. Mahmut Alınak yaptığı açıklamada İstanbul/Esenyurt Beldesi Başkanı Dr. Gürbüz Çapan’ın kendisiyle uğraşmak için Kars’a gelip aday olduğunu öne sürdü.
Çapan’ın Kars’ta ortaya koymak istediği politikayı kendisini eleştirme üzerine kurduğuna da dikkat çeken Kars DTP İl Başkanı Av. Mahmut Alınak Ardahan’da yaptığı açıklamada, Dr. Gürbüz Çapan’ın Esenyurt’ta kendisiyle çok uğraştığını, buna doymamış ki Kars’a gelip isminin üzerinde siyaset yaparak buna devam etmek istediğini ileri sürdü.
Kendisinin partisinin politik çalışmaları çerçevesinde Kars’ta politika yaptığını ve halkının sorunlarıyla birebir ilgilenmeye çalıştığını da belirten Av. Alınak benim Çapan’la işim olmadığı gibi kimseyle işim olmaz. Ben hukukçu ve siyasetçiyim. Biz Kars ve bölgenin sorunlarıyla ilgilenir, halkımızın sıkıntılarının çözümüne uğraş veriyoruz’ diye sözlerini tamamladı.
Haber ekleme saati: 22.46-02/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Çapan’ı Ardahan ve Kars’a pazarlıyorlar, ama kazanamaz!”
Aynı zamanda İşadamı olan Göleli siyasetçi hemşerimiz çapan’ın adaylığı konusunda görüşlerine şöyle devam etti. ”Bence Gürbüz Çapan’ın siyasi misyonu bitmiştir. Gürbüz Çapan 15 yıl Esenyurt’ta Belediye Başkanlığı yapmış fakat kendinden sonrası için bir siyasi kadro yetiştirmemiştir. Arkasında siyaset yapabilecek 3-4 kişi de olsa kimseyi bırakmamıştır. Şimdi bizim toplum onun cezasını çekiyor, başarılı olacağına inanmıyorum.”
Haber ekleme saati: 21.25-02/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
BANKALARIN YÜZDE ELLİSİ SATILDIĞI TAKTİRDE EKONOMİYİ YABANCILAR YÖNETİR
Fakir Yılmaz Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bugün Amerika’ya gidiyor.
Nedeni ise her yıl ısıtılıp, ısıtılıp Türkiye’nin önüne getirilen bayat filimin vizyon’a girmesini engellemek.
Yani bir gün Fransa’nın, bir gün İngiltere’nin, bir gün ise İtalya’nın ısıtıp ısıtıp Türkiye’nin önüne getirdiği Ermeni filminin şimdi de Amerika’nın senatosunda ısıttığını görmekteyiz. Dikkat edilirse isimlerini verdiğimiz ülkelerin tümü dünyaya silah satan ülkeler..
Ve Gül daha yola çıkmadan, bir açıklama geliyor, ‘Türkiye 100 bilmem ne özellikli tanksavar almak için ihale açacak!’
Ne tesadüf değil mi?
Fransa Helikopter ve radar satmak istediğinde, İngiltere gemi satmak istediğinde, Norveç, İspanya, Danimarka, İtalya ve de diğerlerinin silah satmak istediklerinden oynadıkları filimin bir versiyonunu da Amerika oynuyor..
Işın kısacası Türkiye’ye silah satmak isteyen her ülkenin oynadığı bir oyundur, Ermeni Tasarısı konusu..
Ki; Biz bunu kaç defa yazdıysak ta anlatamadık.
Peki çözüm nedir sizce diye soranlarda oldu bizim bu tür yazılarımız ardından ve bizde hemen cevabını verdik, emekli Koramiral Attilah Kıyak’ın dediği gibi.
Türkiye bu Ermeni sopasını silah tüccarı ülkelerinin elinde almak için hareket etmeli ve başta Ermenistan olmak üzere komşularıyla barışık bir politika izlemelidir diye.
Bu tezimizin doğruluğu da ortaya koyan görüşlerimizi nedeni ise aşağıda yazdıklarımızdır.
Bakın İngiltere’nin Kıbrıs adası hassasiyetinin nedenini öğreniyoruz, Rum kesiminin Lübnan’la birlikte Akdeniz’de petrol aramak için kolları sıvadığı bir sırada.
Ki; Bu bilinmeyen bir durum değildir. Akdeniz’in altının Ortadoğu’da bulunan petrol kaynaklarının ana tabakasını oluşturduğunu ..
‘Vay efendim gemileri sürün’ demektense, çağırıp Lübnan’ı, hatta Rumları.. Varsa bir kaymak birlikte yiyelim, birlikte yapmak varken, Ermenistan kapısını açarak komşum aç iken ben tok yatmam denmelidir.
Yoksa! yoksa her yıl birileri çıkıp, tehdit eder, milyon dolarlık silah ihalelerinin kendilerine verilmesi için..
Tezimizi yeniliyor ve diyoruz ki; Düşmansa en büyük düşman dost görünüp en büyük düşmanlığı yapanlardır.
80 yıldır aynı filimi başımıza oynayanlardır.
Bu nedenle bundan sonra ki politik çıkışları yeniden değerlendirip, işin tam tersine gidip, pastanın paylaşılması gerekirse komşularımızla yaparız denilmelidir.
Aksine, daha çok seyrederiz Ermeni Tasarısı, Kerkük Meselesi ve daha nice isimli bayatlanan filimler…
Olanda bütçemizin belini kıran milyon dolarlarımızın, dost görünüp, düşman olanların kasasına gider. Biz yine diyelim dedik, sayın Gül’ün Amerika gezisi sırasında..
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58