Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca ve beraberindekiler Ardahan’a gelerek, Ardahan Gazeteciler Cemiyeti ve Ardahan Gazeteciler Foto Muhabirleri Dernek Başkanları ile görüştükten sonra Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy ve Vali Mehmet Emin Bilmez,’e nezaket ziyaretinde bulundular.
TGF Genel Başkan Yardımcısı Cafer Esendemir, Erzurum Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı Kadir Sabuncuoğlu ile birlikte İlk olarak Ardahan Gazeteciler Foto Muhabirleri Dernek Başkanı Özkan Karakaya, Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fakir Yılmaz ve Yönetim Kurulu Üyesi Barış Bilgin’i ziyaret eden heyet, daha sonra Belediye Başkanı Faruk Köksoy’u makamında ziyaret etti.
Ziyarette Federasyonun çalışmalarını anlatan Başkan Karaca’yı oldukça sıcak karşılayan Başkan Köksoy, ilde gerçekleştirdikleri projelere değindi, basın mensuplarının çalışmaları halka anlatmada önemli bir konumda yer aldığını ifade etti. Başkan Köksoy, Karaca’ya ilin önemli değerleri arasında yer alan kaşar ve bal hediye etti.
Daha sonra Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez’i de tarihi kongre binasında ziyaret eden Başkan Karaca, burada Vali Bilmez’e basın mensupların yaşadığı zorlukları anlattı, basının önemli bir güç olduğunun altını çizdi.
Vali Bilmez, nezaket ziyaretinin 30 Ağustos Zafer Bayramı gününe denk gelmesinin iyi bir isabet olduğunu ziyaretten dolayı büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Ziyaret ile ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başkan Yılmaz Karaca, “ Bugün Ardahan’da basın mensupları arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Federasyonumuza üye olan Ardahan Gazeteciler ve Foto Muhabirleri Derneğinin çalışmaları ile ilgili bilgi aldık. Türkiye’de gazeteciliğin zor koşullarda yapıldığını son süreçle birlikte yaklaşık bin yerel gazetenin kapandığını 150 yerel gazetenin ise kapanma noktasına geldiğini üzülerek belirtmek istiyorum” dedi.
Ardahan’da verimli ziyaret ve toplantılar gerçekleştirdiklerini aktaran TGF Genel Başkanı Karaca: “Ardahan’da gördüm ki basın ilin omurga görevini yürütüyor. Ardahan’ın güçlü bir basın ağının olduğunu gözlemledim. Türkiye’de gazetecilik herkes bilir ki zor mesleklerin en başından gelir. Basın mensupları ilin aynası konumdadır. Okuyucuya doğru ve tarafsız haber vermede öncü rol oynamaktadır. Ardahan’da güçlü bir basın görmek beni mutlu etti” diye konuştu.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca, ayrıca kağıt krizinin yazılı basını bitirme noktasına geldiğini vurgulayarak, tüm meslek örgütlerine ve hükümet yetkililerine, acil çözüm zirvesinde toplanma çağrısı yaptı.
Karaca, bu zirvede TGF ile birlikte Türkiye Gazeteciler Cemiyeti(TGC İstanbul), Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Gazeteciler Cemiyeti Ankara gibi ülkemizin önde gelen belli başlı basın meslek kuruluşları ile Cumhurbaşkanlığı ve hükümet temsilcilerinin yer alması gerektiğini ifade etti. TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın açıklaması şöyle:
“Zaten çok yönlü sorunlarla boğuşmakta olan yazılı basın ve özellikle de Anadolu basını, ithalata dayalı kağıt sektörünün yediği döviz darbesiyle iyice yok olma aşamasına gelmiştir. Kurlardaki artış baskı maliyetlerini iyiden iyiye katlamış, kağıt fiyatları adeta uçmuş, basın kuruluşlarında büyük ekonomik mağduriyetler yaratmıştır. Çalışanlarına zaten neredeyse maaş veremez duruma gelen gazete işletmeleri artık, kapılarına kilit vurma noktasındadır. Kağıt konusu hemen hemen her ülkede, sadece ithalatçı şirketlerin inisiyatifine bırakılmayacak kadar stratejik bir iştir ve mutlaka bir devlet politikası olarak görülmektedir. O nedenle konuyla ilgili acil bir eylem planı hazırlanmalı, ilk olarak tüm paydaşlar, basın meslek kuruluşları temsilcileri ile hükümet yetkilileri ortak acil çözüm zirvesinde bir araya gelmelidirler. Bu zirvede Türkiye Gazeteciler Federasyonu(TGF) ile birlikte Türkiye Gazeteciler Cemiyeti(TGC İstanbul), Türkiye Gazeteciler Sendikası, Gazeteciler Cemiyeti Ankara gibi ülkemizin temel basın meslek kuruluşları mutlaka yer almalı, Cumhurbaşkanlığı ve hükümet temsilcilerinin de katılımıyla acil çözüm paketi hazırlanmalıdır. Uzun vadede ülkemizde kağıt üretimine yeniden start verilerek yeterli düzeye getirilmesi, böylelikle kağıdın dövize endeksli bir ürün olmaktan kurtarılması kesin çözüm gibi görünse de; kısa vadede yapılması gerekenler ve alınması gerekli tedbirler vardır. İthal kağıda uygulanan vergi oranları derhal düşürülmeli, bir fon oluşturularak basın kuruluşlarının aşırı yükselen döviz edeniyle uğradığı maddi kayıplar sübvanse edilmeli, banka kredilendirmelerinde basına özel uygulamalar getirilmeli, basın işletmelerinin vergi ve sigorta borçları yapılandırma taksitleri dövizdeki yangın sönene kadar ertelenmelidir.”
Gazeteciler Partisi Muhalefet Yapıyor mu?
Fakir Yılmaz/Gazeteci
Varsa demokrasinin 4. kuvveti denen gazetecilerim son yıllardaki hallerine mevcut muhalefet partilerine sarı adını alan sendikalara ve bir çoğu kağıt üzerinde olan stk’ları eleştirmenin çokta haksızlık olduğunu kabul etmek gerekir.
Çünkü bir ülkede basın denen önemli etkeni oluşturan gazetecilerin bile bir araya gelip, bir birlerine destek vermediği gibi yalakalık adına kendi arkadaşlarını bir küçük reklam yada kaymak uğruna satışı dolaysıyla gazetecileri muhalefet yapmadığı bir toplumda muhalefet beklemek zor bir iştir..
Bu ülkede gazeteciliğin ne aşamada olduğunu her gün biraz daha tiraj kayıp eden gazeteler bakmakla görebileceğimizi gibi kağıt alacak gücü kalmayanların da sanal ortamı da bir kenara bırakıp whatpsaap üzerinden bir birleri ile didişmekten öteye geçmediğini görürken bundan en iyi faydalananın iktidarın olduğunu da kabul etmek gerekir.
Birçok kurum, kuruluş ve siyasi partiler gibi her bir tarafa saçıldığının farkına varmayan muhalefetin öncüsü olan ve toplumun gözü, kulağı, ağzı olduğu iddia edilen gazetecilerin eskisi gibi yazamaması, konuşmaması, söylememesini fırsat bilip ‘Çaldığım düdük’ diyen bir iktidar da rahatça kendi gazetecileri ile oluşturduğu tozpembe dünya’nın hali de, ülkenin durumnuda bu olur.
Kısacası; Bu ülkenin diğer bir sorunu da iktidardan korkup, kuyruğunu bacaklarına almış olan gazetecilerdir.
Hâlbuki ne olursa olsun gerçek anlamda gazeteci olduğunda inanın tüm korkular, hapis tehditleri, ekonomik baskılar yine o gazetecilerin asıl sahibi olan toplum tarafından bedeli ödenir ve gazetecilerin gereğini yapması için tüm yollara açık tutulmaya çalıştığını dünyada ki gazetecilik tarihine baktığınızda görmek mümkün değil mi?
Yani gazetecilerin bile muhalefet yapmadığı bir dönemin yaşandığı ülkede başta muhalefet partilerinden olmak üzere kimseden bir şey beklemek hele hele iktidara direnen bir toplumun olması çok zor ve olmayacak iştir.
Bu toplumun aydınları olarak geçinip, varsa demokrasinin 4. Kuvveti olarak kendilerine ad verilen gazeteciler, ‘işim, aşım, düzenim bozulur’ diyerek yazmıyorsa, konuşmuyorsa, söylemiyor ve fotoğraflamıyorsa kusura bakmayın Ayşe Bakkalın, Tamirci Celilin ya da siyasi, muhalefetin iktidar üzerinden etkisini beklemeyin.
Çünkü toplumun sesi, kulağı ve gözü işini yapmıyorsa o gözü, kulağı ve gözü taşıyan beyin çalışmaz, vücudun yüreği cesaretli olamaz.
Ve bu ülkede ki iktidarın karşısında gerçek muhalefet bulunamaz, beklenemez ey kendisine gazeteci deyip, gerçek görevini yapmayan gazeteci arkadaşlar..