GAZETECİLERİN KONUĞU MİMAR, MUHTARIN YAYLASINI ÇALDILAR!, YAKUP SÜT AMCASINI KAYIP ETTİ.., İŞ İNSANI CORONA KOMASINDA!



SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



GAZETECİLERİN KONUĞU MİMAR OLACAK..


Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de canlı olarak sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı programın bu haftaki konuğu, Esenyurt Kent Konseyi Kurulu Üyesi/Mimar Halis Köroğlu olacak.


Haber: Fakir Yılmaz


Yaklaşan kış dolaysıyla boşaltılan yaylalar hırsız veya hırsızların evi olmaktan öte komple yerinde edinmeye başlandı.


Alınan bilgilere göre Ardahan Merkeze bağlı Tazeköy (Beberek) köyü muhtarı da olan İrfan Şit’e ait yayla evi hırsızlar tarafından komple alınıp, götürüldüğü öğrenildi.



Tazeköy (Döşel/(Beberek) yaylasın da bulunan yayla evinin kimyada kimler tarafından yerinden alınıp götürüldüğü öğrenilmezken, yayla evinin sökülüp traktöre yüklendiğini tespit eden jandarma traktörün teker izinin Hoçvan Hasköy’e kadar gittiği orada bulunan asfalt yol da iz kayıp ettiği alınan bilgiler arasında oldu.


YAKUP SÜT AMCASINI KAYIP ETTİ..


Ardahanlı İşİnsanlarından olanYakup Süt’ün amcası Raşit Süt hayata göz yumdu. Yine Ardahanlı iş insanıolan Bekir Süt’ün de amcası olan Raşit Süt’ün İstanbul Sarıyer Kozdere Garip Hasan Camisinde düzenlenecek olan cenaze töreni ardından toprağa verileceği öğrenildi.


Başsağlığı İçin İrtibat Telefonları: Bekir Süt: 05334567787



ARDAHANLI İŞ İNSANI CORONA KOMASINDA!


Yeniden artışa geçtiği ve yeni yasakların tekrardan gündeme geleceğinden çekinilen şu günlerde Ardahanlı iş insanlarından olan Turgay Gökdemir yakalandığı Covit-19 virüsü dolaysıyla hastaneye kaldırıldı. Durumu ağır olduğu ve yoğun bakıma kaldırıldığı öğrenilen Gökdemir kendis gibi Ardahanlı olan Bayram Çağlayan’ın iş ortağıydı.


KÜLTÜR MERKEZİNİ KAHVEYE ÇEVİRDİLER!..


Ardahanlı olmasına rağmen Ardahanlıların kendisine hiç destek olmadığını bulunduğu yere kendi tırnaklarıyla kazıyarak geldiğini söyleyen Şişli Belediye Başkanı kültür evini kafeye çevirdi.


Daha önce partisinden birisinin belediye başkanlığı yaptığını görmezden gelerek geçmiş dönemi borç bırakmakla suçlayan, kendisinden hizmet bekleyenleri “borç var, pandemi var, yan odada müfettiş var” bahaneleriyle isteklerini öteleyen Şişli Belediye Başkanı, Nazım Hikmet Kültür Merkezini aralarında eşinin de olduğu kadın kooperatifine vererek cafeye çevirdi.


“Komşu Kafe” ismiyle kültür merkezini kafeye çeviren yine aynı isimle çıkardığı belediyenin dergisi aracılığıyla kamuoyunda hiç görünmeyen hizmetleri yapmış gibi göstermeye çalışması dikkatlerden kaçmadı.



ARDAHAN’LI BAŞKAN YARDIMCISI EMEKLİLİĞİNİ İSTEMEK ZORUNDA KALDI.


Ardahan’da da bir yakını belediye başkanlığı yaptıktan sonra ailece göç ettikleri İstanbul’da ve Egede kurdukları işlerle bilinen bir ailenin ferdi olan Ardahanlı Şişli belediye başkanı yanında çalışan bir başkan yardımcısını uyguladığı mobing yüzünden emekliliğini istemek zorunda bıraktığı iddia edildi.



Cumhuriyet bugün de yarın da lazım..


Ülkenin en büyük millet bahçesini açacaklarını ilan edip, bu yönde havuz medyasına çarşaf çarşaf reklamlar veren anlayış bahçe yapma işinin yerel yönetimler olduğunu bilmesine rağmen belediye kendilerinde değil diye paralel denilen bir anlayışla hareket edip, cumhuriyetin ilan edildiği başkentte açılışa hazırlanırlarken başta ulusalcılar olmak üzere ülke genelinde birileri de ‘biz daha cumhuriyetçiyiz’ deyip, her tarafı doğayı kirletip, katleden afişler, pankartlar asa dursun ben de cumhuriyetin anladığım halini anlatayım…

Öncelikle kafaların giyotinle kesildiği Fransız İhtilali öncesi bugünkü burnumuzun dibinde adaları olan deniz ve kara komşumuz Yunanistan ve Hitlerin, Musolininin faşist yönetimlerinden arınıp, bugün demokrasinin beşiği denilen Avrupa’yı oluşturan ülkelerin hemen hepsinin cemresinden geçtiği baskıcı faşist yönetimleri değil, halkın yönetimi olan cumhuriyeti bizlere armağan eden Atatürk’ü saygıyla anarak yazıma başlamak isterim.

Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Ajansı, fosil yakıtların insanlar ve çevreye yönelik etkilerine dikkati çekmek için “Yok Oluşu Seçme” kampanyasını başlattığı kampanya kapsamında yayınlanan videoda, uzaydan geldiği öne sürülen bir göktaşını yok ettiği dinozorun insanlığa seslendiği gibi Cumhuriyetinde aynı insanlığa ‘Bir yanınınız zengin, diğer büyük bir yanınızın yoksul’ dediği tüm dünyaya haykırıyor önemimi bilin diyerek…

Nesli tükenen “Frankie The Dino”, adlı dinozor’un Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yapıp, iklim felaketine doğru gidildiğini belirterek, “yok oluşu seçmeyin” çağrısı yaptığı bir sırada cumhuriyeti bahane edip, rantlarına rant katma uğruna matbaalara, afişçilere ödedikleri milyonları yoksul halka çok gören sözde cumhuriyetçilerin yanından cumhuriyet düşmanlarının da değerini bilmediği bir anlayıştır cumhuriyet..

BM Kürsüsünden tüm dünyaya seslenen Dinozor’un yaptığı çağrıda, “İklim felaketine doğru gidiyoruz. Buna rağmen hükümetler her yıl halkın parasından yüz milyarlarca doları fosil yakıtları desteklemek için harcıyor” ifadeleri kullanılırken ulusalcılar başta olmak üzere sözde cumhuriyetçilerin milyonlar ödedikleri afiş ve pankartlarla donattıkları doğayı katleden bir anlayış içinde olan insanlardan ne farkı var sorusunu da sordururken cumhuriyetin sözde değil özde yaşatılmadığı da gözler önüne serilmektedir.




Çünkü İngiltere’nin demokrasi adına Amerika dahil birçok ülkede hala devam ettirdiği sömürgeciliğin adına takılan insan haklarını, eşitliği, özgürlüğü içinde barındıran yani kısa adı demokrasi olan cumhuriyetin öneminin her geçen gün biraz daha anlaşıldığı Afganistanlı, İranlı, Kuzey Kore ve darbe yapılan Sudanlı bir dünyada tek adam, diktatörlük özleminin kimseye yaramadığı daha iyi anlaşılmakta.

Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi olan Cumhuriyetin getirilen başkanlık sistemi ile allak-bullak olmasının ana nedenlerinden olan milletin seçtiği vekillerinin değil de, atanmış bakanların, vekillere ”sus konuşma” diyen seçilmiş olan başkanın atadığı başkan yardımcıları olsa da Cumhurbaşkanı olanın tüm cumhuru eşitçe, ötelemeden, terörist demeden temsil etmesini emreder.

Ülkemiz için daha genç olan ve olgunlaşan bir insanın yaşına ulaşan Cumhuriyeti, cumhuru oluşturan milleti, yani insan gibi hayatı bir yaşa gelmiş ve sona ermeyecek, geleceğe ışık tutacak ve kendisini tamamlayan demokrasinin tam yerleşmesine en büyük katkıyı sunacak olan tek ama tek rejim ve de faktördür.

Bu nedenle; 2023’te 100 yaşına girecek olan Cumhuriyet Rejiminin kendilerine sağladığı imkanlar ile ülke yönetiminde bulunan, birkaç kişiye ya da şirkete, cemaate, canana, havuza değil, halka gerçek cumhura hizmet etmek zorunluluğu bulunan herkesin ama herkesin başlıca görevidir.

Bu nedenle herkese bugünkü gibi yarında lazım olacak olan nice Cumhuriyetlere…



arşiv haber 15/10/2018 tarihli haber/yorum/reklamlar


Özel İdare ve Diğer Kurumların


Çalışmalarını Belediyenin Diye Yutturuyor!


Ardahan’ın Göle İlçesi Belediyesinin Göleli olan Milletvekilinin başta Özel İdare olmak üzere devletin diğer kurumlarına ilçesine yaptırdığı çalışmaları kendisi yapıyormuş gibi gösterdiği ortaya çıktı.


Toplumdan kopuk bir anlayışın başında olduğu Göle Belediyesinin beceriksizliklerini saklamak için çabalayan ve fatura kestirdiği ileri sürülen bazı kimseler aracılığı ile ‘Çok çalışyor’ haberleri yaptıran Göle Belediyesinin başta İl Özel İdarenin olmak üzere diğer resmi kurumların ilçede yaptığı çalışmaları kendisi yapıyormuş gibi gösterdiği görülmekte.


Başta Göle-Erzurum yolu üzerinde İl Özel idaresi tarafından yaptırılan yeni Göle Otogarı olmak üzere birçok çalışmayı kendisi yapıyormuş gibi göstermeye çalıştığı görülen Göle Belediye başkanının yaklaşan yerel seçimlerde de aday gösterilmek için vekilin ilçesine yönelik diğer devlet kurumlarına yaptırdığı yatırımlara sahiplendiği dikkatlerden kaçmıyor.



**Kent hala susuz ve üst yapısız..


4 Yıldan fazladır ilçeye bir çivi çakmamakla ve vekilin diğer resmi kurumlara yaptırdığı çalışmaları kendisi yapıyormuş gibi yutturmaya çalışmakla eleştirilen eleştirilen ve festival yapamaz halde olan bir duruma düşen Göle Belediyesinin sorumluluk alanında olan içme suyu sorununun hala çözülmediği görülen ilçe de alt yapı gibi üst yapıda hala perişen bir durumda olması görülmekte.




**”Sende kendini sakla, iktidara yaranmaya çalış’ diyenler unutmayın ki bugün kendinizi saklayıp, yalakalık yaptığınız iktidar yarın ilk iş olarak sizi saf dışı bırakacaktır.. İnanmıyorsanız yazımı satır, satır ve anlayarak okuyıun ve ona göre karar verin..

Ha unutmadan; Ben devrimden yana solcu bir insanım, sizin gibi teslim olmayıp, direneceğim sonuna kadar..

Fakir Yılmaz/Gazeteci


*Konu Sadece İş Bankası mı ki?


Önce iktidarı ardından onun sağladığı güç ile devletin tüm kilit noktalarına yerleşenlerin şimdiki derdi kendilerine muhalefet olanların kolunu, kanadı kırmak ve nefes alamayacak hale sokmak..

Bun en son örneği İş Bankası hislerinin bir bölümüne sahip olan CHP’ye yönelik yeni operasyondur.

Çünkü yasal bir oluşum olan ve tüm baskılara karşın hala 6-7 milyon oy alabilen bir parti olan HDP engelini Kandil, Avrupa ve tuzu kuru Kürt diaspoarsının yanlışları dolaysıyla terörize edip, saf dışı etmeyi başarıp, önemli bir hendeği yani güçlü muhalefeti saf dışı etmeyi başardılar.

Sıra adım adım ilerledikleri yolda en büyük engel olarak görükleri CHP’dir.

Bunu İnce gibilerini Devlet Bahçeli’ye benzetip, aşmak istedilerse de başaramadılar.

Şimdi bir başka yol deneyecekler..

16 Yıllık iktidarı boyunca tüm alanları elinin altına alan ve geriye kalanları da gerek yerel seçimlerden önce gerekse seçimlerden sonra tamamlamaya çalışacak olan ikitdardakilerin şimdi ki derdi irili ufaklı ne kadar stk, futbol takımı varsa elinin altına almaktır.

Adım adım bu yolda da ilerleyen iktidarın ulusal basının ardından yerel basını daha sonra interneti ve onca sayamadığımız iletişim aracını elinin altında toplaması ile yetinmediğini gördüğümüz şu günlerde gündemi değişmek için ve yeni kahramanlık edebiyatları ile Suriye’ye yönelik operasyon hazırlığı içinde olduğunu da görmekteyiz.

Ver Mehteri Verrrr..

Bir ileri iki geri adımlarla 16 yıldır iktidarda kalmayı başaranlar, ‘İktidarda kalmak ve asıl hedeflerine ulaşmak’ için yine iki adım geri attı.

Yani iktidara gelmek için başta hala kanunlaştırmadıkları ve bir genelge ile serbest bıraktıkları başörtüsü konusu olmak üzere dini sorununu demokrasi adı altında suistimal ederek ve en önemlisi Avrupa Birliği Kriterlerini savunur gibi davranıp zaman kazananlar şimdi de papaz konusun da yeni bir adım iler iki adım geri vitesi yaptılar.

Cem Uzan olayını onca sesiz, sedası kapatılan, el konulan onca banka artık hatırlamıyoruz bile..

Sonra balık hafızalı toplumun unuttuğu Balyoz, Sarı, Yeşil Işık vb. adında ki onca gelişme ve ondan önceki birçok olayın pompalanıp, oylar alındıktan sonra unutulan onca olay..

Yani verilen Mehter marşıyla bir adım ileri iki adım geri ile biz akil adımlar ile safların adına Barış Süreci geldi, çattı ve yine oylar alınıp, bir dönem daha garanti olunca bu kez 17/25 Aralık Operasyonlarının üzerini kapatıp, bu yaşananların hepsinin hükumete karşı darbe olduğu yönünde kıyametlere oluşturulan algı operasyonları ile Anayasa değişiminde olduğu gibi beni dahil herkesi inandırarak yerlerini iyiden iyiye sağlamlaştırdılar.

Ve metal yorgunluğu olunca önce Gezi Olayları ardından 15 Temmuz ve ardından oluşturulan kamuoyu ile solcular dâhil herkesin ‘Ya iktidar düşerse’ veya ‘Bunlardan başka kimse yok’ kardeşim’ demesini sağlayan pompa havuz medyası haberleri..

Ve konunun sadece iş bankası değil, hedeflerine doğru adım adım ilerledikleri yolda şimdide yeni bir seçim daha kazanıp geriye kalan alanları teslim alma hesaplarıdır.

Ha bunları yaparken birde başka bir şey daha yapacak..

Oda bugüne kadar bu iktidarla birlikte hareket eden ancak onlardan olmadıklarını iyi bildikleri eski solcu, ülkücü, ortacı ne kadar kimse varsa onları da fetocüler gibi bir kulp bulup oyun dışı bırakacak.

Çünkü bu seçimi kazandıkları takdirde tüm kadroları ile tüm alanlara sahip çıkmış olacaklar.



Fotoğrafı anlatan alt yazı: 51 yıl sonra bugün, bu fotoğrafa bakınca sadece “onu” hatırlıyoruz, cansız bedeninin yanında duranları değil… 

#CheGuevara


“En önemlisi, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissedebilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.”

#CheGuevara


REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ


VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..





REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..













ki…











 



 


arşiv haber/yorum/reklamlar 05/04/03/02/2007 tarihlş haber/yorumlar


 


 



Damal Bebeği “Acı çekmek, tükenmez bir ilham kaynağıdır bizim ayazlı ve yoksul memleketlerimizde… Ve dünyanın her yerinde, nerede kesintisiz bir acı varsa, orada o acıdan kaynaklanan bir eser meydana çıkıverir. Bizim yoksulluğumuzu, sıkıntımızı, kederimizi ve unutulmuşluğumuzu kendi desenlerine katan Damal Bebekleri de bizim eserimiz, üşümüş ellerimizin eseri…” diyen Ardahan’ın Damal Belediye Başkanı Gülcemal Fidan kamuoyunda Damal Bebekleri olarak bilinen bebeklerin, oyuncak bebek değil, bir inancın simgesi olduğunu belirtti.

GSM sıralamasında Türkiye’nin  birinci yoksul ilçesi olan Ardahan’ın Damal İlçesi, Atatürk’ün yılın belli tarihlerinde Y. Gündeş Dağlarına yansıyan Silueti ile tanınmasının yanı sıra 1996’da Japonya’daki ‘El emeği, göz nuru yarışması’nda birinci seçilen Damal Bebekleriyle de biliniyor.1995’te dönemin Başbakanı Tansu Çiller’e hediye edilmesiyle Türkiye çapında tanınan ve bu gelişme ardından açılan kurslarda yöre halkına eğitim verildi ve bebeklerin seri üretimine geçildi. Damal Bebekleri, şimdi yoksul ilçenin umudu durumunda olurken ilçenin CHP’li, Öğretmen Belediye Başkanı Gülcemal Fidan bebeklere oyuncak bebek olarak bakılmasına karşı çıkıyor.  “Damal Bebekleri bir oyuncak değildir. Damal Bebekleri bir inanç bebeğidir.  Damal Bebekleri bir kültür bebeğidir. 1000 yıl ömrü vardır. Desenleri, burada yaşayan insanların acısını taşımaktadır. Buradaki zor hayat şartlarını ifade etmektedir. Damal Bebekleri, bizim acı çeken yanlarımızdır.” diyor. 

Damal’ın, unutulmuş ve yoksul halinin, her yılın 15 Haziran ve 15 Temmuz tarihleri arasında görülebilen Atatürk’ün siluetinin ortaya çıktığı günlerde ancak sorulup, tartışıldığını ve kısa bir süre sonra yeniden unutulduğuna dikkat çeken Belediye Başkanı Gülcemal Fidan,   “Bölge 1876 -1920 tarihlerinde Rusların istilasına uğrayıp, halen halk arasında 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı Rus savaşında 44 yıl istila ve Rus zulmü yaşamasına rağmen Türklük onur ve töresinden taviz vermemiştir. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Ordusu Rus Ordusunu yenilgiye uğratıp 3 Mart 1921 yılında bölge ile birlikte Damal Türk hâkimiyetine kavuşmuştur. İşte bu acı ve kederlerin biriki ve bugün yaşadığı fakir ve yoksulluğun yansımasıdır Damal bebeklerini ortaya çıkaran. Çünkü, o bebekler oyuncak olarak değil, bölge insanının acısını yansıtır, güzelliğini yansıtır, ağlamasını ve de sahipsizliğini belirten renklerle süslenir. Bu nedenle Damal Bebekleri oyuncak değil, âdete birer inanç bebeğidir’ dedi.

Haber ekleme saati: 05.02/04/02/2007

Haber: Fakir Yılmaz Kaynak: www.siyasalbirikim.com.tr

KAI’de sadece Ardahan’ın adı var ..

Özkan Karakaya Geçtiğimiz günlerde Ardahan’da yayın yapan Kuzey Doğu Anadolu isimli yerel gazetede, ilimizde mevcut olan sorun ve sıkıntıların çözümü adlı haber, bana göre tüm duyarlı Ardahan’lıların tekrar tekrar okuyup irdelemesi gerektiğini düşünüyorum. Ardahan ilinde mevcut sorunların deklare edilmesi konusunda Ardahanlı iş adamı Cavit Çetin kaleme aldığı yazı dizisi, bölgemiz ve ilimizde son yılların birikmiş sorunların çözümü noktasında objektif bir bakış sergilemektedir. Çetin ele aldığı yazı dizisinde gerek çözüm gerekse çözümsüzlüklerin nedenini en ince ayrıntısına kadar dikkate almış. İlimizin sorun ve sıkıntılarını 5 ana temelde masaya yatırılması gerektiğine değinen Çetin,  geri kalmışlığın aslında kaderimizin olmadığı ve yılların vermiş olduğu talihsizlik ve ilgisizlikten kaynaklanan sorunlar olduğunu açıklıyor. İlimizde sorunlarımızı meclise taşıyacak Milletvekilinin olmadığından da yakınan iş adamı Cavit Çetin, “Bizim sorunumuz aslında bir takip sorunudur. Her seçim döneminde meclise gönderdiğimiz değerli vekillerimiz de bu sorunları biliyor ve buraya geldiklerinde bizlerle paylaşıyorlar fakat bu sorunları mecliste hangi sıklıkta dile getirip takibini yapıyorlar. Açıkçası yeterli derecede gayret sarf edip takibini yaptıkları konusunda emin değilim değerli dostlarım. Hükümetimiz, sayın valimiz, değerli kaymakamımız, milli eğitim müdürümüz ve diğer kamu görevlilerimiz elinde gelen çabaları gösterseler de sonuçta bir yere kadar, bundan sonrasını götürebilecek vizyon sahibi memleketi için her şeyini feda edebilecek kadar cesur ve vatanperver siyasetçilere ihtiyaç vardır” derken ilimiz sorun ve sıkıntılarını 5 ana temelde masaya yatırıp çözüm üretmeliyiz diyerek yapmış olduğu çalışma sonucunda ortaya çıkan fikirlerini kendi köşemde okuyucularımla yeniden paylaşmak istiyorum.  İşte iş adamı Cavit Çetin’in Ardahan ili için kaleme aldığı 5 ana temel sorun ve çözümü,



***Hayvancılık ve Tarım



“İlimizin en önemli ekonomik faaliyet alanını oluşturan hayvancılık, özellikle son 15-20 yıllık süreç içersinde oldukça geriye gitmiştir. Gelişmiş ülkelerin bir çoğunda sanayi önemli bir ekonomik kaynak olmakla birlikte tarım alanlarındaki gelişmelere verdikleri önem ise hiç de az değildir. Batılı ülkeler gelişmişliklerini tarımla ilgili sorunlarını çözdükten sonra yüzlerini sanayi toplumuna dönmeleri sonucuna borçludurlar. Bizde ise politikacılarımızın sorunları yerinde değil de, masa başında işi çözme kabiliyetleri ( ! ) sebebiyle sorunlarımız daha da çıkılmaz hale gelmiştir. Açık açık belirtiyorum arkadaşılar; Başlangıçta biz tarım toplumuyduk. Doğa bize bu hakkı vermişti. Demişti ki: Size ben tarım ve hayvancılıktan ekmek yemenizi nasip edeceğim. İlk önce bu konuda uzmanlaşın, bu konuyla ilgili sorunlarınızı çözün. Daha sonra sanayi toplumu olmanız için alt yapınız kuvvetli olur demiştir. Biz ne yaptık tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunlarımızı çözmeden, sanayi toplumu olma sevdasına düştük. Geldiğimiz nokta ise belli; Ne tarım toplumu olabildik, ne de sanayi toplumu olmayı becerebildik. Ama hiç bir şey geç değildir. Gerekli alt yapı çalışmasıyla özellikle hayvancılık konusunda gerekli gelişmeleri gösterebilir, yeni iş alanları yaratabiliriz. İlimizin ekonomisini canlandırmada öncelikli sektör olan hayvancılığın, hayvansal üretime dayalı sanayi ile desteklenmesi gerekmektedir. Böylece hem hayvansal üretimde zamanın şartlarına uygun üretim yöntem ve teknikleriyle üründe verim, kalite artırılacak hem de sanayi alanında gelişmemiş olan yörede sanayi canlanacaktır.Türkiye büyükbaş hayvan varlığının % 2.56’sının Ardahan’da bulunduğu düşünülürse, yörenin et, süt ve deri işleme gibi hayvansal üretime dayalı sanayi tesislerine hammadde sağlayacak potansiyele sahip olduğu görülecektir”



***Sanayi



 “Bir bölgenin kalkınmasında en önemli faktörlerden birisi de sanayileşmedir. işletmenin verimli ve kârlı olabilmesi için kuruluş yerinin önemi büyüktür. Her şeyden önce mal üretebilmek için gereken hammaddeyi ucuz ve kolaylıkla sağlayabilecekleri bölgeleri tercih ederler. Üretilen malın kolaylıkla pazarlanabilmesi için kuruluş yerinin pazar merkezlerine yakın ve ulaşımın kolay olması gerekmektedir. Çalışacak insan gücünün de bol ve ucuz olması, özellikle kalifiye elemanın kolaylıkla sağlanabilmesi önemlidir. İşletmelerin kuruluş yeri seçiminde dikkat ettikleri bir diğer husus da Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Sitesi gibi altyapı yatırımları götürülmüş özel sanayi alanlarının bulunmasıdır. Bütün bu koşullar göz önüne alındığında memleketimizin bir işletme olarak gerek ekonomik gerekse doğal faktörler açısından çekici bir merkez olmadığını görmekteyiz. Bu nedenle Ardahan, bugüne kadar sanayi alanında yeterli gelişimi gösterememiştir. Ülke genelinde belli avantajlara sahip bölgelerin sanayileşme açısından hızla gelişmesi, bu bölgelerle diğer bölgeler arasında gelişmişlik farkını açmaktadır. Bu durum, ülke içerisinde sosyal ve ekonomik anlamda çeşitli sorunların doğmasına yol açmaktadır. Ardahan gibi sanayileşme konusunda birtakım dezavantajlara sahip bölgeler için özel projeler geliştirilerek uygulamaya konulması, hem bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldıracak hem de bahsedilen sosyo-ekonomik sorunların çözümüne katkı sağlayacaktır. Ardahan’daki üretim potansiyeli dikkate alındığında, özellikle tarımsal üretime dayalı sanayi tesislerini besleyebilecek bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. İlde sanayinin gelişmesi için tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin iptidai usullerden kurtarılarak modern ve verimli işletmecilik yöntemleriyle üretimde miktar ve verimin artırılması, Organize Sanayi Bölgesi ve Küçük Sanayi Sitelerinin kurularak ildeki sanayi altyapısının tamamlanması gerekmektedir” 



***Posof Türkgözü ve  Çıldır Aktaş sınır kapısı



“Bir serhat şehri olan Ardahan, doğu komşularımızdan Gürcistan ve Ermenistan ile sınırdır.  1990’lı yıllarda bu ülkelerde meydana gelen rejim değişiklikleri ilimiz için yeni bir imkan doğurmuş, bu dönemde Gürcistan ile Ardahan arasında ticari ve sosyal ilişkiler gelişmiştir. Ardahan ile Gürcistan arasında biri Posof Türkgözü diğeri Çıldır Aktaş olmak üzere iki sınır kapısı bulunmaktadır. Posof ilçemiz sınırında bulunan Türkgözü Gümrük Kapısı 1995 yılında  faaliyete geçmiştir. Çıldır İlçemiz sınırında bulunan Aktaş Gümrük Kapısı ise Gürcistan tarafında bulunan eksiklikler nedeni ile henüz faaliyete geçmemiştir. Gürcistan sınırında bulunan bu kapılar bu ülke ile sınır ticaretini gündeme getirmiştir. Sınır ticareti sınır illeri ile bunlara komşu olan illerin ihtiyaçlarını karşılanması amacıyla karşılıklı olarak yapılan ticari işlemlerdir. Bu ticaretin amacı; bölge halkının ihtiyaçlarını sınır bölgelerinde kısa sürede ve daha ucuza temin etmesi, istihdamın arttırılması, bölge halkının refah düzeyinin yükseltilmesi ve bölge ekonomisine canlılık getirilmesidir. Özellikle 1997yılından sonra ilimizin ticari hayatında büyük bir canlılık meydana gelmiştir. Özellikle ilimize sınırsız miktarda motorin ithal etme izninin verilmesi esnafımızın büyük çoğunluğunu bu işle uğraşmasını sağlamıştır. 1998 yılının ortalarına kadar yoğun şekilde devam eden ve ilimizin ekonomisine önemli miktarda para girişi sağlayan motorin ithalatı il genelinde diğer sektörlerde de canlılık getirmiştir. Özellikle inşaat sektöründe gözle görülür bir kıpırdanma olmuştur. Ancak önceleri vergiden muaf olarak yapılan motorin ithalatına Bakanlar Kurulu’nun kararı ile vergi ve fonların % 80’e çıkarılması, ayrıca ithal edilen motorinin il ihtiyacı fazlasının il dışına çıkarılmasının yasaklanması ile motorin ticareti durmuş ve ilimizde meydana gelen canlılık azalmıştır” 



***Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolu



“Diğer önemli konu ise İlimizin komşu ülkelere ve yurtiçi ulaşımını ilgilendiren, bölgemize hem ekonomik hem de turizm açısından canlılık getireceğine inandığımız Kars-Tiflis-Bakü Demir Yolu bağlantılarından birisinin de ilimiz sınırları içersinde olmasıdır. Bu istek bölge halkımızın şimdiye kadarki kötü talihini bir nebze olsun değiştirecek bir istektir”



***Avrupa Birliği ve Hükümetin başarılı icraatları



“Bilindiği gibi ülkemiz Avrupa Birliğine girebilmek için bir çok alanda önemli adımlar atmaktadır. Hükümetimizin azimli ve kararlı politikası neticesinde gerek günlük yaşamda, gerek kamusal alanda ve özellikle üretim kademelerinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Avrupa Birliği uyum sürecinde tanına bir çok krediler mevcuttur. Ama çoğumuz bilmediği için kullanılmamaktadır. Çoğu hibe ve uzun vadeli düşük faizli kredi olan bu kaynaklar özellikle tarım sektöründe büyük yatırımlara olanak verecek düzeydedir. İlimizin bu kaynaklardan faydalanmasını sağlayacak her türlü olanakları seferber edip bize tanınan bu hakkı halkımıza sunmayı bir görev bilmekteyim. Böylece uyum sürecine katkıda sadece hükümetimizden değil kendi çabamızla da bir şeyler yapmış olacağız”

balcesme75@hotmail.com-karakayaardahan@mynet.com

Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com



Yayınlanan raporlarda en huzurlu il olarak ilan edilen Ardahan’a Çevik Kuvvet müdürlüğü kurulacak!..


Av. Mahmut Alınak Demokratik Toplum Partisi Kars İl Başkanı Av. Mahmut Alınak yaptığı açıklamada İstanbul/Esenyurt Beldesi Başkanı Dr. Gürbüz Çapan’ın kendisiyle uğraşmak için Kars’a gelip aday olduğunu öne sürdü.

Çapan’ın Kars’ta ortaya koymak istediği politikayı kendisini eleştirme üzerine kurduğuna da dikkat çeken Kars DTP İl Başkanı Av. Mahmut Alınak Ardahan’da yaptığı açıklamada, Dr. Gürbüz Çapan’ın Esenyurt’ta kendisiyle çok uğraştığını, buna doymamış ki Kars’a gelip isminin üzerinde siyaset yaparak buna devam etmek istediğini ileri sürdü.

Kendisinin partisinin politik çalışmaları çerçevesinde Kars’ta politika yaptığını ve halkının sorunlarıyla birebir ilgilenmeye çalıştığını da belirten Av. Alınak benim Çapan’la işim olmadığı gibi kimseyle işim olmaz. Ben hukukçu ve siyasetçiyim. Biz Kars ve bölgenin sorunlarıyla ilgilenir, halkımızın sıkıntılarının çözümüne uğraş veriyoruz’ diye sözlerini tamamladı.

Haber ekleme saati: 22.46-02/02/2007

Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

Çapan’ı Ardahan ve Kars’a pazarlıyorlar, ama kazanamaz!”


>Remzi Yeni<font> <font face= Aynı zamanda İşadamı olan Göleli siyasetçi hemşerimiz çapan’ın adaylığı konusunda görüşlerine şöyle devam etti.  ”Bence Gürbüz Çapan’ın siyasi misyonu bitmiştir. Gürbüz Çapan 15 yıl Esenyurt’ta Belediye Başkanlığı yapmış fakat kendinden sonrası için bir siyasi kadro yetiştirmemiştir. Arkasında siyaset yapabilecek 3-4 kişi de olsa kimseyi bırakmamıştır. Şimdi bizim toplum onun cezasını çekiyor, başarılı olacağına inanmıyorum.”

Haber ekleme saati: 21.25-02/02/2007

Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com 



BANKALARIN YÜZDE ELLİSİ SATILDIĞI TAKTİRDE EKONOMİYİ YABANCILAR YÖNETİR


Fakir Yılmaz Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bugün Amerika’ya gidiyor.

Nedeni ise her yıl ısıtılıp, ısıtılıp Türkiye’nin önüne getirilen bayat filimin vizyon’a girmesini engellemek.

Yani bir gün Fransa’nın, bir gün İngiltere’nin, bir gün ise İtalya’nın ısıtıp ısıtıp Türkiye’nin önüne getirdiği Ermeni filminin şimdi de Amerika’nın senatosunda ısıttığını görmekteyiz. Dikkat edilirse isimlerini verdiğimiz ülkelerin tümü dünyaya silah satan ülkeler..

Ve Gül daha yola çıkmadan, bir açıklama geliyor, ‘Türkiye 100 bilmem ne özellikli tanksavar almak için ihale açacak!’

Ne tesadüf değil mi?

Fransa Helikopter ve radar satmak istediğinde, İngiltere gemi satmak istediğinde, Norveç, İspanya, Danimarka, İtalya ve de diğerlerinin silah satmak istediklerinden oynadıkları filimin bir versiyonunu da Amerika oynuyor..

Işın kısacası Türkiye’ye silah satmak isteyen her ülkenin oynadığı bir oyundur, Ermeni Tasarısı konusu..

Ki; Biz bunu kaç defa yazdıysak ta anlatamadık.

Peki çözüm nedir sizce diye soranlarda oldu bizim bu tür yazılarımız ardından ve bizde hemen cevabını verdik, emekli Koramiral Attilah Kıyak’ın dediği gibi.

Türkiye bu Ermeni sopasını silah tüccarı ülkelerinin elinde almak için hareket etmeli ve başta Ermenistan olmak üzere komşularıyla barışık bir politika izlemelidir diye.

Bu tezimizin doğruluğu da ortaya koyan görüşlerimizi nedeni ise aşağıda yazdıklarımızdır.

Bakın İngiltere’nin Kıbrıs adası hassasiyetinin nedenini öğreniyoruz, Rum kesiminin Lübnan’la birlikte Akdeniz’de petrol aramak için kolları sıvadığı bir sırada.

Ki; Bu bilinmeyen bir durum değildir. Akdeniz’in altının Ortadoğu’da bulunan petrol kaynaklarının ana tabakasını oluşturduğunu ..

‘Vay efendim gemileri sürün’ demektense, çağırıp Lübnan’ı, hatta Rumları.. Varsa bir kaymak birlikte yiyelim, birlikte yapmak varken, Ermenistan kapısını açarak komşum aç iken ben tok yatmam denmelidir.

Yoksa! yoksa her yıl birileri çıkıp, tehdit eder, milyon dolarlık silah ihalelerinin kendilerine verilmesi için..

Tezimizi yeniliyor ve diyoruz ki; Düşmansa en büyük düşman dost görünüp en büyük düşmanlığı yapanlardır.

80 yıldır aynı filimi başımıza oynayanlardır.

Bu nedenle bundan sonra ki politik çıkışları yeniden değerlendirip, işin tam tersine gidip, pastanın paylaşılması gerekirse komşularımızla yaparız denilmelidir.

Aksine, daha çok seyrederiz Ermeni Tasarısı, Kerkük Meselesi ve daha nice isimli bayatlanan filimler…

Olanda bütçemizin belini kıran milyon dolarlarımızın, dost görünüp, düşman olanların kasasına gider. Biz yine diyelim dedik, sayın Gül’ün Amerika gezisi sırasında..

fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58