.jpg)
Yönetmenliğini Ardahanlı ses sanatçısı ve ‘O Ses Türkiye’ yarışmasında Ardahan’ı temsil eden Deniz Dark’ın yaptığı oyunun konusu 1980’lerde bir ceza evi koğuşunda yaşanan gerçek bir hikâyeyi temel almıştır. Ayni koğuşta biri Kürt, biri solcu, biri sağcı üç kişi kalıyordur. İlk başta her ne kadar birbirleri ile didişselerdi zamanla birbirlerini daha iyi anlıyor ve seviyorlar. Kürt olan 17 yaşında okuma yazma bilmeyen saf bir köylü çocuğudur. O sağcı ile solcuyu birleştirmek birbirine sevdirmek için elinden geleni yapar.
Sahnelerden birinde solcu karakter annesi Kürtçe konuştuğu için sadece Kürtçe konuşabildiği için annesiyle konuşamamıştır. Gerçek hayatta o anne Berfo Anadır, çocuk ise Cemil Kırbayır. Bunun duyan sağcı karakter çok üzülür. Onunda annesi gelmesine rağmen annesiyle konuşamaz. Solcu arkadaşı konuşamadı diye. En son sahnede saf 17 yaşındaki Kürt çocuğu asmaya götürürler. (Erdal Eren) bunu görünce üçü de bir birine kenetlenir ve biz kardeşiz yıllarca birimiz sağır birimiz dilsiz olup hep kandırılmışız derler. Ve yaşasın halkların kardeşliği deyip oyunu bitirirler. Sonunda hepsi asılır.
**DUYGUSAL OLMAYACAĞIM, DİRENECEĞİZ..
Ülkenin gerçek gündeminin havuz medya tarafından MHP’nin artık komediye dönen kongresine, onca ölüme, gözyaşına duyarsız ve sanki hipnotize edilmiş toplumca reytingler kırdırılan Survivor gibi saçma sapan tv programlarına çevrildiği ülkemde yalandan kardeş denen bir toplumun fertleri saçma sapan suçlamalar ile tek tek toplanıp, içeri atılmaya devam ediliyor.
Ajan takımının sızdırıldığı bir partinin yine bu ajanların yardımıyla çökertildiği bir sürecin adeta yeniden yaşandığı bugünlerde bir Kürt olarak duygusal davranıp, yaşananlara kızmayacağım, hatta şimdi ki gibi dişlerim gıcırtarakta olsa gülümseyip, daha çok direnilmesi gereken bir zaman diyeceğim..
Evet, CHP’yi kendisine benzeten, MHP’yi tar mur ettiren, hatta benim gibilerine MHP’yi bile arattıran bir anlayışın önünde ki tek engelin HDP’nin olduğunu anlayıp, bu partiye sızdırdıkları ajanları ile DEP ve diğerleri gibi HDP’yi de bitirme planlarını adım, adım hayata geçirenler daha önce bir çok kez izlediğimiz ve bayatlaşan oyunları yeniden vizyona koysa da her filimin bir sonu olduğunu Menderes, Demirel, Özal ve Çillerlerin reyting yaptığı dönemlere bakarak anladıklarında trenin Kars-Tiflis-Bakü Demir yolundan çoktan gelip, geçtiğini anlayacaklar..
Ha unutmadan bugün iktidarım diyenler sanmasın ki bunları kendilerinin yaptığını..
Çünkü iktidarı elinde tuttuğunu sananlar, ömür uzatma hayali ile ellerinde olduklarını sandıkları iktidar iplerini her gün ve yeniden ulusalcılara, 90 yıllık rejimde nemalanan ve kendilerinden başka bir düşünceye izin vermeyenlere kaptırdıklarını ve bugün HDP, yarın sıranın kendisine geleceğini anlamıyorlar..
Anlasalar daha dün ‘barış masası’ adı verilen masayı yıkmaz, ‘süreç buzdolabında demez’, diz çöktüklerine paralel demez, demokrasinin düşmanı olan birilerinin korkutmasıyla herkesi kendisine düşman ilan etmezdiler..
Ama dediğim gibi toplumları ayrıştırarak, seçilenlere dokunarak, onlara oy vermeyenleri ajanlarının yardımı ile tutuklatanlar ve rejimi değiştireceklerini sananların son bir kaç yıldır attıkları geri adımla aslında kendilerinin değişmeye, eskilere benzemeye başladığını anladıklarında kendilerine de nefes veren demokrasi deliğinin kapandığını ve onlarında nefesiz kaldığını anlayacaklar..
Ve direnenlerin, diz çökmeyenlerin yine bizlerin olduğunu ve bu ülkenin güzel geleceği için gerçekleri yazmaya, söylemeye devam ettiğimizi duyup, görüp, konuşacaklar..
Tabi bugün ki gibi sağır, kör ve dilsiz kalmamışlarsa..