Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Alınan bilgilere göre uzun süredir rahatsız olan ve birkaç kez kalp krizi yaşayan Kotan’ın bugün akşam saatlerin aniden rahatsızlandığı ve kurtarılmayarak hayata göz yumduğu öğrenildi.
Renkli simasıyla tanınan, yıllarca Gebze’de esnaflık yapan, siyaset ve stk’arla yakından ilgilenen eli açık, gönül dostu Güven Kotan birçok hemşerimizin hayatlarını idame ettiği Kocaeli Darıca’da bulunan evinde hayata göz yumduğu öğrenilirken cenaze merasimi konusunda ailesince kamuoyuna sonradan bilgi verileceği alınan ilk haberler arasında oldu.
KURBAN, KAN ve KAVALA…
Yaşanan ekonomik sıkıntılar dolayısıyla birçoğunun kesemediği ya da benim gibi bütçesini zorlayıp kestiği Kurban etlerini aileleriyle oturup, yemeden bayram tatili günleri içinde Suriye’ye yeniden girme sinyallerinin verildiği şu günlerde, yerine önce kayyum atanan sonradan ne hikmetse, yani yapılan itirazlarla yeniden görevine geri dönen, ardından da aldıkları maaşları, yakınlarının başında oldukları kurum aracılığıyla yurt dışı gezileri düzenledikleri iddia edilen Kızılay Başkanı açıklama yapıyor, “ Kan lazım” diyerek…
Ne tesadüf ki aynı günlerde ülkenin birçok yerinde çocuk fotoğrafları ile süslü ilan, duyuru, görsellerde “ilik aranıyor…” denilerek art arda kampanyalar düzenlenirken, devletin sahiplenmesi gereken sma hastaları için yasal yada yasa dışı kampanyalarla para toplamaya çalışıldığını da görüp, izlerken “kan aranıyor” kampanyalarının yeniden başlatılmış olduğunu duyuyoruz..
Kabul etsede etmesede her gün biraz daha yaklaşan seçim sürecine giren ve seçimi kazanmak için taze kana ihtiyaç var diyerek kampanya yürüttüğü şu günlerde Kızılay ve ülkedeki Kızılay şubeleri aracılığı ile ve “İlik aranıyor” başlıklı haberler ile kan toplanıyor.
Halkın oyları ile seçilmemiş, bakanlar gibi atanmış memurlarıymış gibi belediye başkanlarının büyükelçi yada yabancı biri ile görüşmesini izne bağlayan iktidarın 4 dönemdir Ardahan milletvekilliğini yapan Atalay’ın tayfasını yanına alıp, yeniden açılan kan kampanyasına destek verdiğini de gördüğümüz, durup, dururken “Kan neye lazımdır, neden sanki bir yerde düğmeye basılmış gibi kan toplama kampanyaları başlatılır?” sorusunu da akıllara getirmekte.
Buna baktığımızda kanın, ben dahil, her an yaralanacak birine lazım olabilir veya yaşanacak bir savaşta, çatışmada ya da büyük bir depremde veya toplumsal olaylarda hastanelerin acil servislerinin dolmasında lazım olacağını anlarız. Veya ben öyle art niyetli düşünüp, kan vermenin sağlıklı olduğu tezine karşı çıkıyor ya da kan lazımsa “anlaşılmalı ki kanlı bir mücadele, savaş, çatışmada lazım olur…” diyenlerden.
Cemaatler gibi bir taraftan Kurban, diğer yandan Kan arayan Kızılay’ın gerçek kan aradığı, siyasilerin ise yeni isim ve kampanyalar ile taze kan yani yeni bir enerji arandığı esnada “kanın çok konuşulması da, dillendirilmesi de hayra alamet değildir, hem de Suriye’ye yeni askeri birliklerin kaydırıldığı ve karşı taraf, yani Suriye’nin yasal ordusunun topraklarında olan yabancı güçlere karşı yeni bir askeri hareket başlattığı için kan çok mu lazım olacak?” diyenlerdenim…
**Gergin siyaset…
Kan depolarının doldurulmaya çalışıldığı, siyasilerin taze kan aradığı, HDP adaylarının çeşitli bahaneler ile gözaltına alınması, CHP’nin açıklamalarının haber değeri olarak görülmemesi, İYİ Partiye ve diğer irili ufaklı partilerin havuz medyasınca yok sayılması ve AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, siyasilerin seçime doğru giderken toplumu geren çıkışlar yaptıklarına şahit oluyoruz.
Sonuç olarak yeni bir seçime doğru gidiyoruz ama genel seçimlerde bir mücadele varmış gibi kavgacı, toplumu geren açıklamalar izliyoruz. Suriye sınırında askeri toplantılar yaparak zaten gergin olan toplumu yeni gerginliklere sürüyoruz…
Nedir bu bakış, nedir bu adeta bir savaş?…
Anlayamıyoruz, Türkiye’nin sınırları ile oynanan haritalara çok kızan ama Ülkü ocaklarına yaptığı ziyarette eline sıkıştırılan haritayı büyük bir keyifle gösterip, fotoğraf çektiren iktidarın küçük ama etkili ortağı Bahçeli’nin yasal ve anlaşmalar gereği Yunanistan’a bırakılan ada ve adacıkların Türkiye’nin sınırları içinde gösterdiği demlerde…
Demirtaş’ın hemen bırakılması gerektiğine karar veren ama hala bırakılmadığı AİHM Büyük Dairesi’nin Demirtaş gibi serbest bırakılması için hakkında karar verilen “Bırakın” dediği ancak bırakılmayan Osman Kavala için 2019’da verilen tahliye kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye’nin AİHS’nin 49’uncu maddesini ihlal ettiğine hükmedip, kendisine 7 bin 500 Euro yani tamda şu ekonomik sıkıntıların yaşandığı günlerde 130.223,25 TL ödenmesine karar verdiği haberini de alıyoruz.
Kısacası bayram tatili boyunca uzak kalmaya çalıştığım gündemi takip etmeyip, moralimi bozmayarak, enerji toplayayım derken 3 Y yani Yolsuzlukla, Yoksullukla, Yasaklarla mücadele edeceğini belirtip, 3 K ile bir hayli sıkıştığını gördüğümüz bir yorgun, şaşkın süreci götüremeyen metal yorgunu bir iktidarın her an alacağı bir seçim kararı ile ya herro ya da merro demeyi, düşünmekten bir hayli yorulduğunu da görmekteyiz.
Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da

















.jpg)
REKTÖRÜ UNUTULAN ÜNİVERSİTE..
VEKİL REKTÖR KİMSEYE GÜVENMİYOR!
Aylardır rektör seçimi yapılmayan
Ardahan Üniversitesinin vekil rektörü kendisini
üniversiteye bağlı 5 fakülteye de dekan olarak atadı.
Rektörlük seçiminin ne zaman yapılacağı konusunda da bir bilgi alınmayan Ardahan Üniversitesinin aylardır rektörsüz ve dekansız olarak yönetilmesi üniversitede var olan sorunların da askıya alınması olarak değerlendirilirken, vekil rektörün kimseye güvenmeyip, kendisini fakültelerin dekanlığına ataması ayrı bir tartışma yarattı.
**5 DEKANLIĞA KENDİSİNİ ATADI..
Rektör seçimini unutulduğu, aylardır vekilsiz idare edildiği Ardahan Üniversitesini bir adam yönetiyor.
2008 Yılında kurulan ve başta yönetim kadrosu olmak üzere yurt ve diğer bir çok sorunu çözüm bekleyen Ardahan Üniversitesinin emanetçi rektörü fakültelerin dekanlığını da yapıyor.
Kurucu Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın görev süresinin dolması ardından yapılması beklenen rektörlük seçimi 15 Temmuz Darbe kalkışmaının ardından ertelenmesi ile boş kalan Ardahan Üniversitesi Rektörlüğne vekalet eden profesör kendisi gibi bir çok profesörün olduğu üniversitenin fakültelerinin dekanlığına da kendisini atadı.
Kendi arkadaşlarına güvenip, fakültelere dekan ataması yapması gereken vekil rektörün bu davranışını kınayan öğretim üyeleri aylardır rektörsüz klan üniversiteyi kendi başına yönetmeye kalkan vekil rektörün YÖK’e yazı yazıp, fakültelere dekan ataması yapması gerekirken, kendisini görevlendirmesi üniversite camiasında güvensizliğe neden olduğunu belirttiler. Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com
**ATATÜRK GELDİ,
SEYİR ALANININ BİTMESİ İÇİN PARA GELMEDİ..
*01/07/2016 TARİHLİ HABER
Ardahan’ın Damal ilçesi sınırları bulunan Karadağ sırtlarına yansıyan Atatürk Siluetinin izlenmesi için yapılan seyir alanı parasızlıktan bu yılda bitirilemedi.
Her yıl 15 Haziran ile 15 Temmuz günleri arasında yeni adıyla M. Kemal Paşa Mahallesi olan Yukarı Gündeş Köyünün karşısında bulunan Karadağ dağına yansıyan Atatürk Silueti yeniden görülmeye başladığı şu günlerde büyük bir ziyaretçi akınına uğrarken siluetin yansıdığı dağın karşın da bulunan tepeye yapılmaya başlanan silueti izleme alanına yapılmaya başlanan İzleme alanı parasızlıktan bitirilemedi.
Başta yerli turistler olmak üzere bir çok kişinin ziyaret edip, ilgi ile izlediği Atatürk Silueti adına her yıl şenlik düzenlendiğini belirten Damallılar seyir alanın bitirilmemesi bölge turizmine gösterilen ilgisizliği ortaya koymaktadır.
**Ekmeğe muhtaç bırakmak..
Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce
ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete’de isimleri yayımlananların
sayısı 100 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil
Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.
Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir
bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ’cü olduğuna kimse
inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada
görevden alınıyor.
Sadece bu alandamı oluyor ki bunlar?
Hayır tam tersi hemen her alanda yaşanan bu durum bizim camiamızda da yaşanıyor..
Son olarak benimde bir dönem gazete çıkardığım Kocaeli’nin en önemli gazetecilerinden olan Güngör Aslan’ın da gazetesine el konulup, ekmeğe muhtaç bırakıldığını öğreniyorum..
‘Kendisini arayıp, yapabileceğim bir şey var mı? diye sorduğum bir anda Ardahan’da beni arayan eşim basın müdürlüğünün ilanımızı iki aylığına askıya aldığını öğreniyorum..
Beni de şok eden bu gelişmenin gerekçesi de gazetemizin bo yalarının kurumadan basına götürüldüğü ve baskı hataları olduğu için olduğunu öğreniyordum..
Eşimin gergin ses tonunu ‘Bir şey olmaz hanım, neye dayanmadı ki buna da dayanmayalım’ diyerek yumuşatmaya çalıştığım bir sıra da bu ülkede birilerinin birilerini ekmeğe muhtaç hale getirmekle meşgüldü..
**Hırsızlarla çalışmak..
Bölgemizin ana geçim kaynağı olan hayvancılığın ne zor şartlarda yapıldığını ve ne emekler harcandığını uzun uzun anlatmaya gerek var mı bilmem ama bir çocuğa bakmaktan daha zor ve meşakkatli iş olan hayvanların bir anda çalınması da o kadar zor ve üzücü bir sorun..
Evet büyük emek ve çabalar karşılığında yetiştirilen hayvanlar çalan alçakların bugünlerde yeniden ahırların etrafında cirit attığı Ardahan’da son bir iki ay içinde çalınan ve ne hikmetse bulunmayan hayvanların nasıl olup bulunmadığını da merak etmek gerek..
Çünkü çalınan hayvanların cebe para olarak girmeden önce saklanmayacak kadar büyük olduğunu hırsızlarda, o hırsızları yakalaması gerekenlerde iyi bilmektedir.
Nasıl olup bir değil, iki değil 10, 1 büyükbaş hayvanın bir anda ortada kayıp olup, bulunamadığını merak ederken hayvanları çalınanların da bu yönde suçlu olduğunu da demek gerekir..
Çünkü hırsızların çaldığı hayvanlarını bulmak için bir taraftan güvenlik güçlerini arayan diğer yanda hırsızların ortakları ile işbirliğine giren hayvan sahiplerini de biliyoruz..
yani hayvanımı bulayım da gerisi önemli değil deyip hırsızlarla çalışanlar oldukça..
**BEN Mİ SİZ Mİ SİYASET YAPIYORSUNUZ?