
.jpg)
Bu yıl devlet içinde devlet, hatta paralel oluşum yaptıklarıyla eleştirilen belediye başkanlarının organizeleri ile balkonlarda, köprülerde, denizlerin ortasında ve ‘Aman aman evden çıkmayın, çıkarsanız da mutlaka maske takın’ diyen siyasi anlayışın başındaki meclis başkanının Anıtkabir’e giderken maskeye gerek görmediği, evinden çıkmayan Başkan Erdoğan’ın yanına getirttiği çocuklarla birlikte büyük (!) ülkücü, twittircı MHP Ordu Milletvekilinin söyleyemediği İstiklal Marşını söylediği şu günlerde bir çok eli öpülesi yaşlı ile evlere hapsedilen torunum Dağhan’ın yayınlaması için bana yani gazeteci dedesine yıllar önce yazdığı mektubu artık unutmaya başladığımız postacı aracılığıyla değil, facebookun anıları hatırlatmasıyla karşıma geldi.

Çünkü bunlar benim en doğal hakkım..
Birisi Bu Adama Ardahan Milletvekili Olduğunu Hatırlatsın..!
CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın Ardahan sorunlarına duyarsızlığı ve Ardahan’a olan ilgisizliği yüzünden Ensar Öğüt’ü arar olduk.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz,1 Kasım genel seçim öncesi süpriz şekilde Ardahan Milletvekili adayı yapılmış daha sonra Ardahan’lı seçmenin fazla tanımasada oylarıyla meclise taşımıştı.
CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz,genel seçimi öncesi Ardahanlı seçmen tarafından tanınmıyordu.Çünkü Öztürk Yılmaz Ortaokulu okuduğu dönemde ailesiyle Bursa’ya göç etmiş,yaklaşık 20 yıl Dişişleri Bakanlığı’nda çeşitli görevlerde yer almış ayrıca aileside Bursa’da yaşıyordu.Öztürk Yılmaz Ardahanlı olan eşinin Ailesini görmek için bazen yaz tatiline uğramıştı.Fakat 3 dönem CHP’den Ardahan Milletvekiliği yapan Ensar Öğüt bir daha aday olunca çok fazla tepki almış seçimi bu yüzden kabetmişti.Bunun üzerine baskın 1 kasım seçiminde HDP’ye yönelik baskılar artınca süpriz şekilde Ardahan Milletvekili adayı olan Öztürk Yılmaz’ın kazanması için ortam oluşmuştu.
Genel seçim sürecinde Ensar Öğüt’ün bir daha aday olmaması gerektiğini ve Öztürk Yılmaz’a şans verilmesi gerektiğini en çok yazan gazetecilerin başında geliyorum.
Şimdi ise gerçeklerle yüzleşmeye başladık.Çünkü CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın seçildikten sonra Ardahan sorunlarına ne kadar uzak ve ilgisiz olduğunuda görmüş olduk.CHP Dışişerinden sorumlu başkan yardımcısı olduğu için çok sayıda televizyon programına katılıp çeşitli ulusal gazetelere röportaj verdi.Peki konuşmalarında tek bir cümle dahi olsa Ardahan sorunlarına değindiğini gördünüzmu ve duydunuz mu? Öztürk Yılmaz’ın Ardahan’ın her hangi bir sorununu gündeme getirdimi veya soru önergesi olarak TBMM başkanlığına sundumu? Öztürk Yılmaz Büyükşehirlerde Ardahan STK’larına uğradığını gördünüzmü?Ayrıca CHP Ardahan il yönetimi ve ilçe yönetimleri Öztürk Yımaz’dan memnun olmadıkları iddia ediliyor.Yine Damal Belediye Başkanı ile Hanak Belediye Başkanı arası açık olduğu söyleniyor.
Öztürk Yılmaz’ın şehir şehir dolaşıp konferans verip teşklatları ziyaret ederken bi zahmet CHP Ardahan Milletvekili olduğunu hatırlayıp, Ardahan’da işsizlik olduğunu,Ardahan’da yoğun göç olduğunu,Ardahan’da geri kalmışlık sorunu olduğunu birileri hatırlatsın.
Haber / Erkan SARIKAYA
**Vekilin acı günü..
AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın Ablasının eşi Yusuf Bozbuğa geçirdiği karaciğer rahatsızlık sonucu hakkın rahmetine kavuştu.
Bozbuğa kaynı, AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın imamlık yaptığı cenaze töreniyle Göle’de ki aile mezarlığında toprağa verildi
Öğle namazı sonrası Göle Merkez camide Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın kendisinin kıldırdığı Cenaze namazı sonrası kendi köyü olan Esenboğaz (Kelpıkor) köyündeki aile mezarlığında toprağa verildi.
Başta Arahanlı üst düzey bürokratlar olmak üzere vatandaşların yoğun ilgisinin olduğu Yusuf Bozbuğa’nın cenaze törenine Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Göle Kaymakamı Zafer Oktay, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Posof Belediye Başkanı Cahit Ulgar, Emniyet Müdürü Selami Hüner, Göle Emniyet Müdürü M Özgür Nevruz, Ak Parti İl Başkanı Yusuf Demirci, Göle ilçe başkanı İlhan Gültekin,İl Genel Sekreteri ile İl Meclis Başkanı ve Üyeleri, Yar. Doç. Dr. Eray Atalay, Ardahan ve Göle Daire Müdürleri, Yakınları ve Göle halkı katıldı.
Taziyeleri Köy mezarlığında kabul eden Atalay ve Rahmetli Yusuf Bozbuğa’nın yakınları Göle’deki taziye çadırında da Taziyeleri kabul ettiler.
Cenaze töreni sonrası Göle Kaymakamlık makamında, Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Göle Kaymakamı Zafer Oktay ve beraberindeki heyetle bir süre görüştükten sonra Atalay, Konukların onuruna yemek verdi.
Sokaktaki halkla tokalaşan Vali Özefe daha sonra ilçemizden ayrıldı.
Öğrencilerin Bisikleti Hastanelik Olmuş!
Milli Eğitim Bakanlığı’nın FATİH Projesi kapsamında öğrencilere ücretsiz dağıttığı tabletlerin ardından Sağlık Bakanlığı’nın fiziksel aktiviteyi teşvik ve bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla ücretsiz dağıttığı bisikletler aylardır dağıtılmayıp, hastane kooridorunda bekletildiği ortaya çıktı.
Ardahan Karagöl Mahallesinde bulunan yıllardır aktif duruma getirilemeyen İl Sağlık Müdürlüğüne ait 4 katlı binada sadece bir Aile Hekiminin hizmet verdiği binanın koridoru bisikletlerle dolu…
Yaz aylarında dağıtılamayan bisikletler; acaba kış ayında mı öğrencilere dağıtılacağı merak konusu oldu. Haber/Foto: Barış Bilgin

DURSUN AKÇAM ARAMIZDA…
Bu karanlık günlerde, yol şaşırtan fırtınalarda
Zamana ve âna tutunabilmek, hayallerimizi öldürmemek, gelecek güzel günlere olan umutları besleyebilmek için,
Işığı hiç sönmeyen yıldızların aydınlattığı yollara bakmak
Kendimizi tarihin altın sofrasında bir kez daha sınamak zorundayız…
O, 13 doğum yapmış yoksul ve çileli bir Anadolu anasının dördüncü çocuğuydu;
Karanlık dağları aşmayı, aydınlığa ulaşmayı kafasına koymuştu
Yamalı çarıklarıyla, köyü Ölçek ile Ardahan arasındaki on dört kilometre yolu üç kez yürüyerek aştı
23 Şubat İlkokulu’nun kapısından üç kere dilenci denerek kovuldu;
Yılmadı, usanmadı… Cumhuriyet aydınlanmasına ulaşmayı başardı;
Önce Ardahan’daki ilkokulu, sonra Tonguç Baba’nın Cılavuz Köy Enstitüsü’nü bitirdi,
Gazi eğitimle sürdürdü eğitimini; öğretmen, öğretmen örgütü yöneticisi, yazar, gazeteci, mücadele insanı oldu; ödüller kazandı; adı ansiklopedilere geçti;
Aralarında doğup büyüdüğü, ekmeğini yiyip suyunu içtiği o yoksul coğrafyanın insanlarını hiç unutmadı;
Onlar için kavga etti, saf değiştirmedi, saray, saltanat istemedi;
Sürüldü, soruşturuldu, açığa alında, tutuklandı; zindanlarda kaldı, sığınmacı olarak yaşadı;
Hiç boyun eğmedi, hiç yalvarmadı, hiç ulufe istemedi;
Boynu dik, göğsünü gererek döndü Kafdağı’nın ardına; masallar, efsaneler vatanına,
Almanya’nın Hamburg kıyılarından Ardahan’daki Kültürevi’ne; adı yaşıyor;
Anısı mücadelemizi aydınlatıyor…
25 Eylül Pazar günü, Kartal’da Hasan Âli Yücel Kültür Merkezi’nde buluşuyoruz;
Adına serbest kürsü kuracağız;
Turgay Demir’in sazıyla, sözüyle, türkülerle kanatlanacağız…
Toplantımız halka açık ve ücretsizdir; özel çağrı beklemeyin, katılın çoğalalım;
Çağıl çağıl çağlayalım; el ele,omuz omuza yol alalım…
**Ardahanlı Gazeteci Gözaltında!
Ardahan Göleli Taraf Gazetesi Muhabiri, Balyoz ve Ergenekon haberlerini yapan ve aylardır tutuklu bulunan Mehmet Baransu’dan sonra bir Ardahanlı Gazeteci daha gözaltına alındı.
15 Temmuz Darbesi ardından devam eden gözaltı ve tutuklamalara devam edildiği şu günlerde Ardahan Hoçvanlı Gazeteci Gökçe’de gözaltına alındı.
**Ardahanlı Dinçer Gökçe’nin de
aralarında bulunduğu 9 gazeteci gözaltına alındı!

Hakkında gözaltı kararı verilen Ergun Babahan, Prof. Dr. Osman Özsoy ile Şemsettin Efedâhil 18 kişinin yurt dışında olduğu tespit edildi. 8 kişi ise aranıyor.
Şüphelilerin, “örgüt ile bağlatılı oldukları” ve “çalıştıkları basın-yayın organlarıyla sosyal medya üzerinden Gülen örgütü lehine propaganda yaptıkları” öne sürülüyor.
**ÇILDIR’A DEVLET DESTEKLİ DEV YATIRIM
Çıldır ilçesine bağlı Akçakale Köyü’ne, Akçakaleli gurbetçiler tarafından %60’ı TKDK destekli olmak üzere 4 Milyon TL’lik yatırım yapılıyor.
Ulaş Kılıç / ARDAHAN
Ardahan’ın Çıldır ilçesine bağlı Akçakale Köyü’ne, Akçakaleli gurbetçiler tarafından, 2010 yılında kurulan “S.S. Akçakale Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi” adlı kuruluş, %60’ı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından finanse edilen, %40’ı ise özkaynaklardan sağlanan dev bir yatırımı hayata geçiriyor. Köy arazisinde, TKDK’nın onay verdiği bir yere yapılan çiftliğin 2.5 Milyon TL’ye mal olduğunu belirten Kooperatif Başkanı Ogün Sarıçayır, çiflik inşaatının tamamlandığını, son aşama olarak tanesi 3 bin Euro olan semantal mantofon tipi hayvan başvurusunun sonucunu beklediklerini ifade etti. Hayvanların maliyetinin de 1.5 Milyon TL’yi bulacağını belirten Başkan Sarıçayır, toplamda 4 Milyon TL’lik bir yatırımı Akçakale Köyü’ne ve Çıldır ilçesine kazandıracaklarını belirtti.
“Gençlerimizin ‘Modern Köle’ Olmasını İstemiyoruz”
Kooperatif Başkanı Ogün Sarıçayır, doğup büyüdükleri köye böyle bir yatırım yapmalarının asıl sebebinin ekonomik kaygı olmadığını; gençlere iş sağlamak, tarım ve hayvancılığın daha kolay ve zahmetsiz şartlar altında yapılabileceğini, gençlere benzer proje hayalleri kazandırabilmek için yaptıklarını belirtti. Başkan Sarıçayır: “Bakın, bugün İstanbul’a gençlerimiz doğdukları toprakları, geleneklerini, ailelerini bırakarak geliyorlar. Birçoğu, kitle iletişim araçları tarafından bilinç altına işlenen modern yaşama özenti sebebi ile, diğer bir çoğunluğu da daha refah bir hayat umudu ile İstanbul’a göç ediyor. Ancak, inanın bu durum çok değişti. İstanbul’da artık gençlerimizin ev edinebilmesi mümkün değil, çünkü inanılmaz derecede ev fiyatları yükseldi. Suruyeli mülteciler nedeni ile iş gücü, gerçekte bir çok yerde asgari ücretin dahi daha altına inmiş vaziyette. En iyi ücret, ortalama 1.500- 1.700 TL civarında ve haftanın 6 günü, her gün sabah 7’de belki de daha erken saatlerde kalkıp işe gitmek zorundalar, akşam ise evlerine saat 7-8 aralığında anca varabiliyorlar. Çünkü, İstanbul’un trafiği akıl almaz derece yoğunlaştı. Gençlerin kendilerine ayırabildiği tek günleri Pazar günü ve inanın o günü de dinlenmekle geçiriyorlar. Yani kendi sosyal hayatlarına ayırabildikleri zamanları yok. Kira, faturalar, gıda harcamalarını çıktığınız zaman, kendilerine harçlık dahi kalmıyor. Televizyonda ya da sosyal medyada gördükleri hayatlar, burjuva sınıfının yaşadığı hayat, gerçekte böyle bir hayat yok. İşte gençlerimizin bunu fark etmesini ve kendi topraklarına tutunarak kimsenin emri altına girmeden, kendi hür yaşamlarını hayal etmelerini, Ardahan’ın da bakıldığında gençlere bir gelecek vaat ettiğini göstermek için bu gibi bir proje düşündük” dedi.
30 üyesi bulunan S.S. Akçakale Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nde sütçülük, tarımsal faaliyetler ve kombine et hayvancılığı yapılacak ve 6-7 civarında kişi sigortalı olarak çalıştırılacak.
Haber Ulaş Kılıç/Çıldır
YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Fakir Yılmaz/Gazeteci
**Size benzemeyeceğim..
Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yönde verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi sordu..
Ben de Hasan Özdemir’in Ardhan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninlşe dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır.. Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek yada bildiğin doğruya devam etmektir’
Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü müacadelimizde önümüze çıkarılan engellemeler bugünde vasıflı olma mücadelesinde görmüyor değiliz..
Ama yolumuza devam ediyoruz..
Ama benim bugünkü konum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..
Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadele de hep engelleme, arkada konuşma, şerefsizce, alçaka iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızıda bilmenizi isterim..
Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların güçlü bir Ardahan Lobisi korkusu içinde oyun üzerinde oyun içinde olduklarınıda görüyorum..
**Siyasiler kurşun sıkmak..
Yeni bir seçimin olup, olmayacağı yönünde tartışmaların devam ettiği şu günlerde 7 Haziran’ın sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım’da ülkeyi yeniden seçime götürenlerin kazanamadıkları belediyeler de kayyum ataması ardından şimdi de siyasi cinayetler işlenmeye başlandı..
7 Haziran sonuçlarını beğenmeyen tek tarafın mevcut iktidarın değil, 1 Kasım’a kadar yolları kesip, Türkiye Partisi olma iddiasıyla yola çıkan HDP’yi kamuoyu nezdinde yıpratan ve aldığı 81 vekilin kendilerinin sayesinde alındığını belirtip, şımaran PKK’nın üstlendiği siyasi cinayetlerin bu ülkenin ana dinamiklerine olduğu gibi barış ve demokrasi yanlısı olanların elini de zorda bıraktığını da belirtmekte fayda var..
Çünkü; ‘Ya herro, ya Merro’ denilerek halkın seçilmişlerine saldırıp, onları görevden alıp, içeri atmak kadar insanları olduğu gibi siyasileri de öldürmek o kadar yanlıştır..
Çünkü benimde içinde bulunduğum kamuoyunun sert bir dille kınadığı bu cinayetlerin siyaset alanını daralttığı gibi bu ülkede siyaset yapan A yada B veya da C partili tüm siyasileri bunaltıp, şaşırtıp, demokrasiyi yok ettirir..
**RÜYAM’DA KİMİ GÖRDÜM?..
Aslında uğurlu günüm Salı..
Siz okurlarımın büyük b ölümünün de içinde bulunduğu toplumun Pazartesi sendoryumunu bende atlatıp, uğurlu saydığım Salı’ya ve ardından Çarşamba, Perşembe derken hazır mesajlarla kutlanan Cuma’dan sonra en sevdiğim gün olan Cumartesi’ye kendimi atarım..
Ve adına; ‘Cumartesi Yazıları’ dediğim yazımı yazarken gerek hafta içinde gerek geride kalan özellerimide okurlarımla paylaşmak istercesine bilgisayarın tuşlarına hızla değil, sakince, dikkatlice hatta bir sevgiliyi okşarcasına dokunur, içimi siz okurlarla paylaşmaya çalışırım ..
Bu cumartesi de öyle oldu..
Hafta boyunca sabahın ilk saatlerinde başına geçtiğim bilgisayarımın açılmasını beklerken dün gece uykumu bölenin ne olduğunu ve neden gece üçte kalktığımı hatırlayıp, sanal beyinli cep telefonumu elime alarak, önce gelen mesajlara sonra bir çoğumuzun içeriğini okumadan başlığına bakıp, yalandan beğendiği facebook’a ardından ülke de ve dünya da yaşananlara bakmak için twitter’e göz attım..
Ve beni uyandıranın neden olduğu aklıma gelince yeni bir cumartesi yazısı daha beynimden kalbime, ardından parmaklarıma oradan da bilgisayarıma akmaya başladı..
Çünkü beni gece yarısı uyandıranın bir rüya olduğu ve o rüya da hayatımın yol haritasını çizen çok değerli birini görmüş, tam olarak olmazsa da şimdi mum ışığı ile aradığım özlediğimi, sevdiğimi görmüştüm.
Rüyamı hatırladıktan ve gördüklerimi iyice hatıladıktan sonra dinlerken olağanüstü bir haz duyduğum Kur’an dinletisi açarak yazıma devam ettim..
Dinlediğim Kur’an hediye ettiğiminin, dün değerini çokta bilmediğimiz, çekip gittikten sonra da gözyaşları içinde aradığımız olması ise bir başka bir eziklik ve arayıştı..
Sizce rüyamda gördüğüm hangi sevdiğim, hangi beni ardından bırakıp, çekip, giden ve gelmesi mümkün olmayan ve bizi bekleyendi..
**Ekmeğe muhtaç bırakmak..
Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce
ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete’de isimleri yayımlananların
sayısı 100 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil
Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.
Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir
bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ’cü olduğuna kimse
inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada
görevden alınıyor.
Sadece bu alandamı oluyor ki bunlar?
Hayır tam tersi hemen her alanda yaşanan bu durum bizim camiamızda da yaşanıyor..
Son olarak benimde bir dönem gazete çıkardığım Kocaeli’nin en önemli gazetecilerinden olan Güngör Aslan’ın da gazetesine el konulup, ekmeğe muhtaç bırakıldığını öğreniyorum..
‘Kendisini arayıp, yapabileceğim bir şey var mı? diye sorduğum bir anda Ardahan’da beni arayan eşim basın müdürlüğünün ilanımızı iki aylığına askıya aldığını öğreniyorum..
Beni de şok eden bu gelişmenin gerekçesi de gazetemizin bo yalarının kurumadan basına götürüldüğü ve baskı hataları olduğu için olduğunu öğreniyordum..
Eşimin gergin ses tonunu ‘Bir şey olmaz hanım, neye dayanmadı ki buna da dayanmayalım’ diyerek yumuşatmaya çalıştığım bir sıra da bu ülkede birilerinin birilerini ekmeğe muhtaç hale getirmekle meşgüldü..
**Ayrılıklar hep zordur..
Ülkenin komşuları ile olan sorunları, komşuların emperyalist güçlerce işgal edilmeye çalışması, toprak ayrımları ve parçalanmalarını tartışıldığı bir sürecin yaşandığı şu günlerde yeniden ısıtılıp, önümüze getirilen başkanlık sisteminin ayrışıma neden olacağı da konuşulmakta..
Yani önce Başkanlık, ardından bu başkanlığı başında olacağı eyaletler ardından herkesin kendisini yönettiği öz yönetimlerin gündeme gelebileceği korkusu ve travması yaşanıyor ülkemde..
Evet benim de desteklediğim ve istediği başkanlık sistemine geçmeye çalışan ve 10 yıla yakındır bir çok sorun ve sıkıntıya neden olan sistemden ayrılmak istemeyen ülke zorda..
Başkanlık gelsin mi, gelmesin mi?
Sistem yenilenerek kalsın mı, kalmasın mı?
Başkanlık gelirse yapabilir miyiz, yapamaz mıyız?
Bölünür müyüz, bölünmez miyiz?
Soruları ile tartışılmaya devam eden sistem değişikliği bu ülkeye ne getiri bilmem ama bana sorarsanız kavga etmeden tartışılması en güzeli..
Çünkü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından bu yana zaten sistem değişmiştir..
denilen bir ülkedeyiz..
Ve Reis denilip, üzeri kapatılmak istenen Başkanlığı zaten o günden bugüne kadar Başkan olarak yapan bir Erdoğan bunu resmileştirmek istiyor..
Evet başkanlığı bende ama ülkemin bölünmeden istiyorum..
Bu ülkenin sistem değişikliğine olan ihtiyacın daha çok tartışılmadan, kan, revan bulaşmadan gerçekleşmesinde yanayım..
Zor ama şart olan bu değişikliği bir an gerçekleştirmek bu ülkenin önünü olduğu gibi hepimiz rahatlatacağına inananlardanım..
Kısacası aşklardan, sevdalardan, sevdiklerinizden, alıştıklarınızdan
ayrılırken yaşanan aynı duygu gibi 100 yıldır yaşadığımız sistemde de ayrılmak zor olsa da şarttır..
**BUGÜN BAYRAM MI?
**Fakir Yılmaz/Gazeteci
Bayram ilan edilip, bayramının kutlanmadığı ve buna da gazeteciler dahil kimsenin ses çıkarmadığı ama bol mesajların yayınlandığı bugün 30 Ağustos..
‘Ne olmuş 30 Ağustos’ta?’ diyerek uzun uzun tartışmaların, tv programlarının, yazı dizilerinin dizileceği bugün resmi bayramların artık eskisi gibi kutlamak istemeyen bir anlayışın reddine karşın kimsenin gıgını çıkarmayıp, işi bol resimli mesajlarla geçiştirildiği şu günlerde artık bir dönemin kapandığını da kabul etmez birileri..
Ve o dönem Cumhuriyet kelimesinden korkan, adını duymak istenmediği bir dönemdir..
Bu nedenle bugün bayram denilmemeye başlanmıştır..
Neyse bu konunda çok üzerinde tartışmaya ne hacet deyip, Osmanlıdan kalma bayramları yeniden canlandırmak için Okları atanların hüküm ettiği bir sistemde değil Cumhuriyet ona yakın kelimeleri ilgilendiren tüm bayramların yasaklandığını bir Kanun Hükmünde Kararname ile ilan etmek en doğrusu ve en samimisi olur diye düşünüyorum..
Çünkü şehit var, savaş var, iç çatışma var deyip Cumhuriyeti kutlamamanı hiçte samimi olmadığını Diyarbakır’da, Gaziantep’te ve onca yerde kan revan varken tan tanalı gösteriler ile köprüleri açtığımız bir ülkede artık gerçek niyetimizi ve de yüzümüzü göstermek en doğrusu..
**Bu korku nasıl yenilecek?
**Selmi Yılmaz/Gazeteci
Bir çok darbenin yaşandığı ülke de her an yeni bir darbenin daha yaşanacağı şüphesi ve de korkusu başta Ankara’nın olmak üzere ülkenin genelinin dengesini bozduğunu dün gece Konya’da yaşanan ve yaklaşık yarım saat süren elektrik kesintisi sonrası darbe olabileceğini düşünen vatandaşları yeniden caddeler fırlamasından daha iyi anlıyoruz..
Konya’nın yanı sıra Ankara’nın 30 Ağustos’u tanksız, topsuz, uçaksız kutlanacağını ilan etmesinden de anlaşılan o ki hepimiz her an yeni bir darbenin yaşanacağından korktuğunu ortaya koymaktadır..
Peki sizce yeni bir darbe daha olur mu?
Bilmem ama bana sorarsanız bu ülkede olmayacak şey değil..
Çünkü 15 Temmuz’da halkın bizzat kendisinin ötelediği darbelerin bir çoğunun gerçekleştiği bir ülke burası..
Peki bu korku ile bir ülkede ne kadar rahat olunur?
Korkunun getirdiği baskılar bu ülkeye ne getirir?
Demokrasi olmayacağı kesinde..