

GÖLE’de KIŞ ŞENLİKLERİ İSTİYORUZ….
Neden olmasın ki…
Malumunuz Göle bir kış şehri.
Kışı, karı ve soğuk havası ile meşhur bir şehir. Bugüne kadar kışı, karı ve soğuk havayı hep dezavantaj olarak gördük ve yaşadık.
Neden sahip olduklarımızı avantaja dönüştürmüyoruz ki ?
Altı ay karın altında kalıpta kardan faydalanmayan tek ilçeyizdir herhalde.
Şöyle; kış şenliklerinin olduğu, kış spor müsabakalarının yapıldığı, konserlerin verildiği, halayların çekildiği, insanların kar üzerinde eğlenceli zamanlar geçirebileceği ve bol bol hatıra fotoğrafı çektirebileceği bir kış festivali yapılsa fenamı olurdu?
*İnsanlara sosyal anlamda katkı sunabilecek ve etkileşimi arttırarak, kış’ın kötü bir mevsim olmadığını aksine eğlenceli bir mevsim olduğunu ortaya koyabilecek bir proje olurdu.
*Dışarıdan gelecek olan misafir ve gurbetçilerle, Göle ekonomisine ve kültürüne katkı sağlayacak bir proje olurdu.
*Batıya, Göle’nin havasının soğuk ama insanının sıcak olduğunu gösterecek bir proje olurdu.
Bu Saydıklarımız hiç fena olmazdı aslında. Hatta çokta isabetli bir proje olurdu.
Projenin en basit örneğidir ‘Çıldır Gölü buz festivali’.
Göl üzerinde oldukça düşük maliyetlere yapılan Çıldır gölü buz festivali, son derece eğlenceli ve güzel geçmektedir.Bizim ilçemizde de buna benzer bir festival neden olmasın ki ….
Tabi bu projenin hayata geçmesi için Göle Belediyesinin, Göle Kaymakamlığının, kurum amirlerinin, STK temsilcilerinin, Siyasi parti temsilcilerinin, Göle esnafının, Milletvekillerinin desteği ve ilgisi gerekmektedir.
Biz üzerimize düşeni yapıp bu projeyi yazdık ve “ GÖLE’DE KIŞ ŞENLİKLERİ İSTİYORUZ “ akımını başlattık.
Umuyoruz ki bahsi geçen ilgililer de bu çağrımıza kulak verip, projeye gereken ilgi ve alakayı duyar, hayata geçirirler…
Memleketimizin faydasına olabilecek bir akımı başlatan, bize bu projeyi haber yapmamızı gerektiğini söyleyen, bir grup duyarlı Göle’li kardeşlerimize, bu güzel fikirlerinden dolayı teşekkür ediyoruz…
Yorum sizin değerli dostlar.
(Vicdanın kalemi Gölenin Sesi haber)
GÖLE KİNZODAMAL’I,

.jpg)
Yani kısacası mevcut iktidarın başta kısa adı EYT olan Emeklilikte Yaşa Takılanlara karşı olmak üzere bir çok konuda sözde tasarruflar yaptığını belirtip, 600 Milletvekilline karşın İl ve İlçe Başkanları gibi atama ile atadığı onca bakan ve onca yardımcısına ödediği paralar ve daha nice bilmediğimiz kaynakların adeta çarçur edildiği ülkemde bir taraftan tasarruf adı altında yarın öyle ya da böyle ödenecek olan maaşlardan kesintiler yapmakla işçiyi bugün tasarruf adı altında mağdur edenler önce ”Özel Kalem” adı altında ayrılan bütçeleri kendileri gibi türkücülere, sözde içi boş aydınlara, uçak paralarına ve dışarıdan söyledikleri yemeklerin faturalarına göz atsalar tasarruf da daha samimi olduklarını anlayacağız..

HDP Merkez ve Hoçvan’a Oynayacak!
CHP’den Sonra HDP’nin Adayları da Belli Oldu..
*Arşiv Haber 07/04/2015 Tarihli Haber/Yorum
Geçtiğimiz genel seçimlerde CHP’den 2. Sıra Milletvekili Adayı olan Ardahanlı Doktor önümüzde ki seçimler de HDP’den liste 1. sırada bir dönem birlikte çalıştığı CHP ve AK Parti ile yarışacak..
Merkez köylü olan Aktaş’ın 2. Sıra Adaylığına da Hoçvanlı olduğu öğrenilen Arzu Mucu’nun konulduğu öğrenildi..
**HDP BU ADAYLARLA SEÇİMİ DE NE YAPABİLİR?
CHP, HDP, DSP ve DP’nin Milletvekili Adaylarını belirleyip, seçim startı verdiği şu günlerde en çok merak edilen konuların başında HDP’nin tüm ülke de olduğu gibi Ardahan’da ne kadar oy alabileceğidir.
En çık oyu Hoçvan’da almasına karşı Hoçanlı olan bir isimi liste 2’de gösteren HDP’nin geçtiğimiz seçimlerde seçmenin karşısına CHP’li olarak çıkan bir isim ile gerek merkez de gerek ise 8 bin oy alınmaz sa HDP’nin işi zor denilen Göle’de ne yapacağıdır.
Bu seçimde Alevi olan Damal’da bir adayın başaurmsına rağmen değerlendirilmediği HDP’nin Hoçvan’dan sona en çok hatta daha fazlasını alması gerektiği belirtilen Göle’de onca aday adayı görmezden gelmesi dikkatlerden kaçmazken, bu partinin 7 Haziran’da yapılacak olan genel seçimler de Ardahan’ın iki olan milletvekilinin en az birini ne kadar oyla alacağıda büyük bir merakla beklenecek.
Son olarak iki önemli belediyesine de el konulan HDP’lilerin ‘Nerede hata yaptık?’ diyeceklerine yeniden meclise dönüp, dönmeyeceklerini tartışmaya açıp, bu durumu halka soracaklarını açıklamaları, HDP’lilerin ne kadar halktan kopuk olduğunu da bir kez daha ortaya koymakta.
Çünkü ortaya koydukları politikasızlık dolaysıyla bugün yaşananların suçlusu HDP’ye oy verenlerin değil, HDP’yi yönetenler olduğunu bir türlü anlamış değiller..
Evet Mardin ve Siirt Belediyelerine de kayyum atanması ile devam eden operasyonlar ile darbe üzerine darbe alan HDP’nin nerede hata yaptığını tartışacağını ve bu hataları nasıl olup gidereceklerini düşünmesi gerekirken meclise dönüp, dönmeyeceklerini tartışmaya açacaklarını belirten HDP’lilerin eş başkanlarının da tutuklanması ardından aldıkları meclis çalışmalarına katılmama kararına karşın grup toplantılarını hala mecliste yapmaları da kararsızlığın diğer bir açık örneğidir..
Aynı HDP’nin BDP’yi HDP yaparken hatalara başlayıp, BDP, HDP, DTP ve diğer bir çok başlılıkla siyaset yapıp, ne yaptığını karman çorman ettiği bir süreçte bugün yaşadıkları ile karşı karşıya kalmıştır..
Ve diğer bir hata da cumhuriyetçi, laikçi, solcuların askere güvenme hatası gibi HDP’liler de tarih boyunca Kürtleri öcü gösterip, Türkleri sıkıştırma politikası yapan ABD ve AB’ye güvenme inanma hatasını hep yapmasıdır..
Bu nedenledir yaşadıkları..
**Bir daha sorayım..
Son olarak İzmir’de yapılan ve halada devam eden Feto operasyonlarını ilk duyuran haber ajansı hangi ajans?
Peki bunca kuruma, şirkete, insana yönelik yapılan operasyon bu ajansa hiç yapıldımı?
Ben çokta duymadım, tek, tük daha önce çalışmış, ayrılmış olan bir kaçının dışında..
Peki bu ajansın çalışanlarının %77’sinin hangi okullarda, hangi gazetede, hangi abi ve ablanın yanında yetiştiğinide mi kimse bilmez?
Bilemiyorum ama bu Ajans’a yönelik çokta ciddi bir şey yapıldığına ben şahit değilim..
İddia etmiyorum, mesleğim ve alanım gereği bunların bulunduğu alanları ve nerede kimlerle ilişkide olduklarını iyi bilirim..
İşte bu nedenle bir kez daha soruyorum Bylog denen gizli görüşmelere de gerek olmaksızın bunların Ardahan’da, Kars’ta da olduğunu iyi bilirim..
Ama benden önce bizden çok bunlara inanan idareciler, onlara ilk haberi veren güvenlik güçleri de biliyorlar kimin ne olduğunu..
Öyleki bunlar valilik, kaymakamlık ve diğer resmi kurumlarda baş tacı edilir, hatta sır denen ‘GİZLİ’ başlıklı dosyaları bile bilenler değiller mi?
Bilmem ama haksızca gözaltına alınıp, tutuklananlarında içinde bulunduğu FETO başlıklı haberleri yapanlarında gözden geçirilmesini ve bunların ne kadar temiz olduklarına bakmak gerekir diye düşünür, önerir ve bir kez daha sorarım..
Kısacası; Bu haberleri yapan, yaptırılanların da şöyle bir gözden geçirilmesi gerekir derim..
**Haber var, Haber yok..
Sanırım sizlerinde dikkatini çekmiştir Ardahan’ın en çok tıklanıp, okunan haber sitemizin iki gündür güncellenmediğini..
Kiminin bizleri bizzat arayarak, ‘ne oldu?’ diye sorup, bu durumu merak ettiği, kiminin ise Ardahan küçük bir yer haber mi çıkar?’ diye önemsemediği bu durumun habersizlikten değil, sitemize yapılan onca saldırının bir yenisinin siteye girişimizi geciktirmesinden meydana geldiğini emen belirtip, okurlarımızdan özür diliyoruz..
Evet ben dahil internet sevdalılarının günde en az iki üç kez tıklayıp, günlük, güncel haberler okuduğu www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemizin yapılan saldırılar dolaysıyla iki gündür haber verememesi bize yeni bir şeyi hatırlattı..
Oda onca gazetenin, sitenin ve ajans muhabirlerinin bulunduğu Ardahan’da biz olmayınca ne kadar haber olduğunun görülmesidir..
Yani haber üretme merkezi konumun da olan haber merkezimizde haber çıkmayınca Ardahanlı olup, Ardahan ve Ardahan dışında olanların Ardahan’da haber almaları çok zor görünüyor gibi..Çünkü haber merkezimizin emektarları, bugünkü gazetecileri olan Barış ve Özkan bu eksikliği gidermeye çalıştığı Ardahan’da onca gazeteci, muhabir olmasına karşın ‘Kar yağdı, kazlar kesildi, falan bürokrat filan dedi’ başlıklı haberler dışında haber alamazsınız Ardahan’da..
Halbuki küçük denen Ardahan’da haber olduğunu ama başta gazeteci geçinip haber alamayanlarla dolu olduğunu bilirim..
Bu yazının yazıldığı saaterde başkanlığını yaptığım ARDA/FED’in genel merkezinin bulunduğu İstanbul Şişli’de de gökdeleni olan Trump’un önde olduğu Amerikan seçimlerinin sonucu ne olursa olsun önümüzde ki 4 yıl içinde dünyanın gideceği yönü de büyük bir oranda gösterecek..
Çünkü dünyanın jandarması konumunda ki ABD’nin bu seçimler dolaysıyla başta Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge başta olmak üzere dünyanın hangi yöne gideceği az çok anlaşılacak..
Evet ülkemizde de her an bir seçimin olacağınında tartışıldığı şu günlerde kadınları taciz etmekle suçlanan tacizci Trump’un dünyanın en medeni ülkeleri aradında olduğu ileri sürülen ABD’nin başkanı olmak üzere olduğunu görmekteyiz..
Ve gördüğümüz diğer bir önemli konuda Türkiye’de ard arda yaşanan erkeklere yönelik taciz olayları ve sansürlenen haberleri..
Aynı haberlerin 15 Temmuz öncesinde de bir hayli arttığını da gördüğümüz ülkemizi çok yakında ilgilendiren ABD’nin tacizci bir başkanı seçmeye hazırlanması da tesedüfmü bilinmez ama sanırım Trump kazanırsa taciz haberlerinin yapmanın daha zor olacağı da diğer bir gerçek..
**Yakalamak, Yasaklamak, Kesmek..
Nereye doğru gittiği hala anlaşılamayan, önüne gelenin yakalanıp içeri atıldığı, yasakların ard arda ilan edildiği, yaşananların görülmemesi, izlenmemesi için yayınların, internetin kesildiği bir ülkede yaşamak her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.
Zorlu bir süreçte geçiyoruz deyip, Kanun Hükmünde Kararname ve Olağanüstü Hal ilanları ile ülkeyi idare ettiklerini belirtip, kendilerine karşı olduklarını düşündüklerini yakalayıp hapse atan, çoğu insan haklarına aykırı olan yaptıklarının görülüp, izlenmemesi, okunmaması için yasaklamaya sık sık başvuran ve yayınları, interneti kesmekle iş yaptıklarını sananları yarattığı kaos ekonomiyi de alt üst etmiş halde..
Çünkü ülkenin çokta iyi idare edilmediğini ortaya koyan bu davranışları ile iş yaptıklarını sananların şöyle bir çarşıya çıkmasını ve başta esnafın olmak üzere bu ülkede yaşayanların nasıl burunlarından solduklarını göreceklerdir.
Çünkü gidiş hiçte iyi değil..
**Atalay’da biz anlamalı..
Dünkü Sözcü Gazetesi’nin manşetini görünce bizim ARDA/FED olarak anlatmaya ve oluşturmaya çalıştığımız ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çabamızın hiçte boş bir çaba olmadığını bir kez daha anladım..
Çünkü Sözcü Gazetesinin manşetine konu olan AK Parti Ardahan Milletvekilin de içinde olduğu bazılarının anlamak istemediği lobinin olmayışı yeri ve zamanı geldiğinde hepimizi harcıyor..
Evet, Sözcü’nün dünkü ‘Feto’den tutuklu hakimin itirafları’ başlığı ile gündemi alt üst eden haberi okuyunca Ardahanlı, Karslı veya Doğulu birinin bakan olmasının yada ülke de etkili olmasının batıdakilerini ne derece etkilediğini ve haranmaları için fırsat arandığını bir kez daha ortaya koymakaydı..
Bunun diğer bir örneği de Diyarbakırlı Fenrbahçe Başkanına yönelik kampanyadır..
İşte burada görülmesi gerekenin bizlerin bu ülkede siyasette, ticarette güçlü olmasının tek yolunun el le verip, güçlü bir lobi çatısı altında yan yana durmamızdır ki gelde bunu Atalay ve diğerlerine anlat..
Dünkü manşetin altında yatan asıl meselenin bir araya gelmememiz olduğu kadar bizlerin bir yerlere gelmesidir..
Bunu nereden anlıyorsun diye soranlara Atalay destekli birinin bakan olmasını içine sindiremeyen lobinin attırdığı manşetti o manşet derim..
**Tahrik olmamak, sabır etmek..
Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin gölgesinde kalan Güneydoğu’da ki gelişmelerin en son noktası Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin eş başkanlarının gözaltına alınması ile devam ediyor.
Başkan Erdoğan’ın başkanlıktan öteye geçip, savcı ve hakimlerin görevini de üstlenmeye başladığını ‘Onları da tutuklarız’ dediği günlerin hemen akabinde yaşanan bu gelişme ardından HDP’de halkın iradesine sahip çıkmasını istedi.
Ülkenin gergin günler yaşadığını ve bu gerginliğin başta ekonomide olmak üzere hemen her alanda yarattığı olumsuzluğun bir anda iç karışıklığa dönüşebileceğinin korkusu ise gün geçtikçe daha da ağırlaşmakta.
Bir taraftan tahrik diğer taraftan tahrik denebilecek gelişmelerin ard arda yaşandığı şu günlerde insanların siyasilerden daha sabırlı daha sakin olması gerekir..
Çünkü halkın bir biri ile sorunu olmadığını yine yıllardır kardeşçe yaşayan halklar biliyor..
**Recep Aydemir..
Ölüm döşeğinde, acı çeken insanı anlamadan ‘Hele gel bir selfie yapalım’ diyen sanal ortamın bu kadar popüler olmadığı süreçte Ardahanlı denildiğinde akla gelen ilk isimlerdendi Recep Aydemir..
Ardahan’ın Kocaköyü’nden çıkmış, başta İstanbul’da olmak üzere Ankara ve Ardahan’da bir çok önemli işe el atmış, Ardahan’ın ilk temizlik firmasını kurmuş, onlarca insana ekmek vermiş, bal festivalinin ilk ağası olmuş renkli biri isimdi Recep Aydemir abim..
Ankara’ya giden her Ardahanlının ilk aradığı, yediği, içtiği, bol bol güldüğü isim olan Recep Aydemir iş sahasında elde ettiği başarısını benim gibi hiç bir karşılık beklemeden, saf saf başta siyasetçilere olmak üzere birilerine akıl danışmanlığı yaparken kendisinin hiç bir beklentisinin olmadığını ve en önemlisi önüne her gelene Ardahan sevdasını aşıladığını en iyi bilenlerdenim..
Her inanın olduğu gibi onunda çıktığı yerden iniş dönemi başlayınca önce kanser denen illetin verdiği acıları bile hisetmeyip, onunla selfi çekenler daha sonra dost bildiklerinin kendisini terk etmeye başlamış, yanlız kalmıştı..
Kısacası ve üzülerek tüm ağrılarına karşın yanına gidenle yine ilgilenmek, elinde, avucunda kalanı paylaşmak isteyen adam gibi adam olan Recep Aydemir ağabeyi de yolcu ettik, bugün yarın hepimizin gideceği yere.
Rahmetle uyu abi..
**FETO ÇAMURU ONLARA DA BULAŞTI!
‘FETÖ’den tutuklu hakimin itirafları:
Bir bakan ve iki AKP’li vekilin adını verdi..
Dershaneler KCK’dan daha tehlikeli çıkışıyla gündeme gelen AK Partili Ardahan Milletvekili ile şu an bakan olan Kars Milletvekillerinin Feto davasında yargılanan bir hakime yardım ettikleri ileri sürüldü..
Sözcü gazetesinden Asuman Aranca’nın haberine göre, Ankara Başsavcılığı’nca yargıdaki FETÖ yapılanmasına ilişkin soruşturmada tutuklanan Sakarya Hakimi Cihangir U., savcıya ikinci kez ifade vererek itiraflarda bulundu. Üniversite yıllarında örgüt evlerinde kaldığını söyleyen Cihangir U. özetle şunları anlattı:
SORULARI GETİRDİM
2011 Ağustos’ta hakim adayı olan Bahadır benimle irtibat kurdu ve Keçiören’de bir evde hakimliğe çalışmaya başladım. Adını Burak diye bildiğim hakim adayı bu evi idare ediyordu. Bu yapıya ait evde hakimlik sınavına çalışmaktayken 25 Kasım 2011 gecesi idari hakimlik sınavından bir gün önce gece saat 04.00’te evimizle ilgilenen Burak’ın abisi olan hakim adayı Bahadır geldi, “Size soruları getirdim” dedi. Önce bunun bir şaka olduğunu düşündüm.

Daha sonra ciddi olduğunu anlayınca ağlayarak, ben böyle bir haksızlığı yapıp adalet dağıtacağım makama haksızlık yaparak gelemeyeceğimi söyledim. Beni ikna etmeye çalıştı. Dindar insanların bu makamlara girmesi gerektiğini söyleyerek iknaya çalıştı.
Kararımda ısrarlı olduğumu görünce bu durumun gizli kalması gerektiğini söyleyip, evde bulunan Kuran-ı Kerim’i getirterek üzerine el bastırdı. Bu yaşanılan soru verme olayının anlatılmaması üzerine yemin ettirildim.
AKP’LİLER REFERANS:
2012 yılında yapılan idari yargı hakimlik sınavını 82 puan, adli yargı hakimlik sınavını da 83 puan alarak kazandım. Daha sonra mülakat sürecinde bana şu anda Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanı ve Kars Milletvekili olan hemşehrim Ahmet Arslan, Danıştay Üyesi Hicabi Ece, (AKP) Ardahan Milletvekili Orhan Atalay ve (AKP) Kars eski Milletvekili Yunus Kılıç referans oldular. Bakan Ahmet Arslan’a babamın hayvan sattığı Karslı işadamı Metin Durmuş aracılığıyla mülakat sürecinde diğer belirttiğim kişilere de akrabalarım vasıtasıyla ulaştım.

Ardahan’a Havaalanını Çok Görenler
Bolu’ya bir değil, iki havalimanı birden geliyor..
Yayın organlarımızca ısrarla gündemde tutulmaya çalışılan ama bazı yalakaların sadece biz dedik diye karşı çıktığı Ardahan’a Havaalanı isteğimizin devam ettiği bir süreçte ‘Ardahan’a Havaalanı gerekmez’ diyenler bu haberi biz değil, Bolu’lu Ulaştırma ve Denizcilik Bakan Yardımcısı yaptığı açıklama ile kamuoyuna duyururken gözleri gülüyordu..
Çünkü Ardahanlının çok istediği. ama bazı anlamazlar yüzünden gerçekleşmeyen Havaalanından birinin değil, ikisinin birden Bolu’ya yapılacağını duyuruyordu..
Geçtiğimiz gün Ardahan’a gelen ve Ardahanlıların ‘Bizde uçmak istiyoruz’ diyerek
Havaalanı istediği ancak, ‘Size havaalanı değil, protokol yolu yapacağım’ diyen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanının Bolu’lu Bakan Yardımcısı Yüksel Coşkunyürek, Bolu merkeze stol tipi ve Abant Tabiat Parkı mevkisine ise küçük uçakların inerek park yapabileceği 2 havalimanı projesi üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Bolu’lu Coşkunyürek, Bakanlığının bünyesinde faaliyet gösteren Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Boluve ilçelerinde yaptığı çalışmaları yerinde inceledi.
Daha sonra Bolu Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Türker Ateş’i ziyaret eden Coşkunyürek, yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi.
Burada yaptığı konuşmada, bakanlık olarak 14 yıldır yoğun bir şekilde ulaştırma alanında sürdürdükleri faaliyetlerini devam ettirmeyi ve onlara yenilerini eklemeyi planladıklarını anlatan Coşkunyürek, “Bizler ekibimiz ve arkadaşlarımızla beraber bunun için gayret edip çalışıyoruz. Bizler işin altyapısını, geleceği olan çalışmaları zenginleştirecek yollarımızı, ağlarımızı, lojistik merkezlerimizi kurduğumuz zaman ticarete de sanayiye de büyük katkı vereceğimiz inancındayız. Çünkü ulaştırma sektörünün en önemli katkısı insanları bir yerden bir yere nakil olarak götürüyor ama asıl önemlisi ticari olarak sosyal olarak turizm olarak kültürel olarak insanları ve toplumu kaynaştıran ve onları birleştiren bir yol ağından oluşuyor.” diye konuştu.
Türkiye’de son 14 yılda yol konusunda ciddi mesafeler alındığını belirten Coşkunyürek, bunun yanı sıra hem demiryolu hem de havayolu alanlarında Türkiye’nin beklentilerinde üzerinde büyük hedeflere doğru adım adım ilerlediklerini ifade ederek bunun göğüs kabartan bir iş olduğunu söyledi.
Konuşmasında Almanya’da gerçekleşen bir toplantıda 36 tane ülkenin ulaştırma bakanlarıyla bir arada bulunduğunu anlatan Coşkunyürek, “Orada o 36 ülkenin bakanları ile yaptığımız toplantılarda bizim ulaştırma alanında yaptığımız çalışmaların gündeme gelmiş olması konuşulması benim göğsümü kabarttı. Bizim projelerimizi soruyorlar merakla takip ediyorlar. Bu, şunu gösteriyor. Türkiye’de son 14 yılda ulaştırma alanında yapılamaz denilen birçok eserin ortaya konması ve sonuçlanması hem ülke olarak bizim özgüvenimizi artırdı. Hem çalışmalarımızı daha da zenginleştirdi. Hem yerli imalatçı olan sanayicilerimizi iş adamlarımızı müteahhitlerimizi desteklemiş olduk bu arada hem de göğsümüzü kabartan bir şekilde bunları dünya ile paylaşma imkanı bulduk.” ifadelerini kullandı.
Bakanlığının Bolu projeleri hakkında da bilgiler veren, Bolu’nun ticaret ve sanayisine en büyük katkıyı verecek proje olarak gördükleri demiryolu çalışmalarını anlatan Coşkunyürek, “Bolu’yu ilgilendiren en önemli konulardan bir tanesi ticaretimizi ve geleceğimizi ilgilendirdiği için demiryolu çalışmaları. Hem Türkiye’nin ikinci en büyük ticari liman projesi olan Filyos projesi kapsamında lojistik merkez olarak bu hattın kullanılması hem de ilimizi demiryolu ağı ile diğer bölgelere bağlama açısından da çalışmalarımıza start verdik.” değerlendirmesini yaptı.
Coşkunyrek, Arifiye-İsmetpaşa demiryolu hattının Bolu’dan geçeceğini belirterek, şöyle devam etti:
“Şu anda proje etüt çalışmasına doğru adım atıyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde sondajlar başlayacak. Hangi güzergahtan nasıl geçeceğimiz konusunda. Arifiye-İsmetpaşa arasında bir demiryolu hattı olacak. Yine Bolu merkezden bir ayrımla da Zonguldak’a bağlanan bir hattımız olacak. Böylece Bolu’yu hem Karadeniz’e, Hem de Karadeniz’den Ankara’ya doğru bağlantı noktasında biz bir lojistik üst olmak için çalışma sergiliyoruz. Bu hayali bir proje değil. İnşallah 2023 vizyonuna bunu biz yetiştirmeyi umut ediyoruz.”
**Bolu ve Abant‘a havalimanı yapılacak..
Öte yandan Bolu’da havalimanı yapımı adına bazı çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yüksel Coşkunyürek, “Bolu’muza düşündüğümüz stol tipi bir havalimanını sayın başbakanımız talimat buyurmuştu. İnşallah onu da Bolu’muza kazandırmayı düşünüyoruz. Şu anda hem Altyapı Genel Müdürlüğü, hem Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, hem de Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğünden arkadaşlarımız iki defa geldiler Bolu’ya incelemelerini yaptılar. Bir iki yer tespiti yapılmış ama biz ‘daha iyi bir şekilde çalışın’ dedik. Önümüzdeki günlerde belediyemizle de irtibata geçecekler.” ifadelerini kullandı.
Herkesin kullanabileceği stol tipi bir havalimanını Bolu’ya kazandırmanın en büyük arzularından bir tanesi olduğunu vurgulayan Coşkunyürek, şunları kaydetti:
“Yine hava parkı olarak kullanabileceğimiz Abant üzerindeki karayollarına ait bir yerimizi de hava trafiği için orada bir pist yapıp özelikle küçük uçakların inip kalkabileceği veya park edilebileceği bir yer de planlarımız dahilinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Tabii ki bunlar şu anda ham çalışmalar olduğu için tarih ve zaman veremiyoruz ama bunlar için önümüzdeki günlerde daha net ifadeler kullanmış olacağız. Bakanlık olarak Bolu merkezde yapacağımız stol tipi havalimanı ile Abant’ta yapacağımız ve küçük uçakların ineceği hava park alanı ile Bolu’muza 2 tane havalimanı yapmayı planlıyoruz.”
Coşkunyürek, ziyaretinin ardından Mudurnu ve Göynük ilçelerinde yapımı devam eden yol çalışmalarını incelemek için ilden ayrıldı.
**DUYGUSAL OLMAYACAĞIM, DİRENECEĞİZ..
Ülkenin gerçek gündeminin havuz medya tarafından MHP’nin artık komediye dönen kongresine, onca ölüme, gözyaşına duyarsız ve sanki hipnotize edilmiş toplumca reytingler kırdırılan Survivor gibi saçma sapan tv programlarına çevrildiği ülkemde yalandan kardeş denen bir toplumun fertleri saçma sapan suçlamalar ile tek tek toplanıp, içeri atılmaya devam ediliyor.
Ajan takımının sızdırıldığı bir partinin yine bu ajanların yardımıyla çökertildiği bir sürecin adeta yeniden yaşandığı bugünlerde bir Kürt olarak duygusal davranıp, yaşananlara kızmayacağım, hatta şimdi ki gibi dişlerim gıcırtarakta olsa gülümseyip, daha çok direnilmesi gereken bir zaman diyeceğim..
Evet, CHP’yi kendisine benzeten, MHP’yi tar mur ettiren, hatta benim gibilerine MHP’yi bile arattıran bir anlayışın önünde ki tek engelin HDP’nin olduğunu anlayıp, bu partiye sızdırdıkları ajanları ile DEP ve diğerleri gibi HDP’yi de bitirme planlarını adım, adım hayata geçirenler daha önce bir çok kez izlediğimiz ve bayatlaşan oyunları yeniden vizyona koysa da her filimin bir sonu olduğunu Menderes, Demirel, Özal ve Çillerlerin reyting yaptığı dönemlere bakarak anladıklarında trenin Kars-Tiflis-Bakü Demir yolundan çoktan gelip, geçtiğini anlayacaklar..
Ha unutmadan bugün iktidarım diyenler sanmasın ki bunları kendilerinin yaptığını..
Çünkü iktidarı elinde tuttuğunu sananlar, ömür uzatma hayali ile ellerinde olduklarını sandıkları iktidar iplerini her gün ve yeniden ulusalcılara, 90 yıllık rejimde nemalanan ve kendilerinden başka bir düşünceye izin vermeyenlere kaptırdıklarını ve bugün HDP, yarın sıranın kendisine geleceğini anlamıyorlar..
Anlasalar daha dün ‘barış masası’ adı verilen masayı yıkmaz, ‘süreç buzdolabında demez’, diz çöktüklerine paralel demez, demokrasinin düşmanı olan birilerinin korkutmasıyla herkesi kendisine düşman ilan etmezdiler..
Ama dediğim gibi toplumları ayrıştırarak, seçilenlere dokunarak, onlara oy vermeyenleri ajanlarının yardımı ile tutuklatanlar ve rejimi değiştireceklerini sananların son bir kaç yıldır attıkları geri adımla aslında kendilerinin değişmeye, eskilere benzemeye başladığını anladıklarında kendilerine de nefes veren demokrasi deliğinin kapandığını ve onlarında nefesiz kaldığını anlayacaklar..
Ve direnenlerin, diz çökmeyenlerin yine bizlerin olduğunu ve bu ülkenin güzel geleceği için gerçekleri yazmaya, söylemeye devam ettiğimizi duyup, görüp, konuşacaklar..
Tabi bugün ki gibi sağır, kör ve dilsiz kalmamışlarsa..