


.jpg)
PKK Amerika’nın Silah Satış Bürosu mu?
Son aylarda olağanüstü bir kafa karışıklığı ile izlemeye devam ettiğimiz Ortadoğu ve Suriye’de ki gelişmeler her geçen gün iyiden iyiye netlik kazanmaya başladı gibi..
Çünkü Türkiye’nin Rusya’da alacağı savunma sistemlerinin yanı sıra İngiltere, Almayan’dan sonra şimdi de Amerika’dan yeni füzelere almak için kolları sıvadığını görüyor, gözlemlemekteyiz..
Silah tüccarlarının kana bulayıp, dolarlarına yeni milyon dolarla eklemeye devam ettiği Ortadoğu’da ki satrançta atılan her hamlenin altında silah ve onun aracılığı ile gelen milyon dolarların olduğunun daha net bir şekilde görüldüğü şu günlerde bu işte en karlı tarafın ABD ve onuna ortakları Avrupa’nın çıktığını bir kez daha görmekteyiz.
Peki bunlar olurken Başkan Erdoğan başta olmak üzere bir çoklarının bile şaşırdığı Afrin’de ki gelişmeler ardından şimdi de Sincan’da çekildiği ileri sürülen PKK’nin durumu da tartışılır hale geldi..
Çünkü bir zamanlar, ‘cehennemden çıktı geldiler’ denen ve yıllarca oynadıkları korku filmi ardından bölgeye ABD’nin yanı sıra Rusya’yı getiren ve Suriye’nin altını üstüne getiren İşİT’e oynatılan oyunun aynısı sanki şimdi de PKK’ye oynatılmakta gibi..
Yani ‘Çık ortaya devlet kuracağını söyle, önce çukurları kazı 5 bine yakın genci o çukurlara gömdür, ardından ‘Suriye’de Kanton kurdum de Türkiye’yi de bölgeye çek, bizde silahlarımız satalım’ filmi oynanıyor ve bu filimde silah satış bürosunun görevini de PKK üstlenmiş gibi..
Bilemiyorum ama 7 Haziran’da HDP’nin aldığı oyları içine sindirmemiş gibi 1 Kasım seçim sürecini başlatan adımlar atan ve bu adımları attıkça başta Kürt siyasetçileri olmak üzere bir çok insanı zora sokan Öcalansız PKK sanki burada da bir başka görevde gibi..
Salim Müslim’in Türk Askerini bölgeye çeken adımlar daha atılmadan bölgeyi terk etmesi gibi önce Afrin’den ardından Şengal’den çekileceğini belirten aynı PKK’nın neden bir çok insanın yanı sıra barış sürecini zora sokan ülke içinde ki adımlarına ‘Türkiye’den de çekiliyoruz’ demediği de ayrı bir soru ve tartışılır bir durum..
Kısacası değeneğin her iki ucuna da dokunmanın bir hayli zor olduğunu gördüğüm şu günlerde Uğuru Mumcu’nun kitaplarını bir kez daha okuyup, burada ki oyunun nasıl olup yıllar önceden planlandığını görün diyeceğim..
Ama korkum o ki benimde içinde bulunduğum çok meraklıların ya Mumcu gibi yada onca gazeteci ve bilim adamı gibi bir akıbete uğrayabileceğinden korkarım..
Öyle ki dağı taşı bombalarken sanki bir şey görmüş gibi çarpılan ve arıdan veda konuşması yapıp, istifa etmese de kızağa alınmışcasına kenara çekilen içişleri bakanı gibi bizlerinde bu işleri çok karıştırmaması gerekir bir durumdayız gibi..
En iyisi Putin’in nasıl olup o kadar başarılı (!) bir politika izlemesine karşın geçtiğimiz günlerde yapılan seçimlerde %99′ değil de, %76 gibi küçük (!) bir oy ile yeniden seçilmesini tartışalım..
Çünkü sahada kendisine ses çıkaracak bir muhalefet bırakmamasına karşın Putin’in Arabistan ve diğer demokrasisi çok gelişmiş (!) diktatör, aşiret ve krallıklardan daha az bir oy alması PKK’dan ve onunla birlikte bölgede satranç oynayanlardan daha önemli bir konu ve bir o iktidar da tehlikesiz bir durumdur..
Evet şeker fabrikaları ardından ABD’de de füze alacağını öğrendiğimiz Türkiye’nin Rusya’dan sonra Amerika’da alacağı füzeleri beklerken vali ataması beklenen Afrin’in ardından Şengal’dan da çekileceğini belirten PKK Türkiye’den ve Kandil’den de çekilir mi sizce demeden biz en iyisi Putin’i kıskanıp, onun aldığı oylardan biraz daha fazlasını almak için hazırlıkların devam ettiği 2019 seçimlerine bakalım..
Çünkü yaşananlara baktıkça, okudukça zaten olmayan aklımız iyiden iyiye kendisini yeyip, bitirecek gibi..
Bu arada dün Barzani’ye terörist deyip çok kızanların Barzani’nin kontrolünde olan Erbil’e uçak kaldırmaya yeniden karar verirken aynı karar vericilerin yine Ardahan Havaalanı istemini gözardı etiklerini de hatırlatalım?