
.jpg)


**İŞTE O YAZI..
Bugün müslümanlığı kimseye bırakmayan ama müslümanlığı en son kabul eden posuflularla ilgili araştırma yapan Posoflu Kaan Gündoğdu’nun konuyla ilgili yazısı şöyle;
Anadolu coğrafyasında en son Müslümanlığı kabul eden yer olma özelliğini taşıyan Posof, 400 yıldır İslam’la şereflenmiş, İslam’ı özümsemiş, dürüst, doğru, temiz, inançlı insanlar olarak çevre yerleşim birimlerinde de anıla gelmiş, saygınlık kazanmış bir toplumdur. Din kisveli her hangi bir faaliyetin görülmediği, bağnazlığın olmadığı bir yer olduğu da aşikârdır. Posof halkı, ibadetine düşkün olup helaller ve haramlar ölçüsüyle yaşamaktadır.
1886 yılında yolu Posof’a düşmüş olan Rus bilimci/gezgin K. Sadovskiy, Posof halkının dinî hayatını, o yıllarda Tiflis’te yayımlanan Kafkasya Araştırmaları Mecmuası’ndaki “Posof Nahiyesi” başlıklı yazısının bir kısmında şöyle izah etmiştir:
“Posoflular bağnaz değil ama dinî vecibeleri ciddîyetle yerine getirirler. Zenginliğe düşkün değiller, kanaatkardırlar. Asalak olanları göremezsiniz. Herkes kendi halince yaşıyor. Fakirlere komşuları yardım ediyor. İlginçtir, buralarda dilenci yoktur.
Posoflular, falcıya inanmazlar. Otçu ve tütsücü yoktur. Üfürükçüye gitmezler. Kaplıcalara gider, su getirirler. Hastalıklara karşı bazı otların ve balın şifasına inanırlar.
Posoflular inançlı insanlardır. Felâketleri, bu arada ölümü, tabiî karşılar ve feryat etmezler. Onlar için ölüm, Allah’ın emridir. Feryat figan etmek, Allah’a asi olmak demektir. Halk, ağlayanlarla ilgilenir ve onları topluluktan uzaklaştırır. Cenazede imam, ön plandadır.”
Kaan Gündoğdu
**Anadolu’nun solan rengi Malakanlar…
1880 yılında Kars ve Ardahan’a yerleştiler. Çarlık Rusya’sının sürgün kavmiydiler. Stavropol’dan yola çıktılar. Günlerce atlı ve arabalı olarak huş ormanlarının içinden geçtiler. Kafkasya’ya ayak bastıklarında zorunlu göç yerlerine doğru yol aldılar. İlk kafile Arpaçay’da ki Zöhrap köyüne geldiğinde bitkin durumdaydılar. Ayaklarında huş ağacının kabuğundan yaptıkları laptiler vardı. Aslında hikayeleri 1805 yılında başlar. Süt perhizine karşı çıkmalarıyla birlikte katolik kilisesinden aforoz edilirler. Peygamberleri Maksim’in dini önderliğinde mücadeleye başlarlar. Tüm baskılara rağmen baş eğmezler. “Rusların dinine kulluk etmediğimiz için bizi hudut bölgelerine sürdüler” derler. Peygamberleri Maksim’i yakalayarak iki ay boyunca elleri bağlı yalınayak yürüterek sürgüne yollarlar. Bir manastıra kapatırlar. Düşüncelerinden ve inançlarından vazgeçmeyince salıverirler. Öldüğünde Maksim’in İsa’nın ruhuyla yeniden canlanacağını ve Ağrı dağına zuhur edeceğine inanırlar. 1830 yılında özel bir kanun çıkarılır. Malakanların Kafkasya haricindeki yerlere yerleşmeleri yasaklanır. Sürgün başlamıştır. Kafileler halinde yola çıkarılırlar. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşından sonra Anadolu topraklarına ayak basarlar. Kavmin silaha karşı ilk karşı duruşu İsa peygamber yakalandığında itiş kakış sırasında Komutan Pierre’nin elindeki silahın düşmesidir. Bunu Tanrı insanlığın elinden silahı düşürmek istedi olarak algılarlar ve ellerine silah almazlar. İnsan öldürmeyi günahların en büyüğü sayarlar. Tevrat,İncil ve Zebur’un bir sentezi olan Güneşin kitabına inanırlar. Peygamberleri Maksimdir. Sade bir hayat yaşarlar. İnançlarını başkalarına kabul ettirmek gibi bir niyet içinde olmazlar. İbadet yerleri Sabranya’da insanların abartılarına yer verilmezler. Put. İkon,Haç ve buna benzer şeylere dair en ufak bir iz yoktur. İstavroz ve Vaftizi de reddederler. İçki ve sigaradan uzak dururlar. İbadet haneleri daha çok bir halk meclisini andırır. Sorunlarıyla ilgili kararları burada verirler. Yaşlılara,kadınlara ve çocuklara saygıda kusur etmezler. Anadolu topraklarına ilk aletli tarımı getirenlerdir. Silaha karşı iki sefer temsili yakma eylemi gerçekleştirmişlerdir. Ellerine hiç kan bulaşmamış bir halktır. Geldikleri bölgede kırk yıl barış içinde yaşamışlardır. Felsefelerinde mal biriktirme, yalan söyleme,cimrilik yapma,insan canına kıyma yoktur. Zorunlu göçleri kırk yıl sürmüştür. Kimseye kin ve düşmanlık beslememişlerdir. Vicdani retçidirler. Askere gitmezler. Arabalarında dahi silah taşıtmazlar. 1921 yılında Mustafa Suphi ve arkadaşlarının gelişlerini nümayişlerle karşılamışlardır. Onların katledilmelerinin arkasından aynı yılın sonbaharında askerlik kanununda değişiklik yaparak Malakanları da silah altına almaya kalkarlar. Direnenleri samanlıklara kapatırlar. Ekinlerini yakarlar. Şikayet etmeye gidenleri döverler. Ellerine silah almayı reddeden bu halk Bolşevik Rusya’ya göç etme kararı alır. Evlerini,arazilerini ve mallarını geride bırakarak yeniden yollara düşerler. Giderken her eve ekmek,su ve tuz bırakırlar bizden sonra gelenler aç kalmasın barış içinde yaşasın diye…
Kenan Karabağ (Kura çözüldü’nün yazarı)
**Ardahanlı Öğrenciler Sosyal Güvenlik Elçisi Oldu..
Kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda sosyal güvenlik bilgi ve bilincinin artırılması kapsamında hedef kitle ilköğretim öğrencileri oldu.
Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği yapılarak ilkokullar arasından belirlenen okulların 3’üncü sınıflarına yönelik KİTUP II proje kapsamında hazırlanan çizgi filimler İl Müdürlüğü Konferans salonunda izletilip, sosyal güvenliğin önemi çocukların yaşlarına uygun bir şekilde anlatıldı.
İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan sınavda değerlendirilen 24 başarılı öğrenciye İl Müdürü Aziz Boz, okul temsilcilerinin de hazır bulunduğu törende Sosyal Güvenlik Elçisi belgesini öğrencilere teker teker takdim etti.
Belgelerini alan öğrenciler, karne sevinci yaşadılar.