**HAYDİ ARDAHAN..
Aynı zamanda gazeteci olan ve Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığını da yapan Serhat Ardahan sporun yeni Başkanı Fakir Yılmaz ve yönetim kurulunun oluşturmaya çalıştığı kulübün futbolcularının kamp olarak kullanacağı yer sorunu da çözüldü.
**Gönüllü Destekler Çığ Gibi Büyüyor..
Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un yanı sıra Serhat Ardahan Spor kulüp yöneticisi Sabahattin Hanoğlu, Soner Görmüş, Murat Morkoç, Caner Kaya, Muharrem çapan, Salih Altun, Fırat Avşar, Alpay Kaya, Ömür Gündüzev, Barış Gümüş, Kenan Yıldız, Tibet Özce, Naif Sural, Ergin Balcı, Fatih Balcı, Yaprak Yılmaz gibi duyarlı sporseverlerin desteği ile kulübün Bal ligine katıla bilmesi için istenen 22 bin TL başvuru parasını yatırarak lige katılma hakkını kazanan Serhat Ardahan Spor Bal ligine katılma hakkını elde ederken Yeni Mahalle Kentsel dönüşüm sitesinden kiraladığı dairelerle kamp sorununu da çözdü.
Altyapı çalışmalarına devam eden Serhat Ardahan Spor kulübü bundan sonraki hedefi görüşmelerinin devam ettiği teknik heyet ve sporcularını sahaya çıkarmak olduğu öğrenildi.
**Turizmden yoksun ekonomi ancak böyle olur..
İl kez bir bal festivali ile tanıştırdığımız ve tatil moduna giren İstanbul’dan Ardahan’a doğru yol aldığım Karadeniz sahili boyunca uğradığım her esnafın ekonomiden bir hayli dertli olduğunu gördüm.
Gerçi aynı durum seçimlerden öncede vardı ve bu durumu kurtarmak için seçmenin, ‘istikrar daha çok bozulmasın’ adına ikinci kez oy verdiği Adalet ve Kalkınma Partisi yani AK Parti’nin ortaya koyacağı ekonomik politikaları dört gözle beklediğini de biliyoruz.
Evet, o koskoca Karadeniz’in nasıl olup 100 yıldır ekonomiye kazandırılabileceğini düşünüp, deniz taşımacılığı başta olmak üzere turizme destek olacak olan ancak Çıldır gölünde olduğu gibi Karadeniz sahili boyunca plaj sayısından yoksun oluşuşunun nedenimi düşünürken aracımı kapısına park ettiğim Balıkçı Restoran’ın bom boş olduğunu görüyorum.
Çok güzel ve bir o kadar nezih bir restorandın neden boş olduğunu sorduğumda yine karşıma yaşanan ekonomik dar boğaz ve başkan Erdoğan’ın da yakındığı hantal ve anlaşılmaz olan bürokrasi çıkıyordu.
Çünkü Beykoz sahilinde, Sarıyer’de ki restoranlara yüz basan bu restoranın içkisiz olduğunu da öğreniyordum.
Hâlbuki mas mavi sularına bakan bu restoranda turistler olmalıydı ama alkol ruhsatı yok diye insanların sadece balık yemek için gelmediğinden yakınılması da ayrı bir sor işaret oldu.
Evet Karadeniz sahili gibi nice turizm hazinemizin olduğu ama deniz taşımacılığı gibi bir çok konuda kullanamadığımız Karadeniz’i seyretmekten öte bir şey yapmadığımız bir ülkede ekonominin oturaklı olması, enflasyonun tek rakamlara düşmesi, elbette beklenemez.
Bunun yanında Karadeniz sahil yolunu izleyip geldiğim Ardahan gibi yayla turizmi aracılığı ile ekonomiye katkı sunacak olan o yeşilim, serin ovaların, yaylaların bom boş beklediğini bir kez daha görüyordum.
Havaalanı gerek yok denilip, iki gümrük kapısında beklenen ithalat, ihracatın yapılamadığı ve her yıl bin insanın göç etmeye devam ettiği Ardahan gibi ülkemin diğer kentlerin de ki bir çok tatil cennetinin yeterince tanıtılamadığı gibi tanınanların büyük bölümünün ya resmi dairelerin tatil köyleri ya da İl Özel İdarelerin elinde bir iki kamu görevlisinin rahat etmesi için olduğunu da hatırlıyordum.
Ve ekonomisi her dönem pamuk ipliğine ve elin dolarına bağlı olan ülkemin rüzgârlarının boşa estiği, yaylalarının bir iki belediye ve dernekçinin, ‘Şenlik, şölen, söz de festival’ adı altında çaldırdığı davul zurna ile anlatılmaya çalışıldığı ülkemin turizimi denilince başta Antalya olmak üzere Ege bölgesinin üzerinde döndüğünü de ve bunun yeterli olmadığını da düşlünüyordum.
Halbuki dört bir yanı cennet köşesi olan ülkemin petrolden daha değerli olan turizme eğilerek, bu yönde daha ciddi yatırımlar yaparak başta ülkenin tanıtımı olmak üzere bölge bölge, İl, İl, hatta köy turizme katkı sunmaları düşünülmelidir.
Yani bugün yine dar boğaza girdiğimiz ekonomimiz rahatlatmanın diğer bir yönü olan yayla turizmine, bölge bölge gezilerle denizlerimizi, göllerimizi, yeşilim ova ve yaylalarımıza sahip çıkmalı ve bu yönde hareket etmeyi artık düşünmeli, bu yönde ciddi projeler hazırlayıp, hayata geçirmeliyiz.
Ve yeni kabinesini kuran Başkan’ın 15 Temmuz’un yıl dönümüne harcanan paraların aynısını hatta iki katını bu yönde harcanması için emir vermesi halinde hem piyasalar hem de bin bir güzelliğine sahip ülkenin denizi, doğası, yaylası, gölü de tanınmış olur diye düşünüyorum.
Evet dar boğazda çıkmanın yeşil doları yeşilimizle al aşağı etmenin bir yolu olan bu önerimizin dikkate alınıp, yeni bir Turizm’e yönelik ciddi bir hareketinin şart olduğunu düşündüğüm ülkemde bu anlattıklarımın anlayıp hayata geçirecek olan bir yönetim anlayışına ihtiyaç var.
Yoksa dernekler, muhtarlara bir iki çadırın verilip, açılışına gidilen içi boş ve tanıtıma beş kuruş faydası olmayan ve en önemlisi de yabancıyı çekmeyen yaz etkinlikleri ile ne Karadeniz, nede Doğu Anadolu’yu ne Orta Anadolu’yu, Ne de Trakya’yı tanıta bilir, ekonomiye katabiliriz..
Ha unutmadan bunu da yapacak olan aklın Ege ve Akdeniz’de ki gibi özel sektörle birlikte kol kola girmesi de şarttır.
Yoksa Ardahan Yalanızçam Kayak Tesisleri gibi İl Özel İdareye bırakırsanız tanıtımı, konaklamayı, otel yapmayı 100 yıl daha beklersiniz..
Çünkü devlet anlayışı ile bu işlerin olmayacağını, bir iki kamu görevlisinin çiftliği olmaktan öteye geçmediğini söylemek ayıp olmaz..