reklamlarınızla daha özgür gazetecilik,
daha güçlü ve gür sesli yayıncılık..

.jpg)
.jpg)
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, her pazar
TEMPO TV’de
canlı olarak sunduğu
‘Gazetecilerle Gündem’
sizde konuksunuz..
.jpg)
SAÇLARI KAZINAN BUKALEMUN BAKIŞLI GAZETECİLİK VE İNSANLIK…
Her gün, her sabah gazete bayisinden bir gazete almayan, işi düşmeden arayıp, sorulmayan, reklam başta olmak üzere o çok istenen demokrasinin dördüncü kuvveti denerek desteklemek için abone olunmayan gazete ve gazetecilere, ‘Satılık Basın’ denilen 85 milyonluk ülkede beş yüz binin spor, magazin, kalan beş yüzü bulmaca, at yarışı olmak üzere topu, topu iki milyon gazete satılırsa,
Bu yetmez, Milliyetçi, Kürtçü, Solcu, Sağcı, Muhafazakâr denerek ayrıştırılan gazetecilerin o ‘Böl, Parçala, Yönet’ anlayışını taşıyanlara hizmet edercesine birbirine karşı düşmanca tavırlar içine girip, toplum adına yazılması gerekenleri yazmayıp, birbirlerini eleştirdiği “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” hesabı meslektaşlarını bile göremeyen bir anlayışa gazetecilik denirse,
Dün dokunulmazlıklarının kaldırılmasına katkı sunup, sonrada Ankara’dan İstanbul’a yürüyenler gibi bugünde onca tutuklu ve yerlerine kayyum atanmış siyasiler varken ve ne acıdır ki onların bileşenleri diye vekil olmalarına rağmen susanların Bolu’dan sonra yürüyüşe çıkılırsa,
Tatbiki sadece gazetecinin saçı kazılır o da yetmez üç maymunun oynandığı bu duyarsızlığın, iki yüzlülüğün, bukalemunculuğun orta direğini birilerde böyle kırar, Nesimiden bu yana derisini bile yüzmeye devam eder…
Çünkü aşağıdaki iki habere baktığımız da bu yaşananlardan yani gazetecilik başta olmak üzere demokrasiyi daraltan, hapseden, basın ve medyayı susturan anlayışın nedenini azda olsa anlarsınız.
Ve asıl suçun kimde olduğuna değil, ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ sözüne sağır, kör olan gazetecilere, aydınlara, sivil toplum örgütlerine, siyasilere bakmanız gerekir.
Evet, ‘yerel, Ulusal’ diye ikiye bölenlerden farklı düşünmeyip, dün yaşananlara ‘Terörist, Anarşist Gazeteciler’ deyip, bugün yaşananlara ‘Milliyetçi, Muhafazakâr Gazeteciler’ başlığı koyanlara da sıranın sarı öküze geldiğini anlamayanların başında yine gazeteciler gelir bu ülkede.
Yani Ankara’daki bombalı saldırıya ilişkin yaptığı değerlendirmeler sonrası iktidara yakın isimlerin hedefi haline gelen, gözaltına alınarak adliyeye götürülen ve yayın yaptığı programı yayından kaldırılan Ayşenur Arslan savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldığı aynı gün kamuoyuna açıklanan bir raporda 4 gazetecinin daha tutuklandığı, 268 habere erişim engeli getirildiği bildirilen ülkede sığınmacı haberleri nedeniyle daha yeni tutuklanan iki gazetecinin de saçları kazınmış.
Peki bunun nedeni, suçlusu sadece gerçeklerin yazılmasından, söylenmesinden rahatsız olanlar iktidar olmayı devlet olarak algılayıp, baskı gücünü arkasına alan siyasiler mi?
Bana sorarsanız ‘hayır der ve bu yaşananların başta biz gazeteciler olmak üzere aydınlar, siyasiler, stk’lar, sarılaştığı net olan sendikalar yani bu toplum fertlerinin iki yüzlülüğü hatta yılan dokunmadıkça bukalemunlaşanlardır derim.
İnanmıyorsanız bu iddiamın, görüşümün olanların açık sebebi aşağıdaki iki haberde saklıdır… Çünkü DGF’nin yayınladığı raporun haberinde yer alan gazetecilerin yaşadıklarını en güzel anlatan diğer haber ‘Tutuklu Türk Milliyetçisi Gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın Saçları Kazındı
Sığınmacı haberleri nedeniyle tutuklanan Türk milliyetçisi gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın saçları kazındı.’ haberinde saklıdır..
Evet zaten okuma özürlü topluma anlatacaklarımızı daha çok uzatmadan o iki habere yer verip, bu ülkenin asıl diğer önemli bir sorununun iki yüzlülüğün daniskasını anlayın, görün derim..
İşte O haberler..
**DFG raporu: Eylül ayında dört gazeteci tutuklandı, 268 habere erişim engeli getirildi
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), “Eylül Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu”nu yayınladı. Raporda, tutuklu gazeteci sayısı 63’e yükselirken, 7 gazeteciye 5 yıl 9 ay 15 gün ceza verildiği belirtildi. Raporun değerlendirme kısmında, gazetecilere dönük hak ihlallerinin bitmek bilmediği belirtilerek, her geçen ay yeni hak ihlalleriyle karşılaşıldığı kaydedildi.
Tüm bunlara karşı doğruların peşinde koşmakta ısrar eden gazetecilerin mesleklerinin onurunu korumak ve halkın haber alma hakkını savunmak için direnmeye devam ettiğinin belirtildiği raporda, “Eylül ayı içerisinde gazetecilerin yaşam ve güvenliğine dönük ihlaller yoğun bir şekilde devam etti.
Gözaltına alınan ve tutuklanan gazetecilerin yanında gazeteciler tehdit edildi, kötü muameleye maruz kaldı. Birçok kez haber takip etmeleri engellendi. Düşünce ve ifade özgürlüğü alanında yine ihlale maruz kalanların başını gazeteciler çekiyor. Haklarında soruşturmalar başlatıldı, davalar açıldı, cezalar verildi. Bu ay içerisinde çok sayıda gazeteci yine mahkeme kapılarındaydı. Süren yargılamalarla gazeteciler yaptıkları iş, gösterdikleri çaba nedeniyle mahkeme kapılarında süründürüldü” denildi.
TUTUKLU GAZETECİ SAYISI 63’E ÇIKTI..
Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, raporda, Eylül ayında tutuklu gazetecilerin duruşmasının görüldüğü hatırlatılarak, şunlar kaydedildi: “Eylül ayında 4 basın çalışanı tutuklanarak cezaevine konuldu. Böylece hapishanelerdeki gazeteci sayısı 63’e yükseldi. Bildiğiniz üzere derneğimizin Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu halen tutuklu bulunmakta. Eylül ayının sonlarına doğru hakkındaki iddianame hazırlandı ancak henüz yargılanacağı mahkeme ve duruşma tarihi netleşmedi. Benzer bir durum birlikte tutuklanan Mezopotamya Ajansı Editörü Sedat Yılmaz için de geçerli. Eylül ayı içerisinde önemle üzerinde durduğumuz tutuklu gazetecilerden Abdurrahman Gök, M. Şah Oruç, Remzi Akkaya ve Hamdullah Bayram’ın duruşmaları vardı ve maalesef hiçbiri tahliye edilmedi. Ekim ayının ilk günlerinde tutuklu Tele 1 televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında açılan davanın ilk duruşması görülecek.
Bu vesileyle Yanardağ’ın derhal tahliye edilmesine yönelik talebimizi yineliyoruz.”
CEZAEVİNDE İHLALLER SÜRÜYOR’
Cezaevlerinde gazetecilere yönelik ihlallerin hala sürdüğünün ifade edildiği raporda, “Aralarında eşbaşkanımız Dicle Müftüoğlu’nun da bulunduğu gazetecilerin dört duvar arasında dahi birçok ihlale maruz bırakılmaları AKP iktidarının gazetecilerden ne kadar korktuğunun göstergesidir. Hasta olmasına rağmen hapishanede tutulmaya devam edilen Yazar Celalettin Can, fenalaşarak hastaneye kaldırılmış, daha sonra cezaevine geri gönderilmiştir. Onurlu bir duruşun sahibi olan ve bir hukuksuzluğa başkaldırarak Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma gösteren Can’a reva görülen muamele kabul edilemezdir ve Can’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz” diye belirtildi.
12 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI
“Toplumu dizayn etmek için, yaşanan olumsuzlukların görünmesini engellemek için, gerçekleri karanlıkta bırakmak için gazetecilere yöneliyorlar ve bu konuda maalesef yeterli bir direnç ortaya çıkmıyor” denilen raporda, “Bu nedenle her ay olduğu gibi yeniden çağrıda bulunuyoruz; bu hukuksuzluklara karşı sesimizi daha gür yükseltelim ve daha demokratik, yaşanabilir bir ülke için, özgür bir medya/özgür bir toplum için haykıralım” denildi. Raporda, 12 gazetecinin gözaltına alındığı, 4 ‘ünün tutuklandığı, 3 gazetecinin kötü muameleye maruz kaldığı, 10 gazetecinin haber takibinin engellendiği, cezaevinde hapishanelerde 6 gazeteciye dönük ihlal, 6 gazeteci hakkında soruşturma, 7 gazeteciye 5 yıl 9 ay 15 gün ceza, 848 gün adli para cezası verildiği, 11 yayın yasağı, 164 sosyal medya içeriği ve 268 habere erişim engeli getirildiği yer aldı.
TUTUKLU GAZETECİLERİN LİSTESİ
“Abdurrahman Gök–Mezopotamya Ajansı Editörü, Ahmet Metin Sekizkardeş-Zaman gazetesi, Ahmet Uzan-Sabah Egeli Gazetesi Haber Müdürü, Ali Aşikar-Azadiya Welat Gazetesi, Ali Ünal-Zaman Gazetesi Köşe Yazarı, Aytekin Gezici-Gazeteci-Yazar, Baran Karadag – Azadiya Welat Gazetesi çalışanı, Barış Pehlivan – Gazeteci, Batuhan Çolak – Aykırı haber internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni, Celalettin Can – Yazar, Cengiz Doğan – Mavi ve Kent Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Çetin Çiftçi – Bugün Gazetesi Parlamento Muhabiri, Derya Ren – JINNEWS Muhabiri, Devrim Ayık – Özgür Halk Dergisi Çalışanı, Dicle Müftüoğlu – Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı, Dilan Oynaş – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Elif Ersoy – Yürüyüş Dergisi Yazı İşleri Sorumlusu, Eray Gözütok – Atılım gazetesi dağıtımcısı, Ercan Gün – Fox TV Haber Müdürü, Erdal Süsem – Eylül Dergisi Editörü, Erol Zavar – Odak Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Ferhat Çiftçi – Azadiya Welat Gazetesi Antep Temsilcisi, Fırat Can Arslan – Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri, Furkan Güngör – Haber Report Yöneticisi, Gültekin Avcı – Bugün Gazetesi Köşe Yazarı, Hamdullah Bayram – Yeni Yaşam Gazetesi Çalışanı, Hasan Taşar – TRT Ankara Muhabiri, Hatice Duman – Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Hüdaverdi Yıldırım – Can Erzincan TV Haber Editörü, İbrahim Karakaş – Yeni Yaşam Gazetesi Çalışanı, İsmail Çoban – Azadiya Welat Gazetesi eski Yazı İşleri Müdürü, Kadir Koç – Gazeteci, Kenan Karavil – Radyo Dünya Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Baransu – Taraf Gazetesi Yazarı, Mehmet Şah Oruç – Gazeteci, Mehmet Gündem – Gazeteci, Melih Gasgar – Cihan Haber Ajansı Balıkesir Muhabiri, Merdan Yanardağ – TELE1 Genel Yayın Yönetmeni, Miktat Algül – Mezitli FM Genel Yayın Yönetmeni, Mikail Barut – Gazeteci, Murat Çapan – Nokta Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, Murat Verim – Gazeteci, Mustafa Gök – Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara Temsilcisi, Mustafa Ünal – Zaman Gazetesi, Nadiye Gürbüz – ETHA Editörü, Osman Çalık – Samanyolu Haber Radyo Yayın Yönetmeni, Özden Kınık – TRT çalışanı, Özlem Seyhan – Gazeteci, Recai Morkoç – Cihan Haber Ajansı Antalya Bölge Bürosu Editörü, Remzi Akkaya – Kameraman, Rıfat Söylemez – Adana Haber Gazetesi Sahibi, Sami Tunca – Mücadele Birliği Dergisi Yazı İşleri Müdürü, Sedat Yılmaz – Mezopotamya Ajansı Editör, Semih Elitaş – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Serkan Sedat Güray – Burç FM Program Yapımcısı, Sertan Önal – Halkın Günlüğü Gazetesi, Sibel Mustafaoglu – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Süha Çardaklı – Ajans Muhbir Yöneticisi, Taner Talaş – Gazeteci, Turgut Usul – TRT Muhabiri, Tülay Canpolat – Sabah Gazetesi Ankara Muhabiri, Zafer Özcan – Bugün Gazetesi Ekonomi Editörü, Ziya Ataman – Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri.”
Ve ikinci amma çok çok milliyetçi haber..
**Tutuklu Türk Milliyetçisi Gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın Saçları Kazındı..
Sığınmacılara ilişkin haber yaptıkları için hukuksuz bir şekilde tutuklanan Türk milliyetçisi gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın saçları kazındı.
Cumhuriyet’e konuşan Batuhan Çolak’ın avukatı Ömer Furkan Dağ, “Kişilerin alışılmışın dışında bir saçı yoksa ya da toplum sağlığını tehdit eden bir durum yoksa böyle bir uygulama yapılamaz. Bu insan haklarına aykırı bir durum. Aynı zamanda ülkemizdeki kanunlar da da bunu yasaklıyor. Bu ‘rutin’ bir uygulama haline gelemez. Batuhan ve Süha’nın saçları da alışılmışın dışında ya da toplum sağlığına olumsuz etki edecek bir saç değildi. Tutuklanmanın getirdiği şokla saç kesimi yapılırken neden diye soramamışlar.
Operasyon düzenlenen 27 kişi içerisinde en bilinir kişiler olan Batuhan ve Süha için böyle bir uygulama yapılmış olması hukuki olarak ilerleyen bir süreç değil. Hükumetin sığınmacı sevdasının sonuçlarından başka bir şey değil. Burada bir gözdağı verilmek isteniyor” dedi.
Bugün medyada yer alan tutuklu iki gazetecinin cezaevinde saçlarının rıza dışı kesilmesi olayıyla ilgili 27.09.2023 tarihinde @ctekurumsal ve @ankaracbs ‘na yazılı olarak başvuru yapılmış olup süreç titizlikle takip edilmektedir. pic.twitter.com/ZGHv4PugzM
İşte budur bugün başta gazeteciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminin neden bunları yaşadığı. Yani sen dün yaşananlara Kürtçü, Solcu, Anarşist, Ulusalcı deyip görmezden gelirsen yaşananları sıranın sarı öküze yani benden daha çok Milliyetçi olan sana gelir, gelmekle kalmadı saçlarını bile kazıttır, yine de ‘geçmiş olsun, sen olmasan da, biz hep yanındayız bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dese de insanlığın’ dediğim sevgili meslektaşım..
arşiv haber/yorumlar 30.12.2012 tarihli haberler/yorumlar tarihli haber/reklamlar







Şubat ayinda yapilacak olan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasi seçimlerine kilitlenmek üzere olan Ardahanli sanayici ve esnafa bir soru sormak istiyorum. Ki bu soruya cevap verirken Şubat ayinda yapilacak olan ATSO sandiginin basinda olduklarini düsünmelerini de.. Şu an yani iki dönemdir Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasinin basinda bulunanlarin, yani ATSO yönetiminin hiç 50 yildir açilmayan Aktas gümrük kapisinin, yapimina devam edilen Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu’nun insaatinin önünde hiç fotograflarini gördünüz mü? Yani bölgede ki ticaretçiyi, sanayiciyi yakindan ilgilendiren önemli projelerle ilgili bir açiklamalari, bir istemleri yada ilgili kurumlara yazdiklari, söyledikleri bir demeçlerini, haberlerini, girisimlerini oldugu gibi bir fotograflarini gördünüz mü?.. Pekii 20 yildir bitmeyen Ugurludag/Yanlizçam Kayak Tesisi ile ilgili girisimlerini duydunuz mu? Belki de Posof Türkgözü ilgili bir adim attiklarini duydunuz? Ya da bugün yatirimci bekleyen Ardahan Organize Sanayi için bir tüccari, bir is adamini, yada holding’i ikna etmeye çalisan bir girisim içinde olduklari yönünde haber aldiniz mi? bilmiyorum ama ben 5 yerel gazete, 4 internet sitesi ve 5 ulusal basin kurulusuna haber yapan biri olarak ne böyle bir haber, ne de böyle bir fotograf çekmedim.. Çekmeme ne gerek var ki, bakin iste size Ardahan’in çildir ilçesi Yukaricanbaz köyüne yapilacagi söylenen Lojistik Merkezi’de, ATSO Baskaninin da üyesi oldugu Serka’nin hazirladigi proje ile Kars’a kaydirilmis kimin umurunda ki.. Yani kisacasi sikinti yok su garibim Ardahan’da.. **Ticaret odasi niye önemlidir? Kör, topal da olsa her geçen yil biraz daha vilayete benzeyemeye baslayan Ardahan’da bulunan sivil kurumlarinda artik derlenip, toparlanmasi gerektigini, geçtigimiz günlerde yangin çikan Ankara Ticaret ve Sanayi Odasi’nin binasini görürken hatirladim.. Çünkü kiminin o devasa binada çikan yangina pür dikkat kesildigi bir sirada ben o binanin niye o kadar büyük oldugunu merak ettim.. Ki benim ve sizlerin haberlerde gördügü bölüm, Ankara Ticaret ve Sanayi Odasi’nin sadece arsiv kismiydi.. Evet, kent merkezinde ki polis karakolu gibi hala kent ile kasaba arasinda sikisip, gelisip, güzellesmeyen Ardahan’in Ticaret ve Sanayi Odasi’nin hizmet verdigi binayi da bana hatirlatan o yangin, Ardahan’da ki Ticaret ve Sanayi Odasi’nin önemli, ama istenen performansi vermidigi ileri sürüldügü için köy bakkali görünümünü geçmediginide ortaya koymaktadir.. Halbu iki Kafkaslara ve Karadneiz’e açilan güzergahin üzerinde bulunan ve iki önemli gümrük kapisi olan Ardahan’in ticaret odasi binasi Ankara’nin ki kadar olmazsada su an yapilan yeni binayi kiraya vermeden hizmet vermesi gerekmez mi?.. Bu nedenle; basta ATSO olmak üzere Ardahan’da ki sivil kurumlarada el atmak, yardim etmek gerekir.. Çünkü buralarin artik birilerinin kariyer kazanacagi yerler degil, kentin gelisiminde dinamo görevi yapacak yerler oldugunu her esnaf, her sanayici, her ticaretci iyi bilmiledir.. Aksine mi? Aksinesini düsünmek istemiyorum.. Çünkü düsünsem simdiki hali gözümün önüne gelir, üzülürüm. Bu nedenle ticaret odasi önemlidir.. **Yine üzerine atladilar.. ODTÜ’de yasanan olaylar ardindan ‘sanki birileri emir etmis gibi’ durup, durduk yerde alakasi olmadiklari baska bir üniversitenin iç islerine karisma cüretinde bulunan ve kamuoyunda, ‘basbakan yagcisi’ diye isimlendirilen diger üniversite yöneticilerinin ‘Bu kadarda yagcilik olmaz’ dedirten açiklamalarini okudugum bir sirada mailime gelen bir postayi açiyorum.. Mailin geçtigimiz günlerde Ardahan’da yapilan AK Parti İl Koordinasyon toplantisiyla ilgili yaptigimiz habere yönelik bir açiklama oldugunu görünce, çok önemsemeyip, sonra bakarim dedim ve baska bir haberle ilgilendim.. Haberlerimi toplarken bana gelen bir telefonla o toplanti ile yaptigimiz haberin, o benim önemsemedigim maile dayandirilarak yine birilerince çürütmeye çalistigini ve kimsenin girip, okumadigi sözde sitelerinde flas flas diye yayinlandiklarini anlatiyordu.. Yani ODTÜ’de yasananlari ve ODTÜ Rektörünün ögrencilerine sahip çikma onurunu kiskanip, basbakana yag olsun diye sözde açiklamalar yapan o rektörler gibi yine birileri bizim haberi kendilerince çürütmeye çalismisti.. Dönüp o önemsemedigim maili yeniden okurken, birilerinin ‘yine’ kivirttigini gülümseyerek okurken, bir digerlerinin de bu mailin üzerine yaman atladigini da okuyordum.. Ancak burada ortaya çikanin dogru yapanin her zaman dik gezdigini, bu dogrulari kivirtanlarin, çürütmeye çalisanlarin ise hep egri gezip, el etek öpmekten öteye gitmedigini hatirladim.. Çünkü önüne gelene atlayanlarin tez zamanda o atladiklarindan düstüklerini iyi bilirim.. fakiryilmaz323@hotmai.com-0.535. 418 32 58

Nerede, ne zaman basildigini bilmedigimiz Ardahan Üniversitesi’ne ait 2013 yilinin takvimiyle matbaaya giren esim, ‘Bak hanim üniversite güzel bir takvim bastirmis, adeta tablo fotograflar var, evimizin salonunun ortasina asalim’ diyordu.. Resmi kurumlarin kirtasiye sevdasinin bir ürünü olan bu tür seyleri pek önemseyip, dikkat etmezsemde üsüyen eliyle bana takvimi uzatan Fakir beyin getirdigi takvimin yapraklarini tek tek çevirmeye basladim.. Gerçektende güzel fotograflarla süslenmis olan Ardahan Üniversitesi’nin takvimini incelerken esimin bu kez beni kendi masasindan beni izledigini fark ettim.. Gülümseyip, hayirdir dercesine gözlerine bakarken, Fakir beyin gülümseyerek, ‘ya hanim seninle bunca yildir evliyiz niye hiç benimle terekeme dansi etmedin’ diye sorarken dalga geçtigini sandim, elimdeki takvimin yapraginin temmuz ayinin yapragi oldugunu görünce.. Evet güzel bir kiz fotografi ile süslenmis olan iki yapragi Ardahan, Posof’a, bir yapragi Şavsat Karagöl’e, 7 yapragi da rektör beyin memleketi Çildir’a ait olan Ardahan Üniversitesi’nin 2023 yili takviminde niye Göle’den, Hanak’tan, ve Damal’dan da birer manzara fotografi olmadigini da merak ettim.. Bilmiyorum ama basta biz olmak üzere bir çok kisinin mikro milliyetçilik yaparak, bugün yasanan ayrisimliga neden oldugu yönünde ki suçlamalari da bana hatirlatan üniversite’nin ‘Terekeme kizi dansli’ takvimini yazerken, üniversiteden e-postamiza yeni bir mail geldigini görüyordum.. Takvimi kenara birakip maili açtigimda ise ‘Dünya Azerbaycan Türkleri Dayanisma Günü, Ardahan Üniversitesi’nde (ARÜ) düzenlenen programla kutlandi’ baslikli bir haberin yapilip geldigini de görüyordum.. Ve o haberin içeriginde ise ‘Dünya Azerbaycan Türkleri Dayanisma Günü, Ardahan Üniversitesi’nde (ARÜ) düzenlenen programla kutlandi. Azerbaycan Türkleri’nin birlik ve beraberliklerini pekistirmek amaciyla yapilan kutlama, ARÜ’lü Türk ve Azeri ögrencilerin katilimlariyla gerçeklesti.’ satirlari geçiyordu.. Yani Kürt ögrencilerin bu etkinlige katilmadigini da haber veriyordu.. Evet birilerinin, ‘Hedi, hedi’ yani yavas yavas mikro milliyetçilik yaptigi söyledigi Ardahan Üniversitesi’nin takvimi ve e-postasini degerlendiriyordum bende bir terekeme kizi olarak.. Ve; Mikronun yarin Makro olmamasi umuduyla el ele verip, dans ettik, esimle.. **
**Bir Fotografin Anlattiklari.. facebook’ta dolasirken gördügüm yanda ki fotografa bende sizler kadar güldüysemde uzun uzunda düsündüm.. Çünkü fotograf, 21 Aralik’ta kiyamet kopacak diye Şirince’nin yolunu tutanlarin geri dönüsünü anlatiyordu (!) biz insanlarin nelere kadir oldugunu anlatirken.. Çözümü zor olan insanoglu’nun kendi yaratigi korkulara yine kendisi inanmasi ve bu korkular üzerinde kiyametler koparmasi gerçekten vahim bir durumdur.. Evet, 21 Aralik’ta kiyamet kopacak diyerek feryat figan edenleri de anlatan bu çok anlamli fotograa bakarken biz insanlarin hayvanlardan bile daha akkilli oldugunu ileri sürenlerin akilarindan da sühpe etmedim degil.. Çünkü bazen hepimiz ayni yola girip, geriye döneriz.. **Vekilerin esleriyle ne zaman tanisacagiz? Ardahan’da valilige atandiktan sonra her Persembe günleri düzenledigi ve halk ile bir araya geldigi Halk Günü gibi bir çok yenilige imza atan Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu’nun esinden bir davet aldik. Nilgün Azizoglu’nun biz Ardahanli bayanlarla bir araya gelip, tanisacagi toplanti davetini alinca aklima, bu Ardahan’in milletvekillerinin evli olup olmadiklarini, bunlar evlilerse kaç çocuklarinin oldugunu, bunlarin kaçinin kiz, kaçinin erkek, hangisinin evli, hangisinin bekar oldugunu geldi.. Ve en önemlisi 81 vilayet içinde sonlar da olan Ardahan’da ki egitim demi egtim aldiklarini, yoksa ABD’da Fransa’da, ya da Kibrislardami okuduklarini düsündüm.. 29 Aralik Cumartesi günü Ardahan çevre yolu üzerinde bulunan özel bir dügün salonunda verilecek yemekle Ardahanli bayanlarla bir araya gelen vali beyin esinin bu davetinde sadece bizleri degil, ayirim yapmadan her Ardahanli bayani davet ettigini duymam ise beni dahada mutlu ederken, bizlerin oylari ile seçilip, milletvekili olanlarin eslerinin, yemekli olmazsa da niye böyle bir olgun davranis içine girmediklerini ve ‘Sagolasiniz sizin eslerimize verdiginiz oylarla bende vekil karisi oldum’ demediklerini düsünüyorum.. Kaldi ki bunlar seçimlerde bile Ardahan’a gelmeden Ardahan vekili olanlarin karisi ünvanini alirlarken.. Kim bilir belkide ahir kokariz diye çekiniyorlar, ayaklari çamura batar, ojeli, uzun tirnaklari kirilir, üsür hastalanirlar.. Ama yine de sormak istiyorum ve su anki vekillerin, gelip geçmis vekillerin neden eslerini, çocuklarini oylarini alip, sayelerinde vekil olduklari Ardahanlilardan kaçirir, saklarlar acaba? Bilmiyorum ama halkin içinde olan belediye baskanlarinin eslerini, çel çocuklarini tani yorsak vekillerimizin de eslerini, çel çocuklarini tanimak istiyoruz ve vali beyin esinin yaptigini onlarin da yapmalarini bekliyoruz..

Ayni zamanda Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani olan Gazeteci Fakir Yilmaz’in imzasiyla yayinlanan, ‘Kendisi Kürt, Kürsüsü Türk’ baslikli haber yine gündemi sarsti.. ‘Gazetecilik benim isim’ diyen birinin bu iddiasini kanitlatan o haber, Çildirli AKP’lilerin de bulundugu Ardahan Halk Egitim Toplanti Salonunda geçtigimiz günlerde yapilan, AK Parti İl Koordinasyon Toplantisi’ ardindan yayinlandi. Görüntüleri; www.kuzeyanadolugazetesi.com adli internet sitesi üzerinde yayinlanan ARDAHAN TV’ de izleyene bilir. O Milletvekilice söylenen her kelimenin titizlikle dinlenip, yaziya döküldügü o haber yayinlanir, yayinlanmaz gündeme bomba gibi düstü.. Çünkü haberi haberci yapmis ve yorumunu kamuoyuna birakmisti. Evet o milletvekilinin yaklasan yerel seçimler öncesi Kürtlerin hosuna gitsin diye söyledigi söylenen sözlerine basta Beyaz Türklerden olmak üzere CHP’lilerden, MHP’lilerden büyük tepki geldigi bir gerçektir. Zaten haberi okur okumuz o vekilin vay haline demistim.. Ancak benim asil üzerinde durmak istedigim o vekilin gelen tepkiler üzerine büyük bir U dönüsü yaparak o haberi yalanlamaya çalismis, ancak bunu yaparken o haberi yapan gazeteciyi bir kez de kendisi yazili olarak teyit etmesidir.. Bunun yaninda gazetecilik benim isim diyen birinin gündemi sarsan haberlerini kiskanip, o milletvekilice yapilan sözde açiklamasinin üzerine atlayanlarin gülünç hali de tartismalidir.. Çünkü biliyorum ki o milletvekilinin söyledigi bir ileri iki gerili o sözlerine sözde yaptigi açiklamasini hiç okumadin, hiç izlemeden yayinlayanlarin amaci, cigere ulasamaktir.. Ama sunu bilinmelidirler ki Kediler ancak tirnak atarlar, ama Aslanlari deviremezler. Çünkü Aslan Aslan, Kedi ise Pisiktir..

Yazlarin disarida bulunan hayvanlari çalan hirsizlar simdide onlarin yemi olan otlari çalmaya basladilar. Ardahan’da yasanan hayvan ve is yeri hirsizliklarina simdide ot hirsizligi eklendi. Geçtigimiz yil yasanan kuraklik dolaysiyla kaba yem bulmaktan zorlanan hayvan yetistiricilerinin didik didik aradigi ot ve saman degerlenince hirsizlari da hareke geçirdi. Basta Göle ilçesinde olmak üzere son zamanlarda tavan yapan ot ve saman fiyatlari vatandaslari zor duruma sokarken birde otlarinin çaliniyor olmasi iyice zor duruma soktu.. İddialara göre köyde ikamet eden vatandaslar ot stoklarinin git gide azaldigini fark eden vatandaslar bu durumda bir tuhaflik oldugunu ve her geçen gün balyalarin eksildigini gördüklerini dile getirdiler. Bu duruma çözüm arayan magdur vatandaslar hirsizlarin kim olduklarini bildiklerini fakat ellerinde delil olmadiklarini iddia ettiler. Yine iddialara göre köyde ikamet eden vatandaslar bir birlerine konusmadiklari aralarinda birkaç husus oldugu için sahitlik etmedikleri dile getirildi. Hirsizligin tek balyaya düstügü Göle ilçesinde son zamanlarda hirsizligin arttigi ve vatandaslarin ne hale düsürüldügü göz önüne alindiginda ekonominin hiç de iç açici olmadigi hatta hirsizlik olaylarina bir çözümün bulunamadigi ve arttigi gözler önünde. ***Polis alarima geçirildi.. Öte yandan geçtigimiz gün Ardahan kent merkezinde yasanan ve bir dükkanin soyulmasiyla sonuçlanan olay ardindan Ardahan İl Emrniyet Müdürlügüne bagli polisi harekete geçirdi. Kis dolaysiyla erken çöken karanligi firsat bilen hirsizlarin kent merkezinde cirit atmamasi için gece devriye sayisini arttiran emniyet müdürlügü motorlu ekiplerin gece boyunca hareket halinde olmasi için emir verdigi ögrenildi. Haberi ekleme saati: 08.47-28 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

**KÜTÜPHANESİ VAR, İNTERNETİ YOK!.. Ardahan’in Hanak İlçesinde bulunan Çok Programli Lise’nin kütüphanesinin bilgisayarlari olmamasi dolaysiyla bu okulda egitim gören ögrenciler internet Caferlere gitmek zorunda kaliyor. Eski ve artik okunmayan kitaplarla doldurulan Hanak ÇPL’nin kütüphanesinin yillardir bilgisayar ve internet bekledigi ögrenildi. Birçok ögrencisinin köylü oldugu ve kent merkezine 2 kilo metre uzaklikta ki Yatili Hanak Çok Programli Lisesinin var olan Kütüphanesi’nin içinde bulunan bilgisayar masalarinin bilgisayarsiz olmasi dikkat çekerken basta Hanak Kaymakamligi olmak üzere yetkililerin bu soruna yillardir neden egilmedikleri merak edilmektedir.
**Üniversite 2013’te Hanak, Damal, Göle’yi Unuttu.. ÜÇ yildan fazladir kampuslari bitirilemeyen, ögrencilerinin burs paralari ödenmedigi ve mülteci kampi benzeri binalarda egitim göremeye çalistigi Ardahan Üniversitesi, halktan gizli ve bölgeyle ilgili olmayan toplanti ve konferanslar ile ve binlerce lira ödenerek il disinda bastirdigi brosürlerle reklam yapmaya devam ediyor. Son olarak birçok is gibi il disinda yaptirilan ve üniversite adina bastirilan 2013 Takvimini süsleyen fotograflarda Hanak, Damal ve Göle’ye yer verilmezken, ayni takvimde Posof’un iki fotografi kullanildigi görüldü. Hanak, Damal, Göle’den manzaralara neden yer verilmedigi takvimin bir yapraginda da Şavsat’in Karagöl’ü bulunurken, ayni takvim de Ardahan’in en yüksek dagi Kisir’in bulundugu Hoçvan’nin, geçtigimiz günlerde kapatilip, köye dönüstürülen Köprülü (Goreveng)bölgelerinde yer verilmemesi dikkatlerden kaçmadi. Kuse kâgida bastirilan ve üniversitenin 2013 yili hediyesi olarak dagitilmaya baslanan takvimin 12 sayfasinin 9 yapragi Çildir ilçesinin manzara fotograflariyla süslendigi de dikkat çekti. **Demirci ATSO’ya Yeniden Aday.. 2003 Yilinin Şubat ayinda seçimleri yapilacak olan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasi Baskanligina yeniden aday oldugunu açiklayan Ardahanli Kuyumcu Çetin Demirci çalismlarina basladi. ATSO’nun gerçek anlamda sanayici ve is adamlarini temsil etmesi için elinden geleni yapacagini belirten Demirci her Ardahanlinin bu seçimle yakindan ilgilenmesini istedi. **Valinin esi Ardahanli bayanlarla tanisacak.. Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu’nun esi Nilgün Azizoglu Ardahanli bayanlarla tanismak için bir yemek verecek. Alinan bilgilere göre Cumartesi günü saat 12.30’da verilecek olan tanisma yemegine birçok Ardahanli bayan davet edildi. Yemegin Ahsen dügün Salonunda verilecegi ögrenildi. **ARDAHAN SOGUK ÇOK SOGUK Her geçen gün biraz daha souyan havalarin hüküm sürdügü Ardahan’da dün geceyi olagan üstü üsüdü. -20’leri bulmaya baslayan havalar dolaysiyla ev ve is yerlerinde yanan kalorifer ve sobalarin 24 saat yandigi görülürken, soguklar dolaysiyla bir çok ev ve is yerinin yani sira araçlarin akaryakit depolarinin dondugu dikkat çekti. **Golfçülere Agaoglu’ndan minibüs.. Ardaha’da bir golf sahasi yaptiiracagini belirten Golf Federasyonu Baskani Ahmet Agaoglu Ardahanli golfçüleri tasiyacak 16 kisilim bir minibüs hediye edildi. Çetin Demirci’in Temsilciligini yaptigi federasyonun bagisladigi 16 kisilik minibüs Ardahan’a getirilerek, İl Spor Müdürlügüne teslem edildi. Haberleri ekleme saati: 00.23-28 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Çildir Meslek Yüksekokulu (MYO), “Kayalarin Dili: Türkiye’nin Fosil Plajlari ve Kumullari” konulu konferansa ev sahipligi yapti. Gönüllü Turizm Rehberleri Kulübü’nün organize ettigi program 20 Aralik Persembe Günü Çildir MYO Konferans Salonu’nda gerçeklestirildi. Ardahan Üniversitesi Ögretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Evren Erginal’in konusmaci olarak yer aldigi konferansta ögrenci kulüpleri sürpriz gösterilere imza atti. Program, Çildir MYO Turizm ve Otelcilik Bölümü ögrencilerinin Ardahan’a özgü yöresel yemeklerini hazirladiklari davet ile basladi. “Anadolu’nun yapici bir tarafi vardir” “Türkiye’nin son noktasinda bir üniversitemiz, yüksekokulumuz var. Burada insanlar kayalarin dilini okumak, konusmak için toplaniyorlar” sözleriyle konusmasina baslayan Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, “Şamanizm üzerine arastirma yaparken ögrendigim bir inançtan sizlere bahsedeyim. Onlardaki inanisa göre, evrende var olan her canlinin ve cansizin ruhlari vardir ve onlar sizlerle konusur. Bu ruhlar, sizlerin onlara yönelik tavirlarinizi algilar ve karsi bir tavir gelistirirler. Yani tasin, agacin, suyun bir dili var ve onlar bizimle konusuyorlar” sözleriyle konferansin önemine vurgu yapti. “Biz kendi toplumumuzun dilini bile dogru dürüst okuyamiyoruz” “İçinde yasadigimiz topraklarin bilgisine sahip olmaliyiz” ifadesiyle sözlerine devam eden Rektör Korkmaz, konusmasini su sekilde sürdürdü: “Kuantum fizigi diyor ki ‘gördügünüz hiçbir sey bildiginiz bir sey degildir. Sürekli söylüyorum içinde yasadigimiz topraklarin bilgisine sahip olmaliyiz. Bizler birakin kayalarin, topraklarin dilini okumayi biz kendi toplumumuzun dilini bile dogru dürüst okuyamiyoruz. Ne konusuyorlar. Bu toplumun beklentilerinden, özlemlerinden, bu topluma nasil bir perspektif çizmeliyiz sorularina hala cevap bulamamis durumdayiz. Umuyorum ki üniversiteler, sivil toplum kuruluslari ve diger arastirma birimleri bu sorularin cevaplarini almaya çalisacaklardir.” Bu topraklarin zenginliklerinin anlasilamadigini vurgulayan Rektör Korkmaz, “üzerinde yasadigimiz topraklarin bilgisini biz anlatacagiz, potansiyellerini arastiracagiz ve bu topraklarin ilerlemesi için elimizden geleni yapacagiz” sözleri ile konusmasini tamamladi. Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’in konusmasinin ardindan Doç. Dr. Ahmet Evren Erginal tarafindan hazirlanan “Kayalarin Dili: Türkiye’nin Fosil Plajlari ve Kumullari” isimli sunuma geçildi. Yurt içinde ve yurt disinda geçeklestirdigi arastirmalardan örneklerle sunumunu görsellestiren Erginal, kayalarin evrenin olusumuna dair bilgiler veren önemli olusumlar oldugunu söyledi. Erginal, arkeolojik çalismalarla da çok zengin kayalara rastlanildigini bildirdi. Bilim, Kültür ve Sanat Kulübü gösterileri katilimcilara keyifli dakikalar yasatirken, siir dinletisi ve türkülerin ardindan program Rektör Korkmaz’in Doç. Dr. Ahmet Evren Erginal’a tesekkür belgesini sunmasiyla son buldu. Konferansa ARÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’in yani sira, Ahilkelek Devlet Yüksek Egitim Kurulu Rektörü Prof. Dr. Roin Kavrelisvili, Çildir Belediye Baskani Nurettin Aygün, Âsik Şenlik Belediye Baskani Mülazim Karaçay, Çildir MYO Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hürriyet Çimen, Çildir MYO akademik ve idari personeli ile çok sayida ögrenci katildi. Haberi ekleme saati: 00.16-28 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ardahan Üniversitesi, “Türk Sanat Tarihinin Etkileri ve Evreleri” konulu panele ev sahipligi yapti. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dali Ögretim Üyesi Prof. Dr. Hanifi Palabiyik’in moderatörlügünü yaptigi panele, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Sanat Egitimi Bölüm Baskani Doç.Dr. Ali Murat Aktemur ve Ögretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Berkli konusmaci olarak katildi. Anadolu’da Türk Sanati ve Evreleri’nin konusuldugu panelde İslam Sanatinin Avrupa’ya etkileri de tartisildi. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Ana Bilim Dali Ögretim Üyesi Prof. Dr. Hanifi Palabiyik’in konusmasini yapmasiyla baslayan panelde Palabiyik, “Herkes kendi tarihini kendi arastirmali” mesajini verdi. “Türk tarihinin en büyük problemi cografyanin daginik olmasidir diyen” Prof. Dr. Hanifi Palabiyik, bu daginikligin tarihi belgelere ulasmayi zorlastirdigina dikkat çekti. Palabiyik’in ardindan söz alan Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Sanat Egitimi Bölüm Baskani Doç.Dr. Ali Murat Aktemur, Türk kültüründe ‘At Motifinin’ kullanim alanlari ve özelliklerini anlatti. At figürünün “Murat” olarak degerlendirilmesinden kaynaklandigini belirten Doç.Dr. Ali Murat Aktemur, sunlari söyledi: “At, Murattir. Atin solugu Türklerde sifayi belirtir. Ayrica kurgan (Mezar) taslarindaki at figürü, Gök Tanri inancina dayanir. Türk öldügünde gökyüzünden yeryüzüne at ile iner.” Türk kültürüne at figürünün Altay Türkeri araciligiyla girdigini ifade eden Aktemur’un ardindan son olarak Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Sanat Egitimi Ögretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Berkli söz aldi. Avrupa yazinsal edebiyatinda da Avrasya üslubuyla alakali çok zengin malzemelerin bulundugunu söyleyen Berkli, 10. yüzyildan itibaren resim ve heykel sanatinin yükselmeye basladigini belirtti. Berkli, Türk sanatinin en önemli figürlerinden birisi olan ‘Hayat Agaci’ figürü basta olmak üzere, önemli sanat eserlerinin sunumunu yapti. Panelde konusan ARÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Orhun Yazitlari’ndan örnekler vererek “Türk sanati Orhun Yazitlari ile oldukça ileri seviyede baslamistir aslinda. Tarihi olan bir sey bütün insanligindir” açiklamasinda bulundu. Rektör Prof. Dr. Korkmaz, “Bütün dilleri, bütün kültürleri gözümüz gibi korumaliyiz. Bunlari insanligin hafizasina kaydetmeliyiz. Bir 20 yil sonra Altay Türkçesini kimse konusmayacak maalesef. Bizim kültürümüzle olan iliskimiz sadece övgüyle alakali bir sey.” dedi. Panelin verimli geçtigine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, katilimcilara tesekkürlerini iletti. Program sonunda Rektör Prof. Dr. Ramazan Korkmaz ve Rektör Yardimcisi Prof. Dr. Gürkan dogan katilimcilara çesitli hediyeler sundu. Haberi ekleme saati: 00.10/28 Aralik 2012

Ardahan’da yasanan bir hirsizlik olayi kentte alay konusu oldu. Kentte alay konusu olan hirsizlik olayi Ardahan merkez de bulunan Sönmez Market isimli dükkanin sahibinin ‘yeni yilda sigaraya zam gelecek’ haberleri üzerine arabasini satip, tüm parasini sigaraya yatirmasiyla yasandi. Alinan bilgilere göre geçtigimiz aksam hirsizlar tarafindan soyulan bakkalin sahibinin sigaraya zam gelecek diye arabasini sattigi ve üzerine koydugu para ile aldigi sigaralari dükkâninda depoladigi ama dumaninin üst katin da deldikleri delikten dükkâna girip, tüm sigaralari çalan hirsiz veya hirsizlarin sigaralarla birlikte bakkalcinin kar hayalini de çaldigi ögrenildi. Haberi ekleme saati: 15.33-27 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Geçtigimiz günlerde yapilan AK Parti İl Koordinasyon toplantisinda bir konusma yapan AK Parti Milletvekili Orhan Atalay’in AKP’nin Kürtleri kandirmak için ortaya koydugu yeni politikadan öte bir sey olmadigini söyledi. AKP’nin Kürtleri kendi Kürtleriyle kandirmak için yerel seçimler öncesi yeni bir politikayi ortaya koydugunu ileri süren BDP Ardahan İl Baskani Akif Avsar, ‘Ancak AKP’nin Kürtlerine Kürtler kanmayacaktir’ dedi. Orhan Atalay’in son yaptigi konusmanin da bu politikanin ürünü oldugunu belirten BDP Ardahan İl Baskani Akif Avsar bu politika AKP’nin Kürtleri nasil yeniden kandiracam oyununun disinda oyun olmadigini ve bu oyunun ortaya konulmasinin da son Kizilcahamam toplantisinda projelendirildigini belirtti. **Önce o kürsüyü düzelttirsin! ‘AKP’nin kendi Kürtleriyle Kürtleri kandirmaya çalistigini ama Kürtlerin artik bu tür ayak oyunlarini yutmayacagini belirten Avsar Sayin Atalay o kadar samimi ise BDP’ye gelir ve bizim verdigimiz mücadeleyi verir: Ama onlarin BDP’de mücadele etme gücü ve ruhu yoktur, biliriz ama öma gerçekten samimi ise önce o ‘Ne Mutlu Türküm’ diyen kürsüyü düzelttirsin’ dedi. Haberi ekleme saati: 15.04-27 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan Merkez İlçe Baskani Nehir Ziya Alpaslan, AK parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’in Ardahan’da yapmis oldugu açiklamalara sert tepki gösterdi. Milletvekili Atalay’in 22 Aralik 2012 Cumartesi günü Ardahan halk Egitim Merkezi Toplanti salonunda partililere hitaben yapmis oldugu konusmada, partimizi ve degerlerimizi rencide edici söylemlerde bulunmustur diyen Alpaslan, gazetemize gelerek açiklamalarda bulundu. AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’i sert bir sekilde elestiren CHP Merkez İlçe Baskani Nehir Ziya Alpaslan; “Bizler sayin Atalay’dan beklerdik ki bölgenin sorunlarini dile getirsin. Çiftçinin para etmeyen malini, bulamadigi ot ve samanini, Devlet hastanesinde eksik olan personeli, Milli Egitim’de sözlesmeli çalisan ve atanmayan ögretmen kadrolarini, her sinav döneminde son siralarda yer alan egitimi, siftah yapmadan is yerini kapatan, BAG-KUR ve SSK’sini ödemeyen esnafin sorunlarini, iki tane sinir kapisi olup da bir türlü açilmayan ve ticaret yapilmayan kapilarini, kapanan Beldelerin sorunlarini ve 30 yildir bitirilmeyen Ardahan- Ardanuç yolu ile ilgili açiklama yapmasini beklerdik” dedi. AKP Ardahan Milletvekili Sayin Atalay, Basbakan Erdogan gibi tutturmus 37-38 yillarinda yasanan Dersim olaylarini anlatiyor diyen Alpaslan: “Garip bir tesadüftür ki bu gün Maras katliaminin 34. Yildönümüdür, AKP hükümeti, Maras katliaminin yildönümü ile ilgili anma etkinliklerine izin vermedigi gibi bu tür etkinlikleri düzenlemek isteyenleri ulusal silahlari olan biber gazi ve coplarla engellemislerdir. Sayin Atalay, Dersim olaylarinin üzerinde bu kadar duracagina, yakin zamanda Uludere’de (Roboski) 34 vatandasimizin katledilmesini neden bir gün agzina almaz? Sivas Madimak olayini neden konusmaz? Yoksa AKP’de siyaset yapan milletvekillerinden mi çekiniyor. Ki o milletvekilleri, olaylarin içinde bululanlarin avukatlariydi!. Siz kan deryasi üzerinde oturacaksiniz, kirli ve lekeli bir tarih üzerinde oturacaksiniz onunla yüzlesmeden kutlu, mutlu, ulusal kelimeleri yan yana dizip bir ülke kuracaksiniz’ diyen Atalay, acaba hangi ve kimin kurdugu Mecliste milletvekilligi yapmaktadir” diyerek sözlerini söyle sürdürdü. “Tarihe kirli ve lekeli diyen bir milletvekilinin dedesi ve amcasi hangi partide milletvekili yapmistir, hatta kökleri hangi partidedir, bir insan geçmisini bu kadar inkar edemez. Kürtler ve Alevileri, daha dogrusu din, dil, irk ve sinif ayrimi yaparak siyaset yapmak AKP’nin genlerinde mevcut, Kürt diyeceksin, pusi takanlari, seçilen Belediye baskanlari ve Milletvekillerini, 84 tane Kürt gazeteciyi sirf düsüncelerinden dolayi tutuklayacaksin. Alevi diyeceksin is vermeyeceksin, mülakatlarda eleyip KCK ve Ergenekon adi altinda susturacaksin. Siz ve partinizin siyasi anlayislarina göre, Basbakaniniz, Genel baskan yardimcilariniz, CHP Genel Baskanimiz Sayin Kemal Kiliçdaroglu’nu sirf Dersimli ve alevi oldugu için hakaret etmiyor musunuz? Sizlere göre AKP karsiti Kürt ise KCK’li, Türk ise Ergenekoncu diye içeri almiyor musunuz? Sayin Atalay, Ardahan Üniversitesinde okuyan, yasanan bir eylemde elbiseleri eylem yapan ögrencilere benziyor diye tutuklanan 14 tane Kürt ögrencinin haklarini ne zaman savunacaksiniz? Bu ögrencilerin halini ne zaman dile getireceksiniz? Sayin Atalay, biz tarihimizi de iyi biliriz. Şeyh Sait’in de ne yaptigini iyi biliriz. Deniz Gezmis, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Erdal Eren’i de çok iyi biliriz. Çünkü biz onlarin idam sehpalarinda söyledikleri gibi ‘Yasasin Halkalarin Kardesligi’ne de gönülden bagliyiz. Peki, siz neyi biliyorsunuz?” ifadelerini kullandi. Haberi ekleme saati: 15.02-27 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Geçtigimiz günlerde yapilan ve AK Partili Ardahan Miletvekili ile Ardahan Belediye Baskaninin birer konusma yaptiklari, ‘AK parti Ardahan İl Koorinasyon Toplantisi’ nda yapilan konusmalari degerlendiren Demokratik Sol Parti Çildir İl Genel Meclis Üyesi Nejdet Kanbir AKP’li vekilin vebelediye baskaninin konusmalirdan vermek itedikleri mesajlari üstü kapali bir sekilde sert bir dil ile elistirdi. Her iki siyasetçinin vermek istedikleri mesajlarin toplumu germe, kendini begenme oldugunu ima eden DSP’li İl Genel Meclis Üyesi Kanbir’in AK Parti İl Koordinasyon toplantisi ardindan yaptigi yazili açiklama aynen söyle; **Faruk Bey Yardim İsteseydi, Elimden Geleni Esirgemezdim. Ardahan Belediye Baskani Faruk Köksoy Bey’in, 22.12.2012 tarihli www.kuzeyanadolugazetesi.com adli sitenin Ardahan Tv. Video bölümünde AKP İl Koordinasyon toplantisindaki konusmasini dinliyorum… Yine Faruk Bey’in 24.12.2012 günkü Ardahan Haber Gazetesindeki söylesisini okuyorum… Milletvekilimiz Orhan Atalay Bey’i de bu videoda dinliyorum, gazetelere yansiyan konusmasinin tamami bu video da yok, konusmanin tamamina ulasmadan uzunca yazmak mümkün degil, ancak kisaca Vekil Bey’in sözleri söyle düsündürüyor; isaret geldi ya artik bir birlerini geçerler, tarihe sahip çikmak adina uzak tarihe, toplumun genelince bilinmeyene, methiyeler dizerler de, yakin tarihi karalamada bir birilerini geçerler. Halbuki tarihin her sayfasi kandir; uzakta da yakinda da, ama anlasilirdir… (kabul etmek ayri bir konu). Ve devletler zorla kurulur ve zorla yasarlar; kimse babasinin hayrina size devlet bagislamaz; mandaci degilseniz eger… Bu konu çok konusulur sanirim ve enternasyonal yaklasimin disinda bir çözüm, insanlik için gelecek vaat etmiyor. Ne site devleti, ne ulus devlet; insanligin genel refahi ve huzuru için, insanca bir yasam sunamamistir, savassiz yazilmis bir tarih kesiti de yoktur bildigimiz… Gelelim Faruk Bey’e, 1- Ardahan Tv. deki konusmasinda, is basina geldiklerindeki durumdan bahisle, “ … bu belediyenin bir tane projesi yoktu, öneri getirecek bir fikir sahibi insan yoktu..” diyorlar. Bütün bunlari bir araya getirince, insan anliyor ki; Faruk Bey baskan olunca Ardahan Belediyesinin, projesi olmus –çok memnun edici-,öneri getirecek fikir sahibi bir baskani olmus. İste, psikologlarin MEGALOMANİ dedikleri bu olsa gerek. Türk Dil Kurumunun sözlügüne bakinca, tip terimi olan ve Fransizca kökenli olan bu terimin anlaminin “büyüklük hastaligi” oldugunu görürüz. “megalomani Fr. mégalomanie a. (l ince okunur) tip Büyüklük hastaligi: Megalomaninin kökeninde çogu zaman asagilik kompleksi yatar. -H. Taner.” Daha detayli arastirinca da karsimiza söyle veriler çikar. “PSİKOLOJİSAYFAM.COM – Megalomani ya da büyüklük hezeyani, kisinin kendisine gerçekle uyusmayan üstün nitelikler yakistirmasidir. Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir. Megalomani, kendi basina bir hastalik degilse de oldukça sasirtici bir psikolojik durumdur. Büyüklük hezeyanlari kisinin, yetenekleri, nitelikleri ve yasantisi hakkindaki mantiksiz inançlara dayanir. Megalomani, kendini önemseme duygusunun gerçeklige dayanip abartili bir biçim alan, asiri bir özgüven degildir. Nedenleri Megalomani, üç ayri biçimde ortaya çikan davranis tipine verilen addir. Birincisi, genellikle huzursuzluk, gevezelik, sinirlilik belirtilerinin eslik ettigi, büyüklük inanci ve davranislariyla bir mani olarak belirir. İkinci tipte sizofreni belirtileri görülür: Hezeyanlar o ölçüde manik yapida degildir. Kisi olagandisi niteliklere, güç ve zenginlige sahip olmasi dogalmis gibi davranir. Bu tip megalomanide çogu zaman baskalarinin kötülükleriyle karsi karsiya kalindigi konusunda da hezeyanlar görülür. Üçüncü tipte megalomani, ilerlemis frengi enfeksiyonu sonucu olusan beyin hasarindan kaynaklanir. Ne yazik ki, frenginin ilk belirtileri kimi zaman gözden kaçabilir ve baslangiç belirtilerinin hizla yok olmasina karsilik mikroorganizma etkinligini sürdürür. Beyne yayilan enfeksiyon yargilama ve dikkati yogunlastirma yeteneklerini bozar, depresyona, megalomaniye ve baska türde hezeyanlara yol açar. Belirtiler Megalomanide, gerçeklikle kesinlikle ilgisi olmayan hezeyanlar söz konusudur. Sözgelimi, dar gelirli bir megaloman dünyanin en zengin adamiymis gibi davranabilir, tanistigi herkese büyük miktarlarda çekler yazabilir.” Kendilerini yakin tanimiyoruz, ama yakin çevresi, çalisma arkadaslari, Belediye Meclis Üyeleri (tabi tek basina çalisiyor olabilir, o ayri) daha iyi degerlendirebilir kanisindayiz. Onun için her hangi bir teshisimiz yok, hangi sinifa giriyorlar diye. NEREDEYDİM… 2- Ardahan Haber Gazetesi’nde ise “Nejdet Kanbir 2 Yil Önce neredeydi” demisler. Ancak videodaki konusmanin aksine, gazetede yer alan sözlerinde bir sinirlilik ve özgüven eksikligi seziliyor. “Nejdet Kanbir 2 Yil Önce Neredeydi?” diye soruyorlar. Söyleyelim; Hayvan Pazarinin temelinin atildigi haberinin yer aldigi bir gazetemize bakiyorum; Süreç Gazetesi 6. Sayfa tarih 17 ekim 2011, “Hayvan Pazarinin Temeli Atildi”, ve Faruk Bey’in fotografi bulunuyor. Ayni sayfada bir baska haber, DSP’li Meclis üyesine Tabela Davasi, İl Genel Meclisi’nin önünde, elinde bir yirtik levha üzerinde İl Genel Meclisi yaziyor ve arkada, giris kapisinin üstünde Ardahan İl Özel İdaresi İl Genel Meclisi tabelasi asili. Olmasi gerektigi gibi. (Bu davadan 1 yil ceza aldim. 25 TL degerindeki oyuncagi yirtip, parasini ödedigim halde. Bir madalya benim için bu ceza, geçerken söyleyelim…) Yani isimi yapiyordum, İl Genel Meclisi Üyesiydim1 yil önce (söylediginiz gibi 2 yil önce degil). Ama bilseydim, ya da isteseydiler, elimden ne gelirse katkili olmaya çalisirdim. Biz bir olumsuzlugu gördük söyledik, çözüm üretilsin diye. Karalamak için yapmadik, siyasi polemik için yapmadik. Önerdik. 17 Ekim 2012 günü, yani iki yil degil, temel atildigi gün baz alinirsa bir yil sonraya tesadüf ediyor, Ardahan Haberleri adli sitede ve diger yerel basinda yer alan çagirimiz, Ardahan Belediyesine Kamuoyu Huzurunda Açik Çagri basligini tasiyor ve Belediye Baskani’na ve Belediye Meclis Üyeleri’ne hitaben yazilmis, yalnizca Faruk Bey’e yönelik bir çagri olmadigi açik olan bu yazi satasmak için de degildir. Adi üstünde bir ÇAGIRI… Faruk Bey, temel atmadan önce arastiracak veya arastirtacak olsaydi, bu isin yasal boyutunu ögrenecek ve önce yer seçim izni alacakti, sonra isi yapip ruhsata kavusturacakti ki, bu yapilan yatirim tüm ilin ve il disindan gelenlerin hayvan alim-satimi yapacaklari yer haline gelsin. Yasalara, mevzuata, önce kamu hizmeti görenler uymali, sonra yurttasin uymasini beklemelidir. Mevcut haliyle bitirilir ise, buraya sadece il merkezi ve merkez köylerinin hayvanlari getirilebilmektedir. Çünkü burasinin yer seçim izin belgesi olmadigindan, yer seçim izninin ilk sartinin da YERLEŞİM YERİNİN DIŞINDA OLMAK oldugundan, ruhsatsiz kalacak, ilçelerden ve il disindan buraya hayvan satisi için sevk yapilamadigindan saticilar gelemeyecektir. Yani ölü dogmus, eksik dogmus bir yatirimdir. Çözümü yok degildir; yine, alinganlik etmeyecekseniz ve üzerinde düsünecekseniz önerelim; 1- Ya etraftaki yerlesimi kaldirir, buralari meskenlerden arindirirsiniz(ki bu saçma bir is olur), ya da, 2- Projenizi sundugunuz yere müracaatla, gerekçelendirerek, uygun bir yere tasirsiniz. Elinizdeki yeri de degerlendirirseniz, çok kiymetli olacagini, tahsis edilebilecek bir kamu yeri bulamasaniz da kamulastiracaginiz yeni yeri karsilayacagi gibi ek kaynaginiz da olur diye düsünüyorum. Bu öneriyi çalisma arkadaslariniz, danismanlariniz ve Meclis Üyeleriyle ve sagduyuyla bir degerlendirin lütfen. Yoksa bir gün burasi sökülüp, baska bir alana tasinmak durumuyla karsilasacak ve yazik olacak onca emege ve yiten zamana. Yene hatirlatmak isterim; Güney çevre yolu, yani Hayvan Pazari’ni yaptiginiz yerin kuzeyinden geçen yol, 2013 yilinda duble yol olacak. Yani genisleyecek ve uluslar ‘Sinir Ticaret Yolu’ olacak. Siz, bu çevre yolunda ‘Yan Yol’ yapmadan, mahallelerin ve köylerin bile sehre girmesine imkan kalmayacagini görmüyor, buna çözüm aramiyorsunuz da, kendi yatiriminizi ölü dogurtuyorsunuz! Ardahan’in en cazip yerinin Kuzey Çevre Yolu çevresi oldugunu görmüyorsunuz! İl Genel Meclisi olarak İl Özel İdaresinin 2009-2013 Stratejik Plani’ni hazirlarken, Çevre Düzeni Plani yapilmasi konusunda hedef de koymustuk. Yazik ki bakanlik, ihaleyle birilerine masa basinda yaptirdi. Yoksa zaten il Merkezi’nin çevre düzeni planini da yapacaktir. Şimdi sizin görmediginizi size hatirlatmak, görmeniz için seçenek sunmak, sizi ve ekibinizi (tabi kimseyi dinliyorsaniz) memnun edecegine sinirlendiriyor. Yazik… Son söz: Sizi sinirlendirmeye devam edecegiz, zamani gelince, Ardahan hakkindaki düsüncelerimizi toplumla paylasarak, ama ekip olarak düsüncelerimizi, Nejdet Kanbir’in bireysel fikirlerini degil… Nejdet Kanbir Haberi ekleme saati: 08.40-27 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

**ARDAHAN’DA AK PARTİ DANIŞMA MECLİS TOPLANTISI SONA ERDİ.. AK Parti Ardahan İl Baskanligi’nda, Halk Egitim Merkezinde “Danisma Meclis Toplantisi” sona erdi. Toplantiya; AK Parti Koordinatör Milletvekili Yüksel Coskunyürek, Belediye Baskani Faruk Köksoy, AK Parti İl Baskani Yunus Baydar, Göle Belediye Baskani Sabri Muratoglu, Hanak Belediye Baskani Tasdemir Çoban, STK mensuplari ve vatandaslar katildi. İlk olarak, Ardahan AK Parti İl Baskani Yunus Baydar, toplantinin içerigi hakkinda bilgi verdikten sonra yaptigi konusmasinda, “AK Partinin göreve geldigi günden buyana yapmis oldugu birçok yenilikler ve yatirimlarin oldugunu ve Türkiye’nin hem ekonomik hem de sosyal ve kültürel açidan büyük yol kat ettigini ve Türkiye nin IMF’ye artik borç verecek durumda oldugunu, kisi basina düsen milli gelirin de 10 bin dolari astigini söyledi. Ayrica Baydar, “Bu kadar olumlu sürecin yani sira, tabiî ki bazi olumsuzluklarda yok degil, özellikle Ardahan teskilatlarinin yasadigi sorunlar da vardir.Örnegin tarim ve hayvancilik sektöründe kuraklik sonucu yasanan sikintilarin hayvan fiyatlarinin düsmesine neden olmustur. Bu konudaki sikintilarimizi, Milletvekilimizin de destegi ile bu sorunlari gündeme getirdik.Bunun sonucunda bütün çiftçilerin borçlarinin bir yillik ertelenmesi, ithal etin ülkemize girmesinin durdurulmasi gibi sorun ve sikintilarin giderilmesi için çalismalar yapildi” dedi. Toplantida bir konusma yaparak çalismalari hakkinda partililerine bilgi veren Ardahan Belediye Baskani Faruk Köksoy ise söyle konustu. “Elbette ki ülkemiz iyiye gidiyor, saglik sektörü, egitim alanindaki yenilikler, sosyal kültürel anlamdaki gelismeler olmak üzere birçok yenilikler var o kadar çok hizmet var ki bunlari tek tek saymak mümkün degil. Ardahan Ülkemizdeki bu hizmetlerden bu güzel gelismelerden ayni paralelde, hükümetimizin yatirimlarindan faydalanmaktadir. Bu dogrultuda ilgar dagi tüneli, sahra dagi tüneli gibi projeler hükümetimizin programina alinmistir. Bu konuda Ardahan, Artvin, Kars Milletvekillerimize de destekleri için tesekkür ediyorum.Tabi bu projelerin hizla uygulamaya konulmasi da bizi hem heyecanlandiracak hem de çok mutlu edecektir. Yine, Erzurum duble yolu ile Ardahan-Erzurum yolu 2 -2,5 saate düsmüstür.Yine Sahra tüneli ile Ardahan-Rize 2 saate düsecektir. Ardahan Kuzey Dogu Anadolu’nun kavsak noktasidir. Kafkaslara açilan iki önemli kapinin oldugu kavsak noktada yer Alan Ardahan için Bizde tabiî ki buna uygun bir sehir planlamak zorundayiz, göreve basladigimiz 4 yil içerisinde bu bölgeye uygun söz verdigimiz projelerimizi hayata geçirdik” dedi. Haberi ekleme saati: 07.39-27 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

**Bilim Adamlarinca Posof Ilgar Dagi’nda Yeni Bir Yilan Türü Bulundu.. Aydin Adnan Menderes Üniversitesi Biyoloji Bölümü ögretim görevlisi Dr. Aziz Avci, Ardahan’in Posof İlçesi’ndeki Ilgar Daglari’nda yazin Rus ve Ermeni arastirmacilarla yaptiklari arazi çalismasi sirasinda, yeni bir yilan türü bulduklarini söyledi. Yeni tür olan ‘Pelias Olguni’ 15 Aralik 2012 tarihinde Russian Journal of Herpetology dergisinin son sayisinda yayinlanarak bilim dünyasina tanitildi. Zehirli olan bu tür Türkiye’de yasayan 56?inci yilan türü olarak kayda geçti. Dr. Aziz Avci, bulduklari yilan türüne ekip arkadaslarinin da iznini alarak ayni üniversitede 13 yil boyunca hocaligini yapan Prof. Dr. Kurtulus Olgun’un ismini verdi. Türkiye’nin 56?inci yilan türü olarak kayitlara geçen yilana Prof. Dr. Kurtulus Olgun’un adindan türetilen “Pelias Olguni” adi verildi. İki Rus ve iki Ermeni arastirmaciyla yaptiklari çalisma sirasinda daha önce görmedikleri bir yilan türüne rastladiklarini belirten Dr. Aziz Avci, “Yilanin renk ve desen karakterlerine bakildiktan sonra literatür karsilastirmasi yapildi. Literatürdeki yakin akrabalarindan farkliliklar tespit edildi. Farkli oldugu için yeni bir tür oldugu belirlendi” dedi. Yeni bulunan türlere genellikle bu alanda emek veren bilim adamlarinin isimleri verildigini belirten Dr. Aziz Avci, sunlari söyledi: “Ben de 30 yil boyunca Türkiye herpetolojisine (sürüngenleri inceleyen bilim dali) büyük katkilar saglayan hocamin ismini yasatmak ve onurlandirmak istedim. Ekipteki arkadaslarinin da onayini alarak yeni türe, 13 yildir fakültede hocam olan Prof. Dr. Kurtulus Olgun’un adindan türetilen ‘Pelias Olguni’ adini verdim.” **PROF. DR. OLGUN: GURUR DUYDUM.. Yeni yilan türüne isminin verilmesinin kendisini çok mutlu ettigini ve ögrencisiyle gurur duydugunu söyleyen Prof. Dr. Kurtulus Olgun, “Bilim dünyasinda bu sekilde isim vermek oldukça önemli” dedi.Ayni zamanda Türkiye Herpetoloji Dernegi (Sürüngen Bilimi) Baskani olan Prof. Dr. Kurtulus Olgun, bu türle ilgili su bilgiyi verdi: “Tür simdilik sadece Ardahan İli Posof ilçesi Ilgar Dagi’nda yayilis gösteriyor. Yapilacak yeni arastirmalarla türün dagilis sahasi genisleyebilir. Vücut uzunlugu 50 santimetreye kadar olabilen türün zehri insanlari öldürebilecek düzeyde degildir. Türkiye’nin 56?inci türü olarak literatüre geçen türün basinin üzerinde ön kisminda küçük plaklar var. Sirtinda ve kuyrugunun üzerinde koyu zigzag bantlar bulunur. Erkek ile disinin sirt rengi birbirinden farkliliklar gösterir. Erkekler grimsi renkte iken disiler sarimsi bir renge sahiptir. Karin tarafi siyahimsi olup beyaz noktalidir. Lekelenme sekli, sürüngenlere özgü bazi pul ve plak özellikleri ile yakin akrabalarindan ayrilan ‘Pelias Olguni’ 2 bin metre yüksekliklerde serin iklim kosullarindaki taslik ve otluk bölgelerde yasar. Besinlerini böcekler ve kertenkeleler olusturur.” Haberi ekleme saati: 07.34-27 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ardahan´da buz tutan ve kayganlasan yol nedeniyle sürücülerin rahat edebilmesi için belediye tarafindan tuzlama çalismasi yapildi. Ana caddeler boyunca yapilan tuzlama çalismasi, ara caddelerde devam etti. Belediye ekipleri sik sik tuzlama çalismasi yapacaklarini kaydetti. Öte yandan Ardahan´da soguk hava nedeniyle araçlarin camlari buzla kaplandi. Meteoroloji Müdürülügü gece en düsük hava sicakliginin sifirin altinda 12 derece olarak ölçüldügünü açikladi. Haberi ekleme saati: 00.18-26 Aralik 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com