Çevreci örgütlerin doğaya zarar verdiği gerekçesiyle karşı durduğu HES’lere akademik dünyadan destek geldi. AÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncer Demir, Türkiye’de bazı kişilerin barajların yapımına, tabiatı yok ettiği gerekçesiyle karşı çıktığını söyledi. Gerekçelerin doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Demir, suyun gittiği yere medeniyetin gittiğini kaydetti. Doğu ve güneydoğudaki halkın barajlardan sonra zenginleştiğini savunan Prof. Dr. Demir, yaşam koşullarının güzelleştiğini aktardı.
DOĞUDAKİLER TARİHİN FİGÜRANI MI?
Prof. Dr. Tuncer Demir, şöyle devam etti:
“Hasankeyf sular altında kalacak. Doğrudur, ama şimdi gidin o yöredeki insanları gidip görün, insanlar o kadar kötü şartlarda yaşıyorlar ki. Turistler Hasankeyf’i ziyaret ettiklerinde o yörenin çocukları otobüslerin etrafında toplanıyorlar, ayaklarında çorap yok, ayakkabı yok, fakirlikten yüzleri çökmüş. Ayakta durabilecek kadar yemek yedikleri belli. O çocuklar o turistlerden para dileniyor, onlar da 3- 5 kuruş atıyor, çocuklar vahşi hayvanlar gibi birbirine giriyor. Neymiş efendim tabiatı, tarihi koruyoruz. Peki orada yokluk içinde yaşayan insanlar tarihin bir figüranı olarak mı kalacak? Şanlıurfa’da insanların yaşam standartları baraj yapımından sonra çok yükseldi. Ürün çeşitliliği artmış, toprak değeri artmış, batıdan insanlar gelip orada arazi alıyor, neden, sudan dolayı. İyi niyetle yaklaşıldığında her şey yapılabilir.”
HES’LERİN ARTIRILMASI LAZIM
Prof. Dr. Tuncer Demir, HES artırılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de nehirlerin boşa aktığını kaydeden Prof. Dr. Demir, şunları söyledi:
“Türkiye’nin arazisi eğimli olduğu için HES’lerin yapımına çok uygun. Avrupa ülkelerinde bir nehrin üzerinde birden fazla baraj vardır. Neymiş efendim doğayı bozuyormuş, bent oluşturulacakmış, ekoloji bozulacakmış, olacak efendim o kadar. Sonuçta bu nükleer santral bile değil. Her şeye karşı çıkıyoruz. Karşı çıkanların birçoğunun tuzu kuru. Karadeniz’de sahil yoluna karşı çıkıyorlar. Orası cennettir, dünyanın oradan haberi yok. O sahil yolu yapılırsa bölgede turizm de artacaktır. Böylece o yörenin halkı da kalkınacaktır. Bunlar kötü mü? Yolun neye zararı var? Bunun için kıyamet koparıyorlar. Güzel diyorlar ama yol yok. Gidip göremediğim güzellik bana ait değildir. Üçüncü köprü yapılırken alanın tahrip edildiğini gördük. Ama sonradan yeniden ağaçlandırıldı. Daha güzel oldu. Ağaç dikmek çok mu zor? Enerjiyi üretmediğimiz zaman düşük kalitedeki kömürü kullanıyoruz. Az kalori çok duman üretir. Bu da atmosferin anasını ağlatıyor.”
**HES DERE KURUTUYOR!
Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olmasına karşın derelerine HES Barajları yapılan Ardahan’ın Posof İlçesinin dereleri kurudu.
Türkiye’nin Gürcistan’a sınır ilçesinde yapılan Hidro Elektrik Enerji Santralleri başta alabalık olmak üzere bir çok balık çeşidinin yaşadığı dere yataklarını kuruttu.
Karların erimesine karşın dolmayan derelerin suyunun büyük bölümü kapalı borular eşliğinde bu derelerin hemen yanı başına kurulan HES’lere akıtılması dolaysıyla başta Posof Deresi olmak üzere bölgede ki derelerin kuruduğu dikkatlerden kaçmadı.
.jpg)
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
Bu yaşa gelene kadar hep dinlemiş, duymuş ve hikayeler edilerek bugüne kadar gelmiş ‘Gömü’ masalları bir yenisi daha yaşanacakken teknoloji miretti cep telefonları yüzünden bir hikaye daha başlamadan sona erdi..
Halbuki geçtiğimiz referandum öncesi ağbunların içinde, al acele hak sahiplerine teslim edildiği ileri sürülen Yeni Mahalle de ki TOKİ’lerin kazısı sırasında da bir küp değil, bir helikopter hazine bulunduğu ve kaşla ile göz arasında ortadan kayıp edildiği hikayesinin bir yenisini daha yaşayacaktık..
**Esenyurt’ta ki Sahte Rantçı AKP’liler..
Ardahan’da olduğu gibi başta bir çok Ardahanlının yaşadığı İstanbul’un Esenyurt ilçesinin de içinde bulunduğu bir çok yerde referandumu kayıp eden AKP’nin bunun nedenini araştırdığı görüyor ve izliyoruz.
**Müdürsüz Bayram..
Vekilin vekili ile idare edilmeye alıştırılan Ardahan’da 23 Nisan etkinliklerine katılan öğrenciler ile ilgili haberi hazırlarken önüme bir rapor düşüyordu.
|