HOLLANDALILAR LALE VE GRAYVERDEN SONRA POSOF ELMASINI DA ÇALDILAR!..



MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Posofluların ilgilenip, yetişmesine katkı sunmadığı gibi bir ad vermeyi bile düşünmediği meşhur içi dışı kırmızı Posof/Badale elmasının adını Red Love diye değiştiren Hollanda’lıların ülkeden tohumunu alıp, götürdükleri ve sunisini yetiştirip ülke geneline olduğu gibi https://groentenuitoss.nl adlı site üzerinden internetten tüm dünyaya satmaya başladıkları görülmekte.


**Aynı Akıbet Bölgenin Peyniri GRAVYER’in Başına da gelmişti..


Bugün Hollanda’nın ekonomisini ayakta tutan dinamiklerin başında gelen hayvancılık ve hayvansal ürünlerin bugün Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Kars ve Ardahan illerine bağlı köylerde yerleşkesi olan Boğatepe, Büyük Sütlüce (Harziyan), Küçük Sütlüce (Şişka), Alagöz gibi köyler Türkiye’de Gravyer peynirinin ilk üretildiği yer olarak tanınmaktadır. 


Ardahan-Kars Yöresinin 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rusların eline geçince  Rusya’dan göç ettirilen Malakanlar ve Doukhoborların yerleşmesi için kurulmuş ve Büyük Zavotlar  adını almıştı. Yörenin ekolojisinin hayvancılığa ve gravyer peyniri üretimine elverişli olduğu anlaşılınca Rusların daveti üzerine İsviçreli peynir üreticisi David Moser, ilk gravyer atölyesini Boğatepe köyünde kurmuştu. Kısa sürede yörenin diğer köylerine de yayılan Gravyer peyniri atölyelerinin sayısı 50’ye yükselmişti. Rus işgalinin sona ermesiyle birlikte kolonicilerin Türkiye’den ayrılması nedeniyle Ardahan-Kars Yöresinde atölye sayısı sürekli azalmıştır. Nitekim halen faal olan imalathane sayısı Boğatepe köyünde 2 ve Kars Organize Sanayi Bölgesi’nde 2 olmak üzere toplam 4 adettir.  SSCB’nin 1917 yılında kurulması sonucu bu ülkede yaşamak istemeyen ve gravyer üretimine aşina olan Karapapak (Terekeme), Kıpçak, Komuk ve Karakalpak gibi Türk boylarının, 1936 yılında Ardahan-Kars Yöresine yerleştirilmeleri nedeniyle, Boğatepe köyünün de nüfusu artmış ve kolonistlerden kalan ekipmanlarla gravyer peyniri üretimi yeniden başlatılmıştı. Ancak Boğatepe köyünün, 1975 yılından sonra göç vermeye başlaması nedeniyle gravyer üretimi durmuştu.


Fakat bir gravyer ustasının 2002 yılında Boğatepe köyüne dönmesiyle birlikte üretim yeniden canlandırılmıştır. Günümüzde köy halkının üretim için iş bölümünü başarmaları nedeniyle, sağılabilen inek sayısı 4000’e yükselmiştir. O halde katma değeri yüksek olan ve uzmanlık gereken Gravyer peyniri üretimi, yörenin kalkınması ve sürdürülebilir gelişmesi için önem taşımaktadır. Gravyer peynirinin 6 ayı aşan zorlu bir üretim süreci vardır. Elde edilen sütün bir saat içinde üretim sürecine girmesi zorunluluğu nedeniyle gravyer tesisinin 1800 m’den daha yüksekte kurulması ve hayvanların yüksek kuşakta otlatılmaları üretim şartının en önemlisidir. Ardahan-Kars Yöresinde bulunan pek çok kırsal yerleşkenin ekolojisi bu üretim için uygundur. Bu nedenle benzer ekolojiye sahip yerlerin de Gravyer peyniri üretimi için organize edilmeleri kalkındırılması beklenedursun bir zamanlar bu bölgede yetiştirilen Lale gibi Grayver peyniri de Hollanda’dan ithal edilmekte


Umarız Bu Kez Yeruz!..


arşiv haber 14/04/2020 tarihli haber/yorum


Fidanlar bir daha dikildi, sıra, içi/dışı kırmızı denen elmayı görüp, tatmakta.. Ardahan’ın ve Kafkaslara açılan ülkenin sınırında ki Çukurova doğasına sahip olmasına rağmen gerek devam eden göç dolaysıyla gerekse geriye kalanların ihtiyaçlarını hazır gıdalarla karşılaması nedeniyle yetiştirilmesi gereken sebze ve meyvelerin ağaçlarını çürüdüğü Posof’ta Tanap ve Kaymakamlık desteği ile yok olmaya yüz tutan Badele Elmasının yeniden yetişmesi için yılın il çalışması başladı.


Ülke’de ve bölgede onca erdemik ürün arasında olmasına karşın tarımı bitiren, göçü tetikleyen uygulamalar dolaysıyla bugün yok olmaya yüz tutan onca sebze ve meyve arasına bulunan ve sadece Ardahan’ın Gürcistan’a sınır olan Posof ilçesine bağlı Türkgözü (Badele) köyünde yetişen içininde dışı gibi kırmızı olan Badele Elmasının yeniden yetişmesi için yıllardır hazırlanan ama bugüne kadar sonuç vermeyen proje yeniden hayata geçirilmeye çalışılıyor.



Bir süre önce Türk Paten kuruluşu tarafından tescillenen Posof’un Badele elması için yeni fidanlar dikildi.


Aynı zamanda Gürcistan’a açılan Türkgözü Gümrük Kapısınında sınırlarını içinde bulunduğu Türkgözü köy muhtarlığı konu hakkında yaptığı açıklamada, ‘TANAP Doğalgaz İletişim Aş ve Posof Kaymakamlığımız’ın katkıları ile Türkiye’de sadece köyümüzde yetiştiği bilinen ve son yıllarda giderek üretim sahası azalan, içi de dışı gibi kırmızı olan “Badele” elma türünün üretiminin artırılması amacıyla köyümüzün tüzel kişiliğine ait bahçede örnek içi dışı kırmızı elma fidan ekimi bugün itibariyle tamamlandı.’ derken muhtarlığı bu açıklamasına Posof Kaymakamından da biir mesajla destek geldi.



Koronavirüs salgınıyla mücadelenin devam ettiği bu zor günlerde, tedbirlere uyarak üretimden taviz vermeyen “İçi Dışı Kırmızı Elma” projemize sahip çıkarak fidan dikimini gerçekleştiren başta Türkgözü köyü muhtarımız Kemal Beyaz olmak üzere tüm köy halkımıza özverili çalışmalarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Sıra Armutveren köyümüzde oluşturduğumuz 10 dönümlük alanın fidanını temin edip köyde dikimi gerçekleştirmede. Her zaman çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanındayız.’ diyen Posof Kaymakamı Murat METE Badele elması gibi bir çok meyve ve sebzenin yetiştiği Posof’ta ki doğayı yeniden canlandırmak için bölge köylüsüne gerekli destek ve katkıları sunacaklarını belirtti.



Görüntü Görmek….


Görünmeyen bir düşmanla adeta hayali bir savaşın içine girmiş olan  dünyanın hemen hemen hepsinin görünmesi gerekenleri görmek istemediği şu günlerde benim gördüklerim bana hem sevinç, hemde üzüntü verirken, her gün biraz daha sakinleşen, sessizleşen o bir zamanlar yani şurada iki ay öncesine kadar cıvıl, cıvıl olan cadde ve sokaklarda tek başıma yürürken atan kalbimin sesini duyduğumda hala yaşadığımı  anladığım için mutluluk duyuyorum ..


Ölümü yeni tespit etmişcesine ve her an öleceğini düşünüp, adeta birer hayalet gibi gezen bir kaç maskelinin yanından geçerken onların da değil beni kendilerinin ve görmesi gereken güzellikleri ve yarın kendilerine geldiklerinde görecekleri acıları da görmediklerine üzülürken ben, benim gördüklerimle mutlu olmaya çalışıyor, aldığım acı haberlerle güzellikler gören gözlerimden akan göz yaşları ile üzüldüğümü ve insan olduğumu da hissediyor, mutlu olmaya yani inadına yaşamaya devam ediyorum..


Ve bana can veren gördüklerimin yine bana kurdurdukları hayallerin umuda dönüşünün


hazzıyla gülümsüyor, mutlu oluyorum aldığım güzel haberlerin yanında gelen kara haberlere hüzünlenip, yasa boğulurken..


Hep güzel bir yüz ile benim gibi yaşam mücadelesini vereni gördüğümden bu yana mavi gözlü olmasam da Nazımlaştığımın farkına varıp, gülümserken ‘yol ver’ diyerek karlı dağlara bakıp, eriyen karların yanı hayali, görünmeyen düşman yüzünde olduğu ileri sürülen ve bu nedenle alındığı söylenen kararlar bana yol vermezse de gülen güzel yüzlü gibi güzel doğada olan görüntünün içindeki onca Kardeleni görüp, onlara sarılıyorum, koparmadan, incitmeden. 


Ve bir yandan hayat denen atmosferde nefes alıp, yanan gönlümü soğutmaya çalışırken diğer yandan uzaklarda, gidemediğim topraklardaki görüntüyü hayalde olsa gördüğüm Miran’ın kulaklarıma gelen sesi ile bu dünyaya merhaba dediğini duyuyor, seviniyorum ama adına türküler yazılmış, Madımağında insanların yakıldığı yolumun üzerinde her geçtiğimde uğrayıp, ellerini öptüğüm tarihin hayata göz yumduğunu öğrenip, kala kalıyordum zaten gidemediğim ama her an çıkmak istediğim yollarda..



Posoflu Fehmi Bayraktaroğlu


arşiv haber 22/11/2015 tarihli haber


Bazı kentler ve kasabalar vardır ki yetiştirdiği değerlerle anıla gelmiştir. Posof’un da yetiştirdiği, adıyla birlikte anıldığı isimlerden biride Fehmi Bayraktaroğlu’dur.


Posof’un Yaylaaltı (Satlel) köyünde başlayan hayatının uzun yılları Posof’ta geçmiş, Posoflu çocukları eğitmiş, Posoflular’a yol gösteren bir kanaat önderi olmuş, Posof’un kültürünü-tarihini-değerlerini yazıp-çizmiş, Posof basın hayatında önemli bir yeri olan Posof Halk Eğitim Bülteni’ni 36 sayı çıkararak, geçmişe ışık tutmuş önemli bir eğitimci, araştırmacı, folklorcu, şair ve en önemlisi de bir gönül insanıdır.


Bayraktaroğlu gibi yetiştiği yerlerle özleşmiş isimleri anlatmak, dile getirmek oldukça zordur. Biz, Fehmi Bayraktaroğlu’yla ilgili yakında geniş bir yazı yayınlayacağız. Burada sadece onu tanımayanlara, Bayraktaroğlu’nu tanıtmak, ismi bilinenler tarafından da unutulmaması için kısa bilgi eşliğinde bir paylaşıma yer vereceğiz.


1933 yılında serhat ilçe Posof’ta doğup, Ege’nin göz bebeği olan İzmir’de 2010 yılında vefat eden Bayraktaroğlu, doğduğu topraklar üzerine, “Posoflu Şair ve Ozanlar” ile “Her Yönüyle Posof” adlı iki eşsiz eseri hazırlamıştır. 25 yıllık bir emeğin eseri olan “Her Yönüyle Posof” kitabı ise, ülkemiz genelinde benzeri hazırlanmamış bir eserdir. Posof’u her yönüyle ele alan bu eseri farklı kılan ise Posof’ta yaşam sürmüş 800’e yakın sülalenin şecereleri ve nereden geldiklerine dair bilgilerin olmasıdır. Posof’ta yaşamını sürdürdüğü yıllar içerisinde gerek öğretmen, gerekse Halk Eğitim Merkezi müdürü olarak, ilçesi için çaba sarf etmiş olan Bayraktaroğlu, İzmir’e yerleştikten sonra da Ankara’da yayın yapan Posof dergilerinde yazın hayatına devam etmiş, sık sık sıla-i rahim yaparak memleketiyle ve hemşehrileriyle olan ilişkilerini sıcak tutmuştur. Posof’a hasret bir şekilde vefat ettiği İzmir’de ebedî uykusunda olan hocamızı, rahmet ve saygıyla anıyoruz.


Kaan Gündoğdu