

.jpg)
**Aynı Akıbet Bölgenin Peyniri GRAVYER’in Başına da gelmişti..
Bugün Hollanda’nın ekonomisini ayakta tutan dinamiklerin başında gelen hayvancılık ve hayvansal ürünlerin bugün Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Kars ve Ardahan illerine bağlı köylerde yerleşkesi olan Boğatepe, Büyük Sütlüce (Harziyan), Küçük Sütlüce (Şişka), Alagöz gibi köyler Türkiye’de Gravyer peynirinin ilk üretildiği yer olarak tanınmaktadır.
Ardahan-Kars Yöresinin 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rusların eline geçince Rusya’dan göç ettirilen Malakanlar ve Doukhoborların yerleşmesi için kurulmuş ve Büyük Zavotlar adını almıştı. Yörenin ekolojisinin hayvancılığa ve gravyer peyniri üretimine elverişli olduğu anlaşılınca Rusların daveti üzerine İsviçreli peynir üreticisi David Moser, ilk gravyer atölyesini Boğatepe köyünde kurmuştu. Kısa sürede yörenin diğer köylerine de yayılan Gravyer peyniri atölyelerinin sayısı 50’ye yükselmişti. Rus işgalinin sona ermesiyle birlikte kolonicilerin Türkiye’den ayrılması nedeniyle Ardahan-Kars Yöresinde atölye sayısı sürekli azalmıştır. Nitekim halen faal olan imalathane sayısı Boğatepe köyünde 2 ve Kars Organize Sanayi Bölgesi’nde 2 olmak üzere toplam 4 adettir. SSCB’nin 1917 yılında kurulması sonucu bu ülkede yaşamak istemeyen ve gravyer üretimine aşina olan Karapapak (Terekeme), Kıpçak, Komuk ve Karakalpak gibi Türk boylarının, 1936 yılında Ardahan-Kars Yöresine yerleştirilmeleri nedeniyle, Boğatepe köyünün de nüfusu artmış ve kolonistlerden kalan ekipmanlarla gravyer peyniri üretimi yeniden başlatılmıştı. Ancak Boğatepe köyünün, 1975 yılından sonra göç vermeye başlaması nedeniyle gravyer üretimi durmuştu.
Fakat bir gravyer ustasının 2002 yılında Boğatepe köyüne dönmesiyle birlikte üretim yeniden canlandırılmıştır. Günümüzde köy halkının üretim için iş bölümünü başarmaları nedeniyle, sağılabilen inek sayısı 4000’e yükselmiştir. O halde katma değeri yüksek olan ve uzmanlık gereken Gravyer peyniri üretimi, yörenin kalkınması ve sürdürülebilir gelişmesi için önem taşımaktadır. Gravyer peynirinin 6 ayı aşan zorlu bir üretim süreci vardır. Elde edilen sütün bir saat içinde üretim sürecine girmesi zorunluluğu nedeniyle gravyer tesisinin 1800 m’den daha yüksekte kurulması ve hayvanların yüksek kuşakta otlatılmaları üretim şartının en önemlisidir. Ardahan-Kars Yöresinde bulunan pek çok kırsal yerleşkenin ekolojisi bu üretim için uygundur. Bu nedenle benzer ekolojiye sahip yerlerin de Gravyer peyniri üretimi için organize edilmeleri kalkındırılması beklenedursun bir zamanlar bu bölgede yetiştirilen Lale gibi Grayver peyniri de Hollanda’dan ithal edilmekte
Umarız Bu Kez Yeruz!..


.jpg)
Görünmeyen bir düşmanla adeta hayali bir savaşın içine girmiş olan dünyanın hemen hemen hepsinin görünmesi gerekenleri görmek istemediği şu günlerde benim gördüklerim bana hem sevinç, hemde üzüntü verirken, her gün biraz daha sakinleşen, sessizleşen o bir zamanlar yani şurada iki ay öncesine kadar cıvıl, cıvıl olan cadde ve sokaklarda tek başıma yürürken atan kalbimin sesini duyduğumda hala yaşadığımı anladığım için mutluluk duyuyorum ..
Ve bir yandan hayat denen atmosferde nefes alıp, yanan gönlümü soğutmaya çalışırken diğer yandan uzaklarda, gidemediğim topraklardaki görüntüyü hayalde olsa gördüğüm Miran’ın kulaklarıma gelen sesi ile bu dünyaya merhaba dediğini duyuyor, seviniyorum ama adına türküler yazılmış, Madımağında insanların yakıldığı yolumun üzerinde her geçtiğimde uğrayıp, ellerini öptüğüm tarihin hayata göz yumduğunu öğrenip, kala kalıyordum zaten gidemediğim ama her an çıkmak istediğim yollarda..
Posoflu Fehmi Bayraktaroğlu
Posof’un Yaylaaltı (Satlel) köyünde başlayan hayatının uzun yılları Posof’ta geçmiş, Posoflu çocukları eğitmiş, Posoflular’a yol gösteren bir kanaat önderi olmuş, Posof’un kültürünü-tarihini-değerlerini yazıp-çizmiş, Posof basın hayatında önemli bir yeri olan Posof Halk Eğitim Bülteni’ni 36 sayı çıkararak, geçmişe ışık tutmuş önemli bir eğitimci, araştırmacı, folklorcu, şair ve en önemlisi de bir gönül insanıdır.
Bayraktaroğlu gibi yetiştiği yerlerle özleşmiş isimleri anlatmak, dile getirmek oldukça zordur. Biz, Fehmi Bayraktaroğlu’yla ilgili yakında geniş bir yazı yayınlayacağız. Burada sadece onu tanımayanlara, Bayraktaroğlu’nu tanıtmak, ismi bilinenler tarafından da unutulmaması için kısa bilgi eşliğinde bir paylaşıma yer vereceğiz.
1933 yılında serhat ilçe Posof’ta doğup, Ege’nin göz bebeği olan İzmir’de 2010 yılında vefat eden Bayraktaroğlu, doğduğu topraklar üzerine, “Posoflu Şair ve Ozanlar” ile “Her Yönüyle Posof” adlı iki eşsiz eseri hazırlamıştır. 25 yıllık bir emeğin eseri olan “Her Yönüyle Posof” kitabı ise, ülkemiz genelinde benzeri hazırlanmamış bir eserdir. Posof’u her yönüyle ele alan bu eseri farklı kılan ise Posof’ta yaşam sürmüş 800’e yakın sülalenin şecereleri ve nereden geldiklerine dair bilgilerin olmasıdır. Posof’ta yaşamını sürdürdüğü yıllar içerisinde gerek öğretmen, gerekse Halk Eğitim Merkezi müdürü olarak, ilçesi için çaba sarf etmiş olan Bayraktaroğlu, İzmir’e yerleştikten sonra da Ankara’da yayın yapan Posof dergilerinde yazın hayatına devam etmiş, sık sık sıla-i rahim yaparak memleketiyle ve hemşehrileriyle olan ilişkilerini sıcak tutmuştur. Posof’a hasret bir şekilde vefat ettiği İzmir’de ebedî uykusunda olan hocamızı, rahmet ve saygıyla anıyoruz.