Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
OKUMAYACAKSINIZ BİLİYORUM AMA..
Oturduğu yerden basın özgürlüğünü savunup, bunun da resmi ilan almadan geçtiğini söyleyip, onun da sosyal medya yasasından geçtiğini belirtip, dernekler, federasyonlar, yetmedi konfederasyonlar kurup bakanlarla resimler çekenler ilanı değil, dezenformasyon yasasının getirilmesine katkı sunduklarının farkındalar mı bilmem. Ama bu ülkede ana sorun sorunları bilip,o sorunları çözme konusunda yan yana gelemeyenlerdir.
Bunların başını çekenler arasında maalesef biz gazeteciler de varız.
Evet, basın özgürlüğü deyip, bırakın günlük bir gazete almayı, o gazetelerin haberlerini, köşelerini okumayı kendi gazeteci meslektaşlarının yazılarını, haberlerini, yorumlarını değerlendirmeyi, kendi haber sitesinde paylaşmayı, gazetesinde yer ayırmayı akıl etmeyen biz gazeteciler kendi birlikteliğimizi sağlamadan ülke hatta dünya birlikteliğini savunurken ne kadar samimiyiz?
Bilmem ama daha önce ‘Gelin siz önce fabrikatörü, siyasetçi belediye başkanını, meclis üyelerini, vekilleri değil, arka mahalleyi, arka sokakları, halkı ve kendi meslektaşlarınızın haberlerini, yorumunu yazın’ diye kaç kez yazdığımı unuttum, hatırlamıyorum…
Ve en önemlisi gazeteci geçmişi olmayanların iletişimin başında, İş-İD gibi bir anda ortaya çıkıp, sönen sanal gazetecileri, kirli havuzda yüzerek, temizleneceğini faşistlikten öte olan ulusalcılık beyniyle halkı ikna edeceklerini sananların kendilerine olduğu gibi halka da hayırları olmayacağını defalarca yazıp, bu yazdıklarımı kendi gazetemde, kendi haber sitemde olduğu gibi gazeteci arkadaşlarında kendi gazete ve haber sitelerinde yayınlamasını istediysem de bu isteği anlayanın sayısı 10 parmağın üçünü geçmedi.
O üçte ya küçük çıkarlar veya kıytırıktan menfaatler ya da kendi kendisine koyduğu oto sansür yüzünden sonradan bire hatta sıfıra düştü.
Evet, bu ülkedeki ‘gazeteciyim’ diyen herkese sesleniyorum. Gelin birlikte hareket edelim. Gelin ben Afyon’lu arkadaşımın yorumunu kendi sitemde de yayınlayayım, Diyarbakırlı, Artvinli de benim yazımı, yorumumu hatta haberimi kendi sitesinde yayınlasın.. Gelin benim aldığım bir reklamın 5, 8 veya10 nunu aynı anda gazetede yayınlayalım. Kazancımızı paylaşalım.. Reklam alırken de reklam verene ‘bu reklam en az 4 gazetede 8-9 sitede youTube kanalında yayınlanacak’ deyip, reklam verenin karşısında güçlü olalım..
En önemlisi randevu almak için bin takla attığımız, randevuyu kabul ettirdiğimizde ise km. lerce uzaktaki holdinge gidip, güvenlikçiden geçip, kat kat çıkıp saatlerce beklemektense onların vereceği reklamdan bin kat daha helal bir o kadar kolay mahalle bakkalının vereceği reklama yönelelim.
Ama önce halkı, hakkı yazarak, siyasetçi öyle der, vali böyle der, kaymakam bey kızar, oturduğum yerde, al yapıştırlı gazetecilikle beleşten gelen aboneler kesilir korkusunu yaşayarak kendi kendimize oto sansür koymayalım.
Ve en önemlisi şu an burada bulunan gazeteci arkadaşlar samimi olsun, birlikte olsun ve kendi ajansımız diyerek herkes her yerden gelen haber ve yorumu birbirine atıp, yayınlasın, paylaşsın.
O zaman AA’mış, İHA’mış, ANKA’ymış, Havuzmuş kim güçlü o zaman görün..
Ama olmaz çünkü buraya kadar okur sayısının yok denecek kadar az olduğu gazetecilik değil, internet haberciliğine resmi ilan merkez bankasını da bağlasanız boş.. NOKTA..
arşiv haber 01/01/2023 tarihli haber/yorum/reklamlar