İki Güzel Kalp..

**Facebook’ta kurdukları grupla


ihtiyaç sahiplerine yardım ediyorlar..


Ardahanlı hemşire Esra Hanoğlu, 4 ay önce “Bir mutluluk bağışla” adı altında bir Facebook grubu kurarak 3 bin üyesi ile yetim, öksüz ve yardıma muhtaç öğrencilere kırtasiye ve giyim yardımı yapıyor.


Ardahanlı hemşire Esra Hanoğlu, 4 ay önce “Bir mutluluk bağışla” adı altında bir Facebook grubu kurarak 3 bin üyesi ile yetim, öksüz ve yardıma muhtaç öğrencilere kırtasiye ve giyim yardımı yapıyor.


Hemşire Esra Hanoğlu, sosyal paylaşım sitesi ‘Facebook’ta ihtiyaç sahiplerine yardım amaçlı ‘Bir Mutluluk Bağışla”’ adlı bir grup kurdu. Gruba ilk olarak mesai arkadaşları ve çevresi katılıp, destek verdi. Şu an aralarında doktor, hemşire, öğrenci ve esnaf gibi meslek sahibi kişilerin bulunduğu ‘Bir Mutluluk Bağışla’ grubu 3 bin üyeyi geçti.


Hemşire Esra Hanoğlu eşi Kubilay Hanoğlu ile birlikte ”Bir Mutluluk Bağışla Grubu’ grup üyelerinin yardım severlerden topladıkları kıyafet ve kırtasiye malzemelerini ihtiyaç sahiplerinin evlerine kendi araçlarıyla giderek teslim ediyorlar. Grup, yapılan yardımları da Facebook’taki sayfalarından paylaşıyor. 

‘Bir Mutluluk Bağışla’ Grubu’nu eşinin desteğiyle kurduğunu ve kısa sürede 3 binin üzerinde üyeye sahip olduklarını belirten grup kurucusu Esra Hanoğlu, Grubumuzun ilk sloganı eğitim gören öğrencilerin ayaklarının üşümemesiydi. Amacımız sosyal medya üzerinden toplanıp, ihtiyaç sahibi insanlara ulaşmak, yardım etmek ve bir nebzede olsa yaralarını sarmak. Grubumuz insanlar tarafından da oldukça benimsendi. Grubumuzu açalı 4 ay oldu bu süre içerisinde 200’ e yakın ihtiyaç sahibi öğrenciye giyim ve kırtasiye yardımı yaptık. Yaptığımız yardımları sonucunda çok pozitif yorumlar alıyoruz. Öncelikle çok şeffaf bir grubuz. Her gün yaptığımız yardımları sayfamızda yayınlıyoruz. Üyelerimiz yapılan yardımları görüyorlar. Bu yüzden de çok güveniyorlar bize bu nedenle kısa zamanda da çabucak büyüdük. Ayrıca Ardahan’da iki kanserli çocuk için gereken yardım yapıldı. dedi.  Haber/Şenol Kirman


Ardahanlı Milli Atletin Şaşırtan Başarı Hikayesi


Bulgaristan’da 2015 yılında düzenlenen Dağ Kros Yıldızlar Şampiyonası’nda dünya üçüncüsü olan milli atlet Gülcan Palavan, şampiyonalara hayvancılık, garsonluk ve gazete dağıtıcılığı yaparak hazırlanıyor.


Bulgaristan’da 2015 yılında düzenlenen Dağ Kros Yıldızlar Şampiyonası’nda dünya üçüncüsü olan milli atlet Gülcan Palavan, şampiyonalara hayvancılık, garsonluk ve gazete dağıtıcılığı yaparak hazırlanıyor. Tek hayalinin koşmak ve üniversite okumak olduğunu söyleyen Palavan, Türkiye’yi şampiyonalarda en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor


Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Samandöken köyünde, 7 çocuklu ailenin 5’inci çocuğu olarak dünyaya gelen milli atlet Gülcan Palavan (18), hayvanlara bakıyor, garsonluk ve gazete dağıtıcılığı yapıyor. Üniversite okumak isteyen Palavan, Türkiye’yi, şampiyonalarda en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor.


Milli atlet Gülcan Palavan, ilkokul beşinci sınıfta okuduğu sırada, okulda düzenlenen koşu yarışlarında antrenör Halil İbrahim Yılmaz’ın dikkatini çekti ve atletizme yönlendirildi. Çok sayıda ilde müsabakalara katılan ve bütün yarışlardan dereceyle evine dönen Palavan, son olarak 2015 yılında, Bulgaristan’da düzenlenen ‘Dünya Dağ Kros Yıldızlar Kategorisi’nde dünya üçüncüsü oldu. Palavan, bu süreçte ailesiyle birlikte yaşamaya devam etti.


Liseden geçen yıl mezun olan Gülcan Palavan, sabah erken kalkarak, ailesiyle birlikte ahırdaki hayvanlara yem ve su veriyor, ardından spor kıyafetlerini giyip, 13 kilometrelik yolu koşarak, köyünden Göle ilçe merkezine ulaşıyor. Palavan, ilçe merkezine vardığında ise önce yerel gazetenin dağıtımını yapıyor, daha sonra garsonluk yaptığı restoranın yolunu tutuyor. Milli atlet, bir yandan da üniversite sınavlarına hazırlanıyor.


 


TEK HEDEFİM, KOŞMAK VE TÜRKİYE’Yİ TEMSİL ETMEK


Katılacağı şampiyonalara soğuk havada, karlı köy yollarında antrenman yaparak hazırlanan Gülcan Palavan, Doğan Haber Ajansı’na (özel) yaptığı açıklamada şunları söyledi;


Ben, bu köyde doğdum, büyüdüm ve burada koştum. Dağda, babamla beraber çobanlık yaparak, büyüdüm. Hayvanların peşinden koştum. Tek hedefim, koşmak ve Türkiye’yi temsil etmek. Spora beşinci sınıftayken, başladım. Beni, antrenörüm Halil İbrahim Yılmaz keşfetti. Onunla beraber koştuk ve antrenmanlar yaptık. 2015 yılında, Bulgaristan’da dünya üçüncüsü oldum. Bunun devamı da gelecek inşallah. Türkiye genelinde, çok sayıda derecelerim var. Bundan sonraki hedeflerimin başında üniversite okumak geliyor. Bunun için dershaneye gidiyorum. Antrenmanlarım devam ediyor. Aynı zamanda aileme yardımcı oluyorum. Yazın babamla beraber çobanlık yapıyorum. Kendi harçlığımı çıkarmak için lokantada garsonluk yapıyorum, gazete dağıtıyorum diye konuştu.


ÇOCUKLARIMLA GURUR DUYUYORUM


Kızının başarısıyla gurur duyduğunu ve sürekli onun için dua ettiğini belirten anne Sakine Palavan (44) ise, Önce eşimle sonra çocuklarımla her zaman gurur duyuyorum. Çocuklarıma çok dua ediyorum. Önce milletime, sonra kendi çocuklarıma çokça dua ediyorum dedi.


Kız kardeşinin başarıyı sevdiğine ve azimli yapısı olduğuna dikkat çeken abla Meryem Palavan da gurur duyduğunu belirttiği kardeşinin ileride çok güzel yerlere geleceğini söyledi.


HEM KOŞACAK HEM OKULUNU DEVAM ETTİRECEK


Gülcan Palavan’ın antrenörü Halil İbrahim Yılmaz ise, Gülcan, Samandöken köyünde, seçmeler sonucunda spora kazandırdığımız bir sporcu. Daha sonrasında çok iyi şeyler yaptı. 2015 yılında, Bulgaristan’da düzenlenen ‘Dünya Dağ Kros Şampiyonası Yıldızlar Kategorisi’nde dünya üçüncüsü oldu. Gülcan’dan sadece bir beklentimiz var; hem koşacak hem okulunu devam ettirecek şeklinde konuştu.



**İyi ki parlak değilmişim, siz o alçaklığı da yaparsınız..


Gazetecilikte;

Ardahan’ın ilk günlük ve en cesur gazetesini çıkaran..

Ardahan’a tek değil Doğu Anadolu Bölgesine ilk Ofset makinası getiren..

Ardahan’ın ilk renkli gazetesini çıkaran,

Ardahan merkez de günlük iki gazete 4 ilçesine haftalık gazeteler çıkaran,

Şu an tanıdığınız Ardahanlı gazetecilerin % 89’nini gazeteci olarak yetiştiren,

Yerelde olduğu gibi ulusaldada bir çok önemli habere imza atan,

Kazandığını Ardahan’a yatıran biri ve bir ailenin ferdi olarak bu yolda para kazanmadığı gibi cebinden, canından, ailesinden veren

Ben birde parlak olsaydım ne olurdu?

Vallahi beni gördüklerinde, ‘başkan, fakir bey ‘diyen birilerinin arkamda o alçaklığı da yapar, benim parlaklığıma da kesin kulp takardılar..

Peki;

Bir çoğunun değil %89’nun yıllarca aldığım resmi ilanlarımla sigortalarını yatırıp, bugün emekli olmalarına katkı sunduklarımla gazeteciler, ‘Cemiyetini’ Derneğini kuran,

Ve bu derneği yani Gazeteciler Cemiyetini, ‘Başta İstanbul’dakiler olmak üzere batıda ki tüm Ardahan Dernekleri çatısı altında bir araya gelsin’ diyerek Ardahan’dan getirip, İstanbul’dakilerine örnek olsun diye üyesi ettiğim Ardahan Dernekler Federasyonuna başkan olduktan sonra ne oldu?

Vallahi ARDAFED Yönetimi olarak bugün beni de, iki dönem birlikte çalıştığım yöneticilerimi de Ardahan Dernekçiliğinin en üst çatı örgütü olan ARDAFED’in ismini ezberleten çalışmalara imza attırk..

Ve benin babamın değil, tüm Ardahanlının olan ARDAFED’i bile takmayan ama dün bir birini tanımayanları hemde bana maddi olarak hiç katkısı olmayan onlarca toplantılar bir araya getirip, 

Onların bir birlerinin yardımcı olmaları gerektiğini, ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ ile olacağını anlatmaya çalıştık..

39 İlçesi olan İstanbul’da 39 Ardahan İl Derneğinin olması gerektiğini ve o ilçelerde bulunan ilçe ve köy derneklerinin İl Derneklerinin, İl Derneklerinin de federasyonun çatısı altında bir araya gelmesi gerektiğini anlattık..

Ardahan’ın adının üzerinde ki KAI, KAISİAD, KAIFİAD denen gölgeleri bir kenra itip, Ardahan’ı öne çıkaran ve beni seven, sevmeyen derneklerinde aralarında olduğu 1,5 Milyon insanın bir araya geldiği ve en önemlisi resmi kurumlardan yada özel bir yerden beş kuruş para almadan Ardahan’ın adını tüm İstanbul’a yazdırdık..

Damal, Hanak, Göle, Çıldır, Hoçvan Derneklerinin de aralarında bulunduğu derneklerin federasyona katılmalarını sağlayıp, iki dönem içinde ARDAFED’e üye olan dernek sayısını 54’e çıkardık..

Futbol Turnuvaları Düzenledik, Kadınları Bir Araya Getirdik, İş Adamları ve Sanayicilere Dernek Kurdurduk,

Şu an Ardahan’da olan Yazar-Çizerini bir biriyle buluşturduk, Aydınları, Bürokratları bir araya getirdik..

Ardahanlının Telefon Datasını oluşturduk, Bülten Çıkardık,

Siyasilerine ayrım yapmadan yardımcı olduk, aynı partili olmazsanız da Ardahan ve Ardahanlı olma bilinciyle bir birinize el atın dedik, 

Bunu yaparken kendi görüşlerimizi dernekçiliğe, çalışmalarımıza karıştırmadık ama kendi dünya görüşümüzden de taviz vermedik..

Peki bizi bunları yaparken birileri ne yaptı?

Burayı onlara bir daha şans verme adına kısaca anlatacağım;

Kimileri paralel federasyonlar kurdu, Posof dernekleri gibi ayak diretti,

Yeni dernek kuranlar gibi ‘param var, o zaman bende dernekçilik yaparım’ diyenler daha baştan itibaren kendilerini ARDAFED’den büyük gördü..

Kamyoncuyken, sıvacıyken gazeteci olanlar başımıza Uğur Mumcu kesildi..

Ama Mumcu gibi olamadıkları için kısa sürede mum gibi eriyip giderlerken, kendi etraflarına bir ışık saçamadılar..

Bizimle geldikleri bürokratlara, belediyeler de başkanlara yalakalık yapıp, arkamızdan iş istediler, bizsiz saz çaldılar..

Hatta bizim davetimiz üzerine yolunu öğrendikleri makamlara gidip, bizi siyasi yönümüzle vurmaya çalıştılar, bunu yaparlarken elin karşısında kendilerinin küçüldüklerinin farkına varamadılar..

Neyse; 

Onların neler yaptığını, hakkımda neler dediğini ve ne iftiralar attığını çoğunuz bildiğiniz için onların rezilliklerini, zavalılıklarını daha çok sıralamayacağım..

Ama uzun yıllar Hollanda’da yaşayan ve bugün benim Ardahan ve Ardahanlılar için yaptıklarımın 100 katını Hollanda’da yaşayan Türkler için yapan Attillah Öztürk abimin beni görüp, yaşadıklarımı öğrenip halimi özetleyen anılarından bir demedi anlatıp, yazımı bitireceğim..

Evet, bugün benim yaşadıklarımdan 100 katından fazlasını yaşayan Ardahan’da ki Şehir Kulübünün sahiplerinden olan Attila Abi’nin Hollanda’da iken Türk, Kürt, Terekeme, Ahıskalı, Alevi demeden hemşehrileri için verdiği birliktelik mücadelesini gölgelemek, karalamak için etmediklerini bırakmayanlara verdiği tek cevap aynen şöyle;

-Ula sizlerin ne kadar alçak olduğunuzu bir ben, bir Allah bilir..

Allah’tan parlak değilim yoksa siz o alçaklığı da bana yapardınız…

Çünkü benim mücadelemi anlamayıp, küçük kırpıntılar için iş yapanı karalamak, gölgelemek ve onu yanlızlaştımak için elinizden geleni ardınıza koymadığınızı en iyi ben bilirim..

Ve beni bu kadar alçaklığa karşın arada bir sarsanız da yıkamadığınızı da..



**ENSAR ÖĞÜT, ŞENTÜRK İÇİN ANTALYA’YA GİTTİ..


*02/04/2016


CEVDET ŞENTÜRK KALP KRİZİ GEÇİRDİ..


Ardahanlı emekli polis baş komiseri Cevdet Şentürk geçirmiş olduğu kalp kriz sonucu hastanelik oldu.

Emekli olduktan sonra Ardahan stk’ları ile iç içe olan ve uzun yıllar dernek başkanlığı yapan Cevdet Şentürk’ün durumunun iyi olduğu ve kalbine standı takıldığı öğrenildi.



Ardahan İl Derneği Onursal Başkanı, bölgenin tanınmış isimlerinden ve emekli Başkomiser Cevdet Şentürk, geçtiğimiz hafta sonu geçirdiği kalp rahatsızlığı sonrasında anjio ile iki damarıma stent takıldı.

1992 yılında da By-Pass ameliyatı geçirmiş olan Şentürk’e, Türkiye’nin sayılı kalp cerrahlarından, Koşuyolu Kalp İhtisas Hastanesi Kurucu Başhekimi Prof. Dr. Cevat Yakut, Doç. Dr. Cevat KIRMA ve Dr. Büşra Güvendi, Dr. Aynur Özensoy, Dr. Gökhan Göl, Dr. Servet İzci, Dr. Birol Özkan, Dr. Alev Kılıçgedik ve Dr. Göksel Açar tarafından müdahale edilerek naşarılı bir şekilde Anjio ve Stentleri takılarak taburcu edildi.

Şentürk’ü hastanede ziyaret edemeyen 22.23.24 dönem Ardahan milletvekili Ensar Öğüt, dinlemekte olduğu Antalya’ya bizzat giderek geçmiş olsun ve moral ziyaretinde bulundu. Öğüt, dostu Şentürk’ün önemli bir hastalık atlattığını, iyi olmasından memnuniyet duyduğunu ifade ederek, “Allah uzun ömürler versin”dedi.


ÖĞÜT VEFA ADAMIDIR


Şentürk, Öğüt’ün memleketin önemli bir değeri ve vefa adamı olduğunu ifade ederek, bölgesine yaptığı hizmetlerin yanısıra, her dostuna, kendisinden destek isteyen herkese koşan ve Ardahanlılar için bir şans olduğuna dikkat çekerek, kendisine teşekkür etti.