.jpg)
.jpg)
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın hazırlayıp, her pazar
TEMPO TV’de
canlı olarak sunduğu
‘Gazetecilerle Gündem’
sizde konuksunuz..
YERELDEN ULUSALAGAZETECİLİK
Haberimiz ulusal TV Halk TV Ekranlarındaydı..
Ardahan Valiliği başta olmak üzere kent merkezindeki kurum ve kuruluşların sessizliği devam ederken Hanak ilçesinde Hanak İlçe Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından Cumhuriyetin 100. yılına özel hazırlanan klip büyük ilgi gördü.Ardahan’da görev yapan bir grup öğretmen ve kamu görevlilerinin katkı sunduğu Cumhuriyetin 100. Yılına özel klip büyük ilgi topladı.
Yapımcılığını Hanak İlçe Milli Eğitim Müdürü Mesut Yolcu’nun, Yönetmenliğini Doğukan Yılmaz’ın yaptığı klip sosyal medyada büyük beğeni topladı.
Hanak İlçe Milli Eğitim Müdürü Mesut Yolcu, büyük beğeni toplayan klip ile ilgili şunları söyledi; “Cumhuriyetimizin 100. Yılı için ardahan ve Hanak yerelinde görev yapan öğretmenler ve kamu görevlilerinden oluşturduğumuz ekip ile; cumhuriyet döneminin mücadelesine konu olan kahramanlık türkülerinden oluşan dört eseri seslendirdik. Bir yandan Hanak ilçemizin tarihi ve coğrafi mekanlarını tanıtarak “Hanak‘ın yüzü” diğer taraftan cumhuriyetimizin türkülerini söyleyerek “Cumhuriyetin 100 ü “ temalarını işleyerek “Hanak’ın Yüzü Cumhuriyetin 100’ü “ klibini tamamladık. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim. Ayrıca Hanak Kaymakamımız Ömer Övünç Koşansu’nun da klibin oluşumunda sağladığı desteklerinden dolayı şükranlarımı sunarım. Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu olsun.”olsun.”
Bugün yazımı yazmaya hazırlandığım sırada çokta ilgi alanım olmadığından takıldığım bir konu için aradığım Ardahan eski cami imamlarından Ahmet Ballı hoca ile sohbet ederken ‘Hazreti Musa ve Yuşa..’ başlığı koymayı düşündüğüm yazımın başlığının değiştiğini görüyordum.
Çünkü rahatsızlığı dolayısıyla Erzurum’da geçirdiği operasyon ardından daha yeni evine geldiğini de öğrenip, sağlığı için dua ederek, geçmiş olsun dileğinde bulunduğum Ahmet Ballı’ya sorduğum Yuşa’nın peygamber olmadığı ama asıl peygamber olan Musa’yı kopyalamaya çalışan dini bilgilerle dolu bir insan olduğunu anlatırken bende bir yandan her iki ismi Musa ile Yuşa’nın benzerliklerini gördüğüm araştırmama devam ediyordum.
Bin yıldan fazladır Arap ve Filistinlilerle savaşan İsrail oğullarının peygamberi olan Musa Peygamberin Asa’sıyla Arap dünyasının etrafını sardığı Kızıldeniz’i yarıp, ordusunu boğdurduğu Firavunla mücadelesini bir kez daha okurken Beykoz’da bulunan mezarını ziyaretim ardından ayrıldıktan sonra hakkında ele aldığım bir yazı ile aklıma Yuşa geldi.
Musa’yı kopyalamaya çalıştığı ve Ahmet Ballı’nın peygamber olmadığını belirttiği Yuşa’nın da bugün kan revan içinde olan bölgede bulunan Ürdün Nehrini ordusu için ikiye ayırttığı rivayetlerine rastlıyor Ahmet hocanın ‘Musa peygambere özenen, yolunda gitmek isteyen kopyalamaya çalışan bir insan’ olduğu tezi doğrulanırken ve ikisinin de İsmailoğlularının dini liderleri olduğu ve Yahudi nesli için mücadele ettiklerini de anlıyordum.
Ahmet Hoca’ya sorduğum sorularda şu an kan revan içinde olan toprakların Filistinlilerin toprağı olmadığını ve İsrail oğullarının asıl topraklarının olduğunu bir kez daha teyit ederken..
İslam dünyasının kıblesi olarak ilan ettiği Mescidi aksanın benim gibi bir kürt olan Selahattin’i Eyyubi tarafından ele geçirildiğini anlatan kaynaklara baktığımızda ise Selahattin’i Eyyubi’nin de bu toprakların İsrail oğullarının olduğunu kabul edip aynı topraklarda barış içinde yaşanabileceğini ima eden tutum ve davranışlarda bulunduğunu ve Yahudiler ile Müslümanların birlikte yaşayabileceğini anlatmaya çalıştığını anlıyordum.
Gelelim 2 yıl önce İstanbul Beykoz tepesinde bulunan devasa mezarını ziyaret edip dini bilgim çok olmamasına karşın ele aldığım ve kendimce değerlendirme yaptığım Hz. Yuşa ile ilgili yazıma.
Ele aldığım ‘Hz. Yuşa tepesi’ yazıma diyecektim ki bugün ki yazıma başlık olan konuya. Ardahan’dan çıkıp Mekke’de mağaza açan Ermeni’ye bakayım dedim. Ve dönüp bir çok kez hacca gittiğini bildiğim Ahmet hocaya bu meseleyi de sordum.
Evet doğrudur, Ardahan’dan göç etmek zorunda kalan ya da zorunda bırakılan Ermenilerin Mekke dahil dünyanın bir çok yerine yayıldığı gibi Yahudilerinde aynı durum ve şartlar dolayısıyla bugün yeniden toparlanmaya çalıştıkları topraklardan çıkarıldıkları, itildikleri gerçektir diyordu.
Tam da burada okyanusları yarıp zaten oldukları ak denize gelen silah dolu gemilere ‘Amerika nere, İsrail nere, Ak deniz nere?’ Sorusunu soranların Kızıl denizi ikiye bölen Hz. Muşa ve ona özenen ama peygamber olmadığı söylenen Yuşa’nın ayırdığı dediği Ürdün nehrine bakmak gerekir. Dicle ve Fırat nehrini unutmadan..
Ha bu arada Yuşa için ele aldığım yazıyı merak edenler için aşağıda ki yazımı hediye edeyim..
**Hz. Yuşa Tepesi..
Tüm İslam dünyasının yeniden merhaba dediği mübarek Ramazan ayı içinde bulunduğumuz şu günlerde birçok kutsalın olduğu İstanbul metropolünün keşmekeşinden hala inanmadığım ve abartılıp, ekonomi başta olmak üzere, sosyal yaşamı bitiren pandemi yasaklarının sözde önlemlerinin getirdiği yasakların boşalttığı yolların avantajını fırsat bilip, o keşmekeşten bir anda çıkıp, kendimi bulduğum tepede türbe ve dev bir insanın yattığı söylenen alanda, kendimi buluyorum.
Günü birlik birçok tepesini ziyaretlerde bulunduğum ve Yeditepe denen dünyanın en güzel kentlerinden olan İstanbul’un o hep anılan halini, trafiği, betonu, yoğunluğu, bir depremle yerle bir olacak gecekondularını, gökdelenlerini geride bırakıp, bir anda kendimi bulduğum alanın, Hristiyan ve Yahudi dünyası içinde çok önemli bir alanda buluveriyorum.
Ve bir anda kendimi tarihçi sanıp, bulunduğum yer hakkında araştırmaya giriyor, Hz. Yuşa, yani diğer adı ve anlamı ile Yûşa (Yeşu) olan İbrânîce aslı, “Tanrı kurtuluştur” veya “Tanrı kurtarır” anlamına gelen Yehoşua’dır (Yeoşua). Tevrat’a göre aslı Hoşea olan bu ismin zamanla Yeşua biçiminde kısaltıldığı ve bu ismin Arapça’ya Yûşa diye geçtiğini de öğreniyorum.
Yeşu ismi ilk defa, Mûsâ önderliğinde İsrâiloğulları’nın Mısır’dan çıkışını takiben Sin çölündeki Refidim’e gelmeleri sırasında tarih sahnesine çıktığını, Refidim’de İsrâiloğulları ile savaşan Amalek’e (Amâlika) karşı Mûsâ, Yeşu’yu görevlendirildiğini ve Yeşu Amalek’i yendiğinde bu tepede Hz. Yuşa’nın 17 metrelik mezarının bulunduğu, bu mezarın olduğu camili bahçedeki akmayan çeşmelerinde elimi, yüzümü yıkayamasam da kutsal denen alanda birçok şey öğreniyor ve benim gibi buraya neden geldiklerinden bihaber olanlarla birlikte mezar denen kabrin üzerindeki güllerden ikisini kopararak, sanki suç işler gibi gizlice kalbimin üzerindeki cebime koyup, duamı edip çıkıyorum.
Yeşillikler içinde sığındığım Kız Kuleli sarışın limandan ayrılan ve kanal kardeşinin geleceği söylenen, mavi boğazı geçip, doğalgaz bulunduğu söylenen ama bu bulunmanın da birçok şey gibi unutulduğu Karadeniz’e geçen gemileri izlerken, 195 m. rakımlı Boğaz’a hâkim, 3. Köprünün tepesinde Yuşa tepesi tarihin eski devirlerinden beri çeşitli inançlarda kutsal kabul edilmiş ve burada şu an çoğu ortada olmayan, olanlarında ise birçok yerdeki tarihi eserler gibi yıkık, dökük olduğunu üzülerek görürken, Yuşa tepesindeki mezardan ilk bahseden kişinin memleketim Ardahan’a meşe Ardahan adını veren Evliya Çelebi olduğunu öğreniyorum.
Benim gibi çok gezdiğini bir kez daha anladığım Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde Yuşa tepesini ve Yûşa‘ nebîyi ziyaret ettiğinden söz ederek bu tepede Yûşa‘ın mezarının, bir tekkenin ve “fukara”sının bulunduğunu ama Yuşa tepesindeki mezarın Yûşa‘ peygambere aidiyeti inancı yaygın olmakla birlikte Hz. Mûsâ’nın yardımcısı olan Yeşu’nun Beykoz’a gelmediğini, gerçek mezarının Nablus veya Halep yakınlarında bulunduğunu, Yuşa tepesindeki kabrin ise evliyadan veya havârilerden birine ait olabileceğini kaydettiğini de öğreniyorum.
Arapça bilmedikleri halde gittikleri camilerde imam ne derse amin diyen, neye, kime dua ettiklerini çokta bilmeyen ama Konya Akşehirde gittiğim Nasrettin Hoca’nın mezarından bile medet umup, umut bağlayan ve oradan çıkıp, Saros, pardon Yoros kalesinin bulunduğu tepeye çıkıp, selfie çekme yarışı içindeki birçok insanı izlerken..
.jpg)
arşiv haber/yorumlar 13.09.2012 tarihli haberler/yorumlar tarihli haber/reklamlar



en yeni makele
LİNKİMİZDE YAZARLARIMIZIN GÜNLÜK
YAZI VE YORUMLARI OKUYABİLİRSİNİZ..


Geçmis gün ve yillarin haberleri için günün haberlerinin hemen altinda bulunan DEVAM linklerini tiklayiniz.. Geçmis yillara ait Arsivlerimizi inceleyip, okuyunuz ..


**A. Yücel ÇİFTÇİ 1960’li yillarin son çeyreginde bölgemizde genç bir muhtardan, dik basli, hak ararken egilip bükülmeyen, herkesin el pençe divan durdugu devlet adamlari karsisinda cesur, atak, dik durmada örnek gösterilen bir muhtardan sempati ve sevgi birazda kiskançlik ve imrenilerek söz edilirdi. **BU MUHTAR: FEVZİ YILMAZ nami- diger KÜRT FEZO idi. Ardahan köylüsüne dagitilmak için gelen destek kredisini bir yerel Esraf tamamina yakinina el koyarak, otel ve sinema yaptirmisti. Kredilerin adil dagitilmadigini duyurmak için TİP bir protesto mitingi düzenledi Köylünün kredisini çeken bu tüccar bazi kiralik beslemelerle mitinge saldiri yaptirdi. Fevzi ve arkadaslarinin cesurca karsi koyusu ve onlari arkalarina bakamadan püskürtülmesindeki o inanilmaz kavgaciligi herkesin yillarca övgüyle anlattigi bir öyküydü. 1971 yilinda Ardahan Lisesi ögrencileri sürgün edilen ögretmenlerinin okullarina dönüsü için izinli protesto yürüyüsü yapiyorlardi. Polis bu izinli yürüyüsü sabote etmek için güzergâhi degistirerek, müdahale zemini olusturmaya çalisinca, tam o anda basinda yöresel tiftigi ve uzun paltosu ile uzun atletik biri kortejin önünü keserek kollarini yukari kaldirip “arkadaslar yapmayin güzergâhtan çikmayin sizi oyuna getiriyorlar” diye bagirarak ögrencileri uyardi. O anda sivil kiyafetli polisler o kisiye yüklendiler. Güzergâhin degistirilmis olmasindan dolayi da mitingi sabote ettiler. Esmer ve atak olan bu uyarici adam hiç çekinmeden karsi koyarak direniyordu ve o anda yaninda kendinden daha uzun boylu bir delikanli vardi. İlk defa polise diresildigine tanik oluyorduk. Çok merak içinde bu cesur adamin kim oldugunu ögrenme çabasindaydik. Bu insanlarin karakola götürülmesinin üstünden kisa bir süre geçmeden muhbir ve polise servis yapanlar tarafindan, içeri alinan Muhtar Fezo ve arkadasi Haluk Rusen hakkinda karalama ve iftiralar atmaya basladilar. “Ruslarla görüsmek için üzerinde telsiz tasiyormus” Bu ise Fevzi Yilmaz’a önceden hazirlanmis bir tertibin isaretiydi. Fevzi Yilmaz adliyeye getirildiginde o an onun ile görüsmenin riskini üstlenerek ona uzaktan da olsa merhaba demek için adliye ye gittim. Polislerin arasinda savciya çikmayi beklerken ona geçmis olsun diyerek davranisina destek ve sempatimi gösterdim. Fevzi Yilmaz o asamada TİP ‘in yasal üyesi olmasina karsin THKP-C davasindan yargilandi ve içerde kaldi. Ecevit affindan tahliye oldugunda uzun zaman görüsememistik. Aslinda samimide degildik. 1974’te Ardahan Kültür Dernegini kurmus ve yogun siyasi ve ideolojik tartismalar yapiyorduk. Kendimize göre de ciddi seyler tartisiyorduk. Ne de olsa üniversiteliydik ve Marksizm’i biliyorduk, üstelik her grup onu en iyi biz savunuyoruz diye bir iddia içindeydik. Böylesi bir hava içinde var olan bütün siyasi gruplar kiyasiye tartisirken arkadan birisi gündem disi söz istedi. Kendine has aksaniyla “arkadaslar sizi dinliyorum, öncelikle belirtmeliyim ki çok mutlu oldum. Çok degil daha bes yil önce bu bilinçte hiç kimse yokken simdi bu kadar insan, Marks, Lenin ve Mao, hatta solu, sosyalizmi, kapitalizm ve fasizmi tartisabiliyor. Peki, arkadaslar bunlar çok güzelde bu bildiklerinizi hayata ne zaman ve nasil uygulamayi düsünüyorsunuz. İçinde yasadiginiz bu kente dair bu yoksul köylü bu zavalli hamallar için ne düsünüyorsunuz? Bence en çok bunun için kafa yorsak daha iyi is yapmis olmaz miyiz”? dedi. O asamada herkes Fevzi Yilmaz’i taniyordu zaten ancak, bölünmüs siyaset arenasinda o hiç birimizle ayni grupta olmadigindan o anda ciddi söylemislikleri yanki bulmamisti. Ben onun uyarisini çok ciddiye almistim kafamda yapmamiz gereken o asamadan sonra tam da onlardi. Bir gün onu TÖB-DER de sohbete davet ettim. Uzun, uzun konustuk. Onda olan pratigi yorumlama yeteneginin yüksekliginde hiç kimse etrafimizda henüz yoktu. Eger devrimci anlamda kitle iliskisi kurulup gelistirilecekse, Fevzi Yilmaz bu konuda atlanamaz bir durak olacakti. Uzun sohbet, tartisma ve görüsmelerimizde hem içten bir dostlugumuz gelisiyor hem de dünya ya, hedefler açisindan, birbirimizden farkli bir bakis açisina sahip oldugumuz netlesiyordu. Ben devrim perspektifinden bakarken, O kerte, kerte gelisme ve degisimlerden yana, daha çok sistem içinden ilerici adimlarla reformlari zorlamanin geregine inaniyordu. İkimizde bir birimizin sinirlarini kabul etmistik. Ancak yinede pratige iliskin ortak tutum alma pratik adim atmamizda hiçbir sakincanin olmadigini hatta sürece ciddi katkilar yaratabilecek yönelimlerimizin geregini tespit ettik. Yerelde iktidar olunmali veya o iktidari etkileyecek yakinlikta olabilirsek adli, idari ve hukuki islerde tikanma yasanmayacagi telkinleri, bende olumlu hamle yaratma yeteneklerime katki sunmustu. O aralikta belediye seçimleri gelmisti. Tartismalarimizdan çikardigimiz sonuç; belediyelerin yerel demokratik mevziler olmasi nedeniyle seçimlerde seyirci kalinmamaliydi. Tek basina devrimcilerin basari sansi yoktu, o halde mücadelemizin önünü tikayan zihniyet disinda en samimi unsurda karar kildik. Belediye seçimlerini kitlelerle yakin ve sicak bag kurmak adina degerlendirerek adayin kendisi, ailesi ve partisinden daha çok pratik çaba gösterdik. O çetin ve yer, yer çatismali geçen seçim süresinde FEVZİ YILMAZ’I daha iyi tanidim. Zorda, arkadasini satmayan, ölümüne dayanismaci ve zorluklara akilci çözüm üretme yetenegi müthisti. Bizimle bir sohbetinde sosyalizme olan inancinda asla tereddüt duymadigini açikladi. Ancak o uzak hedefe gidisin bir ve tek yolun olmadigini ifadelendirdi. Üstelik kendisinin yasal zeminde yapilabilecegi çok seyin olduguna inandigindan bu yollari denemek açidan da CHP ‘YE üye olmak istedigini söyledi. Fevzi Ylmaz CHP’lilerin kendi misyonunu hakkiyla kullanmadiklarina hep inanmisti.
Sanirim kendi tecrübelerinden kafasina koydugunu yapmak için mutlak bir yasal zemine ve destege ihtiyaç duyuyordu. Bizim için; yasamin her karesinde dövüserek kendine yol açmis, devrimci bir süreçten gelen, hayatin bütün çehresini tanimlayabilme yetenegine sahip; bizim davadaki hakkimizi hatta hakliligimizi teslim eden ve varligimizin gücünü iyi ölçebilen hatta dostlugumuzun agirligi altinda ezilmeyecek bir dost kazanmis olmak önemliydi. Bu yüzden pratik bir mücadele ve dayanisma içinde olmak her iki taraf için zenginlik katici bir islev olusturuyordu. Bu amaçla yerel etki gücümüzün katkisina ihtiyaç duydukça ona bu katkiyi sunmada geri durmadik İl Genel Meclisi seçimleri yaklastiginda bu alanin yerel parlamento islev görebildigini biliyorduk. Fevzi Yilmaz’a ciddi bir öneme sahip oldugu bilinci isigi altinda bu göreve talip olursa, alanlara hâkimiyet ve kitlelerle kurdugumuz bagin katkisiyla kendisine disaridan destek sunacagimizi paylastik. Düsündü ve kabul etti. Seçim de çalisma stratejisi olarak Ardahan ilçe ve köylerini iki alana ayirdik, birincisi ,Türk köyleri ikincisi,Kürt köyleri olacakti. Bizim ölçümüze göre Türk köylerinde daha az taninirligi yüzünden bizler o alana yogunlasacaktik. Ama hepimizin tahminini bosa çikaran bir durum ile karsilastik, bütün Türk kökenli CHP delegeleri Kürt FEZO’YU taniyordu ve talip oldugu o mecliste en iyi görev yapacagina inaniyorlardi. O dönemdeki CHP’nin en yetkin ve kanaat önderi olanlardan tümünün aleyhte çalisma ve karsi çikmalarina ragmen en yakin adaya yüzde elli fark atarak parti içinde ilk sira adayligina hak kazandi. O’ nun popülerliginin en kesin göstergesi ise delegeler oy pusulalarina FEZO, KÜRT FEZO, MUHTAR FEZO, FEVZİ YILMAZ yazarak onu zafere tasimislardi. İL Genel Meclis toplantilarinin birine konuk olarak katildim. Fevzi Yilmaz’in idari isleyis konusunda çok seyi bildigini ve o konularda dersine iyi çalistigina tanik oldum. Dönemin valisi İ.G.Meclis toplantisinda yeni kurulan meclis için toplu bir tanisma yemeginin hazirlanmasini ve buna bir bütçe olusturulmasini istedi. O an hemen herkes kabul edince Fevzi Yilmaz söz aldi. Fevzi Yilmaz’in kisiligi hakkinda hemen herkesin bilgisi olmus olacak ki salon belli edilir ölçüde elektriklendi. Fevzi Yilmaz kürsüye geldi “Sayin Meclis ve Sayin Vali bu meclis halkin oylari ile seçilmis bir kurul dur. Bu kurulun üstünde seçilmemisler den yani atanmislardan hiç kimse ve hatta sayin valimiz dâhil bir tasarruf kullanma yetkisine sahip degildir”dedi. O an insanlarin yüzündeki panik, saskinlik ve korkuyu basit bir gözlemci okuyabilirdi. “Vali Bey bu kurula sadece öneride bulunabilir yani sunu söyle yapin diye her hangi bir direktif veremez “deyince Vali ve bazi meclis üyeleri gürültülü bir sekilde itiraz etmek istediler. Fevzi Yilmaz daha üst perdeden mevzuattaki valinin görevlerini okudu. “Bu yüzden bu kit bütçe ile halka hizmet için ayrilan bir kurusu bile yemek, sölen ve eglence toplantilarina harcayamayiz. Eger Vali Bey bize tanisma yemegi verecekse o parayi buradan degil kendi bütçesinden karsilamalidir”dedi. Bu cesur, akilli, bilinçli ve kararli ses ilk defa bu içerik ve tonda bu kürsüde yankilaniyordu. Meclis siralarindan satasmalar ve hatta seviyesiz ifadeler kullananlar oldu. Fevzi Yilmaz” ben bu meclisin kendi yetkilerini bilmesini ve ona göre tutum gelistirmesini istiyorum. Dahasi bu meclisin kendine ait yetkilerini hatirlatarak daha dik ve saygin davranmamiz gerektigini animsatiyorum. Hepsi bu. Şu açikça bilinmelidir k Sayin Vali bu meclisin sadece memurudur. Meclis onun direktif verebilecegi bir kurul degildir. .Bu yasa döneminde herkes bu farki bilirse halka daha saglikli hizmet verir ve kendi aramizda dalasmadan gerçek görevimizi yapmis oluruz dedi. Vali o ilk ihtisamini yitirmisti, bir iki kekeledi ve “ben bunun tersini söylemedim. Benimki sadece öneriydi” dedi ve izin isteyerek toplantidan ayrildi. Bir gün köy muhtarlari bize gelerek daha önce sosyalizasyon proje kapsaminda nüfus basina verilen bugdayin kesildigini ancak bu yoldaki çaba ve girisimlerine bir türlü yanit alamadiklarini söylediler. Biz arastirdigimizda bunun bir hak gaspi oldugunu tespit ettik. Bu konuda Fevzi Yilmaz’in konumundan destek almak istedik. Olayi arastirip sorunun çözülme noktalarini açikladi. Bununla yetinmeyerek bizimle çözümün gerektirdigi her kareye fiilen katildi. Uzun ve zorlu bir mücadele sonunda halkin malini kendi aralarinda paylasan haram zadelerin kirli ve çirkin çikarciligindan kotarip o bugdayi un yaparak köylüye teslim edildi. Hatta unun dagitimi için tutulan dükkânlarin sahipleri tehditle caydirilmis olmalari üzerine Fevzi Yilmaz kira almadan kendi dükkânlarini halkin hizmetine sunmustu. Bir olay üstüne ilgisi olmadigi halde iftira atilarak sevgili kardesimiz Metin VARLI, Yüksel ANT, Yalçin Tastan, Ben ve daha birkaç kisi karakola alinmistik. Polislerin bizi hücreye atmasina direnerek çikan arbede aninda Fevzi Yilmaz karakola damladi.Çok akilli ve yerinde atilmis cesur çikislariyla, hem bize karsi yapilmak istenen haksiz fiili önledi, hem de o iftiranin uzun sürmesini engellemisti. Fevzi Yilmaz Ardahan ve Türkiye ortalamasinin üstünde bir bilince sahip olan aydin ve bir kavga insaniydi, bildiklerinin üstüne oturmayacak kadar namuslu ve kararliydi. Çok okuyordu, yeni olan seyi detaylariyla arastirir ondan çikarilmasi gereken dersi alirdi. Şili de Salvador ALLENDE’ YE yapilan uluslar arasi darbeden etkilenmis ve Türkiye devrimcilerinin ondan ders çikarmasi gerektigini bir ögretmen edasiyla anlatirdi. Özetle o bir halk önderiydi. İyi bir ögretmen ve bildigini ölümüne savunacak kadar cesur ve karaliydi. O Ardahan köylülerinin ZAPATA’SIYDI. Fevzi Yilmaz kendisini düsmanlarindan hep korumustu bu konuda becerikliydi de üstelik. Ancak sahte, dost görünenlerin saldirilarindan ve korkaklarin iftiralarindan, karalamalarindan yakasini pek kurtaramamisti Kardesin birine sormuslar “agabeyini nasil tanirsin” diye o da onunla hiç arkadaslik etmedim demis. Ama ben, FEVZİ agabey’i iyi tanirim, onunla arkadaslik ve yoldaslik yaptim. Mücadele öylesine bir turnusol kâgididir ki, sahteyi gerçekten, cesur ve yigitleri de korkaklardan ayiran en iyi ölçüdür. Gerisi tümüyle yalan. Kim ne derse desin, bu ülkenin direnis geleneginde birikmis olan emek’te Fevzi Yilmaz’in da bir avuç alin teri var. Seni, bu kavgaya kattigin emek ve çaban yüzünden, hep sevgi ve saygiyla anacagim FEVZİ YILMAZ.. A.YÜCEL ÇİFTÇİ/12 EYLÜL 2012 KOCAELİ-Tel: 0532 727 37 28 *Not.: Senin oglun FAKİR’e çok kizginim.. Son günlerinde verdigi telefonlarindan sana ulasamadim.. O bana söz verdi ben gidince sizi konusturacagim diye ama sözünde durmadi üzgünüm!

Geçtigimiz gün makaminda ziyaret edip, yeni görevinde basarilar diledigimiz Ardahan’in yeni Vali Yardimcisi Deniz Piskin ile sohbetimizin ana basliginin Ardahan’in sorunlari oldugunu sanirim sizde bilirsiniz.. Sayin Piskin’in beni sabirla dinleyip, ‘basindan sorumlu vali yardimcisi’ olarak gerek basinin, gerek ise Ardahan’da ki sorunlari dinlemesi bir idarecinin sabirli olmasi gerektigini de ortaya koyuyordu.. Çünkü, yeni Vali Yardimcimiz Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskan Yardimcisi, meslektasim Özkan Karakaya’ninda oldugu o sohbette beni sabirla ve kesmeden dinledi.. Vatandaslarimizida böyle dinleyecegine olan inancimla yaklasik 40 dakikanin 30 dakikasini ben konusunken vali yardimcimizin eski bir meslektas olmasinin verdigi avantajiyla, ‘bu vilayetin iki ana sorunun oldugunu ve bunlarin, sikça degisen idareciler ve egitim oldugunu ve bunun nedenini’ ögrenmek istedigini bana sorup, cevabimi alamasi da kayda degerdi.. Çünkü daha yeni olan vali yardimcisinin daha Ardahan’a gelmeden Ardahan’i iyi okudugnu tespit ediyordum.. Bu önemli iki tespiti yapan ve ‘Neden’ lerini soran yeni vali yardimcisinin, Ardahan’in 20 yil gibi kisa bir süre önce vilayet olmasina karsin neden onca vali, kaymakam ve idarecinin degistigni, egtimin neden istenen seviyede olmadigini bizzat bir Ardahanlidan ögrenmek istemesi biz Ardahanlilari dinleyip, paylasma istegi demekti.. Evet bu iki önemli sorunu bana sorup, cevap arayan yeni vali yardimcimiza ve yeni valimiz ile ilçe kaymakamlarimiza bir rapor halinde bu iki önemli sorunun cevaplarini tek tek bir sonra ki yazimda siralayip yine bu kösede sunacam.. Umarim göz ardi etmez, degerlendirmeye alilar diyerek.. **Özgürlük getiriyormus! ABD’nin Libya Büyükelçisi Christopher Stevens’in, Bingazi’de öldürülmesi ardindan adeta soka giren ABD Disisleri Bakani Hillary Clinton, “Bu gözü dönmüs siddeti kiniyoruz. Özgürlestirdigimiz bir ülkede bu nasil olabilir?” demis.. Vay be! Ne de acikli bir açiklama.. Libya’yi oldugu gibi basta Ortadogu’da olmak üzere bir çok ülkeyi özgürlestiren bir ülkeye böyle bir kalleslik yapilir mi ya!.. Elinde bulundurdugu teknoloji ve silah gücü ile danyanin hemen her yerini kana bogan, pardon özgürlestiren(!) bir ülkeyebunu yapanlarin elleri kirilmaz mi.. Evet bir insanin öldürülmesi tabi ki üzücü, bir o kadar da sokede eden vede lanet edilmesi gereken bir durum olmasina karsin nedense konu ABD ve onun gibi insanlari öldürerek, ülkeleri karistirarak, insanlarin hak ve özgürlüklerini elinde bulundurdugu iktidar ve de silah gücü ile kesen, vermeyen ülke yöneticilerinin bu tür açiklamalari biraz degil, tam bir komediye dönüsüyor.. Ki tüm dünya biliyor ki ABD’nin Büyükelçileri bu dünya da akan kanda büyük pay sahipleridirler.. Hillary hanim gibi eli beyzbollu bay Obama’da çok üzülmüs.. Ve oda yasananlari kinamis.. Aslinda burada çikarilmasi gereken dersin ‘O silahin er yada geç bir gün sana dönecegi’ sözü ve de dersi degimlidir.. İnanmiyorsaniz Libya’nin büyük elçisini öldüren silahin üzerinde hangi ülke mensesinin olduguna bakin.. Burada çikarilacak diger bir ders ise; siz ne kadar güçlü olursaniz olun, haksizlik ve kan dökerseniz dökün karsinizdakinin de öyle yada böyle imkani var ve kendisini ezdirmemek için direnecektir.. **Kötülükler Günü 12 Eylül Cumartesi annelerinin simgesi konumuna gelen ve Basbakan’a kadar çikip 12 Eylül Cuntasinin İhtilal yaptigi günden bugüne kadar kayip olan oglunu arayan Berfo Ana’nin ‘Mahkemeye getirin’ yüzüne tükürecegim dedigi Kenan Evren’in GATA’da saklanmaya devam ettigi bir 12 Eylül’ü daha yasiyoruz, o aci günleri yasayarak.. 12 Eylül’ün ne oldugu bilmeden, köyün ortasinda oynarken evimizin etrafini saran Jandarmalarin geçtigimiz günlerde hayata göz yuman babami bizlerden alip, Afyonlara sürgün için götürdükleri o anlarin hiç gözümün önünde gitmedigi bir günü daha yasiyorum, içim içimi yiyip, fasist ihtilali yapip, onca insani asan, oncasinin zindanlarda kayip eden, bir o kadarini iskenceden geçirenlerin niye hala yargilanmadigini sorarken.. Bugünkü tugay komutaninin kaldigi evin hemen yani basindaki o çirkin binaya götürülüp, orada ve diger karakollarda iskence edilen babamin ve nice demokrasi isteyenlerin aldigi darbelerden beter 12 darbesinin bu ülkeye verdigi zararlari da hesaba katmak gerekir bugünkü yasananlarin nedenlerini sorgularken.. Basbakan’in müze yapacagiz, ama yanina da yeni bir cezaevi daha yapacagiz dedigi Diyarbakir Cezaevi gibi Ardahan’da ki tarihi binada hale müze edilmezse de 12 Eylül’ün mimari Evren’de hala yasar, hem de GATA’da saklanip, mahkemeye getirilmezken.. Yazinin özeti; Anneler Günü, Sevgililer Günü, Satranç Günü adi altinda onca günlerin yapildigi ve yilin yarisini bu günlerin pesinde kosturdugumuz su ülkede birde ‘Kötülükler Günü’ ilan edilmeli.. Tarihide 12 Eylül olmalidir ve herkes bugün yani 12 Eylül’de ‘ Evren ve onun destekçilerine lanet olsun’ mesajlari atmalidir.. fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535. 418 32 58

Ardahan’da yasananlari en hizli, en güncel sekilde tüm dünyaya duyuran, Ardahan’in en çok okunan haber sitesi www.kuzeyanadolugazetesi.com adli sitemiz üzerinde yayinlanan Ardahan TV’de yeni valinin Hanak, Damal, Posof ilçelerine yaptigi ziyareti izledim. Kizim Şeyma’nin gün boyu takip ettigi, ama döndügünde, Vali bey bizlere yemek yedirmedigi gibi bir tesekkür bile etmedi’ diye yakindigi görüntüleri izlerken vali beyin ilçe ziyaretleri öncesi o ilçelerin var olan sorunlarinin neler oldugu konusunda yeterince bilgilendirilmedigini, ziyaret ettigi ilçe belediye baskanlarinin adeta isi geçistirip, basinda bulunduklari ilçelerinin sorunlarini anlatmadigini, bu görevi ilçe kaymakamlarinin sirtina attigini üzülerek gördüm. Vali beyin üç ilçeyi jet hiziyla ziyaret edip, sadece kaymakamliklar ve belediyeleri ziyaret etmesi bu ilçelerin var olan sorunlari konusunda yeterlimidir bilinmez.. Ancak Hanak’ta yayinlanan kaç gazete var sorusunu sorup, gazetelerin bir yerlesim yeri için çok önemli oldugunu belirten vali beye basta dün ziyaret ettigi ilçelerin olmak üzere Ardahan’in genel sorunlarini siralamak gerektigini de düsünmedim degil.. Çünkü 20 yildir belediye baskani olan Damal Belediye Baskani’nin tarihi dersi, bu baskan gibi yilardir baskan olan, ama Türkgözü’nün sorunlarini bile anlatmayan, Hanak’in konusmayan Baskan Vekili gibi baskanlarla basta yeni valimiz olmak üzere kimselerin sorunlar konusunda yeterli bilgilenemeyecegini ‘bilgilendirilmedigini’ izledim.. **Su gibi Bal’da yok! Plansiz, programsiz yapilan onca isin ülkeyi batirma noktasina getirdigi, ama Özal’in özellestirme politikasi ile satilip, yeniden islevsel hale gelen onca devlet tesisini hatirliyormusunuz?.. Erzurum’da et balik tesisi, Kars’ta kurulan onca süt, yem fabrikalari, Rize’de neredeyse her mahalleye kurulan çay tesisi.. Fidanlik Genel Müdürlügü adi altinda nice saçma sapan müdürlükleri kurup, kendile rine yakinlari devletin kadrolarina yerlestiren zihniyetin devami olan SERKA gibi kuruluslarin Ardahan’in da içinde bulundugu vilayetlerin bütçelerinde elde ettigi paralari nasil, nereye harcayacagini bilmeden hareket edip, sözde kurdugu tesisler daha kullanima açilmadan çürüyor.. Daha öncede Botas ve BTC’den aldig Bir Milyon Dolari bölgeye yatirim yapiyorum diye gelisi güzel harcayan, Posof’ta sözde meyve suyu fabrikasi kuran Mavi Hilal ben zeri nice bosa yatirimlari saysakmi ki.. İste dün gazetecilerin ziyaret edip, gördügü ve 50 0bin TL’ye kuruldugu ileri sürülen Ardahan Bal Paketleme Tesisi.. Bal yokmus, üretime geçemiyormus.. Köylere su götürüyorum diye hava atan devletin o köyde ki 10 haneye göre proje hazirlayip bin büyük bas hayvanin nerede, nasil su içecegini hesaplamadigi gibi bugünde bir kilo bal olmazken, bin tonluk tesis kurulur su bölgenin gerçekleri unutulan gerçek yatiramlara susamis Ardahan’da.. **Balik tutmayi ögretseniz iyi olmaz mi? Son olarak Köylere Hizmet Götürme Birlikleri araciligiyla köy muhtarlarina bile elaman verip, issizligi sözde çözdüklerini, ancak insanlari bankamatikten maas çekmeye alistiran hükümetin issizligi uluslararasi ödül alan (!) çözme politikasi devam ede dursun Çildir yolunda bir baba ile ogula rastliyoruz.. Önlerinde 400 kaz, ellerinde iki çirpi sopa.. Soruyoruz burada ne yapiyorsunuz diye.. ‘Kaz yetistiriyoruz’ diyen baba oglun İstanbul’dan gelip, kaz çobanligi yaparak para kazandiklarini da ögrenince iyiden iyiye sasiriyoruz.. Çünkü bir çogumuzun onca arazisi, hayvancilik basta olmak üzere onca imkanin oldugu Ardahan’dan basta İstanbul’a olmak üzere bati kentlerine göç edip, çel çocuklariyla o metropollerde is bulabilseler bile zor geçindiklerini biliyorduk.. Ama Çildirli Fikret Kizilates ile oglu Ergül Kzilates el ele vermis, Ardahan’in o bom bos ovalarinda önlerine kattiklari kazlarla para kazaniyordular.. Evet çoban bulamayan muhtarlara sigortali, asgari ücreti is saglayan, belediye ve hastaneler basta olmak üzere diger kurumlari bankamatik kartiyla maas alanlarla dolduran devlet SYDV’nin araciligiyla kolilerle adam besleye dursun, Çildirli baba ogul balik tutmanin örnegini sergiliyordular..

Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu üze rine kurulmak istenen Lojistik Merkezin son anda Yukaricambaz’dan alinip, Kars’in mezra köyüne çekilmesi, 50 yildan fazladir açilmayan Aktas Gümrük Kapisi ve en son kapatilan Adliyesi ile moral kayip eden Çildir’a açilan Meslek Yüksek Okulu, Aktas’in gelecek yil açilacagi umudu burada yasayan insanlara umut vermeye devam ediyor. Çildir Gölü kenarina yapilacagi söylenenTOKİ’lerden haber alamasakta, bu göl ile Gürcistan ile sinirimizi belirleyen Aktas gölü ile umutlanmaya devam ederiz, hayvanciligin dibe vurdugu, göçün devam ettigi Çildirimizda.. Ama benim asil merak ettigim birçok insanin yani basinda gelip geçtigi o güzelim dogaya sahip Şeytan Kalesi’nin yolunun neden halen yapilmadigidir.. Bildigimiz kadariyla SERKA tarafindan hazirlanan ve parasi ayrilan proje ile bugüne kadar yapilmasi gereken seytan Kalesi’nin yolunun bugüne kadar bitmesi gerekirken, projeside, parasinin anlasilmaz ve bilinmeyen nedenlerle yil bitmesine karsin halen hayata geçirilmedigidir..


**BU HABERİ ARDAHAN TV DE İZLEYEBİLİRSİNİZ.. *VALİ’DEN ÜÇ İLÇEYE JET HIZIYLA ZİYARET.. Ardahan valiligi görevine basladiktan sonra ilk kez basinda bulundugu vilayetin ilçelerini ziyaret eden Ardahan Valisinden ilçe kaymakami da doktur istedi.. Ardahan’in Hanak, Damal ve Posof İlçelerini bir günde gezen ve basta ilçe kaymakamlarindan olmak üzere yerel yöneticilerden ilçelerinin sorunlarini dinleyen Ardahan valisi Posof’ta ilginç bir istekle karsilandi. Dün önce Hanak ilçesini ziyaret edip, ilçe kaymakami ve belediye baskanini makamlarindan ziyaret eden Ardahan valisi Seyfettin Azioglu Hanaklilarin Yüksek Okul taleplerini bildiklerini ve bu konuda gerekli girisimlerin devam ettigini belirtti. Daha sonra Ardahan’in Damal ilçesine geçen ve buradada Damal İlçe Kaymakamligi ile Belediyesini ziyaret eden Vali Azizoglu Damal Bebeklerinin bölgeyi tanitmada büyük rol oynadigini, kendisinin kaymakam oldugu dönemde Damal Bebeklerinin tanitilip, satilmasi için kendisinden de istekte bulundugunu belirtti. Daha sonra Ardahan’in sinir ilçesi olan Posof’a geçen veburadada kaymakam ile belediyebaskanini makamlarindan ziyaret eden Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu kendisine birifing veren İlçe Kaymakami İbrahim Halil Şivgan aylardir doktor sikintisi yasayah Posoflular gibi validen doktor istedi. Esinin 4 aylik hamile oldugunu, ilçesinin Ardahan kent merkezine 4 kilo metre uzaklikta oldugunu belirten ve basinda bulundugu ilçesinde Kadin Dogum Uzmaninin olmadigini belirten Kaymakam İbrahim Halil Şivgan basinda bulundugum ilçeye acil olarak doktor istiyorum dedi. Kaymakamin bu istedigini gülümseyerek karsilayan Vali Seyfettin Azizoglu ise burada yaptigi açiklamada basta doktor sorunu olmak üzere ilçelerin var olan sorunlarini iyi bildigini ve çözülmesi için kendisine düsen görevi en iyi sekilde yerine getirecegini belirtti. **Ayni kaymakamdan esnafa mektup.. Validen kadin dogum usmani isteyen ve göreve baslar baslamaz basinda bulundugu İlçede isyeri bulunan esnafa birer mektup gönderen Kaymakam Şivgan, “Posof Kaymakami olarak benim esnaf kardeslerimden tek beklentim, degerli vatandaslarimiza güler yüzlü hizmet sunmaniz. Kaymakamligimizin yapacagi projelere gönülden destek vermenizdir” dedi. Amasya’nin Tasova İlçesi’nden Ardahan’in Posof İlçesi’ne atanan Kaymakam İbrahim Halil Şivgan, göreve basladiktan sonra esnafa mektup yazdi. 7 Agustos’ta Posof’a atandigini anlatan Kaymakam Şivgan, Kuzey Dogu Anadolu Bölgesi’nin en güzel yerlesim birimlerinden biri olan Posof’a atanmaktan mutlu oldugunu belirtti. Esnaftan yakin ilgi gördügüne isaret eden İbrahim Halil Şivgan, esnafin her türlü yenilik çalismalarina ve yatirim projelerine bütçe dahilinde yardimci olmaya gayret göstereceklerini kaydetti. Kaymakam İbrahim halil Şivgan mektubunda su ifadelere yer verdi: “Posof Kaymakami olarak benimde esnaf kardeslerimden tek beklentim ise degerli vatandaslarimiza güleryüzlü hizmet sunmaniz ve Kaymakamligimizin yapacagi projelere gönülden destek vermenizdir. Sizlere bol kazançlar ve islerinizde kolayliklar diliyor, hepinize ailenizle birlikte saglikli ve mutlu günler geçirmenizi temenni ediyorum. Saygilarimla.” **’İLK DEFA ESNAFA DEGER VEREN GÖRDÜK’ Kaymakamin gönderdigi mektuptan etkilendiklerini söyleyen esnaf da “Yillardir ilçede esnaflik yapiyoruz. İlk defa esnafa deger veren, ilgi gösteren bir kaymakam gördük. İlgisi için çok tesekkür ediyoruz” dedi. Haberi ekleme saati: 10.47-14 Eylül 2012 Haber/Foot: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Google basta olmak üzere birçok teknolojik imkan ile evlerin ve kapali para kasalarinin bile içinde ne oldugunu tespit edilebildigi bir süreci yasayan dünyada gazeteci karakolun resmini çekti diye hapis ve para cezasi ile cezalandirildi. 2008 yilinda Çanakkale Zaferi’nin kutlamalarinin yapildigi sirada Ardahan’in Hanak ilçesinde bulunan Ardahanli Gazeteci Özkan Karakaya, bayram dolayisiyla içinde Hanak İlçe Jandarma Komutanliginda bulundugu bayrak ve flamalarla süslenmis resmi kurumlari fotografladi. Haberi yapmak için çektigi resimlerle Ardahan’a dönen Gazeteci Karakaya, arkasinda gelen iddianame karsisinda dona kaldi. Çünkü Hanak İlçe Jandarma Komutanligi, ayni zamanda Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskan Yardimcisi ve ulusal bir gazetenin muhabiri olan Ardahan Haber Gazetesinin Sahibi Özkan Karakaya hakkinda sikayette bulunmus ve hakkinda dava açilmis, 5 yil süren bu dava sonucunda Karakaya hapis ve para cezasi almisti. Alinan bilgilere göre Hanak İlçe Jandarma Komutanliginin sikayeti üzerine 18.06.2008 tarih ve 2008/129 Esas Sayili İddianame hazirlayan Hanak Cumhuriyet Bassavciliginin sikayeti üzerine Özkan Karakaya isimli gazetecinin 18 Mart 2008 tarihinde Hanak İlçe Jandarma Komutanliginin fotografini çektigi, fotograf çekmek için izin almadigi ve bu yönde kendisine kimsenin izin vermedigi iddiasiyla 26.02.2008 tarihinde kabul edilen 5740 Sayili Kanun ile 2565 Sayili Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 21. Maddesine eklenen e-bendi ile Askeri Güvenlik Bölgesi olarak tespit edilen Türk Silahli Kuvvetlerine ait kisla, Kita, karargâh kurum gibi tesislerin fotograf ve filminin çekilmesinin yasaklandigi 2565 Sayili Kanunun 26. Maddesine göre 21. Maddeye aykiri hareket edenlerin cezalandirilacagini, bu sebeple sanigin 2565 sayili Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 21. Maddesine eklenen e- bendi delaletiyle 2565 sayili Kanunun 26. Maddesi geregince açilan kamu davasi sonucu, 75 gün hapis cezasi ve 4166,00 TL adli para cezasi ile cezalandirilmasina karar verildi. Hanak Sulh Ceza mahkemesinin 2008/91 Dosya No, 2012/95 karar nolu karariyla para ve hapis cezasina çarptirilan Gazeteci Özkan Karakaya, yaptigi açiklamada: “böyle bir resmi çektigini, ancak hiçbir yerde kullanmamasina ragmen ve en önemlisi özgürlüklerin tartisildigi, internet kanaliyla insanlarin en mahrem sirlarinin bir tusla bulunup fotograflandigi bir süreçte böyle bir ceza almam gerçekten ilginç bir o kadar düsündürücüdür. Kaldi ki benim resim çektigim yer kent merkezinde halka açik Jandarma komutanligidir. Ayni komutanligin bagli bulundugu İl Jandarma Komutanliginda yapilan törenleri, ziyaretleri de fotograflamis haber yapmis gazetelerde yayinlamisim. Bütün gazeteci arkadaslarimda kimseden izin almadan bu tür resimleri çeker haber yaparlar. Kaldi ki beni sikayet eden ve beni cezalandiran kurumlar bile kendi hizmet binalarini içten, distan fotograflayip gerek kendilerine ait internet sitelerinde gerekse basin açiklamalariyla kamuoyunun gözleri önüne sereler. Bunun açik örnegi de Genel Kurmay ve Jandarma Komutanligi internet siteleridir. Böyle bir suçun kanunlarda olmasi ve uygulamasi gazetecilik mesleginin ne kadar zor bir o kadarda sansürlendigini ortaya koymaktadir. Bana verilen para ve hapis cezasini temyize gönderecegim. Umudum o dur ki yerel mahkemenin basin özgürlügüne gazetecinin haber alma özgürlügüne koydugu bu engeli bozacaktir” dedi. Haberi ekleme saatie: 10.41-14 Eylül2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

**GAZETECİ FAKİR YILMAZ İLK OLARAK GÜNDEME GETİRMİŞTİ.. Bölgede yasanan kuraklik dolaysiyla kaba yem sikintisi yasayan ve ilk olarak Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani, Kuzey Dogu Anadolu Gazetesi’nin Yazi İsleri Müdürü Gazeteci Fakir Yilmaz’in gündeme getirdigi ‘İthal Saman’ Ardahan’in sinir komsusu Gürcistan’in da içinde bulundugu 67 ülke’de ithal edilebilecek. **Kars ve Ardahan DSYB’ler Degisik Konustular.. Bakanlik saman ithalatinin önünü açti. Hiçbir sart aranmadan 67 ülkeden saman ithal edilebilecek. Kars Damizlik Sigir Yetistiricileri Birligi Baskani Fevzi Kaya “Bizim için kendi çiftçimize sahip çikmak daha önemli” dedi Kurakliktan dolayi arpa ve bugday saplarinin kisa kalmasiyla birlikte sap ve saman miktarinin azalmasi ve saman fiyatlarinin yükselmesinin ardindan, üreticilerin kaba yem ihtiyacini karsilamalari için ithalatin önü açildi. Gida Tarim ve Hayvancilik Bakanligi Gida ve Kontrol Genel Müdürlügü, sap ve saman ithalatinin yapilabilecegi ülkeler ve saglik sartlarini belirledi. Buna göre, Dünya Hayvan Sagligi Örgütü tarafindan saptan ari ülkeler / bölge olarak kabul edilen 67 ülkeden hiçbir sart aranmadan sap ve saman ithal edilebilecek. Sap ve saman ithalatinin serbest birakilmasi ise birçok tartismayi beraberinde getirdi. En çok üzerinde durulan konular ise saman ithalati ile birlikte yerli üreticilerin durumunun ne olacagi ve ithal saman ile gelebilecek hayvan hastaliklari oldu. **‘Diyarbakir’daki çiftçi ne olacak?’ Aydinlik’a konusan Kars Damizlik Sigir Yetistiricileri Birligi Baskani Fevzi Kaya, ithalatla birlikte üreticilerin zarar görecegini savunurken sunlari söyledi: “Kurakliktan dolayi hayvanciligin maliyetleri artti. Belki ithalat bizlerin dönemsel olarak maliyetini düsürecek. Ama bize samanlar Diyarbakir’dan, Şanliurfa’dan geliyor. Biz ithal ettigimiz zaman onlarin samani para etmeyecek. Bizim için kendi çiftçimize sahip çikmak daha önemli. O yüzden ithalat daima üreticilere zarar verir.” Kaya, ithal samanla birlikte Türkiye’ye gelebilecek hayvan hastaliklarina iliskin olarak da, “İtahalatla beraber artacagini düsünüyoruz” dedi. **‘Tasima maliyetleri yüksek’ Ardahan Damizlik Sigir Yetistiricileri Birligi Baskani Yunus Baydar da, kurakliktan dolayi olumsuz bir yil geçirdiklerini belirtirken, kaba yem açigi olustugunu söyledi. Yasanan sikintidan dolayi, üreticilerin hayvanlarini elinden çikarmaya basladigini vurgulayan Baydar, ancak alici azligindan dolayi hayvan fiyatlarinin düsük oldugunu ifade etti. Baydar, ithal samani olumlu karsiladiklarini söylerken, Türkiye’de baska bölgelerden aldiklari sap ve samanin tasima maliyetlerinin yüksek oldugunu, bu yüzden Gürcistan’tan almak için çalismalara basladiklarini da ekledi. Baydar, Samanda disa bagimlilik olup olmayacagina iliskin ise “Bu dönem bazi sikintilar oldu. Önümüzdeki yil hersey normal giderse sorun olmaz” dedi. Haberi ekleme saati: 07.29-14 Eylül 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

**Köydeki tarlayi satip, sinama filimi çekmisti.. Gazetecilikten sinemaya geçen yönetmenlerden Ardahanli Reis Çelik’in 5. uzun metraj filmi ‘Lal Gece’ gösterime girdi. 2011 yili Mart ayinda Ardahan’da çekilen film gerçek bir hikâyeden yola çikarak ‘çocuk gelin’ dramini perdeye aktariyor. “Lal Gece” resit olmayan bir kiz ve gençlik yillarini cezaevinde tüketen yasli bir adamin süregelen kan davasini durdurabilmek için zorlandiklari evliligi, gerdek gecesinde girdikleri odada hissettiklerini ve yasadiklarini anlatiyor. Dinsel egilimleri son yillarda “özenle ve özellikle” kiskirtilan toplumun en siradan vicdani tepkilerinin de ters orantili olarak azalmasi, “Lal Gece”nin sorgulanmasini saglayan en kiskirtici yani. “Erkek egemen İslamlasma”nin görmedigi veya görmekten kaçindigi gerçek, çocuk yastaki kizlarimizin geleceklerinin babalari yasindaki erkeklerle evlendirilerek yok edilmesi. Son zamanlarin moda talimatini izlersek; büyük olasilikla “3 çocuk” yapmak zorunda kalacak bu “çocuk gelin”lerin yasadigi trajediye dikkat çeken “Lal Gece”, izleyicisini tepki vermeye, tavir almaya ve görüs bildirmeye zorluyor. “Isiklar Sönmesin”, “Hosçakal Yarin” gibi tartisma yaratan filmlerin ardindan “İnat Hikayeleri’nden baslayarak kendisine yeni bir anlatim üslubu gelistiren Reis Çelik; “Lal Gece” filmiyle, hikaye anlatma tarzini pekistiriyor. **Kaybolan zaman duygusu Zaman duygusunun çogunlukla kayboldugu hikayenin sonsuzlugu, anlatilmak istenen “mesel”in ana fikrine odaklanmayi mümkün kiliyor. Bu haliyle, belki de “minimalist sinema”nin ülkemizdeki en önemli temsilcisi olarak isaret edebilecegimiz Reis Çelik’i küresel degerlendirmede diger minimalist sinemacilardan ayiran özelligi ise yerliligi sadece tematik alana hapsedilmekten kurtarmak ve yerli bir stilizasyon olusturmak yönünde verdigi çaba olarak vurgulayabiliriz. **Sanatsal performans Türk sinemasinda son dönemde yogunlasan “arayis” deneyimlerine olumlu örnek olarak gösterilebilecek “Lal Gece”nin bir diger özelligi ise yillardir sinemaya uzak kalan İlyas Salman’i tekrar beyaz perde ile bulusturmasi. Bu yil düzenlenecek Altin Portakal Film Festivali’nde Onur Ödüle de alacak olan İlyas Salman’in geçen zaman içerisinde sanatsal performansindan hiçbir sey kaybetmedigini gözlemledigimizi ayrica belirtelim. Haberi ekleme saati: 07.26-14 Eylül2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

1992 Yilinda vilayet olduktan sonra kamu tarafindan yaptirilan, ancak daha sonra yapilan denetimlerde deprme dayanikli olmadikmlari gerekçesiyle bosaltilip, kullanilmayan binalar yikilacak. Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu basta eski 23 Şubat İlkögretim okulu olmak üzere kent genelinde bulunan ve kullanilmayan bir çok kamu binasinin yikilip, yerlerine yenilerinin yapilmasi için emir verdi. Haberi ekleme saati: 02.58-14 Eylül2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

İs yok denilen Ardahan’da her yaz gurbetten gelip, kaz yetistirip, İstanbul’da satan baba oglunun yillik geliri 50 bin TL. Birçok Ardahanlinin degerini bilmedigi kazlari toplayip, üç ay boyunca yetistiren Çildirli baba-ogul çobanligini da yaptiklari kazlardan yillik 50 bin TL. gibi bir para elde ettiklerini belirtirlerken, is yok diyenleri kazcilik yapmaya davet ettiler. İssizligin diz boyu oldugu, is bulmaktan zorlandiklarini belirten ancak kendilerine sunulan is imkânlarini begenmeyen onca issizin bulundugu Ardahan’da topladiklari kazlarla bir kaz sürüsü olusturan Çildirli baba ogul Fikret Kirmizitas ve oglu Ergül Kirmizi tas her yil yaptiklari bu isten büyük bir gelir elde etmenin keyfini yasiyorlar. Ardahan’in Çildir İlçesine bagli Yildirimtepe (Rabat) köylü baba/ogul bir yaz boyunca köylerde topladiklari kazlara kendileri çobanlik yapiyorlar. İstanbul Üsküdar’da yasayan ve Ardahan’da alip, çobanliklarini yaparak yetistirdikleri kazlari kisin İstanbul’da bulunan marketlerinde satan baba ogul, Ardahan’da is yok deyip, basta kazcilik olmak üzere birçok isi yapmayanlara karsin zevkle yaptiklari kazcilikta büyük paralar kazanmanin keyfini yasadiklarini belirtmeden geçemiyorlar. 400 Kazin önünde ki baba ogul üç ay içinde yetistirdikleri kazlari 29 Ekim’de kesip, kuruttuktan sonra İstanbul’a satmaya götüreceklerini belirttiler. Haberi ekleme saati: 01.19-14 Eylül 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Aylardir aralikli zamanlarla elektrik kesintisi yasadiklarini belirten ilçe sakinleri, yetkililerin bu sorunu bir an önce çözmesini istediler. Daha önce ilgili firmaya sikâyetlerini ilettiklerini iletmelerine ragmen sorunun bir türlü çözülmedigini belirten vatandaslar, sik sik yasanan kesintiler nedeniyle elektrikle çalisan cihazlarin arizalandigini ifade ettiler. Tüketici olarak enerji bedelini ödeme yükümlülügümüz oldugu gibi kesintisiz kaliteli enerji hizmeti alma hakkimizda da var. Fakat bu haktan yararlanamiyoruz.” dediler. TEDAŞ’in çözüm merkezine durumu defalarca bildirdiklerini buna ragmen soruna bir çözüm bulunmadigini söyleyen vatandaslar, bir kere bile arayip kesintilerin nedeninin açiklanmadigini söylediler. Vatandaslar, muhtemel bir ariza durumunda kendilerine ulasilmak için verilen ariza bildirim numaralarinin ise sürekli mesgul oldugunu söyleyerek, bunun kasitli olarak yapildigini ve yetkililerinden elektrik sorununa bir an önce çözüm bulmasini istediler. Haberi ekleme saati: 00.26-14 Eylül 2012 Haber/Foto: Selahattin Sakinoglu

Yaklasik 4 yildir Göle’de yayim hayatini sürdüren Yeni Gözlem Gazetesi okuyucu kitlesi ile ses getirmeye devam ediyor. Göle’nin ilk günlük gazetesi ve en etkili gazetesi unvanina sahip olan Yeni Gözlem Gazetesinin yayim hayatina basladigi günden bu güne, vatandaslar tarafindan sevilen ve okunan gazetesi oldugu görüldü. Ayrica bin bir zorluklar altinda haber ve gazeteye çikaran ekibimizin de islerini en iyi sekilde yapmaya çalistiklari görülürken, sonradan haftalik olarak yayimlanmaya baslamistir. Halka açik olan Yeni Gözlem Gazetesi yayim hayatina basladigi günden bu güne Göle ve Göleli vatandaslarin yararina haberler yaptigi da gazetenin Göle’de sevilip, okunmasina neden olmaktadir. Haberi ekleme saati: 00.18-14 Eylül 2012 Haber/Foto: www.golegozlem.com

Yaklasik 3 haftadir ayni sorunlar ile karsilan Göleli Pazar esnaflarinin geçtigimiz haftada ayni durum ile karsi karsiya gelmeleri sonucu Göle Belediye Baskani Sabri Muratoglu’ndan çözüm istediler. azetemizin geçtigimiz haftalarda “Ardahan Pazarinda, Gölelilere Ayrimcilik mi Yapiliyor” haberinin üzerinden 1 hafta geçmeden Gölelileri pazara almamalari Göle belediye Baskani Sabri Muratoglu’nu harekete geçirdi. Zabitalarin ayrimcilik yapmalari üzerine sergilerini açamayan pazarcilar konusmalarin da “Okul haftasi yaklasti ve bizler 10 Bin TL’lik okul malzemeleri aldik. Bunlari satabilmemiz için Ardahan pazarina da sergimizi açmak zorundayiz. Fakat Ardahan’in zabita ekiplerinin yeni Pazar alaninda sadece biz Gölelilere yer vermediklerinden dolayi sergilerimizi açamiyoruz. Ayrica bize verilen yere de 20 lira para alip hiçbir vatandasin ugramadigi için de bos yere 3 haftadir mazot yakarak git gel yapiyoruz. Göle Belediye Baskani Sabri Muratoglu bu konuya bir çözüm bulmali.” Diyerek sözlerine son verdiler. Ayrica Göle Belediye Baskani Sabri Muraoglu’nun da yarin pazarcilar ile birlikte Ardahan Belediye Baskani Faruk Köksoy’u ziyaret ederek bu sorunlarin çözülmesi için çalismalar yapacaklarini belirtti. Gölelilere yapilan bu ayrimciliklardan dolayi Göleli vatandaslari da tepkilestirmeye baslayan Ardahan zabita ekiplerinin sürekli sorun çikartarak ortami gerginlestirdikleri görüldü. Göle Belediye Baskani Sabri Muratoglu konusmalarin da “önümüzdeki Sali günü hep beraber Ardahan Belediye Baskani Faruk Köksoy’u ziyaret ederek sorunumuzu anlatip bu durumun çözülmesi için çalismalar yapalim. Bizim ilçemize de Erzurum’dan, Ardahan’dan ve çevre il, ilçelerden pazarcilar geliyor bizim zabitalarimiz onlara ne kadar iyi davraniyorlarsa onlarin da bizim pazarcilarimiza öyle olmalari gerekir.” Diye konustu. Geçtigimiz yilda Göleli Pazar esnafi olan İbrahim Erli’nin de zabitalar ile oglunun gözü önünde kavga edip ve bu olayla ilgili hiçbir aydinlatilma yapilmamisti. Haberi ekleme saati: 00.04-14 Nisan 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Yaklasik 3 aydir eski TOKİ karsisinda bulunan park’a konulan spor aletlerinden vatandaslarin son derece memnun kaldiklari görüldü. Ayrica Göleliler için çok güzel bir hediye olan spor aletleri ile vücut gelistirmek isteryenler ve kilo vermek isteyenler için çok güzel bir yer oldugu da dikkatlerden kaçmadi. Fakat parkin çocuklara da açik olmasindan dolayi sorumsuz bire sekilde kullanilan spor aletleri ve parkin son halinin içler acisi görüntüsüne vatandaslar yetkililerden bir çare istedi. Genellikle aksamin serinliklerinde Göleli vatandaslar ile dolup tasan parkin çöplerden geçilmedigide görülürken, Göle Belediyesinin o parkta bir çalisma yaparak yeniden çevre düzenlemesi yapmasi bekleniyor. Parka ait olan bekçi kulübesinin de camlari kirik bir sekilde çevre kirliligi yaptigi görülürken, geçtigimiz yil Selimbey mahallesinde Göle Belediyesince “Her Mahalleye bir Park” projesi adi altinda yapilan bu parkin vatandaslarin sorumsuzlugu sayesinde hem çizilip, kirilip ve çalinarak götürülüyorlar. Ayrica bu durumlardan dolayi Göle Belediyesinden sikâyetçi olan vatandaslarin da bir sorumluluk yüklenmesi gerektigi görülürken, çocuklarin ise bu kirli parkta oynamalari ve ailelerin böyle davranislar ile çocuklarina çok berbat bir gelecek sergiledikleri de dikkatlerden kaçmadi. Haberi ekleme saati: 23.41-13 Eylül 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Geçtigimiz yil Göle Belediyesince yaptirilan mahalle aralarina parke döseyerek vatandaslari çamur sikintisindan kurtardigi ve kisin erken gelmesi ile kalan isi de bu yila biraktigi bilgisi alindi. Bu yil hemen hemen tüm mahallelerin parke taslari ile donatilacagini ve vatandaslarin çamur derdinden kurtulacaklari bilgisi alindi. Ayrica vatandaslarin yapilan bu yollar dan da çok memnun olduklari görülürken, geçtigimiz yil Selimbey mahallesini tamamen bitiren Göle Belediyesi bu yil özellikle bahar aylarinda kar sulari ile dolup tasan ve vatandaslari çamurlari ile biktiran Selimbey mahallesinin sikinti çekmelerini önledigi görüldü. Bu yilda tüm mahallelerin yapilmasini beklediklerini söyleyen vatandaslar bu çalismalardan dolayi çok memnun kaldiklarini da dile getirdiler. Fakat yillardir kötü durumda olan sinema sokaga bir çarenin bulunamamasi ise vatandaslarin tepkisine yol açarken Göle Belediye Baskani Sabri Muratoglu’ndan orada da bir çalisma yapmasini istediler. Haberi ekleme saati: 23.34-13 Eylül 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

**Hanak’in yeni Kaymakami Abdulkadir Okay gazetemize yaptigi açiklamada Hanak’ta var olan sorunlarin çözümü için hanaklilarla birlikte hareket edeceklerini söyledi. Geçtigimiz ay çikan kaymakamlar kararnamesiyle birlikte Hanak kaymakamligina atanan Hanak’in yeni Abdulkadir Okay yaptigi açiklamada Hanak’in en güzel hizmte laik oldugunu, bu hizmetleri sunmak içinde Hanaklilarla birlikte hareket edeceklerini belirtti. Gazetemiz Sahibi Selmi Yilmaz ve Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani Fakir Yilmaz’in birlikte ziyaret ederek, kutladiklari Hanak ilçesinin yeni kaymakami Abdulkadir Okay gazetecilere yaptigi açiklamada iki yil boyunca bulunacagi Hanak’ta yapmayi düsündügü projeler konusunda fikir/alis verisinde bulundu. Bölgenin var olan sorunlarinin tepsini yaptigini belirten Hanak Kaymakami Abdulkadir Okay bu sorunlarin çözümünde Hanakli idareci, bürokrat ve siyasilerle birlikte el ele verip hareket edeceklerini belirtti. Basina çok önem veren bir idareci oldugunu da açiklayan yeni kaymakam basinda bulundugu ilçede iki yerel gazetenin olmasi da Hanak için güzel bir sey oldugunu söyledi. Kapisinin herkese açik olacagini belirten Hanak’in yeni kaymakami Kaymakam Abdulkadir Okay biz hizmet için burdayiz dedi. Haberi ekleme saati: 23.22-13 Eylül 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Tüm yurtta oldugu gibi Ardahan’in Posof ilçesinde 4+4+4 sistemiyle baslanacak yeni egitim döneminde ilkokul birinci sinifa yeni kayit yaptiran ögrenciler ile okul öncesi egitime baslayacak ögrenciler için bugün ilk zil çaldi.10-14 Eylül tarihleri arasinda okula alistirmak için bir hafta öncesinden okula baslayan minik ögrencilere okulu tanimasinin yani sira arkadaslariyla tanisma, resim ve hikayeler okuma gibi etkinlikler yapilacak. Posof’ta ilk gün heyecani yasandi. Anne babasi ile okulun yolunu tutan minikler, ilk günün verdigi heyecanla okula giris yapti. Sabah 9’da çalan zille derse baslayan minik ögrenciler ögretmenleriyle de tanistilar. Haberi ekleme saati: 23.13-13 Eylül2012 Haber/Foito: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Merkezi Kâgithane’de bulunan İstanbul Ardahan Kültür ve Dayanisma Dernegi geleneksel halk sölenini 21 Eylül Cuma günü yapacak Şölen hakkinda gazetemizin sorularini yanitlayan Ardahan Dernek Baskani Atila Çelik; 7 yildir yaptigimiz için geleneksel hale geldi dedi 5 bin kisinin bulustugu sölende Ardahan’a önemli sorunlarini dile getiriyoruz diyen baskan Atla Çelik; sölende bütün hemsehrilirimiz birlik ve beraberlik anlaminda önemli mesajlar veriyoruz ###Canli yayinda yayinlayacagiz Geleneksel olarak yaptigimiz Şölenimizi Türkiye’deki bütün Ardahanli hemsehrilerimizin izlemesini için canli yayinda yayinlatiyoruz diyen Çelik; yillarca bir berini görmeyen Ardahanli hemsehrilerimiz bu canli yayin araçligiyla görüp hasret gideriyorlar dedi. ###Yerel sanatçilarimiz sölenlerimize dernek katiyor Dernek olarak sölenlerin tamaminda Ardahanli sanatçilara sahne veriyoruz diyen Çelik Ardahanli sanatçilarimiz tanitmak ve maddi manevi destek sunmak için kedi sanatçilarimiz ön plana çikariyoruz dedi İrtibat dernek Baskani Atila Çelik GSM: 0533 340 85 50 Haberi ekleme saati: 23.02-13 Eylül 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

**Vatandaslar Göle Kaymakamligina korktugu köpeklerin Ardahan hayvan barinagina götürülmesini istediler.. Son zamanlarda iyice çogalan sokak köpeklerini öldürmenin çözüm oldugunu sanan Göle Belediyesinin köpeklerle bas edememesi sonucu Göle Kaymakamliginin önünü kendi lerine yuva eden bu sokak hayvanlarindan vatandaslarin sikâyetçi olduklari görüldü. Ayrica Ardahan da bir hayvan barinaginin oldugunu da unutan Göle Belediyesine vatandaslardan tepki gelirken, vatandaslar bu görevi Göle’de görevine yeni baslamis olan Göle Kaymakami Fatih Özdemir’in yapmasini istediler. Ayrica tam ilçenin göbegi olan Kaymakamlik önünde bekleyen köpeklerden tirsan vatandaslarin zor anlar yasadiklari görüldü. Haberi ekleme saati: 22.22-13 Eylül 2012 Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Yapilan girisimler sonucu yaklasik 500 Bin TL. harcanarak kurulan Bal Paketleme Tesisi Bal olmadigindan için hizmete giremedi. Ardahan Köylere Hizmet Götürme Birligi, SERKA, Ardahan Aricilar birligi ve Tarim Kooperatifi ortakligi ile hazirlanan ve yaklasik 500 bin TL: harcanarak kurulan bal tesisi bu yil yeterli bal olmadigindan i