İlçelerden 3 Hayır, İki Evet!..

**Rekor HAYIR Damal’dan..


Yüzde 99’u Alevi kültürüyle yoğrulmuş olan Ardahan’ın olduğu ülkenin en yoksul ilçesi konumunda ki Damal’da Hayır oranının %91.81 olurken nüfusunun yarısının Alevi diğerinin Sünni olduğu Hanak ise %65,56 ile referandumda en çok hayır diyen 2. ilçe oldu.


Aynı zamanda AK Parti Ardahan Milletvekili olan Prof. Dr. Orhan Atalay’ın ilçesi olan Göle’nin /54.04 ile Evet dediği Ardahan ilçelerinden olan Çıldır’da iste Hayır oyları Evet’leri az bir oy ile geçmeyi başardı.


Ardahan Merkez İlçenin de Hayır dediği Ardahan’ın ilçelerinde ki Evet-Hayır oranları şöyle oldu.


 


**ARDAHAN REFERANDUM İLÇELERİ EVET, HAYIR ORANLARI EVET HAYIR


Çıldır Evet Hayır Oranı Evet: 49,66 Hayır: 50,34


Damal Evet Hayır Oranı Evet: 8,19 Hayır: 91,81


Göle Evet Hayır Oranı Evet: 54,04 Hayır: 45,96


Hanak Evet Hayır Oranı Evet: 34,44 Hayır: 65,56


Posof Evet Hayır Oranı Evet: 71, Hayır: 13 28,87



**CHP: Ülkeyi Ortadoğu Ülkesi Yaptırmayacağız..


Sistem değişikliği için yapılan Anayasa Referandumunda Hayır diyen illerin başında gelen Ardahan’da sonuçları değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan birilerinin ülkeyi Ortaduğu ülkesi yapma hevesinde olduğunu ancak buna izin vermeyeceklerini belirtti.


CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan, halk oylamasına ilişkin, “Bu süreçte gerçekten Türkiye’nin kaderi oylandı. Türkiye halkı gereğini yaptı. Ama maalesef Türkiye’yi bizim mücadelemize rağmen illaki Orta Doğu ülkesi yapma niyetindeler. Ama buna müsaade etmeyeceğiz.” dedi.


Taştan, parti binasında düzenlediği basın toplantısında, halk oylamasında Ardahan’dan “hayır”ın “evet”e göre farkla önde çıkmasından dolayı Ardahanlıları tek tek kutladığını söyledi.


Halk oylaması sürecini imkansızlıklara rağmen yürüttüklerini, dolayısıyla aldıkları başarının küçümsenecek bir başarı olmadığını ifade eden Taştan, sözlerine şöyle devam etti:


“İki aylık süreçte yoğun bir çalışma içindeydik. Bu süreçte gerçekten Türkiye’nin kaderi oylandı. Türkiye halkı gereğini yaptı. Ama maalesef Türkiye’yi bizim mücadelemize rağmen illaki Orta Doğu ülkesi yapma niyetindeler, buna müsaade etmeyeceğiz. Değerli arkadaşlarım bu süreçte zor imkanlara rağmen çok ciddi emekler verdiniz. Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı olarak sizleri kutluyorum. Yok imkan, yok bütçelerle çalıştınız. Buna rağmen Ardahan’da iyi bir sonuç aldığımıza inanıyoruz.”


Taştan, başta HDP olmak üzere kendilerine destek amaçlı Ardahan’a gelen diğer parti temsilcilerine ve vatandaşlara teşekkür etti.


**ÇEYREK DEĞİL, TAM AF GEREKİYOR..


*17/08/2016 Tarihli Haber


Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yeni çıkarılan kanun hükmünde kararname ile 38 bin kişinin hapishanelerden tahliye olacağını söyledi.


Resmi Gazete’de yayımlanan 671 S.Kanun Hükümde Kararnameyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenen geçici maddeyle iki önemli düzenleme yapılıyor. Denetimli Serbestlik kapsamında kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38 bin kişi tahliye olacak.


Konuyla ilgili açıklama yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da “Yeni düzenleme ile 38 bin kişi tahliye olacak” dedi.


İşte Bekir Bozdağ‘ın açıklamalarından satırbaşları:


“Resmi Gazete’de yayımlanan 671 S.Kanun Hükümde Kararnameyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenen geçici maddeyle 1 Temmuz 2016 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle mahkum veya mahkum olacaklar bakımından iki önemli düzenleme yapılmaktadır.


 


KOŞULLU SALIVERME ŞARTI 2 YILA ÇIKTI


Birincisi, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A’daki koşullu salıverilmeye dair “bir yıl”, “iki yıla”çıkarıldı.


Buna göre;koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin cezalarının,koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilecektir. Diğer ifadeyle, bir yıl erken tahliye olacaklarıdır.


YENİ DÜZENLEMEYE GİDİLDİ


İkinci düzenleme Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107. maddesinde düzenlenen koşullu salıvermeye ilişkindir.


107. maddenin ikinci fıkrasına göre, süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar,cezalarının “üçte ikisini” infaz kurumunda çekmeleri halinde koşullu salıverilmeden yararlanabilmektedir. KHK’da yapılan düzenlemeyle “üçte ikilik(2/3)”oran,”yarısına (1/2)”ye indirilmektedir.


Buna göre, süreli hapis cezalarına mahkumlar,cezalarının 1/2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde,koşullu salıvermeden yararlanabilecek.


KİMLERİ KAPSAMIYOR


-Ancak aşağıdaki suçları işlemiş olanlar bu düzenlemenin kapsamı dışındadır. Bu suçlar şunlardır:


a)Kasten öldürme (madde 81,82):

b)altsoya,üstsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumunda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları;

c)cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (madde 102,103,104,105)

d)özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132,133,134,135,136,137,138):

e) uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti (madde 188):

f)devletin güvenliğine karşı suçlar;

g)anayasal düzene karşı suçlar;

h) milli savunmaya karşı suçlar;

ı) devlet sırlarına karşı suçlar ve

i) Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar.


-Bu düzenlemenin sonucu ilk etapta kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38.000 kişi tahliye olacaktır.


-Düzenleme,bir af değildir.Koşullu salıverilme tarihine kadar geçecek sürede ceza,dışarıda denetimli serbestlik olarak infaz edilecektir.


-Düzenlemenin mahkumlar,yakınları,milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını dilerim.


1 TEMMUZ 2016’DAN ÖNCEKİ SUÇLARI KAPSIYOR


Ayrıca düzenleme, kapsamındaki 1 Temmuz 2016’dan önce işlenmiş suçları içermektedir.1 Temmuz 2016’dan sonraki suçlar da kapsam dışındadır.”



**Bu işi Genel Af ve Kürtler çözer,


Milliyetçi yada Ulusalcılar değil..


‘Kaçak Saray’ dediği saraya tıpış tıpış gidenlere Barolar Başkanı Metin Feyzioğlu’da eklendi.


Hayırlı olsun..


15 Yıllık iktidarı boyunca başta Kürt sorununu olmak üzere bir çok sorunu çözmek iddiasına olduğunu belirtip, bunun için kolları sıvayıp, adım atmak isteyen Başkan Erdoğan’ın önünde ki en büyük engellerden saydıklarıyla (Kürtler Hariç) bir araya gelmesi de bir başka konu..


Bu da hayırlı olsun..


Önce 17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu ile ardından 15 Temmuz Darbesiyle sarsılan ama Balyoz ve Ergenekon Operasyonları öncesi ve de sonrası olduğu gibi 17-25 Araklık ve 15 Temmuz Darbe Kalkışmasında da yaptığı hızlı manevralar ile düşmeyen Başkan Erdoğan’ın kaçak denilen saray’da sıraya dizdiği ulusalcılarla da bir dönemi daha götürmek istediği belli..


Çünkü iktidara gelmek için önce Erbakan grubunu aşan, ardından Gülen ile kol kola giren, iktidara geldikten sonra MHP ve Ülkücüler ile iki yıl boyunca kol kola gezen, ardından 2 dönem Kürtlerle barışır gibi yapan, ama 7 Haziran seçim sonuçları ile şok olup, bir anda ‘Kürt sorunu da nedir?’ deyip, adına Barış süreci denilen süreci buzdolabına kaldırtan, sonra Askerlerle ilgili Balyoz ve Ergenekon davalarına avukat olan, sonra da ayakkabı kutularında ortaya saçılan dolarlar dolaysıyla bir anda Balyoz ve Ergenekon davalarını avukatlıklarını bırakıp, Feto adında bir terör örgütü olduğunu iddia edip, 15 Temmuz Darbe kalkışması ile bunu topluma kabul ettiren, ben değil başkanın tah kendisidir..


Bence de doğrusunu yaptı, yapmakta..


Çünkü bu ülkenin siyasi hayatına baktığınızda başta ulusalcılar olmak üzere bir çok engelin kimseye 15 yıl gibi uzun bir iktidar olma imkanını vermediğini görürüsünüz..


Kaldı ki Başkan Erdoğan’ın bir çok ülkeden büyük bir kent olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını da bu sürece katmak gerekir..


Yani Başkan Erdoğan siyaset, politika denen şeyi yaptığı ve iktidar ömrünü uzatmak için gereken her şeyi ortaya koyduğu bir gerçek olarak karşımızda dururken Başkan’ın önünde ki en büyük engelin PKK’nın olduğunu da en iyi bilendir..


Bunun içinde planları olduğu gün geçtikçe açıkça görülen Erdoğan’ın HDP üzerinden yüklenmeye başladığı PKK’yı aşmak için ulusalcılarla olduğu gibi Suriye ve Irak ile hatta Mısır ve İsrail’le de barışmak için yeni arayışlar içinde olduğunu da görmekteyiz..


Bunlarda iktidarı sürdürmenin ve amaçlarına ulaşmanın yolu olan siyasetin, politkanın birer gereği olduğunu bir gazeteci olarak kabul ederken, Başkan Erdoğan’a bir hatırlatmam olacak..


Oda Kürt sorununun yarattığı PKK’yı aşmak için yukarıda saydıklarımı gelmiş, geçmiş iktidarların hemen hepsinin denediğini ama başarılı olamadıklarını hatırlatmak isterim..


Çünkü Kürt sorunu çözmek ve PKK’yi devre dışı bırakmanın yolunun Özgür Gündemi kapatmak, Kürt siyasetçileri devre dışı bırakmak, Kürtleri hapse tıkamakla olmayacağını kendiside biliyor..


Bunların sorunu daha da büyüteceğini bilmesini istediğim Erdoğan’ın yapacağı tek şey Oslo’da başlatılan, İmralı’da devam eden süreci yeniden başlatması ve Kürtlerinde eylemlerinden artık rahatsız olduğu PKK’yı durduracak olanın 70 yıl boyunca ortaya koydukları politikalarla milliyetçiler, ulusalcılar değil, başta büyük bir kapsamlı af olmak üzere Kürt kamuoyunun gönlünü alacak adımlar atmasından geçer..