İlk Tahliyeler Ardahan'da Başladı..


Soylu Gitseydi, Soylu mu Gelecekti ki?!..  


Yaşadığım bir sorun karşısında kendimi frenlemeyi yani sakinleşip sonra o sorunla mücadele etmeyi ilke etmiş ve o bu ilkemi yerine getirme adına dün gittiğim evimde aldığım duşun ardından erkenden uyudum. 

Evet zaman zaman ele aldığım yazılarımda da belirttiğim gibi sizinde yaşadığınız, ya da yaşayacağınız bir veya bir çok sorun karşısında vereceğiniz tepkiyi ortaya koymadan önce bu yolu yani benim izlediğim yolu izleyip sonra ne yapacaksanız yapın derim.. 

Çünkü o sorunun gerdiği sizin de o gerginlikle hemen karşı atağa geçmeniz halinde ‘Öfkeyle kalkan, zararla oturur’ Ata sözünü size hatırlatır ve o zaman da iş işten geçmiş olur diye düşünenlerdenim.. 

Evet dün duşumu alıp, sessize aldığım telefonlarımı kenara bırakıp, erkenden uyuduğum yatağımda geç saatlerde uyandırıldığımda evimin içinin de sanal ortamdan beter bir hayli hareketli olduğunu ve en önemlisi bir çok insan gibi Çin İşkencesine tabi tutulan yaşlı anamın bile yatağından çıkıp, pijamasıyla geldiği salonda elinde kumanda tv’de heyecan ile anlatılanları dinlediğini görüyordum.. ‘Ana, ‘ne oluyor, niye uyumamışsın?’ dememe kalmadan eşim, kızım ve  kız torunum Ezel’in de daha uymadıklarını ve yaşananların heyecanı ile uyku sersemliği içinde olan bana olanları anlatmaya çalışıyorlardı.. 

 Hemşehrim olan ve bir zamanlar BBP Genel Başkanı iken Başkan Erdoğan’a danışman olmak için partisini bırakan Yalçın Topçu gibi 2008-2009yılları arasında genel başkanlığını yaptığı Demokrat partisini bırakan ve bir zamanlar demediğini bırakmadığı AK Parti’ye katılan Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığından istifa ettiğini öğreniyordum, iyiden iyiye kendime gelirken..  

Bakanın son yaşanan sokağa çıkma yasağı ardından yaşananların hata olduğunu ve o çok özlediğimiz ama hiçte görmediğimiz bir tavır ile ‘bu hataya neden olanın kendisinin olduğunu’ belirtir gibi yapıp bunu da ortaya koyduğu erdemlikle istifa ettiğini, sokağa çıkma yasağını ilan ettiği gibi aynı saatlerde yaptığı açıklamasıyla anlatmaya çalıştığını okurken başta AKP’li troller olmak üzere bir çok kişinin sanalda, ‘Soylu gidemez, Soylu’nun istifası kabul edilmemeli kampanyasını başlattıklarını  gördüm.. Ve iki aya yaklaşan Corona gündeminin bir anda değişip, Soylu’nun istifasının öne geçtiği  görülüyordu.. 

Ve bende bu yaşananlara karşı bir mesaj yazıp, ev halkını da yataklarına davet ederek, yeniden sıcak yatağıma geçip, haberini yazmaya bile gerek görmediğim bu olaya heyecanlananlar arasında olduğunu gördüğüm Hayal adında bir arkadaşın sanal da yaptığı bir paylaşımının altına ‘Her evde hangi karı/koca kavga ediyor hepsini biliyoruz’ diyen Soylu’nun çıkarılmaya çalışılan yeni af tasarısı paketine sıkıştırılmak istenen ve aynı Soylu’nun, Whatsapp yazışmalarımızı da takibe almak için hazırlandığı iddia edilen tasarı imkanı ile ‘kimin, kimle seviştiğini okumadan gitti’ şeklin de sadece bir mesaj atmayı tercih etmekle yetinip, ardından cep telefonumda oynadığım oyunuma geçip, beni bekleyen arkadaşlara cevap vermeye başladım. 

Ama daha oyunuma başlamamıştım ki Soylu’nun istifasının Başkan Erdoğan tarafından kabul edilmemiş olduğunu öğrenip, ailemin de içinde olduğu onca insanın uykusunu kaçıran bu gelişmeye gülümseyerek ‘Soylu gitseydi Soylu mu gelecekti?’ başlığıyla bugün yazacağım yazıma başlık bulup oyunu da oynamayarak   yastığıma başımı koyup uyudum.. 

Çünkü bu ülkede Başkan’dan başkasının karar vermesinin çok önemli bir olay olmadığını ve onun vereceği karar dışında kimsenin kılını kıpırdatma gibi bir şansının olmadığını bilenlerdendim.. 

Yani ‘İstifa ettim’ diyerek başkanı aşma teşebbüsüne Başkan Erdoğan’ın ‘Ben göreve getirmişsem, ben alırım’ diyerek kimseye istifa şansı bile vermeyen bir kişilikte Başkan olduğunu ve bugün olmazsa yarın, düşündüğü ve ilan etmeye fırsat aradığı erken seçim kararı almadan önce kendisinin bunu yapacağını iyi biliyorum.. 

Evet, kısacası bugünkü yazımıza başlık olan satırları bir kez daha tekrarlayarak yazımızı bitirelim mi.. 

Evet sayın seyirciler;

‘Soylu istifa etseydi, yerine Soylu mu gelecekti?!. 

He!! Vallahi ele oldu..


FABRİKA DEĞİL, CEZAEVİ AÇILDI!


FABRİKA DEĞİL, CEZAEVİ AÇILDI!


arşiv haber 22/02/2016 tarihli haber


**Ardahan T Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi hizmete girdi.. Ardahan T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu hizmete girdi. 1957 yılından bu yana faaliyet gösteren Ardahan B Tipi Kapalı Cezaevi ise kapatılarak, burada bulunan hükümlü ve tutuklular yeni cezaevine nakledildi.


Konu ile ilgili olarak açıklamada bulunan Ardahan Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak:


“Yapımına 2014 yılında başlanan Ardahan T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nu faaliyete geçirmiş bulunmaktayız. Toplam 17.683 metrekare alan üzerinde kurulu ceza infaz kurumu içerisinde; kapalı cezaevi, açık cezaevi, ziyaretçi kabul binası, iş atölyesi, teknik bina, lojman ve misafirhane bulunmaktadır. Ceza infaz sisteminin temel amacının, hükümlülerin; yeniden sosyalleş-mesini teşvik etmek, üretken, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu göz önüne alındığında; cezaevlerinin fiziki koşullarının çok büyük bir önem taşıdığı ortadadır. Hizmete giren yeni ceza infaz kurumumuz, uluslararası cezaevi standartlarına ve milletlerarası sözleşmelere uygun mimarisi ve teknik yapısı ile çağdaş infaz anlayışının gereklerini yerine getirmemizi kolaylaştıracak niteliktedir” dedi.