Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


Ermeni Sınırını İsrailliler Değil,
Güney Afrikalılar Temizliyor!..
Ardahan’ın Çıldır İlçesi üzerinde bir gümrük kapısının açılması istenen şu günlerde Ardahan, Kars ve Iğdır İllerinin sınır olduğu Ermenistan ile Türkiye sınırında bulunan mayınlar temizlenmeye başladı.
Ardahan’ın Çıldır İlçesi üzerinde bir gümrük kapısının açılması istenen şu günlerde Ardahan, Kars ve Iğdır İllerinin sınır olduğu Ermenistan ile Türkiye sınırında bulunan mayınlar temizlenmeye başladı.
Ardahan, Kars ve Iğdır’ın sınırında bulunduğu Türkiye – Ermenistan sınırında mayın temizliği başladı!
Alınan bilgilere göre Ardahan’a komşu olan Kars’ın Akyaka ilçesine bağlı İbiş köyü kırsalında mayın temizliği çalışmalarının yaklaşık yirmi gündür devam ettiği ve bu temizliği yapan firmanın bir İsrail firması olduğu iddia edilirken muhabirlerimizin yaptığı araştırmada bölgede mayın temizliği yapan firmanın İsraillilerin değil, Güney Afrikalıların olduğunu öğrendiler.
Resmi kaynaklardan herhangi bir bilgi gelmezken bu haberler ardından Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ “İnanılır gibi değil” diyerek Ermeni sınırında yapılmaya başlanan mayın temizliğine tepki, gösterdi.
Karabağ sorunun giderildiği iddiaları ardından Türkiye ile Ermenistan arasında normalleşme sürecinin başlamasının ardından somut adımlar da atılmaya başlandı.
İki ülke temsilcileri ile liderlerinin görüşmesinin ardından öncelikli olarak ekonomik menfaatler ön plana çıktı.
Bir taraftan hem kara hem de demir yolu ağı bulunan “Doğukapı” ve sadece karayolu bağlantısı bulunan “Alican” sınır kapılarının açılması gündeme gelirken, diğer yandan Zengezur koridoru için de bir çalıştay yapıldı.
Karslı vatandaşlar sınır kapıları olan Doğukapı’nın açılmasını beklerken, İsrail menşeili bir firmanın Türkiye Ermenistan sınırında mayın temizliği yaptığı bilgisi geldi.
Yiğit eşlerin yarattığı marka
GROUP DİGİCOM
38 yıllık evliyiz, hayatın inişleri, çıkışları olur. Önemli olan karşılıklı diyalog, anlayış, fedakârlık ve zaman. Biz birbirimizin en büyük şansıyız.
Elektronik, inşaat, temizlik ürünleri ve küçük ev aletleri sektörlerinde yatırımları bulunan Dijicom Group’un sahibi Sabri Yiğit ve Yönetim Kurulu üyesi eşi Hamiyet Hanım, 38 yıllık mutlu evliliklerini ikiz çocukları Gurur ve Yiğitsoy (24) ile taçlandırdı. Hamiyet-Sabri Yiğit çifti, “Birbirimizin en büyük şansıyız” diyerek evliliklerini özetliyor. Yiğit ailesi dünyaca ünlü tasarımcı Philippe Starck imzalı Ortaköy sırtlarındaki Yooistanbul projesindeki evlerinin kapısını ilk kez Quality için açtılar ve ailece poz verip, iş ve aile yaşamlarını anlatılar…
Eşim Hamiyet Yiğit 3 yıl peşimden koştu. Çok genç bir yaşta olduğum için ben biraz nazlandım. Ama daha sonra birbirimizi sevdik ve evlendik. Tabi ki çok kolay geçmedi bu süre. Ama sonuç önemli, iki yetişkin oğlumuz var, yurtdışında eğitimlerini tamamladı geldiler, iş hayatları başladı. Güzel ve mutlu bir aile kurduk.
Özgüven sahibi ve kendisi ile barışık bir hanımefendi olan Hamiyet yiğit, bu sorumuza biraz da ironi yaparak; “Tabi ki her zaman güllük gülistanlık olmuyor hayat. Her aile içinde sorunlar yaşanır. Hayatın inişleri, çıkışları olur. Ancak önemli olan karşılıklı diyalog, anlayış, fedakarlık ve zaman. Bunları üst üste işlediğiniz zaman aşılamayacak bir sorun yoktur. Yalnız kaldığımda da spor yaparak, hobilerle uğraşarak ve her şeyi kafama takmadan kendi haline bırakarak, aramızda yaşanan irili ufaklı sorunları aştık.
Babamın yanında yetiştim ama 40 yılı aşkın bir süredir karar verme sürecini yöneten bir tecrübeye sahibim. Dededen gelen şirketimiz Yiğit Gold. Türkiye’den Rusya’ya ilk canlı hayvan bağlantısı yapan benim dedemdir. Mevcut şirketimiz ise 27 yıllık geçmişi olan Digicom.
Digicom, Global dünya markalarının Türkiye ayağı oldu. Pioneer, Sharp ve LG. Bunun yanında Kyoto protokolü çerçevesinde Avrupa ve Türkiye’deki ilk yüzde 100 doğada çözünür yatırım olan Parex temizlik ürünleri üreten şirketimiz var. Kimyasal olmayan temizlik ürünleri, mutfak yardımcıları, çöp torbaları ve ev gereçleri kategorisinde faaliyet gösteriyor. Hızlı Tüketim Ürünleri sektörüne inovatif ve yüksek kalitede ürünler sunmayı kendine misyon edinen Parex’in Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde 10 bin metrekare alan üzerinde üretim yapan fabrikası bulunmaktadır. Dünya devlerinin yer aldığı hızlı tüketim ürünleri pazarına, tamamen yerli sermaye ile giren Parex kısa sürede sektörün lideri konumuna geldi. Parex biryandan büyürken biryandan da geliştirdiği inovatif ürünler ile Türkiye’deki FMCG pazarını da büyüttü. Parex, Digicom çatısı altında gerçekleştirdiği ihracat operasyonuyla 60 ülkeye ihracat gerçekleştirmektedir. Ayrıca Parex Türkiye dahil, 60 ülkede pazar liderli olan bir marka. Endüstri 4.0 ile Türkiye’de üretim yapan 4 kurumdan birisiyiz.

UNUTULAN ERMENİSTAN KAPISI..
Her yıl 24 Nisanlarda ısıtılıp, ısıtılıp Türkiye’nin önüne getirilen bayat filmin yeniden yeni 24 Nisan’ı beklemeye alındığı şu günlerde iyi ilişkiler başladığı söylenen Türkiye-Ermenistan ilişkilerinden de haber alınamıyor.
Yani bir yıl Fransa’nın, bir yıl İngiltere’nin, bir yıl ise İtalya’nın ısıtıp, ısıtıp Türkiye’nin önüne getirdiği Ermeni filminin şimdi de Amerikan senatosunda olduğunu görmekteyiz. Ve dikkat edilirse isimlerini verdiğimiz müttefik denen ülkelerin tümü dünyaya silah satan ülkeler…
Ve tamda İran’da yapılan 3’lü görüşme ardından Irak’ta patlayan toplar ve çocukların da aralarında olduğu, Deva ve Gelecek Partilerinin ‘baş sağlığı’ anlamına gelen açıklamalarının tam tersi dışişleri bakanlığını arayıp, ‘geçmiş olsun’ diyen CHP’nin adeta onayladığı ölümler..
Yani Fransa helikopter ve radar satmak istediğinde, İngiltere gemi satmak istediğinde, Norveç, İspanya, Danimarka, İtalya ve de diğerlerinin silah satmak istediklerinde oynadıkları filmin diğer bir versiyonunu da Amerika oynuyor.
İşin özü Türkiye’ye silah satmak isteyen her ülkenin oynadığı bir oyundur, Ermeni Tasarısı konusu ve diğer ‘dış güçler’ denen filmin asıl adı..
Biz bunu kaç defa yazdıysak da anlatamadık.
Peki, ‘çözüm nedir?’ sizce diye soranlar da oldu bizim bu tür yazılarımız ardından, bizde hemen cevabını verdik, emekli Koramiral Atilla Kıyak’ın dediği gibi.
‘Türkiye bu Ermeni sopasını silah tüccarı ülkelerin elinden almak için hareket etmeli ve başta Ermenistan olmak üzere komşularıyla barışık bir politika izlemelidir..’ diye.
Bu tezimizin doğruluğunu da ortaya koyan görüşlerimizin nedeni ise aşağıda yazdıklarımızdır.
Bakın İngiltere’nin Kıbrıs adası hassasiyetinin nedenini öğreniyoruz, Rum kesiminin Lübnan’la birlikte Akdeniz’de petrol aramak için kolları sıvadığı bir sırada.
Ki; bu bilinmeyen bir durum değildir. Akdeniz’in altının Ortadoğu’da bulunan petrol kaynaklarının ana tabakasını oluşturduğunu ..
‘Vay efendim gemileri sürün’ demektense, çağırıp iyiden iyiye karışan Lübnan’ı, hatta Rumları… ‘Varsa bir kaymak birlikte yiyelim, birlikte yapmak varken, yine unuttuğumuz Ermenistan kapısını açarak komşum aç iken ben tok yatmam’ denmelidir.
Yoksa!
Yoksa her yıl birileri çıkıp, tehdit eder, milyon dolarlık silah ihalelerinin kendilerine verilmesi için..
Tezimizi yeniliyor ve diyoruz ki; Düşmansa en büyük düşman dost görünüp, en büyük düşmanlığı yapanlardır.
80 yıldır aynı filmi oynayanlardır.
Bu nedenle bundan sonra ki politik çıkışları yeniden değerlendirip, işin tam tersine gidip, pastanın paylaşılması gerekirse komşularımızla yaparız denilmelidir.
Aksine, daha çok seyrederiz ‘yeniden gümrük kapısını açacağız denen Ermenistan’la komşu olmak varken ‘Ermeni Tasarısı, Kerkük Meselesi’ ve daha nice isimli bayatlayan ama her yıl olduğu gibi her an gösterime sunulan o kanlı filmler…
Olanda bütçemizin belini kıran milyon dolarlarımızın, dost görünüp, düşman olanların kasasına gider.
.jpg)
**İnce CHP’lileri Topladı!..
Seçimlerin erkene alınması ardından milletvekili aday adayı olan ancak olamayan, mevcut milletvekilinin yeniden aday edilmesini istemeyenlerin başkaldırdığı Cumhuriyet Halk Partisi Ardahan İl ve İlçe Örgütlerinde yaşanan küskünlükler Mutlu Kerimoğlu gibi aday adaylarında Ardahan’a gelerek seçim çalışmalarına katılmaları ile durulmaya başladı gibi.
**Vekil Olmazsa Belediye Başkanı mı olacak?
Mevcut Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın, milletvekili seçimlerinden sonra CHP’nin Ardahan Belediye Başkan Adayı olacağı ileri sürülen Eczacı Yunus Dündar’la birlikte seçim çalışmalarına devam ettiği Ardahan CHP’de yaşanan gerginlikler CHP’nin Cumhurbaşkanı Muharrem İnce’nin Ardahan’a komşu Kars’a gelmesi ile bir kenara bırakıldığı dikkat çekti.
CHP Ardahan eski Milletvekili Ensar Öğüt’ün yanı sıra Hanak ve Damal Belediye Başkanlarının adayları ile bir araya geldiği İnce’nin Kars mitingine Ardahan’dan da birçok CHP’linin gittiği de görüldü.
**CHP Ardahan’da Sular Duruluyor mu?
Başta CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan olmak üzere CHP’li Hanak ve Damal Belediye Başkanlarının aday belirleme sürecinde yaşanan tartışmaları ‘şimdilik’ bir kenara ittikleri görülen CHP Ardahan’da suların durulduğu da gözlenmekte.
**Atalay Göle’de 2. Sıra adayı iftarda çıkmıyor..
Yunus Baydar’ın aday edilmemesi ardından Ardahan-Göle gerginliğinin yaşandığı iktidar partisinde aktif bir çalışmanın görülmediği dikkatlerden kaçmazken Baydar taraftarı olan AK Partililerin adeta partinin İl ve İlçe Teşkilatlarını terk ettiği gözlenmekte.
Orhan Atalay’ın 5 ilçe arasında en çok yatırımları yönlendirdiği iddia edilen ilçesi Göle’den çıkmadığı, ikinci sıra adayının ise Ardahan merkezde şahsına verilen iftarlara katılmaktan öteye gidemediği de dikkat çeken Ardahan’da yarışan 3 parti arasında olan ve hala Yunus Baydar’ın fotoğraf ve açıklamaları ile dolu İl teşkilatının yanı sıra ilçe teşkilatlarının sanal sayfalarının Atalay’a yer vermediği görülen Ardahan AK Parti’nin sonran 3 üncü olacağı da ileri sürülmekte.
**Pehlivan’da Teşkilatı Toparladı..
Başta Müftü olmak üzere rektörün ve diğer bürokratların adeta iktidarın birer temsilcileri gibi oy avcılığına çıktığını ileri süren ve bu durumu yazmayan basına tepki gösteren ve başta MHP’nin büyük bir bölümü olmak üzere AK Parti ve CHP’nin küskünlerinin yönlendiği açıkça görülen İYİ Parti Ardahan Milletvekili Adayı Levent Pehlivan’ın son günlerde atağa geçip, başta, İYİ Parti İl Teşkilatıyla olmak üzere partililerini toparladığı görülen Ardahan’da seçmenin Meral Akşener’e bir hayli sıcak baktığı da gözlenmekte.
**Öztürk Öztürk’e ve Atalay’a Sürpriz Yapar mı?
İki milletvekili çıkaracak olan Ardahan’da en az bir milletvekili çıkaracak parti olarak gösterilen Halkların Demokratik Partisinin milletvekili adaylarının da yoğun bir şekilde çalıştıkları gözlenen Ardahan’da Dr. Taşkın Aktaş’ın 2. Sıra adayı Öztürk Polat’ın başta Göle’de olmak üzere Damal ve Hanak’ta ki seçmenden büyük ilgi gördüğü de dikkat çekiyor.
Göle’de Orhan Atalay’ı, Damal ve Hanak’ta CHP’nin 1 sıra adayı Öztürk Yılmaz’ı bir hayli yoracağa benzeyen HDP’nin 2. Sıra adayı Öztürk Polat’ın Orhan Atalay gibi Göle’de adeta kamp kurduğu dikkatlerden kaçmazken 7 Haziran’da milletvekili olan HDP’nin 1. Sıra adayı Dr. Taşkın Aktaş’ın da Hanak, Damal, Göle’nin yanı sıra Posof, Çıldır ve Hoçvan’da çalıştığı gözlenmektedir.
**16 Yılda Bürokraside Ne Değişti?
AK Parti iktidarının ilk yıllarıydı..
Kimse İl başkanı, ilçe başkanı olmuyor, yeni kurulan ve askerin, sistemin hatta ‘Muhtar bile olamaz’ diye manşetler atan basının dalga geçtiği dönemlerdi.
Erdoğan şu an bir şirket altında bir araya gelip, birleştiğimiz ve gazetelerimiz olan 23 Şubat, Kuzey Doğu Anadolu, Ardahan Haber, Son Vilayet, İstiklal adlı gazetelerimiz çıkardığımız büro o zaman yeni kurulan AK Parti’nin Ardahan İl ve İlçe Başkanlığı idi..
Erdoğan yeni kurduğu partisinin ilk heyecanı ile Ardahan’a gelmiş, bende gazetemi getirip şu an oturduğum masada oturan Erdoğan’a uzatıp, Ardahan’ı anlatan manşet haberimi okutmuştum.
Gazetemi inceledikten sonra elini omuzuma atarak yerinden kalkan ve ‘sende gel, partimin yönetimde yer al’ diyen Erdoğan beni kutlarken bende ona bu ülkenin ana sorunlarının başında gelen bürokrasinin Ardahan gibi Ankara’da uzak yerlerde Buzlar Çözülmeden filminin versiyonunu oynattıklarını ve ülkenin asıl önemli sorununun siyasilerin başarısızlığı değil, asıl dertleri vatandaşa hizmet etmek olan siyasilerin başında olup, ama iktidarları boyunca kontrol etmekten zorlandığı bürokratların iş yapamamalarının bedelini siyasilerin ödediğini ve kendisinin başbakan olması halinde ilk iş olarak bu soruna el atmasını istemiştim.
Ardahan’dan ayrıldıktan 5-6 ay sonra mı iki yıl sonra mı bu kez Ankara’da başbakan olmuş olan bugünkü Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan’la Ardahan heyeti olarak ziyaret eden heyetin içinde ki gazeteci olarak ikinci kez karşılaştım..
Nasrettin hoca misali Ardahan’dan Ankara’ya gidip, aylardır atanmayan valisini isteyen heyetin Erdoğan’ın liderlik baskısının yarattığı heyecandan konuşamadığı ve kızdırdığı günü bugün gibi hatırlıyorum.
Çünkü bugün ki gibi bir hayli gergin olan Erdoğan’ın Ardahan heyetinin bekletildiği salona gelişi ve heyeti dinlemesi ardından söz istedim.
Ve Ardahan’da anlattığımı bu kez orada da anlatınca yine ayağa kalkan ve beni göstererek, ‘işte bu gencin dediği gibi bu ülkede bizde hükümet olmamıza karşın bürokrasiyle baş edemiyoruz. Kardeşim alın size kaç gündür valiler kararnamesini götürdüğüm Cumhurbaşkanı Sezer bir türlü imzalamıyor, işler yürümüyor’ deyip, elini ceketinin iç cebine götürerek çıkarmak istediği evrakları sinirden titreyen elinde yere düşüp, dağıtıyordu.
Çünkü ikinci kez karşılaştığım Erdoğan’a orada da dediğim şey ‘Siz bu ülkede yerini oğluna, kızına bırakan, millete hizmet götürmek isteyen siyasiye sürekli genelge, kanun engeli çıkarıp iş yaptırmayan bürokratlarla baş edemezseniz, Örnek mi? 23 yıldır bozuk olan Ardahan yollarından sorumlu birini değiştiremezseniz, Meteoroloji müdürleri gibi bir çok idareci ölmeden makam terk etmediği bu ülkede başarılı olamazsınız’ demiştim..
Ve bugüne baktığımız da Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 yıldır başında olduğu ülkenin bürokrasisinin durumu bir iki idarecinin İmam Hatip kökenli olmasından ve rektörler gibi partinin il, ilçe başkanıymış misali iş yapmaktan öteye gitmekten başka çokta bir şey değişmediğini görmek mümkün.
Çünkü Erdoğan gibi ondan önceki siyasilerin de sıkça şikâyetçi olduğu bürokrasinin bu ülkede asıl iktidar olduğunu ve Erdoğan gibi güçlü bir lider ve iktidara bile dayandığını yeni bir seçime doğru gittiğimizde daha iyi görmekteyiz.
Erdoğan’ın bile baş edemediği resmi kurumlara baktığınız da idarecileri gibi hantal hizmetleriyle ünlü onca daire görmeniz mümkün.
Nüfus ayını, Tarım aynı, Meteoroloji aynı, iktidarlara yalakalık yaparak her gelene paşam diyen TRT ve diğerleri aynı tas, aynı hamam..
Onca teknolojik imkânlara karşın değişmeyen bürokrasi, idareci ve zihniyet nedeniyle bana göre bir adım öne gitmeden bürokrasinin değişmediğini, şurada en yakın bir tapu dairesine giderek görebilirsiniz..
Tapu da olduğu gibi 1960’yıllarda kalan sararmış dosyaların raflarda toz içinde olduğunu, Adliyelerin alt katlarında ki arşivlerin üstten akan kanalizasyon suları ile bir arada olduğunu, müdür ve idarecilerinin çoğunun da emekli olmamak için direnen birer yorgun demokratlar olduğunu görmeye devam ettiğimiz ülkede ki asıl iktidar olan bürokrasinin, Tayyip Erdoğan’lı güçlü siyasi iktidara rağmen 16 yıldır bir adım ileri 3 adım geriye gitmekten öte bir değişiklik yaşamadığını da anlarız.
Vali olmak için çalmadığı kapı bırakmayan, vali olduktan sonra vatandaşa kapı kapatanlar gibi bu ülkede yürütmenin başında olanların bürokrasiyi ve onun başında olanları yani siyasileri bir adım ileriye yürütemediğini bugüne baktığınızda da görmek mümkün.
Kısacası bu ülkede asıl iktidar olan ve değişime karşı ısrarla direnen bizim bürokrasi ve bürokrat Özal’ın bir dönem salladığı, Tansu Çiller’in ‘Bizim bürokrasi Komünizmdekinden daha beter’ dediği, Ecevit’in ANAP-MHP Koalisyonunu dağıtan bürokrasi şimdi de Erdoğan’ı göndermek üzere gibi..
Çünkü kendi teşkilatlarının metal yorgunluğu içinde olduğunu belirtip, asıl bu yorgunluğu yaratanın bir türlü değiştiremediği bürokrasi ve onun babadan, oğula kalma bürokratlarının ülkeyi olduğu gibi AK Partiyi de yorduğunu anlayamadı.
Anladıysa da iktidara geldiği günlerde verdiği ilk vaatler arasında olan ‘Lojmanları boşaltıp, satacağım’ deyip, milletvekili lojmanları dışında onu da başaramayan Erdoğanlıhükumetler cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hala oturdukları koltuklara kök salan bürokratlarla baş edemedi.
Ve bugüne geldik, bürokrasi, bürokrat duruyor, biz gidiyoruz gibi..