Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


Bu durumun en son örneği Ardahanlı İlçe Başkanı olduğu İstanbul Sancaktepe Belediyesince çarşı içine kurulan çadırda görüldü.
Kent giriş ve çıkışları da onların dev posterleri ile süslü..
Belediye bütçeleri ile Kaddafi’nin çadırlarına benzer çadırlar kurup, bekledikleri vatandaşı göremeyen AK Partili Belediye Başkanları ile İlçe yöneticilerinin hizmettense yasaklatmaya çalıştıkları sanal ortam aracılığıyla reklam peşinde oldukları görülürken aynı durumun diğer parti belediye başkanlarınca da yapıldığı dikkat çekerken birçok AK Partili Belediye Başkanının, başında bulundukları ve hizmet bekleyen kentlerin giriş, çıkışlarına astırdıkları dev poster, panoları da çadırları kadar tepki toplamakta.
İLAÇSIZLIKTAN ÖLEN BEBEKLER!..
Corona’nın yeniden hortladığı, aşımızın son durumunun ne olduğundan çok haberdar olmadığını bilmediğimiz ve kamuoyunun merak ettiği birçok soruya cevap verilmediği bu ülkede, yazmak, anlatmak veya feryat, figan etmek ne kadar etkili olur?
Ve birçok şeyi 20 yılda yaptıklarını ileri sürüp, bugünkü gibi hep sağ, muhafazakâr iktidarların yönettiği ülkenin yüz yılının, 80 yılını boşa geçirdiğini iddia edenler gibi bizlerin de yaşananlardan çok haberdar olmadığını, yasaklanmak istenen sanal ortam dolayısıyla duyuyor, öğreniyor, bilgileniyor ya seviniyor veya üzülüyoruz.
Bunun en açık örneği 10’larca hafta 100’lerce bebeğin pençesinde kıvrandığı SMA hastalığını giderecek olan ilacın yani şu anki adıyla Zolgensma olan ilacın bu ülkede olmadığı gibi ülke dışında olanında çok pahalı olduğundan bebelerin yaşaması için getiremediğimizi ve bu nedenle birkaç insan tarafından açılan onca samimi kampanyaların bile buna çare olmadığı birçok bebeğin sessiz sedasız o güzelim gözlerini bizlere bakarak, ölüp, gitmesidir.
Evet, ‘SMA (spinal müsküler atrofi), omurilikteki motor sinir hücrelerini etkileyerek yürüme, yemek yeme ve nefes alma gibi temel kabiliyetini ortadan kaldırır. Bebekler için bir numaralı genetik ölüm nedenidir. Kas kaybı ve zayıflığa sebep olan ve çok sık rastlanmayan bir hastalık…’ Bu hastalığın tedavisi gibi ilacı da olmayan bir ülkede yaşadığımızdan haberiniz var mı?
Bilemiyorum ama benim gibi bir çoğumuzun SMA hastalığını ve bu hastalık gibi onca hastalıktan bihaber ve tek başımıza olduğumuzu ama ‘Ben devletim’ deyip, 5 hatta 11 maaşlar almaları yetmedi ihaleleri 5’li çetelere elden vermekten babalık, analık yapamadıklarından olacak ki duymaz, bilmezler.
Ve SMA ilacını üretemedikleri gibi getiremediklerini de bilmeyiz. Getirilenlerin ise dünyada tek ve yıkılası denen Amerika’da olan firma tarafından sorumluluk alınmadığı için devletle sorunlu olduğu ve bu soruna yıllardır çözüm bulunmadığını da öğreniriz.
Veya her insanın her an engelli, hasta olabileceğini düşünmeden ‘Bana ne deyip’ 3 maymunları oynarız.
‘Bebekler ölmesin’ diyerek buradan birde benim seslendiğim ülkenin iktidarına, muhalefetine ve kamuoyuna diyorum; bu ülkede onca sorunun sıkıntının yanında SMA Hastalığı diye bir hastalık olduğunu ve bu hastalığa yakalanan bebeklerin devletin Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere yetkili, ilgililerin yeterince ilgi göstermediklerinden ilacına, tedavisine parasızlıktan çözümüne çare olunmadığından haberdar mısınız?
Değilseniz çevrenize bir bakın bunların çoğu çocuk hatta bebek olduklarını görecek, duyacak ve bu ülkede birçok bebeğin de büyükler gibi yaşamlarının tadını alamadan ölüp, gittiğini duyacaksınız.
Ha, bu arada birde başka bir sorun daha var oda bu hastalığın ilacı kadar önemli bir konudur. O da hak hukuktan, eşitlikten, eğitimden, insan haklarından, alt yapıya, sağlığa kadar insanlarının mutlu yaşaması için oluşturulan devlet görevini yapmadığı takdirde bu hastalığın insanlara yaşattığı sıkıntıyı umuda yönlendirip, çeşitli adlarla oluşturulan ve kime gittiği belli olmayan paraların toplanıp, iç edildiği sözde veya gerçekten samimi ve özde SMA kampanyalarını da yakından takip etmeli derim…
arşiv haber 15/10/2019 tarihli haber/yorum
KIL ÇADIRI KURAMADILAR
Tarih boyunca çeşitli krallıkların hakimiyetine giren Kura Nehri kıyısındaki Ardahan Kalesi’nin turizm merkezi haline gelebilmesi amacıyla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce hazırlanan proje onaylandı.
“Ardahan Kalesi’ni Turizme Kazandırma Projesi” kapsamında kaleye gelecek turistlerin, yemek yiyebileceği ve dinlenebileceği alanlar oluşturularak, izleme terası kurulacak. Peyzaj çalışmalarının da yapılacağı projeyle kalenin daha cazip hale getirilmesi ve turistlerin bölgeye çekilmesi amaçlanıyor.
“Günümüze kadar ayakta kalabilen ender bir kale” İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Efsal Alantar, gazetecilere yaptığı açıklamada, söz konusu projenin Kars Koruma Kurulu tarafından onaylandığını söyledi.
Proje için Serhat Kalkınma Ajansınca (SERKA) ödenek ayrıldığını ifade eden Alantar, şöyle konuştu: “Ardahan Kalesi, günümüze kadar ayakta kalabilen ender kalelerden biri. Kale, konum itibariyle Ardahan kent merkezine hakim bir noktada. Ardahan ile özdeşleşmiş, kentin simgesi durumunda. Kalenin geçmişi çok eskilere dayanıyor. Osmanlı döneminde 1545-1554 yıllarında çok büyük bir tadilat geçiriyor ve bu halini alıyor. Bizdeki çalışmalar ise kalenin dokusuna uygun olacak. Bu projeyle amacımız burayı onararak korumaktır. Ardahan Kalesi’ni turizme kazandırarak koruyacağız. Burada turistlerin gezmesi ve görmesini sağlamak için bir sosyal alan oluşturacağız. İnsanlar burayı gezip gördükleri gibi aynı zamanda buranın korunmasını da sağlamış olacaklar.”
KALE DIŞINA SEYİR TERASI KURULACAK
Alantar, projede kalenin çıkış kapısının açılıp, giriş kapısı ile bağlantılı hale getirileceğini, çalışmalara önümüzdeki yılın ilkbahar mevsiminde başlanacağını dile getirdi. Çetin kış dolayısıyla çalışmaları ilkbaharda yapacaklarını aktaran Alantar, “Kalenin kuzey kesiminde seyir terası kurulacak. Kale dışına kurulacak olan seyir terasıyla insanlar dinlenecek, ikramını alacak, Ardahan’ı ve kaleyi hakim tepeden seyretme şansı bulacak. Proje kapsamında üst taraftaki kalenin kapısını da açmış olacağız.” diye konuştu. Alantar, kalenin iç kısmına da peyzaj çalışması uygulayacaklarını sözlerine ekledi.
Çıldır Gölü kenarında kıl çadırdan yapılan restoran müşterilerini ve yöreye gelecek olan misafirlerini konuk etmeye hazır.
İlimdar Senem tarafından kurulan kıl çadırdan restoran yapıldı. Kıl çadırdan yapılan restoran yöre halkının ve Doğu Anadolu kesiminin örf ve adetini yansıtan mimari şekli ve renkleri ile eski Moğol evlerini andırıyor.
Açılan restorandın konumuna uygun olarak verilen Gölbaşı Restoran ismi ile kışın ağır ve zorlu hava koşullarında bile sıcak kalan kıl çadır restoran Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez’in ziyareti ile hizmete açıldı.
Vali Bilmez kurdele kesimi ile Gölbaşı adlı restorandın yöre halkına ve bölgeye hayırlı olması temennisinde bulunarak Çıldır gölünün doğasına ve kültürüne renk katan turizmi geliştirerek Çıldır’ın bacasız sanayisi konumuna gelmesine destek olmalıyız ve böyle güzel bir restorandın yapımında katkısı olan herkese teşekkür ederim diyerek turizme vurgu yaptı.