

twitter.com/fakir_yilmaz
Gazeteci Fakir Yılmazile Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz’ın hazırlayıp, her Pazar Günü Saat: 16.00’da TEMPO TV’de canlı olarak sunduğu Programa sizide bekleriz..
Her Pazar günü saat:16.00’da



Kalkınma Bakanlığı’nın (Devlet Planlama Teşkilâtı) 1996, 2003 ve 2011 yıllarında hazırlamış olduğu İllerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasına göre 1996 yılında 72. sırada bulunan Ardahan, 2003 yılında 74. sıraya gerilemiştir. Araştırmalarda yıllara ilişkin idari yapı dikkate alındığından, değerlendirme ilk araştırmada 76 il, ikincisinde ise 81 il üzerinden yapılmıştır. Söz konusu araştırmalarda iller demografi, istihdam, eğitim, sağlık, altyapı vb. refah göstergelerinden oluşan sosyal göstergelerle, imalat sanayi, inşaat, tarım ve mali göstergelerden oluşan ekonomik göstergelerden müteşekkil 58 değişkenlik bir veri seti üzerinden değerlendirilmiştir. 2011 yılında demografi, eğitim, sağlık, istihdam, rekabetçi ve yenilikçi kapasite, mali kapasite, erişilebilirlik ile yaşam kalitesi olmak üzere 8 alt kategoride, çoğunluğu 2003 yılına ait değişkenler kullanılarak değişken sayısı 61’e yükseltilmiştir.
2011 yılı araştırmasına göre ise il sosyo-ekonomik gelişmişlik bakımından 81 il arasında 71. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda teşvik sistemine de altlık teşkil eden araştırmada Ardahan; Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Iğdır, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van ile en az gelişmiş bölge olarak kabul edilen altıncı bölge illeri arasında yer almaktadır.
İller Arası Rekabetçilik Endeksi 2007-2008 ve 2008-2009 sonuçlarına göre 79. sırada yer alan Ardahan, 2009-2010 Genel Endeks değerine göre ise 78. sıraya yükselmiştir.
Dönerler yine dönüyor!..
Benim adlarına ‘ulusalcı tayfa’ dediğim ve bugünlerde İmamoğlu’yla CHP Genel Başkanlığının alt yapısı için emir alan, pardon kolları sıvamaları söylenen bildiklerimi yine bir karede toplamışlar.
Hem de dün AK Partili İBB Belediyesinin hatırı için cuma yetmedi Ayasofya’daki gece teheccüd namazlarını kaçırmayan bugün ise benden de daha solcu, sosyalist hatta Kürt kesilen sahil kazıcının yeni işyerinin açılışında…
Hayırlı olsun dediğim ama aynı tayfa ile yılda bir düzenlenen ve hesabı kamuoyuna açıklanmayan ve kime nasıl, kaç TL burs gittiği söylenmeyen vakıfı da bana hatırlatıyordu o çoook ünlülerin karesi…
Tabi bu arada bir yazımda adına ikinci Kastelli dediğim ama onunda benim gibi saf bir Kürt olup, bu tayfayı tanımadığı için hata üzerine hata yaparak kendisini olduğu gibi özel uçağına adını verdiği güzelim Digor’u da zorda bırakan iş insanını da düşünüyordum.
Ve harabe olmadan önce Ani’yı kıskandıran ve sevgili dostum iş insanı yazar ‘Digor Sürgünleri’ isimli kitabın yazarı Abdurrahman Ada’nın aracılığıyla fotoğrafını görüp, hayran kaldığım Beşkiliseli’nin bugün hiç birinin orta da olmadığı Digor adını özel uçağına veren o iş insanı hakkında ‘son dakika’ olarak gelen haberi okurken, dün bu tayfanın iyi gününde gaz verdikleri bu iş insanının etrafında da aynı kareyi verdiğini de hatırlıyordum.
Yani bir zamanlar sayısı belirsiz şirket sahipliğine uzanan hikayesinde, “Bulaşıkcılık yaptığı dönercide müşterilerden kalan dönerleri pazarda satıp para kazanmak, gümrükten tasfiye edilen su arıtma cihazlarını satıp ciddi para kazanmak” gibi hayat hikayesini anlatırken nasıl kurduğu sonradan anlaşılan holding değil holdingler sahibi olduğunda etrafına biriken bu tayfanın hemşeri gecelerinden Kastelli dediğim Digorlu alkışlayanların aynıları olduğu “mal varlığı aklama” davası: Mahkeme ara kararını açıkladı’ başlığı ile ajanslara düşen son haberiyle aklıma geliyordu.
Evet, ‘Düşme! Düşersen, bağımsızlığını ilan eder dostların,
Görüş günlerin yasaklanır, gelenin gidenin olmaz
Bayram eder düşmanların, düşme!…’ şarkısını da bana acı acı hatırlatan v o açılışı yapıldığı tarihi binanın Digor 5 kiliseye benzememesi umuduyla ‘bu tayfanın olduğu yerde hayır gelmez..’ diyerek yazıma ‘şimdilik’ son vereyim, dün birlikte oldukları bugün ‘İstifa’ diyemeyip, ama bu da yönde enformasyon yaparak, ‘Ben, biz değil onlar diyor’ diyerek dün birlikte yemek yiyip, Ardahan’ında aralarında olduğu bir çok kentin patronları olarak bilinen çantacıları vekil aday olarak adaylık listelerine yazdırdıkları Kılıçdaroğlu’nu gönderip, kendilerine yeni bir Digorlu pardon Erdoğan gibi Karadenizli arayanlar..
Ha bu arada o haber neydi diye soranlara da kısa bir özet vereyim de ne, neyi ve tayfa dediklerimin kim olduğunu az anlayasınız diyeyim..
İşte O haber..
‘Hakkında yakalama kararı bulunan SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz’ın ve 10 kişi ile “malen sorumlu” şirketlerin “mal varlığı değerini aklama” suçundan yargılandığı davanın duruşmasında mahkeme ara kararını açıkladı. Kararda, Jacob Ortell Kıngston ve Levon Termendzhyan’ın hakkındaki yakalama, SBK Holding’in sahibi Korkmaz için ise tutuklamaya yönelik yakalama kararlarının infazının beklenilmesine hükmedildi.’



İstanbul Taksim Parkinin, Ardahan Milli Egemenlik Parki gibi betona çevrilmek istenmesine karsi konulan tepkilere karsi, ‘Biz kararimizi verdik. Ne yaparsaniz, yapin’ diyerek halkin istemlerinin elinin tersiyle çeviren, onlari dinlerken sekeri artan bir basbakanin yönettigi ülkenin sinir kenti, kuzeyinde bulunan en yoksul sehri Ardahan’a da yatirim diye tüm dünyada, ‘Doga düsmani olarak’ bilinen HES Barajlarindan sonra cezaevi yapilir.. Kimsenin itiraz etme gücünün olmadigi bir ülkede insanlari istemlerini, fikirlerini dinlemeden, kentin dogasini, gelecegini düsünmeden yapilan yapilasmalari, ‘Yatirima karsi çikiyorlar’ serrinden de korkmak gerek.. Çünkü hep hükumetlerin ve Ardahan’i görmeden Ardahan’a yapilacak yatirimlari masa üstünde projelendirilenler Ardahan’in dogasinin ortasina vurduklari HES Barajlarindan sonra simdide kentin ortasina F Tipi biçagi sapliyorlar.. **Necati Ünal Kisir’i Duymadan! Ardahan’in güzelim dogasini sessiz sedasiz katleden HES’lerin bir yenisini yapan Hanakli Hemserimiz Necati Ünal’in bir adiyla Sevimli, diger adiyla Köroglu HES’i yapmak için bugün yarin sonuçlanmasi beklenen mahkemeyi bekledigi su günlerde gazetelerimizin gündeminde düsürmedigi Kisir yine gündeme geldi. Ardahan’in en büyük dagi olma özelligini tasiyan ve bir yaninda susuz 21 köyü bulunan Hoçvan, diger yaninda 51 yildir gümrük kapisi açilmayan Aktas Gümrük Kapisina sahip Çildir’in bulundugu Kisir’dan gelen ve bosa akan suyun, bugüne kadar raflarda inmeyen Sütlüceler Su Projesi ile veya Vali Seyfettin Azizoglu Kisir Dagi Suyunu getiren projemi bilmem ama bir isimle mutlaka mutlaka bir an önce yani Posof Deresinde ki, Hanak Çat köyünde ki, Kura Nehrinde ki sular gibi HES’lesmeden köylünün evine akitilmalidir.. Çünkü Necati Ünal ve onun gibileri dayanmaz, Kisir’i da HES borularina koyup, paraya çevirirler.. **HES’ten sonra F Tipi.. İstanbul Taksim Parkinin, Ardahan Milli Egemenlik Parki gibi betona çevrilmek istenmesine karsi konulan tepkilere karsi, ‘Biz kararimizi verdik. Ne yaparsaniz, yapin’ diyerek halkin istemlerinin elinin tersiyle çeviren, onlari dinlerken sekeri artan bir basbakanin yönettigi ülkenin sinir kenti, kuzeyinde bulunan en yoksul sehri Ardahan’a da yatirim diye tüm dünyada, ‘Doga düsmani olarak’ bilinen HES Barajlarindan sonra cezaevi yapilir.. Kimsenin itiraz etme gücünün olmadigi bir ülkede insanlari istemlerini, fikirlerini dinlemeden, kentin dogasini, gelecegini düsünmeden yapilan yapilasmalari, ‘Yatirima karsi çikiyorlar’ serrinden de korkmak gerek.. Çünkü hep hükümetlerin ve Ardahan’i görmeden Ardahan’a yapilacak yatirimlari masa üstünde projelendirenler Ardahan’in dogasinin ortasina vurduklari HES Barajlarindan sonra simdide kentin ortasina F Tibi biçagi sapliyorlar..

Çogunun yoksul, ülkenin adeta unutulan bir köyünün toprak evin de, elleri nasirli annesinin yirtik, pirtik olan ama dünyaya geldigi topraklar kadar güzel kokan bezlerine sarilarak geldigi su dünya da doymak için dogduklari topaklari terk etmek zorunda kalan hemserilerimi ziyaret etmeye devam ediyorum. Çogu neredeyse unutmaya basladigi, esleri ve çocuklarinin görmedigi Ardahan’i anlatarak, bu ülkenin iki gümrük kapisi olmasina karsin ithalatin ihracatin yapilmadigi Ardahan’a yönelik yapilanlari, yasananlari, yaptigimiz çalismalari dilimiz döndükçe anlatmaya çalistigim hemserilerimin bu gurbet eller de basta ekonomik olmak üzere siyasi ve sosyal olarak geldikleri yerlerle mutlu oluyorum, uzak kaldigim Ardahan’imin özlemini giderirken.. Evet bir süre önce gittigim İstanbul’dan sonra geldigim Ankara metropolünde samanlikta igne ararcasina arayip, buldugum hemserilerimleyim ve onlarin ülkemin baskentinde ne is yaptiklarini, hangi siyasi atmosfer de bulunduklarini sizlere aktarmaya çalisiyorum.. Ankara’nin İstanbul’a uzanan otobanin da bir dönem bana muhabirlik yaparak yardimci olan, bugün Anakara kazan’da sayisir bir is adami olan arkadasim Muhsin Koca’nin babasi, benim de babamin dostu, Aktas Gümrük kapisinin açilmasini bekleyen Çildir’in kapatilan beldesinde uzun süre basarili bir belediye baskanligi yapan Fezair Koca’ya giderken, yine babamin siyasi mücadele dostlarindan olan Göleli Atalaylarin sülalesinin bir ferdinin hem siyasi, hem de ekonomik olarak Ankara’da ki diger birçok hemserimin ortaya koydugu basarisina sahit olmanin hakli gururunu yasiyorum. Çünkü, ‘birlerinin memur sehridir, bir sey çikmaz’ deyip, geçtigi bu sehir de, yani Ankara’nin önemli bir ilçesinde bir dönemde belediye baskani adayi olma cesaretini ortaya koyan Göleli Bahattin Atalay, Çildirli Muhsin Koca, Hanakli Faruk Demir, Ardahanli Özgür Erdem İncesu, Göleli Sabri Arpaç gibi nice is adamlarinin İstanbul’dakiler hemserilerimizden asagi kalmadiklari ve bunlari sayinin İstanbul’dakiler kadar olmazsa da hiçte azimsanmayacak kadar oldugunu ve hayalini kurdugumuz Ardahanli İs Adamlari ve Sanayicileri Dernegi’ni İstanbul’da kilerle el ele verip kurmaya hazir olduklari bilinmeli. **CİN Çarpar mi? Dünkü yazimi okuyan bir imam erinmeden beni aramis ve diyor ki; Dinde cin çarpar diye bir sey yoktur.. Allah Allah bu nereden çikti diye düsünürken dünkü yazimi bana hatirlatiyor, konuyu anlamayip, yazimi din düsmanligi il suçlamak için tez canli davranip arayan imam.. Ya kardes sen beni ‘Yön gösteren seccade, Elhamdülillah çeken bardak’ satan din tüccari mi sandin diye takilip, durumu anlatinca imamimiz rahatladi ve özür dileyerek telefonunu kapatti.. Ama gelin görün ki telefon kapatir kapanmaz beni bir korku aldi, ula acaba gerçekten cin çarpar mi, çarparsa ne olur diye kara kara düsünmeye basladim.. Ve dünkü yazima konu olan CİN’in beni olmazsa da birilerini çarpmaya hazirlandigi yönünde de haberler almaya basladim. Gerçi çarpacaksa çarpsin, o kadar saf ve kendini is adami, yetmedi sanayici diye sananlarin CİN tarafindan çarpilmasi haktir dedi mi kendi kendime.. Ama yinede korkup, düsünmedim degil, CİN çarpar mi diye düsünürken.. Ardahan İl Müftüsünü arayip sormak istediysem de müftü ve ekibinin Alevi köyleri dahil var hizlariyla köy köy gezip, evlere kadar girip dini anlatmakla mesgul olduklarini duyup vazgeçtim.. Hemen zamanin bilgesi, dedikoducusu, hayatimizin televizyondan kalan yarisini çalan internete ve google bilim adamina basvurdum.. Ama gelin görün ki özel bir is için günübirlik çiktigim Konya ve Afyon yolunda WIN’imin kontörü bittigini ve hayatlarinda dükkan açmayanlar gibi yüz yilin CİN’i olan internette kepenklerini açmayi verdi.. Ve CİN çarpar mi diye kara kara düsündügüm dün konuyla alakali ikince telefonu aldim, ‘Alo’ diyen dostuma ‘Sus transtayim, cinle konusuyorum’ deyince kahkahayi basti, ‘Vallah bende bu CİN kim diye merak ettigim için aradim seni’ diyordu.. Vay be hacisindan, hocasina herkesin merak ettigi CİN meselesinin bu kadar allanip, pullanacagini beklemezken vekillerin de CİN’le birlikte oynayip, oynamayacaklarini da merak etmedim degil.. Yeniden soralim mi? HEY CİN MİSAFİRLERİN GELECEK Mİ? fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535 418 32 58



Gazeteci Çetin Yilmaz’dan Hilton sov… Gazeteci Çetin Yilmaz, İstanbul/Avcilar-Hilton otelde düzenledigi “Alternatif Dogus Gazetesi çok sesli basin etkinligi ödül töreni ve sosyal sorumluluk gecesi”ne yogun ilgi vardi. Aralarinda CHP Genel Baskan Yardimcisi Gürsel Tekin ve Metin Külüng’ün de bulundugu çok sayida kanaat önderi, dini temsilci, vakif/dernek baskan ve yöneticileri, is adamlari ve gazetecinin katildigi gecede, bir de ödül töreni düzenlendi… Salonun girisinde degerli bilim insani sosyolog İsmail Besikçi’nin kitaplarindan olusan bir serginin yer aldigi Hilton Oteli’ndeki gecenin sürprizi yine kendisi oldu. Sunucunun yetersiz kalmasi üzerine mikrofonu alan Çetin Yilmaz programi bastan sona bizzat kendisi sundu… Basarili is adamlari ve siyasetçilere ödül veren gazeteci Çetin Yilmaz mikrofonu alarak sunuculara tas çikartan bir sunum yapti. Konuklariyla tek tek ilgilenmeyi de ihmal etmeyen Yilmaz, inanilmaz bir efor harcadi. Bir yandan konuklari karsilayan Yilmaz bir yandan da programin organizasyonuyla ilgilendi. Her seyi önceden planladigi anlasilan Yilmaz’in gecede gösterdigi performans ve salondaki bilesenlerin çok renkliligi gazeteci arkadaslari arasinda da takdir edildi. Dügün ve cenaze mesajlarinda hayli basarili olan(!) ve bunu üyelerine SMS’lerle duyuran İstanbul yerel gazeteciler dernegi (İYGAD) baskani TC Umut Veli Develi’nin geceye katilmamasi dikkat çekti… Bizlerinde aralarinda oldugu bir çok gazetecinin yemek öncesi, büyük bir hayal kirikligi bekledigi gecede Çetin Yilmaz kelimenin tam anlamiyla sov yapti… Göleli hemsehrimiz CHP Genel Baskan Yardimcisi Gürsel Tekin basta olmak üzere gazeten,n hitap ettigi kanat önderlerini, dini temsilcilerini, is insanlarini, bilim ve sanat dünyasina kadar bir çok önemli temsilciyi agirlayan ve ödül veren Yilmaz’a gazeteci arkadaslarindan da büyük destek geldi. Sosyal kisiligiyle taninan ve bu özelliginden dolayi takdir edilen Hoçvan Hasköylü Gazeteci Çetin Yilmaz’in Hilton gibi marka bir yerde etkinlik yapmasi basta meslektaslarinin olmak üzere bazi is çevrelerinde de saskinliga ve de kiskançliga yol açti… Haberi ekleme saati: 17.59-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

Kars ve Ardahan illerinde binlerce hayvanin sap hastaligi nedeniyle telef olmasi üzerine uçakla Kars’a gelen CHP Ardahan Milletvekili Ensar Ögüt ilk olarak Kars’in Selim ilçesinde kendisini telefonla arayan vatandaslarin köylerine giderek sorunlarini dinledi. Selim’e 25 Km mesafede olan Beyköy, Akçakale ve Karakale köylerine giderek dere kenarinda telef olan yüzlerce hayvani ve hayvanlari ölen köylülerin feryatlarini dinleyen Ögüt, yetkililerden bölgede olaganüstü hal ilan etmelerini istedi. Köylerde hemen hemen her noktada hayvan ölülerinin oldugunu gören Ögüt, köylülere sap hastaligina dair önlemlerin alinip alinmadigini sordu. Köylülerin hiçbir müdahale olmadigi yanitiyla karsilasan CHP Ardahan Milletvekili bir kez daha yetkililerin ve hayvan severlerin bölgeye intikal etmeleri gerektigini yineledi. Hayvan ölüleri için açilan kuytulari da inceleyen Ensar Ögüt su kenarlarina atilan hayvan ölülerinin kokusunun ve ileride insan hayati için büyük riskler tasidiginin hatirlatmasini yapti. Sarikamis Allahuekber Daglari eteklerinde bulunan Selim’e bagli 4 bine yakin hayvani olan 140 hanelik Beyköy’de 250 hayvan sapa kurban verilirken, 4 bin hayvana sahip olan baska bir köy olan 145 hanelik Karakale Köyü 65 hayvanini sapa kurban verdi. Cumhuriyet Halk Partisi CHP Ardahan Milletvekili Ensar Ögüt’ün ziyaret ettigi baska bir köy olan 6 bin hayvana sahip olan 170 hanelik Akçakale Köyü ise 350 hayvaninin telef olmasini ve bu sayinin gün geçtikçe arttigini ifade ettiler. Yagmur altinda incelemelerini devam ettiren Ögüt ardindan incelemelerini Kars’a bagli Merkez Basgedikler Köyü’nde gece yarisina kadar devam ettirdi. Burada da vatandaslarin köyün girisinde traktörlerle karsiladiklari milletvekili konvoy halinde hayvan ölülerinin bulundugu noktaya gitti. Yüzlerce köylünü hep bir agizdan magduriyetlerini dile getirmesi karsisinda Ögüt, durumun takipçisi olacaginin sözünü verdi. Devlet tarafindan bu yil Şap asisinin dogu bölgesine getirilmediginin ve asi pahali oldugu için karaborsaya düstügünün altini çizen Basgedik Köyü halki, “Biz hayvanlarimiza asi yapamadigimizdan gözümüzün önünde ölmelerini izlemek zorunda kaliyoruz. Şimdi asi bulsak bile 10 liralik ilaci 50 liraya aliyoruz. Zaten hayvanlarimizin birçogu öldü ve birçogu da ölmek üzere. Yetkililer bizim zararimizi karsilasin istiyoruz. Bizim tek geçim kaynagimiz hayvancilik, zaten sinir bölgesindeyiz yani basimiz Ermenistan ve biz Türkiyeliyiz.” seklinde konustular. Evlerinin bahçelerinde de ölmek üzere olan hayvanlari da tek tek inceleyen Ensar Ögüt, “Vicdani olan herkesin bu vahseti görmesini istiyoruz. Burada sinir bekçiligi yapan insanlarin tek geçim kaynagi olan hayvanlar ölüyor. Buna insanlik adina hiç kimse duyarsiz kalmamali. Gerek yetkililer gerekse hayvan severler buraya gelip bu manzarayi görsünler.” dedi. Ögüt sonrasinda ise milletvekili oldugu Ardahan iline giderek orada telef olan hayvanlar üzerinde incelemelerde bulunacak. Ögüt konusla ilgili sunlari söyledi: “Saman azligi vardi; insanlar hayvanlara az yem verdiler, tabi az yem verince de bünye zayiflar ve hastalik bu sekilde ortaya çikar. Derenin kenarina ya da bu sekilde hayvanlarin gömülmesi çevreye çok zararlidir. 200’e yakin hayvan ölüyor, geldik gördük dere kenarinda hayvanlari atmislar lesleri çevreyi kirletiyor. Çevreyi kirlettigi gibi böyle özel kuyular açiliyor. İnsanlar getirip buralara bu hayvanlari gömüyor. Bu kuyular doldugu zaman bunun üzerini toprakla kapatiyorlar. Baktiginiz zaman bu insanlar perisan, toplu bir katliam oluyor. Bu toplu katliamin nedeni de sap hastaligidir. Şap hastaliginin ignesinin zamaninda getirilip vurulmamasindan dolayi hayvanlar ölüyor. Bu hayvanlar öldügü için beni ariyorlar sadece buradan degil, Ardahan, Igdir her yerde var. Şimdi ben buradan istirham ediyorum. Derhal olaganüstü bir durum ilan etsinler ve burada tarim ve hayvancilikla geçinen çiftçiye zararini karsilasinlar ve ölen hayvanin parasi ödensin. Bu zararin yanisira derhal ve acilen buraya çesitli ilaç ve antibiyotik, sap hastaligiyla ilgili ilaç ve igne göndersinler. Hayvanlarin cesetleri burada bu hayvanlar sap hastaligindan öldüler, köylüler magdur oldu. Şap hasatliginin ilaçlari ignesi gelmedigi için, buraya veteriner gelmedigi için, devlet gelmedigi için bu köyde hayvanlar ölüyor. Beyköy’de 180 tane hayvan ölmüs, buradaki hayvan sayisi 65 tane, her köyde yaklasik Kars, Ardahan bu bölgede nerden baksaniz 5 bin hayvan ölmüs. 5 bin hayvanin ölmesinin nedeni de hükümettir. Ben bu hükümeti davet ediyorum. Burasi kar, kis, kiyamet Allah-u Ekber daglarinin tam etegindeyiz. Hayvanlar ölmüs, insanlar perisan, burayi olaganüstü bir hal ilan etsinler ve gelsinler çiftçilerin parasini ödesinler. Zararlari karsilansin aksi takdirde bölgede bir facia var. Çevre kirleniyor, insanlar perisan. Allah-u Ekber daglarinda kosullar zor, konusmak da zor ve ben buradan hükümete sesleniyorum; seferber olsun ve yardim etsinler.” Ögüt ayrica, “Burada insanlik bir manzara var. Bu ayibi bu halka yasatanlar utansin. Kars’in köylerinde hayvanlar sap hastaligi nedeniyle can çekisiyor. Bazi hayvanlar yaklasik bir haftadir can çekisiyor ama ne ölüyor nede iyilesiyor. Türkiye ögle bir duruma gelmis ki sözün bittigi yere gelmis artik. Artik bu durumda sinirin bittigi yere gelmis durumda.. sinirin diger tarafi Ermenistan siniri. Ama ne yazik ki Hükümet, sap hastaligi nedeniyle perisan durumda olan vatandaslarimiza ilaç göndermemistir. Hastalik nedeniyle birçok vatandasin hayvanlari telef olmaya devam ediyor. Sadece bu köyde 250’ye yakin hayvan ölmüstür. Bazi hayvanlar can çekisiyor. İnsan ve hayvan haklarini savunanlari Kars’a davet ediyorum. Gelin bu manzarayi görün diyorum. 21inci yüzyilda AB’ye girmek için çabalayan Türkiye’nin Kars ilinde durum budur. Bu durum Türkiye’nin ayibidir. Hükümeti ve Tarim Bakanligini da Kars’in köylerine davet ediyorum. Lütfen seferberlik ilan edin ve bölgeyi karantina altina ve afet kapsamina alin. Eger hükümet bunlari yapmazsa bizler eylemler yapacagiz. Gerekirse Ermenistan sinirindan Ankara’ya kadar yürüyecegiz. Böyle bir manzara koskoca bir Türkiye Cumhuriyeti’ne yakisir mi? Bu sorun Devlet çare bulamiyor. İlgili bakanliga ayiplar oldun. İnsani, dogayi ve hayvanlari seven insanlari göreve çagiriyorum. Ben bu duruma feryat ediyorum. Köy halki 5 lira degerinde bir sap ignesi bulamadigi için hayvanlari günlerce can çekiserek ölüyor.” dedi. Haberi ekleme saati: 17.57-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ardahan Valiligi, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlügü ve İl Milli Egitim Müdürlügü tarafindan organize edilen 1. Bilim, Kültür, Sanat ve Spor senliklerinde yapilan Atletizm, Voleybol, Basketbol, Satranç, Masa Tenisi, Şiir, Kompozizasyon yarismalarda derecege giren sporcularimiza ödüllerini Ardahan Valisi Seyfettin AZİZOGLU, Ardahan Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Ramazan KORKMAZ, Vali Yardimcisi, Murat KARASU, Vali Yardimcisi, Deniz PİŞKİN, Jandarma Alay Komutani Şerafettin SERTEN, Emniyet Müdürü Oktay BULDUK, Cumhuriyet Bassavcisi, Zafer YILDIZ, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mete ÖZDEMİR, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Feyzullah DERECİ, İl Milli Egitim Müdürü T.Fikret Eteker ve Daire amirleri tarafindan çesitli hediyeler verildi. Ödül töreninden sonra Sanat ve Spor Etkinlikleri kapsaminda Kazim Karabekir Spor Salonunda düzenlenen konserde sahne alan Levent, sevilen sarkilarini söyledi. Ardahan’a daha önce de ayni yerde konser verdigini belirten Levent, “Hava muhalefeti açik havada konser vermemizi engelledi. Bugün yine burada sizinle güzel insanlarla olmanin mutlulugunu yasiyorum” dedi. sahneye Haluk LEVENT çikarak keyifli anlar yasanarak program sona erdi. Haberi ekleme saati: 17.52-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

İngiliz The Sun gazetesi ünlü reality tv yildizi Kim Kardashian’in uzaktan akrabasi oldugu iddiasiyla Karakaleli Muammer Çopur’u sayfalarina tasidi. Çopur ile Kardashian’in “büyük büyükannelerinin kardes oldugunu” öne sürengazete, Ermeni asilli Kardashian ailesinin1913’de köyden kaçtiklarini belirtti. Çopur’u Sasha Baron Cohen’in canlandirdigi Kazakistanli “Borat” karakterine benzeten gazete, Kim Kardashian’in Los Angeles’ta 7 milyon dolarlik bir evde oturdugunu, oysa Türk akrabasinin ayda yaklasik 270 lira kazandiginive iki odali bir evi bes kardesiyle paylastiginiyazdi. 29 yasindaki Muammer’in Kardashian’la olan akrabaligini köydeki tek bilgisayari kullanaraknüfus kayitlarini inceledikten sonra ögrendigi belirtildi. Muammer, “Kim’in beni ABD’ye davet edecegini umuyorum. Tek istedigim onunla bir bardak çay içmek” dedi. Haberde Karakale’deyasayan tüm köylülerin Muammer’i kiskandigi ve seksi milyonerlerle akrabaliklari olup olmadigini arastirmaya basladigi da iddia edildi. İngiltere’nin en çok satan tabloid gazetesi son dönemde neredeyse her yil bu konuda en az bir haber yapiyor. The Sun, 2011 ve 2012’de konu ettigi Ardahan’in Çildir ilçesine bagli Karakale köyünü bugünkü son haberinde harita üstünde Ege Bölgesi’ne yerlestirerek sahip oldugu gazetecilik standartlari konusunda da bir ipucu verdi. **YALANDI.. İngiltere’nin en çok satan The Sun gazetesinin Amerikali sov yildizi Kim Kardashian’in atalarinin göç ettigi Kars’in Karakale Köyü’nden Muammer Çopur ile kuzen olduklarina dair haberin gerçek olmadigi ortaya çikti. Kim Kardashian’in kuzeni oldugunu iddia eden Muammer Çopur, Abartilacak bir sey yok dedi. The Sun Gazetesi’nin haberine göre, Ardahan’in merkez Karakale Köyü’nden 29 yasindaki Muammer Çopur ile Kim Kardashian’in ‘Büyük büyük annelerinin kardes oldugu’ iddia edildi. İki odali bir evi, 5 kardesiyle paylasan Muammer Çopur’un zengin olma hayali ile İngiltere’den gelen gazetecilere Kim’le kuzen olduklarini söyledigi, öne sürüldü. Ermeni asilli Kardashian ailesinin 1913’de köyden göç ettikleri yolunda daha önceleri de birkaç haber yapan ayni gazetede Kim Kardashian’in fotografi ile poz veren Muammer Çopur’a ilk tepki Köy Muhtari olan 44 yasindaki amcasinin oglu Atilla Çopur’dan geldi. Karakale Köyü Muhtari Atilla Çopur, Köyde Kim Kardashian’in ailesinin yasadigi söylendi. Ne kadar dogru onu bilmiyoruz. Muammer, amcamin oglu. Onlarin akrabalik baglari yok. Öyle bir yakistirma yapmislar. Ama öyle birsey yok. Uydurma haber. Nasil yazmislar bilmiyorum. Uzaktan yakindan herhangi bir bag yok diye konustu. **ABARTILACAK BİR ŞEY YOK Kim’in kuzeni olarak fotograflari yayinlanan Muammer Çopur, hiçbir sey konusmak istemedigini anlatirken, Yalan- yanlis haberleri, düzeltmekten yorulduk. Gelenlerle birlikte bir arastirma yaptik. Bazi sonuçlar elde ettik. Hani tam olarak biz de bilmiyoruz. Ne kadar gerçek ne kadar yanlis. Kardashian’in yasadigi yerler daha önceki irkimizin, kökeninin geldigi yerler. Öyle bir bilgi elde ettik. Abartilacak birsey yok yani. Normal olan birsey dedi. **DHA İKİ YIL ÖNCE O KÖYE GİTMİŞ, MUHTAR VE KÖYLÜLERLE KONUŞMUŞTU DHA, The Sun Gazetesinin iki yil önceki haberi üzerine Kars’a 32 kilometre uzakliktaki Ermenistan sinirina yakin olan 75 hane ve 500 nüfuslu Karakale Köyü’ne gitmisti. 3 Aralik 2011 tarihinde fotografli ve görüntülü olarak servis edilen DHA’nin haberinde yine köy muhtari olan Atilla Çopur o zaman söyle demisti Böyle bir ünlünün köyümüzden çikmasi güzel ve sevindirici bir seydir. Gurur duyuyoruz. Bizim kizlarimiz gibi gerçekten güzel bir kizmis. Gelsin, dedesinin topraklarini görsün, misafirimiz olsun. Çikip gelirse köyüne, biz de ilgi gösteririz, iyi karsilariz. Biz Türkler her zaman misafirperver olmusuzdur, buyursun gelsin misafirperverligimizi görsün. Eski adi ‘Farmason’ olan Karakale’de simdi tek Ermeni yasamiyor. Kim Kardashian’in haberini yapmak için Karakale Köyü’ne gelen İngiliz The Sun gazetesi muhabirlerinin Kardashian bu köylüdür sözlerine inanmayan köylüler muhabirleri ‘hazine avcisi’ sanmis. Haberi ekleme saati: 17.50-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ardahan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlügü ve Basketbol Federasyonu tarafindan organize edilen Basketbol Aday Hakemlik kursu Federasyon Bölge egitmeni Şükrü KOŞAR tarafindan egitim verilerek, 38 kisinin katilimi ile 26.05.2013 tarihinde Endüstri Meslek Lisesi Spor salonunda uygulamali dersler ile sona erdi. Sinav sonuçlari Basketbol Federasyonu tarafindan ileri bir tarihte açiklanacaktir. Haberi ekleme saati: 17.48-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

**Merkezden Degil Tek Tek.. Ardahan il genelinde merkezi ezan ve vaaz sisteminin il genelinde kaldirildigi ögrenildi. Ardahan İl Müftüsü Galip Akin, merkezi sistemin imamlari tembellige ve hareketsizlige sevk ettigini belirterek, “Merkezi ezan ve vaaz sistemi il genelinde kaldirildi. Biri okuyor hepsi dinliyor. Halbuki ezanin her camiden farkli seslerle de olsa güzel sekilde okunmasi idealdir. İmamlarimiz ezan okuyarak ibadet etmis de oluyor. Bu konuda sehrimiz Türkiye genelinde öncülük yapti. Merkezi ezan ve vaaz uygulamasi, İmami olmayan 52 köyde devam ediyor” dedi. Cami cemaatin de merkezi sisteme tepki gösterdigine deginen Akin, “177 imami Diyanet İsleri Baskanliginin vaaz kurslarina gönderdik. Çesitli konularinda vatandaslarla yüz yüze konusur hale geldiler. Bundan sonra hocalarimiz daha çok çalisacak. Kendilerini bilgili ve donanimli sekilde vatandaslarin karsisina çikmak zorunda hissedecekler” diye konustu. Akin, imamlara yönelik düzenlenen ezani güzel okuma kursunun sona erdigini, benzer kurslarin tekrarlanacagini ifade etti. Haberi ekleme saati: 17.38-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

Kafkasya Üniversiteler Birligi (KÜNİB) III. Olagan Kongresi, 20-21 Mayis 2013 tarihleri arasinda, Azerbaycan’in Baskenti Bakü’de Sheraton Oteli’nde gerçeklestirildi. Türkiye, Gürcistan, Kirgizistan, Moldova, Azerbaycan, Kazakistan, Ukrayna, ABD ve Kibris basta olmak üzere birçok ülkeden üye üniversiteler, devlet adamlari, rektörler, akademisyenler ve bürokratlarin katildigi toplanti Bakü’de gündem olurken, dünya basininda da büyük yanki buldu. Toplantida KÜNİB’e yeni katilan üniversitelerin protokol imza töreni yapildi. Kongrede yeni üye üniversiteler ile birlikte Birligin üye sayisi 58’e ulasti. Ayrica tarihi programda “Kafkasya Üniversiteler Birligi 2013 Yili Bilim Ödülü” Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Estetik Anabilim Dali Ögretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan’a layik görüldü. Öte yandan Kongre’ye katilan üst düzey isimlerden Türkiye Cumhuriyeti Milli Egitim Bakani Prof. Dr. Nabi Avci, “Kafkasya Üniversiteler Birligi”nin ortak bir gelecegin insa edilmesine hizmet edecegini vurguladi. Azerbaycan Milli Egitim Bakani Mikail Cabbarov ise, kongrenin ülkesinde yapilmasindan dolayi duydugu memnuniyeti dile getirirken; YÖK Baskani Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya da, Mevlana Degisim Programinin hayata geçirilecegi müjdesini verdi. Bakü’de Büyük Bulusma Azerbaycan’in Baskenti Bakü’de yapilan kongreye; Azerbaycan Respublikasi Tahsil Naziri Mikail Cabbarov, Türkiye Cumhuriyeti Milli Egitim Bakani Prof. Dr. Nabi Avci, Türkiye Cumhuriyeti Milli Egitim Bakan Yardimcisi Orhan Erdem, Gürcistan Egitim ve Bilim Bakan Yardimcisi Davit Zurabisvili, Türkiye Yüksekögretim Kurulu Baskani (YÖK) Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Kafkasya Üniversiteler Birligi Baskani (KÜNİB) ve Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçisi Alper Coskun, YÖK Baskan Vekili Prof. Dr. Şaban H. Çalis, Avrupa Birligi ve Dis İliskiler Genel Müdürü Yusuf Ziya Yediyildiz, Türkiye Cumhuriyeti Ardahan Valisi Seyfettin Azizoglu, Türkiye Cumhuriyeti Basbakanlik Türk İsbirligi ve Koordinasyon Ajansi (TİKA) Baskani Dr. Serdar Çam, Türkiye Cumhuriyeti Basbakanlik Yurtdisi Türkler ve Akraba Topluluklar Baskan Vekili Mehmet Köse, Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) Genel Sekreteri Haldun Yavas ve Türkiye basta olmak üzere birçok ülkeden üniversite rektörleri, devlet adamlari, akademisyenler ve çok sayida basin mensubu katildi. Kongrenin ilk açis konusmasini Azerbaycan Respublikasi Tahsil Naziri Mikail Cabbarov yapti. KÜNİB III. Olagan Kongresi’ne tesrif edenleri selamlayarak sözlerine baslayan Bakan Cabbarov, Kafkasya Bölgesinin jeostratejik önemi ve üniversiteler arasindaki isbirliginin büyümesi üzerinde durdu. Toplantida KÜNİB’e üye üniversite sayisinin 50’nin üzerine çikmasinin önemli oldugunu da kaydeden Bakan Cabbarov, üniversiteler arasindaki karsilikli mübadelelerin söz konusu isbirligini daha güçlü kilacagini ifade etti. Bakan Avci’dan KÜNİB’e Övgü Kafkasya Üniversiteler Birligi III. Olagan Kongresi’ni onurlandiran ve kongre açis konusmasi yapan Milli Egitim Bakani Prof. Dr. Nabi Avci, KÜNİB’i “Kafkasya cografyasinin gelecegini, ilmin isiginda düsünme ve kurma endisesiyle bir araya gelmis bir organizasyon” seklinde tanimlayarak, çesitli ülkelerden 60’a yakin üniversitenin bir araya gelmesinin, gelecek açisindan ümit verici bir gelisme oldugunu söyledi. Kafkasya Üniversiteleri Birligi’nin bölgede güvenlik ve istikrar için büyük öneme sahip oldugunu da vurgulayan Bakan Avci, Birligin dünyadaki diger üniversite birlikleriyle aglarini genisleterek küresel barisa önemli katkilar saglayacagini belirtti. Kongrede “KÜNİB, bölgesel isbirliklerini somut olarak gelistirerek, ortak bir gelecegin insa edilmesine hizmet edecektir” diyen Bakan Avci, bu baglamda gelecegin kurulmasinda rol oynayacak gençlerin ortak programlarla yetistirilmesinin stratejik bir önem tasidigini da bildirdi. Gürcistan Egitim ve Bilim Bakan Yardimcisi David Zurabisvili ise, KÜNİB III. Olagan Kongresi’nde bulundugu için çok memnun oldugunu ve KÜNİB kongrelerinin kurumsallastigini aktararak, “Çok ciddi bir ortak projeler gelistirilmektedir. Hem akademik personel hem de ögrenci açisindan önemli projeler yapilmaktadir.” diyerek, KÜNİB III. Olagan Kongresi’nin söz konusu projelerin devamini ve gelisimini saglayacak bir degerde oldugunu açikladi. YÖK Baskani Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya da, küresel dünyada yüksek ögretimin hizli bir sekilde uluslar arasi bir konuma geldigini bildirerek, “Bizler 21’inci yüzyilin dinamiklerine ayak uyduracaksak mutlaka üniversite anlaminda yüksek ögretim anlaminda uluslararasilasmaliyiz.’’ seklinde konustu. Ayrica kongrede YÖK Baskani Prof. Dr. Çetinsaya, birliktelikleri gerçeklestirmek adina sadece ögrenci degisiminin yeterli olamayacagini ve bu anlamda akademik degisimlerin de yapilmasi gerektigini belirtti. KÜNİB Baskani Prof. Dr. Korkmaz: “Yasadigimiz Yerlerin Ruhu Bize Siner” YÖK Basrkani Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’nin ardindan açis konusmasi yapan KÜNİB Baskani ve ARÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Yazar Victor Hugo’nun “Yeryüzünün ruhu insana geçer.” sözünü hatirlatarak, “Yani yasadigimiz yerlerin kuslari gibi uçariz, çiçekleri gibi kokariz, daglari gibi hayata karsi mehabetle bakariz. Yasadigimiz yerlerin ruhu bize geçer.” tespitinde bulundu. KÜNİB’i “Kendi kaderimiz üzerinde, düsünmek, isiga karisan bir dünyada tartismak, ortak kaderimizi belirleyecek gençleri yetistirmek projesi” olarak özetleyen KÜNİB Baskani ve ARÜ Rektörü Korkmaz, “Kendi kaderimiz üzerinde birlikte düsünmek ve bu bölgenin kartallari gibi yüksekten o daglarda güvenle uçmak… Ancak bilgiye sahip olan insanlar güvenle uçabilirler. Bilgi kendisine deger verenleri, kendisine sahip olanlari yüceltir. Hangi toplum bilgiye deger vermisse tarihin her döneminde düzelmis ileri gitmis ve hakim ülke olarak ortaya çikmistir. Gelecek ancak gençleri yetistirerek kurulabilir. Dünyayi degistirenler onlari seyredenler degildir. Dünyayi seyrederek degistiremeyiz. Kaderimize küserek ve lanet ederek dünyayi degistiremeyiz. Onunla barisarak, bu topraklarin ruhunu okuyarak onu degistirebiliriz. Gençleri degistirerek gelecegimizi koruyabiliriz.” diyerek, üniversitelerin Birlik çatisi altinda toplanmasinin önemli oldugunu ifade etti. “KÜNİB’in Projeleri Kagit Üzerinde Kalmiyor” Öte yandan KÜNİB’in temel amaçlarini “Bölgede üniversitelerarasi ögrenci ve ögretim üyesi akiskanligini saglamak, bu cografyanin dillerini, kültürlerini, sosyoekonomik yer alti ve yerüstü kaynaklarini inceleyerek ortak projelerle huzura, refaha ve barisa dönüstürmek.” seklinde siralayan KÜNİB Baskani ve ARÜ Rektörü Prof. Dr. Korkmaz, daha sonra dünya çapinda ses getiren “Mevlana Degisim Programi”yla ilgili su bilgileri verdi: “YÖK Baskanimizin da müsaadesiyle Mevlana Programi’ni uyguladik. Azerbaycan, Kirgizistan, Gürcistan, Nahçivan gibi ülkelerle gerçeklestirdik. Hala bizim ögrencilerimiz ordalar, onlarin ögrencileri de bizde var. Mevlana programi iki yildir pilot olarak uygulaniyor ve onunla ilgili aksakliklari veya sorunlari asagi yukari tespit ettik. Yani ya Üniversiteler Birligi sadece kagit üzerinde bir birlik degildir. KÜNİB, hayatin içinde yasama katki saglayan ve su anda gelecegimiz olan gençleri ortak zeminlerde bulusturan bir projedir.” KÜNİB’ten İki Yeni Proje Daha Kongrede KÜNİB’in 2014 yilinda gerçeklestirecegi “Tehlike Altindaki Diller Sempozyumu” ve “Kafkasya’nin Yüzleri” adli iki önemli projesine de deginen KÜNİB Baskani Rektör Prof. Dr. Korkmaz, “Dünyada su an yedi bin tane dil, sive ve lehçe konusulmaktadir; ancak iki bin yüz yilinda yedi bin dil, sive ve lehçenin yüzde sekseni kaybolacaktir. Bu diller kaybolmakta, bu kültürler kaybolmakta… Çünkü her dil tanrinin bir ayeti gibidir ve onlara sahip olmamiz gerekir. Bazi dilleri yasatmak mümkün degildir, ama o dilleri toplayip insanlik hafizasina kaydetmek bir insanlik borcudur. İnsanliga karsi bir saygi durusu niteligi tasiyacak olan bu çalismamizi Amerika’dan, Avrupa’dan, Türkiye’den, Kafkasya cografyasindan ve Orta Asya’dan çok degerli üniversite rektörleri desteklemektedir. Ayrica önümüzdeki yil “Kafkasya’nin Yüzleri”, yani Kafkasya’da 100 yasini geçmis, 100 yasini devirmis asirlik çinarlarin öykülerini derleyecegiz. Bu cografyada onlarin geçen öyküleri sosyogenetik kodlari, beslenme aliskanliklari, yasama olan inançlari, umutlari derlenerek yine insanliga bir hizmet olarak sunulacaktir.” sözleriyle, KÜNİB’in söz konusu iki yeni projesi ile iliskili hedeflerini paylasti. Haberi ekleme saati: 17.36-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com


Marka Marketin Sahibi Kadir Aydemir, Kazanan Talihli Metin Bekmez, ve Ardahan Noteri Adnan İmren kazanan talihliyle birlikte hatira fotografi çektirdikten sonra Marka Marketin Sahibi Kadir Aydemir talihli Metin Bekmez’e hayati boyunca sansinin açik olmasini ve iyi günlerde kazandigi arabayi kullanmasi temennisin de bulundu. MARKA MARKETİN milli piyango idaresince düzenledigi ve Ardahan Noteri huzurunda çekilen kurada birbirinden güzel ödüller Ardahanlilarla bulustu. Ardahan Halk Egitim Merkezinde çekilen kuraya binlerce vatandas salonu doldurdugu görüldü. 12.12.2012 – 19.05.2013 tarihleri arasinda Ardahan Marka Alisveris Merkezi’nden alisveris yapanlar arasinda yapilan çekilisle Hyundai İ20 CVVT Jump S617 2012 Otomobil, Regal 805Çamasir Makinesi, Regal 211 Bulasik Makinesi, Sunny 55 Ekran Tv., Ugur Mikro Dalga Firin, Simbo Mutfak Robotu, Fanton Sulu Süpürge ve bir çok ikramiye dagitildi. Ardahan Noterinin çekilisi yaptigi törende En büyük ödülü olan arabayi, Ardahan Halilefendi mahallesinde oturan Metin Bekmez Kazandi. Harika hediyeler kazanan talihliler asagidadir. Hyundai İ20 CVVT Jump S617 2012 Otomobil: Metin Bekmez Regal 805Çamasir Makinesi: Kurtulus Us, Mehmet Emin Önal, Cenk Babursah Regal 211 Bulasik Makinesi:Mahir Demirbas, Nuran Demir, Çagdas Ulas Eken Sunny 55 Ekran Tv: Serpil Soylu, Nevriye Derdiyok, Okay Yilmaz Ugur Mikro Dalga Firin: Tarkan Morcak, M. Mustafa Bozkir, Tuncay Atuk, Faruk Urfali, Birgün Çelik, Semra Gök Simbo Mutfak Robotu: Semra Eltut, Asli Topcu, Levent Yatigi, Göknur Özdemir, Sürgülent Sentürk Fanton Sulu Süpürge: Mevlüt Yilmaz, Ugur Badem, Selda Güler, Erhan Turaneli, Mehtap Yildirim, Faruk Tan , Metehan Yilmaz , Emrah Karagöz, Gülten Odabas Haber / Foto: Baris Bilgin Haberi ekleme saati: 17.18-31 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ankara Keçiören kayabasina selale ve kale kurup, turizime açiyor, Ardahan kayabasi’na cezaevi kondurup, dogal seyir alanini geziye kapatiyor.. **Rektör: Egitim kampusunun Önüne ceza evi yapilir mi? **Vekil: Konuyu meclise tasiyacagim.. **Savci: İtirazlar var.. 51 Yildir açilmayan Aktas Gümrük kapsinin bu ayda açilmadigi görülen Ardahan’a yatirim adi altinda yaptirilan ancak kentin güzelim dogasini, derelerini, sularini alt üst eden HES’lerden sonra simdi de adi duyuldugunda korkulan cezaevi yaptiriliyor. İki Gümrük Kapisi olmasina karsi, ithalatin, ihracatin adinin olmadigi Ardahan’a yatirim olarak F Tipi Cezaevinin yapilmasi dikkat çekerken, ceza evinin yapilacagi alan tartisma konusu oldu. Ardahan Halil Efendi kayabasinda yapimina baslanan yeni cezaevinin Ardahan Üniversitesi ve İl Milli Egitim Müdürlügüne ait egitim binalarinin önünde yaptirilmasi basta Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’in olmak üzere birçok Ardahanlinin tepkisine neden oldu. **Okul’un yani basina cezaevi.. Ayni zaman da kentin simgesi olan Ardahan Kalesinin de bulundugu Halilefendi Kayabasi Mahallesinde insasina baslanan ve temel açma çalismalarinin start aldigi Ardahan F Tipi Cezaevinin Ardahan Üniversitesine ait Meslek Yüksek Okulu ve Kiz Ögrenci Yurdunun önünde yaptirilmasinin yanlisligina dikkat çeken Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz ‘okulun yani basinda ceza evi.. Böyle bir sey olur mu, bu okulda okuyan çocuklari psikolojisi nasil olur?’ diyerek duruma tepki gösterirken konuyu TBMM’sine tasiyacagini belirten CHP Ardahan Milletvekili Ensar Ögüt, ‘BU nasil bir anlayis, biz issizligi, açligi önleyecek yatirimlar isterken hükumet Ardahan’i ceza evine çeviriyor. Ankara Keçiören’de kayalari selale ve kalelere çeviren belediyecilik anlayisi varken, Ardahan Belediyesi Cezaevine izin veriyor. Hem de kiz ögrencilerini kaldigi ögrenci yurdunun önüne, hem yüksek okulun bulundugu okulun önüne. Ya kardesim su andan itibaren burada baslatilan ceza evi insaatini gören ögrenci derse nasil adapte olur, düsüne biliyor musunuz. Bu konuyu TBMM’sine tasiyacagimm ve gereginin yapilmasi, cezaevinin kent disina bir alana yapilmasi için elimden geleni yapacam.’ dedi. **Savci itirazlar var!.. Ardahan Cumhuriyet Bassavcisi Zafer Yildiz, Halil Efendi Mahallesi Kayabasi bölgesinde T tipi ceza ve infaz kurumu binasi yapimina baslandigini söyledi. Yildiz, yaptigi açiklamada, Halil Efendi Mahallesi Kayabasi bölgesinde T tipi ceza ve infaz kurumu binasi yapimina baslandigini, ancak basta Ardahan Üniversitesi olmak üzere bazi kurum ve kuruluslarin yer için bir takim itirazlari oldugunu ifade etti. Haberi ekleme saati: 12.18-30 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

**HES’E SES VER.. YATIRIM DİYE YUTTURULAN HES’LERE KARŞI SENDE SES VER!.. İsadamlarinin ata dede yurduna yatirim yapmasi gerektigini, bölgenin güzelim dogasini katleden HES’ler yapmayi anlayan is adamlarindan Hanakli Necati Ünal Poso ve Çat’in dogasini yerle bir eden yeni bir HES olan Köroglu Baraji için santiye kurma hazirligina basladi. Basta Meslek Yüksek Okulu olmak üzere bir çok sorunla bas basa bulunan ve burnunun dibinde geçen dogalgaz boru hatti ve gaz pompalama istasyonunun ilçe sinirlar içinde kalmasina karsin kalen ve halen tezekle isinan Hakan’i bastan asagiya yenileyecek bir sermayeye ve ekonomik, siyasi bir güce sahip Hanakli is adamimiz Necati Ünal’in firmasinin yapacagi ögrenilen Köroglu baraji için bölgede bulunan köylerin metre karelerce arazisi elden çikacak. Kura vadisine hayat veren bölgeninin yesilim güzelligine de son vermesi beklenen Köroglu HES Barajinin ihalesini alan Hanakli Necati Ünal’in oglu ve firma yetkililerinin dogayi katlederek, bölgeye dünya kurulmus, kurulmamis hayat veren suyunu, ihalesini aldiklari HES Barjajinin borularina koyup, paraya çevirecegi Kura’nin geçtigi bölgenin ilçe belediyesine, köy muhtarlarina hiç gitmedikler ve bölge insanina bir bilgi bile vermeden santiye kurmaya basladiklari ileri sürüldü. **Bölge köyleri eyleme hazirlaniyor.. Posof’un derelerinin üzerinde yapildiktan sonra siril siril akan dereleri kurutan, baliklar basta olmak üzere birçok canlinin sonunu getiren HES Barajlarinin bir yenisinin yapmaya hazirlanan Hanakli is adami Necati Ünal’in firmasi Hanak ve Çildir ilçelerini topraklarinda kalan bölgede ki insanlara danismadan santiye kurma hazirliklarina baslarken, bölge deki köylüler de eylem hazirligi yaptiklari ve tek geçim kaynaklari olan hayvanlarinin beslendigi, Kafkas arisinin Ardahan balini ürettigi güzelim çiçeklere sahip Kura Nehrini bitirecek olan HES’e karsi sonuna kadar direneceklerini dile getiriyorlar. Posof ve Çat HES Barajlari ardindan Köroglu (Sevimli) Barajinin da yapilmaya baslandigini duyan çevreciler de bölgenin dogasina sahip çikmak için harekete geçtikleri alinan diger haberler arasinda. Öte yandan Köroglu HES barajini yapacak olan firmanin sahibinin Ardahanli is adami Necati Ünal’in oldugunu duyan bazi yasli köylüler de hayat bulduklari daglarini bitirecek denilen HES’i yapacak olan hemserilerine seslenerek, ‘HES’in yaptigini, sen yapma hemserim’ dedikleri görüldü. **Köylüle dava açtilar.. Sevimli HES Barajinin kendilerinin topraklarini kulllanilmaz hale getirdiginin belirten ve dava açan bölge köylüleri Necati Ünal’in firmasinin açtiklari davanin sonucunu bile beklemediklerini belirtirlerken, kendilerinin açtiklari davaya tüm Ardahanlilarin sahipçikmasini beklediklerinin altini da çizemeden edemediler. Haberi ekleme saati: 12.07-30 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ardahan ve ilçelerin de yasanan hayvan ölümlerine dikkat çekmek için gazetemiz muhabirlerinin çektigi fotograflari büyütüp, meclise götüren CHP Ardahan Milletvekili Ensar Ögüt hükümetin binleri geçen hayvan ölümlerine karsi sessiz kalmakla suçladi. Yüzlerce hayvanin ŞAP’tan telef oldugu Ardahan’da yasanan hayvan ölümlerini TBMM’nin kürsüsüne tasiyan CHP Ardahan Milletvekilinin meclis kürsüsünde yaptigi konusmanin tam metni söyle; **Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanagi 28 Mayis 2013 Sali BİRİNCİ OTURUM Açilma Saati: 15.00 BAŞKAN: Baskan Vekili Meral AKŞENER KÂTİP ÜYELER : Fatih ŞAHİN (Ankara), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdag) BAŞKAN – Adalet ve Kalkinma Partisi Grubu önerisinin aleyhinde ilk söz Ardahan Milletvekili Sayin Ensar Ögüt’e aittir. Buyurun Sayin Ögüt. (CHP siralarindan alkislar) MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yani su grup önerisiyle tablonun ne alakasi var, ona bakacagiz simdi! BAŞKAN – Bakacagiz, görecegiz. Buyurun. ENSAR ÖGÜT (Ardahan) – Sayin Baskan, degerli arkadaslar, Adalet ve Kalkinma Partisi Grubu önerisi üzerine söz almis bulunuyorum. Hepinizi saygilarimla selamliyorum. Degerli arkadaslar, cuma günü ben Kars’a gittim. Kars-Ardahan-Erzurum bölgelerini dolastim, korkunç bir facia gördüm, resimleri gösterecegim. Bir afet yasaniyor, bir tufan yasaniyor, millet perisan. Yani, öyle bir durum var ki bir yandan sayisiz aniden hayvanlar ölüyor, bir yandan kuyuya atarak toprakla kapatmak istiyorlar, bir yandan açikta kalan hayvanlar les gibi kokuyor, korkunç derecede çevre kirliligi, korkunç derecede hastaliklar saçiyor. Şimdi, degerli arkadaslar, burada sirayla gösterecegim. Şu, Göle’nin Durançam köyünde hayvan lesleri. Hayvanlar ölmüs ve disari atmislar, suyun kenarinda korkunç les gibi kokuyor. Siz milletvekilisiniz, lütfen sizden rica ediyorum, bir heyet kurarak gidelim buraya, bir görün. SIRRI SAKIK (Mus) – Bu tarafa da göster, bu tarafa da. ENSAR ÖGÜT (Devamla) – Evet, siz de görün. RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Bunlarin gömülmesi lazim. ENSAR ÖGÜT (Devamla) – Şimdi, hayvanlar ölüyor, hayvanlari traktörün arkasina baglayarak, sürüterek çukura götürüyorlar. Les gibi kokuyor. Bakin, anlatiyorum. İste bir ölü hayvan daha. Özellikle basinda durdum, niye duruyorum basinda? İftira atan çok biliyorsunuz, diyecek ki: “Ulan gitti dagdaki ölen hayvanlari çekti, getirdi.” Evet, facianin bu kismina lütfen hepinizin dikkatini çekmek istiyorum. Şu facia arkadaslar –basin da çeksin, yandas basin da çeksin- Göle’nin Durançam köyünde -Sayin Orhan Atalay da bunu biliyor- 300 büyükbas hayvan ölmüs, 400’e yakin da buzagi, dana ölmüs. 700 tane hayvan arkadaslar. Bu resim iki gün önce yani cumartesi günü çekildi arkadaslar. Degerli arkadaslar, bakin, çukura hayvanlari dolduruyorlar. Bunlar can, canli. Çaresizlikten ölüyor hayvanlar. Şimdi burada 3 tane milletvekili ölse ne yapar dünya? Ayaga kalkar degil mi? Peki, kaç hayvan ölmüs biliyor musunuz arkadaslar? Bakin, ben size söyleyecegim sadece Kars, Ardahan, Igdir, Agri ve Erzurum’da ölenleri. Kars’ta 350 civarinda köy var. Her köyde 10 hayvan ölse 3.500 hayvan yapiyor. Ardahan’da 237 köy var. Her köyde 10 hayvan ölse -fazla var, onu söyleyeyim, eksik söylüyorum- 2.370 hayvan yapar. Igdir’da 200 civarinda köy var. 10’la çarpsaniz 2 bin hayvan yapiyor. Agri’da 680 köy var. 10’la çarptiginiz zaman 6.800 hayvan ölmüs. Erzurum’da 1.180 köy var. 11.800 hayvan ölmüs. Toplam 26.600. Hanimefendi, siz hayvanla ugrasmadiginiz için gülebilirsiniz ama gelin, oradaki hayvanin ölüm seklini görün, tüyleriniz diken diken olur. Ben, Kars’in Basgedikler köyüne gittim, inanin, yemin ediyorum -kamera kaydini size gösterecegim zaten, daha sonra basin toplantisi yapacagim- hayvani can verirken, ölürken agzindan salyalar akarken gördüm, vicdanim sizladi. Büyük Millet Meclisi, Tarim Bakanligi, Basbakan, Cumhurbaskani, hepinizi göreve davet ediyorum. Niçin ölüyor bu hayvanlar biliyor musunuz? Şap ilaci zamaninda gitmedigi için. Şap ilaci niye gitmedi kardesim? Tarim Bakani ortada yok, Tarim Bakani baska islerle ugrasiyor, umurunda degil. Ben oraya gittikten sonra “Şap ilaci yok…” Niye? “Biz size para gönderelim…” Şimdi yeni daha Ardahan’in, Kars’in il tarim müdürleriyle görüstüm, para göndermisler, onlar da ihale yapacaklar, özel sektörden sap ignesi alacaklar, götürecekler, adamin hayvanina igne vuracaklar, hayvani kurtaracaklar. Kardesim, bak, veteriner hekim, profesör burada, Yunus Kiliç burada, iyi biliyor, Ramazan Kerim Özkan da burada, bu arkadaslar veteriner. Hayvan hastalandiktan sonra ilaç kâr etmiyor. Daha önce buna igne vurmak lazim, üç ay önce igne vurmak lazim. İnanin, yemin ediyorum arkadaslar, ben 26.400 diyorum ama belki 100 bine yakin hayvan öldü bu bes ilde, bakin. İSMAİL AYDIN (Bursa) – Hayvan kalmadi Hocam. ENSAR ÖGÜT (Devamla) – Evet, hayvan kalmadi, gözünüz aydin! Zaten Tarim Bakanligi onu diyordu, “Hayvanlar kalmasin, tarim da kalmasin. Avrupa Birligine gidelim. Fransa’dan hayvan ithal edelim, Fransa’dan bugday, arpa ithal edelim. Ben de sövalye madalyasi alayim, olay bitsin. Ben de yilin bakani seçileyim.” Tarim Bakaninin derdi bu. Şimdi, degerli arkadaslar, bakin, somut konusuyorum. Çildir’in Asiksenlik beldesi var, Belediye Baskaniyla görüstüm biraz önce. “300’ün üzerinde hayvan ölü. Şu anda bizim bir kepçemiz var, kuyu esmeye yetistiremiyoruz. Hayvanlari gömecegiz. Yoksa hastalik saçiyor.” dedi. Kars’in Basgedikler köyüne gittim, dokuz tane çukur var arkadaslar. Her çukurda 60 tane, 70 tane hayvan var. Kars’in Akçakale köyüne gittim, Karakale köyüne gittim, Beyköy’e gittim ve insanlar su anda beni izliyorlar ama sunu da söyleyeyim: Kars milletvekillerimiz, hem iktidar partisinin hem bizim milletvekillerimiz olaganüstü bir gayret gösteriyorlar asinin gitmesi, orada hayvanlarin ölmemesi için. Ben arkadaslarimi suçlamiyorum, tesekkür ederim. Zaten onlar da gayret gösterdiler, su anda asi gitti, ama asi geç gitti, yetismedi arkadaslar. Öyle bir facia geldi ki simdi, su anda inanin, yemin ediyorum, ben milletvekilligimden utaniyorum. Sizden rica ediyorum Sayin Baskan, Sayin Grup Baskan Vekili, Sayin Meclis Baskanim, bir heyet tespit edelim. Bu ölen hayvanlarin hepsine baktim ben, kulak küpeleri var, hepsi kayitli. Bir heyet gitsin, bu ölen hayvanlari tespit etsin, bu insanlarin zararini devlet ödesin. Bu insanlar yaz kis demeden… Ermenistan sinirinda olan Basgedikler köyü, aynen söylüyorum, bana dediler ki: “Biz Ermenistan sinirindayiz, bundan sonra Türkiye yok. Ermenistan sinirinda biz vatani bekliyoruz, bayragi bekliyoruz. Buraya ne veteriner geliyor ne asi geliyor ne devlet geliyor ne de Hükûmet kardesim.” Böyle bir zulüm olabilir mi? Söylüyorum, Basgedikler köyü diyorum. Arkadaslar, böyle bir konuda benim tüylerim ürperdi. Sizden istirham ediyorum, Çevre Bakanini göreve davet ediyorum. Erdogan Bayraktar, Sayin Bakanim, siz duyarlisiniz, sizden rica ediyorum, bir heyet acilen gönderin. Korkunç, les gibi kokuyor her taraf. Saglik Bakani, sizden rica ediyorum, ekibinizi gönderin, insanlar hastalanmasin. Bakin, burada hocalarim var, Brusella hastaligi var ayni zamanda sap hastaliginin disinda. Brusella hastaligi, arkadaslar, insani öldürüyor, insani öldürüyor. Bir daha söylüyorum: Brusella hastaligi insani öldürüyor. İnsanlara Brusella hastaligi geçmemesi için acil olarak devleti ve Saglik Bakanligini, Çevre Bakanligini, Tarim Bakanligini göreve davet ediyorum. Heyetler gönderin, kalkin, kendiniz gidin kardesim, siz ne güne duruyorsunuz burada ya? Yan gelip yatmanin bir anlami yok ki. Sizden rica ediyorum, gelin. Bakin, adres veriyorum, köy adresi veriyorum: Kars’in Selim ilçesinin Karakale köyüne gidin, Akçakale köyüne gidin, Beyköy’üne gidin, Kars’in Akyaka ilçesinin Gedikler köyüne gidin, Ardahan’in, Göle’nin Durançam köyüne gidin, Çildir’in Asiksenlik köyüne gidin, Ardahan merkez Tasdegirmen köyüne gidin arkadaslar. Yani, öyle bir durum var ki… Ardahan’da, mesela, bir Hoçvan diye bölgemiz var, 21 pare köyü var, korkunç… Bütün hayvanlar les gibi kokuyor. Yani, nasil biliyor musunuz? Hayvan ölmüs, kalmis; sinek yiyor. Bir de, bir sey daha söyleyeyim: İnanin, samimi söylüyorum, o ölen hayvanin etini köpekler yemiyor. Bakin, diyorlar ki: “Ya, köpekler yese biz kurtulacagiz.” Hayvanin eti, yani, zehirli oldugu için, hayvan da anladigi için köpek de yemiyor, kurt da yemiyormus. Bunun için Sayin Baskanim, sizden istirham ediyorum, bakin, Göle’nin Durançam köyünde -bana listesi geldi, telefonlari da var- kimin, kaç hayvani ölmüs burada belli. Son dakikada sunu söyleyeyim: Göle’nin Köprülü köyünde bir arkadasimiz bankadan kredi almis, hayvan almis. Bu arkadas “İsmimi ver.” diyor, simdi ismini verecegim, çünkü dilekçe vermis, hâlen daha bir sey olmamis. Bu arkadasimiz Tuncel Özdag. Göle’nin Köprülü köyünde, beldedir. 14 tane hayvani ölmüs. Dün gittim, “6 hayvanim hastalikli, onlar da ölecek. Ben bankadan kredi aldim, hayvanlarim öldü. Şimdi, ben bu krediyi nasil ödeyecegim? Benim ocagim söndü.” diyor. Arkadaslar, simdi, bunun çaresi sudur: Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük devlettir. Derhâl bu zarar ziyan tespit edilsin, vatandaslarin zarar ziyani ödensin. Acil olarak bakanlar gitsin, bu zarar ziyanin ödenmesi için de bir heyet lütfen hemen Kars’a gitsin. (Mikrofon otomatik cihaz tarafindan kapatildi) ENSAR ÖGÜT (Devamla) – Hepinize saygilar sunuyorum, tesekkür ediyorum. (CHP siralarindan alkislar) BAŞKAN – Tesekkür ederim Sayin Ögüt. Haberi ekleme saati: 12.02-30 Mayis 2013 Haber/Foto:www.kuzeyanadolugazetesi.com