Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
GAZETECİLER GÜNÜNÜ KUTLADI..
Teknoloji ve dijitalleşmenin tüm hayatımızı sardığı bugünün iletişim dünyası, vatandaşımızın doğru ve tarafsız habere ulaşmasının önemini daha da artırmıştır.
Vatandaşlarımız; dürüst, güvenilir, hakkaniyetli, kamu çıkarını gözeten ve görevini tüm bu değerler üzerine inşa eden basın-yayın kuruluşlarının güvenilir kaynakları sayesinde doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmaktadır.
Demokrasi kültürünün yerleştirilmesi ve vatandaşın isteklerinin ilgili mercilere aktarılması gibi temel işlevleriyle devlet ve millet arasında bir köprü olan basın-yayın kuruluşları; kamu hizmetlerimizin doğru ve sağlıklı şekilde halka duyurulması için de çaba ve gayret içindedir.
Ardahan’ımızın gelişmesi, kalkınması, tanıtımı için göstermiş olduğunuz gayret ve desteklerinizden dolayı ilimiz adına teşekkür ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, basın meslek ilkelerinden taviz vermeksizin halkı doğru bilgilendirmek için gece gündüz demeden çalışan gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik eder; çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Hüseyin ÖNER Ardahan Valisi


.jpg)

.jpg)
BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE…
Son olarak CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel’in “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında bazı iddalar ve açıklamalarda bulunacağım ama başıma bir şey gelirse, açıklayacaklarımı üç arkadaşıma daha verdim” diyerek bir gün öncesinde yaptığı çıkış, ülke siyaset arenasında bomba etkisi yarattı.
Ve gözler Özgür Özel’e döndü..
Sabaha çıkıp, çıkmayacağı merakla bekleniyordu.
Bizi uykusuz bırakan Özel sabaha sağ salim çıkıp, daha önce Genel Başkanı tarafından da dillendirilen yeni bir trol ordusu varlığının detaylarını ve bu ülkede bir çok hukuk dışı olayın olduğunu iddia ettiği açıklamasını, çok şükür yaptı.
Bende şu an bu yazıyı okuyan senin gibi heyecanla sabahı beklerken bir taraftanda bu ülkenin ne hale geldiğini daha çok düşünüyor ,görüyor, anlıyordum.
Eski ülkü ocakları Başkanının, başkentin ortasında, bıçaklanan Yenilik Partisi Genel Başkanı Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın bıçaklanması gibi “sadece uyaracaktık, ama pardon yanlışlıkla öldürdük..” denilerek kafasından vurulup, öldürülmesinin ardından cevap bekleyen kamuoyunun sorduğu sorulara üstü kapalı, tehdit vari açıklamalarda bulunan iktidar ortağı Devlet Bahçeli’nin ve ekibinin kendileri gibi eski MHP’lileri yani Zafer Partisi Genel Başkanını, İYİ Partilileri aba altından sopa göstererek tehdit edişleri de ayrı skandallardır, Özgür Özel’in ve toplum fertleri bizlerin ‘Başıma bir şey gelirse’ diye korkması..
Ama aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine ve partisine söz söyleyenler adına müze açılacağı belirtilen semtte, Kasımpaşalı edasıyla çıkışlarını da bildiğimiz bu ülkede, mafya lideri diye bilinenlerin söylemlerinden aşağı kalmayan bu siyasi söylemler, siyasetin nasıl teslim alınmak istendiğini de ortaya koymaktadır.
Çok eski mafya lideri Peker de “Önemli şeyler söyleyeceğim ama başıma bir şey gelirse.” diyerek ülke siyasetinin içinde bulunduğu çıkmazlara işaret etmişti.
İşte bu ülkede yaşananlara baktığımızda ben dahil hiç kimsenin garantide olmadığı, “başıma bir şey gelirse” dediği bir dönem yaşıyoruz vay halimize diyerek..
arşiv haber/yorumlar 30.12.2015 tarihli haber/yorum/reklamlar





Twittirda PaylasDün yazimi ve haberlerimi bitirip, arabami almak için gittigim otoparkin görevlisinin bir taraftan önünde ki ganyan fisini doldurup, diger taraftan bana dönüp, televizyonda ki haberi gösterip, ‘Ya çok üzüldüm, hele bak Mustafa Koç ölmüs’ diyordu.. Ölümün ne zaman gelecegini bilmeden sanki ölmeyecegiz gibi içinde boguldugumuz günün telasi ve de kosusturma da takipte zorlandigim televizyona bakarken 2002 yilinda Ardahan’a gelip, bize umut asilayan Koç Holding’in önemli bir ferdinin hayata göz yumdugunu ögreniyordum.. Her insan gibi benim de üzülüp, yasanan olayin içerigi üzerine bira sohbet ettikten sonra arabami alip, otoparktan ayrilirken bu ülke de vede vefasiz dünya da ölen, öldürülen onca insanin sanki birer koyunlarmis gibi neden hiç haber olmuyorlar da illah ki Koç’lar manset olur diyordum.. **9 Yildir Yerde.. Gün geçtikçe daha da ciddilesen ve öldürülen insanlarin günlerce yerde kaldirilmadigi ülkem de faali meçhul cinayetin kalmadigini ileri sürülür.. Halbuki; 9 yildir yerde kalan ve kimlerin ölüm emri verdigi hala belli olamayan bir çok gazeteci cinayeti de aydinlanmis degil.. Gerçi yasasaydi kesin hapiste olurdu ama keske yasasaydi, yerde olmasaydi.. **Yillar tez geçiyor.. Basta kendi çevrelerinin olmak üzere çesitli kesimler de destek alip, bir yere gelenlerin bekleneni verememesi ardindan bas asagi çakildiklairina bir kez daha sahit olduk.. Bunun son örnegi CHP’nin son kurultayunda görüldü. Gerçi 27 yillik gazetecilik hayatimda nice bu tür basasagi düsüsleri gördüm deyip, tek tek yazarsam sayfalarmiz yetmez ya neyse.. Evet CHP’nin son kurultayinda bir dönemin kapanisina sahit olurken en son meslektasim Dogan Şentürk’ün babasinin vefati ardindan düzenlenen cenaze töreninde gördügüm Gürsel Tekin’in yasadigi soku örnek alip, not etmesi gerekenler Irak’yan gelip, tavana çikanlarda not etmeli.. Çünkü yillar tez geçiyor.. **Tetigi çekmeyin, tetikleyin.. Tetiklere uzanan ellerin yaktigi can sayisinin her gün ülkeyi gerdigi bir sirada üstlendigim sorumlulugu en iyi sekilde yerine getirmeye çalistigim Ardahan Dernekler Federasyonu Baskanligim sirasinda isimin hiçte kolay olmadigini bir kez daha anladim.. Çünkü bir taraftan eller tetikten çekilmeli diye asil isim olan gazetecilik meslegim kanaliyla ülkede yasananlarla, diger yandan benim baskan olmamla birlikte beni daha da tetikleyeceklerine ne yapacaklarini sasirip, geri mevziye çekilip, siperde kendilerini saklayanlarla mücadele etmek zorunda oldugumu anliyorum.. **Elestirileri kine çevirenler olsa da.. Geçen gün attigim bir twit bin takipçimden bir çogu ‘bu twit kime?’ diye sorarlarken, twitimi kendilerince yorumlamayi da unutmadilar.. Dinimizin yasakladigi kini nefret düzeyine tasiyanlara yönelik attigim o twitte birde soru sormus ve ilahiyatçiyim diyenlerin cevap vermesini istemistim.. Ancak bir baktim ki twit yolu ile sordugum soruma muhatap olanin takipçilerim hemen çözmüs yine de benim kin beslemeyip, isimi yapmama devam etmemi tavsiye ettiklerini gördüm.. Evet, ARDA/FED Baskanligimi da gazeteciligimle karistiranlar da diyor ki; Artik sen baskansin, gazeteciligini az arka plana al diye.. Ama bilmezler ki elestirilerimi kine çevirenlere karsin takipçilerimin dedigi gibi ben asil isimi, gazeteciligimi yapmaya devam edecegim.. **Nafiledir, Baris Kazanacak! Okudugumda benim de hiç düsünmeden altina imza attigim Akademisyenler’in yayimladigi bildirinin ardindan tartismalar ve çatismalar da devam ediyor. Baskan olmak isteyen ve bu konuda bir hayli iddiali olan Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan’in ‘İhbar’ niteliginde ki çagrisi üzerine açilan re-sen sorusturma ardindan gerçek gazeteciler ve diger bir çok siyasetçi, stk’da bu anlamli bildiriye destek çikti.. Ancak birileri de Erdogan’in sert çikisi ardindan büyük ihtimalle Erdogan’a yalakalik olsun diye her zaman ki gibi baris isteyenlere hain diye yüklenmeye basladi. Ama nafiledir baris kazanacak.. **Bombalar infilak ettikçe.. Oturup, konusacakken, buz dolaplarina kaldirilanlar çikarilip, yürekler bastirilarak isitilarak yeniden tartismaya açmak varken bu inat niye?.. Art arda patlayan bomba ve kursunlar ile insanlarin ölmesine neden olanlarin kanla banyo yapmak isteyenleri cesaretlendirirken, kendileri dahil o kana susamis ama asi ignesinden bile korktuklarini bildiklerimizi niye konustururlar?.. Gençlerin kafasina sikarak bu isleri çözeceklerini sananlarin söyle dönüp, ANAP’in, DYP’nin bitik durumda olan MHP’nin siyaset anlayislarinin ne oldugunu ve o siyaseti uygulayanlarin nerede olduguna bakmasi yetmez mi? Bilemiyorum ama inat edildikçe art arda infilak eden bombalar ülkeyi sarsmaya, zaten pamuk ipligine bagli kardeslik ilmiklerini tek koparmaya devam ettigi artik görülmeli, bilinmeli.. 7 Haziran ile 1 Kasim arasi ve sonrasina baktigimizda ‘Huzur, Güven Gelecek’ denen ülkemde kaç can gitti, akan kan derya olup, insanligi, kardesligi bogmaya devam ediyor.. Acimasiz bir inadin kurbani edilen ülkemin Güneyinden devam eden, artçilarinin batida ekonomik olarak da hissedildigini görmek ve artik ‘YETER’ demek gerekmez mi?.. **Tanidik Bomba!. Dün bir zaman gazetecilik yaptigim Cagaloglun’nun yani basinda ki İstanbul Sultanahmet’te patlayan bomba, çogu Alman olmak üzere bir çok insanin ölümüne neden oldu.. 53 Güne İstanbul’u fethedenlerin torunlarinin 43 gündür kusattiklari Sur’un bir mahallesini döverlerken ülkenin en büyük kentinin kalbinde patlayan bomba, bir anda gündemi degisse de aradan geçen 2-3 saat sonra hayatin normale dönüp, bir sey olmamis gibi devam ettigini görüyordum.. Alistigimizdan dolayi mi acaba?!. Bunun nedenini düsünmek için yazimi yarim birakip, kaçincisi oldugunu unuttugum sigarami yakip, bilgisayardan uzaklasip, pencereden asagiya bakmaya basladim.. Bombanin patlamasiyla çelik yeleklerini giyip, köse baslarini tutan iki polisin birini durdurup, bir seyler sordugunu ama kimlik istemedikleri gibi adamin rahatça hareket etmesini izlerlerken, yabanci oldugunu düsündügüm adaminda bir seyler anlatmaya çalistigini rahatça yaptigi el kol hareketleri ile anliyordum.. Sesleri duymadigim için ne konustuklarini merak ederken parmaklarimin arasinda ki sigaranin külünün düsmek üzere oldugunu görüp, bilgisayarin basina yeniden döndüm.. Ve son haberlere baktigimda, Cumhurbaskaninin bombacinin kimligi konusunda görüs belirttigini duyuyordum.. Hem de daha cesetler yerdeyken.. **Birlikte olmasak.. Ülkede yasanan onca sorununun yani sira Ardahan kamuoyunun yakinda takip ettigi Ardahan stk’larin var olan bunca sorunlarin çözümü için neler yapabilecegi konusunda verilen mücadeleye karsin köklesmis diasporanin direncini kirmanin tek yolu bu yönde samimi, ciddi olanlarin bir araya gelip, dik durmasi ve kendi kendilerine ölüp, yok olmalarini bekledigi diaspora karsi mücadele vermesidir.. Evet, ülke de kan oluk oluk akarken bu yönde bir açiklama bile yapmayanlarin o kaz senin bu kaz benim diye kosturdugu su günlerde ciddi bir Ardahan Lobiciligi için ortaya konulan çabalari es geçmemek gerekir diye düsünüyorum.. Çünkü bu ülke de yasanan olumsuzluklara karsi dik duracak olaninin yan yana gelmek ve bilikte direnmek oldugunu sanki anlamiyor gibiyiz.. Birilerinin demokrat geçinip, her biri bir kösede kendince mücadele vermesinin köklerini toplumun girtlagina kadar salmis olan diasporaya karsi etkisiz kalacagini anlamasi gerekenlerin el ele, omuz omuza verip, mücadele vermemesi halinde ya sisteme uyacak yada diasporanin zaferi ile kayip olmazlarsa da attiklari bir adimi 10 adim geri adim yeniden baslamak zorunda kalacaklar.. **Çalismayan Gazeteciler.. Güneydogu’da yasanan iç çatismalari (hükumet kizar) diye, evlerinin önünde ki çöpü (belediye baskani kizar) diye yazmayan gazeteciler sizce çalisiyorlar mi? Bilmem ama çalisip, görünüp, kaz gecelerinin haberleriyle sayfa dolduran, resmi agizlarda çikan iki kelimeyi uzun uzun sütun edip, 8 puntolar ile manset yapanlar belki çalisan gazetecilerdir.. Yada sadece devletin yada belediyenin muhalif gördügü ve ‘gazeteci degil, teröristtir’ diye ilan edip, onlara inat kendilerine yalakalik yapanlardir çalisan gazeteciler.. Kim bilir havuz medyasinda çimdikten sonra iki top sakal birakip, sadece güçlü olani yazanlarda çalisan gazeteci olabilir.. Yok yok yillardir dernekçilik adi altinda sanal ortamlarda poz verip, kendi bölgesi gazetecilerinden ziyade, ‘Ardahan nerededir?’ diye sorsan bilmeyeceklerin ve en önemli Ardahan’in yani sira ülkede ki toplumsal, sosyal olaylara kulak, göz ve agiz kapatanlarin gazetecileridir, ‘Çalisan Gazeteciler’ Neyse yarin 10 Ocak.. Zaten bizim gazete çikarmadigimiz ama yine de çalismaya devam ettigimiz bir gün.. 10 Ocak çalisan gazeteciler ile çalismayanlarin karistirildigi bir gün.. Yani karma/çoban bir gün.. **Arap yarim adasi.. Ortadogu’da yasanan ve devam eden yanginin kivilcimlarinin tüm hiziyla devam ettigi su günlerde ülkemizde oldugu gibi Arap Adasina da siçradigini görmekteyiz. Arap kral ve sehglerinin yillardir yer altinda elde ettikleri paralari götürüp, Amerika ve Avrupa bankalarina yatirdigi ve ülkelerinde ki demokrasinin önünü kesmelerinin sancilarinin getirdigi patlamalarin hizla yayildigini gördügümüz su günlerde ekonomisi bitmek üzere oldugu ileri sürülen Arabistan’in krallik yönetimi ömrünü sürdürmek için ülkeyi savasa sokma hesaplarini da his ettigimiz su günlerde sikisan her yönetimin de ayni taktigi izledigini de görmüyor degiliz.. Bunun diger bir örnegi de ülkemizde ki siyasi arenada da görürken, ünlü, ünsüz derneklerimizin kaz geceleri arasinda devam eden Güneydogu’dak çatismalarin da iyiden iyiye arttigini da görmekteyiz. Evet, her geçen gün büyüyen savas atesinin Ortadogu’dan sonra Arap adasina siçradigini gözlemledigimiz su günlerde Arabistan ile İran arasinda yasanan gerginligi de bu yönde degerlendirmek mümkün.. **İnancini kayip eden baskanlik.. Türkiye’nin yani sira ülkenin sinirlari ve dünyanin bir çok yerinde yasanan çatismalarin gölgesinde olusturulmaya çalisilan baskanlik sisteminin toplum nezdin de inancini kayip etmis bir durum yasadigini baskanliga heveslenenler acaba görüyorlar mi? Bilemiyorum.. Ama benim bir gazeteci ve iki güçlü bir stk baskani olarak gözlemlerim bu yönde.. Çünkü gezip, gördügüm kadariyla toplumun baskanlikla degil, baskanlik için edildigine inandigi çatismalara daha çok inanmaya baslamis gibi.. Buna neden ise çatismayi baslatanlarin istendiginde 24 saat içinde çatismalari durdurabildigini gören toplum yasananlarin da ülke yada bölge veya daha çok demokrasi degil, baskanlik için oldugunu anlamis gibi.. Bu nedenle; İnancini kayip eden baskanlik konusunda bir an önce vazgeçilmesi ve zaten çevresi ates çemberi olan ülkenin içini rahatlatmak en iyisi.. Evet burada bir kz daha taraflara yüksek ses ile bagiriyorum.. Birakin Allah askina insanlarin ölümüne, huzurlarinin kaçmasina neden olan su baskanlik konusunu da bir süreligine buzdolabina kaldiralim derim.. **Ardahan Heyeti.. İstanbul’da baslattigimiz çalismalarin kisa sürede her alanda etkisini gösterdigini gözlemledigimiz bir sirada Ankara’dan gelen bir haber ile daha da mutlu olduk.. Çünkü 1992 yilinda Kars’tan ayrildiktan sonra hala KAI’ler denen virüsten kurtulamayan Ardahan adina bir heyette Ankara’ya çikarma yapmisti.. Bizlerin İstanbul’da olusturmaya çalistigi birlikteligi 25 yil sonra da olsa gerçeklestiren Ankara heyetinin birlikte ziyaret ettigi Gümrük Bakanindan defalarca gündeme getirdigimiz, ‘İç Gümrükleme’ sözü almalari o heyet kadar bizleri de mutlu etmis ve sevindirmistir.. Çünkü her ne kadar bir birimizi yesek, paçalarimizdan tutup, yikmaya çalissakta olusturulacak küçük bir hava ile Ardahan rüzgarini basta İstanbul’un genelinde olmak üzere tüm ülkeye yayacagimizi göstergesidir, bizim Esenyurt’tan sonra Beykoz’a, Ardahan heyetinin Ankara’ya yaptigi çikarma.. Ve en önemlisi birileri kin tutup, kendi basina hareket etmenin fayda getirmedigini geçte olsa anladigini ortaya koyan İstanbul ve Ankara çikislarinin devami ve bu güzel olusumun sonuç vermesi için tüm Ardahanlinin el ele vermesi gerektigini de göstermistir, İstanbul ve Ankara heyetlerinin önce Ardahan demekle.. **Dokunursaniz, yangin büyür.. Tansu Çiller’li dönemlerin yeniden yasatilmaya baslandigini gözlemledigimiz su günlerde Güneydogu’da yasananlari ‘simdilik’ izlemeye devam eden kamuoyu diger bir taraftan kirli havuzda yikanip, çikarilan medya ve basinca olusturulmaya çalisilan ortami da yakin takibe almis durumda.. AKP’nin yarattigi korku imparatorlugunun sonuçlanmasi için ugras verdigi baskanlik sistemi için her seyi göze aldigini da gözlemlenen su günlerde, 10 Milyon oy alan HDP’nin kapatilmasi, HDP Milletvekillerinin dokunulmazliklarinin kaldirilmasina çalisilmakta. Toplumu iyiden iyiye geren, ikiye bölen bu çabalarinin bir hayli yogunlastigi su günlerde Güney’de baslayan ve her geçen gün etrafini yakarak genisleyen yangina benzinle gitmekten öte bir sey olmadigini Kürtlerden çok Türkler anlamali ve bu karanlik oyuna tepkilerini koymalidirlar.. Çünkü PKK’nin 7 Haziran, 1 Kasim seçimleri öncesi ve sonrasi yaptigi yanlisa baska bir yanlisla cevap veren AKP’nin önünde en büyük engel olarak gördügü HDP’nin kapatilmasi, benimde oy verdigim vekillerine dokunulmasi ülkede ki yangini büyütmekten baska seye yaramaz.. **Siz Posof ve Göleliler Ayri Cumhuriyet misiniz? Benim Ardahan’dan kalkip, İstanbul’da ki Ardahan Dernekler Federasyonuna baskan olmam üzerine baslayan diger bir tartisma da bu federasyonun yani ARDA/FED’in olumlu çikislarinin soku oldugunu görmekteyim.. Sanki burasi benim babamin olmus gibi sok olanlarin benim ve yönetimimin Ardahan adina yaptigimiz çalismalari gölgelemek ve bosa çikarmak için adeta yaris içinde olduklarini da üzülerek degil, gülerek izlemekteyim.. Özellikle benim ARDA/FED’in basina gelir gelmez bu federasyonun için de olmayan ve olmamakta ayak direten ve en önemlisi ‘Benim olsun, küçük olsun’ diyerek Ardahan birlikteligi önünde engel olduklarini düsünmeye basladigim, Posof ve Göle Dernek baskanlari ile yaptigim görüsmede kendilerini Hoçvanlilar gibi ARDA/FED’e davet ettigimi tüm Ardahan kamuoyunun bilmesini istiyorum. Ancak, her ne hikmetse biri daire baskani, diger is adami olan bu iki hemsehrimiz benim, ‘Gelin siz de ARDA/FED’e katilin’ teklifime ragmen kendi kendileri oynamaya devam ettiklerini hatta sanki Ardahan’in ilçesi degillermis gibi hareket ederek, biri Posoflularin yogun yasadigi Güngören’den disari çikamadigini, digerininde Esenyurt’un disinda Göleli yokmus gibi hareket ettiklerine sahit olmaktayiz.. Evet, ayrisimin yogun sekilde tartisildigi su günler de kendilerini Ardahan’dan ayri cumhuriyet gören bu iki baskani Ardahan kamuoyuna sikayet ederken, Hoçvanlilari da unutmayalim.. Çünkü Posof, Göle e Hoçvan’in da Ardahan’in sinirlari içinde oldugunu ve olusturulmak istenen birliktelige katki sunmasi gerektigini bir kez daha belirtirken, benin de onlar gibi ‘Küçük olsun, benim olsun’ demedigimi ve kimlerin ayrimciligi oynadigini tüm Ardahanlilar iyi bilmelidirler.. Bilmelidir ki; Yoksa bu büyük kentte hep birlikte kayip, olup, gideriz.. **Baris Mesajlari İyi Okunmali.. İç çatismalarin yogunlastigi Güneydaogu’da gelen aci haberler esiliginde girilen 2016 yilinin umut dolu bir yil olmasi için atlan yeni yil mesajlarina baktigimizda hemen hepsinin baristan bahseden kelimeler ile süslendigini görmekteyiz. Savasin olmadigi bir ülke de neden baristan bahsedildigini de insana sorduran bu mesajlari atanlarin hepsinin her ne kadar saklanmak istense de, yazilmaktan, yayinlanmaktan korkulsa da ülkede ciddi bir savasin oldugunu da biliyor ve izliyor oldugunu da anlamiyor degiliz.. Çünkü herkesin Güneydogu’da yasananlarin savas degil, çatisma oldugu yalanina artik inanmadigini ve gün geçtikçe daha da büyüyen bu çatismalarin bölgede savas manzaralari yaratmaya basladigini da anlayip, bildigini de anlatan baris mesaji dolu dilekli yeni yil mesajlarinin anlattigi diger bir önemli seyde; Ülke de yasananlara duyarsiz olduklari ileri sürülen toplumun büyük kesimin hala baristan yana tavir koydugu ve savas yönlü politikalari, dili onaylamadigidir.. Evet son olarak yilin ilk gününden itibaren ellerinde beyaz bayraklarla yasadiklari evleri terk edenleri çatismadan ziyade savastan kaçtigini bir kez daha gördügümüz Güneydogu’da islerin gün geçtikçe daha da kötülestigini de anlatan yeni yilin baris dilegi dolu mesajlarini sadece bizler degil yasananlara çatisma, süpürme adini koyup, ülkeyi iç savasa götürenler de iyi görmeli, dikkatle okumali diye düsünüyorum.. **Ölümler üzerinde Anayasa.. Dün, savas politikasinin gizli ve devrimci ortagi CHP ile yeni Anayasa için bir kez daha görüsen AKP’nin üst düzey kurmaylari bir türlü diz çökertemedikleri HDP’nin politikasini begenmedikleri için HDP ile görüsmeyeceklerini bir kez daha teyit ettiler.. Benim, ‘kenara çekil’ diyerek kizdigi HDP’nin ise yine kenarda durmayip, ‘Biz olmadan olmaz’ diyerek yeni Anayasa için yapilan tartismalara baliklama dalarken Güney’de yine ölüm haberleri ve virane olan kentlerin haberleri ile görüntüleri geliyordu.. Adeta savasarak yeni Anayasa için yeniden adim atan siyasilerin Güney’de art arda gelen kara haberleri umursamadan ülke de hiç bir sorun yokmus gibi samimiyetsiz gülüsler ile bulusurlarken, asil hesabin da ölümleri umursamadan baskanlik sistemine yönelik kamuoyu olusturmak oldugunu adeta saklamaya çalisiyordurlar.. AKP’nin baskanlik, HDP’nin Öz yönetim dedigi ama ikisinin de ayni anlami tasidigindan Bİ haber toplum ise gelen ölüm haberlerinden çok İstanbul’a yagan kar’a ‘vag, vag’ ediyordu.. Yani, ölümsüz olabilecek olan her iki idare seklinin bir masa etrafina toplanip, konusulacagini düsünmeyen siyasilerin bir taraftan tank, toplarla sehirlerin dövülmesini emir ederken diger taraftan konunun asil muhatabi olan ve her gün yeni ölümlere duyasiz halki yine es geçip, halk adina Anayasa hazirliyordular.. **Perinçek Politikasi İflastir. Sik sik Ajan oldugu yönünde suçlamalarla karsi karsiya kalan Dogu Perinçek’in Ergenekon Davasindan sonra yeniden gündeme gelip, Türk siyasetinin önemli aktörlerinden olmaya basladigi su günlerde Aydinlik Gazetesinin mansetlerine baktiginizda AKP’nin yillardir %1’ geçip, iktidar olmayan Perinçek’in politikasini hayata geçirmeye çalistigini görmek mümkün.. Çünkü bir zamanlar Abdullah Öcalan ile halay çeken ama bugün gazetesine attigi mansetler ile İçisleri Bakanindan, Genelkurmay Baskanindan daha öte bir görev üstlenen Dogu Perinçek ne yazi yorsa AKP iktidari da onu uygulamaya çalisiyor. Bugün Güneydogu’da yasanan manzaralarin İsrail-Filistin görüntülerinden öteye geçmesinden büyük katkisi oldugunu gözlemledigimiz Perinçek’in yönetiminde ki Aydinlik gazetesini okuyup, yazilanlari hayata geçirmeye çalistigi gözlenen AKP’nin ülkeyi nereye dogru götürdügü de ölen çocuklar, öldürülen siviller, vurulan güvenlikçilerin sayisinin her geçen gün artmasindan daha iyi anlasiliyor. PKK’nin de savasi dagdan indirip, kent merkezlerine yayma istegine de ‘simdilik’ iç çatisma ve bölünme istemeyen halkin engeline takilmis durumda olsa da böyle giderse bunun da önüne geçilemeyecek gibi.. Kisacasi bir dönem APO ile halay çeken Vatan Parti’sinin Genel Baskani Perinçek’in düsüncelerini ve Aydinlik Gazetesinin yazdiklarini hayata geçirmeye çalisan AKP’nin Güneye aktardigi asker, tank, top ile çözmeye çalistigi Kürt Sorunu gün geçtikçe daha ciddi bir sorun olarak karsimiza çikiyor gibi.. Çünkü su an bulundugum İstanbul’un merkezi Şisli’nin yollarini bile kapatip, hendek kazimaya baslayan PKK’nin da Periçek’in dediklerini yapan AKP kadar ciddi oldugunu görüyoruz.. **Posoflular ne oldu o is? Gün geçtikçe bosalan ve her köyde ortalama 9-10 tane ev ve yaslinin kaldigi Posof’a gelmeleri beklenen Ahiskalilar Erzincan’a yerlesmisler.. Yeri geldiginde biz Ahiskaliyiz, yani komsumuz Gürcistan’in sinir ötesinde ki topraklar da bizim diyen Posoflu hemsehrilerimiz akraba dedikleri e yurtlarina geri dönmeleri için büyük mücadele erdikleri soydaslariandan bir kez daha kazik yediler.. Çünkü, vatanlarina dönmeleri için büyük mücadele verenlerin basinda gelenler Posoflulardi.. Ve akrana dedikleri Ahiskalilarin verdigi mücadeleyi kazanip, soydaslarini, akrabalarini gün geçtikçe bosalan ve de yasli bir nüfus kaldigi için çocuk dogumlarinin bile yok dereceye indigi Posaf’u degil, Erzican’i seçmistiler.. Ardahan Federasyonuna gelmeyip, Ardahan ayri bir memleketlermis gibi davaranan Posoflular bu kez kendileri ayri kalmis, ‘Gelip, Posof’a yerlesecekler, Igdirlilarin yerlesmeye basladigi Posof’u Ahiskalilarla birlikte doldurcaktilar.. Yani cumhuriyet kurulup, sinirla çizilirken o dönemim SSCB’yi terci edip, Türkiyes inirlarina gelmeyen Ahiskalilar bir kez daha Posof’u istememis ve Posof’a degil Erzincan’a gitmistiler.. Şimdi burada soruyorum, Ahiskali denilince soydas deyip sahip çikilan Ahiskalilar acaba niye Posof’a gelmedide Erzincan’i seçtiler? Evet lütfen cevap.. **Baris masasina dönülmeyecek mi? Aylardir süren iç çatismalarin nasil olup sona erecegi ve bu olaylari nereye varacagi konusunda bir sorunun bile sorulamadigi bir sürecin yasandigi ülke de baristan bahsetmenin bile hainlik olarak ilan edildigini görmekteyiz.. Özellikle sanal ortamda paylasilan görüntüler ve bu görüntülerin altina yapilan yorumlara baktikça bu ülkede baris masasina dönüsünde gün geçtikçe zor bir hal aldigini da sahit olmakta e bunu bile dile getirmekten çekinildigini de görmekteyiz.. Çocuklarin öldürüldügü, kadinlarin cesetlerinin sokak ortasindan alinamadigi bir süreci yasayan ülkemin kan aglayan güneyinde gelen çatisma haberleri sonucu hayatini kayip edenlerin hepsinin bu ülkenin çocuklari, insanlari oldugu da unutulmus.. ‘Baris masasina dönülmeyecek mi?’ sorusunu sormaktan çekinen gazete ve medyanin benzinle atese dogru gitmesi de yasananlarin diger aci bir yönü.. Çogu havuzda beslenen medya ve basinin bu ülkenin nereye dogru gittigini sormaktansa yasananlari atesleyen, adeta ‘biraz daha’ diyen mansetler atmasi, bu ülkenin gün geçtikçe daha da içinde çikilamaz bir yöne dogru kaydigindan da bir haber gibi davranmasi toplumu derinden sarsiyor.. Bu sarsintinin da gün geçtikçe büyük bir depreme neden olacagindan korkmuyor, yada o depremi tetiklemek için aldigi emri yerine getiriyor.. Hollanda’nin güney de yasananlari dünya gündemine tasidigi bir sürece gelindigi su günlerde hala baris diyenleri de görmek gerekir.. **Direnmek gerekir.. Güneydogu’da devam eden çatismalarin gün geçtikçe yogunlastigi su günlerde bende kendimi yeni bir mücadelenin içinde buldum.. Öyle ki; bir taraftan Güney’den gelen kara haberlerle bozulan moralle mücadele ederken, diger taraftan yerde sürülen dernekçiligi ayaga kaldirma çabasi ile isimizin bir hayli zor oldugu her geçen gün biraz daha netlesiyor.. Güney’de yasanan iç çatismalarin tüm toplumu oldugu gibi beni de bir hayli gerdigi su günlerde ayaga kaldirma mücadelesi verdigim Ardahan Dernekçiligini, Ardahan Federasyonu çatisi altinda nasil olur güçlü bir lobi haline getiririm çabamin önüne konula engelleri asmaya çalisirken ülkem gibi benimde güç ve zaman kayip ettigimin farkindayim.. Ancak savasa karsi olan bir insan olarak ülkemin güneyinde art arda gelen kara haberler gibi Güney’de yasananlari seyretmekten ve homurdanmaktan öteye gitmeyen batinin baskenti İstanbul metropolünde verilen mücadeleyi de birakmak istemiyorum.. Çünkü; Benimle birlikte bu tasin altina basini koyan ARDA/FED yöneticilerimin oldugunu görüyor ve onlarla birlikte direnmek gerektigini de iyi biliyorum.. Aksine her geçen gün harabeye dönen ülkemin güneyi gibi yerlerde sürünen Ardahan Dernekçiliginin de teslim olacagini da biliyor degilim.. Bu nedenle buradan bir kez daha seslenerek diyorum ki; Daha güzel bir ülke için direnmek gerek.. **Meclis’e gelene kadar.. Aylardir gazete ve ekranlarda iç savas görüntülü haberlerle Güneydogu’da ki ciddi gelismeleri uzaktan izleyen Türkiye yaklasan baskanlik sistemine dogru yönelmis gibi.. En son dün CHP Genel Baskani Kemal Kiliçdaroglu’unun ‘Meclise getirin, tartisalim’ dedigi baskanlik sistemini alistira alistira geldigini görürken halkin basta güney de yasanan çatismalar olmak üzere bir çok konuyla oldugu gibi bu konuyla da çok ilgilenmedigini de görmekteyiz.. Baskanligin ne oldugunu, istenen baskanligin ne oldugunu bile merak etmeyen halkin asil görmedigi diger konu ise birilerinin baskanlik kamuoyunun olusmasi için savas’i dayatip, halki sindirmek, bölünüyoruz diyerek korkutmak ve 1 Kasim seçimleri öncesi yasatilan tablo ile baskanligi da rahatça kabul ettirerek saraylarda ki yerlerini saglamlastirmak amacidir.. Evet dün Kiliçdaroglu’nun da önünü açtigi, HDP’nin adina öz yönetim dedigi, büyük kurultay derdine düsen MHP’nin de eskisi gibi tepkili olmadigi baskanlik sistemi hedi hedi geliyor.. Çünkü geçtigimiz gün burun karistiran muhtarla ile toplanti yapan baskan emri vermis, ‘Meclisin bu konuyu artik tartismasi gerekir’ diyerek baskanlik için son çikisin meclis oldugunu göstermisti.. Peki meclise gelmeye baslayan baskanlik için olusturulmak istenen ortamda insanlar niye ölüyor? 0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com

Twittirda Paylasrdahan’in valileri arasinda bulunan Mustafa Tekmen’in Posof’u ilk ziyaretinde yaptigi açiklamayi hatirlatan Davos’ta ki görüsmelere katilan basbakanin bembeyaz daglara bakan pencerenin yaninda açiklama yaparken, ‘Zamanin Valisi Tekmen’in dedigi gibi Ardahan Davos Olamaz mi?’ diye bir kez daha kendi kendime sordum.. Basta Ardahan Belediyesi olman üzere valilik, Üniversite, Basin ve ünlü, ünsüz derneklerimizin sikça gündemde tutmaya çalismasi gereken bu önemli konuyu Ankara’ya anlatmak gerekir.. Evet, havaalani isteyen ancak ilgisizlikten bu derdine derman bulamayan Ardhan Davos olabilir mi? Bilmem ama basbakanin CHP Genel Baskanini da daet ettigi Davos’u ikiye katlayacak olan Ardahan’in kis turizimi konusunda genis çapli bir çalisma yapmasi ve bu yönde salonlar, oteller, alanlar yapmali ve bu yönde hazirlanmalidir.’ diyorum.. **En kolayi kaçmak mi? Ardahan Derlenip, toparlanmasi için iyi bir firsatin ele geçirildigi bir süreçte bir çok dernegin yönetimininde ard arda degistigini görüyoruz. Basta Ardahan Dernekleri olmak üzere, Göle, Hanak, Çildir, Damal ve Posof İlçe ve köy derneklerinin art arda kongrelerini yaptiklarini ve yeni yöneticilere isi teslim ettikleri görülen su günlerde yerleri sarsilan bazilarininda bu yenilige karsi direnmeye, esen yenilik rüzgarina karsi çiktiklarini gözlemlemekteyiz.. Yillardir Ardahan toplumuna bir sey vermemekle elestirilen ve bazi kisilere hizmet etmekten öteye geçmeyen bu tür derneklerinin bir an önce derlenip, toparlanmasi gerektigi su günlerde ortaya konulan nafile direnislerinde esen rüzgarla birlikte yok olup gidecegi bilinmelidir. Ne is yaptiklari tüm Ardahan toplumu tarafindan bilinen bunlarin bos defterlere imza attirarak bos sayfaya ne yazacaklarini da merak ederken, bu islerin kaçmakla degil, direnmekle e daha iyisini yapmakla olacagini bilmelisiniz deriz.. **Kulaga su kaçirmak.. Ciddi bir stk yönetiminde beklenenin toplumsal olaylara duyarli, gerektiginde ülke gündemine damga vuracak çalismalarin altina imza atacak adimlardan kaçmayacak, çevresini unutmadan var olan sorunlari cesurca dillendiren bir anlayis degil mi? Ve en önemlisi kurulus amacini unutmadan yapacagi çalismalari ferdilestirmeden toplumsal yarari ön plana alarak çalismasi halinde gerek kendisi, gerek iste çevresinde ki stk’lari da hareketlendirecek, gerektiginde el birligi yapacak çalismalara imza atacak stk anlayisi olabiliyormus demek.. Çünkü ARDA/FED’in bu yönde ki çalismalari sanki birilerinin kulagina su kaçirmis gibi.. İnanmiyorsaniz su geçen iki aya bakin ve ARDA/FED’in çalismalari ardindan dün hiç ortada olmayan ama bugün bir hayli hareketlenen yapilan çalismalari görün.. **Yönetim anlayisi.. Bir ülkenin nasil yönetilmesi gerektigi yönünde yapilan tartismalarin masada olmasi gerekirken saha da çatismalarla devam etmesi kime ne kazandiriyor? Ölümler, göz yaslari, hendek kaziyarak ve ablukalar ile bu ülkenin yönetiminin degismeyecegi aksine o ülkenin gün geçtikçe daha da içinde çikilamaz bir hal alacagini algilamayanlarin her gün, her saat, her dakika yere düsen canlari geri getirme gibi bir sanslar var mi? İnsan öldürerek, kentleri harabeye çevirerek, köyleri bosaltarak ülkenin yönetimi degistirmeye kalkanlarin her geçen gün yikilan kardeslik duvarinin altinda birlikte kalacaklarini da görememeleri bu ülkenin diger en büyük sansizligi degil mi? **Özür yeter mi? Bahar gelmeden durulmazsa daha da büyüyecegi ileri sürülen iç çatismalarin her gün yeni acilara kapi açtigi su günlerde sana ortam da paylasilan bir fotograf ve o fotografin altina yazilan üç satir karsisinda donup, kaldim gözlerimde akan yaslar ile.. İlk gördügümde dügümlenen bogazim, dolan gözlerim ve üzerinde ki siyah bant’a yazilmis olan ‘Baba ablamla abi mi almayacak miyiz?, Baba onlar neden sokakta yatiyor?, Baba sen neden agliyorsun?’ satirlari bu ülkede ve dünyada öldürülen çocuklar, kadinlar ve insanlar için yapilan söz de özürleri hatirladim.. Şimdi soruyorum taraflara insan öldürmenin affi için özür yeter mi? **Amaç Birlik Degil mi? Birilerinin yillardir ayni sazi çalip durdugu Ardahan Derneklerinin sözüm ona çalismalari gece yapmaktan öteye geçmezken bu dernekleri derleyip, toplayip dogru bir is yapma amaci tasiyacagini ileri sürüp, 2010 yilinda kurulan ve bugüne kadar 50’ye yakin Ardahan Dernegini çatisi altina toplayan Ardahan Dernekler Federasyonun atmak istedigi adimlari küçümsememek gerekir.. Çünkü ARDA/FED’in yapmak istedigini ortaya koymaya basladigi su günlerde yine birileri terhaneden gecelerle sanal ortami mesgul ettigine sahit olmaktayiz.. Amacin ARDA/FED’i gölgelemek oldugunu anladigimiz bir süreci yasayan bu tip sözüm ona dernek, ama bugüne kadar ne yaptiklari ortada olanlara karsin ARDA/FED’in 23 Şubat’i Ardahan’da kutlama, Yilin En İyi Dernegi Yarismasi, Dernekler Arasi Futbol Turnuvasi, Ardahanli İs Adamlarini Bulusturma Çabalari ve en önemlisi Ardahan’i KAI denen virüs ve tabela dernekler gölgesinde kurtarma çabalarina destek vermektense köstek olmak oldugunu izlemekteyiz.. Amacin birlik oldugunu anlatildigi bir dönemde kendilerinin yapamadiklarini kiskanip, yapanlarin önünde köstek olmaya çalisanlra burada bir kez sesleniyor e diyoruz ki; Şu an ARDA/FED’in basinda olan adamin yapmak istedigini zaten yillardir engellemek istediniz.. Ama basaramadiniz gelip basiniza geçti.. Şimdi katki sunmuyorsaniz da kenarda durun, az izleyin neler olacagini.. **Ardahan’da Minibüs Yok mu? Kendisi de Ardahan Şoförler ve Otomobilciler Odasi Yöneticisi olan Yüksel Özcan gazetemiz ariyor ve sitem ediyor.. Diyor ki; ‘Yazarsaniz siz yazarsiniz.. Bu memlekette minibüs yok mu ki Ardahan İl Spor Müdürlügü Kars’tan minibüs getirtip, yarisma ve diger etkinliklere ögrencileri Karsli minibüslerle götürüp getiriyor?’ diye.. Bizi sasirtan bu duruma baktigimiz da bize sikayette bulunan sahsin minibüsçülerin de içinde bulundugu araç sahiplerinin sorun ve sikintilarini korumak için kurulan bir kurulusun yöneticisi.. Bu yetmedi Ardahan’da onca gazete ve gazeteci varken sorunu, yazarsa bizim yazacagimizi belirtmesi.. Üçüncüsü ise bu konuyu bizden önce Ardahan Valisine götürüp, sikayetini hem bir minibüsçü, hem de Ardahan Şoförler ve Otomobilciler Odasi Yöneticisi olarak gerek sözlü, gerek ise resmi olarak basvurmamasi.. Evet, Ardahan’da yasanip, görülmeyen, duyulmak istenmeyen, yazilmaktan çekinilen, dillendirilmekten korkulan onca sorunun arasi da bu tür sorunlarda yok degil.. Basbakanin partisinin milletvekili olmayan illere milletvekili tayin ettigi bir ülkenin en kuzeyinde bulunan Serhat Ardahan’in iki milletvekilinin oldugunu ikisini de dis islerden içislere bakacak vaktinin olmadigini biliyoruz da bunlari bilmiyorduk.. **Muhalefet Türkü Söyleme Derdinde.. Toplanan onca imzaya karsin kurultaya gitmeyecegini ilan eden MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yani sira CHP’nin seçimlerde ortaya koyamadigi heyecanla kurultay hesaplari yapa dursun Güneydogu’da baslayip, ülkenin her yanina siçrayan ates gündeme tasinmak istenmese de son olarak İstanbul Sultanahmet’te patlayan e bir çok insanin hayatini kayip ettigi bomba ile sarsiliyoruz.. Bu ülkede onca sorunun yasanmasina karsin hala türkü geceleri düzenleyen, kaz gecelerinde but yiyenler var.. Evet, bu ülkede onca cidi sorunlar arken siyasileri, stk’lari, sendikalari ne is yaptigi bilinmiyor.. Tüm ipleri eline alan, ‘Çaldigim düdük’ deyip, basin ve medyayi konusturmayan bir iktidara karsin muhalefetin türkü gecelerinde, kaz gecelerinde görünmesi gerçekten de aci bir durum.. Ciddi gelismelerin yasandigi ülkede hala birileri bacaklari arasinda aldiklari baslari ile yasananlari görmek, duymak, söylemek istememesi gerçekten aci ve acil bir durum.. Bu ülkede inanlarin is bulamadigi bir sirada ülkeye doldurduklari Suriyelilere is kanunu çikaranlari izlemekle yetinenler basta Güneydogu’da, bati da, ege de, Karadeniz de, Orta Anadolu’da yasananlari artik görmeli, ses çikarmali, dur demeli.. Hükümete yardim mi gerekli, Hükümete dur mu demeli ne diyecekse demeli.. Yani bu is türkü söylemekle olmazzz.. **Sine enerji çakinca.. Dikkat ediyor musunuz bilemiyorum ama Gazeteci Fakir Yilmaz’in İstanbul’da bulunan Ardahan İl Dernekleri Federasyonu Genel Baskanligina geldikten sonra ekibiyle birlikte yarattigi sine enerji gerek İstanbul’da gerek ise diger kentlerde bulunan dernekleri adeta atesledi.. Uzun süredir duraklama dönemine giren Ardahan Derneklerinin yani sira siyasilerini bile bir anda hareketlendigini gördügümüz su günlerde bu enerjinin bitmemesi gerektigini anlatmali, anlamali ve de desteklemeliyiz.. Ardahan Dernekler Federasyonun beklenmedik performansi ile gölgede kalmamak için çabalayan diger dernek, federasyon hata siyasilerin bugünlerde ki olumlu adimlari güçlü bir Ardahan Lobisi özlemini çeken Ardahanlilara da moral olmus, ‘Dernekle, stk ile, vatandas ile ilgilenmiyorlar’ denilen is adamlarini da adeta ateslemistir.. Bir taraftan dernegi olmayan köylerin dernek kurmasini, diger taraftan olan dernekleri federasyon çatisi altinda toplama gayreti içine giren, is adamlari ile art arda toplantilar düzenleyen, 39 İlçeye 39 Ardahan İl Dernegi, Futbol turnuvasi, Ardahan’a uçak kaldirma hedefi için ugrasan ve bu 39 İlçenin 2’sinde siyasileri ziyaret edip, ‘Muhatabiniz Ardahan Dernekler Federasyonudur’ diyen ARDA/FED’in yarattigi bu sine enerji için elinizde ne geliyorsa lütfen yapin, geri durmayin.. Bu ülke hepimizin, iktidarin degil.. Güney’de gelen kara haberlere kulak tikayan kamuoyu vicdanin tikandigi su günlerde Ardahan’da Vali Yardimciligi yapan Alper Balci’nin Şirnak’ta görev yapmak için kendi istegiyle içisleri bakanligina basvuru da bulundugunu ögreniyoruz.. Ardahan’da iken boynuna pusi takip, Hoçvan’da gezen ve AKP’li Suat Hancioglu’nun İl Genel Meclis Üyesi olmasinda büyük katkisi olan Alper Balci’nin su an kanayan, yanan, perisan edilen Şirnak’ta görev yapma istegini nasil isleyecegimizide bilemiyoruz.. Çünkü benim gibi terekeme olan Karapapaklar basta olmak üzere bir çok kisinin gözlerini büren kanin etkisiyle, ‘bizi askere alin, bizde gidip savasacagiz’ dedikleri bir sirada savasin nerede, kiminle oldugunu da sormak ve ‘Bu ülkede Musa Anterler, Kemal Burkaylar Öldürülüp, Susuturulmasaydi Öcalan Eline Silah Alip Daga Çikmazdi’ diyen Alper Balci’ninda hangi duygular ile Şirnak’a gitmek istedigini de masaya yatirmak gerekir. **Siyaset-Stk-Ticaret-Spor İsbirligi.. ‘İstanbul’da güçlü bir lobiyi nasil olur da olustururuz?’ diyerek yola çikan ARDA/FED’in yeni yönetiminin bu yöndeki çabalari sürerken o büyük kentte siyaset yapan Ardahanli siyasilerin ne yaptigini merak etmiyor degilim.. Çünkü stk ile siyasetin arti is dünyasi ile bi araya gelmesi halinde degil Ardahan’in, İstanbul’un dünyanin yönetildigini sanirim hepimiz çok iyi biliyoruz.. İste bu anlamda Ardahan Dernekler Federasyonun son günlerde ki çikislari bu yönde degerlendirilmeli ve de desteklenmelidir diye düsünüyorum.. Çünkü stk denen deneklerin kaz yemekleri disinda yapabilecegi daha çok önemli isler oldugunu anlamaya çalisan bir stk olamaya çalisan Ardahan Dernekler Federasyonunun son günlerde ki çikislari bir oda kadar önemsenmeli ve de degerlendirilmelidir.. Bir taraftan rutin dernekçiligin yani sira diger taraftan Ardahanli isadamlari ile bir araya gelmeye çalisan ve bununla yetinmeyip, Ardahanlilarin siyasi arenada da olduklarini bizzat siyasetçiler giderek anlatan ARDA/FED öte yandan gençleri de spor’a davet ederek, Siyaset-Stk-Spor-Ticaret’in bu olusumda ki rolünü de birilerin anlatmaya çalismakta.. Bunun bugüne kadar neden yapilmadigini da sorup, geçerken Ardahan Dernekler Federasyonun çikislari önemsenmelidir.. **Kazlar tüketilmeye devam ediyor.. Ülkenin Güneyinde yasananlari görmezden gelen e bu yönde ciddi bir durus sergileyemeyen Ardahan derneklerinin yine art arda kaz geceleri düzenleyip, memleketi kurtarmaya deam ettiklerini görüyor, gözlemliyoruz.. Öyle ki kendisinin Ardahan ve Damal Federasyonlarindan farkli oldugunu ileri sürüp, bir kaç Hoçvan köy dernegi ile kurulan ve sanki Ardahan’a bagli degillermis gibi hareket eden HOÇ/FED’in baskani bile sorunlari kaz gecelerinde kaz budu yiyerek çözmeye çalisiyor. Son olarak Lehimli derneginin kaz gecesi düzenledigini ögrendigimiz bu süreçte baskalarini suçlayip, kendilerini partiden daha partili görenlerin yani sira diger bir çok köy dernegi de kaz gecesi düzenleme yarisi içinde olduklarini görmekteyiz.. Gerçi arti yüksek sesle seslendiremedikleri ve adeta kaz gecesi biletlerini el altinda sattiklari görülen bu derneklerin bugüne kadar bu topluma ne verdigini de bir kez daha sormak gerekir.. Hoçvan Dernekleri gibi Çildir, Hanak, Damal ve Göle Derneklerinin de dur durak bilmeyen kaz gecesi yarisina devam ederlerken Ardahan Dernekler Federasyonun ortaya koymak istedigi farkindalilikta anlasilmak istenmedigini ve bu farkindanliligin önüne geçmek için çaba harcandigini da izlemekteyiz.. **Haberi baskasina dayamak.. Bir çok gazetecinin hapiste bulundugu ülkede gazeteciligin yani sira televizyonculugun da havuzlarda yapilmaya baslandigini artik herkes iyi biliyor.. Ülke de oldugu gibi dünya da yasanan gelismeleri haber haber yaparken ‘Aman hükumete dokunmasin’ diyerek ölçüp, biçtikten sonra haber eden basin ve medyanin içine düstügü diger bir acinacak hal artik kendileri degil, baskalarinin yani basinin özgür oldugu ülkelerin basin ve medyasina dayanarak haber yapmalaridir.. Aslinda kendi niyetleri olan ama hükumetten korktuklari için ‘Biz degil, falan İngiliz, filan Amerika gazetesi, dergisi, televizyonun yaptigi haber’ basligi ile verilen haberlerle gazetecilik yapanlar ne kadar gazeteci oldugunu da tartismak gerekmez mi? Ülkenin bir tarafinda atesten gömlege döndügü bir sirada orada yasananlari görmek istemeyen, istedigin de ise havuzun emir ettigi basliklarla habere çeviren söz de basin ve medyamizin Arabistan ile İran arasinda yasanan gerginlige de ‘Tehlikeli Tirmanis’ basligi koymasi bir o kadar düsündürücü degil mi? Çünkü Güneydogu’da yasananlarin tehlikeli olmadigini, halkin seçtigi vekillerin dokunulmazliklarini kaldirmak isteyenleri görmeyenler günü kurtarma adina Suudi Arabistan ile İran arasinda yasanani petrolün pahalanacagini da yazamiyor.. **Dernekler de Kadinlar Neden Yok? Ardahan Dernekler Federasyonunun yeniden estirdigi rüzgar ile yeniden gündeme gelen bölge derneklerinde dikkat çeken bir durum benim de için de bulundugum kadinlarin dikkatinde kaçmiyor.. Bir çok yerde oldugu gibi derneklerde de çokta görmedigimiz kadinlarin dernekçilikte neden geride kaldiklarini merak eden bir kadin olarak onca Ardahan Dernekleri içinde sadece bir kadinin dernek baskani, bir kaçinin da dernek yönetimlerinde yer aldigini görmenin üzüntüsünü yasamaktayim. Gerçi ayni zaman da İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonunun kurucu dernekleri arasinda bulunan Degirmenli Köyü Derneginin su anki baskani bir kadin oldugunu bilmesekte bunun yeterli olmadigini da bir gazeteci kadin olarak altini çizerek belirtmek isterim.. Sebahat Kaya’nin yani sira Panik Derneginin es baskaninin bayan, ARDA/FED’in 19 kisilik yönetiminde iki bayanin yönetici olmasi onca dernek içinde yeterli midir bilinmez ama bunun suçlusunun erkekler mi, yoksa bir çok konuda oldugu gibi bu önemli konuda da geride kalmayi kendileri tercih eden kadinlar mi bilinmezse de bu konunun da masaya yatirilmasi gerektigine ve kadinlarinda Ardahan Dernekleri içinde daha çok aktif gerekir diyorum.. **Posof Şavsat’a Baglaniyor.. 1992 Yilinda yeniden vilayet olan Ardahan’in 9 köyünü çalip, Kars’a baglanmasi karsisinda sus/pus olanlar yeni bir sinsi planin hayata geçirildiginden de bir haberler.. Ülkeyi yol aglarina bagladiklarini ileri sürüp, 2016 yilina girilmesine karsin hala Ardahan’in yollarini dogru dürüst yapamayanlarin uyudugu bir sirada daha önce bir kaç kez gündeme getirdigimiz yol hikayesi yine gündeme alinmis gibi.. Kura Nehrinin suyu gibi Posof’un Türkgözü (Badele) Gümrük Kapisinin yolunu Ardahan’dan çalmak isteyenlerin hem de Ardahan İl özel İdarenin imkanlari ile Ardahan’in Posof İlçesi’ne bagli Kol köyü üzerinden yeni bir yol için kollari sivaken basta Ilgar Daginin delinmesini bekleyen Posoflular, Damallilar ve Hanaklira da uyumakta.. Çünkü Posof Türk Gözü Gümrügünü Karadeniz’ baglamak isteyenlerin yeni yol adi altinda Türkgözü Gümrügünü de Şavsat üzerinden Karadeniz’e baglamak istediklerini bizaati İl Özel İdare Genel Sekreteri, Pspf Kaymakami e Posof Belediye Baskaninin birlikte Kol’da verdigi pozla birkez daha ortaya çikarmistir.. **Kar yeniden geliyor..
Meteorolojinin kar yagisinin yeniden geldigi yönünde ki haberleri veren ajanslar ayni gün Ardahan gibi kis memleketi olan ülkelerden de haberler veriyordular.. Yani Ardahan gibi aylarca kar altinda kalan ülkelerde yapilan kar sporlari ile ilgili bilgiler eren ajansla bu ülkelerde ne bir yolun kardan kapandigini, nede okullarin tatil ediligini demiyor, kardan para kazandiklarini anlamiyordu.. Evet eskiden Atli Kizaklarla yolculuk yaptiklarini unutan, çocuklarin kaydigi kizaklardan bile para kazanmayi düsünmeyen Ardahanlilar ‘Kar yeniden geliyor’ haberlerini izlerken ‘Ya bu kar’i nasil kar’a çevirir ve nasil para kazaniriz’ demiyordu.. Günlerdir Şap Karantinasinin uygulandigi, esnafinin çok zorda oldugu, çek ödememede 81 vilayet içinde birinci rekorunu alan Ardahan kar ve kis turizmine yönelik para kazandiran etkinlikler düsünmüyor, hayata geçirmiyordu. Yani; ‘Kar yeniden geliyor’ haberlerini izlerken disarida ki eski karlari izlemekten ve üsümekten öteye geçemeyen Ardahanlilar ‘Kar yagiyor, Ayse kiz camdan bakiyor’ hikayesini dinlemeye devam ediyordular, kar’da kar etmeyi düsünmeden.. **Sizi iyi taniyoruz..
İstanbul’da basta olmak üzere Ardahan’dan göç edip, bati kentlerine gidenlerin olusturmak istedigi GÜÇLÜ BİR LOBİ olusumu için kollari sivayan Ardahan Dernekler Federasyonun olaganüstü çikisinin önünü kesmek için yeni dalaverelerin pesinde olduklarini gördüklerimiz bizleri güldürürken, bunlarin sinsiliklerini de iyi bilenlerdeniz.. Evet, Ardahan Dernekler Federasyonun son bir ayda yaptigi çikis karsisinda bir hayli paniklendiklerini gözlemledigimiz bu iyi tanidiklarimizin hakli panigini de anlamiyor degiliz.. Çünkü ARDA/FED’in su geçen bir aylik çikisi ile içleri kof oldugu ortaya çikanlarin yalandan yeni olusumlar olusturacaklari yönünde haberlerini okuyor, durum degerlendirmesi yapiyoruz.. ARDA/FED’in ‘Gelin Ardahan Dernekler Federasyonun İçinde Yer Alin, Hem ARDA/FED’de Söz Sahibi Olun, Hem de Ardahan’n Güçlü Lobi İstemine Güç Verin’ çagrisinin gün geçtikçe güçlenmesi bu içi bos olusumculari bir hayli panikletirken bu panigin altinda ki gerçegin bunlarin yillardir hiç bir sey vermedikleri toplumu ellerinde kaçiracaklarinin korkusu oldugunu da iyi anliyoruz.. **Ardahan CHP’de Satranç Oyunu..
Aslinda daha önce deginmistim, CHP’de yasanan bu heyecanin anlamsizligina.. Çünkü gerek Ardahan’da gerek ise tüm ülke genelinde sanki iktidarmis gibi CHP’lilerin bir baskanlik için bir birlerini yedigini ve bu yemenin partiyi büyütme degil, ‘Onuna grubu, bunun adami’ kavgasi oldugunu anlatan o yazimda, ‘Nedir bu heyecan?’ diye sormustum.. Evet, Gebze’de yillarca AK Partili belediyenin bürokrati olmayi beceren, ardindan kalkip, geldigi Hanak’ta yine AK Partililerin bir birlerin yemesi sayesinde belediye baskani olan sahsin büyük kurultay delegesi olmak için partiyi adeta vel veleye verdigini gördügümüz su günlerde defalarca İl Baskanligi yapanlarinda hala bu bos koltuga, bayramdan bayrama çelenk koymak için bir birleriyle yaristigina sahit olmaktayiz.. Konsolos iken kaçirilip esir düsen ve nasilsa kendisiyle birlikte 49 kisi ile sag salim ülkeye dönüp, Ardahan’da HDP olmasinda kim olursa olsun inadiyla milletvekili olanin fotografçi akrabasini İl Baskani yapmak için geldigi su Ardahan CHP’de adeta satranç oyunu oynaniyor.. **Kuzey sinirimiz da isinacak..
Güney sinirlarimizin kan gölüne döndügü, güneydogunun adeta Filistin’e çevrildigi bir süreçte Ardahan’in da komsu oldugu Ermenistan ile kardas deyip, Kibris’i tanimayan, dogalgazi ve petrolü Rusya’nin elinde olan Azerbaycan arasinda yasanan gerginlik yeniden en üst seviyeye çikti.. Gözlerin Güney’de oldugu bir süreçte Ermenistan ile Azerbaycan ordularinin kirmizi alarima geçtigi yönünde ki haberlerin bugünlerde bir hayli üsüyen Ardahan’in sinirlarini da isitacak gibi.. Çünkü siranin Kafkaslara geldigi ve siranin burada ki yer alti hazineleri oldugunu tüm siyasi bilimciler seslendirip, dile getiriyorlar.. Peki bunlar yasanirken Ardahan’in da içinde bulundugu bölgede ne gibi hazirlik içindeyiz? Her an çikacak olan bir savasin zaten güney siniri sim sicak olan ülkemin su an donan sinir olan Çildir’in, Posof’un e akabinde tüm Dogu Anadolu’yu isitacak, korkarim ki Diyarbakir gibi yakacakta.. Evet komsularla kurulamayan iliskilerin yarattigi sorunlara lütfen hazir olun, çünkü bu soguk günler çok arayacagiz gibi..