KAŞARI KONUŞTULAR, SUYUNU UNUTTULAR!





MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




Yaklaşık 3 saat süren bir toplantıda Göle Kaşarının doğum yeri olan tarihi, yapımı ve beslendiği doğa bitkileri ve Göle’ye kattığı değer ile peynir altı suyun unda genişçe tartışıldı ve Coğrafi İşaret için çalışma başlatıldı.


Bilindiği gibi daha önce de Ardahan Balı ardından içi de dışı da kırmızı olan Posof elması ve elma gibi çokta yetiştirilmeyen ve sahada olamayan Posof Fasulyesi için coğrafi işareti almıştı.


Yapılan toplantıda kaşarcıların su yatakları başta olmak üzere doğaya büyük zarar veren kaşar üretimi ardından adeta asitleşen kaşar suyu hiç gündeme gelmemesi dikkat çekti.



O Limanla, Fenerin Hikayesi…

 


Bugün bir cumartesi günü yazısı daha..


Ve bu günleri yazmaya çalıştığım, adına da ‘Cumartesi yazılarım’ başlığını koyduğum yazılarımın devamı niteliğindeki yazımın adını değiştirtenlerin bir sorusuyla karşılaştım.


Bir önceki yazımda son liman dediğim limanın kim olduğunu merak edenler olmuş.. Ben de o yazımda bahsi geçenin yani o limana gemiyi çektirenin parlayan ışıklarına esir olduğum Deniz Fenerine sorun dedim..


Merak edenler erinmemiş çoğumuzun Face, WhatsApp , instagram ve son olarak telegram ya da iktidarın çok bilmişlerince yapılan Bip yüzünden artık unuttuğum mektuplar gibi unutulan o fenerleri aramaya başlamışlar..



Ve olsa olsa bu gemiyi son limana çekenin mavi denizin kızı yani deniz kızı olacağını tahmin ederek durmadan dönen, döndükçe ışık veren yüzü ile deniz fenerine yaklaşmışlar..


Ve o fenerin Don Kişotun atına binip, hırsla üzerine gittiği yel değirmenlerinden farksız bir tablo ile gelen meraklıları daha da meraklandıran bir yola başvurmuş..


Şaşırmış o limanı ve gemiyi merak edenler kala kalmışlar, karanlıklar içinde hırçın dalga sesleri ile irkilirlerken..


Zira o geminin yanaştığı limana değil, deniz kızı kadar güzel, masum, kendi etrafında dönerken ışık veren deniz fenerine yanaştığını anlamamış, saf saf baka kalmışlar..


Ve geminin limana değil, deniz fenerine uzanmak, tutmak isterken yarattığı hırçın dalgalar arasında kaybolup gitmişler..


Gemi ile Deniz Feneri birbirine ışıklarını saçarak, güzelliğe, aşka, sevgiye, yeni birlikteliğe yön göstermeye başlayıp, yeni limanlara, hayatlara ve tsunami olsa da tüm dalgalara inat yol almaya başlamışlar…



GÖLE’NİN KAŞARI İLK 10’DA


arşiv haber 07/05/2016 tarihli haber


CNN Türk’te Yol Üstü Lezzet Durakları programını yapan ünlü gurme Mehmet Yaşin, Hürriyet’teki yazısında en sevdiği 10 peyniri tanıtmış. Göle Kaşarının da bulunduğu işte Yaşin’e göre yurdun dört bir yanından en güzel peynirler..


Ezine peyniri.. Benim bir numaram beyaz peynir. Onsuz ne kahvaltı ne de rakı masasına otururum. Öyle yağsız, diyet, yarım yağlı gibi peynirlere hiç yüz vermem. Favorim Ezine. Hele depoda bir-iki yıl beklemişse, değmeyin keyfime. Beyaz bağımlılığı demişken: Edirne’nin, inek-keçi sütü karışımıyla yapılan Antalya’nın ve sadece keçi sütüyle yapılan Balıkesir Gönen’in beyazlarına da selam çakalım.


Sepet peyniri


Beyazdan sonraki gözdem tulum. Erzincan, Karaman, İzmir, Bergama tulumları da güzel tabii ama ben bir numaraya Çorum’un kargı tulumunu koyuyorum. Bu peyniri ilk yediğimde şaşırıp kaldığımı hatırlıyorum. Tereyağı kıvamında, tadı damağın her köşesine yayılan, keskin, şaşırtıcı, her saniye başka bir lezzete bürünen, keçi sütünün tüm özelliklerini ortaya döken bu peynire hiçbir zaman doyamadım.


İşte sofradan eksik etmediğim bir peynir daha. Burhaniye’ninki, Cunda’nınki de güzeldir ama en lezzetlisi Balıkesir yöresinde yapılır: Ayvalık’ın kelle sepet peyniri. Tadına doyum olmuyor yahu!


Kars Gravyeri


Bence dünyanın anlı şanlı peynirlerine nal toplatır. Lezzetinin sırrı, yüksek yaylalarda tatlı ot yiyen Zavot ineklerinin yağlı sütünde saklı. En sevdiklerim 2300 rakımda, Boğatepe köylülerince üretiliyor.


Ardahan kaşarı


Tamam, kabul en batıdaki Trakya kaşarları da çok güzel ama benim favorim en doğudan: Ardahan’ın ilçesi Göle’de yapılan. Tereyağı gibi sarı renkli, yüzeyi pürüzsüz ve tadı damakta uzun süre kalabiliyor.


Mihaliç peyniri


opu topu 200 yıllık bir geçmişe sahip, Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Mihaliç yöresine Arnavut göçmenler tarafından getirildi. Lezzetinin yanı sıra çok da besleyici. Rakının yanına çok yakışır.


Küflü peynir


Anadolu’nun en özellerinden biri olan küflü peyniri Konyalılar şöyle tarif ediyor: “Konya’nın tarihi kadar eski, kentin rengi gibi yeşil.” Gök peynir, göğermiş peynir, Konya yeşil peyniri de deniyor.


Kopanisti peyniri


Karaburun’da yapılan kopanisti peynirinin yapımında keçilerin sütünden yapılmış peynirin suyu kullanılıyor. Rumlardan miras kalmış, yoğun bir kokusu ve keskin bir tadı var.


Lor peyniri


Lor ve çökelek de gözdelerim arasında. Özellikle Manyas’ın tatlı loru: Üstüne biraz da çilek reçeli gezdirilirse insan yemeye doyıyor. Çökeleğiyse börek içinde ve makarna sosunda kullanırım.


Doğu’nun sert peynirleri


Doğunun, sert, tuzlu peynirlerini de sıralamaya almak gerek. Suda bekletip öyle yemek lazım. Böylece hem yumuşar hem de fazla tuzdan kurtulur. Bu peynirlerden çok lezzetli meze olur.