KAZA KURŞUNU İLE KENDİSİNİ VURDU!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..


https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV


İNTAHAR DEĞİL, KAZA KURŞUNU..


Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı Baştoklu (Dikan) köyünde 35 yaşında evli ve üç çocuk babası olduğu öğrenilen İbrahim Ç. evinde bulunan silahla uğraşırken kazayen kendisini yaraladı. Silah seslerini duyan hane halkı, Jandarma ve Sağlık ekiplerine haber verdi. Ambulansla Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılan ve burada ameliyata alınan İbrahim Ç’ye yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılmadı. Jandarma ekipleri olayla ilgili soruşturma başlatırken, İbrahim Ç.’nin cansız bedeni otopsisi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.



AYAK AYAK ÜSTÜNE ATMAK..


Öncelikle son on gün içinde önemli kabuller yapan ve ‘bir güne düşer’ denen ama 20 güne yaklaşan Rusya-Ukrayna savaşının taraflarını ülkeye getirip, bir masada oturtma başarısını ortaya koyan mevcut yönetim son olarak 6 milyon insanımızın yaşadığı Alman başbakanını ağırlarken ayak, ayak üstüne atma şovuna değinmek isterim.


Ve genelde sosyal bir etken olan ​bağdaş kurmanın yani ayak ayak üstüne atmanın fiziksel bir dil olarak algılanan dünyada acemi Alman başkanının akıl danışmanlarına uyup, karşısındaki tecrübeli bir kişi ile ilk görüşmede bu tavır içine girmesi saçmalık olduğu kadar tecrübeli olan biri yani ‘Şu anki mevcut dünya liderlerinin en kıdemlisi benim’ diyen Erdoğan’ın da bu ayağa ayakla cevap vermesi her iki liderede hiç yakışmamış bir fotoğraf karesini ortaya koyduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

Çünkü 7 Haziran olmadı, 1 Kasım.. Olmadı 31 Mart.. Daha olmadı 23 Haziran şimdi de yaklaşan ve yeni barajı ile hazırlığı yapılan 2023 seçimleri derken bizim gibi Erdoğan’da bu sahada tamı tamına 20 yıl geride kalmış. Ve bu 20 yıla birde belediye başkanlık dönemini eklediğimizde 100 yıllık ülke tarihinde 30 yılın Erdoğan adıyla geçip, gittiğini söylemek yanlış olmaz.

Ve bu geride kalan 30 yılda tek başına iktidarda kalmış bir parti var.. Adı da Adalet  Kalkınma Partisi.

Başkanlık dahil ekonomiye büyük hasar veren diğer birçok seçim ile halen yüz göz olduğumuz bu süreçte iki adım ileriye gitmesi için uğrunda verilen onca ağır bedele karşın bir adım ileriye gidemeyen özlemi çekilen demokrasiyi tartışmaya devam ediyoruz.

İktidara geldiği günden beri askeri vesayet dahil birçok antidemokratik uygulamayı ortadan kaldıracağını, resmi devlet lojmanları dahil milyonlar yutan son olarakta CHP’li İstanbul Esenyurt Belediyesinin aldığı ileri sürülen makam araçları gibi devletin bütçesini hortumlayan onca işi engelleyeceğini ileri sürüp ilk yıllarda bu yönde ciddi adımlar atan ardından 28 Haziran seçimleri öncesi Kürt seçmenden oy almak uğruna buzluktan çıkarıldığı ileri sürülen barış süreci dahil birçok demokratik adımlar atan dünkü iktidar halen bugünki iktidardır. 

Adı Adalet ve Kalkınma olan mevcut iktidarın son olarak 31 Mart seçimleri ardından ortaya koyduğu tavırlarla Adaleti de, piyasaları ve toplumu her geçen gün daraltan ve de bunaltma noktasına getiren ekonomik politikalarıyla Kalkınmayı da yüzüne gözüne bulaştırmanın sıkıntısı içinde o ilk yıllardaki demokratik adımlarından vazgeçen de aynı iktidardır.

Aynı iktidarın başı olan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarında demokrasinin beklentileri içinde olan ”hukuk mevzuatımızın gözden geçirilmesi gerekiyor” derken bunları yapacak olanların 20 yıldır iktidar olan partisinin ve kendisinin olduğunu unutması da bu iktidarın işine geldiğinde Demokrasiyi, Adaleti, Hukuku hatırladığını ortaya koymaktadır.




Gelelim bugünki yazımıza başlık olan Garson ve Asker meselesine…

Aslında ”Kürt Memet Nöbete” olması gereken başlığımızda bu ülkenin meselesi Garson ve Asker meselesi demokrasinin ana meselesidir.

Yani son olarak CHP’li kadın Milletvekili Nurhayat Altaca’nın 31 Mart seçimleri ardından mecliste yaptığı konuşmada yaşananların darbeye yol açtığını ima etmesi birilerinin kafasında halen askeri nöbetçi olarak gördüğünü ve zamanı geldiğinde nöbete çağrılacağını ima etmesidir.

Yani demokrasin önünü açacaklarını iddia edenler, iktidara geldikten sonra bu iddialarını unutanların askeri yönetimlerdeki gibi ” Ben Bilirim” diyerek yönetim şekillerini kınarken bilinç altlarında hala askeri nöbete çağırdıkları da diğer bir gerçektir. 

İşte burada mevcut iktidarın ve muhalefetin askeri cunta veya yönetim anlayışını tetikleyen, akıllara getiren ve de söyleten antidemokratik uygulamaları işlerine geldiğinde kullanmamaları değil asıl unutulmaması gerekenin demokrasinin olduğunu bilmeleri ve işi Garson Askere bırakmamaları gerekmektedir. 

Çünkü adı üstünde, Garson!

Yani isteneni yapan Garson da, Asker de, Sivil de, Siyasetçi de olabilir.

Ve görevi yapacak olanın Garson, Asker değil ona işveren sivildir, halktır, halkın seçtiği siyasetçidir. 

Görevi de yapması gereken asker değil, sivildir, siyasetçidir…

Bunun olması ve devam etmesi içinde Askeri vesayetlerden uzak, iktidarın gücünden faydalanıp antidemokratik uygulamaları demokrasiymiş diye yutturmamak, birilerinin yani solcu, aydın, demokrasi yanlısı parti olduğunu iddia eden ama kendi beceriksizliğini hep başkalarına becertmeye çalıştığı ileri sürülen CHP’li kadın vekilin işaret ettiği o anlayışı tetiklememek ve asıl ‘biz biliriz, bildiğimizde sandıkta ortaya koyarız’ diyen halkın demokrasi istemiyle başına gittiği sandığa, acemi hatta ukala da olsa gelen misafire saygı göstermek ve onun yaptığı yanlışa ayak uydurmamak gerekir.



Ardahan’da Yine İntihar!..


arşiv haber 27/0/2002 tarihli haber


İntihar vakalarının en çok yaşandığı iller arasında bulunan Ardahan’da yeni bir intihar vakası daha yaşandı.

Alınan bilgilere göre Ardahan Merkeze bağlı bir köyde  bir genç girdiği bunalım sonucu intihara kalkıştı.

Gencin iple intihar edip, hayatına son vermek istediği ancak son anda ailesi tarafından ipten alınıp önce Ardahan Devlet Hastanesine buradan da Kars’a sevk edildiği öğrenildi.


**ARDAHAN’DA YİNE İNTİHAR!


Dünyada her 40 saniyede


bir kişi intihar ederek yaşamını yitirmektedir..


*23/*3/2016 Tarihli Haber


Göç’ün yanı sıra Ardahan’ın kanayan diğer bir yarası olan intihar vakalarına bir yenisi daha eklendi.


Alınan bilgilere göre Ardahan Yeni Mahallede yaşayan Mikail Mükyen girdiği bunalım sonucu kendisini iple asarak hayatına son verdi.


Olayla ilgili soruşturma başlatan savcılık Mükyen’in cenazesini otopsi için Trabzon’a gönderdi.


**ÖĞRENCİ SERVİSİ KAR KURBANI..


Bir kişinin intihar ettiği Ardahan’da sabah saatlerinde yağan kar trafik kazasına neden oldu.


Plakası ve sürücüsü öğrenilemeyen öğrenci servisinin Yenimahale de yağan kar ile birlikte kayganlaşan kar dolaysıyla devrildiği, içinde ki birçok öğrencinin yaralandığı öğrenilirken, kazada yaralana öğrenciler Ardahan Devlet Hastanesinde tedavi altına alındılar.



Kültür Evi’nin Arka Kapıları Ardından Neler Döndü?






  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Geçtiğimiz hafta yapılan kongreye olağanüstü bir ilgi gösterenlerin başında sadece benim gibi saf Ardahanlılar olmadığını bilmenizi ve bu hafta bu konuyu hemde yüreklice tartışmaya var mısınız?


Bilmem ama ben bu hafta bu konuyu işleyeceğim ve Ardahan Kültür Evi’nin kongresi öncesi ve sonrası yaşananları kendi bildiklerimle birlikte kongreden sonra görüş alış/verişinde bulunduğum Ardahanlıların tahminlerini, iddialarını anlatmaya ve en önemlisi birilerinin vicdanlarının sesini de dinleyerek, ortaya çıkıp bildiklerini anlatmalarına yardımcı olacağım.

Evet, 16 Nisan’da yapılacak olan Anayasa Referandumu kadar tartışılan, iki ay boyunca konuşulup, başa baş, dişe diş bir tartışma ile sona eren ama hala ‘Ne oldu, Nasıl kayıp edildi? diye tartışılmaya devam eden Ardahan Kültür Evi’nin kongresinin bu kadar ateşli geçmesine karşın adaylar arasında ki bu fark neden yaşandı?

Halbuki toplumun büyük kesimi değişimden yana kazanacak tarafın yeni taraf olacağından o kadar emindi ki..

Ve ne oldu da bu sonuç yaşandı?

Sorulan sorulara geçmeden önce tam bitmiş, tükenmiş ve diğer derneklerde olduğu gibi bu dernekte de elesine bir kongre yapılacağını tahmin edenlerin yanıldığını da gördük.

Çünkü başta benim olmak üzere Karatay’ın ekibin içinde bulunan Tarkan Kaya, Murat Abdullahoğlu, 3. Bölge Ardahanlılar Derneği, Senemoğlu ve Arpeşen Derneği başta olmak üzere Göle’nin köy dernekleri hatta Tuncer Dağ bu kongrenin gizli, saklı yapılmasının önüne geçmiş, siyasi bir grubun etkisinde olan Ardahan Kültür Evi’nin kongresini gündemde tutmayı başarmış, sanal ortamda ki Ardahanlılar da bu konuyu sürekli gündemde tutarak bir dernek seçimini adeta genel bir seçim havasına sokmayı başarmış olduklarını belirtmek gerek..

Ve en önemlisi işi torba da keklik görenler karşılarında olağanüstü bir ekibin olduğunu anlayıp, yaklaşık 50 gün rahat uyuyamamış ve işin ciddiyetini anlayınca da son 15 gün içinde sığındıkları belediye başkanı dahil Esenyurt Ardahan Diaspoarasıyla birlikte ekip halinde harekete geçmiş, delege zabıtalık dahil her şeyi vaat etmeye başlamıştırlar..

Hatta, Esenyurt dışından olan İmdat Tatar gibi isimleri dışarından değiştirmek istemedikleri listelerine eklemiş, panik içinde yıllardır arayıp, sormadıkları 780 delegeyi tek tek arayarak oy istemiştirler..

Tüm bunlara karşın yenilikçilerin seçimi kazanacağından emin olanlar 

Başa baş, dişe diş geçen kongre sürecinin son 10 gününe kadar umutlu olanlar ise bir anda bir şeyin farkına varmış,

Çünkü son 15 güne kadar benimde aralarında olduğu değişimden yana olanlar, önde olanlar bir anda birilerinin frene basıp, çalışmamaya başladığını anlasalar da bu durumu kamuoyuna his ettirmemeye gayret etmiş, ‘belki de yanılıyoruz’ diyerek kendilerini teselli etmiş ve kazanılıyor diye bilinen kongreyi hata yapıp kayıp etmemek istememiştirler..

Ancak cevap arayan sorulara kongre sonucunda cevap alan yenilikçiden yana olan ekip sanki satışa gelmiş ve kongre öncesi yani kongreye 10 gün kala his ettiklerinin çokta doğru olduğunu anlasalar da iş işten geçmiştir..

Neyse olan oldu ama güzel oldu diyerek yukarıda ki soruları, tahminleri, yaşanması muhtemel karanlık ilişkiler ve kapalı kapılar ardından oynandığı ileri sürülen oyunları Ardahan kamuoyunun vicdanına bırakıp, ‘Arka kapılar ardından neler oldu?’ sorusunu asıl sahiplerine, onların vicdanına bırakalım diyorum..