Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
.jpg)
.jpg)
DÜN BUGÜNÜ YAZMIŞIM..
Cumartesi yazısı yazmaktansa Cumartesi’yi akrabalara ayırıp, gezdiğim bir cumartesi günü ardından eve gelip yeniden başına geçtiğim bilgisayarımı açtığımda karşıma çıkan iki yazım adeta ‘bugün yoruldun bir volkan gibi için için kaynayan iç dünyanı ele aldığın cumartesi yazısını da yazmadın, en iyisi sen git uyu’ dercesine yıllar önce ele aldığım ama birçok yazım gibi adeta bugünü anlatan iki yazımı arşivimden çıkarıp, facebook aracılığıyla önüme sunuyordu.
Ve o yılar önce yani 10 yıl önce ele aldığım iki yazımın biri şehitler üzerinden bol rakılı geceler düzenleyen derneklerin paylaşımlar olması diğeri de yine bir hemşerim olan ve 10 yıl önceki yazımın yeni versiyonu misali bir olay olması ise arşivimin beni ne kadar anladığını da ortaya koyar gibiydi.
Evet, uzatmadan bugün Sarıkamış Şehitlerinin yeniden anıldığı ve Damallı bir meslektaşın şüpheli ölümü gibi dün yani 10 yıl önceki o iki yazım sanki bugünü anlatıyordu.
Çünkü şehitleri anma konusunda yapılan yanlış geceler gibi 10 yıl önce öldürülen Damallıyı hatırlatan bir ölüm olayı yani Ardahan Damallı olduğu öğrenilen HALK TV YouTube koordinatörü Uğur Yanıkel’in sır dolu ölümünü normal addederek ancak bir iki haber sitesinin dışında habere değer görülmemesi gibi 10 yıl önceki yazılarım sanki bugünü anlatıyordu.
İşte o dün yazılan ama adeta bugünü anlatan o iki yazım;
**Ayıptır, Ayıp..
Ardahan’ın da aralarında bulunduğu kent ve köyleri kurtarmak için yazlık elbiseleri ile Ruslara karşı taarruza geçip Sarıkamış Allahuekber dağlarında donarak hayatlarını kaybeden askerleri anmak için düzenlenen tören davetiyelerinin lükslüğü gerçekten de utanç verici bir durumdur.
Efendim, şehidimize can kurban olsun denilerek, örtünmek istenen ama o lüks davetiyelere ödenen paralar ile başta Sarıkamış’ta ki şehit ailelerini olmak üzere o üzerlerinde kışlık elbiseler olmadığı için donan onca askerin ailelerini derinden üzmektedir.
Çünkü derdin onları anlamaktansa onlar adına düzenlenen etkinliğin faturasını kabartmak olduğunu o lüks davetiyeleri gören herkes anlar…
**Şişlili değil, Damallı Zeynep…
Yerel basının neden önemli olduğunu zaman zaman anlatırken, buradaki haklılığımız geçtiğimiz günlerde Ardahan’ın Damal ilçesinde yaşanan korkunç cinayetle bir kez daha gördük.
Çünkü yerel basının sağından, solundan gündeme getirdiği onca önemli olayı görmezden gelen ulusal basın bu cinayeti de küçük görmüş, bir kadının başının kesilip, sokağa atılmasını önemsememişti.
Halbuki Damallı Zeynep değil de Şişlili, Bodrumlu, Antalyalı Zeynep olsaydı ulusal gazeteler bu büyük dramı manşet yapar, köşe yazarları konuyu günlerce işler, televizyonlar açık oturumlar yapardı.
Evet Ardahan gibi ülkenin gözden ırak yerlerinde yaşanan ve toplumun yarası olan onca olayı görmezden gelen ulusal basın ve medya Damallı Zeynep’i de es geçmişti.
Çok önemli değildi, üç çocuk annesi bir kadının başının kesilip, -20° ri bulan dışarıya atılması.
Sadece Damallı Zeynep’in dramı mı?
Tabi ki hayır saman derdi çekip, kaynatasının hayvanlarını niye ahıra getirdi diye kızan ve çıkan tartışmada eşini acımasızca öldüren onun eşinin yaşadıklarını da araştırıp, bulma zahmetine girmedi ulusal basın ve medya.
Çünkü onlar için Ardahan ve Ardahan gibi kenarda, gözden ırak olan bu tür kentlerde yaşayan insanlar, insan olsalar da zaten hepsi cahil ve sorunlu.
Şişli’de, Bodrum’da, Antalya’da hatta dünyanın öbür ucunda buna benzer yaşanan bir olayı getirip, gözümüzün içine sokan aynı medya ve basın geçtiğimiz günlerde İstanbul Şişli’de sabahın 5’inde meydana gelen kazada kimsenin burnunun kanamadığı bir Ferrari’nin parçalanmasını bir saat boyunca veriyordu, sahibinin ismini saklayarak.
Çünkü Damallı Zeynep’in Ferrarisi yoktu, o Ferrari’yi kullanan şahsın parası kadar parası da yoktu, yoksuldu, evi Damal SYDV tarafından yapılmıştı.
Ve onun bir parça saman için eşini öldürecek kadar gözleri kararan cahil, hatta ileri sürüldüğü gibi hasta bir eşi vardı..
Evet Damallı Zeynep Şişlili, Bodrumlu, Antalyalı kadın değildi, facebookta kucağında minnoş isimli kedisi veya köpeği ile çekilmiş bir resmi yoktu.
Barda çekilmiş son fotoğrafı da..
Çünkü o Zeynep, Şişlili değil, Damallı Zeynep’ti.. Üstüne üstlük Ardahanlıydı…
arşiv haber 05/11/2016 tarihli haber/yorum/reklamlar
Milletvekili Atalay’ın Acı Günü
Atalay ve Alabay ailesinin ve Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ve Urfa Cumhuriyet Savcısı Cihan Alabay’ın annelerinin kardeşi, Hacı Saffet Atalay’ın ablası, Dölekçayır Muhtarı Yakup Atalay ve Doğan Atalay’ın annesi olan Sayma Atalay’ı sonsuzluğa uğurlandı.
Geçtiğimiz günlerde hayata göz yuman ve bugün Göle merkez camide öğle namazı sonrası kılınan Cenaze namazı sonrası Dölekçayır ( Pilimor)’daki Atalay’lar ailesine ait olan aile mezarlığında toprağa verildi.
Halkın ilgisinin yoğun olduğu cenaze törenine Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Kardeşi Hacı Saffet Atalay, Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Urfa Cumhuriyet Savcısı Cihan Alabay, İl jandarma komutanı albay Garip Gümüş, İl Emniyet Müdürü Ayhan Taş, Kafkas Tıp Üniversitesi Doç. Dr. Eray Atalay, Ardahan Üniversitesi Mühendislik Dekanı Şeref Kılıç, Danışman Tuncer Atalay, Göle Belediye Başkanı Akın İsmailoğlu,Posof Belediye başkanı Cahit Ulgar. İlçe Jandarma komutanı Serdar Kenger, Emniyet Müdürü M. Özgür Nevruz, Ak Parti İlce Başkanı İlhan Gültekin, İl meclis başkanı ve üyeleri Taviddin Coşkun, Yaşettin Özyıldırım. Yaşar Yıldırım, Göle Belediye Meclis başkanı Nurbay Gürbulak, İlçe Milli Eğitim Mevlüt Özalp,Hastaane Baş Hekimi Cevdet Özsever, Ardahan Milletvekili adayı Veteriner Yunus Baydar İl ve ilçe müdürleri, aile üyeleri ve halk katıldı.
Cenaze töreni sonrası mezarlıkta verilen taziyenin ardından köy taziye evinde Konuklara yemek ikramı yapıldı.
**Orhan Atalay: Kürt sorununun temelin de dil sorunu var
AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay Kürt sorunun altında yatan ana sorunun dil olduğu belirtmiş.
Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırma Enstitüsü (DİSA) ve Heınrıch Böll Stıftung Derneği Türkiye Temsilciliği tarafından City Hotel’de “Kürt meselesinin çözümüne ilişkin algılar, aktörler ve süreç” konulu paneli ikinci gün oturumların da bir konuşma yaptığı öğrenilen AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay Kürt sorunun altında yatan ana sorunun dil olduğu belirtmiş.
Önce ‘Önce resmi ideoloji sorunu çözülmeli’ diyen AKP Ardahan Milletvekili Orhan Atalay Kürt sorununun temelde dil sorunu olarak doğduğunu savunan Atalay, dil sorunu çözülmeden Kürt sorununun da çözülemeyeceğini söyledi. Atalay, “Türkiye’de öncelikle resmi ideoloji sorunu çözülmelidir. Bu yapılmadan Kürt sorunu çözülse bile yarın başka sorunlar ortaya çıkacak” dedi. Kürt sorununda çözümün iktidarın büyük tarihsel sorumluluğu olduğunu söyleyen Atalay, “Bu sorun çözümsüz kalırsa felaketler yaşanacaktır. Bundan dolayı bu iş tek başına iktidarın yapacağı bir iş değildir. İktidar dün atması gereken adımları eğer atamamışsa bunda yanında kimsenin olmamasının payı da büyüktür. Bundan kaynaklı olarak sorun siyaset üstü algılanmalı ve bu temelde demokratik çözüm aranmalıdır” şeklinde konuştu. Türkiye’de şiddetin meşruiyeti olmadığını ileri süren Atalay, “Bundan dolayı siyaset kanalları işletilmeli ve siyaset yoluyla çözüm aranmalıdır. Şiddet çözümü engeller bir konuma düşüyor” dedi.
Bu Haber: 07/05/2015 Tarihli Haberdir..