Kışın Ortasında Dışarıda Kaldılar!

Yangın 15 Aralık günü Çıldır ilçesine bağlı Kotanlı köyünde meydana geldi. Köyde, Oktay Kızıltaş’a ait olan ve ahırla iç içe olan ahşap evde çıkan yangın bir anda büyüdü. Sobadan dolayı çıkan yangında Oktay Kızıltaş, eşi ve özürlü kardeşi ile 2 engelli çocuğuyla birlikte diğer çocuklarını can havliyle dışarı çıkartarak, itfaiyeye haber verdi. Olay yerine gelen AFAD, Çıldır Tabur Komutanlığı itfaiye ekipleri ile Çıldır Belediyesine ait itfaiye ekipleri, yaklaşık 2 saat süren çalışmalar sonucu yangını kontrol altına alabildi. Ekipler, alevlerin çevredeki evlere sıçramaması için yoğun çaba gösterdi. Yangında tamamen yanan ev kullanılamaz hale gelirken, soruşturma başlatıldı. Zorlu kış ayında evleri yanan Kızıltaş ailesinin yardımına komşuları koştu. Aile yaklaşık bir haftadır komşularında kalıyor.


“Devletimizin varlığını hissetmek istiyoruz”


Her şeyini yangında kaybettiğini ve engelli çocukları ile sokakta kaldığını söyleyen Ayşe Kızıldaş, Cumhurbaşkanına seslenerek kendilerine yardım eli uzatılmasını istedi. Ellerindeki ekmeğe varana kadar her şeyin yandığını ve hiçbir şeylerinin kalmadığını söyleyerek, “Kaz, tavuk ve büyükbaş hayvanlarımızın hepsi yangından yanarak telef oldu. 6 çocukla birlikte apaçık ortada kaldık. Cumhurbaşkanımızdan yardım bekliyoruz. Devletimizin varlığını hissetmek istiyoruz. Çok mazlum durumdayız? Devletimiz dış ülkelerde bir çok mazlum insana yardım etmiştir ve kendi insanını inşallah ortada bırakmaz. Hiçbir şeyimiz kalmadığı için komşularımızda geçici olarak kalıyoruz. Cumhurbaşkanım ellerinizden öpüyorum ve sizden yardım bekliyorum. Sakat çocuklarım var ve gördüğünüz gibi her şeyim yandı. İnşallah bizi sokakta bırakmazlar” diye konuştu.


“Yiyecek gıdalarımıza kadar her şeyimiz yandı”


Köyde çiftçilik ile uğraşan ve 2’si engelli 6 çocuk babası Oktay Kızıldaş, “Hiçbir şeyimizi kurtaramadık. Yataklarımıza kadar, hayvanlarımıza kadar, yiyecek gıdalarımıza kadar her şeyimiz yandı” dedi.


Kızıltaş, “Akşam yemeği yedikten sonra televizyon seyrederken uyumuşum. O arada çocukların bir ağlama sesini duydum ve o sesle uyandım. Uyandığımda her tarafın alev altında olduğunu gördüm. Diğer odada bir sobamız vardı ve muhtemelen o sobadan kıvılcım atarak bir anda her tarafın alev altında olduğunu gördüm. Çocukları hemen dışarıya çıkardım. Daha sonra da hayvanlara doğru koştum, ama onda da başarılı olamadım. Her taraf alev altındaydı. Ne kadar müdahale etmeye çalışsam da başarılı olamadım. Bu arada 156’yı aradım, ondan sonra itfaiyeyi aradım, köy muhtarını aradım ve komşuları aradım. Yangını söndürmek için tüm birimler geldi. Kaymakamımız başta olmak üzere askerler ve söndürme ekiplerine teşekkür ediyorum. Hepsinden Allah razı olsun, ama tüm bu müdahalelere rağmen maalesef hiçbir şeyimizi kurtaramadık. Yataklarımıza kadar, hayvanlarımıza kadar, yiyecek gıdalarımıza kadar her şeyimiz yandı. Zaten yanmanın ardından evimizde göçük başladı ve ekmeğe varana kadar hiçbir şey kalmadı ve yandı. Tabi ki devletimiz büyük bir devlet, binlerce mazluma kucak açmış bir devlet ve umuyoruz ki bizi de sevindirecektir. Bu dar durumdan bizi de sevindirecektir, bu ümidimiz de vardır. Şu anda kış ayları ve soğuktan çocuklarımızın soğuk nedeniyle hastalanmasından da korkuyorum. Komşularımız sağolsun ihtiyaçlarımızı karşılamada ve barınmada yardımcı oluyorlar. Kızılay ekiplerinin de göndermiş olduğu gıda paketlerini de kullanarak idare etmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.


Köy Muhtarı Yolcu Karakaya ise Kızıltaş ailesinin çıkan yangında yiyecek ekmeğine varana kadar her şeyinin yandığını ve kış ortasında dışarıda kaldığını söyleyerek, “Köylülerimiz ile birlikte İtfaiye, Karakol komutanımız ve AFAD’ın yardımları ile birlikte burayı söndürdük. Ama Oktay Kızıltaş şu an çok mağdur, komşumuzun evine taşıdık ve orada duruyor. Yiyecek ekmeğine kadar yandı 8 nüfusa bakıyor 2 engelli çocuğuyla birlikte bir de sakat kardeşi var ona da bakıyor. Evinde bir tane tavuğu ve kazı kalmadı, 10 adet de büyükbaş hayvanı telef olmuş ve zor durumda. Kaymakam bey sağ olsun yardımcı olacağım dedi ama tek umudumuz bu soğuk kış aylarında evine girebilmesi” dedi.



**Gerçek gündemi değiştirmektense..


 


Yerel seçimler öncesi içeride yeni destekler, trafik cezalarına, boğazda ki kaçak villalara af çıkarmaya çalışan hükumet dışarıda da düzenlenen yeni kan kampanyaları eşliğinde Suriye’ye yeniden girmeye hazırlanıyordu k;i Trump’un yeni bir twiti ile bir anda donup kalıyor, şoka giriyordu..


Çünkü daha önce attığı twit ile ekonomisini alt üst ettiği Türkiye’nin kendisinin eğitim ve silah verdiği YPG’yı bırak, ben DEAŞ ile savaşırım dediği ve operasyona hazırlandığı bir sırada ABD olarak Suriye’de çekileceklerini ilan etmiş ve kendi ülkesinin olduğu gibi dünya siyasetine şok yaşatmıştı..


Yani Suriye’ye girmek üzere plan yaparken ve bu yeni operasyonu yaparken orada olan ABD ile plan yapmayı düşünenhükumet, ‘Hedefimiz ABD askeri değil’ diyen hükumeti şok etmişti.


Halbuki aynı hükumet değilmiydi ABD’nin ve diğer batı ülkelerinin Suriye’de ne gezdiğini soran..


Velhasıl yerel seçimler öncesi süt desteklemelerini arttıran,, daikkia başı ekranlarda konuşan, hükumet başta Fransa’da olmak üzere Avrupa’da büyüyerek yayılan, İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanında da az da olsa ve havuz medya ilgilenmese de kendini gösteren toplumsal kıpırdamaların ve ülkenin gerçek gündemini saklama çabaları ile attığı adımlarda şimdilik Suriye gündemini tutturamayınca bu kez yönünü ve gözleri Ege’ye İsrail’e çevirmeye çalışıyor.


Başkan Erdoğan’ın Ekonomi Bakanı eniştesi dahil, atadığı seçilmemiş bakanları gündem oluşturamadıklarını görüp,”İş yine başa düştü” dercesine ülkenin kötüye giden ekonomisini ve diğer gerçeklerini kapatmak adına tek başına mücadelesinin yön ve gündemi değiştiremediği şu günlerde adeta savaş isteyen bir ülke gündemine girmesi ilginç, düşündürücü ve tehlikeli olsa da asıl meselenin toplumun gerçek gündemini değiştirmek olduğu da bir gerçektir.


Halbuki Suriye’ye girme sevdası Yunanistan’a  naralar atmaktan, birçok askeri işbirliği içinde olduğumuz İsrail ile kavga etmektense, iç politikaya endekslenip ülkenin toplumsal barışını sağlayarak, başta ülke ekonomisini eski günler gibi iyileştirerek, tüm toplumun güçlendirmek ve bu güçle dış politikaya hükmetmek en doğrusu değil mi?