Konsolos’un politikası sanki AKP’nin!

IŞID’den kurtarılması için Irak ve Koalisyon güçlerinin karşı saldırıya geçtği Musul dünyanın gündemi olmaya devam ederken bir zamanlar Musul’da Konsolos iken IŞID tarafından kaçırılan ve her ne hikmetse 101 gün telefon şarzı bitemeyen o dönemin konsolusu da yeniden tartışılmaya başladı.


IŞID Tarafından kaçırıldığı iddi edildikten sonra Ardahanlı olduğunu ilk kez Ardahanlılara duyurulan gazetemizin emekleri ve Ardahanlıların kurtarılmasından vekil seçilmesine kadar sahiplendiği Konsolosun o dönemin arka perdesini hala anlatmaması da tartışılan konuıların başında gelmeye devam etmekte.

Geçtiğimiz günlere Sözcü Gazetesinin ‘IŞID’le ile yaşadıklarınının arka planını açıkla’ diyerek seslendiği Konsolos’a bu kez Gazeteci Ahmet Hakan dokundu.

Konsolos’un AKP ile aynı dili konuştuğuna dikkat çeken Ahmet Hakan yaşanan bu durumun bir hayli ilginç olduğunu belirttiği yazsısı şöyle;


CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın Musul yaklaşımları / Ahmet Hakan yazdı…

 

19.10.2016 Çarşamba

O da tıpkı Erdoğan ve AK Parti gibi…

“Sahada olmalıyız” diyor.

O da tıpkı Erdoğan ve AK Parti gibi…

“Masada olmalıyız” diyor.

O da tıpkı Erdoğan ve AK Parti gibi…

“Başika’dan çıkmamalıyız” diyor.

O da tıpkı Erdoğan ve AK Parti gibi…

“Irak Merkezi Yönetimi’nin yaptığı ayıptır” diyor.

O da tıpkı Erdoğan ve AK Parti gibi…

“ABD Ortadoğu’da haritaları yeniden çiziyor, ülkeler bölünecek” diyor.

Hürriyet

Musul Başkonsolosu iken 101 gün rehin tutuldu, istifa edip siyasete girdi, şimdi CHP Genel Başkan Yardımcısı…

Peki farklı ne diyor Öztürk Yılmaz?

Şunu diyor:

“Erdoğan ve AK Parti doğru dürüst ve akılcı adımlar atmak yerine söylenmeyi ve bağırmayı tercih ediyorlar, onlardan ayrıldığımız nokta burasıdır.”

Erdoğan ve AK Parti ile CHP’nin hedeflerde bu denli örtüşüyor olması…

Bana ilginç geldi


**Vekillerimiz Ne İş Yaparlar?


Bir hafta içinde bizim ve diğer ilerin vekileri ne yaptı bir iki örnek: 

Kars vekileri (biri bakan) Kars tren istasyonunda yenileme ve genişletme kararı almışlar diğer muhalefet vekil Kars-Digor yolu ne zaman bitirecekler sorusunu sormuş..

Artvin vekiler; İktidar vekili Borçka-Gürcistan arasındaki kapı çalışması için heyet getirmiş.. Muhalefet vekil Artvin’e yapılacak yeşil katliam için mücadele ediyor..

Rize’nin tüm vekileri havaalanı için Cumhurbaşkanını Rize’ye getirdiler ve onaylandı artı bütün bakanlar oradaymış.. 

Erzurum vekileri; (biri bakan) Doğunun ve bölgenin en büyük hastanesini seneye yetiştirme telaşındalar!!! 

Ya bizimkiler biri Musul’un peşinde diğeri İslamı yeniden inşaatı peşinde..

Yalnızca bir bilgi paylaştım canlar…

Ardahan’da neymiş canım ora çok soğuk acelesi yok hizmetlerin…

Ne diyeyim…

Bütün akılar bizden çıkarya ben ona yanarım..

Sayglar H. Özgür Yılmaz


**ATALAY, İSİPAB 36. İCRA KOMİTESİ


TOPLANTISINDA KONUŞTU..!


İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği Türk Grubu Başkanı Orhan Atalay, “Ülkemizin bu hain örgütle yürüttüğü meşru mücadelesine tam anlamıyla destek vereceğine olan inancımız tamdır.

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği Türk Grubu Başkanı Orhan Atalay, “Ülkemizin bu hain örgütle yürüttüğü meşru mücadelesine tam anlamıyla destek vereceğine olan inancımız tamdır. Çünkü, bu örgüt faaliyetlerini sadece Türkiye’de sınırlı olmayan bu örgüt, sadece Türkiye’nin siyasi istikrarı, imajı, gelişmesi için bir tehlike arz etmiyor” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği 36. İcra Komitesi Toplantısı TBMM’de başladı. TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği Türk Grubu Başkanı Atalay, Fettullah Gülen Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişiminden bahsederek, Türkiye’nin 15 Temmuz akşamı hain ve menfur bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldığını belirtti.

Atalay, darbe girişiminde sivil vatandaşlarında hedef alındığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Uzun geçen o elim gecede 250 vatandaşımız şehit olmuş,2 binden fazla yaralanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yuvalanmış Fettullah Gülen Terör Örgütü üyesi çeşitli rütbelerden bir grup asker tarafından başlatmış olan teşebbüs, milletimizin, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Meclis Başkanımızın, milletvekillerimizin kararlı duruşları, cesur karşı çıkışlarıyla akim kalmış, başarısız bırakılmıştır. 15 Temmuz darbe girişimiyle uluslararası camia ve dost ülkeler nezninde devletimizin her platformunda FETÖ terör örgütüyle ilgili dile getirmiş olduğumuz tezlerin haklılığı bir kez daha, çok daha açık şekilde ispatlanmıştır. Ülkemizin bu hain örgütle yürüttüğü meşru mücadelesine tam anlamıyla destek vereceğine olan inancımız tamdır. Çünkü, bu örgüt faaliyetlerini sadece Türkiye’de sınırlı olmayan bu örgüt, sadece Türkiye’nin siyasi istikrarı, imajı, gelişmesi için bir tehlike arz etmiyor. Çeşitli perdeler arasında, farklı maskeler ardında örgütlenmiş oldukları bütün ülkeler bizim 15 Temmuz gecesi yaşadığımız tehlikeyi bir şekilde beklemeliler. Bu örgütle mücadele etmek, sadece Türkiye ile sınırlı kalmamalı, bunların yuvalanmış olduğu bütün devletler bu mücadeleye iştirak etmelerinde fayda görüyoruz.” 

                             ANKARA KAYNAK: SonDakika.Com



Musul’da Ne Olacak?


**Fakir Yılmaz/Gazeteci


Türkiye’nin dışlandığı Musul operasyonu başladı..


Kimin neyi amaçladığı tartışılan, Kürtlerin ön cehpeden yürüdüğü Musul’un akıbetinin de kestirilemediği bir sürecin yaşandığı Ortadoğu’da oynanan satrançta kimim şah diyeceğini büyük bir merakla beklerken, ülke içinde de gerek iç çatışmalar gerekse donup kalan ekonomide de belirsizlik her geçen gün artarak devam ediyor.


Hükümet ve Saray’ın ısrarla ‘biz de Musul’da olacağız! deyip Irak’ta bile olmak üzere olduğu Ortadoğu’da ki savaşın s


onucunda bölgede ki dengelerin değişeceği de konuşulan bir sürecin hızla aktığı bir bölgede 


Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii dengesinin nasıl olup oturtlacağıda en çok konuşulan konuların başında gelmekte.

Evet Konsolosken kaçırılıp, 101 gün cep telefonu şarzı bitemeyen birinin kaçırılmasının arka planda ne olduğunu hala anlatmadığı Musul’da ne olacak? 

Bilmem ama Kasım ayında bitecek olan ABD seçimleri ile sanırım Musul’unda içinde bulunduğu bölgede bunlar yaşa


nırken ülkede ki işsizliğinin de %10’ları geçtiği haberleri geliyordu, her gün daralan ekonomiyle..


**Size benzemeyeceğim..


Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yönde verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi sordu..

Ben de Hasan Özdemir’in Ardhan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninlşe dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır.. Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek yada bildiğin doğruya devam etmektir’

Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü müacadelimizde önümüze çıkarılan engellemeler bugünde vasıflı olma mücadelesinde görmüyor değiliz.. 

Ama yolumuza devam ediyoruz.. 

Ama benim bugünkü konum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..

Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadele de hep engelleme, arkada konuşma, şerefsizce, alçaka iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızıda bilmenizi isterim..

Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların güçlü bir Ardahan Lobisi korkusu içinde oyun üzerinde oyun içinde olduklarınıda görüyorum..


**Siyasiler kurşun sıkmak..


Yeni bir seçimin olup, olmayacağı yönünde tartışmaların devam ettiği şu günlerde 7 Haziran’ın sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım’da ülkeyi yeniden seçime götürenlerin kazanamadıkları belediyeler de kayyum ataması ardından şimdi de siyasi cinayetler işlenmeye başlandı..

7 Haziran sonuçlarını beğenmeyen tek tarafın mevcut iktidarın değil, 1 Kasım’a kadar yolları kesip, Türkiye Partisi olma iddiasıyla yola çıkan HDP’yi kamuoyu nezdinde yıpratan ve aldığı 81 vekilin kendilerinin sayesinde alındığını belirtip, şımaran PKK’nın üstlendiği siyasi cinayetlerin bu ülkenin ana dinamiklerine olduğu gibi barış ve demokrasi yanlısı olanların elini de zorda bıraktığını da belirtmekte fayda var..

Çünkü; ‘Ya herro, ya Merro’ denilerek halkın seçilmişlerine saldırıp, onları görevden alıp, içeri atmak kadar insanları olduğu gibi siyasileri de öldürmek o kadar yanlıştır.. 

Çünkü benimde içinde bulunduğum kamuoyunun sert bir dille kınadığı bu cinayetlerin siyaset alanını daralttığı gibi bu ülkede siyaset yapan A yada B veya da C partili tüm siyasileri bunaltıp, şaşırtıp, demokrasiyi yok ettirir..


**RÜYAM’DA KİMİ GÖRDÜM?..


Aslında uğurlu günüm Salı..


Siz okurlarımın büyük b ölümünün de içinde bulunduğu toplumun Pazartesi sendoryumunu bende atlatıp, uğurlu saydığım Salı’ya ve ardından Çarşamba, Perşembe derken hazır mesajlarla kutlanan Cuma’dan sonra en sevdiğim gün olan Cumartesi’ye kendimi atarım..


Ve adına; ‘Cumartesi Yazıları’ dediğim yazımı yazarken gerek hafta içinde gerek geride kalan özellerimide okurlarımla paylaşmak istercesine bilgisayarın tuşlarına hızla değil, sakince, dikkatlice hatta bir sevgiliyi okşarcasına dokunur, içimi siz okurlarla paylaşmaya çalışırım ..


Bu cumartesi de öyle oldu..


Hafta boyunca sabahın ilk saatlerinde başına geçtiğim bilgisayarımın açılmasını beklerken dün gece uykumu bölenin ne olduğunu ve neden gece üçte kalktığımı hatırlayıp, sanal beyinli cep telefonumu elime alarak, önce gelen mesajlara sonra bir çoğumuzun içeriğini okumadan başlığına bakıp, yalandan beğendiği facebook’a ardından ülke de ve dünya da yaşananlara bakmak için twitter’e göz attım..


Ve beni uyandıranın neden olduğu aklıma gelince yeni bir cumartesi yazısı daha beynimden kalbime, ardından parmaklarıma oradan da bilgisayarıma akmaya başladı..


Çünkü beni gece yarısı uyandıranın bir rüya olduğu ve o rüya da hayatımın yol haritasını çizen çok değerli birini görmüş, tam olarak olmazsa da şimdi mum ışığı ile aradığım özlediğimi, sevdiğimi görmüştüm.


Rüyamı hatırladıktan ve gördüklerimi iyice hatıladıktan sonra dinlerken olağanüstü bir haz duyduğum Kur’an dinletisi açarak yazıma devam ettim..


Dinlediğim Kur’an hediye ettiğiminin, dün değerini çokta bilmediğimiz, çekip gittikten sonra da gözyaşları içinde aradığımız olması ise bir başka bir eziklik ve arayıştı..


Sizce rüyamda gördüğüm hangi sevdiğim, hangi beni ardından bırakıp, çekip, giden ve gelmesi mümkün olmayan ve bizi bekleyendi..


**Ekmeğe muhtaç bırakmak..


Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce

ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete’de isimleri yayımlananların

sayısı 100 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.

Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir

bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ’cü olduğuna kimse

inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada

görevden alınıyor.

Sadece bu alandamı oluyor ki bunlar? 

Hayır tam tersi hemen her alanda yaşanan bu durum bizim camiamızda da yaşanıyor..

Son olarak benimde bir dönem gazete çıkardığım Kocaeli’nin en önemli gazetecilerinden olan Güngör Aslan’ın da gazetesine el konulup, ekmeğe muhtaç bırakıldığını öğreniyorum..

‘Kendisini arayıp, yapabileceğim bir şey var mı? diye sorduğum bir anda Ardahan’da beni arayan eşim basın müdürlüğünün ilanımızı iki aylığına askıya aldığını öğreniyorum..

Beni de şok eden bu gelişmenin gerekçesi de gazetemizin bo yalarının kurumadan basına götürüldüğü ve baskı hataları olduğu için olduğunu öğreniyordum..

Eşimin gergin ses tonunu ‘Bir şey olmaz hanım, neye dayanmadı ki buna da dayanmayalım’ diyerek yumuşatmaya çalıştığım bir sıra da bu ülkede birilerinin birilerini ekmeğe muhtaç hale getirmekle meşgüldü..


**Ayrılıklar hep zordur..


Ülkenin komşuları ile olan sorunları, komşuların emperyalist güçlerce işgal edilmeye çalışması, toprak ayrımları ve parçalanmalarını tartışıldığı bir sürecin yaşandığı şu günlerde yeniden ısıtılıp, önümüze getirilen başkanlık sisteminin ayrışıma neden olacağı da konuşulmakta..

Yani önce Başkanlık, ardından bu başkanlığı başında olacağı eyaletler ardından herkesin kendisini yönettiği öz yönetimlerin gündeme gelebileceği korkusu ve travması yaşanıyor ülkemde..

Evet benim de desteklediğim ve istediği başkanlık sistemine geçmeye çalışan ve 10 yıla yakındır bir çok sorun ve sıkıntıya neden olan sistemden ayrılmak istemeyen ülke zorda..

Başkanlık gelsin mi, gelmesin mi?

Sistem yenilenerek kalsın mı, kalmasın mı?

Başkanlık gelirse yapabilir miyiz, yapamaz mıyız?

Bölünür müyüz, bölünmez miyiz?

Soruları ile tartışılmaya devam eden sistem değişikliği bu ülkeye ne getiri bilmem ama bana sorarsanız kavga etmeden tartışılması en güzeli..

Çünkü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından bu yana zaten sistem değişmiştir..

denilen bir ülkedeyiz.. 

Ve Reis denilip, üzeri kapatılmak istenen Başkanlığı zaten o günden bugüne kadar Başkan olarak yapan bir Erdoğan bunu resmileştirmek istiyor..

Evet başkanlığı bende ama ülkemin bölünmeden istiyorum..

Bu ülkenin sistem değişikliğine olan ihtiyacın daha çok tartışılmadan, kan, revan bulaşmadan gerçekleşmesinde yanayım..

Zor ama şart olan bu değişikliği bir an gerçekleştirmek bu ülkenin önünü olduğu gibi hepimiz rahatlatacağına inananlardanım..

Kısacası aşklardan, sevdalardan, sevdiklerinizden, alıştıklarınızdan

ayrılırken yaşanan aynı  duygu gibi 100 yıldır yaşadığımız sistemde de ayrılmak zor olsa da şarttır..


Memur-Sen, Demirtaş’ı görmezden geldi… 


**Gün gelecek tarihde sizi görmeyecek


Fetö’cülerin en çok bünyesinde bulunduğu sivil toplum kuruluşlarının başında gelen Memur-Sen, yayımladığı teşekkür beyannamesinde, 15 temmuz darbesi sürecinde, “seçilen hükümeti ve meclisi” destekleyen, demokrasinin savunucusuyuz açıklaması yapan milyonlarca kişinin oy verdiği HDP’yi görmezden geldi..


Siyasi sürecimizi neredeyse darbeler süreci olarak gösterebileceğimiz bir tarihimiz varken, ve bu tarih boyunca, demokrasi, özgürlük, eşitlik savunuculuğu yapan, bir çok kayıp ve bedeller veren bir partiyi görmezden gelmek, olsa olsa daha düne kadar FETÖ’cülerle yol arkadaşlığı yapanların işi olurdu heralde.


Bünyesinde Fetö’cüleri en çok barındıran sivil toplum kuruluşlarının başında gelen Memur-Sen, en son 15 temmuz darbesi sürecinde tüm kuvvetleri ile, demokrasinin ve meclisin yanında olduğunu belirten Selahattin Demirtaş’ı görmezden gelmesi, belki Demirtaş’ın ve kurmaylarının pek takacağı birşey değil.


Fakat toplumun vicdanı ve izleyicisi olan gazetecinin görüp, kayıt altına alarak, tarihe not düşmesi herhalde bir meslek gerekliliğidir.


Mecliste ki üçüncü büyük çoğunluğa sahip arkasında bıraktığı partileride hesaba katarsak ömrü boyunca DEMOKRASİNİN askeri olmuş bir partiyi görmezden gelmek, “Bugün meydanlarda Demokrasiyi savunanları” desteklemeyi ne kadar inandırıcı kılar?


Bugün yalakalığını yaptığınız başkan Erdoğan’ı dün cezaevine atılırken de, meclise girerkende, meydanlarda, kürsüde, hapiste uğradığı haksızlıklar karşısında kayıtsız kalmayan samimi Kürtler, 15 temmuz gecesi ilk sokağa çıkanların başında gelenlerdir.


Dün ve hatta bugün iş birliği yaptığınız FETÖ’cülerle mücadeleyi yıllardır yapan bu halk ve partisi, siz görmezden geleceksiniz veya başlarını okşayacaksınız diye değil, gerçek bir DEMOKRASİ askerleri olduğu için, DEMOKRASİNİN yanında kalacaklar…


Demirtaş’ın FETÖ’cüler hakkında iddialarda bulunduğu tarihlerde unutulmamalıdır ki sizler “kendileriyle” kolkolaydınız..


Tarih unutur mu?

En basitinden Youtube’den https://www.youtube.com/watch?v=8WeDijokaoI bu linki tıklayanlar bu beyannamede Demirtaş’ı görmezden gelenler, utanabileceklerdir..tabi kendilerinde biraz ar ve vicdan varsa eğer…

Yine de biz halkın sesi olarak bu sahte demokrasi sevicileri de dahil tüm ülkemize geçmiş olsun diyor ve Demokrasi gölgesi altında huzur dolu güçlü bir ülkede yaşamayı diliyoruz..


https://www.youtube.com/watch?v=P1JnkUmSvTw